kar ve buz altında kalup niçe bin âdemin eli ve ayakları donup cümle asker gulû …
Bu hâlde iken bir gece tûfân-ı azîm olup cümle haymeler kar ve buz altında kalup niçe bin âdemin eli ve ayakları donup cümle asker gulû-yı âm edüp seferden avdet etdiklerinde Abaza askerin akîblerine düşüp rûz-merrede yeniçeri tâ’ifesin kıra kıra Hınıs ve Mama Hâtûn nâm menâzillerde niçe bin benî âdemin dest [u] pâları donup erre-i Zekeriyyâ ile bürüm eyleyüp bir kuyuya doldurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 64b ·
metinde göster ·
… e dek İslâmbol kavmi Ramazân'a istikbâl 146a takrîbiyle bu Kâğızhâne fezâsına
haymeler
kurup kâmil bir ay şeb-bük nâmıyla zevk u safâ ederler. İşte bu Kâğızhâne böyle …
Ve yigirmi senede bir esnâf-ı sarrâcân dahi bunda teferrüc edüp bu dahi teferrüc-i ibret-nümâ olur. Ammâ her sene mâh-ı Şa‘bân'ın gurresinden âhirine dek İslâmbol kavmi Ramazân'a istikbâl 146a takrîbiyle bu Kâğızhâne fezâsına haymeler kurup kâmil bir ay şeb-bük nâmıyla zevk u safâ ederler. İşte bu Kâğızhâne böyle bir câ-yı sürûrdur. Ve bu teferrücgâhdan şimâle bin adım,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b–146a ·
metinde göster ·
Bu haymeciler tahtırevânlar ve arabalar üzre münakkaş ibret-nümûn
haymeler
kurup içinde çadırcı dilberânları işleyerek birbirlerine şaka ederek geçerler.
Bu haymeciler tahtırevânlar ve arabalar üzre münakkaş ibret-nümûn haymeler kurup içinde çadırcı dilberânları işleyerek birbirlerine şaka ederek geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192b ·
metinde göster ·
… Efendi ve Şefî‘i Efendi ve niçe cânlar ile seyishâneler ve müte‘addid çerke ve
haymeler
ile Bursa'dan çıkup kıble cânibine Bınarbaşı'na, andan yokuş yukaru beş sâ‘at g …
Kırk elli yârân-ı bâ-safâ olup şehir a‘yânından Mü’ezzin Cin Çavuş ve Nâ’ib Alî Efendi ve Şefî‘i Efendi ve niçe cânlar ile seyishâneler ve müte‘addid çerke ve haymeler ile Bursa'dan çıkup kıble cânibine Bınarbaşı'na, andan yokuş yukaru beş sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
ile yine meks edüp bir gün zevk u safâ eyledik. Andan yine yokuş aşağı karcılar …
Menzil-i Kadıyaylası: Haymeler ile yine meks edüp bir gün zevk u safâ eyledik. Andan yine yokuş aşağı karcılar yoluyla kâmil 10 sâ‘atde şehr-i Bursa'ya dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 231a ·
metinde göster ·
… tarafında birer kûşe ibâdethâne külbe-i ahzânları vardır. İki yüzden mütecaviz
haymeler
var. Biz dahi hayme-i müzeyyen, kuşda kurup sohbete başladık. Mukaddemâ {tahrîr …
Menzil-i Germ-âb-ı cihân-nümâ : Bir hâlî kûhistân içre aslâ güneş te’sîr etmez bir hıyâbân-ı kûyâhdır kim her tarafında birer kûşe ibâdethâne külbe-i ahzânları vardır. İki yüzden mütecaviz haymeler var. Biz dahi hayme-i müzeyyen, kuşda kurup sohbete başladık. Mukaddemâ {tahrîr olunan} Dil İçmesi'nde müshil su içenler elbette bunda germ-âb ılıcalarına gelüp tahsîl-i mizâc ederler, bir kûh-ı bâlâ içre ılıcalardır. Yanko b. Madyân zamânı binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244a ·
metinde göster ·
… lar etdiler kim huddâmlarımız ma‘dîkerb-vâr sâhib-i şikem oldular. Ve atlarımız
haymeler
önünde yonca ve tırfil ve ayrık ve firye yidiler kim her bir hussânın karnı hum …
Menzil-i nehr-i azîm Zengî: Kenarında haymelerimizle meks etdikde azamet-i Hudâ bu sahrânın cânib-i erba‘asında olan kendlerin ahâlîlerinden Osmânlı gelmiş deyü ol kadar âdemler hedâyâlarıyla gelüp bî-hisâb me’kûlât [ü] meşrûbâtlar getirüp mihmândârlıklar etdiler kim huddâmlarımız ma‘dîkerb-vâr sâhib-i şikem oldular. Ve atlarımız haymeler önünde yonca ve tırfil ve ayrık ve firye yidiler kim her bir hussânın karnı hum-ı Husrevânî-misâl oldular. Ve bu nehr-i Zengî cânib-i kıblede Hârân dağlarından cem‘ 294b olup cânib-i şimâle cereyân edüp niçe bin pâre kendleri reyy edüp iner. Nehr-i Araz'a, Araz Kür'e, Kür bahr-i Gîlân'a mahlût olur. Andan yine cânib-i şarka ma‘mûristân kendlerin sahrâlarında sayd [u] şikârlarımız hargûş olup 10 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294a–294b ·
metinde göster ·
… îs derelerinden Rahova nâm bir sahrâya çıkup bir çemenzâr köşede kırk elli aded
haymeler
kurulup hân hazretleri paşayı ol hayemâtlara indirüp bir ziyâfet-i âlî olmuşdur …
Hulâsa-i kelâm şehr-i Bitlîs'de on gün on gice tekâ‘üd etdiğimizde ahâlî-i beled ile ol kadar hüsn-i ülfet olundu kim ta‘bîri mümkin değildir. Ve paşa ile hân birbirlerine ol kadar muhabbet edüp birbirlerine eyle ikrâm etdiler kim meğer bu ikrâmı Hâtem-i Tayy veyahûd Ca‘fer-i Bermekî etmemiş ola. Netîce-i merâm iki bin askerle paşanın tuğları Rahova nâm mahalle gitdikde ertesi gün paşa hân ile vedâ‘ mahallinde öpüşüp görüşüp paşa esb-i sabâ-sür‘atine süvâr olup hân ile at başı berâber alây-ı azîm ile Van'a revâne olarak Bitlîs derelerinden Rahova nâm bir sahrâya çıkup bir çemenzâr köşede kırk elli aded haymeler kurulup hân hazretleri paşayı ol hayemâtlara indirüp bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu dahi ve mine'l-acâ’ibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 235b ·
metinde göster ·
ile zeyn olup âbâdân oldu. Ordu-yı İslâm eyle vâsi‘ oldu kim bir ucundan bir uc …
Hamd-i Hudâ kal‘a-i Van'ın bu kadar seyr ü temâşâların edüp niçe yüz sulehâ-yı ümmetlerin hayr du‘âlarıyla behremend olup niçe ziyâretler etdik. Ammâ ez-în-cânib efendimiz Melek Ahmed Paşa kal‘a-i Van'a dâhil oldukda Timur-ı bî-nûrun Van kal‘asına yığdığı türâbı deryâya dökmeğe ihtimâm-ı tâm edüp eyâlet-i Van'da olan (---) aded beğlere ve dörd aded serbes hâkimlere evâmir-i şerîfler göndermiş idi. Cümle sem‘an ve tâ‘aten deyüp gün-be-gün deryâ-misâl Kürdistân askeri me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla ve hayme vü hargâh-ı bâr u bengâhlarıyla ve paşaya bî-kıyâs hedâyâlarıyla cümle gelüp sahrâ-yı Van'da meks edüp fezâ-yı Van haymeler ile zeyn olup âbâdân oldu. Ordu-yı İslâm eyle vâsi‘ oldu kim bir ucundan bir ucuna iki sâ‘atde varılırdı. Hemân üç bin ehl-i sûk haymesi ve aşbâzları var idi. Paşa bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp hamd edüp cümle hizmet-i pâdişâhîyi edâ etmeğe gelen beğlere dilnüvâzlıklar ve çâre-sâzlıklar edüp ihsân [u] in‘âmlardan mâ‘adâ beher yevm ikişer kerre cemî‘i ümerâlara ve mîr-i aşâ’irlere ziyâfet-i azîmler edüp hayr-ı hâtır ederdi. Ve matbah-ı Keykâvûs'dan cemî‘i kavm-i Ekrâd ni‘met-i firâvân Taht-ı Van'da bezl edüp kavm-i Ekrâd def‘-i cî‘ân ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a ·
metinde göster ·
… ordu-yı İslâm içre ancak dörd aded şâhrâh yollar alıkoyup mâ‘adâ kat-ender-kat
haymeler
konup cânib-i erba‘aya karavullar kondu.
Ve Pinyanişî beği altı bin bahâdır ile sağ ince karavula ta‘yîn olundu. Ve Gâzîkıran beği solkola ince karavula fermân olunup ba‘dehû bu Ezgal köyünden kalkup Van deryâsı kenârıyla Rahova nâm sahrâda Çalış çayırında cümle asker paşa otağın ortaya alup herkes kollu kollarınca yerlü yerlerine tınâb tınâba çıt-a-çıt kurup ordu-yı İslâm içre ancak dörd aded şâhrâh yollar alıkoyup mâ‘adâ kat-ender-kat haymeler konup cânib-i erba‘aya karavullar kondu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 262b ·
metinde göster ·
… ızlarında niçe bin tüfeng-endâz âdemler birbirlerine tirkeşüp gûnâ-gûn külbe vü
haymeler
ile cümle dağlar zeyn olmuş idi.
Hakkâ ki Bitlîs derelerin derbend-i çalındır etmişler ve her kat meterislere kat-ender-kat benî Âdem doldurmuşlar. Hakkâ mukaddemâ Tahte'l-Van altında giriftâr olan dillerin sözleri sahîh imiş ve bu gûne muhîl Ekrâd'[da]n mâ‘adâ Bitlîs'in dere ve depelerde ve cemî‘i ser-i püşte ve püştelerde der-beste olmuş dere ağızlarında niçe bin tüfeng-endâz âdemler birbirlerine tirkeşüp gûnâ-gûn külbe vü haymeler ile cümle dağlar zeyn olmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b ·
metinde göster ·
kurulup cümle Üstürgon ulemâları üç gün üç gece tilâvet-i Kur’ân etmeğe me’mûr …
Ve bu şehîd üzre haymeler kurulup cümle Üstürgon ulemâları üç gün üç gece tilâvet-i Kur’ân etmeğe me’mûr olup Sadrıa‘zamdan ulemâlara ihsân [u] in‘âmlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… rân etdi. Her tınnâba birer âdem yapışmak ile olmayup tınnâblar ellerinde kalup
haymeler
yerde kurulurken semâda ber-havâ dururdu. El-hâsıl cümle halk vâveylâ [ü] vâvel …
Hikmet-i Hudâ ol gün bir rîh-i sarsar esüp cümle çadırları pâre pâre edüp hevâya perrân etdi. Her tınnâba birer âdem yapışmak ile olmayup tınnâblar ellerinde kalup haymeler yerde kurulurken semâda ber-havâ dururdu. El-hâsıl cümle halk vâveylâ [ü] vâveledâya düşüp ale'l-ittifâk yalın ayak paşanın otağına gelüp müşâvere etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a ·
metinde göster ·
… şehrinde cümle sekiz yüz mikdârı kârgîr dekâkînler vardır. Ve bin mikdârı dahi
haymeler
ve külbeler ile esvâk-ı muhtasarlar vardır. Ekseriyyâ dükkânlar mezkûr şürefâ s …
Ve bu Mîne şehrinde cümle sekiz yüz mikdârı kârgîr dekâkînler vardır. Ve bin mikdârı dahi haymeler ve külbeler ile esvâk-ı muhtasarlar vardır. Ekseriyyâ dükkânlar mezkûr şürefâ sarâylarının altında vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y325a ·
metinde göster ·
… Ve mağrib ezânları okunup edâ-yı salâtdan sonra ol gece Kara Meydân'da ne kadar
haymeler
var ise niçe yüz bin kanâdîl meş‘al ve fânûs ile Kara Meydân'ı Y 199b çerâğân …
Bu gece Kara Meydân'da hükûmet emîrü'l-hac kethudâsı ve kisve nâzırı hükmündedir. Ve mağrib ezânları okunup edâ-yı salâtdan sonra ol gece Kara Meydân'da ne kadar haymeler var ise niçe yüz bin kanâdîl meş‘al ve fânûs ile Kara Meydân'ı Y 199b çerâğân edüp ak meydân-ı nûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y199a–Y199b ·
metinde göster ·
… r bu cebelden zîr-i pâda görülür. Bir gün bir gece bu cebelin zirve-i a‘lâsında
haymeler
kurulup mevlûd-ı azîm olur. Bu câmi‘ ve hayrât sâhibi âl-i Abbâsiyân'dan El-mus …
Bu âsitâne dahi cebel-i Mukattam üzre tâ zirve-i a‘lâsında bir âsitâne-i âlîdir. Cümle şehr-i Mısır bu cebelden zîr-i pâda görülür. Bir gün bir gece bu cebelin zirve-i a‘lâsında haymeler kurulup mevlûd-ı azîm olur. Bu câmi‘ ve hayrât sâhibi âl-i Abbâsiyân'dan El-mustansır Billâh Y 224a vezîri emîrü'l-cüyûş Ebünnecm Bedrü'l-Cemâlî nâm vezîr-i âlî-tebâr binâ etdiğinden Cûşî dağı derler, ammâ dağının ismi cebel-i Mukattam'dır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y223b–Y224a ·
metinde göster ·
Ve niçe yüz bin kayasa ve kayık ehl-i züvvârı götürüp getirmede. Ve
haymeler
ile çârsû-yı bâzârda ayş [u] işret olunmada. Bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim gûy …
Ve niçe yüz bin kayasa ve kayık ehl-i züvvârı götürüp getirmede. Ve haymeler ile çârsû-yı bâzârda ayş [u] işret olunmada. Bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim gûyâ ıyd-ı Hârezmşâhîdir. Mâh-ı Temmûz'da bundan gayrı yerde böyle cem‘iyyet-i kübrâ olmazdır. Zîrâ Ebû Hüreyre hazretlerinin merkad-i pür-envârı kubbe-i nühtâkının cânib-i şarkîsinde bir âb-ı latîf çıkar, ana Ayn-ı Hirre derler, gûyâ kedi gözü gibi mücellâ ve berrâk olduğundan Ayn-ı Hirre derler. Ebû Hüreyre hazretlerinin kerâmetiyle hurûc etmişdir. Âsitâne-i Ebû Hüreyre'de olan niçe bin hirreler bu âb-ı nâbdan nûş edüp bi-emrillâh def‘-i cû‘ ve def‘-i atşân eder. Yohsa ol kadar bin gürbelerin bir yerden ta‘yînleri yokdur, ancak ol su ile kifâflanırlar, anıniçün Ayn-ı Hirre derler. Eyyâm-ı Temmûz'da kırk gün kan cereyân eder. Zîrâ Ebû Hüreyre gazâ-yı Mısır'da mecrûh olduğu sâ‘at kanı yere düşdükde bu âb zemînden kan cereyân eder. Tâ ki kırk gün tamâm olup ol cerâhatden Ebû Hüreyre şehîd olduğu sâ‘at beyâz ve koyu cereyân eder. Hâlâ ile'l-ân mevlûd günlerine gelince mâh-ı Temmûz'da kızıl kan akar. Ol günde hâ’iza hâtûnlar kanlı suyundan nûş edüp hayızdan kesilirler. Tâ ki mevlûd günleri olunca bi-emrillâh kan dinüp âb-ı rakîk cârî olur. Ba‘de'l-mevlûd ol âb-ı latîf üzre bay u gedâ ve pîr [ü] civân ve merd [ü] zenân ve cümle kibâr-ı meşâyihân Y 271b cem‘ olup du‘â vü senâ etdükçe kan kesilüp zülâl-i musaffâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271a–Y271b ·
metinde göster ·
… t olup cümle cüyûş-ı muvahhidîn ehl-i züvvâr merâkiblerden taşra çıkup niçe bin
haymeler
ile meks edüp iki gün ikâmet edüp cemî‘i kurâlardan kirâ hamîrleri ve bagalları …
Lisân-ı Arabda (---) demekdir. Bu şehrin cânib-i şimâlî tarafında Nîl-i mübârek kenârında cümle keştîler lenger endaht olup cümle cüyûş-ı muvahhidîn ehl-i züvvâr merâkiblerden taşra çıkup niçe bin haymeler ile meks edüp iki gün ikâmet edüp cemî‘i kurâlardan kirâ hamîrleri ve bagalları ve cemâlleri gelüp cümle bârhânelerin tahmîl etmeğe meşgûl olup giden gidenin olur. Ba‘zı cânlar yevm-i hamîsi ve yevm-i cum‘ayı anda edüp ziyâretler eder. Zîrâ bu Zifte ile Seyyid Ahmed el-Bedevî mâbeyni beş malaka yerdir ve beş sâ‘at karîbdir, şöyle ma‘lûm ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y280b ·
metinde göster ·
ile tarîk meşâyihleri meks edüp bu fezâ-yı arzı lâlezâr edüp her şeb tâ sabâha …
Ve bu sahrânın bir tarafın niçe yüz haymeler ile tarîk meşâyihleri meks edüp bu fezâ-yı arzı lâlezâr edüp her şeb tâ sabâha dek tevhîd-i erre çekilüp sadâ-yı tevhîd evce peyveste olur. Bir fırka kavim dahi gece gemilere süvâr olup muvâfık eyyâm ile tâ Mahalle-i Ebû Alî'ye varınca top u tüfeng ü fişenglerin atarak sancağ u bayrağ u filandıraların açarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303b ·
metinde göster ·
… ra zurna faslı ederek yine merkezlerine gelüp karâr ederler. Urbân tâ’ifesi ise
haymeler
ve çârsû-yı bâzâr içre "İllâ yensuru's-sultân" deyü dakkü'l-kef ya‘nî el çarpup …
"Bire kocalime, bire gemi, bire elâ gözlü, Sultân Mehemmed Hânî" deyü haykırarak ve tablların çalarak yine Nîl ile cereyân edüp sâde nağara ve cura zurna faslı ederek yine merkezlerine gelüp karâr ederler. Urbân tâ’ifesi ise haymeler ve çârsû-yı bâzâr içre "İllâ yensuru's-sultân" deyü dakkü'l-kef ya‘nî el çarpup leylü'n-nehâr bir hây hûdur kim gûyâ gulgule-i Hind'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y303b ·
metinde göster ·
… n Sa‘îd-i âlî'sinde sâkin olur Kınâ şehrinden Abâbide kavmi üç bin mikdârı kara
haymeler
ile meks edüp sevâhile çıkmışlar. Esmerü'l-levn Mısır uryânıdırlar. Kelimâtları …
Bu Abraş hâkine kadem basınca Mısır'ın Sa‘îd-i âlî'sinde sâkin olur Kınâ şehrinden Abâbide kavmi üç bin mikdârı kara haymeler ile meks edüp sevâhile çıkmışlar. Esmerü'l-levn Mısır uryânıdırlar. Kelimâtları yine Arabîdir, ammâ bu diyârda Abraş kavminin bir acâyib ü garâyib hoş lehce lisânları olduğundan Abraş hâkiminin imâmından ba‘zı kelimâtların tahrîr eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
Bu dağlarda ve sahrâlarda niçe kerre yüz bin Hânende kabîlesi
haymeler
ile ve karyeler ile sâkinlerdir. Niçesi haymelerimize gelüp ceyrân ve kuzu ve H …
Bu dağlarda ve sahrâlarda niçe kerre yüz bin Hânende kabîlesi haymeler ile ve karyeler ile sâkinlerdir. Niçesi haymelerimize gelüp ceyrân ve kuzu ve Habeş tavuğu ve darı ve darı ekmekleri getirdiler. Cümle kavmi Süryânîce kelimât ederler. Bunların lisânından dahi tahrîr etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… fâ’iz kalur. Taht-ı hükûmetinde yigirmi altı pâre kurâdır. Şehri yokdur, kâşif
haymeler
ile meks eder. Ve Mısır cânibinde Besâtîn nâm belde ile müşâdır, tâ Mısır yanın …
Eyâlet-i Circe hükmünde başka kâşiflikdir. Yedi bölükden mustahfızânı yokdur. Ammâ yüz elli tevâbi‘iyle yigirmi kîse mâlı ve (---) erdeb gılâli tahsîl edüp Circe dehlîzinde muhâsebesin görür, kendüye on beş kîse fâ’iz kalur. Taht-ı hükûmetinde yigirmi altı pâre kurâdır. Şehri yokdur, kâşif haymeler ile meks eder. Ve Mısır cânibinde Besâtîn nâm belde ile müşâdır, tâ Mısır yanında bu Şark Atfîh hudûdu tamâmdır. Şark Atfîh'de Circe hudûdudur, Circe'nin cânib-i şarkî hudûdu Besâtîn'de. Q 349bP 343b Ve yüz elli akçe kazâdır. Mısır karîb olmağile Mısır mollâlarına nâhiye ihsân olunur, mâhiyye bin para hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·