Cümle kahvehâneleri hezâr-fen üstâd-ı kâmiller mâl-â-mâl-i kahhâvîlerdir. Cümleden Ulu Câmi‘ dibinde Emîr kahvesi münakkaş ve müzeyyen ve kân-ı a‘yân ve mahbûb-ı cihân rakkâsları var kim her biri bî-bedel mümtaz [u] müstesnâlardır. Bu kahve Ulu Câmi‘ kurbunda olmağıla bâng-ı Muhammedî "Hayya ale's-salâ" dedikde kahvede bir cân kalmayup câmi‘e giderler. Gâyet musallî Bursa halkıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… p meterislere girdiler. Hatta baş bölükbaşımız olan Zıpır bölükbaşı ale's-sabâh
hayya
ale's-salât mahallinde alâ mele’i'n-nâs kırk bayrak sarıca ile sarı arı gibi kû …
Hemân bizim paşa ile gelen asker dahi vakt-i Şâfi‘îde Sincâr kayalarının altında pinhân olup meterislere girdiler. Hatta baş bölükbaşımız olan Zıpır bölükbaşı ale's-sabâh hayya ale's-salât mahallinde alâ mele’i'n-nâs kırk bayrak sarıca ile sarı arı gibi kûh-ı Saçlı'ya âteş-i sûzân saçup meterise girdiler. Çûn ale's-sabâh oldu, gerüden asker-i deryâ-misâl gelüp vâdî-i Sincâr hayme vü hargâh ve bâr u bengâh ile lâlezâr olup zeyn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 214b ·
metinde göster ·
ale's-salâ, hân ocağı dâ’im ola, Melek Ahmed Hân kâ’im ola, rûh-ı Fisagores-i T …
Manzara-i ibret-nümâ ve mine'l-garâ’ib ü acâ’ib san‘at-ı ilm-i simyâ: Mukaddemâ şehr-i Bitlîs'e alây-ı azîm ile girerken esb-i lâğara süvâr olan Monlâ Muhammed meydân-ı muhabbete yine ol kirli ve bezirli ve pelâs pelâs destârıyla ve hırka-i hezârpâre-i nemed peşmînesiyle huzûr-ı paşaya gelüp yüz du‘âdan sonra Kürd lehcesiyle "Meni bu siyaset meydâna ne çağırmışsuz. Ziyâfet meydânına çağırmışsuz kim pelâs pelâs esbâbı vardır, dersüz. Şimdi menden ma‘rifet istersiz" deyü gazabâne niçe kelimât-ı zebân-dırâzlıklar edüp eydür: "Hayya ale's-salâ, hân ocağı dâ’im ola, Melek Ahmed Hân kâ’im ola, rûh-ı Fisagores-i Tevhidî ve Ebû Alî Sînâ ve bürâder-i cân-berâberi Ebü'l-Hâris ervâhları şâd ola." deyüp meydân-ı muhabbete bir çuval koyup pehlivân ve nökerün yârdihleri dâ’ire ve kudüme el urdular. Hemân Monlâ Muhammed el kaldırup eydür: "Eyâ huzzârân yârân-ı ihvânân! Bilin, âgâh olun! Eğer katı yürekli merd-i Hudâ kişiler iseniz benim temâşâma sâbit-kadem olun. Ve illâ bir kadem-i mukaddem taşra çıhmağa tekaddüm edin." deyü hemân anadan doğma uryân olup şallak u mellak bu meydânda bir hayli deverân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a ·
metinde göster ·
Ve Kara Kadı câmi‘i tarz-ı kadîm bir küçük câmi‘dir. Ammâ gâyet musanna‘dır ve kubbe-i latîfi kurşumludur. Ve bu şehirde böyle kâşî-i çîn ile mebnî minâre-i mevzûn-ı musanna‘ yokdur kim üstâd mühendis taşrasından zıh zıh ve burma burmadır, tâ kadeh-i câm-ı Cem-misâle varınca girih girih bir minâre-i zîbâdır. Zamân-ı ezân oldukda mü’ezzinân-ı hoş-elhân sadâ-yı "hayya ale's-salâ"yı bülend Dâvûdî savt-ı hazîn ile "hayya ale'l-felâh" ezân-ı iz‘ânı ehl-i îmâna ısgâ ve i‘lâm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y80b ·
metinde göster ·
ale'l-felâh" ezân-ı iz‘ânı ehl-i îmâna ısgâ ve i‘lâm ederler.
Ve Kara Kadı câmi‘i tarz-ı kadîm bir küçük câmi‘dir. Ammâ gâyet musanna‘dır ve kubbe-i latîfi kurşumludur. Ve bu şehirde böyle kâşî-i çîn ile mebnî minâre-i mevzûn-ı musanna‘ yokdur kim üstâd mühendis taşrasından zıh zıh ve burma burmadır, tâ kadeh-i câm-ı Cem-misâle varınca girih girih bir minâre-i zîbâdır. Zamân-ı ezân oldukda mü’ezzinân-ı hoş-elhân sadâ-yı "hayya ale's-salâ"yı bülend Dâvûdî savt-ı hazîn ile "hayya ale'l-felâh" ezân-ı iz‘ânı ehl-i îmâna ısgâ ve i‘lâm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y80b ·
metinde göster ·