… hulvü'l-kelâmından ve dînleri uğuruna şühedâların defn etdi deyü şeyhden {kral}
haz edüp
Baba Ca‘fer ile gelen nâmelerin cevâbının me’âl-i muhassılın kendü nâmelerine t …
Ba‘dehu Şeyh Maksûd'un hüsn-i hulkundan ve hulvü'l-kelâmından ve dînleri uğuruna şühedâların defn etdi deyü şeyhden {kral} haz edüp Baba Ca‘fer ile gelen nâmelerin cevâbının me’âl-i muhassılın kendü nâmelerine tahrîr edüp niçe bin Tâkyânûsî eşrefî ile mu‘azzez ü mükerrem Şeyh Maksûd'u Bağdâd'da Hârûnu'r-Reşîd'e irsâl eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 22b ·
metinde göster ·
Ayasofya'nın cânib-i erba‘asına azîm pâyeler inşâ etdi kim her biri birer sedd- …
Ol asırda Bursa'da Ulu Câmi‘'i ve Edirne'de Eski Câmi‘i Yıldırım Hân içün binâ eden Mi‘mâr Alî Neccâr hayâtda olmağile fi'l-hâl Ebü'l-feth Kostantîn'e dostluğa binâen sûret-i mahabbetden görünüp Ayasofya'nın ta‘mîr [ü] termîmiyçün Koca Mi‘mâr Alî'yi Tekur'a gönderüp kıral gâyet haz edüp Ayasofya'nın cânib-i erba‘asına azîm pâyeler inşâ etdi kim her biri birer sedd-i Kahkahâ ve sedd-i Ye’cûc-misâl sedd-i bî-sütûnlardır. Hâlâ Ayasofya câmi‘inin etrâfında ol pâyeler zâhir ü bâhir olup Ayasofya anlar ile metânet bulmuşdur. Ammâ Ayasofya'nın sağ tarafındaki Sarıkcılar dükkânları mâbeyninde olan pâyenin içini Mi‘mâr Alî iki yüz kademe minâre yolu gibi yol eyledikde kıral-ı dâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36a ·
metinde göster ·
… şâh-ı pür-rahim, Abaza Paşa'nın sâdıkâne sözlerinden ve bu mertebe inkıyâdından
haz edüp
gazab-âlûd iken gazabı teskîn olduğun cümle musâhibîn ü mukarrebîn ve huzzâr-ı …
Pâdişâh-ı pür-rahim, Abaza Paşa'nın sâdıkâne sözlerinden ve bu mertebe inkıyâdından haz edüp gazab-âlûd iken gazabı teskîn olduğun cümle musâhibîn ü mukarrebîn ve huzzâr-ı meclis olan vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve hutebâ ve Şeyhülislâm Yahyâ Efendi ve Serdârü'l-mu‘âzzam Husrev Paşa dahi cümlesi hâk-i pâ-yı serîr-i sa‘âdete yüz sürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66a ·
metinde göster ·
… -ı pehlivânân olan Ahmed kolu Çingânesinin çağanabâzlığından ve kâr-sâzlığından
haz edüp
yüz kîse ve yeniçeri ağalığı ihsân etdi. Âhir Çingâne Ahmed {eydir}
Ve Ahmed kolu nâm ser-çeşme-i bâzbâzân-ı pehlivânân olan Ahmed kolu Çingânesinin çağanabâzlığından ve kâr-sâzlığından haz edüp yüz kîse ve yeniçeri ağalığı ihsân etdi. Âhir Çingâne Ahmed {eydir}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 105a ·
metinde göster ·
… ıkup temâşâ ederler. Ekseriyyâ Sultân Murâd-ı Râbi‘ efendimiz bu câ-yı latîfden
haz edüp
ayş [u] nûş ederdi. Bunda bir çemenzâr yerde cirid-endâht etdikleri nişânı taşı …
Bâğçe üstâdı ve yüz aded bostâncı neferâtları vardır. Bir ormanistân içre bir kûhî vâdîdir. Bir hammâmı ve müte‘addid kâ‘aları vardır. Pâdişâhlar sürgün avı edüp cümle hayvânâtı bunda tokada tıkup temâşâ ederler. Ekseriyyâ Sultân Murâd-ı Râbi‘ efendimiz bu câ-yı latîfden haz edüp ayş [u] nûş ederdi. Bunda bir çemenzâr yerde cirid-endâht etdikleri nişânı taşındaki târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139b ·
metinde göster ·
… i yine Hindistân'da Rey şehrinde medfûndur. Hazret-i Resûl, râyiha-i tayyibeden
haz edüp
bunlar dâ’imâ Hazret['e] gülâb hedâyâ getirirlerdi. Kemerin Hazret-i Alî bend e …
Esnâf-ı âb-ı gülâbcıyân: Dükkân 41, nefer 70, bunlar Bedâsten-i atîk önünde husrevânî küp kadar bakır kazganlar içre Edirneli hâtûnlar gülâb satarlar. Gayrıları dükkânlarda buhûr suyu ve mâ’-i kâdî ve mâ’-i gülâb ve mâ’-i amber ve mâ’-i aselbend ve mâ’-i mâverd ve mâ’-i yâsemen misilli ıtrıyyât makûlesi mâ’-i tayyibeler fürûht ederler. Pîrleri Itriddîn-i Hindî'dir. Kabri yine Hindistân'da Rey şehrinde medfûndur. Hazret-i Resûl, râyiha-i tayyibeden haz edüp bunlar dâ’imâ Hazret['e] gülâb hedâyâ getirirlerdi. Kemerin Hazret-i Alî bend edüp pîr oldu. Bu tâ’ife pür-silâh alayda ubûr ederken dükkânlarından iki tarafda olan temâşâcılar üzre gülâb ve mâ’-i buhûr nisâr ederek ubûr ederler. Cümle şâhrâh mu‘attâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b ·
metinde göster ·
… b cömerdân-ı merd-i meydân olalar" deyü fermânlar ihsân edüp Mısır tüccârânları
haz edüp
sürûrlarından ayakları yer basmaz olup keştîbân-ı Akdeniz'den sonra alay etdile …
"Alay-ı evvel tüccârân-ı Mısır ve alay-ı sânî kassâb cömerdân-ı merd-i meydân olalar" deyü fermânlar ihsân edüp Mısır tüccârânları haz edüp sürûrlarından ayakları yer basmaz olup keştîbân-ı Akdeniz'den sonra alay etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
Murâd Hân bu esnâfların hey’etlerinden ve evzâ‘ [u] etvârlarından
haz edüp
kahkahâ ile gülmüşdür. Zîrâ bir âlüfte vü âşüfte pâdişâh-ı azîmü'ş-şân idi. Bun …
Murâd Hân bu esnâfların hey’etlerinden ve evzâ‘ [u] etvârlarından haz edüp kahkahâ ile gülmüşdür. Zîrâ bir âlüfte vü âşüfte pâdişâh-ı azîmü'ş-şân idi. Bunlardan sonra balık emînine mensûb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… r. 180b Bu gûne şaka ile alayköşkü'nden ubûr etdiklerinde pâdişâh-ı Cem-cenâb
haz edüp
iki ellerin dizlerine urup kahkahâ ile tebessüm etmişlerdir. Andan,
Hakîkatü'l-hâl bir meyve gemisi gelse deryâda iken cümle bâzârcılar üşüp birbirlerin eyle mecrûh ederek meyve alırlar, şerî‘ata varsalar da‘vâları dinlenilmek memnû‘dur. Tâ bu mertebe lecûc kavmdir. 180b Bu gûne şaka ile alayköşkü'nden ubûr etdiklerinde pâdişâh-ı Cem-cenâb haz edüp iki ellerin dizlerine urup kahkahâ ile tebessüm etmişlerdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a–180b ·
metinde göster ·
… ve meş‘alciyânın makrafa debleklerinden ve kâse ve filcân sâzlarından Murâd Hân
haz edüp
huzûrunda vâfir fasl etdirüp akkâm ve meş‘alcibaşıya ihsân etdi.
Bu bâlâda tahrîr olunan on aded sâzende-i deblekciyân [ve] tablbâzân [ve] cağanabâzânlar cümle (---) aded neferât bir yere cem‘ olup sâz [u] sözleriyle bir hengâme ve fasl-ı azîm ederek ubûr ederler kim gûyâ kavm-i cemapur gelüp geçmededir. Ammâ bu ibret-nümâ sâzendegân-ı deblekciyânın Yemen debleğinden ve akkâm ve meş‘alciyânın makrafa debleklerinden ve kâse ve filcân sâzlarından Murâd Hân haz edüp huzûrunda vâfir fasl etdirüp akkâm ve meş‘alcibaşıya ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 208b ·
metinde göster ·
… e kırmızı gözlü, kedi sözlü ve ahmer yüzlü mahbûb olup herkes ile ülfet etmeden
haz edüp
bir kaşmer ve mudhik ve bir güler çehreli yârândan oğlan oldu. Ammâ kelimâtı an …
Ammâ hikmet-i Hudâ, günden güne mu‘ammer oldukça bir gûne kıp kırmızı bir dilber oldu kim yüzünün nûru berk ururdu. Bir gûne kırmızı gözlü, kedi sözlü ve ahmer yüzlü mahbûb olup herkes ile ülfet etmeden haz edüp bir kaşmer ve mudhik ve bir güler çehreli yârândan oğlan oldu. Ammâ kelimâtı anlanılmaz, lâkin yine her âdem ile hüsn-ı ülfet edüp halûk olmağile zamîr-şinâs olup her ne kadar kelâm-ı fasîh [u] belîğ ve ne kadar rumûz u künûz ve ne kadar işâret eyleseler cümle rumûz-ı fesâhatleri ve nükte-âmîz kelimâtları söyleseler işâretden anlardı. Ve yigirmisine bâliğ oldukda ba‘zı zamân gâ’ib bir şey su’âl etseler bir kerre başın aşağı endirüp bir kerre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
hezâr-ahsend etdi. "Ve cenâbınıza iki küheylân ve husân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misi …
Ba‘de'l-kırâ’at nâme mefhûmu ma‘lûm olup hân eydür. "İnşâallahu Te‘âlâ, Îzid [u] Yezdân [u] Perverdigâr yâver olursa ve hakîre amân-ı cân verirse kayser-zemîn şâhı vezîri karındaşıma bu mâh içre bin baş karbân-ı yezdân-baş ve bin baş kârban-ı evbâş-ı şütürbâş çıharam. Be-ser [u] çeşm" deyüp "Hoş gelmişsin, safâ gelüp yüz basa gelmişsin, hayr-makaddem ömrümün vârı, dîdemün nûrı" deyüp zânû-be-zânû olup nice hoş-âmed kelâmü örfiyye ile letâ’if-i sohbete müte‘allık kelimâtlar olup dest ber-sîne edüp azîm ziyâfet tertîb edüp ba‘de't-tenâvül buhûr ve gülâb nisâr olunup ba‘de't-ta‘âm paşanın hedâyâlarından incü tesbîhi ve çarkâb tirkeşi ve Ceneviz [ve] Venedik hârelerini "Paşa-yı zî-şân karındaşınız selâm edüp şu metâ‘ları cenâb-ı âlî-me‘âbınıza tehî-dest olmamak içün hedâyâ-yı muhabbet gönderdi" deyü arz-ı kâlây etdim. Sebha-i dürr-i cevâhirden ve tîrkeş [ü] kemândan haz edüp hezâr-ahsend etdi. "Ve cenâbınıza iki küheylân ve husân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misillü iki re’s esb-i sabâ-sür‘at pîşkeş gönderdi. Manzûr-ı sa‘âdetiniz ola" dedim. Hemân ayâğ kalkup dîvânhane kenarında geldikde hakîr işâret edüp ibtidâ cevâhir zeynli ve murassa‘ rahtlı atı çekdiler. Hamd-i Hudâ ol esb-i tâzî rahş reftâr ederek ve sehîl abraş-gülendâm çekerek gerdenin keç kılup raks-ı hırâm ederek meydân-ı muhabbete geldikde cümle erbâb-ı dîvân-ı İrân-zemîn engüşt-ber-dehen etdiler. Hakîr Bismillah ile Esb-i Peymâ'nın licâmın hânın destine verüp "mübârek-bâd" dedim. Hân sürûr [u] hubûrundan ol esb-i tâzîye bilâ-rikâb süvâr olup meydân-ı muhabbetde fâris-i meydân-ı belâgat-vâr bir kaç kerre torıl, cevelân edüp nüzûl etdi. Ba‘dehû yelken-duz atı çeküp andan dahi cihân cihân hazz edüp (---) teslîm etdiler. Ba‘dehû hân cümle püserine fermân edüp cümle tevâbi‘lerimize avşıla şerbetleri bezl olunup yine gülâb ve buhûrdan sonra hân-ı âlîşân bizi mihmândâra ve korucubaşıya ve darûgay ve kelentere teslîm edüp alay ile bizi kelenter bâğına getirüp anda karâr etdik. Cihân-ârâ bir bâğ-ı İrem'dir. Akîbimizce hammâm-bahâ kırk tümen bisitî ve bir zeyn rahtıyla küheylân-ı karaçabuk atı ve bir alaca aşkar yorga at ve yedi deve yükü me’kûlât [ü] meşrûbât [ve] müsmirrât hedâyâlar gelüp hânemiz ganîmet oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 297b ·
metinde göster ·
… ma koyup bir dîbâ kîse içine kral hattın koyunca kral hattına ta‘zîm etdiğimden
haz edüp
yine kral hattını isteyüp her konakda günde bir koyun ve elli çift sipov ekmek …
"Yedi krallık vilâyetlerimde olan kal‘alar ve şehirler ve benderler ve kurâ vü kasabâtlarım mu‘azzez ü mükerrem gezüp seyr-i temâşâ etsün" deyü bir papinte hat verüp hemân hakîr kralın gözü önünde hattını öpüp başıma koyup bir dîbâ kîse içine kral hattın koyunca kral hattına ta‘zîm etdiğimden haz edüp yine kral hattını isteyüp her konakda günde bir koyun ve elli çift sipov ekmek ve on tavuk ve yigirmi at yemi ve on avret ve on nefer oğlan hüddâmlar verüp her konakdan konağa yüzer atlı ve yüzer yayan kefere-i fecere refîkler verüp her bender hâkimleri ve kapudanları ve beğleri istikbâlime çıkup alay ile şehirlerine getirüp murâd-ı merâmım kadar ol şehirde oturup gideceğim vakti her şehrin hâkimleri ve a‘yânları ri‘âyet edeler" deyü kral tekrâr hat yazup hakîri başvezîre başkomsar ile gönderüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73a ·
metinde göster ·
iki yılan dahi huzûrunda yedirüp elli altun şeyhe ve on altun yılanbâza ve beş …
"Ejder gibi yılanım gitdi" deyü feryâd edüp kudurmuş. Paşaya şeyhin ma‘sûmu zehirden halâs etdiğin huzzâr-ı meclis şehâdet etdiklerinde paşa şeyhden haz edüp iki yılan dahi huzûrunda yedirüp elli altun şeyhe ve on altun yılanbâza ve beş altun Y 126b zehirden halâs olan gulâma ihsân edüp def‘-i meclis etdi kim garîb temâşâ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y126a–Y126b ·
metinde göster ·
… Tâhir Baybars evâyil-i hâlinde bu şehirde kâşif iken ol dahi âb [u] havâsından
haz edüp
zamân-ı hilâfetinde bu şehri taht-ı sânî edinüp sâkin olurdu. İle'l-ân şehrin t …
İbtidâ bânîsi bi-kavli Tevârîh-i Hıtat-ı Makrîzî Tûfân-ı Nûh'dan sonra kehene Mısrâyim binâsıdır kim iklîm-i Mısır'ı devr edüp ilm-i nücûm üzre bu zemînin âb [u] havâsın beğenüp bu şehri inşâ etdi. Mürûr-ı eyyâm ile niçe bin mülûklerin tasarrufuna girüp sene (---) târîhinde Mısır pâdişâhlarından Tâhir Baybars evâyil-i hâlinde bu şehirde kâşif iken ol dahi âb [u] havâsından haz edüp zamân-ı hilâfetinde bu şehri taht-ı sânî edinüp sâkin olurdu. İle'l-ân şehrin tâ vasatında kâşifler sarâyı kurbunda şehir içinden cereyân eden tur‘a üzre üç göz bir cisr vardır, her vakt-i işâda ol cisr üzre sekizer kat mehterhâne üç nevbet çalınur, Tâhir Baybars hazretlerinin asrından berü kânûn-ı selâtîndir, çalınup vazîfe ve cirâyelerin kâşifden alup dâ’imâ mehterhâne çalarlar, zîrâ taht-ı sânîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y356a ·
metinde göster ·
… e Atâullâh Kan hâkimdir. Hüseyin Beğ kanına mektûblarımız vardır, deyince vâfir
haz edüp
kendinin İbrîm a‘yânından ve Sây a‘yânından mektûbların verdik. Ve bir sâde mak …
Bu kal‘a artık Fûncistân melikinin vezîri Kör Hüseyin Kan'ın hükmündedir. Kan bu diyârlarda vezîre yâhûd hâkime ıtlâk olunur. Bu kal‘a dahi Tavâşî Süleymân Paşa Mısır vezîri iken be-dest-i Özdemir feth olmuş, ammâ kırk günden yine Fûnc zâğı müstevlî olup ilâ yevminâ hâzâ anların kabza-i hükmündedir. Hâkimi Hasan Beğ Kelâpiş Urbânı kabîlesinden bir kimesnedir. On yedi bin zâğî bâğî ve dağî askere mâlikdir, ancak bu kal‘a hâricinde sâkin olurlar. On yedi kal‘aya hâkimdir. Gâhîce Fûncistân melikine dilgîr olup Mısır vezîrine tâbi‘ olur, lâkin hâlâ Fûnc'a tâbi‘ bir nâmdâr yarar beğdir. Ammâ hâlâ Hüseyin Beğ tarafından bu şehre Atâullâh Kan hâkimdir. Hüseyin Beğ kanına mektûblarımız vardır, deyince vâfir haz edüp kendinin İbrîm a‘yânından ve Sây a‘yânından mektûbların verdik. Ve bir sâde makrama verüp öpüp başına koyup bizi kal‘a içinde bir hâneye kondurup ta‘yînâtımız gönderdi. Ve iki fîl dişi hedâyâ verdi, ammâ bir bâr-ı belâ verdi kim her dendân-ı fîl ikişer yüz batman-ı Mısrî geldi. Götürmek mümkin olmamağile Sây kal‘asından bizimle refîk gelen elli heccânlı yüz yiğide birin hibe edüp birin dizdâra teslîm edin deyü sıhhat haberimiz i‘lâm edüp mezkûr refîkler kal‘a-i Sây'a rücû‘ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y395a ·
metinde göster ·
"Vallâhi'l-azîm biz sizin hüsn-i ülfetinizden musâhabet [ü] zarâfetinizden
haz edüp
size ta‘aşşuk etdik. Lâkin size bir nasîhat edeyim, kabûl eylen. Zîrâ sizler ka …
"Vallâhi'l-azîm biz sizin hüsn-i ülfetinizden musâhabet [ü] zarâfetinizden haz edüp size ta‘aşşuk etdik. Lâkin size bir nasîhat edeyim, kabûl eylen. Zîrâ sizler kavm-i Rûmsuz ve garîbü'd-diyârsız, hâlâ bizim müsâfirimizsiz, müselmânlık oldur kim herkese eylik ede. Size nasîhatim oldur kim şimdi biz bu âteş-perest ü mûğân vilâyetlerin harâb [u] yebâb edüp hisâbın Allâh bilür mâl-ı ganâyim ve bu kadar behâyim ve bî-hadd ü bî-kıyâs esîr-i şevâyim aldık. Bakıyyetü's-seyf olan mûğân u âteş-perestân hâneberdûş olup Fûncistân ve Berberistân tarîklerine çıkup kuttâ‘u't-tarîk olurlar. Ve sâ’ir etrâfımızda olan düşmenlerimiz dahi ayağ üzredir. Biz size bu mahalde icâzet vermeziz. İnşâallâhu te‘âlâ vilâyetimize varup anda sizinle iki ay safâ edüp ba‘dehu Fûncistân'ın mevsim gemileri ile sizi gönderelim. Cümle atlarınız ve develeriniz bizde kalsın", deyü bu gûne vâfir pend [ü] nasîhat etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401b ·
metinde göster ·
… târ ve bir bâlîn-i kalemkâr ve iki makrama-i halkâr verdiğimizde derûn-ı dilden
haz edüp
safâsından raks etdi. Zîrâ anlar bu gûne Rûm metâ‘ın görmemişlerdir. Bunları ka …
Bunları ziyâret edüp hânemize geldikde Berberistân meliki hânemize gelüp müşerref edüp on iki deve ile fîl-i siyâh dişi belâ yükü enva‘-ı zahîre ve on heccân üzre yigirmi siyâh-çerde gılmân ve altı aded nisvân ve on tavûsî hecîn ve bir sîm şem‘dân ve bir hokka-i kübrâ içre seylân taşlı herbiri gûyâ la‘l-i Bedahşân'dır. Huddâmlarımıza dahi üç hecîn deve verdi ve özür diledi. Ve bir kal‘a kanın bin askeri ile tâ Fûncistân'a varınca bizim hıfz [u] hırâsetimiz içün ta‘yîn eyleyüp sarâyına gidecek mahalde huzûruna bir top sof ve iki cûdî destâr ve bir bâlîn-i kalemkâr ve iki makrama-i halkâr verdiğimizde derûn-ı dilden haz edüp safâsından raks etdi. Zîrâ anlar bu gûne Rûm metâ‘ın görmemişlerdir. Bunları kabûl edüp sarâyına gidüp der sâ‘at beş aded bî-nazîr kâmil nâ-şüküfte ve şîrîn-güfte kızlar ve iki hecîn yükü fîl dişi ve iki hecîn yükü kakule-i kebîr gönderdi. Ve Fûnc pâdişâhının hedâyâsına ve kendü cânibinden gidecek hedâyâlara şehir kadısı Hamdullâh ibn Celâl hazretlerin on bin âdem ile Fûnc'a gitmeğe me’mûr eyledi. Ale's-sabâh melik ile vedâlaşup azm-i râh eyleyüp cânib-i cenûba Nîl kenârınca sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y405b ·
metinde göster ·
… yâları birer birer hakîr huzûruna koyup oklar ve yaylardan ve kâselerden ziyâde
haz edüp
safâsından her oka birer birer nazar edüp ta‘accüb ederdi. Buyurdular kim:
Andan gayrı hedâyâları birer birer hakîr huzûruna koyup oklar ve yaylardan ve kâselerden ziyâde haz edüp safâsından her oka birer birer nazar edüp ta‘accüb ederdi. Buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413a ·
metinde göster ·
… î hattıyle müzehheb ve halkârî En‘âm-ı şerîf ve bir sâ‘at-ı latîf verdim. Gâyet
haz edüp
,
"Ne acâyib musanna‘ makrama olur" deyüp ol makramayı ve koynumdan iki makrama dahi hâzır etmişdim. Ve bir Dervîş Alî hattıyle müzehheb ve halkârî En‘âm-ı şerîf ve bir sâ‘at-ı latîf verdim. Gâyet haz edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·