Ve Acem ve Belh u Buhârâ ve Horasân kavmi ve Maskov'da
Heşdek
kavmi ve Leh'de Libka kavmi ve İşpanya'da Mübtecel kavmi cümle Hazret-i Risâlet …
Ve Acem ve Belh u Buhârâ ve Horasân kavmi ve Maskov'da Heşdek kavmi ve Leh'de Libka kavmi ve İşpanya'da Mübtecel kavmi cümle Hazret-i Risâlet-penâh'ın yarlığ-ı belîğ-i sa‘âdetine itâ‘at edüp İslâm kabûl etdiler. İlâ-yevminâ hâzâ anlar kâfiristân diyârlarında mü’min ü müvahhid müselmânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19b ·
metinde göster ·
… iyârında (---) şehrine varınca kılıç vurup diyâr-ı Maskov'da altı kerre yüz bin
Heşdek
Tatarların İslâm ile müşerref etdi. Hâlâ Maskov'da Heşdek kavmi Leh'de Lipka mü …
Andan yine iki kerre yüz bin Lipka kavmiyle hurûc edüp sancağ-ı Yesevî ve Bektaşî'yle tâ Maskov diyârında (---) şehrine varınca kılıç vurup diyâr-ı Maskov'da altı kerre yüz bin Heşdek Tatarların İslâm ile müşerref etdi. Hâlâ Maskov'da Heşdek kavmi Leh'de Lipka müselmânlarından çok kavm yokdur. Saltık Muhammed-i Buhârî, bu gûne bir mücâhidün fî-sebîlillâh sultân idi. Bozacılara pîr olmak neden düşer. Efsâne-i bozacıyân-ı çobandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
Andan yine iki kerre yüz bin Lipka kavmiyle hurûc edüp sancağ-ı Yesevî ve Bektaşî'yle tâ Maskov diyârında (---) şehrine varınca kılıç vurup diyâr-ı Maskov'da altı kerre yüz bin Heşdek Tatarların İslâm ile müşerref etdi. Hâlâ Maskov'da Heşdek kavmi Leh'de Lipka müselmânlarından çok kavm yokdur. Saltık Muhammed-i Buhârî, bu gûne bir mücâhidün fî-sebîlillâh sultân idi. Bozacılara pîr olmak neden düşer. Efsâne-i bozacıyân-ı çobandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
… cem ve Dağıstân'da Kumuk ve Kılmah, on iki kavm ve on iki lisândır, ve Nogay ve
Heşdek
ve Labka ve Çağatay ve Lezgi ve Gürcî ve Mikrîl ve Şavşad ve Dadyan ve Açıkbaş …
İbtidâ Tatar'dan tenâsül bulan kavm-i gûnâ-gûnlardan : Evvelâ, kavm-i Tatar ve Hind ü Sindî ve Muğânî ve Lûristanî ve Moltânî ve Banyânî ve âteş-perest-i Hindistân, on iki kavm ve on iki lisândır, ve kavm-i Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr ve Kavzak ve Moğol ve Noğol ve Türk-Tatar ve Özbek ve Acem ve Dağıstân'da Kumuk ve Kılmah, on iki kavm ve on iki lisândır, ve Nogay ve Heşdek ve Labka ve Çağatay ve Lezgi ve Gürcî ve Mikrîl ve Şavşad ve Dadyan ve Açıkbaş ve Ermeni ve Urum ve Türkmân ve Kababta ve İsrâ’ilî ya‘nî Yehûdî ve Moskov, Gürcî'dendir, ve Ya‘kûbî ve Karâyî ve Frenk, on iki kavm lisândır, Yahûdîdir ammâ Mesîhâ-mezhebdirler, evvelâ İşpaniya ve Fransa ve Ceneviz ve Portakal ve Venedik ve Dodoşka ve Sırf ve Latin ve Bulkar ve Hırvad ve Lotozyan ve lisân-ı Talyan (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a ·
metinde göster ·
… lerin çalarak bir günde Rûm cânibinde diyâr-ı Kırım'a andan vilâyet-i Moskov'da
Heşdek
tâ’ifesin ve Leh diyârında Libka tâ’ifesin cümle İslâm ile müşerref edüp tebdîl …
Bu âsitâne-i bâ-sa‘âdetin sebeb-i inşâsı oldur kim sene (---) târîhinde bizzât Muhammed Hacı Bektâş-ı Velî Yesev şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp diyâr-ı Rûm'da sâhib-i seccâde olmağa me’zûn olup üç yüz yetmiş fukarâ ve bu Keliğra Sultân cümle fukarâlara ser-çeşme olup Hacı Bektâş-ı Velî ile Rûm'da Orhân Gâzî'ye gelüp Bursa fethinden sonra Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ı yetmiş fukarâsıyla Moskov ve Leh ve Çeh ve Dobruca diyârlarına gönderüp Rûm erenleri olmağa izn verüp "Dobruca'da bir böcük vardır, anı katl edüp ibâdullahı şerrinden emîn eyle" deyü Hacı Bektâş, Keliğra Sultân'ın destine bir tahta kılıç ve bir seccâde ve tabl ve kudüm ve alem ve sıraf ve def ve nakkâre verüp Keliğra Dede kal‘a-i Sinop'a gelüp alâ mele’i'n-nâs yetmiş nefer fukarâsıyla postların deryâ üzre döşeyip "Yâ Hayy [u] yâ Kayyûm" esmâsına müdâvemet edüp def ve kudümlerin çalarak bir günde Rûm cânibinde diyâr-ı Kırım'a andan vilâyet-i Moskov'da Heşdek tâ’ifesin ve Leh diyârında Libka tâ’ifesin cümle İslâm ile müşerref edüp tebdîl-i câme ile Leh diyârında Danıska iskelesinde İsveti Nikola nâm ya‘nî Sarı Saltık isimli bir bıtrîk ve kıssîs-i dalâlet-âyîn ile hem-sohbet olup ol Sarı Saltık'ı katl edüp lâşe-i murdârın pinhân edüp niçe zamân savma‘adan çıkmayup "Ben Sarı Saltık'ım" deyü niçe bin âdemi nihânice dîn-i Muhammedî'ye da‘vet edüp İslâm ile müşerref ederdi. Niçe zamân bu hâl ile Sarı Saltık nâmıyla seyâhat etdi. Ve kendülerinde alâ-sûret-i asfaru'l-levn olmağıla Şeyh Ahmed Yesevî hazretleri kendülere Saltık Bây nâmıyla künye demişler idi. Ammâ ism-i şerîfleri Muhammed Buhârî'dir. Ba‘dehû seyâhât ile "Pırarvardı" ya‘nî Pravadi kal‘asına gelüp sâkin olmağıla "Bir er vardı"dan galat Pravadi kal‘ası derler. Anda def ve kudûmün çalarak Dobruca kralına buluşdukda kral-ı dâll-i bed-fi‘âl eydür: "Ey Sarı Saltık! Eğer sende kerâmet varsa benim diyârımda bir ejdehâ peydâ olup Karadeniz sâhilinde bir yalçın kaya içinde âşiyân edinüp cümle re‘âya vü berâyâm yidi. Ve hâlâ dâr-ı dünyâda iki ciğer-kûşe kızlarıma tâli‘-i kur‘a düşüp ejdere gıda olmağiçün Dobruca sahrâsında bir amûd-ı azîme kızlarım bağlamışız. Vakt-i zuhr olunca gelüp yise gerek, ammâ bu ejdere bir çâre eyle" deyü Dobruca kralı ricâ edince Sarı Saltık Sultân eydür "İmdi kral, Muhammed dînin hak bilüp İslâm ile müşerref olursan senin kerîmelerin ol böcüğün gıdâsı olmadan bi-emrillah ve bi-himmeti'l-pîr halâs ideyim" dedikde kral cân u gönülden yemin billah eyleyüp dürür, hemân Saltık Bây-ı Velî fukarâlarına "üzkürullah" deyüp yetmiş aded dervîş-i dil-rîşiyle def u kudûmlerin çalup alem ve sıraf kaldırup Saltık Velî tahta kılıcın gılâfından çıkarup "niyyetü'l-gazâ" deyüp bir papas kulağuz ile Dobruca sahrâsında kral kızlarının amûda bağlı olduğu yire 266b varup kızları halâs edüp bir yerde hıfz eder. Kendüsü amûd dibinde durur. Ejdehâ dahi şiddet-i hâr olunca Dobruca sahrâsından bir ejder-i heft-ser gıjgırup dâmen-ber-hevâ kec kılup mu‘tâd-ı kadîmesi olan mile yakın gelince hemân Sarı Saltık Sultân fukarâlarına işâret edüp def ü kudüm ve nefîr ü zil çalınca ejder mil dibine yakın geldikde Saltık Bây Sultân "Yâ Ma‘bûd-ı bî-hemtâ" deyüp dal-satûr-ı Muhammedî olup Arapça âyetiyle bir na‘raya rehâ buldurup ejderin aşağı kellesine bir tahta kılıç niçe urursa kelle galtân olup bir şimşîr levha dahi urup bir kellesin kesüp hemân ejder dem çekim sınup bi-emri Hudâ dem-beste olup dörd başıyla firâr eder. Ardı sıra Şeyh Saltık Sultân ejderi kovarak ejder cân acısından gârına girüp Şeyh dahi akîbince girüp dörd kellesin dahi keserken ejder şeyhi der-âğûş edüp sıkar. Şeyh dahi "Yâ Hâfız-ı Müste‘ân" deyüp arkasın gârın bir cânibine dayayup şeyhin vücûdu kayaya girdüğü yer hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve iki dest-i şerîfleri ve iki kadem-i sa‘âdetleri kayaya te’sîr etdüğü alâmetleri zâhirdir. Ba‘dehû ejderin tâb [u] tüvânı kalmayup Saltık Sultân'ı koyverir. Sultan-ı merkûm eli kan, kılıcı kan, sînesi uryân, dilinde Hazret-i Kur’ân tilâvet ederek fukarâlarının yanına gelüp kralın iki kerîmesin yanına alup Dobruca kralına gitmede. Mukaddemâ kızların bağlı olduğu amûdun dibinde azîz hazretleri ejderin üç kellesin kesüp ardı sıra kovagiderken beri tarafda kulağuzluk ile gelen papas ejderin iki kulağın ve bir dilin kesüp seğirderek Dobruca kralının huzûruna kulakları ve dilleri bırağup "Müjde olsun kralım, ejderi katl edüp kızları halâs etdim, işte alâmeti" deyü kizb [u] iftirâ eder. Ân-ı sâ‘atde Saltık Sultân dahi kralın kızlarıyla gelüp tahta kılıcı kanıyla kralın huzûruna kor. Kızları kral bağırlarına basup "Ejderi kim katl etdi" deyü Dobruca Kral kerîmelerinden su‘âl eder. Kızlar dahi mâ-vak‘ı üzre Saltık Bây Sultân'ın katl etdüğün bir bir takrîr ederler. Ruhbân-ı mel‘ûn musırr olup "Elbette ben katl etdim" der. Saltık Sultân eydür "İmdi ey kral. Ejder öldürmek kerâmetdir. Bu râhib ile beni bir kazana koyup su içinde fıkır fıkır kaynadın. Kangımız ejderi öldürdü ise pişmeyüp halâs olur. Kizb söyleyüp ben öldürdüm diyen büryân olur" deyü bu da‘vâ-yı merdi edince papas-ı bî-dîn bu kavle rıza vermeyüp kral "eyle olsun" deyüp Pravadi garbında Kazan Balkanı demekle ma‘rûf ol balkanda bir kazan içre su doldurup gayrı ruhbânlar Saltık Sultân'ın ellerin ardına bağlayup kazana korlar. Dervîşânlar dahi papası muhkem kayd-bend edüp kazan içine korlar. Kazan altına âteş edüp alev-ber-alev âteş-i Nemrûd içinde iki cân kaynamada. Beri Anadolu tarafında Kırşehri'nde Hacı Bektaş-ı Velî, destmâliyle bir kayayı silüp "Saltık Muhammed'im ıztırâbda terlemededir. Hak dest-gîr [u] mu‘în u zahîri ola" dedikde kayadan tuzlu su akardı. Hâlâ Hacı Bektâş-ı Velî tuzu ol günde hâsıl oldu. Ba‘dehû kazanın ağzın açup gördüler kim Saltık Bây Sultân arak-âlûd olup "Yâ Hayy" ismine meşgûl, ruhbân-ı mel‘ûn herse olup ancak üstühânları ve siyâh ruklesi kalmış. Bu hâli Dobruca Kral görüp hâk-i pây-i şeyhe düşüp şehâdet parmağın kaldırup derûn-ı dilden bende-i Sübhân olup ta‘allukâtından ol sâ‘at yedi bin âdem ile İslâm'a geldiler. İslâm'a gelmeyenlere gazâlar edüp feth [ü] fütûhâtlar etdiler. Dobruca Kral Orhân Gâzî'ye elçiler gönderüp mutî‘ [u] münkâd oldu. Orhân'dan Dobruca Krala kadı ve tuğ u alem gelüp ismi Alî Muhtâr oldu. Ba‘dehû sene-i mezbûrda Saltık Sultân vasıyyet eyledi kim "Beni gasl edüp yedi tâbût âmâde edin. Zîrâ benim içün yedi kral ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtal etseler gerekdir" deyü vasiyyet-i şerîfi üzre cümle fukarâları cem‘ olup yedi tâbût hâzır edüp azîz hazretleri dahi sene (---) târîhinde 267a dâr-ı bâkiye irtîhal edüp cümle hulefâları tevhîd [u] tezkîr ile azîzi gasl edüp bir tâbût içre kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 266a–267a ·
metinde göster ·
… kîkadır. Karşu cânibi deryâ aşrı garb tarafına Moskov hükmünde üç yüz mil ba‘îd
Heşdek
ve Kazan ve Alatar vilâyetleridir, dahi anların mâverâsı Deşt-i Kıpçak ve Heyhâ …
Ve derûn-ı kal‘ada olan imâretleri beyân eder: Evvelâ kal‘anın cümle dîvârında olan taşları cümle fil cüssesi kadar çâr-kûşe taşlardır kim hâlâ zamânemiz benî Âdemleri ol taşın bir dânesin elli âdem ilm-i cerr-i eskâl ile kaldırmağa kâdir değillerdir. Ve derûn-ı kal‘ada cümle hak-i pâk ile mestûr bâğ u bâğçesiz bin iki yüz hâne-i tarz-ı kadîmdir. Lâkin kal‘anın cenûb tarafındaki dîvâra muttasıl bir sarây-ı azîm vardır kim bunda olan ilm-i hendese üzre mi‘mâr-ı bennâ hurdekârlığı İrân-zemînin bir sarâyında yokdur. Ve bu sarâya muttasıl bir câmi‘-i kebîr var. Minâresi münhedim olmuşdur. Bu dahi ibret-nümâ bir câmi‘-i ra‘nâdır. Ve bu câmi‘ kurbunda âb [u] hevâsı latîf bir hammâmı vardır. Osmânlı tarzı binâ olunmuş ammâ bânisi ma‘lûm değildir. Ve bir çeşme-i âb-ı hayâtı var. Ve cânib-i şarka mekşûf Kayık kapusu kurbunda Özdemiroğlu câmi‘i ve hânları ve dükkânları vardır. 317b Ve kal‘adan taşra bir varoş-ı müzeyyeni vardır. Cümle bin mikdârı hâne-i zîbâlardır. Cânib-i selâsında bâğ u bâğçesi çokdur ammâ dârü'l-it‘âmı, imâreti yokdur. Câmi‘ ve hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârı çokdur. Gûnâ-gûn ehl-i sanâyi‘i vardır. Ammâ ekseriyyâ halkı gûnâ-gûn ibrişim mebrûm edüp kifâflanırlar. Ve câ-be-câ Kumuk halkının çoğu göbe gerevge zırh düzerler. Ekseriyyâ cümle halkı Sünnî ve Şâfi‘î-mezheblerdir. Muhteşem ve sâhib-i dârât ankâ kimesneleri yokdur. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesi çokdur. Zirâ İbn Havkal (?) kavli üzre on sekizinci ıklîm-i örfiyyedendir. Ammâ yedinci iklîm-i hakîkînın ıklîm-i hâmisi vasatında ve bahr-i Haraz kenarında vâkı‘ olmağıla hevâsı sevâhile karîbdir. Anınçün mahbûb ve mahbûbesi memdûhdır. Arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî on yedi sâ‘at ve yedi derece ve iki dakîkadır. Karşu cânibi deryâ aşrı garb tarafına Moskov hükmünde üç yüz mil ba‘îd Heşdek ve Kazan ve Alatar vilâyetleridir, dahi anların mâverâsı Deşt-i Kıpçak ve Heyhât sahrâlarıdır kim hâlâ ol sahrâ-yı ferah-fezâlara yigirmi sâldir kim Kılmah Tatarlarından Taysı Şâh ve Moyoncak Hân ve Koba Kalmah Hân beşer altışar kerre yüz bin kavm ile sahrâ-yı Heyhât'da konup göçerler. Ba‘zı sene tâ Kırım diyârına ılgar edüp şebhûn salanlar Azak kal‘ası kurbunda Gügümlü Suyu kenarında Mısır'dan ma‘zûl Gürcî Mustafâ Paşa'yı şehîd etdiler. Bu mezkur Kalmak küffârlarıdır. Gerçi küfr [ü] dalâlet ve dîn [ü] diyânet nedir bilmezler, ammâ böyle bir behâ’im makûlesi bâğî ve dağî sahrâ-nişîn mahlûk-ı pîl-tenlerdir. Ekser evkâtda bâzârlığa Bahr-i Haraz kenarında Moskov'un Kazan ve Heşdek şehirlerine gelüp emân ile yağların fürûht edüp niçeleri Moskov tüccârlarıyla gemilere süvâr olup bu Demirkapu'ya gelmeğe başladılar. Ve bu Demirkapu bender-i iskele olmağıla ta Çîn [u] Mâçîn'den ve Hıtâ vü Hoten'den ve Fağfûr u Moskov diyârlarından her sene niçe bin keştî gelüp azîm gümrük hâsıl olur. Al-i Osmân hükmünde iken iskelesinden ve eyâlet-i Şirvân'dan senevî iki yüz kırk yedi yük akçe tahsîl olup cümle nökerlerine ve eyâlet-i Şirvân'da yedi sancak sultânlarına ve sulh [u] salâh içün Dağıstân pâdişâhına hâslar ve ulûfeler verilir. Hâlâ bu nizâm [u] intizâmı Özdemiroğlu Osmân Paşa fethinde Dal Mehemmed Efendi tahrîri üzre zabt edüp adâlet ederler. Hâlâ ol tahrîr üzre eyâlet-i Şirvân yetmiş kazâdır ve yedi hânlık ve on iki sultânlıkdır. Ammâ Osmân Paşa tahrîri üzre timar ve ze‘âmet yokdur, ammâ sultânların ve gayrı hâkimlerin hâslarına vaz‘-ı yed olmayup gâyetü'l-gâye ma‘mûr u âbâdân diyâr-ı Şirvândır. "Allahu Te‘âlâ yine Âl-i Osmân'a müyesser ide" deyü cümle ahâlîsi du‘â ederler. Hattâ biz bu Demirkapu'da iken Âsitâne-i Sa‘âdet tarafından bir Gökdolak çaşıt hâna gelüp eydür: "Hânım! Geçen sene Osmânlı Akdeniz içinde cezîre-i Girid'de Yûsuf Paşa nâm serdâr eliyle Hanya derler nâm bu kal‘a-yı benâmı alup asker koyup feth-i meserreti haberi Kayser Şâha gelüp azîm şâdmânlar oldu. Ve İbrâhîm Hânlarının Şehzâde Mehemmed nâm evlâdı dünyâya gelüp yine azîm şâdmânîler olup yedi gün yedi gice azîm çerâğân-ı Kayser-zemîn oldu" deyince kızılbaşlar hazzitmeyüp Şirvân [ve] Şamâkî ve Gîlânî sünnîler zevk [u] safâ edüp raks etdiler. Zîrâ Âl-i Osmân'ın bir yeşil alem-i Resûlullah'ıyla bir serdâr-ı mu‘azzam gelmesine muntazırlardır. Allah müyesser eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 317a–317b ·
metinde göster ·
şehirlerine gelüp emân ile yağların fürûht edüp niçeleri Moskov tüccârlarıyla g …
Ve derûn-ı kal‘ada olan imâretleri beyân eder: Evvelâ kal‘anın cümle dîvârında olan taşları cümle fil cüssesi kadar çâr-kûşe taşlardır kim hâlâ zamânemiz benî Âdemleri ol taşın bir dânesin elli âdem ilm-i cerr-i eskâl ile kaldırmağa kâdir değillerdir. Ve derûn-ı kal‘ada cümle hak-i pâk ile mestûr bâğ u bâğçesiz bin iki yüz hâne-i tarz-ı kadîmdir. Lâkin kal‘anın cenûb tarafındaki dîvâra muttasıl bir sarây-ı azîm vardır kim bunda olan ilm-i hendese üzre mi‘mâr-ı bennâ hurdekârlığı İrân-zemînin bir sarâyında yokdur. Ve bu sarâya muttasıl bir câmi‘-i kebîr var. Minâresi münhedim olmuşdur. Bu dahi ibret-nümâ bir câmi‘-i ra‘nâdır. Ve bu câmi‘ kurbunda âb [u] hevâsı latîf bir hammâmı vardır. Osmânlı tarzı binâ olunmuş ammâ bânisi ma‘lûm değildir. Ve bir çeşme-i âb-ı hayâtı var. Ve cânib-i şarka mekşûf Kayık kapusu kurbunda Özdemiroğlu câmi‘i ve hânları ve dükkânları vardır. 317b Ve kal‘adan taşra bir varoş-ı müzeyyeni vardır. Cümle bin mikdârı hâne-i zîbâlardır. Cânib-i selâsında bâğ u bâğçesi çokdur ammâ dârü'l-it‘âmı, imâreti yokdur. Câmi‘ ve hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârı çokdur. Gûnâ-gûn ehl-i sanâyi‘i vardır. Ammâ ekseriyyâ halkı gûnâ-gûn ibrişim mebrûm edüp kifâflanırlar. Ve câ-be-câ Kumuk halkının çoğu göbe gerevge zırh düzerler. Ekseriyyâ cümle halkı Sünnî ve Şâfi‘î-mezheblerdir. Muhteşem ve sâhib-i dârât ankâ kimesneleri yokdur. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesi çokdur. Zirâ İbn Havkal (?) kavli üzre on sekizinci ıklîm-i örfiyyedendir. Ammâ yedinci iklîm-i hakîkînın ıklîm-i hâmisi vasatında ve bahr-i Haraz kenarında vâkı‘ olmağıla hevâsı sevâhile karîbdir. Anınçün mahbûb ve mahbûbesi memdûhdır. Arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî on yedi sâ‘at ve yedi derece ve iki dakîkadır. Karşu cânibi deryâ aşrı garb tarafına Moskov hükmünde üç yüz mil ba‘îd Heşdek ve Kazan ve Alatar vilâyetleridir, dahi anların mâverâsı Deşt-i Kıpçak ve Heyhât sahrâlarıdır kim hâlâ ol sahrâ-yı ferah-fezâlara yigirmi sâldir kim Kılmah Tatarlarından Taysı Şâh ve Moyoncak Hân ve Koba Kalmah Hân beşer altışar kerre yüz bin kavm ile sahrâ-yı Heyhât'da konup göçerler. Ba‘zı sene tâ Kırım diyârına ılgar edüp şebhûn salanlar Azak kal‘ası kurbunda Gügümlü Suyu kenarında Mısır'dan ma‘zûl Gürcî Mustafâ Paşa'yı şehîd etdiler. Bu mezkur Kalmak küffârlarıdır. Gerçi küfr [ü] dalâlet ve dîn [ü] diyânet nedir bilmezler, ammâ böyle bir behâ’im makûlesi bâğî ve dağî sahrâ-nişîn mahlûk-ı pîl-tenlerdir. Ekser evkâtda bâzârlığa Bahr-i Haraz kenarında Moskov'un Kazan ve Heşdek şehirlerine gelüp emân ile yağların fürûht edüp niçeleri Moskov tüccârlarıyla gemilere süvâr olup bu Demirkapu'ya gelmeğe başladılar. Ve bu Demirkapu bender-i iskele olmağıla ta Çîn [u] Mâçîn'den ve Hıtâ vü Hoten'den ve Fağfûr u Moskov diyârlarından her sene niçe bin keştî gelüp azîm gümrük hâsıl olur. Al-i Osmân hükmünde iken iskelesinden ve eyâlet-i Şirvân'dan senevî iki yüz kırk yedi yük akçe tahsîl olup cümle nökerlerine ve eyâlet-i Şirvân'da yedi sancak sultânlarına ve sulh [u] salâh içün Dağıstân pâdişâhına hâslar ve ulûfeler verilir. Hâlâ bu nizâm [u] intizâmı Özdemiroğlu Osmân Paşa fethinde Dal Mehemmed Efendi tahrîri üzre zabt edüp adâlet ederler. Hâlâ ol tahrîr üzre eyâlet-i Şirvân yetmiş kazâdır ve yedi hânlık ve on iki sultânlıkdır. Ammâ Osmân Paşa tahrîri üzre timar ve ze‘âmet yokdur, ammâ sultânların ve gayrı hâkimlerin hâslarına vaz‘-ı yed olmayup gâyetü'l-gâye ma‘mûr u âbâdân diyâr-ı Şirvândır. "Allahu Te‘âlâ yine Âl-i Osmân'a müyesser ide" deyü cümle ahâlîsi du‘â ederler. Hattâ biz bu Demirkapu'da iken Âsitâne-i Sa‘âdet tarafından bir Gökdolak çaşıt hâna gelüp eydür: "Hânım! Geçen sene Osmânlı Akdeniz içinde cezîre-i Girid'de Yûsuf Paşa nâm serdâr eliyle Hanya derler nâm bu kal‘a-yı benâmı alup asker koyup feth-i meserreti haberi Kayser Şâha gelüp azîm şâdmânlar oldu. Ve İbrâhîm Hânlarının Şehzâde Mehemmed nâm evlâdı dünyâya gelüp yine azîm şâdmânîler olup yedi gün yedi gice azîm çerâğân-ı Kayser-zemîn oldu" deyince kızılbaşlar hazzitmeyüp Şirvân [ve] Şamâkî ve Gîlânî sünnîler zevk [u] safâ edüp raks etdiler. Zîrâ Âl-i Osmân'ın bir yeşil alem-i Resûlullah'ıyla bir serdâr-ı mu‘azzam gelmesine muntazırlardır. Allah müyesser eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 317a–317b ·
metinde göster ·
… ağatay fasihdir. Kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Etrâk-i Kozak ve kavm-i
Heşdek
ve kavm-i Dağıstân ve kavm-i Lezgi ve Kumuk ve kavm-i Tatar-ı Buhârâ ve kavm-i …
Bu Türkmân'ın niçe yüz gûne lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânlarını tercümân ile anlarlar, ammâ cümleden lisân-ı Etrâk-ı Çağatay fasihdir. Kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Etrâk-i Kozak ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Dağıstân ve kavm-i Lezgi ve Kumuk ve kavm-i Tatar-ı Buhârâ ve kavm-i Noğay-i Urumbat ve kavm-i Ulu Noğay ve kavm-i Kiçi Noğay ve kavm-i Şıdak Noğay ve kavm-i Haydak ve kavm-i Badrak-ı Kırım ve kavm-i (---)(---)(---) bunlar cümle lisân-ı Türk-i Tatar'dır. Türkmân ve Âl-i Osmân cümle bunlardandır. Ammâ Kalmuk Tatarı Çin ve Fağfûr ve Hıtâ ve Huten ve Moskov mâverâsında karanlık dünyâya varınca kavm-i Kalmuk başka Tatar'dır. On iki tâ’ifesi şâhları ve pâdişâh şehzâdeleri olup on iki aded lisânları var kim birbirlerinin lisânların anlamak ihtimâlleri yokdur. Cihânı dutmuş bir alay kavimdir. Moskov kralı ve Fağfûr ve Kozak tâ’ifesi bu Kalmah kavminden bîzâr olmuşdur. Rûy-ı arzda Cenâb-ı Allah iki kavmi bî-hesâb halk etmişdir. Biri Mısır cezîresinde on iki melik hükmünde Karalar kavmi çokdur. Biri de bu kavm-i Kalmak çokdur. İnşâ’allah mahalliyle bu Kalmak kavimleri dahi tahrîr olunur. Hemân Cenâb-ı Bârî sıhhât-ı beden, seyâhat-ı tâm, âhir nefesde îmân müyesser ede! Ba‘dehû bu Mar‘aş şehrin seyr [u] temâşâ etdigimizden sonra Mar‘aş'dan cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62b ·
metinde göster ·
… allah diyâr-ı Kırım ve Deşt-i Kıbçağ ve vilâyet-i Dağıstân ve Heyhât u Kazan ve
Heşdek
ü Alatır seyâhatleri etdiğimiz mahalde bu Kılmak ahvâlî ale't-tafsîl tahrîr olu …
nassı nâzil olmuşdur kim İskender'den mâ‘adâ bu sedd-i Ye’cûc'e Kılmak tâ’ifesi ellişer senede bir kerre cem‘-i vefîr ile karanlık deryâyı şiddet-i şitâda buz üzre ılgar ile yedi gün yedi gicede geçüp yine aydınlığa çıkup andan sedd-i Ye’cûc dâmeninde İskender'in tuçdan çâr-köşe ve çâr revzenli binâ etdüğü mutalsam kubbeye varırlar. Ol kubbe Kılmah kavminin bilâ-teşbîh ka‘beleridir. Ellişer senede bir kere Kılmah'ın anda gidüp Ye’cûc kavminin sadâların istimâ‘ etdikleri müsbitdir. Ammâ Sedd-i Ye’cûc idiğin bilmez bir alay-ı behâ’im makûlesi Kılmahlardır kim Çin u Huten ve Fağfûr u Kozak ve Riyân ü Moskov diyârının mâverâsın ihâta edüp mezkûr diyârlara istîlâ etmiş benî asfer ve gazanfer u şecî‘ u dilîr mezheb-i hulûlî kavimdir. Ammâ anlar sedd-i Ye’cûc'e Cıldırak Tav derler ya‘nî Yalabır Dağ derler. Ammâ kûh-ı Ye’cûc'e kavm-i Ye’cûc sadâsı havfından karîb varamayup ancak sedâların istimâ‘ edüp bilâ-teşbîh İskender binâsı tuçdan kubbe-i ka‘belerine vardıkları inşâallah diyâr-ı Kırım ve Deşt-i Kıbçağ ve vilâyet-i Dağıstân ve Heyhât u Kazan ve Heşdek ü Alatır seyâhatleri etdiğimiz mahalde bu Kılmak ahvâlî ale't-tafsîl tahrîr olunur. Ammâ bu Dağıstân mahallinde olan yüz kırk sekiz kûh-ı bülendin biri kûh-ı Elbruz idi kim sene (---) târîhinde Erzurûm'dan Acem diyârında Şirvân ve Şamahı ve Bâkû ve Demirkapu seyâhatlerinde tahrîr olunmuşdur. Ammâ kûh-ı Elbruz'un misâli bu mezkûr Bingöl yaylağıdır kim zirve-i a‘lâsına iki buçuk günde ve üç günde urûc olunur. Kûh-ı Elbruz'un zirvesi ebrler içre olmağıla muzlimdir ve şiddet-i rîh-i sarsardan berf ü selc ü yah-pâre olamaz ve zirve-i a‘lâsında eşcârât olmayup rîh-i akîm şecerleri bîhinden kal‘ eder. Yalçın kayaları gücile ber-karâr olur. Ammâ gûl-i beyâbânîleri gâyet çokdur. Ol ecilden ve rîh-i şedîdi şitâsından benî Âdem çıkamazlar ve çıkmış yokdur. Ancak üç günlük bâlâ-râh olan yerlerine Kaytak ve Haydak ve Kumuk ve Kımık ve Borgusând ve Çerkez ve Kabartay kavimleri çıkup ba‘zı ma‘âdin çıkarırlar. Yohsa yaylamağa çıkmazlar, zîrâ kendülerinin aslında şehirleri cümle yaylakdır. Ammâ bu Bingöl yaylası iklîm-i hâmisin vasatında asıl zemîni âlî olup kendüsü de üç günlük yol-ıbülend olduğu ecilden zirve-i a‘lâsı küşâde yetmiş aded çemenzâr sahrâ-yı azîmlerdir. Cânib-i garbda bir ucu Kiğı Dağlarıdır. Cânib-i şark tarafından Acem diyârı 88b hâkinde Revân kal‘ası dibinde cereyân eden nehr-i Zengî'nin karşu garb tarafında Osmânlı hudûdunda Ağrı dağına varır. Bir kûh-ı tavîl Bingöl yaylağıdır. Kiğı ile Revân mâbeyninde tûlu on altı konakdır ve bu yaylanın cânib-i şimâli Erzurûm sahrâsıdır kim vasatından nehr-i Furât akar ve cânib-i kıblesi sahrâ-yı Muş'dur. Vasat-ı Muş'dan nehr-i Murâd akup tulû‘u bu kûh-ı Bingöl'dendir kim Furât u Murâd Arz-ı Mukaddes'e cereyân eder. Mezkûr nehreynin ve sahrâtının mâ-beynehümâsında bu Bingöl yaylasının arzı iki menzil ve üç ve dörd menzil yerleri var. Ziyâde değildir, ammâ tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Şimâlinde eyâlet-i Erzurûm ve garbında eyâlet-i Sivas kıblesinde eyâlet-i Diyârbekir ve şarkında eyâlet-i Van ve diyâr-ı Acem olup gâyet ma‘mûr âbâdân vilâyetlerin tâ vasatında bu Bingöl yaylası vâki‘ olmağıla yedi ay benî Âdem ile ma‘mûr olup andan şiddet-i şitâ gelüp herkes sevâhile nüzûl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a–88b ·
metinde göster ·
… nehr-i Edil'den küçük nehr-i azîm Cayık'dır. Bu dahi Moskov diyârında Kozak ve
Heşdek
müselmânları içinden cereyân edüp bu dahi bahr-i Harez'e rîzân olur. Bu nehirde …
{Manzara-i nehr-i Cayık}: Ba‘dehû nehr-i Edil'den küçük nehr-i azîm Cayık'dır. Bu dahi Moskov diyârında Kozak ve Heşdek müselmânları içinden cereyân edüp bu dahi bahr-i Harez'e rîzân olur. Bu nehirden küçük, bu Uruscuk önünde evsâfın tahrîr edeceğimiz nehr-i azîm Tuna'dır. Andan küçük Basra ve Kurna önünde Şattü'l-Arab'dır. Amma tuğyânı mahallinde meşhûrdur. Andan küçük, Mısır'da nehr-i Nîl'dir. Ammâ yılda bir kerre tuğyân edüp üç ayda Kıbtî hesâbı üzre bunun gurresinde Nîl kesiminde üç ay deryâ olup taşar ve sâ’ir zaman nısıf mil bir âb-ı hayâtdır. Ammâ Ceyhûn ve Seyhûn küçük enhârlarmış, hakîr görmedim. Allahümme yessir...Ammâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… sla tıraş etmezler ve ihtiyârları asla sakal kırkmazlar. {Ve diyâr-ı Maskov'un}
Heşdek
kavmi gibi uzun ve kaba sakalları olduğundan şâhlığa sakal harâcı verirler. Gây …
Ve bu şehr-i İşnuviye cümle altı bin aded pest binâ hâne-i ra‘nâlardır kim câ-be-câ hânelerde bâğlar ve bâğçeler vardır. Ekseriyyâ bu hânelerin der-i dîvârları kerpiç ile kâr olunmuşdur. Ve dam u bâmları dükeli kireç ve keçeden sıvanmış musaykal damlardır. Hevâsı Rûmiyye'den latîf olmağile heme ahâlî-i İşnuviye nevrûz-ı Harezmşâhî'den ta berk-i hazân faslına varınca halk-ı İşnuviye dam üzre yatarlar, ammâ damlarından birbirine harem-i muhteremleri görükmezdir. Zîrâ dükeli halkı Sünnîlerdir. Sakalların tâze yiğitler asla tıraş etmezler ve ihtiyârları asla sakal kırkmazlar. {Ve diyâr-ı Maskov'un} Heşdek kavmi gibi uzun ve kaba sakalları olduğundan şâhlığa sakal harâcı verirler. Gâyet Sünnî kavm-i İşnuviyândır. Ammâ nihânîce cemâ‘atle namâz kılarlar. Cum‘a salâtında hutbe[y]i şâh ismine okuyup yine salât-ı cum‘ayı münferiden kılarlar. Cümle halkı tüccârdır ve muhibb-i garîbü'd-diyâr kavm-i züvvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297b ·
metinde göster ·
… Korol ve Dodoşka ve Hırvat ve Tot ve Rus ve Lipka ve Maskov ve Krakov ve kavm-i
Heşdek
. El-hâsıl yigirmi aded kavm-i gûnâ-gûn cümle Latin lisânı söyleşirler.
Evvelâ Dobra-Venedik ve Boşnak ve Hersek ve Bulgar ve Sırf ve Voynuk ve Islovin ve Korol ve Dodoşka ve Hırvat ve Tot ve Rus ve Lipka ve Maskov ve Krakov ve kavm-i Heşdek. El-hâsıl yigirmi aded kavm-i gûnâ-gûn cümle Latin lisânı söyleşirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45a ·
metinde göster ·
… hibi Dobra Kral binâsıdır. Ba‘dehû Sultân Sarı Saltık Bay Maskov memleketindeki
Heşdek
kavmin ve Leh memleketinde Lipka kavmin cümle İslâm ile müşerref edüp illâ Salt …
İbtidâ bânîsi Dobruca kralı Pıravadi sâhibi Dobra Kral binâsıdır. Ba‘dehû Sultân Sarı Saltık Bay Maskov memleketindeki Heşdek kavmin ve Leh memleketinde Lipka kavmin cümle İslâm ile müşerref edüp illâ Saltık nâmında bir papası İslâma getiremeyüp âhir-i kâr {Sarı Saltık'ı, Seyyid Muhammed Buhârî} katl edüp anın esbâbların geyüp "Ben Saltık'am" deyüp niçe yıl Leh kâfiri diyârında ol kıyâfetiyle seyâhat ederek gelüp bu Yeni Salacık kal‘asın feth edüp Lipka kavmiyle Seyyid Muhammed Buhârî ya‘nî Sarı Saltık Bay bu kal‘ada Bektaşi köçekleriyle ibtidâ bunda vatan edüp andan Baba şehri içinde medfûndur. Menâkıb-ı kibâr-ı evliyâullâhda hemân kırk kürrâs müdevven menâkıbı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67b ·
metinde göster ·
… oynuk ve Islovin ve Dodoşka ve Korol ve Leh ve Çeh ve Libka ve Rus ve Maskov ve
Heşdek
müslimleri bu cümle mezkûr milel cümle lisân-ı Latince kelimâtlar edüp Heşdek'd …
Evvelâ lisân-ı Hırvat lisân-ı Latin'dir, ammâ Hırvad'ın başka lehce-i mahsûsa ıstılâh [u] ibârâtları vardır, lâkin lisân-ı Hırvat ve Boşnak ve Sırf ve Bulkar ve Voynuk ve Islovin ve Dodoşka ve Korol ve Leh ve Çeh ve Libka ve Rus ve Maskov ve Heşdek müslimleri bu cümle mezkûr milel cümle lisân-ı Latince kelimâtlar edüp Heşdek'den ve Lipka'dan mâ‘adâsı millet-i Mesîhiyye'den olup cümle lisân-ı Latince kelimât ederler, ammâ her birinin birer gûne ıstılâhları ve lehceleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 147b ·
metinde göster ·
… hr-i Cayık'da Maskov'un Zebun kal‘ası boğaz[ı] ve nehr-i Edil'de yine Maskov'un
Heşdek
kal‘ası girdâb[ı] ve Bahr-i Harez'de Demirkapu kal‘ası boğazı ve Karadeniz'in K …
El-hâsıl Bahr-i Muhît'[d]e girdâb-ı Okyanûs ve nehr-i Murâd'daki Ca‘ber kal‘ası boğaz[ı] ve nehr-i Cayık'da Maskov'un Zebun kal‘ası boğaz[ı] ve nehr-i Edil'de yine Maskov'un Heşdek kal‘ası girdâb[ı] ve Bahr-i Harez'de Demirkapu kal‘ası boğazı ve Karadeniz'in Kız boğazı ve nehr-i Şattu'l-arab üzre Nemrûd boğazı ve yine bu nehr-i Tuna'da İnlik kal‘ası girdâbı ve yine bu nehr-i Tuna'da mezkûr Tahtalı girdâbı cümle mahûf ve muhâtara yerlerdir, ammâ bu Demirkapu boğazı Okyanûs girdâbından ziyâde azâb-ı elîm berzah-ı bî-amân boğazdır. Ammâ amelîdir, Tahtalı ve İnlik boğazları gibi Yed-i Kudret boğazı değildir. Bu Demirkapu boğazı yonma taşdan amelî boğazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96b ·
metinde göster ·
… tuğyân edüp Maskov diyârında re‘âyâ olan on iki kerre yüz bin ümmet-i Muhemmed
Heşdek
kavmi gece ve gündüz bu Kalmık pâdişâhların çapa çapa Kalmık'ın mâlları kalmayu …
Hikmet-i Hudâ sene (---) târîhinde Kalmık pâdişâhlarından Taysı Şâh ve oğlu Ormit Şâh ve Koba Kalmah Şâh ve Moyinçak Şâh Çîn u Fağfûr ve Mâhân vilâyetlerinde şiddet-i şitâdan ve etrâfında olan İslâm kavmi kurakdan firâr edüp "Vilâyet-i Maskov'a gelüp karâr-dâde olam" deyü birkaç sene meks edüp anda dahi kabarıp isyân [u] tuğyân edüp Maskov diyârında re‘âyâ olan on iki kerre yüz bin ümmet-i Muhemmed Heşdek kavmi gece ve gündüz bu Kalmık pâdişâhların çapa çapa Kalmık'ın mâlları kalmayup âhır-ı kâr nehr-i Edil'i şehr-i Sarây kurbunda karşu Heyhât sahrâsına geçüp anda dahi şiddet-i şitâdan ve ulu Noğay derdinden ve bir yanında nehr-i Kuban kenârında sâkin olan Çerkes kavmi ve Dağıstân askeri derdinden Azak kal‘ası altına gelüp anda dahi Âl-i Osmân askeriyle ceng ede ede âhır-ı kâr Azak muhâfazasında olan 106a Gürcî Mustafa Paşa ile ceng-i azîm edüp kendülerinden yetmiş mirza ve Moyinçak Şâh düşüp Cenâb-ı Bârî yârî kılmayup Azak vezîri Mustafa Paşa da Kalmık elinde mızrak ile şehîd olup andan Kalmık küffârı Azak altında nehr-i Diri Ten'i ve Ölü Ten'i ve Moyin suların yaldadup geçerler. Andan Kırım taşrasında sâkin olan Âdil Noğay ve Urumbet Noğay ve Şıdak Noğay ellerin urup bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı firâvânlar alup mel‘ûn Kalmık yine Azak cânibine giderler. Bu ahvâl-i pür-melâli Âdil Noğay ve gayri Noğay mirzâları Mehemmed Geray Hân'a i‘lâm ederler. Mehemmed Geray Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b–106a ·
metinde göster ·
… e kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i Kalmah ve kavm-i
Heşdek
ve kavm-i Maskov ve kavm-i Leh ve kavm-i Lipka müslimi ve kavm-i Macar ve kavm- …
Ammâ müverrihân-ı Arab ve kitâb-ı Füsûs sâhibi Hazret-i Muhyiddînü'l-Arabî bu cezîre-i Kırım'a ve vilâyet-i Kazak-ı âk'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Ve Cıfr-ı Câmi‘de ve niçe kelâm-ı Alî'de Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Hattâ bir kitâb-ı cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" buyurmuşlardır, ya‘nî "Yâ Kırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden hazer edin, ya‘nî Kalmık kavminden pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derler. Ammâ çünki Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât dedikden sonra vilâyet-i Hind ü Sind ve Keşmir ve Gûlkend-i Dekend ve Çîn [ü] Mâçîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr [ve] Özbek ve Belh u Buhârâ ve vilâyet-i Acem ve Horâsân ve vilâyet-i Kozak ve vilâyet-i Türkistân [ve] vilâyet-i Mâhân kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i Kalmah ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Maskov ve kavm-i Leh ve kavm-i Lipka müslimi ve kavm-i Macar ve kavm-i Kırım cümle yetmiş yedi akvâm-ı gûnâ-gûn bunlar cümle Tatardır kim kavm-i Sol‘âtdır. Hattâ İsfaç kralının taht-ı hükûmetinde Maskov'un Heşdek Tatarı gibi İsfaç'ın dahi on iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl-i Osmân ve cümle kavm-i Türkmân dahi kavm-i Tatar'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
Tatarı gibi İsfaç'ın dahi on iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl- …
Ammâ müverrihân-ı Arab ve kitâb-ı Füsûs sâhibi Hazret-i Muhyiddînü'l-Arabî bu cezîre-i Kırım'a ve vilâyet-i Kazak-ı âk'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Ve Cıfr-ı Câmi‘de ve niçe kelâm-ı Alî'de Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Hattâ bir kitâb-ı cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" buyurmuşlardır, ya‘nî "Yâ Kırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden hazer edin, ya‘nî Kalmık kavminden pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derler. Ammâ çünki Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât dedikden sonra vilâyet-i Hind ü Sind ve Keşmir ve Gûlkend-i Dekend ve Çîn [ü] Mâçîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr [ve] Özbek ve Belh u Buhârâ ve vilâyet-i Acem ve Horâsân ve vilâyet-i Kozak ve vilâyet-i Türkistân [ve] vilâyet-i Mâhân kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i Kalmah ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Maskov ve kavm-i Leh ve kavm-i Lipka müslimi ve kavm-i Macar ve kavm-i Kırım cümle yetmiş yedi akvâm-ı gûnâ-gûn bunlar cümle Tatardır kim kavm-i Sol‘âtdır. Hattâ İsfaç kralının taht-ı hükûmetinde Maskov'un Heşdek Tatarı gibi İsfaç'ın dahi on iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl-i Osmân ve cümle kavm-i Türkmân dahi kavm-i Tatar'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
… lisân-ı Türkmân ve lisân-ı Noğay ve lisân-ı Kaytak ve lisân-ı Kozak ve lisân-ı
Heşdek
ve lisân-ı Dağıstân. Acem ve Hind ve Özbek ve Bulgar, bunlar dahi Tatar olmağil …
Evvelâ lisân-ı Çağatay ve lisân-ı Kumuk ve lisân-ı Moğol ve lisân-ı Boğol ve lisân-ı Türkmân ve lisân-ı Noğay ve lisân-ı Kaytak ve lisân-ı Kozak ve lisân-ı Heşdek ve lisân-ı Dağıstân. Acem ve Hind ve Özbek ve Bulgar, bunlar dahi Tatar olmağile başka lisânları ve başka gûne kitâbetleri var kim bir lisâna müşâbih değildir. Her biri birer gûne lehçe-i mahsûsaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a ·
metinde göster ·
… k kurbuna gelindikde Maskov vilâyetinde re‘âyâ vü berâyâ kalan on kerre yüz bin
Heşdek
Tatarları mü’minîn muvahhidînlerden Hân'a nihânîce haber geldi kim,
Evvelâ Mehemmed Geray Hân bir sefer içre dörd kerre gazâ-yı azîmler edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle vilâyet-i Kırım'a gitmek sadedinde iken vilâyet-i Kazak'da Praslov-ı atik kurbuna gelindikde Maskov vilâyetinde re‘âyâ vü berâyâ kalan on kerre yüz bin Heşdek Tatarları mü’minîn muvahhidînlerden Hân'a nihânîce haber geldi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112a ·
metinde göster ·
müselmânlarından böyle haber gelince Hân-ı âlîşân şâd-ı handân olup cemî‘i iş e …
"Pâdişâhım, işde üç kerre yüz bin Maskov küffârı Vezîr Şeremet Ban ile ‘Hân seferdedir, ve Kırım boşdur’ deyü cümle küffâr Kırım vilâyeti üzre gitmededirler. İki yüz pâre topları var ve iki kerre yüz bin aded kâmil Kalmık kâfirleri imdâdları var. Cümle beş kerre yüz bin kâfir oldu ve yüz binden ziyâde bârhâne götürmeğe ve kondukları yere arabaları tabur yapmağa demirden zencîrler ile bağlı arabaları var. Hâlâ nehr-i azîm Edil suyun cümle gemilerle geçüp Heyhât sahrâsı içinden ibtidâ Kırım'a varup andan kal‘a-i Azağ'a gelüp Azağı ve Kazağı alsa gerek. Hâlâ Maskov'un (---) nâm kal‘ası üzre deryâ-misâl leşker ile gitmededirler. Bilin, âgâh olun, ana göre pâdişâhım bir tedârik görün. Bolay kim bu kâfire bir kırlıkda ve Heyhât sahrâsı çölünde râst gelesiz" deyü Hân hazretlerine Maskov'un Heşdek müselmânlarından böyle haber gelince Hân-ı âlîşân şâd-ı handân olup cemî‘i iş erleri kart kişiler ve kart atalıklar ve ot ağaları ile müşâvere edüp fi'l-hâl kendü yanında olan seksen yedi bin aded Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikârlarının cümle üsârâları ve mâl-ı ganâ’imlerin Kırım'a gönderdi, zîrâ Kırım Tatar ılgarıyla bir merhale yer kalmışdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112a ·
metinde göster ·
Hemân ol gece bu haberi tabur içinde olan Maskov'a tâbi‘
Heşdek
re‘âyâsı olan ümmet-i Muhammedlerden bir hayli müselmânlar taburdan taşra çıkup …
Hemân ol gece bu haberi tabur içinde olan Maskov'a tâbi‘ Heşdek re‘âyâsı olan ümmet-i Muhammedlerden bir hayli müselmânlar taburdan taşra çıkup küffârın imdâdları geldiği haberi Hân'a getirüp tapşırdılar ve anlar artık tabura gitmeyüp Hân yanında kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114b ·
metinde göster ·
… tar ve Acem ve Türk-i Türkmân ve Moğol ve Boğol ve Dağıstân ve Kumuğ u Kozak ve
Heşdek
ve Yakayça ve Lıpka ve Özbek ve Çağatay ve Kılmah ve Fağfûr u Çîn ü Hıtâ ve Hot …
Andan kabâ’il-i memdûh Acem'dir kim ibtidâları kavm-i Tatar'dır kim bu iki kavimden edîm-i arz müzeyyen olup benî âdemle ma‘mûr olmuşdur. Anınçün Hazret-i Kevneyn'e "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" derler, zîrâ ibtidâ Arab'dan mâ‘adâ Tatar ve Acem ve Türk-i Türkmân ve Moğol ve Boğol ve Dağıstân ve Kumuğ u Kozak ve Heşdek ve Yakayça ve Lıpka ve Özbek ve Çağatay ve Kılmah ve Fağfûr u Çîn ü Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn ve Hind ü Sind ve Laristân ve Moltân ve Sultâniyye ve Semerkand ve Kâbilistân ve Zâvilistân ve Bâbil ve Ermenistân u Mâzenderân ve Fâris ü Horâsân ve Kâşkar ve Hârizm ve Taberistân [ve] Türkistân ve Gîlân ve Irâk-ı Arab ve Irâk-ı Acem ve Irâk-ı Dâdyân [ve] vilâyet-i Kirmân ve Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Mekrân ve Sîstân ve Bedahşân ve Âzerbâycân ve Îrân u Tûrân ve Belh u Buhârâ ve niçe yüz bin diyârlarda sâkin olan ümmet-i Muhammedlere Acem tesmiye olunur. Anıniçün "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" denildikde cümleye şâmil bir kelâm-ı dürer-bârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b ·
metinde göster ·
… Arslan Beğ Noğay on iki bin bahâdır Noğayıyla Maskov re‘âyâsiyken ceng ede ede
Heşdek
kavmi içinden geçüp ve nehr-i Edil'i ve nehr-i Cayık'ı botlar ve gemiler ve tul …
Sene (---) târîhinde bu Arslan Beğ Noğay on iki bin bahâdır Noğayıyla Maskov re‘âyâsiyken ceng ede ede Heşdek kavmi içinden geçüp ve nehr-i Edil'i ve nehr-i Cayık'ı botlar ve gemiler ve tulumlar ile beri tarafa geçüp Heyhât sahrâsında Kalmık askeriyle ceng-âşûb ede ede Kazan vilâyetine andan Alatır vilâyetine gelüp tavattun edelim derken Kalmık askeri bunları kova kova Heyhât sahrâsın aşırup ve nehr-i azîm Kuban'ı beri geçüp Kabarti beğlerine el-amân deyü dahil düşüp geldiklerinde Mehemmed Geray Hân hân-ı âlîşân iken bu kal‘ayı Arslan Beğ içün yasayup mesken [ü] me’vâ etdiler. Hâlâ bu kal‘a-i zîbâ nehr-i Cincik kenârında şekl-i murabba‘ bir çit sarp kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 156b ·
metinde göster ·
… halkı Acem ve Gürcî ve Çerkez ve Kumuk ve Kalmık ve Kaytak ve Moğol ve Boğol ve
Heşdek
ve Rus ve Maskov ve Lezgi ve Legzi ve Kahtâniyye ve Yakayçak(?) ve Çağatay ve g …
Ve cümle halkı Acem ve Gürcî ve Çerkez ve Kumuk ve Kalmık ve Kaytak ve Moğol ve Boğol ve Heşdek ve Rus ve Maskov ve Lezgi ve Legzi ve Kahtâniyye ve Yakayçak(?) ve Çağatay ve gayri kavmün elsine-i muhtelifelerin bilüp kelimât ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164b ·
metinde göster ·
"Âdem senin ne çok pâdişâh dostların var. Sen bir ma‘lûm âdemsin" deyü hakîre ta‘zîm edüp me’kûlât [ü] meşrûbâtılarımız ile bir sarâyı konak verdi. Ammâ bir söz anlar bir kapudandır kim yigirmi bin askere ve yigirmi bin Heşdek müselmânları re‘âyâ-yı ümmet-i Muhammed'e mâlikdir kim şeb [ü] rûz Kalmık Tatarlarıyla ceng-i azîm ederler. Lâkin bu Heşdek re‘âyâsı olan ümmet-i Muhammedlerin üzerlerine hâkimleri yine kendülerden Kazan Alp Baymirza'dır. A‘yânları şehir içre olurlar. Niçe bini şehir hâricinde nehr-i Edil kenârında obalarıyla sâkin olurlar. Bunların dahi aslı Tatar'dır. Hemân Noğay gibi obalarıyla konup göçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
… ed'e mâlikdir kim şeb [ü] rûz Kalmık Tatarlarıyla ceng-i azîm ederler. Lâkin bu
Heşdek
re‘âyâsı olan ümmet-i Muhammedlerin üzerlerine hâkimleri yine kendülerden Kazan …
"Âdem senin ne çok pâdişâh dostların var. Sen bir ma‘lûm âdemsin" deyü hakîre ta‘zîm edüp me’kûlât [ü] meşrûbâtılarımız ile bir sarâyı konak verdi. Ammâ bir söz anlar bir kapudandır kim yigirmi bin askere ve yigirmi bin Heşdek müselmânları re‘âyâ-yı ümmet-i Muhammed'e mâlikdir kim şeb [ü] rûz Kalmık Tatarlarıyla ceng-i azîm ederler. Lâkin bu Heşdek re‘âyâsı olan ümmet-i Muhammedlerin üzerlerine hâkimleri yine kendülerden Kazan Alp Baymirza'dır. A‘yânları şehir içre olurlar. Niçe bini şehir hâricinde nehr-i Edil kenârında obalarıyla sâkin olurlar. Bunların dahi aslı Tatar'dır. Hemân Noğay gibi obalarıyla konup göçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
Cümle on üç bin saz ve toprak örtülü ma‘mûr evlerdir. Ve kırk kenîse ve on yedi manastır ve yedi mescid var, zîrâ Heşdek tâ’ifesi kavmi Hulâgû Hân'dan berü anın zulmünden Maskov'a sığınup re‘âyâ olmuşlardır. Bunların bir fırkasını dahi Muhammed Buhârî Saltık Bay, ya‘nî Sarı Saltık Sultân İslâm ile müşerref etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
Maskov vilâyetinde bizim re‘âyâmız gibi harâc verirler, ammâ içlerinde zâ‘im ve …
Ve bu kavm-i Heşdek Maskov vilâyetinde bizim re‘âyâmız gibi harâc verirler, ammâ içlerinde zâ‘im ve zu‘amâ ve ümerâ ve pâdişâhzâdeleri var. Anlar harâc vermeyüp (...) yüz elli bin askerle Maskov kralıyla bile cenge giderler. Bu Ejderhân'daki Heşdek kavimleri dahi anlardan bir alay mü’min ve muvahhid âdemlerdir kim Ejderhân'daki mesâcidler anlarındır, ammâ Cum‘a namâzı kılmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
… ...) yüz elli bin askerle Maskov kralıyla bile cenge giderler. Bu Ejderhân'daki
Heşdek
kavimleri dahi anlardan bir alay mü’min ve muvahhid âdemlerdir kim Ejderhân'dak …
Ve bu kavm-i Heşdek Maskov vilâyetinde bizim re‘âyâmız gibi harâc verirler, ammâ içlerinde zâ‘im ve zu‘amâ ve ümerâ ve pâdişâhzâdeleri var. Anlar harâc vermeyüp (...) yüz elli bin askerle Maskov kralıyla bile cenge giderler. Bu Ejderhân'daki Heşdek kavimleri dahi anlardan bir alay mü’min ve muvahhid âdemlerdir kim Ejderhân'daki mesâcidler anlarındır, ammâ Cum‘a namâzı kılmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
bu Ejderhân'da ulûfeli kuldurlar. On yedi bin küffâr leşkeri bu Ejderhân'da mev …
Ve bu kavm-i Heşdek bu Ejderhân'da ulûfeli kuldurlar. On yedi bin küffâr leşkeri bu Ejderhân'da mevcûddur, zîrâ bender vilâyetdir. Acem'e ve Dağıstân'a ve Çerkes vilâyetlerine yakındır, bender-i azîmdir. 168b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a–168b ·
metinde göster ·
… t-i Maskov'dadır, ammâ cümle re‘â[yâ]sı ve berâyâsı ve askerîsinin nısfı kavm-i
Heşdek
Tatarıdır kim mü’min ve muvahhid müslimlerdir. Ve nısf-ı askerîsi Maskov kefere …
Hâlâ dest-i Maskov'dadır, ammâ cümle re‘â[yâ]sı ve berâyâsı ve askerîsinin nısfı kavm-i Heşdek Tatarıdır kim mü’min ve muvahhid müslimlerdir. Ve nısf-ı askerîsi Maskov keferesidir kim cümle müslim ve kefere (---) aded güzîde leşkere mâlikdir. Başka vezîr nâmında kapudan hâkimi vardır. Ve başka kırk pâre gemi sâhibi Edil nehri kapudanı vardır kim üç bin Kazak keştîbân cünûd-ı cünüblere mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169a ·
metinde göster ·
… kovlar dahi millet-i Mesîhiyyedendir, ammâ bunların asılları dahi Tatar'dır. Ve
Heşdek
Tatarı müslimlerdir. Ve Noğay Tatarı mü’minler[dir] ve Yaman Sadak Tatarı ve Te …
Hâlâ bu Sarây şehri kavm-i Tatar'ın ecnâsıyla memlû bir şehirdir. Evvelâ kavm-i Maskovlar dahi millet-i Mesîhiyyedendir, ammâ bunların asılları dahi Tatar'dır. Ve Heşdek Tatarı müslimlerdir. Ve Noğay Tatarı mü’minler[dir] ve Yaman Sadak Tatarı ve Teb(?) Tatarı ve Şıdak Tatarı ve niçe gûne âl-i Tatarları bu diyârda mev[cû]dlardır, ammâ vatan-ı aslîleri olup Maskov galebe etdikden sonra Maskov'a re‘âyâ olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169a ·
metinde göster ·
… rîsi tâ’ifeleri ekseriyyâ kavm-i Mujikdir, bahâdır değillerdir. Eğer aralarında
Heşdek
Tatarları olmasa bu şehri Kalmık Tatarları çokdan almışdı. Anıniçün her sene bu …
Der-ihsân-ı âb [u] hevâ-yı câvidân: Suyu nehr-i Edil'dir ve gâyet serî‘u'l-hazmdır, ammâ hevâsı katı şedîd olduğundan halkının ekseri eğri belli büğrülerdir. Ve mahbûb u mahbûbelerinin reng-i rûyları humret üzre olup halkı gâyet müsin olurlar. Ammâ kefere askerîsi tâ’ifeleri ekseriyyâ kavm-i Mujikdir, bahâdır değillerdir. Eğer aralarında Heşdek Tatarları olmasa bu şehri Kalmık Tatarları çokdan almışdı. Anıniçün her sene bu vilâyete Maskov kralı onar bin kadar yeniden Mujik kavmi asker imdâd gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
Tatarları dahi ziyâret ederler. Cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl dîvâr-ı âlîdir. Ha …
Ziyâretgâh-ı Hûşeng Şâh: Bu diyâr kavminin müslimi ve gayr-ı müslimleri 170a cümle "Bu Hûşeng Şâh peygamberdir" deyü i‘tibâr edüp ziyâretgâh-ı kadîmdir. Cümle müslim Heşdek Tatarları dahi ziyâret ederler. Cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl dîvâr-ı âlîdir. Hattâ kabrinin tûlu yetmiş adımdır. Başı ucunda üç âdem ancak kucaklar bir amûd-ı somâkî dikilidir. Ayağı ucunda beyâz mermer sütûndur. Bu sütûnda mühr-i hattı gibi zemîn hatt-ı tarz-ı kadîm ile, "Kırk sene pâdişâh olup beş yüz yıl mu‘ammer olup ibtidâ başına tâc geyen pâdişâh ben idim" deyü seng-i mezârında cemî‘i ahvâlâtların tahrîr etmişler, bir gûne hatdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b–170a ·
metinde göster ·
… kenîseler ve yedi aded mesâcidleri var, zîrâ bunda dahi kavm-i Noğay ve kavm-i
Heşdek
müselmânları çokdur. Ve altı yüz kadar dükkânları var.
Mâ-tekaddem bu dahi Cinkız Hân'ın tahtgâhı imiş. Niçe mülûkdan mülûka kalmış. Hâlâ dest-i Maskov'da bir dâru'l-mülk-i menhûs olmuş. Niçe bin aded hân ve câmi‘ ve imâret ve mescid ve medrese ve tekye ve hammâm ve dekâkînler ve bezzâzistânların kıbâbları ve tâk-i kisrâları ve kâ‘aları râygân durur. İbret-nümâ-yı acâ’ibât [u] garâ’ibâtları çokdur. Hâlâ üç bin kadar saz ve kamış örtülü evleri ve yigirmi aded düyûr-ı kenîseler ve yedi aded mesâcidleri var, zîrâ bunda dahi kavm-i Noğay ve kavm-i Heşdek müselmânları çokdur. Ve altı yüz kadar dükkânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171a ·
metinde göster ·
… dahi hâkimi Maskov kralı tarafından Zakırya nâm vezîr on bin Mujik keferesi ve
Heşdek
kavmi askere mâlikdir. Şehrinin zemîni (---)(---)(---)(---)(---)(---) (--- …
Ammâ Kalmık havfinden ol gece cümle atlara geçen seneden kalma ölen nâm otlar yedirdik. Bunun dahi hâkimi Maskov kralı tarafından Zakırya nâm vezîr on bin Mujik keferesi ve Heşdek kavmi askere mâlikdir. Şehrinin zemîni (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171a ·
metinde göster ·
… rakı ve horilka ve pivo [ve] med nâm müskirât meşrûbâtlar içerler, ammâ kavm-i
Heşdek
yine at etleri yeyüp boza ve kımız ve talkan ve yazma içerler.
Bunda dahi bâğ u bâğçe yokdur. Lâkin müşebbek bostânları çokdur. Bu diyârlarda şarâb olmaz. Cümle kefereleri rakı ve horilka ve pivo [ve] med nâm müskirât meşrûbâtlar içerler, ammâ kavm-i Heşdek yine at etleri yeyüp boza ve kımız ve talkan ve yazma içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171a ·
metinde göster ·
… b ile yıldız rûzgârı mâbeynine bir gün bir gece yine Heyhât sahrâsı içre kavm-i
Heşdek
obaların temâşâ ederek gidüp Kalmık Tatarları havfin dahi çeküp,
Ziyâretgâh-ı Peşeng ibn Tûr: Bu dahi Kazan şehr[i] hâricinde âsûdedir. Andan niçe ziyâretler ve niçe bin âsâr-ı acîbe ve garîbeleri seyr [ü] temâşâ edüp yine şehr-i Kazan'dan garb ile yıldız rûzgârı mâbeynine bir gün bir gece yine Heyhât sahrâsı içre kavm-i Heşdek obaların temâşâ ederek gidüp Kalmık Tatarları havfin dahi çeküp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171b ·
metinde göster ·
… ri var, on bin askerle hükm eder, ammâ askerinin nısfı Mujik Kazağıdır ve nısfı
Heşdek
ve Yaman Sadak askeridir. Bunlar Kalmık ile sulh edüp kardaş olmuşlar, ya‘nî ba …
Be-kavl-i müverrihîn-ı Tatar bu şehri ba‘de't-Tûfân ibtidâ binâ eden Îrec Şâh ibn Ferîdûn binâ edüp ba‘dehu Cingiz Hân pây-ı taht edinüp amâr etdi. Ba‘dehu Hulâgû Hân harâb etdi. Ba‘dehu Alatır Hân ibn Aykulp Hân amâr edüp ba‘dehu Tohtamış Hân tahtgâh edinmişken Timur-ı pür-zor Hân Tohtamış Hân'ı münhezim etdikde bu şehr-i Alatır'ı dirîğ ender hayf u dirîğ harâb edüp ba‘dehu Maskov kralı fursat bulup bu şehr-i Alatır'ı amâr eder. Hâlâ dest-i Maskov'da sehel ma‘mûrsi şehirdir kim başka vezîri var, on bin askerle hükm eder, ammâ askerinin nısfı Mujik Kazağıdır ve nısfı Heşdek ve Yaman Sadak askeridir. Bunlar Kalmık ile sulh edüp kardaş olmuşlar, ya‘nî barışmışlar. Şehir içre Kalmık Tatarları girüp bâzâ[r]lık ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171b ·
metinde göster ·
… e altı yüz aded dükkânlar ve yedi aded hânlar ve üç aded hammâmlar ve yedi aded
Heşdek
mesâcidleri var. Lâkin âşikâre ezân okumak memnû‘dur, ammâ cemâ‘at ile namâzlar …
Hâlâ bu şehir içre altı bin aded saz örtülü dâr-ı menhûslar ve altı yüz aded dükkânlar ve yedi aded hânlar ve üç aded hammâmlar ve yedi aded Heşdek mesâcidleri var. Lâkin âşikâre ezân okumak memnû‘dur, ammâ cemâ‘at ile namâzlarına mâni‘ değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
… ârında hükm-i Maskov'da başka banlık kal‘adır kim on bin Mujik Kazağı ve on bin
Heşdek
Tatarı ve bin kadar Kalmık Tatarı askere mâlik kal‘adır. Cümle yigirmi dörd sâ‘ …
Bu dahi nehr-i Edil kenârında hükm-i Maskov'da başka banlık kal‘adır kim on bin Mujik Kazağı ve on bin Heşdek Tatarı ve bin kadar Kalmık Tatarı askere mâlik kal‘adır. Cümle yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kapusu vardır. Çârsû-yı bâzârı ol kadar müzeyyen değildir, ammâ kenîse ve manastırlarının imâretleri aşk olsun zîrâ Balu Hân Gâzî asrında bu kenîseler cümle cevâmi‘ ve mesâcidler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
Bu şehri dahi Timur Hân harâb [etmişdir]. Hattâ kavm-i
Heşdek
bu şehir içre bir câmi‘ olan kiliseye Hızır yakkan Alay yakkan mezgiti derler, …
Bu şehri dahi Timur Hân harâb [etmişdir]. Hattâ kavm-i Heşdek bu şehir içre bir câmi‘ olan kiliseye Hızır yakkan Alay yakkan mezgiti derler, ya‘nî Hazret-i Hızır âteşe yakdığı ve Allâh yakdığı câmi‘ derler. Balu Hân bu câmi‘i yüz yılda tamâm edüp gûyâ ürd-i behişt imiş. Ol asırda kavm-i Tatar Ka‘be'ye gitmez olup "Bu câmi‘ Ka‘be'dir" deyü bunda gelüp ibâdet ederlermiş. Tûlen ve arzen biner adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
… râ Timur, Yıldırım Bâyezîd Hânımız zamânında karîbü'l-ahd olup Timur'a yetişmiş
Heşdek
Tatarlarının iki yüz yaşında mu‘ammer olmuş Tatarların lisânından istimâ‘ edüp …
Zîrâ Timur, Yıldırım Bâyezîd Hânımız zamânında karîbü'l-ahd olup Timur'a yetişmiş Heşdek Tatarlarının iki yüz yaşında mu‘ammer olmuş Tatarların lisânından istimâ‘ edüp bu câmi‘in ihrâk olmasın tahrîr etdim. Ammâ vâh ve vâh ve vâveylâ kim böyle kazm-ı nazm-ı cinân-ı kâh misilli câmi‘-i kebîr ihrâk olup nûr iken muzlım olmuş. Ammâ yine böyle iken bu câmi‘in enderûn bîrûnunda olan envâ‘ füsûskârî mukavvim mahkûk kâr-ı mermer-bür ve gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûn-ı ma‘kûk bir diyârda yokdur. İllâ Mısır-ı nâdireti'l-asrda Paşa Sarâyı civârında Sultân Kalavân câmi‘inin rûy-ı dîvârları ola. Hakkâ ol kâr-ı musanna‘ dahi bu Balu Hân câmi‘ine mu‘âdildir. Ve niçe cevâmi‘ler dahi bu Balu Hân'da hâlâ kenîse-i Mesîhiyyelerdir, ammâ yedi aded hânları ve üç aded hammâmları ve yedi bin kadar saz ve toprak örtülü evleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 172a ·
metinde göster ·
… ‘ler[i] imiş. Cümle ikişer ikişer minâreli manastırlardır. Ve elli kadar ma‘mûr
Heşdek
kavmi mesâcidleri vardır. Bu şehirde yedi gün meks edüp dörder vakit namâz kıla …
Cümle yigirmi aded kiliseleri mâ-tekaddem selâtîn câmi‘ler[i] imiş. Cümle ikişer ikişer minâreli manastırlardır. Ve elli kadar ma‘mûr Heşdek kavmi mesâcidleri vardır. Bu şehirde yedi gün meks edüp dörder vakit namâz kılardık. Bu diyârda aslâ yatsı namâzı kılınmaz, zîr[â] vakt-i salât-ı ışâ şer‘-i şerîf üzre yokdur. Hemân pirinç pilavı suyun kaynadup pirincin salup yağ ile haşlayup pilav olacak mahalde salât-ı fecr olup namâz kılınır. Yatsı namâzının vakti yokdur. Şeb-i yeldâsı cümle bir buçuk sâ‘at ve üç derece ve iki dakîkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173a ·
metinde göster ·
… bu şehr-i Mujik'de dör[d] beş kerre yüz bin mü’min ve muvahhid pâk ve müsellah
Heşdek
kavmi vardır. Anlar dahi aslâ yatsı namâzını kılmazlar. Bu diyârı kavm-i Heşdek …
Hakkâ ki ömr-i nâzenînimizde bir dahi bu diyârı görmüş olduk. Ammâ bu şehr-i Mujik'de dör[d] beş kerre yüz bin mü’min ve muvahhid pâk ve müsellah Heşdek kavmi vardır. Anlar dahi aslâ yatsı namâzını kılmazlar. Bu diyârı kavm-i Heşdek ve kavm-i Noğay'ın niçe gûne eli dutmuşdur. Hattâ biz bunda iken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173a ·
metinde göster ·