gidüp niçe kerre yüz bin re‘âyâ ve berâyâ pârekende ve perîşân olup bir habbe d …
Beytü'l-mâl-ı müslimînden yedi bin kîse hebâya gidüp niçe kerre yüz bin re‘âyâ ve berâyâ pârekende ve perîşân olup bir habbe değer iş görülmeyüp pâdişâh-ı İslâma beyne'l-akrân bu kadar bed-nâmlık olup sa‘âdetle İslâmbol'a gelüp ol pâdişâh-ı azîmü'ş-şânın üzerine niçe kerre gulû-yı âmm edüp pâdişâh dahi anların etdiklerine kalmayup ocaklarına ayağıla varup dahl düştükde bu kadar itâle-i lisân ve bu kadar şütûm-ı fâhiş ile ağa kapularından Osmân Hân'ı kovup andan yeniçeri odaları içre Orta Câmi‘e varup anda dahi dahl düşdü. Anda Binyâz nâm bir pehlivânı pâdişâh üzerine musallat edüp kendüler mübârek dest-i şerîfleri ile Orta Câmi‘ mihrâbının sol cânibindeki pençereye mübârek kolların geçirüp sarılmış idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a ·
metinde göster ·
… eyle bir re’y [ü] tedbîr sâhibi pâdişâh-ı Cem-cenâb merhûm olup bu kadar masrûf
hebâya
gidüp Malta ve gayrı küffârlar halâs oldular. Hemân el-abd yüdebbir vallâh yuka …
Hikmet-i Hudâ baht-ı dünyâ Malta küffârının imiş eyle bir re’y [ü] tedbîr sâhibi pâdişâh-ı Cem-cenâb merhûm olup bu kadar masrûf hebâya gidüp Malta ve gayrı küffârlar halâs oldular. Hemân el-abd yüdebbir vallâh yukaddir'e havâleden gayrı çare yokdur. Tasdîk-i kelâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 76a ·
metinde göster ·
… dahi cemî‘i kıbâblar üzre bârân-ı rahmet nâzil oldukda bir katre matar-ı rahmet
hebâya
gitmeyüp cümlesi bir uyûn-ı câriye-vâr mihrâbın pespâye olan nîm kubbesi yanınd …
Bir san‘atı dahi cemî‘i kıbâblar üzre bârân-ı rahmet nâzil oldukda bir katre matar-ı rahmet hebâya gitmeyüp cümlesi bir uyûn-ı câriye-vâr mihrâbın pespâye olan nîm kubbesi yanında bir çâh-ı azîme rîzân olup andan câmi‘in tarafeyninde olan abdest çeşmelerinin sahrıcında cem‘ olur. Bu da bir gûne temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
gitmeyüp cümle kayalar yoluyla su sarnıçlarına gider, mîrî sarnıçlar vardır. Ve …
Derûn-ı kal‘ada ol kadar mağaralar ve muzlim kemîngâhlar ve su sarnıçları var kim onar sene muhâsara olsa kifâyet eder su sarnıçları vardır ve cemî‘i püştelerin yalçın kayaları üzre bârân-ı rahmet nüzûl etdikde bir katre mâ-i rahmet hebâya gitmeyüp cümle kayalar yoluyla su sarnıçlarına gider, mîrî sarnıçlar vardır. Ve niçe yüz aded gâr-ı yetîmânlarda yedi sekiz yüz yıldan berü kızıl darı ve kara sûret darısı ve çeltikli pirinç mâl-â-mâldir kim gûyâ henüz harmandan der-anbar olmuş hubûbâtlardır. Ve niçe yüz aded gârlarda ve şömne ve mahzenlerde ve hâsıllarda danedâr buğday ve şa‘îr ve gayrı hubûbâtlar der-mahzen olup âmâdedir, ammâ her bu gendümleri re‘âyâ vü berâyâlar üzre taraf-ı şehriyârîden tevzî‘ edüp ba‘dehû yine cedîd gılâl ve hınta alup der-anbar ederler. Ve bu kal‘ada olan mühimmât ü levâzımât ve bî-hadd [ü] bilâ-gâyât cebehâne-i gûnâ-gûnlar var kim hesâbın Feyyâz-ı Mutlak bilür. Ve ol kadar şedde barûd-ı siyâh ve gülle ve kumbara ve top-ı kal‘a-kûplar var kim başka bir mücelled kitâb-ı cebehâne vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 211a ·
metinde göster ·
… ah" diyerek birbirlerine karıldı ve katıldı. Meterislerinden niçe bin tüfengler
hebâya
atıldı.
Hemân dem asâkir-i hân-ı hezîmet-me’ser bu hâl-i pür-melâli gördüler kim içlerine Kassâb-ı Cömerd köçekleri girüp murâd idindikleri üzre başdan ve koldan ve butdan kelle paça edüp kırup dökerler. Hemân anlar dahi sa‘b meterislerinde kapanup var kuvveti bâzûya getirüp derûn-ı dilden cenge âheng etdiler ve meterisden taşra çıkmış bulunanlar gördüler kim cânib-i erba‘aların Osmânlı ve Vanlı askeri almış. Hemân anlar dahi bir yire cem‘-i vefîr ile domuz topu olup kudurmuş kelb gibi ve sunar-turaş zağar gibi her tarafa sunup iki asker "Allah Allah" diyerek birbirlerine karıldı ve katıldı. Meterislerinden niçe bin tüfengler hebâya atıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… nın üç yüz aded menfa‘ati ve üç yüz hâssası vardır. Dıraht-ı hurmanın bir şey’i
hebâya
gitmez, niçe yüz elvân haşeb olup hâneler içün levha ve amûd ve giranlar olur. …
Netîce-i hilkat-i nahl-i hurma: Çünki Cenâb-ı İzzet benî Âdeme hayât verüp civârına da‘vet etdikde tîn-i Âdem'den hâk-i amber-pâk-i zemîn-i Kûfe'de kalup emr-i Hak ile ibtidâ nahl-i hurma hâk-i Kûfe'de Tennûr suyu kenârında halk olunmuşdur. Anınçün hâk-i Kûfe ve Irâk'da ve Medâyin'de ve Ummân'da hurma ormanı cihânı zeyn etmişdir. Kaddi benî Âdem gibi serâmeddir ve başı vardır, bergleri târumâr olmuş kâkülleridir. Haşeblerin kat‘ etsen asla zarar etmez dahi ziyâde biter. Meselâ benî Âdem'in lıhye ve kâküllerin kat‘ etsen dahi dırâz olur. Ammâ hurmanın başın kat‘ etsen yahûd başında beynîsi var, anı kat‘ etsen âdem başı kat‘ etmiş gibi kanlı suyu akup ol nahl kurur. Ve bi-emri Hudâ hurma erkek ve dişidir. Erkek hurma aslâ meyve vermez ve erkek hurmadan bir haşebi dişi hurmanın kalıba sokulsa cimâ‘ etmiş kadar dişi hurma hazz edüp yigirmi ve otuz salkım hurma verir ve her hoşe salkımı kırkar ve ellişer batman gelir. Ve dişi hurma gûyâ nisâ gibi hayz görür. Ve üç bin sene hurma mu‘ammer olur, derler ve şecere-i zeytûn dahi eyle mu‘ammer olur. Ve hurma ağacının üç yüz aded menfa‘ati ve üç yüz hâssası vardır. Dıraht-ı hurmanın bir şey’i hebâya gitmez, niçe yüz elvân haşeb olup hâneler içün levha ve amûd ve giranlar olur. Diyâr-ı Mısır'da haşeblerinin kabuğun soyup niçe yüz gûne habl-i kavîler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… n hasîrlar ve ferdeler ve bedrevîler ve zenbiller ederler. Ve'l-hâsıl bir şey’i
hebâya
gitmez, üç yüz gûne nef‘i var. Ve kavl-i hukemâ üzre üç yüz hâssası vardır.
Hâssa-i sânî: Başı olan yerde kiyeflerinden yine gûnâ-gûn ipler ve süpürgeler ederler ve yaprağından gûnâ-gûn hasîrlar ve ferdeler ve bedrevîler ve zenbiller ederler. Ve'l-hâsıl bir şey’i hebâya gitmez, üç yüz gûne nef‘i var. Ve kavl-i hukemâ üzre üç yüz hâssası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… n hakîr Haydar Kethüdâ ve üç aded Haydar huddâmı ve beş aded hân nökeri kanları
hebâya
gidüp,
Hele cümle ulemâ vü sulehâ mâbeyne girüp {eyitdiler}: "Bu Haydar Kethüdâ Melek Ahmed Paşa'yı bu şehre getürmeğe ba‘is olup kethüdâ olmuşdu. Aleyhi mâ yüstehakk cezâsın buldu" deyü cümle aşîretin ehl-i beled hân ile sulh edüp hemân hakîr Haydar Kethüdâ ve üç aded Haydar huddâmı ve beş aded hân nökeri kanları hebâya gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10a ·
metinde göster ·
… ürûht edüp üç yüz yiğit ile üçer guruş hissemend olup çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’id
hebâya
gitdi.
Erdel krallarına tâbi‘dir, lâkin Saz Macarı kavmi hükmündedir. İçinde Nemse çâsârı tarafından asker olmak ile itâ‘at etmeyüp kal‘ayı hâlî bırağup kal‘ası ve şehri ıhrâk olundu, ammâ kal‘ası bir dağ dibinde havâleli şekl-i müdevver bir kal‘a-i ra‘nâ idi. Ve handakı mâl-â-mâl su idi. Ve bir varoş-ı azîmi var idi kim gûnâ-gûn sarâylar ve hân ve kiliseler ile ârâste ve bâğ u bâğçe ve çârsû-yı bâzâr ile pîrâste bir şehr-i şîrîn iken ıhrâk bi'n-nâr olurken ol kadar mâl-ı ganâ’im ve zahâ’irler bulundu kim asâkir-i İslâm sîr-i muğtenim oldular. Bunda dahi dağlarda ve bâğlarda üç yüz yiğit ile esîr ve mâl-ı ganâ’imler çıkarup ordu-yı İslâm'da fürûht edüp üç yüz yiğit ile üçer guruş hissemend olup çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’id hebâya gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4b ·
metinde göster ·
… her mansıba teveccüh etdikde kat‘-ı menâzil ederken yedi sekiz sâ‘at ömr-i azîz
hebâya
gitmesin içün dağ u râğlarda ve sahrâ-yı bâğlarda cümle iç ağaları at başları b …
Ve her mansıba teveccüh etdikde kat‘-ı menâzil ederken yedi sekiz sâ‘at ömr-i azîz hebâya gitmesin içün dağ u râğlarda ve sahrâ-yı bâğlarda cümle iç ağaları at başları berâber cem‘ olup cemm-i vefîr ile bir ağızdan savt-ı a‘lâ ile sûre-i Feth'i ve sûre-i Mu‘avvizeteyn'i kırâ’at ederken dağlar ve hâmûnlar inlerdi. Kırâ’at-ı Kur’ân'dan sonra ceng-i savaş-ı perhâş ma‘rifetlerinden haberdâr olmak içün cümle iç ağaları ve cemî‘i levendât birbirlerine mukâbil olup kırkar ve ellişer müşvâr kadar cirid oynayup mızrak oyunları ve şemşîrbâzlıklar ve tîr [ü] kemândârlıklar gösterüp ekseriyyâ at üzre Mısır tarzı kurşum atardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
… e girirken toplara {küffâr} âteş etdikde bir kerre yan verüp topların gülleleri
hebâya
gidüp sağ tarafda duran {mukaddemâ} sındırdığımız Nemse atlılarına girdik, hamd …
Hemân cümle gâzîlerimiz bir ağızdan tekbîr-i Muhammedî getirüp, aç kurd koyuna ve koyun tuza seğirdir gibi derûn-ı kâfire girirken toplara {küffâr} âteş etdikde bir kerre yan verüp topların gülleleri hebâya gidüp sağ tarafda duran {mukaddemâ} sındırdığımız Nemse atlılarına girdik, hamd-i Hudâ niçe yüz kâfirlerin ömürlerine girdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103b ·
metinde göster ·
… th edince bu kadar cân helâk olup bu kadar mâl-ı hazâ’in beytü'l-mâl-ı müslimîn
hebâya
gidüp bir kara mankır fâ’idesi olmayup yine yere berâber münhedim edüp cümle hü …
Bu hâl üzre küffâr mazlûm olmuş idi. Beri tarafda bizim vüzerâlarımız asker-i İslâmı ve re‘âyâ vü berâyâları müte’ezzî edüp cemî‘i mevâcibât mesârıfâtları bâd-ı hevâdan bedel ve iştirâ ve nüzûlât ve sâ’ir tekâlifâtdan çıkarup tahsîl-i mâl etmeğiçün ve hazz-ı nefisleriyçün askerî tâifesinin burunları sefer etmek ile kırılsun içün, böyle bir bî-ma‘nâlar edüp Yenikal‘ayı fukarâ ricâsıyla feth edince bu kadar cân helâk olup bu kadar mâl-ı hazâ’in beytü'l-mâl-ı müslimîn hebâya gidüp bir kara mankır fâ’idesi olmayup yine yere berâber münhedim edüp cümle hükkâmlarımız dimâğ u gurûr hâsıl etdiler ve hodbînlik ve hodre’ylik ve hodfürûşluk ve hodpesendlik etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24a ·
metinde göster ·
attılar. Bir dahi top ve tüfeng sıkılamağa kalmadı. Hemân Tatar askeri yedi gün …
Küffâr bu kerre cümle top ve tüfenglerin hebâya attılar. Bir dahi top ve tüfeng sıkılamağa kalmadı. Hemân Tatar askeri yedi günden berü kanıkmış asker aç kurd gibi koyuna ve koyun tuza sunar gibi sunup Tatar küffâra tâ‘ûn-ı ekber girir gibi eyle girdiler kim ileri gelen küffârlardan bir cân kurtulmayup kanları ve cânları çıkup piyâde olan birbirlerine bağlı küffârlar toplar yanlarında kalup toplar arabaları altlarına yaya kâfirleri girüp cenge âheng edelim deyü cür’etler edüp, ammâ kimi arabalara girir ve kimi çıkar, kollarında bağlı olan zencîrleri kırmağa çalışırlarken arabaların kürelenmiş kâfir atları kimi okdan ve kimi tüfeng ve kılıç zahmından zahmdâr olup bu sahrâ-yı arsagâhda cümle arabaları atlar çekerken zahmlarından ve hây hûy figân-ı ürkündüden arabaları atlar piyâde olan zencîrle bağlı küffârlar üzre arabalar uğrayup bu piyâde küffârları Tatar kırmadan arabalar hurd-ı hamîr ederek kırmada. Tatar dahi anlara gelüp sağ kalanları esîr edüp arabaları atları ve mâllarıyla ganîmet etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
… arnıcı var cemî‘i bârân-ı rahmet mîzâblar ile cereyân edüp bir katre mâ-i matar
hebâya
gitmeyüp yollardan sarnıca dolar, pâk kayalı şâhrâhları var. [Ve] bu kal‘ada as …
Ve bu mevsûf olan aşağı kal‘adan beyâz kayalı yol ile baş yukaru orta kal‘aya çıkup cânib-i cenûba nâzir bir küçük hadîd bâb-ı şedîdi var ve cümle beş aded evleri var. Ammâ bir azîm su sarnıcı var cemî‘i bârân-ı rahmet mîzâblar ile cereyân edüp bir katre mâ-i matar hebâya gitmeyüp yollardan sarnıca dolar, pâk kayalı şâhrâhları var. [Ve] bu kal‘ada aslâ kelb yokdur kim bevvâblar komazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266b ·
metinde göster ·
… î‘i hânedânların dam [u] bâmları üzre cereyân eden matar-ı rahmetin bir katresi
hebâya
gitmeyüp sahrîclere akar.
Ve cümle iç kal‘anın kızıl kayasından cereyân eden bârân-ı rahmete yollar kesüp mîrî sarnıçlara, andan şehir evleri sarnıçlarına dolar. Cemî‘i hânedânların dam [u] bâmları üzre cereyân eden matar-ı rahmetin bir katresi hebâya gitmeyüp sahrîclere akar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277b ·
metinde göster ·
… binâ yokdur. Suları cümle sahrîcdir kim bârân-ı rahmetden bir katre âb-ı rahmet
hebâya
gitmeyüp cümle dam u bâmlarından cereyân edüp sarnıçlara cem‘ olur. Ammâ aşağıd …
Ammâ bu kal‘a içre aslâ hân u hammâm ve medrese ve mekteb ve çârsû-yı bâzârdan bir eser-i binâ yokdur. Suları cümle sahrîcdir kim bârân-ı rahmetden bir katre âb-ı rahmet hebâya gitmeyüp cümle dam u bâmlarından cereyân edüp sarnıçlara cem‘ olur. Ammâ aşağıda limânı kenârında âb-ı hayât suları çokdur. Cümle esbâbların ve cemî‘i hayvânâtların anda götür[ür], gasl-ı siyâb edüp saky-i devâbbât ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282a ·
metinde göster ·
gider? Hem seyâhat ve hem ziyâret ve hem ticâret ola." deyü irtikâb-ı meşâkkati …
Âhir vatan-ı aslîmiz olan Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantiniyye'yi terk edüp ve maskat-ı re’simizden infisâl ile şedd-i rahli ve şiddet-i harr ü berri irtikâb edinüp diyâr-ı gurbetde tahsîl-i ulûm ve tekmîl-i fünûn ederiz, deyü ol hevâ-yı hevesile diyâr-ı büldân ve aktâr-ı arâzî geşt [ü] güzâr-ı cihân ederiz, deyü âye[t]: Arapça mazmûnu üzre ibret-nümâ-yı Y 3b ehl-i bîniş ve hayret-efzâ-yı erbâb-ı dâniş olan ekâlîm-i seb‘a Arapça nın vâcibü's-seyr olan âsârların îm’an-ı nazar ile nazar etmeğe bezl-i himmete cür’et etdim. Eyle olsa hâl-i dilim ile müşâvere edüp eyitdim: "Âlem-i seyâhatde evkât-ı ömr-i nâzenîn niçün hebâya gider? Hem seyâhat ve hem ziyâret ve hem ticâret ola." deyü irtikâb-ı meşâkkatim memâlik-i mahrûselerin ibret-nümâ âsâr-ı kadîmelerinde ve hân ve cevâmi‘ ve medâris ve amâristânını seyr ü temâşâ ile ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı ve enhârları Q 2bP 2b ile muharrir-vâr cemî‘i âsârların tahrîr eylemeğe bezl-i himmet eyledim ki ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmânidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a–Y3b ·
metinde göster ·
… alâyık-ı dünyâ ile âlûde olup seyâhate mâyil olmasam bu câmi‘ içinden bir kadem
hebâya
gitmezdim.
Ammâ Hazret-i Risâlet câmi‘i zer-ender-zer her biri birer pâdişâh ve vezîr [ü] vüzerânın hayrâtı hâlîçe-i münakkaş ile ârâste ve pîrâste olmuş câmi‘i nûr-ı Hudâ'dır. Hudâ-yı Lem-yezel hakkı eğer kim alâyık-ı dünyâ ile âlûde olup seyâhate mâyil olmasam bu câmi‘ içinden bir kadem hebâya gitmezdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y282a ·
metinde göster ·
… vânım içün ikişer üç[er] altuna bedel tutup hac etdiririm dersen hemân altunlar
hebâya
gider. Senden gayri beş on âdemin dahi altunların alup bedel olmuşdur. Meğer tâ …
Ba‘zısının savâbın vâlideynin ve üstâdların ve hukûkun kesb etdüğün velî-ni‘amlarının rûhuna hac savâbı hibe edesin. Eğer vâlideynim, üstâdım ve ihvânım içün ikişer üç[er] altuna bedel tutup hac etdiririm dersen hemân altunlar hebâya gider. Senden gayri beş on âdemin dahi altunların alup bedel olmuşdur. Meğer tâ hac tamâm olmayınca bir ân yeninden münfekk olmayup umre ve tavâf ve Safâ ve Merve ve Arafât ve Mîne ve kurbânı ve yine tavâf-ı ziyâreti ve cümle recemâtları ve yine bu tavâf-ı sadra gelince bile gezüp edâ-yı hacc ederse ol şart ile kavl edüp bedel dutasın, yohsa ısmarlamak ile hac kabûl olmaz, dedikleri bu husûs içündür, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y330a ·
metinde göster ·
… sahîh ola. Zîrâ Hazret-i Mûsâ ol kadar mu‘ammer olmadı kim kırk yıl ömrü Tîh'de
hebâya
geçe. Ne zamân Fir‘avn ile ceng [ü] cidâlleri olmuş olur. Hemân kırk gün kırk g …
Hâsıl-ı kelâm be-kavl-i Tevârîh-i Taberî Hazret-i Mûsâ bu vâdî-i Tîh içinde kırk yıl ve bir rivâyetde kırk gün konup göçerdi ve göçdükleri yere konup serserî vâlih [ü] hayrân gezerlerdi. Kırk gün diyen kavil sahîh ola. Zîrâ Hazret-i Mûsâ ol kadar mu‘ammer olmadı kim kırk yıl ömrü Tîh'de hebâya geçe. Ne zamân Fir‘avn ile ceng [ü] cidâlleri olmuş olur. Hemân kırk gün kırk gece vâlih [ü] sergerdân gezüp Cenâb-ı Bârî kavm-i Mûsâ'ya gökden mâ'ide ihsân edüp def‘-i cû‘ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382a ·
metinde göster ·