Netîce-i kelâm Kanator Kıral'da kayâsıralar munkarız oldukdan sonra devletleri
helc
ü melc kendüleri maraz-ı felc ile derd-i belâ ve renc-i anâ çekerek kal‘a-i Kos …
Netîce-i kelâm Kanator Kıral'da kayâsıralar munkarız oldukdan sonra devletleri helc ü melc kendüleri maraz-ı felc ile derd-i belâ ve renc-i anâ çekerek kal‘a-i Kostantîne niçe gûne batâlise ve tekur ve papa ve ladikalar gelüp tâ hicretin sene 699 târîhinde evvelen Osmân lafzı târîh olup Âl-i Osmân zuhûr edince (---) sene dest-i küffârda Kostantîn şehri ma‘mûr [u] âbâdan olup Âl-i Osmân dahi İslâmbol'un feth [u] teshîrine ihtimâm-ı bezl-i himmet edüp Sultân Alâeddîn-i Selçûkıyân ta‘lîmiyle ibtidâ İslâmbol'un cânib-i erba‘asın feth [u] fütûh etmeğe ihtimâm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23a ·
metinde göster ·
… -i Alî, Kûfe şehrinde Mülcem-i la‘în elinde şehîd oldukdan sonra devlet-i Ashâb
helc
ü melc olup Hasan Kattâl, Âl-i Emeviyyûn'da Haleb'e hicret edüp anda siper düze …
"Yâ Alî, Hasan Kattâl Gâzî'nin beline şed bağlayup pîr eyle" deyü buyurdular. Hazret-i Alî şed bağlayup Hasan Kattâl siper düzenlere pîr olup tâ Hazret-i Alî hilâfetine dek Medîne-i Münevvere'de Sahâbe-i güzîne kalkan işleyüp kâr ederdi. Hazret-i Alî, Kûfe şehrinde Mülcem-i la‘în elinde şehîd oldukdan sonra devlet-i Ashâb helc ü melc olup Hasan Kattâl, Âl-i Emeviyyûn'da Haleb'e hicret edüp anda siper düzerdi. Hâlâ anıniçün Haleb kalkanı Rûm, Arab u Acem'de meşhûrdur. Ba‘dehu siper düzenlerin pîri Hasan Kattâl hazretleri yüz yedi yaşında rıhlet edüp kabri Haleb'de, Şâm kapusu hâricinde handak kenârında bir kubbecikde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
… . Cümle sâzendeler bu dâ’irezânlar olmasa rakkâsı bozulmuş sâ‘at gibi fasılları
helc
[u] melc olur. Fasıllarına nizâm [ü] intizâm veren usûl-bend dâ’irezânlardır.
Sâzendegân-ı dâ’irezân: Neferât 500 {pîrleri Baba Amr bin Ümeyye-i Zamîrî ve Hazret'in hoşhânı Hamza bin Yetîm, Fâtımatü'z-Zehrâ sûrunda celâcilsiz def çalup pîr [ü] ihtiyâr oldu}. Cümle sâzendeler bu dâ’irezânlar olmasa rakkâsı bozulmuş sâ‘at gibi fasılları helc [u] melc olur. Fasıllarına nizâm [ü] intizâm veren usûl-bend dâ’irezânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206b ·
metinde göster ·
… sâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet
helc
ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de …
Erzene'r-rûm şehrindendir. Azerbaycân'dan ve bilâd-ı Ermen'den değildir. Devlet-i Âl-i Osmân'da dörd "Erzen" şehri vardır. Biri şehr-i Erzen {Birecik kurbunda kal‘a-i Rûm derler} Cezîre-i Dicle içredir, ol kadar imâr değildir. İkincisi Erzen-i Ahlât'dır kim cümle tevârîhde musarrah şehr-i azîmdir. Üçüncüsü Erzene'r-rûm ki, galat-ı meşhûrı Erzurûm'dır. Dördüncüsü Erzen-i Erzincân'dır kim Rûm hâkinde gâyet sevâhil bâğ-ı İrem-misâl ürdibehişt bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre niçe bin ceng [ü] cidâl olup âhir-i kâr sene 855 târîhinde Âl-i (---) pâdişâhlarından Sultân Zâhireddîn, Yıldırım Bâyezîd Hân'ın yıldırım gibi cânib-i erba‘asındaki düşmanlarından intikâm alup ne cânibe müteveccih olduysa mansûr [ve] muzaffer olduğun görüp mezkûr Sultân Zâhireddîn Amasiyye kal‘ası fethi gününde Amâsiyye'ye gelüp bu Erzincân kal‘asının miftâhların Yıldırım Bâyezîd Hân'a teslîm etdükde Yıldırım Hân kemâl-i kereminden yine Erzincân tahtın Sultân Zâhireddîn'e ihsân edüp sikke [ve] hutbeyi Yıldırım Hân nâmına okudup üçüncü senede Sultân Zâhireddîn merhûm olup Karakoyunlu pâdişâhlarından Kara Yûsuf destine girdi. Ol dahi yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı ve raht [u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a firâr edüp Yıldırım Hân'ın zıll-ı himâyesinde ikisi dahi sâyelendiler. Âhir Timur, bu Kara Yûsuf'u ve Ahmed Celâyir'i Timur Yıldırım Hân'dan taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün olmuşdur. Ba‘dehû Timur, deryâ-misâl asker ile Yıldırım Hân üzre gelirken Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir Adalya'dan gemilere süvâr olup Mısır diyârında Sultân Berkûk'a dahl düşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân Uzun Hasan mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a Uzun Hasan müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet helc ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de katl edüp müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu Erzincân câniblerin feth-i fütûh etmeğe iktidârı olmayup Erzincân'dan Uzun Hasan memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek Uzun Hasan mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtları feth [u] teshîre alup istilâ eyledi. Âhir sene 878 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî deryâ-misâl asker ile Uzun Hasan'ın istîlâ etdüğü kılâ‘ları istihlâs edüp sahrâ-yı Tercân'da Uzun Hasan'a bir satûr-ı Muhamedî-i Mehemmed Hân çekdiğine {târîhi "Butlânu keydi'l-hâ’inîn" [878]lafzı vâkı‘ olmuşdur}. Hasan-ı Tavîl, kasîr-kâmet ile tâ şehr-i Azerbaycân'a firâr edüp ömrü kasîr olup karâr etdi. Ebü'l-feth Gâzî cümle elin vilâyetin feth edüp kal‘a-i Erzincân'a bilâ-ceng ü cidâl mâlik olup Sultân Zâhireddîn'in binâ etdüğü kal‘ayı ta‘mîr u termîm edüp kifâyet mikdârı kul koyup Âl-i Osmân'ın ikinci fâtih-i Erzincân[ı] Sultân Mehemmed Hân'dır. Ba‘dehû Sultân Bâyezîd Hân asrında Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken Şâh İsmâ‘îl-i gümrâh bir takrîb ile Erzincân'a mâlik oldu. Ol dahi memâlik-i Osmâniyye'ye vaz‘-ı yed etmeğe başladı. Ba‘dehû Selîm Hân-ı Evvel'e Cenâb-ı Bârî yârî kılup müstakil pâdişâh oldukda ibtidâ gazâsı Şâh İsmâ‘îl üzre gelirken sene 921 târîhinde bilâ-ceng kal‘a-i Erzincân'ı emân ile Selîm Şâh'a kal‘ayı teslîm edüp fâtih-i sâlisi Selîm Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a ·
metinde göster ·
… i azîm olup pes ü perdeden ve âşikâre niçe yüz âdemler katl olunup İslâmbol içi
helc
ü melc oldu. Melek Ahmed Paşa efendimiz bu ahvâlât-ı pür-melâlât-ı çîlât işleri …
El-hâsıl üç kerre sa‘âdetlü pâdişâh tarafından kapucular kethüdâsı ve baş haseki ağa ve hâsodabaşı gelüp paşayı da‘vet etdiler. Paşa sûre-i (---) âyetinde Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre ben kendümü tehlikeye ilkâ edüp bu Cemâpur askeri cem‘iyyeti içinden huzûr-ı pâdişâhîye varamam, umûma muhalefet kuvvet-i hatâdandır, elbette gidemem dedikde dördüncü def‘ada kapucular kethüdâsıyla Hâsodabaşı Hasan Ağa gelüp "Ya huzûr-ı pâdişâhîye gelirsin, size zarâr yokdur; ya mührü verirsin!" deyince paşa hamd-i Hudâ edüp paşa eydür "Ağalar! Vallahi ben mührü pâdişâhıma üç kerre verdim, almadılardı. Bana bir nân-pâre ihsân eylesinler, bir eyâletine gideyim" deyü mührü kapucular kethüdâsına verüp birer kise altun ve birer hil‘at-ı semmûr verüp "Pâdişâhımın pây-ı sa‘âdetine yüzüm sürerim" deyüp anlar giderken "İşte mührü vezîrden aldık. Dağılın ümmet-i Muhammed" dediklerinde feryâd [u] figânların dahi ziyâde edüp "Biz yetmiş âdemin katlin isteriz" dediler. Hemân Bâb-ı hümâyûn açılup Şeyhülislâm Azîz Efendi'yi içeri huzûr-ı pâdişâha da‘vet edüp yüz elli mikdârı ulemâ ve ser-i kârda olan ihtiyârlar ile muvâcehe-i şehriyârîye varup müşâvere edüp mührü Siyâvuş Paşa'ya verüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa Bâb-ı hümâyûn'dan taşra çıkınca "Allah mübârek eyleye. Hemân defterimizde olan yetmiş aded âdemleri katl edüp müstakil vezîria‘zam olasın" dediler ve cümle guluvv-i âm halkı dağılup gitdiler. Hemân ol dem Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı beşer altışar yüz küheylân atlı pür-silâh askerleriyle paşaya gelüp buluşduklarında "Sultânım, niçün bize haber etmeden mührü verdiniz? Senin uğuruna cümle kırılırdık" deyü paşaya ıtâb-âmîz sözler söyleyüp ağladılar. Paşa eyitdi "Bak a ağalar! Allah sizden râzı ola. Sizler ile hüsn-i ülfet edüp on dörd ay sadrıa‘zam olup dîn-i mübîne alâ kadri'l-imkân hizmet eyledik. Hamd-i Hudâ selâmetle halâs oldum. Ammâ sizler şimden gerü başınıza tedârik görün" dedikde "Biz bize bir su‘ûb ne etdikse kendi kendimize etdik" deyüp ağlaşarak paşa ile nân u nemek hakkın helâlleşerek çekilüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa'ya rağmen kapusu önünden ubûr edüp mübârek-bâda varmadıklarından Siyâvuş Paşa müte’ellim oldu. Ertesi gün Hâsodabaşı'yla hatt-ı şerîf gelüp "Benim lalam Melek Ahmed Paşa! Sana Mısır'ı ve Bağdâd'ı ve Budin'i ve Özi eyâletini ihsân etmişimdir. Kankı eyâleti murâd edinirsen bilâ-kalemiyye sadaka olunmuşdur, arz edesin" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî gelince paşa Özi eyâletin arz edüp üç kise altun ve elli katar-ı katır ve elli katar-ı deve ve bir otak ihsân olunup sa‘âdetlü pâdişâha vedâ‘a varup andan Sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa'ya varup birbirleriyle ol kadar ca‘lî âşinâlık etdiler kim âdem hayrân kalırdı. Niçe bin nasîhat-âmîz kelimâtları birbirlerine söyleyüp ba‘dehû şerbet ve buhûr gelüp ba‘dehû bir semmûr kürk ve iki kîse altun Siyâvuş Paşa bizim paşaya verüp birbirleriyle öpüşüp vedâlaşup andan şeyhülislâma varup andan paşa ortak sarâya gelmeyüp Bismillah ile doğru Edirne kapusundan taşra çıkup paşanın Otakçılar nâm sarâyında meks etdikde paşanın tuğlarıyla ve cümle askeriyle Kudde Mehemmed Kethüdâ mehterhâne-i paşayı döğerek topçulara gelüp meks etdiler. Paşa efendimizin akîbince Kaya Sultân efendimiz dahi göç edüp sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar görülürken 104b işbu sene 1061 târîhinin şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin altıncı çihârşenbe günü idi, İslâmbol içre bir gulgule-i azîm olup İslâmbol kapuları kapanup Bektâş Ağa'ya Bursa sancağı ve Yeniçeri ağasına Erzurûm, Çelebi Kul Kethüdâsına (---) ihsân olunup (---)(---)(---)(---) iken Bektâş Ağa'yı kayd-bend ile bir hammâlın semerli bârgiri üzre Siyâvuş Paşa katl etdi ve Yeniçeri ağasını katl etdi. Sarı Kâtib bu ahvâl-i pür-melâli felâketi istimâ‘ edüp kendüyi bıçağıyla urup katl etdi ve yüz âdemleri katl edüp Bektâş Ağa ve Çelebi Kethüdâ ve (---) Yeniçeri ağasının cemî‘i mülk-i emlâklerin zabt edüp ka‘r-ı zemînden niçe mâl-ı defâyin çıkarup hazîne-i pâdişâhîye teslîm olundu. Yine ol sâ‘atde ümm-i dünya olan Sultân Ahmed Hân hâtûnu olan Osmân Hân'ın, Orhân Hân'ın ve Bâyezîd Hân'ın ve Murâd Hân'ın ve İbrâhîm Hân'ın vâlidesi olan Koca Kösem Vâlide'nin Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa, vâlidenin gîsûların gerdenine bağlayup ma‘nûkan katl edüp ol sâhibü'l-hayrât hâtûnı şehîde eylediler. Ahâlî-i İslâmbol bu hâli istimâ‘ edüp üç gün üç gice derûn-ı İslâmbol'da câmi‘ler ve çarsû-yı bâzârlar kapanup gulgule-i azîm olup pes ü perdeden ve âşikâre niçe yüz âdemler katl olunup İslâmbol içi helc ü melc oldu. Melek Ahmed Paşa efendimiz bu ahvâlât-ı pür-melâlât-ı çîlât işleri istimâ‘ edince Siyâvuş Paşa hakkında eydür: "Elli altmış gün vezîria‘zam olmak içün ümm-i dünyâ olan efendimiz Murâd Hân ve İbrâhîm Hân vâlidesi fakîreyi mazlûmen bi-gayrı hakkın katl etdi. Ammâ Siyâvuş Paşa iflâh [u] ber-hurdâr olmaz. Hemân Cenâb-ı Bârî anasını ağlatmayup birâderi Hüseyin Beğ sağ ola ve Hudâ selâmetle vezâretden kurtara. Azîm vartada vezîr oldu" deyü Melek Paşa'nın gözleri tas-ı pür-hûna döndü. Andan ertesi gün Siyâvuş Paşa tarafından on aded habbâr mübâşir çavuşlar gelüp "Elbette Özi eyâletine gidersiz!" deyü ibrâm [u] ilhâh edüp paşa "Emir pâdişâhın. Tiz tuğlar gitsin!" deyü çavuşlar huzûrunda tuğları Çekmece'lere gönderüp çavuşlara ihsân edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 104a–104b ·
metinde göster ·
ü melc olup niçe bin efsâne kelâm turrehâtlar söylenirdi. Bu efkâr-ı fâside ile …
Bu haber-i mûhişden paşa efendimizin Kudde Kethüdâsı ve Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi ve Topkapulu ve Gümrük Emîni Hasan Ağa ve'l-hâsıl bu hakîrin ma‘lûmu olan yetmiş üç aded kimesneler yek-dil [ü] yek-cihet olup yemin-billah mührü Defterdâr Moralı Mustafâ Paşa içün iki bin kîseye taleb etdiklerinde sa‘âdetlü pâdişâh aslâ ve kat‘â rızâ vermeyüp "Hemân İpşir Paşa lalam gelsin!" der idi. Ammâ Melek Ahmed Paşa efendimiz de havfe düşüp İpşir Paşa'ya niçe gûne muhabbetnâmeler gönderirdi. Ammâ ol tarafdan ta‘n-âmîz mekâtibler gelirdi. Hulâsa-i kelâm İslâmbol içre huzûr-ı hâtır gidüp helc ü melc olup niçe bin efsâne kelâm turrehâtlar söylenirdi. Bu efkâr-ı fâside ile Melek Ahmed Paşa efendimiz hâne-i vahdetinde âlem-i ağyârdan bî-haber bevvâbânlar bâblarda nigâhbânlık ederken bu hakîr ile paşa kelimât edüp "Efvâh-ı âlemde ne var, ne yok?" dedi. Hakîr eyitdim "Serçeşme sizsiniz, ne var, ne yok siz bilirsiz" derken kapudan taşra bir sadâ-yı "Allah Hak!" istimâ‘ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 174b ·
metinde göster ·
ü melc olup günden güne askerî haşerâtları yüze çıkup ol ân maktûl olan Yûsuf A …
Hulâsa-i kelâm İslâmbol içi helc ü melc olup günden güne askerî haşerâtları yüze çıkup ol ân maktûl olan Yûsuf Ağa'yı ayağından Atmeydânı'nda çınara asdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 6b ·
metinde göster ·
… eng edüp firâr eden Abdâl Hân şehr-i Bitlis'e girüp dahil oldukda ahâlî-i şehir
helc
u melc olup,
Mâh-ı mezbûrun ikinci günü anı gördük. Melek Ahmed Paşa efendimizle bin altmış beş Ramazân'ının yigirmi dördüncü bâzârertesi gün ceng edüp firâr eden Abdâl Hân şehr-i Bitlis'e girüp dahil oldukda ahâlî-i şehir helc u melc olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9a ·
metinde göster ·
… zincirler ile ve safra taşlarıyla sıklanmış topların darbından niçe bin küffâr
helc
ü melc olup Silisre ve Nigebolı gâzîleri mâl-ı ganâ’imle ve kelle ve diri esîrl …
"Bire bizim sarıca gâzîleri yok mu?" deyü hakîr feryâd edince der-akab elli aded şahbâz nâmdâr tüfengli yiğitler gelüp gördüler kim kapunun içerdeki semerkandîlerinden bir aralık peydâ olmuş. Hemân ol aralıkdan elli aded tüfeng bir ağızdan atılınca kapu önünde cisir üzre yığılup çalışan küffârların yetmiş sekseni ser-nigûn olup tekerlekleri bakıyye-i küffâr bırağup firâr etdiklerinde bedenler üzre sâ’ir gâzîler kâfirlere kurşumlar 59a urup kapu aralığından gâzîler taşra çıkup derhâl cisri zincirler ile bağlayup yine makaralar ile kapu kullelerinden çeküp kapu cisrin kal‘a kapusuna siper eylediler. Ve tarfetü'l-ayn içre derûn-ı hisârda avrat ve oğlan üşüp kapu arasına taş ve toprak doldurup kapuyu sedd edüp emîn oldular, {lâkin sonra} bu kapu mahalli arası cenginde Yûsuf Kethüdâ'nın bir gulâmı mecrûh ve biri kurşum ile urulup şehîd oldu ve yukaru dendân bedenden Alî Hoca nâm bir sulehâ-yı be-nâm benim yanımda kâfire beden üzre birkaç el kumbarası atup hayli kâfiri mürd edüp bir dahi atarken kumbara elinde paralanup kendisi dahi şehîd olup bu hâl üzre {mezkûr} kapu önünde üç sâ‘at ceng-i azîm ederken yine Özü {nehri} kenârını küffâr hâlî bulup ol taraflar kayıklarına yakın olmağile kayıkların direklerin nerdübân edüp kal‘a bedenlerine urûc edüp Yassı Kulle nâm bir kulleye haçlı bayraklar diküp milk etdim zann edüp sâ’ir guzât ile köpek cengi ederken ahâlî-i kal‘aya telâş verüp hemân Özü beği ve Karkılı Halîl Ağa ve Yûsuf Kethüdâ bir sâ‘at kulle üzre ceng-i azîmde iken anı gördük: Mukaddemâ handak kenârında yatan Nigebolı ve Vidin ve Silisre alaybeğileri ve zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârları "Bu ceng dörd gündür mümted oldu. Âhir n'olsa gerek. Her çi bâdâ-bâd" deyüp üç bin mikdârı güzîde asker Özü {nehri} burnundaki Küçük Hasan Paşa kal‘asından berü dal uryân kılıç olup kal‘a-i Özü altında meterislerde olan Kazak-ı Ak üzre bir baş at bırağup Allâh Allâh deyü sâtûr-ı Muhammedî ururken hemân bizimle kulle üzre ceng edüp metânet etdim diyen kâfirlerin cümle bakıyyetü's-seyfi kendüleri kal‘adan aşağı perrân atup kimi pâre pâre ve kimi mecrûh-ı pür-yara olup bu kerre aşağı meterislerde basılan küffârlar savlet-i guzât-ı müslimîne tâkat getiremeyüp meterislerinden çıkınca kal‘adan bunlara kurşumları guzât-ı müslimîn bârân-ı la‘net gibi üzerlerine yağdırup kal‘adan toplar râyegân gezen küme küme kâfirlere atılup balyemezler ve şâhî toplar demir zincirler ile ve safra taşlarıyla sıklanmış topların darbından niçe bin küffâr helc ü melc olup Silisre ve Nigebolı gâzîleri mâl-ı ganâ’imle ve kelle ve diri esîrler ile muğtenim olup anlar bize feryâd ederler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58b–59a ·
metinde göster ·
… ğ elimi sol eline alup Ayasofya'da bir gûne namâz kıldık, ammâ ömrümde eyle bir
helc
[u] melc namâz kılmadım, ammâ imâmımız Sun‘îzâde şeyhülislâm idi.
Hemân Sun‘îzâde Efendi eydir: ‘Elem çekme şehîd. Emr Hakk'ındır kim Allâh sana da kadirdir’ deyüp, boğazından beyâz Kişmirî şalın çıkarup benim arkama şalın örtüp hemân sağ elimi sol eline alup Ayasofya'da bir gûne namâz kıldık, ammâ ömrümde eyle bir helc [u] melc namâz kılmadım, ammâ imâmımız Sun‘îzâde şeyhülislâm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77a ·
metinde göster ·
Sultân Mustafâ eydir: ‘Yok bürâder, Melek'den bir kızı olup sonra gelsin’ deyü vâkı‘ayı Sultân göreli, işte hâlâ hâmiledir. Vallâhu a‘lem bir kız doğurur. Hudâ âsân ede. Benden boşanup beyâz izâr bürünüp koltuğuna dörd âdem girüp götürdükleri beyâz izâr kefendir. Dörd âdem götürdüğü tabutun götürecekleridir ve Sultân Ahmed'in, ‘Elbette Kaya'yı emr-i Hakk ile boşa ve aklın varsa, üç yıldan sen de boşan’ dediği hemân üç yılda ben de ardı sıra giderim ve Ayasofya'da şeyhülislâm ile helc u melc namâz kıldığımız, benim meyyitim namâzın şeyhülislâm kılar, zîrâ Sun‘îzâde Efendi, beyâz ridâsın arkama 77b örtüp başımdan örtmediği bir hayli mu‘ammerlik alâmetidir ve Sun‘îzâde elime yapışup beni sarâyıma götürdüğü Allâhu a‘lem beni tâ mezârıma varınca götürür ve elbette Kaya Sultân bu vaz‘-ı hamlde merhûme olur" deyüp gördüğü vâkı‘ayı böyle ta‘bîr etdikde, hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77a–77b ·
metinde göster ·
… a rûz-ı mahşerin meydân-ı Arasât'ını tasvîr edüp bin bir ayak bir ayak üzre bir
helc
u melc ve vâveylâ ve vâveledâ ve feza‘ u çeza‘ etmiş şekilli tasvîr-i ibret-nüm …
Ve bu deyrin kapusu tarafına rûz-ı mahşerin meydân-ı Arasât'ını tasvîr edüp bin bir ayak bir ayak üzre bir helc u melc ve vâveylâ ve vâveledâ ve feza‘ u çeza‘ etmiş şekilli tasvîr-i ibret-nümâlar etmiş kim bir vech ile ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir. Tâ ki ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince ma‘lûm değildir, ammâ bu hakîr im‘ân-ı nazar ile bu tasvîrât-ı ibret-nümâlara nazar edüp engüşt ber-dehen etdim, ammâ cümleden ziyâde temâşâsında haz etdiğim tasvîr oldur kim şeytân aleyhi'l-la‘ne fakîri ve iblîs-i pür-telbîs ve darrât u züll ü künnes ü vesvâs er-racîm tasvîrlerin birer gûne eşkâl-i garîbe vü acîbe ve ucube bed-lika ile yazup zebânîler bunları bir hâl-i elîm ile azâb eder yazmış kim gören âdemler safâ edüp gülmeden bî-tâb ü bî-mecâl olup hakîr dahi görüp handeler etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… ikâb birbirlerine dolaşup fakîr benî âdem at ve katır mâ-beyninde kalup cümlesi
helc
ü melc olup gûyâ yevmü'n-nüşûr ve rûz-ı kıyâmet oldu, ammâ alimallâh ve şehidal …
Bu nehrin iki cânibi yarlar ve bayırlar, benî âdem ve atlar çıkması bir vecih ile mümkin değil. Niçe bin âdem atlarından ayrılup kimi gark-ı âb olmada. Atlar ise su içinde birbirlerine girüp licâm u rikâb birbirlerine dolaşup fakîr benî âdem at ve katır mâ-beyninde kalup cümlesi helc ü melc olup gûyâ yevmü'n-nüşûr ve rûz-ı kıyâmet oldu, ammâ alimallâh ve şehidallâh yine böyle iken ba‘zı cüst ü çâpük ü çâlâk aklı cânı başında olan iş görmüş beşkin sıçramış yiğitler su içinde atdan ata ve âdem üstünden âdem üstüne sıçrayup pertâb ederek karşu cânibe ubûr edüp halâs oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21a ·
metinde göster ·
… Paşa'yı katl e[t]dirüp Cerrâh Mehemmed Paşa sadrıa‘zam olup Devlet-i Âl-i Osmân
helc
[ü] melc olduğundan kal‘a-i Yanığ'a ne hazîne ve ne zahîre gönderilmediğinden Y …
Ba‘dehu 3 sene kal‘a-i Yanık dest-i İslâmda durup Yanık vâlîsi Mahmûd Paşa halîm ü selîm ve hümec âdem olup yeniçeri ağası olan Yahyâ Ağa şeb [ü] rûz mest-i müdâm olup cemî‘i asker dahi subh u mesâ mest evgâr-ı bîkâr olduklarından kal‘a gözedilmez olup ba‘dehu bu esnâda Hâdım Hasan Paşa Der-i devletde sadrıa‘zam olup birkaç günden zorbalar Hasan Paşa'yı katl e[t]dirüp Cerrâh Mehemmed Paşa sadrıa‘zam olup Devlet-i Âl-i Osmân helc [ü] melc olduğundan kal‘a-i Yanığ'a ne hazîne ve ne zahîre gönderilmediğinden Yanık'da asker az kalup bir kaht [u] galâ dahi müstevlî olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47a ·
metinde göster ·
… yağup ol kadar dipi ve boran ve selc nâzil olur kim cümle asker-i İslâm selcden
helc
ü melc olup cümle meterisleri kar basup niçe bin âdem elden ayakdan çıkup niçe …
Çünki Süleymân Hân-ı zamân Ungurus-i menhûs Alman-ı nüfûs keferelerinden intikâm almak içün sene 936 târîhinde bizzât Süleymân Hân kal‘a-i Beç'i muhâsara edüp sademât-ı top-ı kûp ile tokuz koldan döğe döğe zebûn yürüyüşler olup içine girilmişken ve bedenler üzre ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunup Çerkez nâm bir bahâdır atıyla tonuyla topların münhedim etdiği yerden tâ kal‘anın ortasına varup atını ve Çerkes yiğidini anda şehîd ederler ve küffâr asker-i İslâmı yürüyüşden gerüye dönderirler. Çûn ceng-i sultânî vakt-i sabâha kalınca hikmet-i Hudâ ertesi gün bir azîm şiddet-i şitâ olup karlar yağup ol kadar dipi ve boran ve selc nâzil olur kim cümle asker-i İslâm selcden helc ü melc olup cümle meterisleri kar basup niçe bin âdem elden ayakdan çıkup niçe bin hayvânâtlar kırılup rûz-ı mahşerden bir gün olur. Cümle asâkir-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
… ir tarafda meydân-ı Arasât tasvîrâtların gösterüp binbir ayak bir ayak üzre bir
helc
ü melc vâveylâ [ve] vâledâ ve feza‘ u çeza‘ {eder} şekilli tasvîr-i ibret-nümâl …
Ammâ üstâd nakkâş yed-i tûlâsını ayân içün bu deyrde bir A‘râf tasvîri etmiş kim bir tarafın gören şâd u handân olur, bir tarafı tasvîrin gören müte’ellim olur. Ve bir tarafda meydân-ı Arasât tasvîrâtların gösterüp binbir ayak bir ayak üzre bir helc ü melc vâveylâ [ve] vâledâ ve feza‘ u çeza‘ {eder} şekilli tasvîr-i ibret-nümâlar göstermiş kim âdem gördükde vücûdu berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Hulâsa-i kelâm bu cennet ve cehennem ve a‘râf tasvîrlerinin evsâfları deryâda katre ve güneşde zerre kadar tahrîr ve tavsîf olunmak mümkin değildir, tâ ki ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmeyince olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a ·
metinde göster ·
… arây meydânında Âl-i Osmân'dan gelme bir at bi-emrillâhi te‘âlâ ol kadar kâfiri
helc
ü melc edüp kırup geçirüp ol kadar kâfir mecrûh olmuşdur kim hâlâ kâfiristânda …
Temâşâ-yı garîbe-i küheylân: Çünki iki re’s atları bizim âhûr halîfeleri siyâh şapkalı kâfirlere teslîm edüp gitdiklerinde hemân eğersiz olan dîbâ çullu Tureyfî nâm küheylân-ı benâm gördü kim siyâh şapkalı kâfiristân içinde kalup gördüğü bildiği müselmân kıyâfetinde âdem yok, hemân bir kerre iki ayağı üzre kalkup yularını dutan iki aded kâfirin başlarındaki şapkaları üzre nice ön elleriyle urdu ise ol ân iki nefer kâfirin beynileri taşra çıkup cân ber-cehennem mürd oldular. Hemân çâsâr önünde arz-ı cür’et edem deyü birkaç kâfir at üzre hücûm edüp yularından {ata} yapışam zann etdiler. Anlardan dahi dörd kâfir depelenüp dümmin bünâgûşuna havâle eyleyüp bu Sarây Meydânı izdihâmında olan kâfir içine bu küheylân at-ı fakîr 66b girüp cümle küffârları birbirlerine katup cümle küffâr birbirlerin çiğneyüp at kâmil nîm sâ‘at kâfirler üzre berk-i hâtif gibi seğirdüp gezdikçe bu Sarây meydânında Âl-i Osmân'dan gelme bir at bi-emrillâhi te‘âlâ ol kadar kâfiri helc ü melc edüp kırup geçirüp ol kadar kâfir mecrûh olmuşdur kim hâlâ kâfiristânda dâstândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a–66b ·
metinde göster ·
… âyet-i Kırım içre meyân-ı cüyûşda köy köy aşkıyâlar zâhir olup nefs-i Kırım içi
helc
[ü] melc olduğun Mâverâü'n-nehir'de Tohtamış Hân Kırım'ın bu hâline muttali‘ ol …
Andan sonra yerine Özbek Hân hân olup gâyet halîm ü selîm ve dîndâr müselmân hân-ı âkıl olduğundan vilâyet-i Kırım içre meyân-ı cüyûşda köy köy aşkıyâlar zâhir olup nefs-i Kırım içi helc [ü] melc olduğun Mâverâü'n-nehir'de Tohtamış Hân Kırım'ın bu hâline muttali‘ olup "Fursat ganîmetdir" deyüp yüz bin asker ile Kırım vilâyeti üzre gelüp hikmet-i Hudâ ol müslim ve sâlih ve mütedeyyin Özbek Hân'ı Tohtamış Hân bozup Özbek Hân dahi Kırım'dan deşt-i Kıpçağ'a andan vilâyet-i Semengân'da Timur Hân'ın yanına düşüp ilticâ eder, ammâ beri tarafda Tohtamış Hân diyâr-ı Kırım'a müstakil hân olup cümle Kırım halkı bi'z-zarûrî idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu hilâfet Hazret-i Alî'ye intikâl etdi, ammâ devleti
helc
ü melc olup Mısır'da dahi bî-had fitne vü fesâdlar zâhir olup günde bir hâkim n …
Ba‘dehu hilâfet Hazret-i Alî'ye intikâl etdi, ammâ devleti helc ü melc olup Mısır'da dahi bî-had fitne vü fesâdlar zâhir olup günde bir hâkim nasb ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y17a ·
metinde göster ·
… 'l-kürdî'den müteferrik olmuşlardır. Yedi nefer kimesnedir. Mısır'da devletleri
helc
ü melc olmuşdur. Müddet-i saltanatları (---) sene. Ammâ cümleden mu‘azzamı Sult …
Bunlar şâdü'l-kürdî'den müteferrik olmuşlardır. Yedi nefer kimesnedir. Mısır'da devletleri helc ü melc olmuşdur. Müddet-i saltanatları (---) sene. Ammâ cümleden mu‘azzamı Sultân Muhammed Ekrâd'dır kim İmâm şâfi‘î Q 167a üzre bir kubbe-i âlî binâ edüp rusâs-ı nîlgûn ile pûşîde edüp kendüler dahi İmâm şâfi‘î'nin hâk-i pâklerinde vâlideleri ile medfûndur. Andan, P 165a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y21a ·
metinde göster ·
… râlar ile sohbet edüp nasîbin Kör İbrâhîm Paşa olur. Kamaniçse feth olur. Mısır
helc
[ü] melc olur. Defterdâr Ahmed Paşa Mısır'a gelir ve gider. Köpürlüoğlu ölür. K …
"Ve Mısır'da bir hayli zamân vüzerâlar ile sohbet edüp nasîbin Kör İbrâhîm Paşa olur. Kamaniçse feth olur. Mısır helc [ü] melc olur. Defterdâr Ahmed Paşa Mısır'a gelir ve gider. Köpürlüoğlu ölür. Kara vezîr olur. Mısır'da hasta olur. Halâs olursun. Yine sen Mekke'ye gidersin. Yine Mısır'a gelirsin. Kulların içün gam yeme. Var safâ geldin. Habeş'e git. Hoş gitdin" didükde cümle huzzâr-ı meclis hayretde kaldılar. Hakîr mebhût olmuşum, koltuğuma girüp bir köşeye hakîri kodular. Cümle halk pesend eylediler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425b ·
metinde göster ·