İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

hem* bu

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
160
isabet
159 cümle/beyitte
59,3
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
10
farklı biçim
90 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi15864,5
Kutadgu Bilig227,2

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 160

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“hem* bu” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
KB 1664 könilik uwut hem bu eḍgü ḳılınç / üçegün birikse bu buldı sewinç
KB 6498 bu ol din yolı hem bu dünya yolı / bu yolça yorı yolda azma ulı
EÇS I 38a … karken ma‘sûmı kenârdan yeniçeri su içre gark edüp kızı leğenden taşra çıkarır. Hemân bu hâli dahi Gülâbî Ağa görünce,
EÇS I 46a–46b … âh seyâhat etdiğimiz mahallerde münâsebetiyle firâdâ firâdâ tahrîr olunur. Zîrâ hemân bu müsevvedâtımızda murâd [u] maksûd İslâmbol'un evsâfı tahrîridir.
EÇS I 177b … tdür, dükkânında mâlının hisâbın bilmeyüp müşterîden akçe almağa dermânı olmaz. Hemân bu ahvâle vâkıf olup atından enüp yine vîrânistâna yüz dutup eydir:
EÇS II 264b–265a … ar ellerin dizlerine urup pes-i perdeden birbirleriyle helâlleşmeğe başladılar. Hemân bu mahalde cânı başı zinde, yarar ve bahâdır gemiciler ellerine baltalar alup ibti …
EÇS II 280a … çam ve ardıç direkleri dayamış, anınçün Direklibel demek ile şöhret bulmuşdur. Hemân bu mahalde paşa efendimiz atından nüzûl edüp Bismillah ile bizzât kendüleri birkaç …
EÇS II 313b–314a … ay-ı İrân-zemîn gösterdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hemân bu asker içinden Revân hânı at bırağup gelirken refîkımız Şemahı hânı eydür "Hey E …
EÇS II 359a–359b … Allah ve bir hay-hûy kim zemîn u âsumân dir dir ditredi. Bre nedir aslı, derken hemân bu kadar âdem ayağa kalkıp "Biz paşadan hoşnuduz, cürmü yokdur" derler. Bir fırkas …
EÇS III 7b–8a … bu hakîrin dahi küstâhâne "Şefâ‘at yâ Muhammed evliyâya" bir hatt-ı müstekreh-i hem-züvvârdır. Bu âsitâneyi Murtezâ Paşa ile ziyâret edüp azîzin rûh-ı pür-fütûhu içün bir Yâsîn- …
EÇS III 21a … bindeki mezkûr yedi yaylalardan cem‘ olup bu Mühresin cisri altından güzer edüp hemân bu mahalle karîb derya-yı sefîd'e munsab olup eyyâm-ı bahârda tuğyân ile cereyân e …
EÇS III 23b … ı ibret-füsûn okuyup "Azm-i râh-ı Hamâ deyüp gitdikçe nehr-i Nîl'in bir fırkası hemân bu Yahûdî'nin ardı sıra yeri yarup tâ Menzile şehrine gelüp andan Yafa şehri hâmûn …
EÇS III 57b … kkat-ı tâmm edüp nazar etdim, ammâ ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etdim ki hemân bu makramadaki eşkâl-i mehîb sûret-i Hazret-i İsâ'dır. Zirâ benî Âdem gördükde vüc …
EÇS III 68a … yeyi hazret kendülere alıkoyup İbni'n-nebî İbrâhîm andan oldu. Mariya câriyenin hemşîresin bu Hassân şâ‘ire verüp sultân-ı şu‘âra oldu ve elçi Zünnûn-ı Mısrî dahi İslâm ile …
EÇS III 79a … a ‘Âl-i Osmân vilâyetinde avratlar fil doğururmuş’, deyü dâsitân-ı dûstân olur. Hemân bu da‘vâya ığmâz-ı ayn edin" dedim. Niçe musâhibler:
EÇS III 103a–104a … Ağa'nın yaraların sarup cerrâh gelince at fışkısı içine boğazına dek gömdüler. Hemân bu mahalde cümle paşa askeri pür-silâh olup guluvv-i âm üzre yürümeğe sarây kapusu …
EÇS III 130a … üç yiğide üşüp harbe ve navorta ve sapan ve toyka ve sopa ve penyal üşürürler. Hemân bu üç fetâ görürler kim iş işden geçüp Allah deyüp bu otuz kâfire mu‘cizât-ı Muham …
EÇS III 173a … an kâm alup niçe bin zevk u safâlar etdik. Bu ibâret hemân bizim içün değildir. Hemân bu Bıyıklı Çerkes Dervîş Mehemmed Paşa'nın zamân-ı sadâretinde ve Mehemmed Hân-ı R …
EÇS III 179a–179b … le ve zahrında Haleb kalkanıyla gûyâ bu bir ayaklı cebehâne âdem ejderhâsı idi. Hemân bu habîs u iblîs-i pür-teblîs kapunun önüne gerilüp "Koca Melek Paşa benim kağan a …
EÇS IV 218a Ba‘dehû sene (---) târîhinde Seyfüddevle ibn Hemedânî bu kal‘ayı imâr edüp Kürdistân ve Ermenîstân vilâyetlerine şa‘şa‘a saldı. Eyle imâ …
EÇS IV 218a … ada eş-Şeyh Hazret-i Necmeddîn Sûrânî, andan ziyâret-i el-Melik Seyfüddevle ibn Hemedânî, bu kal‘ayı sonra binâ edendir, seng-i mezârıyla ma‘lûm bir ziyâretgâh-ı ünâsdır.
EÇS IV 221b Hemân bu monlâ darcıkup külhana varup bu tomruğa bir efsûn edüp bu eşkâl-i nahîfde bir e …
EÇS IV 229b–230a … â eflâke ser çekmiş kubbe-i âlîsinin etrâfında aslâ der-i dîvârdan eser yokdur. Hemân bu kubbe-i azîm cümle amûd-ı müntehâlar üzre vaz‘ olunmuş bir kubbe-i müdevverdir …
EÇS IV 231a … i i‘câz dokunmuş peştemâl idi. Bu peştemâli kemerine bend edince temâşâ-yı azîm hemân bu Monlâ Muhammed meydânda seğirtmeğe başlayup meselâ zü'l-cenâh ağır kuşlar ibtid …
EÇS IV 241b … ecnâs-ı millet yetmiş iki millet değildir. Niçe bin millet-i benî Âdem vardır. Hemân bu abd-i hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr kırk bir yıl seyâhatde yüz kırk yedi lisân sâh …
EÇS IV 242a … âhil oldukdan sonra dest-i şerîfinize bir azîm mâl-ı gâ’ib girmesi mukarrerdir. Hemân bu abd-i dâ‘îniz Abdâl bendenizi hayır du‘âdan ferâmûş etmeniz" deyü mektûbda tahr …
EÇS IV 244b Hemân bu tâ’ife-i Ermenîler cümle parmak getirüp İslâm ile müşerref olup ricâl-ı gaybın …
EÇS IV 246a–246b … ar bir Van câmûsun boğazlayup yüz vukiyye gelür kelle-i câmûsu meydânda korlar. Hemândem bu Amîk kayasındaki âşiyânından bir karakuş süzülüp bu câmûs kellesin kapup kanat …
EÇS IV 280a Hemân bu mahalde hakîr eyitdim: "Yâ sultânım, meteris cengi günü bu hakîri Mahmûdî beğin …
EÇS IV 282b … ve ne de gedelecdeki yeleksiz okdan asla fâ’ide yok ve atında dahi dermân yok. Hemân bu ileri gelenlere dal satur olup yigirmi nefer Hakkarî'yi kaçırup yine kaya altın …
EÇS IV 288b–289a … tdiği koyunların ekserîsi bunlarındır. Zîrâ yaylakları Acem'in Avşarlı kavmiyle hem-müşâdırlar. Bu kal‘a-i bâlânın bânîsi sene 1025 târîhinde Pinyanişî beğlerinden Çolak Mîr Azîz …
EÇS IV 311a … kal‘a-misâl gâr-ı azîmler var kim her bâr Hemedân'a bir yağî gelse cümle ehl-i Hemedân bu kehflerde cây-ı emân bulurlar ve bu mahalle Zâlim Alî Sahrâsı bir merhale yerdi …
EÇS IV 370b Der-vasf-ı kal‘a-i Nerîmân ya‘nî sedd-i Hemedân: Bu kal‘a kâh Acem'in ve kâh Luristân'ın hükmünde olğandır ammâ hâlâ hükm-i Luristâ …
EÇS IV 393a–393b … istimâ‘ olunur ammâ zâhirde bir ferd-i âferîdeden bir merd-i cân nümâyân değil. Hemân bu asker içinden karalar geymiş kara çehreli ve burnunun orta direği yok bir ecinn …
EÇS V 9a Hemân bu hakîr dahi bir tuhaf hüsn-i hatt kelâm-ı İzzet hedâyâ ile Abdâl Hân'a vardığımd …
EÇS V 10a … h tû" deyüp tükürünce ocak taşı ve Bedir Beğ'in başı balgam ile mülevves edince hemân bu kerre Bedir Beğ ve Nûruddehr Beğ ayağa kalkup,
EÇS V 17b … teslîm etdiği ân bir oğlu vücûda gelüp ismini Mehemmed Yetîmi komuşlar" dedikde hemân bu hakîrin cânı hulkuma gelüp bana bir bükâ âriz oldu kim aklım başımdan gitdi.
EÇS V 59b "İnşâ’allâh hemân bu gecede siz deryâ tarafında eyle bir hareket edin. Bizler dahi yukaru kal‘a kapu …
EÇS V 62b Nehr-i Perezen Geçidi: Hemân bu mahalle geldikde cümle tüfeng-endâzları anda hâzır olan meterislere koyup etrâf …
EÇS V 68a … sefer-i azîm edüp yedi ay döğüp hâh-nâ-hâh ceng-i azîm edüp yürüyüş mahallinde hemân bu kal‘a ovasından berü birkaç ayu nümâyân olunca, Ebü'l-feth buyururlar kim,
EÇS V 69b … ü ferr ve şân u şöhret ve şevketi sizde ve Âl-i Osmân askerinde yokdur" deyince hemân bu pâ-der-havâ-gûy çelebi ağanın vücûdun sahîfe-i âlemden seyf-i müczem ile nâzikâ …
EÇS V 74a … Kara Hasan değil midir? İşte Haleb'i dahi eyle istîlâ etmeğe kasd etmişlerdir. Hemân bu gece tedârik görmek gerek. Yohsa Haleb elden giderse evlâd [u] ensâbımız ve biz …
EÇS V 101b–102a " Hemân bu sünbül havâda küffâra amân u zamân vermeyüp uruş etmek gerek" deyü keneşi bir y …
EÇS V 105b "Olmaya, şu mel‘ûn giderek krallık iddi‘âsında ola" derler. Hemân bu haberi Lipul Beğ işidüp Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'ya mektûb gönderüp,
EÇS V 136b … îğ-i âteş-tâb eyle urdu kim tâb-ı tüvânı kesilüp şirp-kelle ve pâf-gevde olunca hemân bu zincirde olan kâfirin bir semiz ve boynu kalın ve tıknaz ve burnaz ve bodur ve …
EÇS V 144a … kerden biri cân kurtarmayup beş yüz on kelle ve kırk diri asker tâze cân buldu. Hemân bu hakîr ü za‘îf Evliyâ-yı bî-riyâ ileride ince çetecilere iki atımla seğirdüp var …
EÇS V 145a … ir sa‘bü'l-mürûr yerde vâki‘ olmağile üzerine varılmayup dest-i küffârda kaldı. Hemân bu kal‘a küffârları bizim asker-i İslâm'ı görüp kal‘a dîvârları üzre pencik esîri …
EÇS V 145a … m tarafa getirdiler, ammâ içinde şarâb ve ekmek ve peynirden gayrı bir şey yok. Hemân bu gâzîlere Yûsuf Kethüdâ beşer altun ihsân edince bu gâzîler gemilerin direkleri …
EÇS V 146a … ârlar alup selâmetle cânib-i selâmete çıkasın" deyü serdârımıza haber geldikde, hemân bu Ribniçse kal‘ası altından kalkup, mukaddemâ "Beni âzâd ederseniz size şikâr gös …
EÇS V 151b Bu kapunun eşiği dibinden nehr-i azîm Pileve akup hemân bu mahalde mezkûr yalçın kayalardan üç Süleymâniyye minâresi kaddi aşağı nehr-i Pi …