… mân ve Selîm Hân-ı Sânî asrında Koca Mi‘mâr Sinân bin Abdülmennân Ağa'nın ilm-i
hendese ile
binâ etdiği mesâcid-i zîbâlardır ki tahrîr olunur
Sultân Süleymân ve Selîm Hân-ı Sânî asrında Koca Mi‘mâr Sinân bin Abdülmennân Ağa'nın ilm-i hendese ile binâ etdiği mesâcid-i zîbâlardır ki tahrîr olunur
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 90b ·
metinde göster ·
Su yolların dağlarda kazıyup bir yerden bir şehre su gideceğin ilm-i
hendese ile
dağları yetmiş seksen kulaç kazup anda âb-ı hayât su var idiğin bilüp ka‘r-ı ze …
Su yolların dağlarda kazıyup bir yerden bir şehre su gideceğin ilm-i hendese ile dağları yetmiş seksen kulaç kazup anda âb-ı hayât su var idiğin bilüp ka‘r-ı zemînde dörd beş konak yerler kazup yüzer adımda bir kuyu ağzı menfez açup kuyu ağzına yelken bezlerinden bâdgîrler yapup andan su yollarına rûzgâr girüp ka‘r-ı zemînde üstâdlar rûzgârda işleyüp suları bir yere cem‘ edüp murâd edindikleri yere lağımlarla ve terâzûlarla suları götürürler, acâyib ma‘rifetdir. Bunlar dahi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 205b ·
metinde göster ·
… niz'in nihâyeti olan nehr-i azîm Faşa çayına varup anda dahi irtifâ‘ alup ilm-i
hendese ile
Karadeniz'i Bahr-i Haraz'dan yigirmi arz-ı süflîde bulup üçüncü günde yine İske …
Cemî‘î müverrihân-i âlemân tahrîrleri üzre kıbel-i Hak'dan İskender-i Zülkarneyn'e Arapça âyeti ile fermân olunup İskender sedd-i Ye’cûc'u binâ edüp bu Demirkapu zemînine gelüp görse kim Dağıstân hudûdunda sahil-i bahrde bir cây-ı dilküşâdır. Vezîri Rîstalis ve Fisagores-i Tevhîdî ve hazînedârı Bitilîs ve Câlinus ve Bukrât ve Sokrât hukemâ-yı kudemâ-yı dûr-bîn efkâr-ı cihân-ârâlar ile meşveret edüp bu Demirkapu zemînin irtifâ‘a alup bu Bahr-i Haraz'ın arzını Karadeniz'den 316a ziyâde irtifâ'da bulup Bahr-i Haraz'ı Karadeniz'e mahlût etmeğe murâd edinüp Bahr-i Haraz ile Karadeniz mâbeynine ilm-i hendese sâhibleri ukalâ-yı zû-fünûn mühendisler gönderüp üçüncü günde Dağıstân ve kûh-ı Elburz dâmeninden Karadeniz sâhilinde Mikrilistân hudûdunda Karadeniz'in nihâyeti olan nehr-i azîm Faşa çayına varup anda dahi irtifâ‘ alup ilm-i hendese ile Karadeniz'i Bahr-i Haraz'dan yigirmi arz-ı süflîde bulup üçüncü günde yine İskender'e mâ-vaka‘ı üzre takrîr ederler. Hemân İskender Bismillah ile bu Demirkapu kurbunda Bahr-i Haraz kenarında üstâd-ı kûhken ve nakkâblara mühimmât ve levâzımâtlar verüp yetmiş gün ka‘r-ı zemînde yedi bin adım zemîn içre giderler. Cümle hukemâ-yı kudemâ "Yâ İskender! Sen sedd-i Ye’cûc'ü binâ etmeğe me’mûr edin, buna me’mûr değilsin ve buna mübâşeret etmen tûl-i emeldir. Gerçi bu Bahr-i Haraz ile Bahr-i siyâhın mâbeyni dağlar aşup piyâde âdem üç günde reh-revlik edüp varır. Lâkin kûh-ı Elburz dâmeninde yalçın çakmak taşlı kayalar vardır. Anlara tîşe urup nakb edince niçe bin hazîne telef olup ömre zamân ister. İlm-i nücûm üzre sizin müddet-i hilâfetinize otuz iki sene vardır. Şimden sonra taraf-ı Hakka yönelin ve dahi enfa‘ işler vardır, anı eylen" deyü cümle hukemâ, İskender'in Bahr-i Haraz'ı Karadeniz'e mahlût etmemesine zâhib olup Karadeniz'i İslâmbol boğazından kesüp Üsküdar ile Sarâyburnu'ndan aşağı Makedonya şehrin gark etdirip ve Kaydefâ şehirlerin gark-ı âb etdirmeğe sevk ederler. Hikmet-i Hudâ İskender dahi ol gice bir muhavvif vâkı‘a görüp Bahr-i Haraz'ı Karadeniz'e halt etmeden ferâğat edüp yine cümle hukemânın re‘yiyle İskender-i Kübrâ bu Demirkapu'dan yedi konak Dağıstân dağları içre Karadeniz'e varınca üç kat rasîf sedd-i İskender ve üç kat handak-i azîm çeküp Bahr-i Haraz ile Bahr-i siyâhın mâbeynin sedd etmişdir kim şark cânibinde İrân u Tûrân kavmi, garb cânibinde Deşt-i Kıpçak kavmi ve Benî Asfer ve Sal‘ât ve Kırım ve Rus-ı menhûs tâ’ifesi mâbeynlerinde hudûd etmişdir kim hâlâ kûh-ı Elburz içinde ve Irak-ı Dâdyân dağlarında üç kat dîvâr ve üç kat handak hafr-i azîmi bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîrin manzûru olmuşdur. Ekseriyyâ Kırım'dan Kumuk diyârına giden hânlar im‘ân-ı nazar ile nazar etse ma‘lûmları olur. Bir rivâyetde İskender binâ etdüğü bu sedd-i rasîfdir, derler. Ammâ İskender hılâfetinden vilâdet-i Resûlullah'a gelince bi-kavli Muhammed ibn İshak 882 sene idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315b–316a ·
metinde göster ·
… disleri yine cümle ebrâcların ve dendân-ı bedenlerin ve mazgal deliklerin cümle
hendese ile
binâ etmiş bir kal‘a-i müzeyyendir ve cümle (---) aded kulleleri birbirlerine n …
Evvelâ şehr-i Rûmdan add olunur bir vâsi‘ düz fezâda kal‘ası nehr-i Uluırmak kenarında şekl-i murabba‘ seng-i mutarraş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim tâ şehrin vasatında vâki‘ olmuşdur. Ammâ burc [u] bârûları ol kadar âlî değildir. Lâkin selef-i mi‘mârî mühendisleri yine cümle ebrâcların ve dendân-ı bedenlerin ve mazgal deliklerin cümle hendese ile binâ etmiş bir kal‘a-i müzeyyendir ve cümle (---) aded kulleleri birbirlerine nâzırdır kim hîn-i muhâsarada her kullenin ceng-âver bahâdırları tüfeng ile kulleleri muhâfaza ederler ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrafı (---) aded germe adımdır. Van ve Diyârbekir ve Erzurûm kal‘aları kadar büyük değildir ve cânib-i erba‘asında handakı (---) bu cirmde olan sûr-ı üstüvârın cümle etrâfında beş kapudur. Evvelâ Küçük kapu cânib-i garba nâzırdır ve Demir kapu semt-i kıbleye meftûhdır ve Kiçkapusu dahi taraf-ı kıbleye mekşûfdur. Ve Ereğli kapusu cânib-i cenûba nâzırdır ve Konya kapusu taraf-ı garba manzûrdur. Mezkûr kapuların dîdebânları ve bâcdâr [u] muhtesib âdemleriyle mâl-â-mâldır. Bu cirmde olan kal‘a içinde cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî bâğ u bâğçesiz hâne-i mergûblardır. Ve derûn-ı hisârda her hayrât [u] hasenâtdan mevcûd olduğundan mâ‘âdâ zamân-ı Celâlî'de gılâl anbârları vardır, ammâ cebehânesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70a ·
metinde göster ·
binâ olunmuşdur kim vasfında lisân kâsırdır. Ve kubbe-i âlîsinin midhatinde kal …
Ve derûn-ı câmi‘ eyle tasarrufât-ı hendese ile binâ olunmuşdur kim vasfında lisân kâsırdır. Ve kubbe-i âlîsinin midhatinde kalemler kâsirdir. Ve hareminin ta vasatında Şâfi‘î mezhebi üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı azîmi var kim gûyâ havz-ı Kevser'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294b ·
metinde göster ·
Ve her biri birer gûne ilm-i hendese ile üstâd bennâ-yı selef bunların 80a seng-i hârâlarına eyle tîşe-i Ferhâdî urup eyle musaykal ve mücellâ dîvârlar inşâ etmişler kim zamânımız üstâdları ana mu‘âdil bir tîşe urmağa kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b–80a ·
metinde göster ·
… sarây yüzer Mısır hazînesine olmaz. Ve bu bâğların cümlesi sadranç nakşı çırpı
hendese ile
dikilmiş eşcârât-ı müsmirât-ı gûnâ-gûnlar var kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf ve …
Ve bu râhların tarafeyni bâğ-ı Sudak misilli a‘yân-ı kibâr keferelerin ravzalarıdır kim her bir bâğ ve sarây yüzer Mısır hazînesine olmaz. Ve bu bâğların cümlesi sadranç nakşı çırpı hendese ile dikilmiş eşcârât-ı müsmirât-ı gûnâ-gûnlar var kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf ve tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… ur. Ben dahi ahd-i mîsâkım üzre Alman diyârlarıma varup ilm-i usturlâb ve ilm-i
hendese ile
Tuna suyun senin Makedonya şehri içre akıdayım" dedikde Yanko hicâbından,
"Birâder, Allâh mübârek eyleye. Yigirmi yılda bu kal‘a itmâm bulur. Ben dahi ahd-i mîsâkım üzre Alman diyârlarıma varup ilm-i usturlâb ve ilm-i hendese ile Tuna suyun senin Makedonya şehri içre akıdayım" dedikde Yanko hicâbından,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
… evâyî terâzûlar ile irtifâ‘ alarak Tuna kenârında Siverin kal‘asına gelüp ilm-i
hendese ile
bilir kim bu nehr-i Tuna bu Siverin kal‘asından İslâmbol'a gider, zîrâ ol mahal …
"Bizim Kırkçeşme suyumuz kifâyet eder" diyemeyüp mukayyed olmadı. Hemân Yanvan karındaşı Yanko ile vedâ‘laşup İslâmbol'dan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek ilm-i hendese üzre Tuna suyu İslâmbol'a geleceği yolları şakula ve hevâyî terâzûlar ile irtifâ‘ alarak Tuna kenârında Siverin kal‘asına gelüp ilm-i hendese ile bilir kim bu nehr-i Tuna bu Siverin kal‘asından İslâmbol'a gider, zîrâ ol mahallin arzı İslâmbol arzından yedi arz bâlâdır, ammâ âkıbet-endîş-i dûrbîn-fikr olan Yanvan Kral ihtimâle haml edüp bu Siverin kal‘asından iki konak dahi Tuna kenârıyla yukaru biraz bâlâ dahi gidüp sekizinci arz-ı bâlâda bu Demirkapu mahallinde yine ilm-i hendese üzre irtifâ‘ alup bilir kim nehr-i Tuna İslâmbol'a baş aşağı yıldırım gibi sür‘at üzre cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
… i bâzû-yı ma‘rifetin sarf edüp minârenin iç yüzünde dîvârı etrâflarına bir gûne
hendese ile
taş kademeler edüp minârenin tâ zirve-i a‘lâsına urûc olunup ortası boş münkesi …
Der-vasf-ı minâre-i ibret-nümâ: Bu Ömer Beğ câmi‘inin bir vâcibü's-seyr mîl minâresi var kim cemî‘i İslâm diyârında eyle hendese üzre bir bânghâne görülmemişdir. Ve bir üstâd-ı selef dahi eyle bir kârgerlik etmemişdir. Bu minâre-i zîbâ-yı musanna‘ın içinde aslâ misli yokdur kim garîb temâşâdır. Aşağı kapusundan nazar etsen yukaru şerîfe kapusu görünür, içi bomboş bir minâre-i serâmeddir. Üstâd-ı bennâ-yı kudemâ bu minâre-i serâmede var kuvvet-i bâzû-yı ma‘rifetin sarf edüp minârenin iç yüzünde dîvârı etrâflarına bir gûne hendese ile taş kademeler edüp minârenin tâ zirve-i a‘lâsına urûc olunup ortası boş münkesir bir minâre-i refî‘u'l-bünyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 236a ·
metinde göster ·
… Garâ’ib anda kim üstâd-ı kûhken kayaları lağım ile delüp tâ Ohri gölünden ilm-i
hendese ile
su getirüp âb dollâblarıyla suyu çekilüp imârete ve câmi‘in havuzu ve Hanefî çe …
Der-terkîm-i binâ-yı ibret-nümâ-yı âbâdân: Cümleden câmi‘-i Ayasofya-i Kebîr vâcibü's-seyrdir. Ammâ yukaru kal‘a önünde Ohrîzâde'nin pâdişâha hibe etdiği câmi‘ önünde bir âb-ı hayât su kuyusu var kim üstâd-ı Ferhâd bu çâh-ı mâya eyle Ferhâdî külüngler urup bir bi’r-i ibret-nümâ kazup umku kâmil seksen kulaçdır. Garâ’ib anda kim üstâd-ı kûhken kayaları lağım ile delüp tâ Ohri gölünden ilm-i hendese ile su getirüp âb dollâblarıyla suyu çekilüp imârete ve câmi‘in havuzu ve Hanefî çeşmelerine ve gayri yerlerde isti‘mâl olunur bir temâşâgâh-ı vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 371a ·
metinde göster ·
Bu Nîl-i mübâreki selef hukemâ ve keheneleri ilm-i
hendese ile
böyle tertîb edüp Nîl hâki dahi yılda dörd gûne libâs geyüp on iki ayı dörd kıs …
Bu Nîl-i mübâreki selef hukemâ ve keheneleri ilm-i hendese ile böyle tertîb edüp Nîl hâki dahi yılda dörd gûne libâs geyüp on iki ayı dörd kısma munkasım edüp her kısmın üçer ay tarh edüp on iki şehr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
… erler ile yedi yüz pâre şehir bünyâd edüp Nîl-i mübâreki arz-ı Mısır üzre ilm-i
hendese ile
sokak sokak halîclerden cereyân etdiren bu Bayzar'dır. Âhir Tûfân'dan bin sekiz …
Ve Bayzar zamân-ı hükûmetinde kayın atası Kalîmûn Kâhin ta‘lîmi ile zîr-i zemînlerden cok hazîne ve defîne istihrâc edüp Mısır hâkinden tâ İsne ve İsvân ve Sûdân ve Fûncistân'a varınca ol genc-i bâ[dâ]verler ile yedi yüz pâre şehir bünyâd edüp Nîl-i mübâreki arz-ı Mısır üzre ilm-i hendese ile sokak sokak halîclerden cereyân etdiren bu Bayzar'dır. Âhir Tûfân'dan bin sekiz yüz altıncı seneden sonra Bayzar kayın atası Kalîmûn Kehene ile vefât edüp cebel-i Hirâmân'ın Ehremân'ın Ehrâm'ın cihet-i garbîsindeki ehrâmda defn etdiler. Arz-ı Mısır'da ba‘de't-tûfân defn olunan bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y282a ·
metinde göster ·
Nîl'i halîc halîc tur‘a tur‘a cereyân etdirüp âbâdân etdi. Ve cemî‘i tur‘aların …
Elûhîm'den sonra oğlu Hasaylîm melik oldu. İbtidâ Nîl üzre bu İsvân'da Ümmü'l-kıyâs'ı bu Hasaylîm binâ etdi, hâlâ âsârları durur. Ba‘dehu âl-i Abbâsiyân'dan Me’mûn Halîfe Bağdâd'dan Mısır'a gelüp Mısır Ümmü'l-kıyâsı'n binâ etdükde bu İsvân'daki Hasaylîm mikyâsın harâb etdirdi kim kendünün inşâ etdüği mikyâsdan gayrı olmaya. Mezkûr Hasaylîm ekâlîm-i Mısır'a ilm-i hendese ile Nîl'i halîc halîc tur‘a tur‘a cereyân etdirüp âbâdân etdi. Ve cemî‘i tur‘aların ferşin ruhâm-ı sommâkî ve mermer-i hâm ile mebsût edüp bu İsvân şehri önünde Nîl'in iki tarafına fîl cüssesi kadar taşlar ile hemvâr sedler etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y385b ·
metinde göster ·