… s ile mutallâ şam‘dânlar üzre yigirmişer kantâr şem‘-i asel-i kâfûrîler var kim
her birine
on beşer kademe nerdübân-ı haşeb ile urûc olunup her leylelerde çerâğân olup de …
Ve mihrâbın yemîn [ü] yesârında burma zıh zıh amelî amûdlar var kim sihr-i i‘câzdır. Ve yine anda birer âdem kaddi nühâs-ı hâlis [ve] zeheb-i hâlis ile mutallâ şam‘dânlar üzre yigirmişer kantâr şem‘-i asel-i kâfûrîler var kim her birine on beşer kademe nerdübân-ı haşeb ile urûc olunup her leylelerde çerâğân olup derûn-ı câmi‘ nûr içre nûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
… kalyeta ve kanca kıçlı forsa kadırgalar bî-kusûr alesta olup lenger-endâht olup
her birine
üçer kat mühimmât ü levâzımât ve levendât verildi.
Ve'l-hâsıl evvelbahâr olunca İslâmbol'da iki yüz pâre baştarda ve kadırga ve kalyeta ve kanca kıçlı forsa kadırgalar bî-kusûr alesta olup lenger-endâht olup her birine üçer kat mühimmât ü levâzımât ve levendât verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75b ·
metinde göster ·
… em‘ olmamışdır. Her birinin beşer yüz levendâtı ve beşer yüz huddâmı vardır. Ve
her birine
ikişer bin asker konup âmâde durdular.
Ve beş yüz pâre kalyonlara sâ’ir mühimmât ü levâzımât ve cebehâne ve sâ’ir mîrimîrân ve erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve lağımcı ve çerâhor tâ’ifesi konmak içün beş yüz pâre karavana kalyonlardan Kara Hâce kalyonu ve Bodur Ca‘fer ve Memiş Kapudan ve Karamanlı Alî ve Topal Muharrem ve Sarı Solak ve Kartaloğlu ve Katrazoğlu ve Kalafatoğlu ve Solak İbrâhîm Çelebi ve Kara Solak ve Abâcıoğlu ve Ciminni ve Tafralı ve Bâğçeli ve Yüz Arşın ve iskerledoğlu nâm karavana kalyonların her biri dörder anbârlı yüzer pâre top çeker karavanalardır kim yılda bir kerre Mısır'a sefer edüp altı ayda dolar ve altı ayda boşalır kûh-ı bî-sütûn-misâl gemiler idi kim bir pâdişâh asrında ikisi bir yere cem‘ olmamışdır. Her birinin beşer yüz levendâtı ve beşer yüz huddâmı vardır. Ve her birine ikişer bin asker konup âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75b ·
metinde göster ·
… edüp himmet-i aliyyelerin recâ etdiğimiz 240b tahrîr olunan sultânlardır kim
her birine
birer takrîb ile âşinâlık kesb eyleyüp hamd-i Hudâ ibtidâ seyâhatimizde bu kada …
Şehr-i Bursa içre niçe yüz bin kibâr-ı evliyâullah medfûndur ve niçe binin dahi ziyâret edüp birer Fâtiha-i şerîf ile rûh-ı şerîflerin yâd etdik. Ammâ ism-i şerîfleri ma‘lûmumuz olma[ma]ğile tahrîr olunmadı. Bu tahrîr etdiğimiz sultânlara birer Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp himmet-i aliyyelerin recâ etdiğimiz 240b tahrîr olunan sultânlardır kim her birine birer takrîb ile âşinâlık kesb eyleyüp hamd-i Hudâ ibtidâ seyâhatimizde bu kadar kibâr-ı evliyâullahın âsitâne-i merkad-i pür-envârlarının atebe-i süflâlarına rû-mâlîde eyledik. Himmetleri hâzır ola. Bu niyyet cümle ehl-i îmân rûhîçün, Allah rızâsıyçün, Fâtiha, ve's-selâm, rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240a–240b ·
metinde göster ·
… ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler verüp
her birine
ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve tîr ü kemânlar ve niçe elvân …
Menzil-i karye-i Alacalar: Araz kenarında Bâyezîd kal‘ası hükmünde üç yüz evli Ermeni ve müselmân köyüdür. Bunda sâhib-i devlet efendimiz Revân Hânı elçisi Kâsım Hân'a ve Nahşıvân Hânı elçisi Takî Hân'a ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler verüp her birine ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve tîr ü kemânlar ve niçe elvân Ceneviz ve Venedik hâreleri ihsân edüp cümle elçilere hitâben buyurdular kim "Âl-i Osmân devletinde biz sulha muğâyir iş işlemeği revâ görmeyüp Şuşik Beği Mustafa Beğin ilin vilâyetin nehb ü gâret edüp kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin Revân hânı karındaşımız andan şikâyet etmeğile hakkından gelindi. İmdi sizler dahi sulha muğâyir iş etmeyüp Mekü kal‘asına koyduğunuz askeri çıkarup kânûn-ı sulh üzre kal‘ayı harâb idesiz ve illâ hâlâ tuğrâkeş serdâr-ı mu‘azzam deryâ-misâl asker ile Revân ve Nahşıvân diyârların nehb u gâret ederim", deyü cevâb-ı pür-savâb hitâb edince üç aded elçi ser-ber-zemîn edüp "bi-ser ü çeşm" dediklerinde her birine birer Acemâne semmûr kürkler giydirilüp Kilârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Revân cânibine gitdi. Alacaatlı Hasan Ağa elçi Takî Hân ile Nahşıvân'a gitdi. Hakîr dahi gümrük kâtibi olmamız hasebiyle gümrüğe tüccâr gelmesiyçün hakîre nâmeler verilüp 293a Tebrîz Hânına bir mücevher zeynli at ve yelkenden çullu küheyl at ve latîf sultânî destmâllar ve bir incü tesbih ve bir çift çârkâb tîrkeş verüp Tebrîz hânı elçisi Seyf Alî Hân'a hakîri teslîm edüp "Evliyâm size Allah emâneti olsun" deyü vasıyyetler edüp tatyîb-i hâtır ile mukayyed olup "Bu cânibde gümrüğümüze kârbânlar gönderesiz" deyü nâmeler ve ricânâmeler hâkîre teslîm olunup harc-ı râh bir kîse ve bir kat libâs-ı fâhire on bir huddâmımdan gayrı her ocakdan beşer onar âdem koşup cümle kırk beş nefer olup paşa efendimizle ve cümle ehibbâ ile vedâlaşup tevekkülen alâ cânib Revân'a [ve] Nahşıvân'a revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b–293a ·
metinde göster ·
… savâb hitâb edince üç aded elçi ser-ber-zemîn edüp "bi-ser ü çeşm" dediklerinde
her birine
birer Acemâne semmûr kürkler giydirilüp Kilârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Rev …
Menzil-i karye-i Alacalar: Araz kenarında Bâyezîd kal‘ası hükmünde üç yüz evli Ermeni ve müselmân köyüdür. Bunda sâhib-i devlet efendimiz Revân Hânı elçisi Kâsım Hân'a ve Nahşıvân Hânı elçisi Takî Hân'a ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler verüp her birine ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve tîr ü kemânlar ve niçe elvân Ceneviz ve Venedik hâreleri ihsân edüp cümle elçilere hitâben buyurdular kim "Âl-i Osmân devletinde biz sulha muğâyir iş işlemeği revâ görmeyüp Şuşik Beği Mustafa Beğin ilin vilâyetin nehb ü gâret edüp kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin Revân hânı karındaşımız andan şikâyet etmeğile hakkından gelindi. İmdi sizler dahi sulha muğâyir iş etmeyüp Mekü kal‘asına koyduğunuz askeri çıkarup kânûn-ı sulh üzre kal‘ayı harâb idesiz ve illâ hâlâ tuğrâkeş serdâr-ı mu‘azzam deryâ-misâl asker ile Revân ve Nahşıvân diyârların nehb u gâret ederim", deyü cevâb-ı pür-savâb hitâb edince üç aded elçi ser-ber-zemîn edüp "bi-ser ü çeşm" dediklerinde her birine birer Acemâne semmûr kürkler giydirilüp Kilârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Revân cânibine gitdi. Alacaatlı Hasan Ağa elçi Takî Hân ile Nahşıvân'a gitdi. Hakîr dahi gümrük kâtibi olmamız hasebiyle gümrüğe tüccâr gelmesiyçün hakîre nâmeler verilüp 293a Tebrîz Hânına bir mücevher zeynli at ve yelkenden çullu küheyl at ve latîf sultânî destmâllar ve bir incü tesbih ve bir çift çârkâb tîrkeş verüp Tebrîz hânı elçisi Seyf Alî Hân'a hakîri teslîm edüp "Evliyâm size Allah emâneti olsun" deyü vasıyyetler edüp tatyîb-i hâtır ile mukayyed olup "Bu cânibde gümrüğümüze kârbânlar gönderesiz" deyü nâmeler ve ricânâmeler hâkîre teslîm olunup harc-ı râh bir kîse ve bir kat libâs-ı fâhire on bir huddâmımdan gayrı her ocakdan beşer onar âdem koşup cümle kırk beş nefer olup paşa efendimizle ve cümle ehibbâ ile vedâlaşup tevekkülen alâ cânib Revân'a [ve] Nahşıvân'a revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b–293a ·
metinde göster ·
… r Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp
her birine
birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
… min harâb ve kimisin imâr edüp gereği gibi levâzımât [u] mühimmâtların görüp ve
her birine
dizdâr ve cebehâneler ve mustahfızân asker koyup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâh …
Hemân ol mahalde serdâr-ı zafer-şi‘âr yeniçeri ağasın yedi oda yeniçeriyle kal‘a-i Tiflis zabtına gönderüp kendüleri asâkir-i İslâm ile ol gün kal‘a-i Zekim'i muhâsara edüp amân ile, feth-i kal‘a-i Zekim sene 986, içine asker koyup andan cânib-i şimâli bir günde kal‘a-i Kerîm, muhâsara edüp aslâ hücûm-ı Âl-i Osmân'a tâkat getiremeyüp emân ile kal‘ayı serdâr-ı mu‘azzama teslîm etdiler. İçinde olanlar dârü'l-bevârlarına gitdiler. Ammâ hakîr kal‘a-i Zekim'i görmedim, ammâ Kâht kal‘ası sahrâsından güzer ederken kal‘a-i Kerîm'i görmüşüm, lâkin ana dahi girmemişim. Andan serdâr-ı mûmâileyh şikârın almış kağan arslan gibi bu eyâletde niçe şikârlar alup yigirmi altı pâre sağîr ü kebîr kılâ‘lar dahi feth edüp kimin harâb ve kimisin imâr edüp gereği gibi levâzımât [u] mühimmâtların görüp ve her birine dizdâr ve cebehâneler ve mustahfızân asker koyup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Tiflis'e dâhil olduğu ân bir şâdmân-ı Âl-i Osmâniyân olur kim vilâyet-i İrân ve eyâlet-i Şirvân sıyt u sadâ-yı top-ı kal‘a-kûbdan velvele-nâk olup ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319a ·
metinde göster ·
… zar kavm-i acebe-likâ ve hey’et-i garîbe ecnâs-ı mahlûkât içinde kalup bunların
her birine
birer va‘de-i kerîmeler ile Koca Gâzî Seydî Ahmed Paşa dilnüvâzlık ve dildârlık …
Andan yine bir gün cânib-i şimâle ılgar ile gidüp Tarabefzûn hudûdun ubûr edüp Gönye hudûduna dâhil olduğumuz mahalde Mikrilistân askerlerine râst gelüp Seydî Ahmed Paşa'ya gelüp cümlesine ikrâm olundu. Ammâ üç bin mikdârı müsellah giyimli gök demire gark olmuş eli sırıklı küheylân atlı dâbbetü'l-arz'a benzer Mikril Aznavurları ve bin mikdârı bu piyâde tüfenk-endâzları ve Gürcî serverleri gelüp giysû-yı müşk-bârların târumâr edüp kimisi fetîle fetîle etmişler. Kırkar ellişer yaşında bî-rîş u mutarraş acebe-likâ Cemapur askeri gibi birbirine mugâyir kavm-i gûnâ-gûnlardır kim her biri birer kerîhü'l-manzar kavm-i acebe-likâ ve hey’et-i garîbe ecnâs-ı mahlûkât içinde kalup bunların her birine birer va‘de-i kerîmeler ile Koca Gâzî Seydî Ahmed Paşa dilnüvâzlık ve dildârlıklar edüp ol gice menâzil kat‘ ederek ale's-sabâh menzil-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 329a ·
metinde göster ·
… idi. Bu cebel-i bâlânın zeylinde ve şehir içinde niçe bin mağaralar vardır kim
her birine
ikişer üçer yüz at ve sâ’ir devvâbât makûlesi hayvânât sığar. Ve niçe bin Urbân …
Urfa iç kal‘asının şark tarafı ensesinde Damlacık nâmıyla ma‘rûf bir cebel-i âlî vardır. Nemrûd-ı la‘înin yaylağı ve tahtgâhı idi. Bu cebel-i bâlânın zeylinde ve şehir içinde niçe bin mağaralar vardır kim her birine ikişer üçer yüz at ve sâ’ir devvâbât makûlesi hayvânât sığar. Ve niçe bin Urbân ve Ekrâd kavimleri konar, gâr-ı yetimânelerdir, ammâ mağara-yı makâm-ı Hazret-i Halîl İbrâhîm ibn Âzer bir gâr-ı münevverdir. Ve bir mukassî kapusu vardır. Nemrûd-i la‘în Hazret-i İbrâhîm'i âteşe atmazdan mukaddem bu mağaraya aç ve susuz olsun deyü haps eder. Bi-emri Hudâ mağaranın bir tarafından bir âb-ı rakîk cereyân edüp taşra akmağa başlar. Bu mu‘cizeyi niçe münkirîn görünce "Lâ ilâhe illâllâh İbrâhîm Halîlullâh" deyü İslâm ile müşerref olurlar. Hâlâ ol gâr-ı makâm-ı İbrâhîm'den ol âb-ı sâfî cereyân etmededir. Her kim bu âbdan nûş etse koyun eti yemiş kadar olup tendürüst olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57a ·
metinde göster ·
birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup …
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa bâ nefir-i âm, gulgule-i ehl-i hıref, bâ ığvâ-yı Siyâvuş Paşa ve Ebû Sa‘îd Efendi: Sarrachâne'den Âhîler ibtidâ bayrak ve tabl u kudûm kaldırup cümle dükkânları kapanup ve câmi‘leri kapanup "Ümmet-i Muhammed olan sancak dibine gelsin. Pâdişâha rik‘a sunalım!" deyü yüz elli bin ibâdullah-ı el-kâsibu habîbullah ile iktisâb edinen cümle ehl-i sûk pür-silâh, sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup deryâ-misâl benî Âdem temevvüc ederek sene 1061 şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin dördüncü bâzârtesi gün idi kim Daşnık Mirza ve Hanîfi Halîfelerin nâ-hak kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne döküldüğünün on ikinci gün sonra idi kim Atmeydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele ve gulgule ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup Şeyhülislâm Azîz Efendi Ayasofya câmi‘inde kalup herkes âlet-i silâhıyla ve nohut ve zerdestesiyle kimi ucu yanmış köseği odunuyla ve koyunlarında birer somunlar ile Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd u vâveylâ-yı Allah Allah dediklerinde bu sadâ pâdişâh-ı cem-cenâb tarafına mün‘akis olup Bâb-ı hümâyûn sedd olunup topları kulleler üzre âmâde etmek ferman olunup Bâb-ı hümâyûn burcundan Haseki Ağa, taraf-ı pâdişâhîden su’âl edüp "Ey ibâdullah! Bu cem‘iyyet-i kübrâ nedir" dedikde "Bize zulm eden vezîria‘zamı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı 102b ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'yi ve Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Koskafurûnlu Muhzır Ağa'yı ve Kudde Kethüdâ'yı ve Tokkapuluyu ve Gümrük Emîni'ni ve Vâlide Sultân'ı ve Bektâş Ağa'yı ve Kara Çavuş Yeniçeri Ağasın ve Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa'yı ve Alahoz Mehemmed Efendi'yi ve Sarı Kâtib'i ve Bostâncıbaşı'yı ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'yi ve'l-hâsıl Celâlî Hasan Ağa'dan ve İpşir Paşa'dan mukaddemâ gelen defter üzre cümle yüz elli aded âdemi istemeziz, katl olunup vezîr ma‘zûl olup sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa olsun" deyü Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd [u] figâna âheng edüp bu haber sa‘âdetlü pâdişâha vardıkda Servikapusu'ndan haseki ağa, paşaya gelüp "Sa‘âdetlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, eli tesbihli sâdâtları ve acı sözlü söz anlamaz bî-dâdları çağırup anlar dahi dâd u feryâd ederek Melek Paşa huzûruna çıkup "Sa‘âdetlü vezîr, senden hoşnuduz ammâ Kudde Kethüdâ ve Emîr defterdârı istemeziz. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i perdeden bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin guruşluk altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim! Ve istimâ‘ etdik kim Azağ'a bir yıldan berü hazîne varmayup ağaların pârelemişler. Siz dahi Kudde Kethüdâ'yı ve Emîr Paşa'yı pâre pâre edin. Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından gelecek vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan olan Emîr Paşa'yı katl edemem. Emr, şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyü her birine birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup dem çekmediler. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın veririz" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102a–102b ·
metinde göster ·
Paşa-yı zî-şân hakîmâne hareket edüp her birine dil-nüvâzlık edüp, bu kavle râzı olalım deyü tesellî-i hâtır bulup du‘a-yı hayr [u] senâ ederek nerdübândan aşağı inüp gitdiler. Hakîr anı gördüm, Ebû Sa‘id ve Azîz Efendi âdemlerinden yetmiş seksen mikdârı âdemler aşağıdaki âdemlerin aşkıyâ ve zorba şekillerine iğvâ edüp hemân aşağıdan niçe yüz âdem nerdübândan yukaru feryâd ederek Dîvânhâne'ye çıkup paşanın yüzüne karşu şütûm-ı galîzalar eyleyüp gûnâ-gûn zebân-dırâzlıklar eylediler. Hikmet-i Hudâ, paşa bi'z-zarûre tehevvüre gelüp bunları yine asâ ile çarpışdırup nerdübândan aşağı firâr edüp doğru yine Bâb-ı hümâyûn önüne varınca bevvâblar bâb-ı sa‘âdeti sedd edüp tekrâr sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup üç sâ‘at gulgule oldu. Meğer Ayasofya-i kebîr içinde cemî‘i ulemâ ile Şeyhülislâm Azîz Efendi anda hâzır imiş. Ümmet-i Muhammed yine vezîre varup huzûrunda tazarru‘ edüp andan mütenebbih olup "Def‘-i mezâlim eylemedi mi?" "Hayır sultânım! Yine bu kadar sâdât-ı kirâmı ve bu kadar ibâdullahı asâ ile urup mecrûh edüp niçe âdemler helâk mertebesindedir" dediklerinde "Ümmet-i Muhammed! Anın vezâreti lâzım değildir, izâlesi lazımdır. Hemân pâdişâha hâliniz i‘lâm edüp Allah Allah deyin" deyü halkı fitne vü fesâda tergîb ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102b ·
metinde göster ·
… elkîs vâlidemize binâ etdüğü İdincik şehrinden gelüp bu câmi‘e vaz‘ olunmuşdur.
Her birine
birer Mısır hazînesi sarf olunup niçe kerre yüz bin derd-i mihen ile gelmiş amû …
Bu harem cümle beyâz mermer-i hâm ile eyle hemvâr ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûş ibret-nümûn bir beyâz sahrâdır. Tûlen ve arzen yüz seksener ayakdır. Cânib-i erba‘asında yigirmi altı aded sütûn-ı gûnâ-gûnlar var kim ekseri Mora diyârına kârib Atina'da Temâşâlık nâm yerden gelmişdir. Ve niçesi cezîre-i Kıbrıs'dan ve ba‘zısı Hudâvendigâr sancağında Hazret-i Süleymân'ın Belkîs vâlidemize binâ etdüğü İdincik şehrinden gelüp bu câmi‘e vaz‘ olunmuşdur. Her birine birer Mısır hazînesi sarf olunup niçe kerre yüz bin derd-i mihen ile gelmiş amûd-ı gûnâ-gûnlar ale't-tertîb bu haremin yan soffaları üzre dizilmiştir. Bu imâdların dahi fevkinde yigirmi dörd aded müdevver kubbe-i sağîrelerdir. Ammâ münakkaş değildir. Cümlesi sâde güzeli tas-ı polâd-ı Nahşivânî gibi kıbâb-ı Havernâk'lardır. Ammâ her kubbe altındaki kemerlerde olan gûnâ-gûn ahcârât-ı zî-kıymetin birbirin imtizâcı temâşâ etdiğimiz binâların birinde yokdur. Ve bu haremin cânib-i selâsında üç aded bâb-ı musanna‘ı vardır. Her birinden beşer altışar kademe taş nerdübân ile çıkılır. Ve yine cânib-i selâsında yigirmi altı aded pencereleri var, taşrada büyük hareme nâzırdır. Ammâ harem ortasında (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155a ·
metinde göster ·
… ’ir iş erlerine hüsn-i hulk ile kelimât ederek rûy-ı dil ile va‘deler ederek ve
her birine
mümkin olduğu mertebe ihsânlar eyleyüp tatyîb-i hâtırlarıyla mukayyed olup cüml …
Ertesi ale's-sabâh bu arbedede bulunan Van ağalarına ağır hil‘at-i fâhireler giydirüp ve başlarına gümüş çelengler sokup sâ’ir akrânları mâbeynde serfirâz kılındı. Ve Paşa Kethudâsı Yûsuf Ağa'ya tenbîh edüp buyurdular kim "Ey Yûsuf cümle mîr-i livâlara ve sâ’ir Van ağalarına ve bölükbaşılara ve sâ’ir iş erlerine hüsn-i hulk ile kelimât ederek rûy-ı dil ile va‘deler ederek ve her birine mümkin olduğu mertebe ihsânlar eyleyüp tatyîb-i hâtırlarıyla mukayyed olup cümlesin cenge terğîb eyle" deyü niçe bunun emsâli va‘z u nasîhatlar eyledi. Hakkâ ki Yûsuf Kethudâ dahi mâlı ve cânı ve başıyla sağîr u kebîre ve cüvân u pîre bir mertebe dildârlık ve dilnüvâzlık ve hayrhâhlık ederdi kim ta‘bîr olunmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
birer gûne ta‘n-âmîz cevâblar söyleyüp "Van ağaları ve Ercîş ve Âdilcevâz beğle …
Her birine birer gûne ta‘n-âmîz cevâblar söyleyüp "Van ağaları ve Ercîş ve Âdilcevâz beğleri bu yiğitceğizleri sizlere müsâfir verdim, beğlerimize ri‘âyet edin." dedikde, Karni beği eydür: "Sultânım bizim çadırlarımız ve askerlerimiz vardır. Çadırlarımıza giderıh." dedikde, Hemân Paşa
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273a ·
metinde göster ·
… i‘timâd edüp paşaya birer el hedâyâlarıyla gelüp müşerref olup hil‘atler giyüp
her birine
yine birer sille urdu kim Çobanlu beği sadme-i pehlivânîden teker meker oldu. M …
Ba‘dehû Van ağaları ve yeniçeri ağası ve hapisde olan Zerikî beği ve Espa‘ird beği ve Karni beği ve Kesân beği içün paşaya kırkar kise guruş ve birer katır yükü kaplan ve vaşak postları ve beşer katar-ı katırlar ve birer tula küheylân atlar verüp Paşa'dan hil‘at giyerlerken dördine de birer sille-i pehlivânî urup ağızlarından ve burunlarından kan Van'da revâne olup "Bir dahi pâdişâh vekîlinin fermânların tutun, yohsa sizi hayâsızlar kelle paça ederim. Tiz Evliyâ Beğ üzre sefere hâzır olun!" deyü bunları reddetdi ve her biri dâr-ı diyârlarına gitdi. Ertesi gün ne kendiler ve ne imdâdları gelmeyen Van beğlerinden Ağakis beği tarafından ve Ekrâd tarafından ve Benî Kutur tarafından ve Berda‘ beği tarafından ve Erecik beğindan ve Şureger'den ve Çobanlu tarafından ve Alagird tarafından ve Körladik beğinden bu merkûm dokuz aded Ekrâd beğlerinden âdemler gelüp Van a‘yânlarına daşınup her birinden beşer kise ve beşer katar-ı katır ve birer tola küheylân atlar hedâyâ gelüp gelen âdemleri hil‘atler giyüp cürümleri afv olunup ertesi gün dokuz aded beğler i‘timâd edüp paşaya birer el hedâyâlarıyla gelüp müşerref olup hil‘atler giyüp her birine yine birer sille urdu kim Çobanlu beği sadme-i pehlivânîden teker meker oldu. Meğer fakîrin fıtıkı var imiş. Şehrine varup merhûm olıcak yerini Murâd Hân'a verüp yigirmi kise dahi andan geldi. Melek Paşa efendimizin de'bi ol idi kim, kendü fermânın dutmayana deyenek ururdu. Fermân-ı pâdişâhîye itâ‘at etmeyeni ya katl ederdi ya muşt ve sille ile çehresine urup elbette kanın akıdırdı. Ve ceng mahallinde Allahümme âfinâ ejder-i heft-ser olurdu. Ammâ gayrı zamân halûk u halîm ü selîm olup pek gazab-âlûd olsa, "Bre âdem", "Hey hayâsız" ve "Hey nâmerd" deyü ıtâb etmeden gayrı bir şetm etmezdi. Ammâ hırsız ve harâmîye asla amân u zamân vermezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283b ·
metinde göster ·
… ne ve Harîr beğine ve Luristân Hâkimi Süleymân Beğ'e ve sâ’ir ümerâ-yı Ekrâd'ın
her birine
mertebelerine göre tuhef ü nâdire hedâyâ gönderüp,
Bu mahalde eyâlet-i Bağdâd-ı behişt-âbâd hudûdu tamâm olup Şehrezûl eyâleti haddine kadem basdıkda Murtezâ Paşa efendimiz İmâdiyye hâkiminin duhter-i pâkîze-ahterin taleb etdikde üç katar-ı katır yükü akmişe-i fâhire ve gûnâ-gûn silâh-ı zî-kıymet-i nâdire ve on aded küheylân esb-i tâzî hussân atlar ile Urus Yûsuf Kethudâ'ya iki bin âdem ta‘yîn edüp mezkûr hedâyâları İmâdiyye hâkimine ve Akra beğine ve Dühük beğine ve Cezîre beğine ve Harîr beğine ve Luristân Hâkimi Süleymân Beğ'e ve sâ’ir ümerâ-yı Ekrâd'ın her birine mertebelerine göre tuhef ü nâdire hedâyâ gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 370a ·
metinde göster ·
… ve Kadrî Paşa ve Alî Paşa üç vezîrin üç vezîr koltuklarına girüp binek taşında
her birine
birer mücevher eğerli at ve sâfinâtü'l-ciyâd misilli küheylânları altlarına çek …
Hamd-i Hudâ gayrı bed-hâhlar yanına varmadı. Etdiği a‘mâl-i kabîha ve ef‘âl-i fasîhanın cezâsın buldu. Ve Hasan Paşa ve Tayyarzâde Ahmed Paşa ve gayrı cümle tâ’ib ü tâhir olup bugünkü gün askerleriyle Haleb altında meks edüp dururlar. Eğer ednâ hâtırımız içün anların defter-i cerâyimlerine pâdişâh başıyçün afv kalemin çeküp her birin birer nânpâre ile behremend ederseniz, fermân sultânımındır. Ve eğer sefere gitmedüğü Yanova câniblerine sefere gitsin derseniz yine fermân sultânımındır" deyü Köpürlü Mehemmed Paşa'ya mektûblar ve sa‘âdetlü pâdişâha telhîs bu sibâk [u] siyâk üzre yazılup Âsitâne-i sa‘âdete her vezîrin ve Murtazâ Paşa'nın müstakil üç aded âdemleri gitdikde ol ân Murtazâ Paşa Hasan Paşa'nın huzûruna yigirmi kîse ve on kîse Tayyaroğlu'na ve on kîse Ken‘ân Paşa'ya ve beşer kîse gayrı beğlerbeğilere ve ümerâlara cümle yüz on kîse ol gün celâlîlere ihsân eyleyüp şerbet ve buhûrdan sonra herkes konaklarına revâne olurken Murtazâ Paşa ve Kadrî Paşa ve Alî Paşa üç vezîrin üç vezîr koltuklarına girüp binek taşında her birine birer mücevher eğerli at ve sâfinâtü'l-ciyâd misilli küheylânları altlarına çeküp anlar dahi şâd [ü] ferehnâk bilâ-rikâb süvâr olup her vezîr konaklarına revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72b ·
metinde göster ·
birer re’s atlar dahi verüp cümle halâs olup bizimle sefere gitdiler. Andan kal …
Mukaddemâ Boğdan'da isyân eden Burunsuz Kostantin üç yüz ümmet-i Muhammed bâzergânları Yaş şehrinde esîr edüp bu kal‘ada anları cümle haps etmişdi. Hamd-i Hudâ cümlesin hatmandan taleb etdikde aslâ tereddüd etmeyüp her birine birer re’s atlar dahi verüp cümle halâs olup bizimle sefere gitdiler. Andan kalkup cânib-i garba,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 102b ·
metinde göster ·
… er Şeddadî taş binâ tabyaları var kim her biri sedd-i Ye’cûc'den nişân verir ve
her birine
biner âdem sığar ve her birinde onar aded balyemez topları var.
Nehr-i Kiriş kenârında şekl-i murabba‘ bir küçük taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ cümle rıhtım dolma dîvârlı palankadır, ammâ gâyet metîn ve müstahkemdir ve çâr-kûşesinde birer Şeddadî taş binâ tabyaları var kim her biri sedd-i Ye’cûc'den nişân verir ve her birine biner âdem sığar ve her birinde onar aded balyemez topları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a ·
metinde göster ·
… Ya alışırlar, ya verişirler, yâhûd barışırlar. Cümle piyâde şehbâzlardır, ammâ
her birine
at yetişmez ve taşlık diyâr olmağile at işlemez ve esbâbları cümle kırmızı pıra …
Ve cümle ancak iki silâhları var. Bir kılıç ve bir çakmaklı tüfeng. Aslâ fitilli tüfengleri yokdur. Ancak bir yaylım tüfeng atup, "Allâh Allâh" deyüp dal kılıç olup girişirler. Ya alışırlar, ya verişirler, yâhûd barışırlar. Cümle piyâde şehbâzlardır, ammâ her birine at yetişmez ve taşlık diyâr olmağile at işlemez ve esbâbları cümle kırmızı pırankona çuka daracık bağır yelekleri geyüp göğüslerinde birer vukıyye gümüş halkaları var ve kuşakları ekseriyyâ zünnâr ta‘bîr etdikleri teybend kuşakdır. Gerçi harâmdır, ammâ kâfirleri esîr etdiklerinde anınla bağlarlar ve bir kuyudan su çekseler kuşağile çekerler ve niçe gâzîler esîr olup kuşağın kemend edüp kâfir kal‘alarından firâr etmişlerdir. Hulâsa-i kelâm eğer ehl-i şer‘ yanında zünnâr kuşak harâm ise, anlara lâzım olduğundan ol kadarca ruhsat verilmişdir. Ve bellerinden aşağı bolca beyâz dimiden şalvar geyüp kırmızı çukadan kopçalı daracık serdelye(?) geyüp ayaklarına bir gûne nâzük çarık geyerler kim ol sengistânda her biri ceyrân gibi sekerler. Ve başlarına yine kırmızı çuka Hırvad arakıyyesi geyerler. El-hâsıl hakkâ ki cüst u çâpük u çâlâk Amr-ı Ayyâr-vâr sâhib-i ayâr yiğitlerdir. Bu gâzîler ile bu serhadlerde hüsn-i ülfet edüp zahîre-bahâ içün bu mücâhidîne aslâ zulm [u] ta‘addî etmeyüp kendü rızâlarıyla paşaya verdiklerin alup hakîr içün ücret-i kadem bir şey almadım. İllâ alâ tarîki'l-hedâye ba‘zı tüfeng ve kılıçlar alup rızâlarıyla kabûl edüp refîkler alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157a ·
metinde göster ·
… ndir. Her şeb yüz iki yüz âdem piyâde ve esb-süvârlar gelüp ayş u işretler edüp
her birine
gûnâ-gûn i‘zâz ü ikrâmlar ile tîb ü [tatyîb-i] hâtır ederler bir acâ’ib manastı …
Kıratova ile Eğridere mâbeyninde evce peyveste olmuş bir kûh-ı ser-bülenddir kim evc-i âsumâna kad çekmiş dıraht-ı müntehâlar var kim misli meğer Ravna ve Çernik dağlarında ola. Ve bu cebel-i bâlâda me‘âdin-i hadîd lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâdır. Ve bu kûh-ı bülendin tâ zirve-i a‘lâsında kefere zu‘munca Hazret-i İsâ havâriyyûnlarından şem‘ûn-ı Safâ makâmı ola bir deyr-i azîm vardır kim bir kâr-ı kadîm ve bir deyr-i adîm olduğuna âsâr-ı binâsı şâhiddir. Anda olan ruhbânların pençe-i âfitâb muğpîçeleri âyende vü revendelerin önüne durup hidmet ederler, ammâ bize hidmet etmediler. Ve niçe yüz hânelerinde müsâfirîn içün dîbâ ve şîb ve zerbâf döşek ve yorkanları akmişe-i fâhiredendir. Her şeb yüz iki yüz âdem piyâde ve esb-süvârlar gelüp ayş u işretler edüp her birine gûnâ-gûn i‘zâz ü ikrâmlar ile tîb ü [tatyîb-i] hâtır ederler bir acâ’ib manastır-ı kıssîsân-ı millet-i Mesîhiyyedir kim elbette her müsâfirînin haddine göre bir hedâyâ vermeleri mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b ·
metinde göster ·
… kadar musanna‘ ve münakkaş odalardır ve müte‘addid dîvânhâne-i âlîleri var kim
her birine
biner âdem girse yerim dar demez kal‘alardır.
Ve bu sarây bir sahrâ-yı azîmde vâkı‘ olup cânib-i erba‘asını nehr-i Küçük Şamos dolaşır. Aslâ ve kat‘â havâlesi yok zararsız bir kal‘a-i zîbâdır ve ilm-i hendese üzre binâ olunmuş şekl-i murabba‘ serâpâ kârgîr olup enderûn [u] bîrûnu ve zîr [u] bâlâsı cümle üç yüz altmış kadar musanna‘ ve münakkaş odalardır ve müte‘addid dîvânhâne-i âlîleri var kim her birine biner âdem girse yerim dar demez kal‘alardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17b ·
metinde göster ·
… in her birisin kırkar çift sığır arabası kızaklarına her bir ekmeği tahmîl edüp
her birine
niçe bin kefereler üşüp kırk aded ekmeği dahi summât-ı Muhammedî üzre kodular k …
İbret-nümâ-yı ekber: Bu bir temâşâdır kim ta‘bîr olunma[z]. Kırk aded hâs ve beyâz ekmeklerin her birisin kırkar çift sığır arabası kızaklarına her bir ekmeği tahmîl edüp her birine niçe bin kefereler üşüp kırk aded ekmeği dahi summât-ı Muhammedî üzre kodular kim her biri yigirmişer adım tavîl ve beşer adım eni ve birer âdem kaddi âlî penbe-misâl ekmekler idi. Hudâya ma‘lûmdur kim böyle idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18a ·
metinde göster ·
… m Bânû tarafından serdâra ve yedi vezîre ve cümle mîr-i mîrânlara ve ümerâların
her birine
birer gûne zî-kıymet tuhaf yâdigârlar hedâyâ verdi.
Ba‘de't-ta‘âm Bânû tarafından serdâra ve yedi vezîre ve cümle mîr-i mîrânlara ve ümerâların her birine birer gûne zî-kıymet tuhaf yâdigârlar hedâyâ verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
… hâllarının her dânesi hâl-i Hâşimî-vâr bin gez reşk-i müşg-i Tatar değer. Hâlâ
her birine
hakkâk desti değmemiş ve nâ-sezâ elleri ermemiş bir dürr-i nâ-şükûfte perî-rû b …
Ve hâllarının her dânesi hâl-i Hâşimî-vâr bin gez reşk-i müşg-i Tatar değer. Hâlâ her birine hakkâk desti değmemiş ve nâ-sezâ elleri ermemiş bir dürr-i nâ-şükûfte perî-rû bintânları olur. Kırkkilise ve Vize ve Sarây kasabaları halkı bu kefere kızlarından nikâh ile bânûlar alup döl döş sâhibi olur niçe yüz müselmânlar var, cümle menkûhaları kefere kızlarıdır. Radıyallâhu anh mezheb-i İmâm-ı hümâm-ı A‘zam'da câizdir, rahmetullâhi aleyh. Hakkâ ki latîf mezhebimiz vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41b ·
metinde göster ·
… ler aralarında lâzım olan yerlerde cümle on yedi aded tabya-i azîmeleri var kim
her birine
biner âdem sığar Atmeydânı kadar meydâna çıkmış meydânlı tabyalardır kim her bi …
Ve yine bu orta kal‘ada mezkûr kulleler aralarında lâzım olan yerlerde cümle on yedi aded tabya-i azîmeleri var kim her birine biner âdem sığar Atmeydânı kadar meydâna çıkmış meydânlı tabyalardır kim her biri birer sedd-i Mardin'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b ·
metinde göster ·
… ve fevkânî cihân-nümâ revzen ve şâhnişînli kârgîr binâ musanna‘ hânelerdir kim
her birine
niçe milyon mâl-ı firâvân gitmişdir.
Uyvar'ın batı tarafıyla şimâle meyyâl sehel sağ tarafa düşer Uyvar'ın sahrâsı nihâyetinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir kaya-yı ser-bülend üzre Şeddâdî seng-tırâş bir sûr-ı üstüvâr-ı savaşdır kim refî‘u'l-bünyân bir sedd-i Alaman bî-îmân dâr-ı bî-îmân iken hamd-i Hudâ dâr-ı mü’minân oldu, ammâ küçükdür. Hattâ hakîr dendân-ı bedenleri üzre adımladım, gird-â-girdi iki bin adımdır ve şekl-i bâdemî vâkı‘ olmuşdur kim sehelce kal‘a-i Üstürgon'a müşâbeheti vardır. Ve derûn-ı hisârı mâl-â-mâl altı yüz aded şindire tahta örtülü tahtânî ve fevkânî cihân-nümâ revzen ve şâhnişînli kârgîr binâ musanna‘ hânelerdir kim her birine niçe milyon mâl-ı firâvân gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
… ed vezîr tabyalarına koyup murg-ı semender-vâr bu tabya-i tîn âteş içinde kalup
her birine
üçer yüz kul dahi konulup altı yüz ad[ed] neferâtların mevâcibleri Ösek panayur …
Ve bu Topraklık varoşunun iki başlarından yüz ellişer adım dahi göl içre Sadrıa‘zam dahi ziyâde uzadup iki başında iki aded sedd-i Van gibi tabyalar etdirdi kim gûyâ her biri sedd-i kûh-ı Elburz'a mânend olup yedi kralın bırağup gitdiği cebehâneleri ve yetmiş yedi aded balyemez topları cümle bu iki aded vezîr tabyalarına koyup murg-ı semender-vâr bu tabya-i tîn âteş içinde kalup her birine üçer yüz kul dahi konulup altı yüz ad[ed] neferâtların mevâcibleri Ösek panayuru bâzârından ta‘yîn olundu. Ve her cum‘a bu iki tabyalar üzre fılandıra ve sancağ u bayraklar ile zeyn olunmak fermân olunup henüz bu Topraklık varoşu sedd-i İskender olup kal‘a-i Kanije gûyâ tâze cân buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
… aşa söyledüp bildiler kim Semartin kapudanı oğludur ve biri kal‘a yüzbaşısıdır.
Her birine
beşer yüz guruş verdiler. Hakîr rızâ vermeyüp eyitdim:
Ammâ hakîr bu mahalde Hacı Mustafa Paşa efendimiz sarâyında meks etmek ile bizim iki nefer esîrlerimiz Mustafa Paşa söyledüp bildiler kim Semartin kapudanı oğludur ve biri kal‘a yüzbaşısıdır. Her birine beşer yüz guruş verdiler. Hakîr rızâ vermeyüp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
… r zindânı vardır. El-ıyâzen billâh cümle şehrin esîrleri bu sicinde dururlar ve
her birine
ellişer ayak nerdübân ile enilir gûyâ çâh-ı cahîm mahpeshânelerdir. Her şeb üze …
Ve bu kal‘ateynin taşları fîl gevdesi kadar vardır. Ve dîvârları üzre cânib-i erba‘alarında sobalı hammâm gibi karavulhânelerinde her gece ellişer âdem nevbet bekler ve anlardan mâ‘adâ tâ sabâha dek on aded kal‘a ağaları nevbet beklemeğe ta‘yînlerdir, ammâ cümleden ziyâde Macar hisârı ziyâde beklenir, zîrâ paşa sarâyı hâlâ andadır. Zamân-ı kadîmde krallara mahsûs sarây-ı azîmdir kim gâyet musanna‘dır, ammâ ihrâk olunmak ile gayri tarz binâ olunup cümle paşa ağavâtlarına müte‘addid odaları ve kâ‘aları ve dîvânhâne ve hammâm ve ıstabl u âhûrları cümle mükellef sarây-ı azîmdir. Ve kapukulu ağası bu kal‘ada olur. Kurbunda bir çâh-ı mâsı var, seksen kulaç amîkdir, ammâ âb[-ı hayât] suyu vardır. Ve yerli yeniçeri ağası da bunda sâkindir. Ve Paşa sarâyı meydânı hayli vâsi‘ olup ol meydân ortasında iki ade[d] esîr zindânı vardır. El-ıyâzen billâh cümle şehrin esîrleri bu sicinde dururlar ve her birine ellişer ayak nerdübân ile enilir gûyâ çâh-ı cahîm mahpeshânelerdir. Her şeb üzerlerinde ellişer aded pâsbânları pür-silâh olup nevbet beklerler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
… erine benzemez fıskiyye ve havz u şâzrevânlar ve selsebîl ve fevvâreler var kim
her birine
im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır. Ve ba …
Ve niçe bin gûne aslâ birbirlerine benzemez fıskiyye ve havz u şâzrevânlar ve selsebîl ve fevvâreler var kim her birine im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır. Ve ba‘zı maksûre ve şâzrevânların önlerinde niçe bin elvân musanna‘ çarhları ve temâşâgâh Samakov çekiçleri ve Mevlevî semâ‘-zen tasvîrlerin sular çevirüp niçe bin gûne Freng veled-i zinâlığı şeytanatları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
onar altun bahşîş ihsân edüp cümle kefereler gidüp bizler dahi konaklarımızda â …
Ba‘dehu paşa bu hedâyâları getiren keferelerin her birine onar altun bahşîş ihsân edüp cümle kefereler gidüp bizler dahi konaklarımızda âsûde-hâl olup her gün gûnâ-gûn seyr-i temâşâlar ile safâlar edüp Beç kal‘asın temâşâ ederdik, ammâ bu hakîrin Tuna kenârında bir şâhâne müferrah konağım var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
Yedi katında yedi sıra dîvânhâne-i azîmler var kim
her birine
üçer dörder bin kefere alır dîvânhânelerdir. Her biri birer gûne tarh olunmuş b …
Yedi katında yedi sıra dîvânhâne-i azîmler var kim her birine üçer dörder bin kefere alır dîvânhânelerdir. Her biri birer gûne tarh olunmuş birbirlerine aslâ müşâbeheti yokdur. Dîvârları nakş-ı bûkalemûn zerdûz hâlîçeler asılmış görünüş dîvânhânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·
… ağlayup tâcı bir yere salb etmek içün bu silsileleri etmişler, ammâ bu zencîrin
her birine
bahâ yetişmez derler, ammâ her bâr bu zencîrler ile bu tâc durmazmış, zîrâ zenc …
Ve gorona ve tâc ve manlifke ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) derler. Her lisânda birer gûne ismi vardır. Hakîr dikkatle niçe kerre temâşâ etdim, Rûm'un buğday kîlesi kadar bir müdevver sivri Edhemî külâhı gibi {bir şeydir}. Allâhu a‘lem gönden ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü olmak ile içerisi ne idiği ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup sâfî cevâhirle zeyn olmuş kim bin Mısır hazînesi mâl değer ve ana bahâ yetişmez de derler. Hemân hakkâ ki on sekiz kral on sekiz aded zencîr edüp depesinde bir cevâhir halkaya zencîrleri bağlayup tâcı bir yere salb etmek içün bu silsileleri etmişler, ammâ bu zencîrin her birine bahâ yetişmez derler, ammâ her bâr bu zencîrler ile bu tâc durmazmış, zîrâ zencîrlerin çengâlleri geçmedir. Esbâb-ı ihtişâm günleri ve böyle bir âlî-kadr elçi günleri zencîrleri koyup tâcı yerine korlarmış, ba‘dehu yine Prak kal‘asına götürürlermiş. Ammâ bu tâc on iki terkdir. Her terki aralarında sıra sıra la‘l yâkût ve elmâs ve zümürrûd incüsü çokdur ve ağzının kenâreleri dâ’iren-mâdâr altı sıra fındık kadar dürr-i yetîm beyâz incüler mâbeyninde yeşil damla zümürrûd dizilüp beyâz ve yeşil tâca eyle hüsün vermiş kim çeşm-i insân hîrelenir. Bu gûne ve bu eşkâlde bir tâc-ı İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
… cümleden gorona olan soffa üzre kırk aded taht-ı sîmîn tâk birer tâkler var kim
her birine
nazar edenin dîdeleri hîrelenir. Lâkin cümleden hakîr kehribâdan ve kırmızı mer …
Ammâ aslâ döşemesi yokdur. Cânib-i erba‘asında niçe yüz gûne musanna‘ ve murassa‘ iskemle var kim Cenâb-ı Bârî bu dünyâda her ne kadar mevcûdât halk etdi ise cümle ma‘âdin ve ahcâr [u] eşcârâtdan ve her nevâdirât eşyâlardan birer gûne murassa‘ iskemleler vardır, ammâ üç yüz altmış altı adedi kralın kendüye mahsûs ustolnileridir, mâ‘adâsına vüzerâları ve banları ve hersekleri ve şag ve irşekleri oturur. Ammâ cümleden gorona olan soffa üzre kırk aded taht-ı sîmîn tâk birer tâkler var kim her birine nazar edenin dîdeleri hîrelenir. Lâkin cümleden hakîr kehribâdan ve kırmızı mercândan ve yeşim ve balgamî ve akîk-i Yemenî ve Seylân ve pîrûze tahtlardan hazz 68a etdim. Ve dahi kuş kemiğinden ve balık dişinden ve siyâh âbnûs üzre beyâz gümüş kakmak âbnûs iskemle ve necef ve billûrdan ve moran ve zeberced ve Seylân ve altun ve gümüş ve rûh-ı tûtyâ ve'l-hâsıl incü ve zümürrûdden iskemleler var kim her biri birer kral yâdigârları ve her biri birer üstâd-ı kadîm kârları ve her diyârın kralları hedâyâlar gönderüp bu eyvân-ı kisrâ tahtlarıyla ârâste ve revzenler ve dervezeler ile pîrâste olmuş vâcibü's-seyr sarây-ı vâlâdır. Ammâ hakîr her kaçan kral huzûruna vardıkda mâh-ı Temmûz eyyâmları olmak ile kral bir rûh-ı tûtyâdan mebnî bir taht-ı raht-ı baht üzre oturup hakîr mezkûr kehribâ taht üzre pâdişâhâne cülûs ederdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b–68a ·
metinde göster ·
birer âdem sığar ve kırkar ve ellişer ve yüz vukıyye taş atar ağaç topların env …
Bu cebehâne içre dağlar gibi ağaç toplar var kim her birine birer âdem sığar ve kırkar ve ellişer ve yüz vukıyye taş atar ağaç topların envâ‘ları var kim hadd [ü] hasrların Hudâ-yı Bîçûn bilir, ammâ cümlesi kara ağaçdan ve palasanta ve dişbudak ve çemşîr ve sarma ağacından toplardır. Niçe bini hâzır ve müheyyâ durup niçe bininin tahtalarında rakam yazılıdır. Çemberleriyle her top tahtaları yığın yığın durur, ammâ kadd ü kâmetleri ol kadar uzun değildir. Gûyâ su varulları tahtası gibi perdâht olup rakamlı tahtalardır, ammâ kalınlığı âdem beli ve ennilikde direk gibi sarp dişbudak ağaçlarıdır. Hîn-i mahalde bir mesâfe-i ba‘îdeye dördünü ve beşini bir arabaya koyup fi'l-hâl meydân-ı ma‘rekede demir çemberlerin geçirüp yigirmi ve otuz kerre atılır. Ba‘zısı on kerre atılup ağzı ve falyası yanar, anı bırağup birin dahi atarlar. Niçe bin aded bu gûne ağaç toplar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… en ve seb‘a-i seyyâreden nişân verir sedd-i Ye’cûc tabya-i ibret-nümâlardır kim
her birine
yetmişer pâre sağîr ü kebîr balyemez topları var. Ve bunda ancak elli aded şind …
Bu varo[ş] iç kal‘anın cânib-i selâsin ihâta edüp iç kal‘anın kıble cânibi deryâ-misâl bataklıkdır. Ve bu Orta varoşun dîvârı göl kenârında kırk ayak enli rıhtım dolma palanka-i metîn dîvâr olup yigirmi aded arşın yüksek olup fecc-i amîk bataklık içinde şekl-i murabba‘ bir sûr-ı rabâtdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin arşındır. Azîm vezni üzre yedi aded yedi iklîmden ve seb‘a-i seyyâreden nişân verir sedd-i Ye’cûc tabya-i ibret-nümâlardır kim her birine yetmişer pâre sağîr ü kebîr balyemez topları var. Ve bunda ancak elli aded şindire tahta örtülü evleri ve buğday anbârları içinde cümle darudur ve buğday ve arpa ve sâ’ir gılâl-ı hubûbâtlar leb ber-lebdir. Bu varoşun ancak iki kapusu var; biri su kapusu ve biri büyük kapu kâ[r]gîr binâ kemerlidir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83b ·
metinde göster ·
beşer aded şâhî darbzen toplar koyup her bir kulleye ellişer yiğit tüfeng-endâz …
Ba‘dehu Mehemmed Geray Hân bu toprak üzre bir denizden bir denize bir sâ‘atlik yer bir metîn kal‘a dîvârı çeküp birbirinden birer tüfeng menzili ba‘îd handak içine nâzır birbirlerin korudur Sedd-i İskender-vâr metîn ebrâclar edüp her birine beşer aded şâhî darbzen toplar koyup her bir kulleye ellişer yiğit tüfeng-endâz Rûm yiğitleri kodu, zîrâ ol asırda kâfirin pek isyân [u] tuğyân hareketi var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
… dâr üç mîldir. Ve boğaz boğaz kayalar arasında cümle sekiz aded limanlardır kim
her birine
biner pâre gemi sığar. Biri biri içinde kuyulu(?) limandır. Âb [u] hevâları gây …
İbtidâ büyük liman dâ’iren-mâdâr üç mîldir. Ve boğaz boğaz kayalar arasında cümle sekiz aded limanlardır kim her birine biner pâre gemi sığar. Biri biri içinde kuyulu(?) limandır. Âb [u] hevâları gâyet latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b ·
metinde göster ·
üçer bin âdem sığar, ya‘nî dîvânhânelerdir kim lisân-ı Tatar'da görünüş derler. …
Ve cümle üç yerde görünüşler var kim her birine üçer bin âdem sığar, ya‘nî dîvânhânelerdir kim lisân-ı Tatar'da görünüş derler. Bir görünüş Sâhib Geray Hân'ındır. Ve biri Bahâdır Geray Hân'ındır. Ve biri Sarây meydânına nâzır yeni görünüş İslâm Geray Hân'ındır. Ve bu görünüşlerde hânlar cülûs edüp kânûn-ı Âl-i Cingiziyân üzre dîvân-ı şehinşâhî edüp hükm-i hükûmât adl-i adâlet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a ·
metinde göster ·
… keys tenâsül bularak iki yüz beş sene mu‘ammer olup yetmiş nefer evlâdları ösüp
her birine
birer ülke verüp hâkim idi. İnşâallâhu Te‘âlâ her bir kabîlenin isimleriyle tah …
Cümlesi ale'l-ittifâk Çerkeys'i kendülere hâkim nasb edüp emirlerine fermân-ber olup Çerkeys hâlâ Kabarti Çerkezi sâkin olduğu yeri kendüye tahtgâh-ı pişköv yasayup bu diyârın âb [u] hevâsının letâfetinden Çerkeys tenâsül bularak iki yüz beş sene mu‘ammer olup yetmiş nefer evlâdları ösüp her birine birer ülke verüp hâkim idi. İnşâallâhu Te‘âlâ her bir kabîlenin isimleriyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149b ·
metinde göster ·
ikişer bin âdem sığar. Bunlar Çîn ü Fağfûr ve Kozak ve Terek ve Kozak vilâyet-i …
Bu Mujik şehri iskelesinde azîm gemiler var kim her birine ikişer bin âdem sığar. Bunlar Çîn ü Fağfûr ve Kozak ve Terek ve Kozak vilâyet-i zenâna gidüp gelir keştîlerdir. Azîm topları var. Düşmanları kavm-i Fağfûr ve kavm-i Mujik ve müslimler imiş. Anların da gemileri var imiş, ammâ bunların kadar büyük gemiler değil imiş, ammâ kavm-i şecî‘ ve bahâdırân olmak ile Bahr-i [Har]ez'den nehr-i Cayık'a girüp Maskov kralı vilâyetinde iki üç ay kayıklarıyla gezüp bu kadar mâl-ı ganâ’imler alup yine sâlimîn ü gânimîn Kozak vilâyetlerine giderlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173a ·
metinde göster ·
… erenleri bunda mevcûd olup cümle üç yüz kırk aded humhâne meyhâneler vardır kim
her birine
yüzer ikişer yüz atlı yolcular konup içüp göçerler ve mihmân olurlar, hem hândı …
Ammâ cümleden bâzâr-ı meykede-i erbâb-ı harâb ya‘nî meyhâne ve bozahâne çârsûsu başka bir semte vâki‘ olup bir acîb ü garîb temâşâgâh ve bir mest-i müdâmgâh hergâh sehergâh bâzıdır kim cümle kefere ve fecere vü fesaka ve tâ’ife-i mezmûm harâbât erenleri bunda mevcûd olup cümle üç yüz kırk aded humhâne meyhâneler vardır kim her birine yüzer ikişer yüz atlı yolcular konup içüp göçerler ve mihmân olurlar, hem hândır ve hem humhânedir. Kârhâne sâhibi kefereler şarâb-ı bî-hicâb satup kâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227b ·
metinde göster ·
… pulardır kim her kemerlerin altlarında birer aded mefret top-ı azîmleri var kim
her birine
birer âdem sığup içinde âdem bağdaş kurup oturmak mümkin toplar var kim tâ Kast …
Bu kapudan içeri gidüp tophâne hisârpîçesi başka bir hisârdır kim kapusu cânib-i garba mekşûf bâb-ı kavîdir. Bu kal‘ada leb-i deryâda suya nâzır on aded top kemercikleri var. Cümle demir kapulardır kim her kemerlerin altlarında birer aded mefret top-ı azîmleri var kim her birine birer âdem sığup içinde âdem bağdaş kurup oturmak mümkin toplar var kim tâ Kastel burnunu döğer. Ol tarafa nâzır top-ı {kal‘a}-kûplara şayka ve pranka top derler. Âdem kolu kalınlığı demir halkalı ibret-nümâ toplardır kim her biri birer kal‘a değer toplardır kim liman-ı azîmi korudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
… -i deryâda kızak kundaklar üzre limanı muhâfaza eder mefret azîm toplar var kim
her birine
âdem sığar. Ve bir kapusu dahi burc-ı mendirek kullesi kapusudur kim cânib-i lo …
Ve maşrık tarafında iki kapu dahi limana nâzır küçük kapulardır, ammâ biri ba‘zı zamân işler, ba‘zı mahal mesdûd durur, ammâ biri dâ’imâ meftûhdur. Ve bu kapular önünde leb-i deryâda kızak kundaklar üzre limanı muhâfaza eder mefret azîm toplar var kim her birine âdem sığar. Ve bir kapusu dahi burc-ı mendirek kullesi kapusudur kim cânib-i lodos rûzgârına nâzır bâb-ı sağîrdir. Lâkin bu kapu dahi dö[r]d kat kavî ve sa‘b u metîn bâb-ı hadîdlerdir. Bu kapu üzre bir kulle-i bâlâsı var. Zemînden yukaru bu kal‘anın zirve-i a‘lâsına kâmil yüz kademe taş nerdübân ile urûc olunur bir kulle-i serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269a ·
metinde göster ·