sabâha dek on iki yeniçeri çorbacıları beşer altışar yüz tevâbi‘iyle kol dolaşu …
On üçüncü hâkim: Çorbacıyândır. Her gece sabâha dek on iki yeniçeri çorbacıları beşer altışar yüz tevâbi‘iyle kol dolaşup müttehem âdemleri sayd edüp kayd [u] bend ile kapularına gönderüp haklarından gelinir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33a ·
metinde göster ·
kânûn-ı Ebü'l-feth üzre dîdebânlık eden on iki yeniçeri çorbacıları bu câmi‘de …
Atbâzârı câmi‘i: İslâmbol içre her gece kânûn-ı Ebü'l-feth üzre dîdebânlık eden on iki yeniçeri çorbacıları bu câmi‘de salât-ı ışâyı edâ edüp tâ sabâha dek İslâmbol içre muhâfaza edüp mücrimlerin hakkından gelirler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 89a ·
metinde göster ·
… tarabdır. Ammâ bâde içmeden de bir âdem beş on gün ol istiridyeden tenâvül etse
her gece
ehliyle ve nâ-ehliyle beşer onar kerre cimâ‘ eder. Bu gûne bir mahlûkdur kim Te …
Ol mahallin deryâsında bir gûne deryâ mahlûku çıkar, başka sayyâdları vardır, istiridye derler, incü sadefi hurdesi-misâl beyâz kabuk içre zî-rûh bir mahlûkdur. Meyhor kimesneler zeyt yağıyla pişirüp yâhûd limon ile çiğce tenâvül edüp bâde nûş ederler, ta‘âm-ı tarabdır. Ammâ bâde içmeden de bir âdem beş on gün ol istiridyeden tenâvül etse her gece ehliyle ve nâ-ehliyle beşer onar kerre cimâ‘ eder. Bu gûne bir mahlûkdur kim Tershâne bâğçesi önünde hâsıl olan gâyet memdûhdur. Bâğçe üstâdına sayyâdları senevî on bin akçe avâ’id verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
… gitdiler. Ol asırdan berü bu şehirde yeniçeri ocağından bir oda kolluk eder ve
her gece
bostâncıbaşı kayığıyla gelüp hıfz [u] hırâset eder. Ve ol zamândan berü kânûn-ı …
Bunda medrese ve bezâsten ve kal‘a yokdur ammâ tüfeng-endâz askerîsi çokdur. Zîrâ bir kere sene (---) târîhinde rûz-ı ıydde Kazak-ı âk Karadeniz Boğazı'ndan üç yüz pâre şayka ile gelüp bu belîdeden bin âdem esîr ve beş Mısır hazînesi mâl-ı defâyin ve bu kadar kâlâ-yı zî-kıymet olup bî-bâk u bî-pervâ selâmetle dârü'l-bevârlarına gitdiler. Ol asırdan berü bu şehirde yeniçeri ocağından bir oda kolluk eder ve her gece bostâncıbaşı kayığıyla gelüp hıfz [u] hırâset eder. Ve ol zamândan berü kânûn-ı Murâd Hân-ı Râbi‘dir, Karadeniz Boğazı hâricinde Terkoz nâm kal‘ada ve Uskumru çayırında cümle yeniçeri oturakları ve korucuları çadırların kurup altı ay muhâfaza beklerler. 138a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137b–138a ·
metinde göster ·
âteşi karşu Rûmeli Boğazı tarafında evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kulle-i bâlânı …
{Der-sitayiş-i fânûs}: Ancak her gece âteşi karşu Rûmeli Boğazı tarafında evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kulle-i bâlânın zirvesinde bir fânûs-ı azîm içre yûnus balığı yağı yakup cümle Karadeniz keştîleri ana nazar edüp şeb-i siyâhda boğazdan içeri girüp selâmete dâhil olup kurbân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139a ·
metinde göster ·
Esnâf-ı hammâlân-ı bezzâzistân: Neferât 300, bunların pîri Peygâm-ı Alî'dir ve Selmânî'dir. Kabri Tebrîz'dedir. Bunlar bedesten hâricinde hidmet ederler, bedestenin dörd zencîrli kapusundan içeri giremezler, ancak taşradaki esnâflara hidmet edüp her gece cümle esnâfların sandûk sandûk metâ‘ların taşıyup bedâstenin taşra mahzenlerine İslâmbol'un ihrâk havfından hıfz edüp taşra dükkânlar boş kalır. Zîrâ her dükkân sâhibleri ba‘îd yerlerde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200b ·
metinde göster ·
… bir kârhâne-i azîmdir. Ortasında bir ser-bülend çâr-kûşe kulle-i azîmi vardır.
Her gece
ba‘de'l-ışâ üç fasıl ve bir cengî harbî çalup pâdişâha du‘â ederler.
Esnâf-ı çalıcı mehterân: Kârhâne birdir, neferât üç yüzdür. {Pîrleri Cemşîd'dir. Hazret asrında zurna çalınmayup pîr-i hakîkîleri yokdur. Ammâ Âl-i Emeviyyûn'da iştihâr buldular.} Kârhâneleri Hünkâr sarâyının bâğçe kapularında Demirkapu kurbünde bir kârhâne-i azîmdir. Ortasında bir ser-bülend çâr-kûşe kulle-i azîmi vardır. Her gece ba‘de'l-ışâ üç fasıl ve bir cengî harbî çalup pâdişâha du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
… r-ı acîb u garîb kenîse-i Ermenîdir. Hind ü Sind mugânından nezerât gelir, ammâ
her gece
yüz iki yüz müsâfire ta‘âm çeküp altlarına çûl ve tobra çıkartmazlar. Ve buna k …
Vang-ı Sıp-nişân: Bu dahi şehrin şimâlinde dâmen-i kûhda bir asâr-ı acîb u garîb kenîse-i Ermenîdir. Hind ü Sind mugânından nezerât gelir, ammâ her gece yüz iki yüz müsâfire ta‘âm çeküp altlarına çûl ve tobra çıkartmazlar. Ve buna karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76a ·
metinde göster ·
… n tâ yay kabzası mahallindedir. Handak-ı arîzi üzre tahta cisr ile ubûr olunur.
Her gece
kal‘a neferâtları cisri zencîrler ile burc [u] bârûlar üzre dollâb ve makaralar …
Nehr-i azîm Tuna sâhilinde seng-trâş ile mebnî şekl-i mukavves sûr-ı metîndir. Gûyâ yay gibi yayılmışdır. Yayın çille tarafı Tuna kenarı vâkı‘ olmuşdur kim azîm seng-i kebîrler ile inşâ olunmuşdur. Gûyâ yayın çille başlarında Tuna'ya nâzır metîn kulle-i kebîrleri vardır. Ve cânib-i garba meyyâl dîvâr (---)(---) dır. Dâ’imâ bu tarafı Tuna içindedir kim Tuna'nın girdâbı mahallidir kim bu mahalde azîm gümiler üzre yetmiş seksen aded un değirmânları var kim ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyrdir. İnşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ve bu kal‘anın kara tarafı gûyâ yayın kabza tarafıdır kim metîn ü kavî seng-i kebîrler ile mebnî kavs-misâl nîm müdevverdir. Vâsi‘ ü arîz ü amîk handakı vardır. Dâ’imâ içinde Tuna cereyân edüp handakın cânib-i garbından girüp cânib-i şarkından hurûc eder. Cümle on bir kulle-i kavîlerdir. Ve cümle beş yüz bedendir. Ve iki kat mazgal delikleri vardır. Ve cümle iki kapusu vardır. Evvelâ cânib-i garba Tuna kenarında su kapusu, küçük kapudur. Ekseriyyâ mesdûd durur. On kademe taş nerdübân ile nehr-i Tuna'ya nüzûl olunur. Bir kapusu dahi cânib-i kıbleye, şehre mekşûf iki kat metîn ü kavî bâb-ı hadîdlerdir kim bu kapu gûyâ yay-misâl bina olunan dîvârın tâ yay kabzası mahallindedir. Handak-ı arîzi üzre tahta cisr ile ubûr olunur. Her gece kal‘a neferâtları cisri zencîrler ile burc [u] bârûlar üzre dollâb ve makaralar ile çeküp kal‘a kapusuna sedd edüp kal‘a nehr-i Tuna içre gûyâ bir cezîre gibi kalır. Bu kal‘a kapusuna taşradan içre girerken kapunun solunda kemer altında bir azîm gürz-i pehlivânî maslûbdur. Ve sağ tarafında handak üzre âyende vü revendeye ârâmgâh olmak içün bir tahta binâ bir maksûre-i ra‘nâsı var. Ve bu kapudan içeri orta kapunun atebe-i ulyâsı üzre ay ve güneş tasvîrin üstâd-ı kâmil beyâz mermer üzre tahrîr etmiş. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Sihr-i helâ şems [ü] kamer göstermiş kim bu felek-i atlasda eyle bir mâh-ı âfitâb resmin bir ressâm-ı kâmil kemâliyle etmemişdir kim gûyâ kamer bedr-i münîr olmuş, güneş âleme pertev urmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118a ·
metinde göster ·
… îleri birbirleriyle "Müsâfir bana gelsin" deyü gavga ederler. Her bir hânedânda
her gece
yüzer ikişer yüzer atlı konup göçer. Rabbü'l-ibâd bunların mâlına berekât-ı Hal …
Karye-i Kulaklar: Bu mezkûr kurâların cümlesi Dobruca add olunur. Her kurâsı beşer ve altışar yüz hâneli ve hân ve câmi‘ ve müsâfir hâneli ma‘mûr u müzeyyen kurâlardır, ammâ cereyân eder nehirleri yokdur. Cümle kuyulara muhtâclardır. Ahâlîleri birbirleriyle "Müsâfir bana gelsin" deyü gavga ederler. Her bir hânedânda her gece yüzer ikişer yüzer atlı konup göçer. Rabbü'l-ibâd bunların mâlına berekât-ı Halîl verüp bir kîlesi altmış kîle buğday verir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîddir, zîrâ dağ u bâğ u râğ u dırâğ ve ormanistân yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31b ·
metinde göster ·
… dadî dîvâr-ı hemvârdır. Ve büyük kapu önünde bir haşeb cisr-i mu‘allâkı vardır.
Her gece
nigehbânlar makaralar ile cisri kaldurup kal‘anın demir kapusuna dayayup kal‘ay …
Hâlâ Hudâ âlimdir, iki kerre vâki‘ olup gördük. Bir kerre bir kefere düşüp hurd oldu ve bir kerre bir büdelâ müslim âdem düşüp sabâhın handak kapusun açup taşra çıkardılar. Aslâ bir kılına hatâ gelmemiş. Bir ibret-nümâ handak-ı a‘lâdır. Ve bu derin handak tarafında olan kal‘a dîvârı kırkar ayak enli kalın rıhtım fîl cüssesi kadar küfeke taşlı kalın şeddadî dîvâr-ı hemvârdır. Ve büyük kapu önünde bir haşeb cisr-i mu‘allâkı vardır. Her gece nigehbânlar makaralar ile cisri kaldurup kal‘anın demir kapusuna dayayup kal‘aya aslâ geçilmez olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36a ·
metinde göster ·
… büyük ve metîn demir kapudur kim handak üzre asma cisri dollâb ve zincirler ile
her gece
kalkup cisri kal‘a kapusuna siper ederler. Ve bu kal‘a cümle iki kat dîvâr olma …
Kal‘ası nehr-i Turla kenârında bir yanı alçak, cenûbu ve kıblesi yüksek küfeke kayalar üzre şekl-i murabba‘ bir şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ u metîndir, Ve her taşı fîl-i Mengerusî cesedi ve sığır ve at karnı kadar seng-i hârâ taşlardır kim Süleymân Hân'ın Mi‘mârbaşısı Sinân ibn Abdülmennân Ağa bu kal‘ayı inşâ ederken var makdûrun sarf edüp gûnâ-gûn ilm-i hendese üzre ihtirâ‘âtlı kulleler ve musanna‘ ve metîn burc [u] bârûlar etmiş kim vasfında lisân kasırdır ve cümle der [ü] dîvârı yigirmişer ayak enli ve kalın horasanî ve rıhtım dîvâr-ı hemvârdır. Ve dahi dâ’iren-mâdâr cirmi bedenler üzre kâmil iki bin beş yüz germe adımdır ve kara cânibinde handakı gâyet derindir, ammâ nehr-i Turla kenârında handakı yokdur, lâkin ol tarafı dahi iki kat bölme metîn hisâr-ı üstüvârdır. Ve cümle iki kapusu var. Biri kıble cânibine nâzır varoşa açılır büyük ve metîn demir kapudur kim handak üzre asma cisri dollâb ve zincirler ile her gece kalkup cisri kal‘a kapusuna siper ederler. Ve bu kal‘a cümle iki kat dîvâr olmak ile bu büyük kapudan içeri bir kat demir kapu dahi vardır. Kıbleye mekşûfdur kim bu kapu üzre çâr-kûşe beyâz mermerde târîhi var, ammâ gâyet bâlâda olup ve izdihâm yer olmak ile kırâ’at olunmayup tahrîr olunmadı, ammâ bu târîhin sağ tarafında bir beyâz mermer üzre hüsn-i hat ile tahrîr olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i Özü: Bu kal‘a biri birine muttasıl üç kat bölme kal‘alardır, ammâ cümleden kadîm yukaru Macar Alî Paşa binâ etdiği eski kal‘a bir topraklı bayır üstünde on beş tahta örtülü kulleli ve yigirmi ayak enli kalın şeddadî-misâl taş dîvârlı ve iki kat hisâr pîçe dîvârlı ve handakı derin enli sarp ve metîn çâr kûşe bir kal‘a-i üstüvârdır. Ve handakı üzre bir haşeb cisri var, her gece cisri nigâhbânlar makaralar ile çeküp cisri kal‘a kapusuna dayayup kapuya siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
… i ve Zindân kullesi ve Yassı kulle ve Gömlekli kullesi ve Fener kullesinde hâlâ
her gece
fener yandığından Fener kullesi derler. Gece gelen gemilere azîm işârât ve beşâ …
Evvelâ Tuna burnunda Sultân Bâyezîd-i Velî vezîri Gedik Ahmed Paşa kullesi ve Kanlı kulle ve Kızıl kulle ve Dizdâr kullesi ve Zindân kullesi ve Yassı kulle ve Gömlekli kullesi ve Fener kullesinde hâlâ her gece fener yandığından Fener kullesi derler. Gece gelen gemilere azîm işârât ve beşârât hayrâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
Silisre sancağı hâkinde (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve yüz elli akçe pespâye kazâdır ve nâhiyeleri cümle (---) aded kurâdır. Subaşı ve muhtesibi ve kal‘a dizdârı ve seksen aded neferâtları vardır, ammâ neferâtları, kal‘ada evler olmayup hâlî mu‘attal yer olmak ile kal‘a neferâtlar[ı] cümle taşrada olup ancak dizdâr ve kethüdâ derûn-ı hisârda müfîd ü muhtasar evlerde olup her gece nöbet ile kulları taşradan içeri gelüp kal‘a bekleyüp rûz-ı rûşende âdem kalmayup giderdi. Hakîr bu temâşâyı Paşa'ya dediğimde hemân atına süvâ[r] olup kal‘ayı seyr [ü] temâşâ etdikde aklı gidüp ahâlî-i vilâyet ile meşveret edüp ol gün etrâf [u] eknâfdan buyurdumlarla beş yüz araba keraste ve saz ve kamışlar ve altı yüz aded neccâr ve bennâlar gelüp ol gün bi-hakk-ı Hudâ kal‘a içre on aded havlılı evler binâ olup hâsıl-ı kelâ[m] derûn-ı hisârda bir arz-ı hâliye kalmayup bir haftada yüz on aded mükellef havâdâr hâneler binâ olunup cümle neferâtı kal‘a içine koyup on aded dükkâncıklar ve Tuna'ya nâzır kapu önünde bir kahvehâne ârâmgâh ve seksen kul dahi tahrîr edüp iskelesinden vazîfelerin müceddeden ta‘yîn edüp cümle yüz altmış nefer olup dizdârı kal‘adan bir ok menzili taşra gitmemeği şart edüp sicille kayd-ı murakkam etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 68a ·
metinde göster ·
… ık kuyuda if‘âl bâbına çekilmeğe başlandı. Ve niçe ehl-i ırz âdemlerin hâneleri
her gece
taşlandı. "Bire bunu kim etdi" deyince üç âsî ve üç tâbi‘ vezîrlerin camapur as …
Bu hâl üzre el vilâyet elden gidüp avrat ve oğlan alâ mele’i'n-nâs karanlık kuyuda if‘âl bâbına çekilmeğe başlandı. Ve niçe ehl-i ırz âdemlerin hâneleri her gece taşlandı. "Bire bunu kim etdi" deyince üç âsî ve üç tâbi‘ vezîrlerin camapur askeri gibi derinti haşerât askerleri var kim kime söylemeğe ve sormağa kâdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73a ·
metinde göster ·
… ve kavurmacılar ve hazîneli ve kilârlı ve doğancılar ve Hâsodalarına vakf edüp
her gece
kırk bin salavât-ı şerîfe vasiyyet edüp yigirmi bin altunu teslîm-i mütevellî e …
Paşa eydir: "Hey cânım, siz hasîbü'n-nesîb vehhâmlarsız. Baban Murâd Hân dahi gördüğü düşlerden vehm edüp her vâkı‘ayı parmağına dolayup söylemedik âdem komazdı. Sen dahi eylesin, ammâ gidere şu evhâmı. İbtidâ bu düşü bana söyledin. Ben hayr ile ta‘bîr etdim. Söz burada kalsın" deyü Sultân'a Paşa niçe gûne tesellîler verdi, ammâ müfîd olmayup Sultân günden güne cânib-i Hakk'a müteveccih olup yigirmi bin altun Mekke ve Medîne'ye ve yigirmi bin altun Harem-i Hâs'ın büyük ve küçük ve seferli ve kavurmacılar ve hazîneli ve kilârlı ve doğancılar ve Hâsodalarına vakf edüp her gece kırk bin salavât-ı şerîfe vasiyyet edüp yigirmi bin altunu teslîm-i mütevellî etdi ve yigirmi bin altun kendü tevâbi‘ u levâhıklarına ve yigirmi bin altun Melek Ahmed Paşa'nın cümle-cümle ağavâtlarına vasiyyet edüp teslîm-i mütevellî etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76b ·
metinde göster ·
… a kuşu ve gayrı niçe yüz elvân hûş [u] tuyûr ile bu buhayrede mâl-â-mâl oldukda
her gece
kuğu ve kaz ve angıt sadâsından ve kanatları şakırdısından sahrâ-yı Manyas lerz …
Ve dahi vakt-i şitâda bunda olan kaz ve ördek ve angıt ve kuğu ve karabatak ve bozbakkal ve sürhâb ve yeşilbaş ve martı ve saka kuşu ve gayrı niçe yüz elvân hûş [u] tuyûr ile bu buhayrede mâl-â-mâl oldukda her gece kuğu ve kaz ve angıt sadâsından ve kanatları şakırdısından sahrâ-yı Manyas lerzenâk olur. Bu murgânların dahi avcıları mîrî mâl verirler, maktû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
… rurlar. Deryâ üzre bir çırnık geçse elbette bir top atup anı sağ geçirmezler ve
her gece
iki taraf kal‘alarında pâsbân ve nigehbânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü nöbet bekl …
Bâyezîd Hân topları dahi on pâre şayka toplardır kim küçük hammâm kubbesi kadar taş gülle atar toplardır kim cümlesi leb-i deryâda kal‘anın bir kat hisâr-pîçe dîvârında yere berâber demir kanatlı kapularda durur ejder-i heft-ser gibi kimi arabalar üzre ve kimi yerde kundaklar üzre aleste hâzır-bâş ağızlı her birinin yanında kırkar ve ellişer huddâmları gece ve gündüz yaz ve kış fitilleri ellerinde âmâde dururlar. Deryâ üzre bir çırnık geçse elbette bir top atup anı sağ geçirmezler ve her gece iki taraf kal‘alarında pâsbân ve nigehbânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü nöbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90b ·
metinde göster ·
… arı vardır. Ve şehrin şimâlinde leb-i deryâda mîl minâre-vâr bir kulle-i bâlâda
her gece
fener yanup cümle gemiler ana bakarlar.
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Kal‘a dibinde bir latîf limanı var, a‘lâ yatakdır. Ve binâ-yı azîm (---) göz kârgîr binâ tershâne gözlerinde hâlâ gâzî kadırgaları vardır. Ve şehrin şimâlinde leb-i deryâda mîl minâre-vâr bir kulle-i bâlâda her gece fener yanup cümle gemiler ana bakarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 95b ·
metinde göster ·
Evvelâ hâk-i pâk-i Babadağı tarafında kal‘a-i Tulça sırası ve nehr-i Tuna kenârında (---)(---) üzre şekl-i murabba‘ bir hisâr-ı üstüvârdır kim kırk aded azeb ve kırk aded beşli ve kırk aded hisâreri neferâtları ve kal‘a dizdârı hâkimdir. Kifâyet mikdârı cebehânesi ve topları vardır ve cânib-i (---) bir kat metîn demir kapusu var ve her gece mehterhânesi çalınup derûn-ı hisârda cümle (---) aded kiremitli bâğ u bâğçesiz neferât hâneleri ve buğday anbârları ve hünkâr câmi‘i var. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109a ·
metinde göster ·
… ar üzre bu kal‘anın cirmi kâmil bir sâ‘atde dolanılır. Hattâ her ağa bu kal‘ayı
her gece
bir sâ‘atde devr etdikde ol ağa neferâtlarının çavuşu "Bir pâsbân" deyü feryâd …
Ve bu tabyalar üzre bu kal‘anın cirmi kâmil bir sâ‘atde dolanılır. Hattâ her ağa bu kal‘ayı her gece bir sâ‘atde devr etdikde ol ağa neferâtlarının çavuşu "Bir pâsbân" deyü feryâd edüp anlar oturup ol ân bir gayrı ağa neferâtlarıyla kalkup kal‘ayı devr etdikde yine bir sâ‘at olup "Bir pâsbân" deyü feryâd ederler. Tâ sabâha dak sayf u şitâda tûl-ı nehâr kanûnları böyledir. Sâ’ir kılâ‘larda bu âyîn yokdur. Hattâ rûz-ı rûşende dahi dîdebânları başka ağalardır. Bu kal‘a etrâfında olan sahrâlara nazar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
Ve kal‘a-i Tımışvâr'ın cümle beş aded kapusu var, ammâ bu kapuları ancak kârgîr kemer binâlı ve ikişer kat metîn ve âlî ve vâsi‘ demir kapulardır ve her kapuların önlerinde asma makaralı haşeb köprüleri vardır. Her gece kapuları sedd edüp cisirleri makaralar ile çeküp kapuların önlerine siper ederler. Evvelâ bâb-ı garb iki kapudur kim anın târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
… topların âmâde edüp dizdârı ve üç yüz aded neferâtların teftîş ve tefahhus edüp
her gece
mehterhânesi çalınup nigâhbânları gülbâng-ı Muhammedî getirirler, zîrâ Venedik …
Sitâyiş-i eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Akhisâr: Cânib-i erba‘ası çengelistân ve ormanlı zemînde bir yalçın sa‘b kaya üzre şekl-i muhammes şeddadî taş binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim dîvârlarının kaddi kırkar arşın bâlâdır. Melek Ahmed Paşa efendimiz kendü mâlıyla bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp bu kal‘a gûyâ nûr-ı mübîn ve bir sûr-ı gevher-nigîn olup içine müstevfâ cebehâneleri ve topların âmâde edüp dizdârı ve üç yüz aded neferâtların teftîş ve tefahhus edüp her gece mehterhânesi çalınup nigâhbânları gülbâng-ı Muhammedî getirirler, zîrâ Venedik kâfirlerinin Uskokları gelecek muhâlif boğazda vâki‘ olmuş kal‘adır, ammâ kaç adımdır ma‘lûmum değildir, zîrâ şimâlî ve garbî ve cenûbî tarafları çâh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ol taraflarda handakları yokdur, ammâ kal‘a kapusu tarafında yalçın kesme kaya handakı üzre asma cisri vardır, varoşa geçilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… ücük demirli iki kat kavî kapusu var. Ana dahi zemberekli asma cisr ile varılup
her gece
dîdebânlar cisri makaralar ile çeküp kaldırup kapuya dayarlar. Kal‘a bir cezîre …
Kal‘ası bir fecc-i amîk göl içinde olduğıyçün kavm-i Ervâm Gölhisâr derler, ammâ lisân-ı Latince ismi (---)(---) mezkûr göl içinde bir alçacık dîvârlı şekl-i murabba‘ taş binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Bir cânibinden zafer mümkün değil bir sa‘b ve metîn kal‘adır kim bir vech ile yanına varılmaz. Ancak cânib-i şimâle nâzır bir küçücük demirli iki kat kavî kapusu var. Ana dahi zemberekli asma cisr ile varılup her gece dîdebânlar cisri makaralar ile çeküp kaldırup kapuya dayarlar. Kal‘a bir cezîre içre kalır. Bu göl yine nehr-i Pileve'den cem‘ olup amelî göldür. Eğer murâd olunsa gölün suyun kesüp kal‘a karada kalmak emr-i seheldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152b ·
metinde göster ·
nöbet bekleyüp emîn oldular, ammâ etrâf-ı şehirde bâğları gâyet çokdur.
Câmi‘leri ve mesâcidleri ve mekteb ve tekyeleri ve bir hammâmı ve kifâyet mikdârı dükkânları var, ammâ azacıkdır. Gayrı imârât-ı azîmleri yokdur, zîrâ pek serhad yerdedir ve cânib [ü] etrâfında kal‘ası yokdur, lâkin bu rabtayı Seydî Ahmed Paşa Bosna vâlîsiyken Venedik kâfiri yakup bir hayli yerin harâb edüp, ba‘dehû Seydî Ahmed Paşa bu rabtayı amâr edüp cânib-i erba‘a şehre karavulhâneler inşâ edüp ahâlî-i vilâyet her gece nöbet bekleyüp emîn oldular, ammâ etrâf-ı şehirde bâğları gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152b ·
metinde göster ·
Sene 1043 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ vüzerâlarından Bayrâm Paşa müceddeden binâ etmişdir. Bir mahûf u muhâtara eğri büğrü ve kemîngâhlı dere olmağile haydûd kâfirinden aslâ geçilmeyüp dağlarında demir ma‘denleri mu‘attal kalup merhûm Bayrâm Paşa bu kal‘ayı bir dere içre nehr-i (---) kenârında çâr-kûşe seng-i hârâ kal‘a-i ra‘nâ edüp cirmi kâmil sekiz yüz adım ihâta eder. Cânib-i kıbleye bir kapulu ve cebehâne ve gılâl anbârlı ve on aded şâhî toplu ve iki yüz neferâtlı ve dizdârlı bir küçük kal‘adır, ammâ der [ü] dîvârları gâyet âlîdir ve kesme kaya handakı var ve derûn-ı hisârda elli hânesi ve bir câmi‘i ve mehterhâne kullesi var. Her gece nöbet çalınup bâng-ı Muhammedî çekilir gâyet serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b ·
metinde göster ·
… hânı ve bir küçücük hammâmı ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl imâreti var.
Her gece
hânın her ocak başına birer bakır sini ta‘âmı ve âdem başına birer nânı ve at b …
Mütevellîsi salb [u] siyâset sâhibi hâkimdir kim yüz elli âdem ile iner ve biner, maktû‘ü'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem hükûmetdir, ammâ taşra varoşu sekiz yüz aded kiremitli ve tahta ve saz örtülü ma‘mûr varoşdur. Bir câmi‘i ve altı aded mescidi ve bir azîm kârbânsarây hânı ve bir küçücük hammâmı ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl imâreti var. Her gece hânın her ocak başına birer bakır sini ta‘âmı ve âdem başına birer nânı ve at başına birer tobra at yemi cânib-i vakfdan cemî‘i kefere ve müslimîne ni‘meti mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b ·
metinde göster ·
Ve derûn-ı hisârda cümle iki yüz aded bâğ u bâğçesiz hisâreri hâneleri var. Aslâ Rûm kefereleri yokdur ve buğday anbârları ve cebehâne mahzenleri var, ammâ iç el olmak ile cebehânesi ve topları azdır, ammâ her gece dîdebânları kal‘a bekleyüp mehterhâne çalınur ve göle nâzır metîn üstüvâr ebrâcları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
Dizdâr ve kethüdâ ve imâm hânesinden gayrı amâr yokdur.
Her gece
ellişer âdem nigehbânlık edüp seherlenirler ve taşra kal‘ada dahi Tuna'ya nâzır …
Dizdâr ve kethüdâ ve imâm hânesinden gayrı amâr yokdur. Her gece ellişer âdem nigehbânlık edüp seherlenirler ve taşra kal‘ada dahi Tuna'ya nâzır âdem sığar şayka toplar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 183a ·
metinde göster ·
Ve kal‘anın bir kapusu var. Ve handağı üzre bir musanna‘ asma cisri var.
Her gece
cisri kaldırırlar. Ve derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz Macar evleri var, kimi saz v …
Ve kal‘anın bir kapusu var. Ve handağı üzre bir musanna‘ asma cisri var. Her gece cisri kaldırırlar. Ve derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz Macar evleri var, kimi saz ve kimi tahta örtülüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
ziyâfetler eyleyüp ol kadar ni‘met-i nefîseler tenâvül edüp ol kadar zevk u saf …
Bu şehrin cemî‘i a‘yân-ı kibârı iskele başına istikbâle gelüp Melek Ahmed Paşa efendimiz bir alay-ı azîm ile Belgrad'a girmişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Mâ-tekaddem bu şehr-i Belgrad-ı bender-âbâd sene (---) târîhinde Varat kal‘ası gazâsına giderken şehrengîz olmuşdu, ammâ şimdi cemî‘i a‘yân-ı kibâr efendimize her gece ziyâfetler eyleyüp ol kadar ni‘met-i nefîseler tenâvül edüp ol kadar zevk u safâlar etmişiz kim ta‘bîri mümkün değildir. Hakkâ ki Belgrad ziyâfetlerinde olan baklava Rûm ve Arab ve Acem'de olmak ihtimâli yokdur kim Belgrad baklavası meşhûr-ı âfâkdır. Ve şehri de diyâr-ı Rûm'un Mısır'ıdır. Bir gün Melek Ahmed Paşa efendimiz ile etrâf-ı Belgrad'ı alâ tarîki's-seyr eyleyüp cânib-i kıbleye 2 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31b ·
metinde göster ·
"Allâh emâneti olsun, bu teslîm-i mütevellî etdiğim altunlarla Allâh içün
her gece
her odada hatm-i şerîfler okuyup sevâbın rûhuma hibe edeler. Ve her Cum‘a gecel …
"Allâh emâneti olsun, bu teslîm-i mütevellî etdiğim altunlarla Allâh içün her gece her odada hatm-i şerîfler okuyup sevâbın rûhuma hibe edeler. Ve her Cum‘a geceleri Risâlet-penâh rûhiyçün kırk bin salavât-ı şerîfe tilâvet oluna. Ve benim vücûdum bir kubbeli yerine komayup Ebâ Eyyûb-ı Ensârî civârında velî-ni‘am üstâdım Kiçi Mehemmed Efendi hazretlerinin pây-ı sa‘âdetleri cenbinde beni defn edün ve üzerime bir kubbe ve âsâr-ı binâlar etmen. Ancak sebeb(?) üzre başım ve ayağım uçlarına hice taşları alâmet dikin ve oğlum İbrâhîm'ime on bin altun ve ker[î]mem (---) Fâtım'a on bin altun verüp anları Allâh'a ısmarladım ve edenleri(?) de ol Kâdir ü Kayyûm ve Kahhâr Allâh'a havâle eyledim" deyü yedi sâ‘at kâmil vasiyyetler edüp mecmereler ile buhûr ve amber-i hâm ve ûdlar yanup cümle iç ağalarıyla kendüler bile Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp bir vakit namâzın cemâ‘atsiz kılmayup ve bir vaktin kazâya komayup edâ-yı salât ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
… e metîn demir kapulardır. Taşra kapu önünde handak üzre asma cisr-i haşebi var,
her gece
pâsbân ve nigehbânları bu kantarayı makaralar ile kaldırup kal‘a kapusuna dayay …
Âl-i Osmân kal‘a yapamaz derler. Bu kal‘a ile Bender kal‘ası ve Segedin ve Boğazhisâr kal‘aların görmeyen Âl-i Osmân pâdişâhları ne kuvvetde ve ne metânetde kal‘a inşâ etdiklerini bilmezler. Ve bu kal‘a-i Vidin'in maşrık tarafına nehr-i Tuna'ya nâzır ancak bir küçük demir kapusu var, ammâ üç kat 57b dîvârda üç kat kavî ve metîn demir kapulardır. Taşra kapu önünde handak üzre asma cisr-i haşebi var, her gece pâsbân ve nigehbânları bu kantarayı makaralar ile kaldırup kal‘a kapusuna dayayup siper etdiklerinde kal‘a hemân cezîre-misâl su içinde kalır. Taşra kapusu üzre celî hat ile beyâz mermer üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a–57b ·
metinde göster ·
Ve kapusunın iç yüzünde çâh-ı gayyâdan nişân verir bir zindânı varoşunda olan cümle halkın üsârâları her şeb bu zindânda mahpûsdur. Ve her gece dîdebânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd edüp evkât-ı hamsede mehterhânesi çalınır. Mâ-tekaddem bu kal‘a bir kral kızının sarây 61a mahpûshânesi imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b–61a ·
metinde göster ·
… ar, içine bir âdem sığar. Ve bu kapuların önlerinde handak üzre haşeb cisirleri
her gece
müstahfızânlar makaralar ile cisirleri kaldırup kal‘a kapularına siper ederler, …
Ve bu kapuların mâbeynleri dîvârlar yüzünde niçe bin gûnâ-gûn âlât-ı silâh ile tezyîn olup cümle dîdebânlar pür-silâh mevcûd olup nevbet beklerler. Bu kapunun iç yüzünde bir azîm şayka top var, içine bir âdem sığar. Ve bu kapuların önlerinde handak üzre haşeb cisirleri her gece müstahfızânlar makaralar ile cisirleri kaldırup kal‘a kapularına siper ederler, ammâ bu mezkûr iki kapular demir kaplı değildir, ağaç balvan meşe direklerinden müstahkem kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… şman öteden beri ubûr etmesin ve bâcdârlardan tüccâr bir metâ‘ kaçırmasın" deyü
her gece
cisir pâsbânları bu kepeng-i cisri makaralar ile kaldırup cisrin kapusunı sedd …
Ve bu mahalde cisrin on adım yeri başka bir kepeng-i cisrdir. "Düşman öteden beri ubûr etmesin ve bâcdârlardan tüccâr bir metâ‘ kaçırmasın" deyü her gece cisir pâsbânları bu kepeng-i cisri makaralar ile kaldırup cisrin kapusunı sedd edüp bu kantaradan zî-rûh kısmı bir şey geçemez. Bu mahalde Darda ve Ösek kal‘ası neferâtları oturu[p] âyende vü revende tüccârlarından bâc alırlar mîrî mâldır kim bir metâ‘ın bâcı alınmadan bir zerre ubûr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… tîn ü müstahkem kapuları var ve cisir ortasında olan tombaz gemilerinden ikisin
her gece
pâsbân ve nigehbân ve dîdebân ve bevvâbânlar bir tarafa {gemileri} çeküp yine d …
Bu kırk pâre gemiler üzre yine bir haşeb cisr-i kavîdir, ammâ Ösek cisri kadar tavîl değildir tûlu yüz altmış adım dar boğazdadır, ammâ nehr-i Dırava derindir ve şiddet üzre cereyân eder. Bu cisrin iki başında dahi metîn ü müstahkem kapuları var ve cisir ortasında olan tombaz gemilerinden ikisin her gece pâsbân ve nigehbân ve dîdebân ve bevvâbânlar bir tarafa {gemileri} çeküp yine demir zincîr ile kayd-ı bend edüp gayri bu cisirden gece ile kuş uçamaz ve bir zenbûr [u] mûr u mâr geçemez. Her gece Darda kulları bu cisr[i] beklerler. Eğer havf u haşyet ziyâde olursa Ösek kal‘ası neferâtlarından her şeb birer ağa bayrağıyla gelüp tâ sabâha dak keşik, ya‘nî nevbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… edüp gayri bu cisirden gece ile kuş uçamaz ve bir zenbûr [u] mûr u mâr geçemez.
Her gece
Darda kulları bu cisr[i] beklerler. Eğer havf u haşyet ziyâde olursa Ösek kal‘a …
Bu kırk pâre gemiler üzre yine bir haşeb cisr-i kavîdir, ammâ Ösek cisri kadar tavîl değildir tûlu yüz altmış adım dar boğazdadır, ammâ nehr-i Dırava derindir ve şiddet üzre cereyân eder. Bu cisrin iki başında dahi metîn ü müstahkem kapuları var ve cisir ortasında olan tombaz gemilerinden ikisin her gece pâsbân ve nigehbân ve dîdebân ve bevvâbânlar bir tarafa {gemileri} çeküp yine demir zincîr ile kayd-ı bend edüp gayri bu cisirden gece ile kuş uçamaz ve bir zenbûr [u] mûr u mâr geçemez. Her gece Darda kulları bu cisr[i] beklerler. Eğer havf u haşyet ziyâde olursa Ösek kal‘ası neferâtlarından her şeb birer ağa bayrağıyla gelüp tâ sabâha dak keşik, ya‘nî nevbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
Ve bunun dahi handak üzre cisri asma makaralı haşeb köprüdür kim
her gece
kaldırup kal‘a kapusuna dayarlar. Ba‘de'l-ışâ bunda dahi mehterhâne çalınup bân …
Ve bunun dahi handak üzre cisri asma makaralı haşeb köprüdür kim her gece kaldırup kal‘a kapusuna dayarlar. Ba‘de'l-ışâ bunda dahi mehterhâne çalınup bâng-ı Muhammedî çağırılır. Bu kal‘a handakı kenârında kal‘a ihâta etmiş bir kat kalın direkler ve sık şarampavları vardır kim gird-â-gird bu kal‘a sekiz yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71a ·
metinde göster ·
ba‘de'l-işâ ve vakt-i Şâfi‘î tokuzar kat mükellef ü mükemmel mehterhâne-i tabl- …
Ve bu sarây kurbundaki mehterhâne kullesinde her gece ba‘de'l-işâ ve vakt-i Şâfi‘î tokuzar kat mükellef ü mükemmel mehterhâne-i tabl-ı Âl-i Osmânî çalınır ve ba‘de'l-ışâ mehterhâne faslından sonra cemî‘i ebrâclarda her gece iki bin aded kal‘a neferâtları tâ sabâha dak pür-silâh olup dîdebân ve nigehbân ve pâsbânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd edüp sâ‘at be-sâ‘at yigirmi aded kal‘a ağaları falaka deyenekleriyle kol dolaşırlar. Eğer bir nevbetçiyi hâb-ı nâzda bulursa hâbdan bîdâr edüp seksen aded deyenek urup uykusun açar, kanûnları budur, zîrâ bu kal‘a hasretü'l-mülûk bir kal‘a olmak ile cümle düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş vermeğe cân atarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… Âl-i Osmânî çalınır ve ba‘de'l-ışâ mehterhâne faslından sonra cemî‘i ebrâclarda
her gece
iki bin aded kal‘a neferâtları tâ sabâha dak pür-silâh olup dîdebân ve nigehbân …
Ve bu sarây kurbundaki mehterhâne kullesinde her gece ba‘de'l-işâ ve vakt-i Şâfi‘î tokuzar kat mükellef ü mükemmel mehterhâne-i tabl-ı Âl-i Osmânî çalınır ve ba‘de'l-ışâ mehterhâne faslından sonra cemî‘i ebrâclarda her gece iki bin aded kal‘a neferâtları tâ sabâha dak pür-silâh olup dîdebân ve nigehbân ve pâsbânlar "Allâh yeğdir yeğ" deyü feryâd edüp sâ‘at be-sâ‘at yigirmi aded kal‘a ağaları falaka deyenekleriyle kol dolaşırlar. Eğer bir nevbetçiyi hâb-ı nâzda bulursa hâbdan bîdâr edüp seksen aded deyenek urup uykusun açar, kanûnları budur, zîrâ bu kal‘a hasretü'l-mülûk bir kal‘a olmak ile cümle düşman bu kal‘anın bir taşına bin baş vermeğe cân atarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… k kapusunun iç yüzünde ve taşra yüzünde zincîrler ile asma haşeb cisirleri var.
Her gece
içerden ve taşradan bu iki aded cisirleri hüddâmlar kaldurup içerde ve taşrada …
Andan bu mezkû[r] Su kapusundan teper aşağı Tabahâne varoşuna bu kapudan kâmil bin adımda Tabahâne'ye gider, şâhrâh yoludur, ammâ bu Suluk kapusunun iç yüzünde ve taşra yüzünde zincîrler ile asma haşeb cisirleri var. Her gece içerden ve taşradan bu iki aded cisirleri hüddâmlar kaldurup içerde ve taşrada derk-i esfel-vâr handaklardan deyyâr zî-rûh kısmı ubûr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… , küçük kapusu cânib-i şimâle meftûhdur. Handak üzre cisirleri haşeb olduğundan
her gece
pâsbânlar cisirleri kaldırup kapuların önlerine sed ederler.
İki kapusu var; bâb-ı kebîri cânib-i cenûba mekşûfdur, küçük kapusu cânib-i şimâle meftûhdur. Handak üzre cisirleri haşeb olduğundan her gece pâsbânlar cisirleri kaldırup kapuların önlerine sed ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… kat kapu önündeki handak ka‘r-ı azîm üzre asma haşeb demir zincîrli cisri var.
Her gece
bu kantarayı pâsbânlar kaldırup taşra kapu önüne siper ederler.
Ve taşra kat kapu önündeki handak ka‘r-ı azîm üzre asma haşeb demir zincîrli cisri var. Her gece bu kantarayı pâsbânlar kaldırup taşra kapu önüne siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·