… ve şem‘-i rîch ve meşâ‘il ü fânûs-ı me’nûs-ı ahterân ile çerâğân ederlerdi. Ve
her serâperde-i
a‘yânda her şeb hânende ü sâzende ü mutrıbân ve Ahmed kolu ve Cevâhir kolu ve N …
deyüp ol ân paşaya varup Kâğızhâne'ye gitmeğe izn alup kırk altun masrûf ve iki koyun ve gayri me’kûlât [u] meşrûbât-ı bî-kıyâs alup hakîrin yâr-ı gâr-ı münâsiblerinden beş altı ağa ile haymelerimiz alup Kâğızhâne nehrinin sâhilinde dıraht-ı çınar sâyesinde meks edüp gice ve gündüz sohbet-i hâssa başlayup gûyâ her şeb [u] rûz Hüseyin-i Baykara zevki ederdik. Mâh-ı Recebü'l-müreccebin gurresinden tâ şehr-i Ramazânu'l-mübârekin hilâli nümâyân olunca kâmil iki ay bu sahrâ-yı çemenzâr [u] lâlezâr-ı Kâğızhâne'de eyle îyş u ışretler olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olunmaz. İslâmbol'un cemî‘i a‘yân [u] eşrâfları ve mîrâsyedi hoppa çelebileri bu Kâğızhâne fezâsında üç bin mikdârı münakkaş hayme vü hargâhlar ve çerge ü sahâbe ve nâmûsiyyeler ile vâdî-i hâmûnu zeyn edüp her şeb cümle hayemâtları niçe kerre yüz bin kanâdiller ile ve şem‘-i asel ve şem‘-i rîch ve meşâ‘il ü fânûs-ı me’nûs-ı ahterân ile çerâğân ederlerdi. Ve her serâperde-i a‘yânda her şeb hânende ü sâzende ü mutrıbân ve Ahmed kolu ve Cevâhir kolu ve Nazlı kolu ve Garibânî kolu ve Akîde kolu ve Zümrüd kolu ve Postâlcı kolu ve Potakoğlu kolu ve Haşota kolu ve Semmûrkaş kolu nâmân kol kol mezkûr çengiler çeng u rebâb ve santur ve tanbûr ve ud ve çertây ve kânûnları üzre her şeb gânâgûn fasl-ı Fâryâbî edüp tâ sabâha dek bir hây hu olurdu kim gûyâ Deccâl hurûc etmişdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
… l‘aların feth edüp kabza-i teshîre alasın ve her hatt-ı şerîfime amel edesin ve
her serhadleri
bir hoş muhâfaza edesin ve cümle kılâ‘larım ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi gö …
"Melek Lalam, başın sağ olsun. El-hükmü lillâh eyle olur. Kaya'nın acısın def‘ etmek içün sana Bosna eyâletin müft ü meccânen ihsân eyledim, ammâ anda Seydî Ahmed Paşa çok zulüm etdiğinden ma‘zûl edüp sana verdim, lâkin sen adâlet edüp ol taraflarda Venedik kâfirlerine göz açdırmayup elin vilâyetin nehb u gâret edüp niçe kal‘aların feth edüp kabza-i teshîre alasın ve her hatt-ı şerîfime amel edesin ve her serhadleri bir hoş muhâfaza edesin ve cümle kılâ‘larım ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi gözedesin. Ben senin bunda kızını ve milk-i emlâkini ve Haremeynü'ş-şerîfeyn dollâbına konan kızının mâlın inşâ’allâh gözedirim, ammâ cebehâneye müte‘allık çok şey’ler getirmişler. Anlar bilirim ki senin mâlındır, zîrâ Kaya Sultân senden gayrı bir vezîre varmadı kim otak ve zırh [u] zereh-külâh ve tüfeng ve kalkan ve sâ’ir âlet-i silâh mîrâs yeye, anlar senindir. Tîz verilsin" deyü fermân-ı şehriyârî oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
… retinde ta‘âmı ulemâya mebzûldür ve bir mekteb dahi Melek Ahmed Paşa'nındır kim
her ser-i
sâlde sıbyân-ı tıflân-ı püserânlara birer kat ıydiyye esvâbları mu‘ayyendir ve …
Ve bir medrese dahi Melek Ahmed Paşa'nındır kim imâretinde ta‘âmı ulemâya mebzûldür ve bir mekteb dahi Melek Ahmed Paşa'nındır kim her ser-i sâlde sıbyân-ı tıflân-ı püserânlara birer kat ıydiyye esvâbları mu‘ayyendir ve bir tekye-i Halvetî dahi Melek Ahmed Paşa'nındır ve bir hammâm Melek Paşa kapucular kethüdâsı Osmân Ağa'nındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
… zemzeme etdiklerinde âdemin vücûduna bir dehşet hâsıl olup vücûd-ı âdemde olan
her ser-i
mûy haberdâr olup âdemin tüğleri ülperir. Hulâsa ümmî ve mu‘tekid âdem dinlese …
Ve bu kürsî mukâbilinde bir erganon-ı Dâvûdî kürsîsi var, binâyı Betlen Gabor kral inşâ etdirmişdir. Bu dahi sihr-i i‘câz mertebesi müzeyyen ve sihr-âsâr mehâmildir kim cümle papas ve kıssîs ve bıtrîk ve ladika ve kalayoros irşekleri bu cây-ı ma‘hûde üzre savt-ı bülend ile rehâvî makâmında ağâzeler edüp âyet-i İncîl'i müselsel âvâz-ı hazîn ile tilâvet edüp erganon-ı Dâvûd Nebî'ye rehâ buldurup bir ferdaş u zemzeme etdiklerinde âdemin vücûduna bir dehşet hâsıl olup vücûd-ı âdemde olan her ser-i mûy haberdâr olup âdemin tüğleri ülperir. Hulâsa ümmî ve mu‘tekid âdem dinlese i‘tikâdına halel gelir, ammâ ârifân-ı sâdıkân isti‘mâ etse acâ’ib musanna‘ saz-ı erganondur deyüp mukayyed olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
… yâ lerzenâk olup bu hakîrin vücûdu berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp vücûdumda
her ser-i
mû haberdâr olup hareket etdiler.
Yüzü ve gözleri ve sakalı sâfî çamurlu toprak olmuş. Meğer gözü yaşı seyl-vâr revân olup ol hâk-i amber-pâk tîn-ı mahtûm hıtâm olup rûy-ı münevveri tîn-âlûd olup yüzüme kağan arslan gibi aları aları nazar edüp bir kerre bir âh [u] enîn çekdi kim Dershâne bâğçesinde olan eşcârâtlar gûyâ lerzenâk olup bu hakîrin vücûdu berk-i hazân gibi dir dir ditreyüp vücûdumda her ser-i mû haberdâr olup hareket etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43b ·
metinde göster ·
… iz-gûn sun‘-ı Hâlık-ı Bîçûn müntehâ servler ile müzeyyen olmuş bir haremdir kim
her servin
râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Bu serâmed ser[v-i] bâlâlar …
Bir duhâvî katîfe-misâl çemenzâr ve lâ[le]‘ızâr ve murğzâr bir harem-i sebzezârdır kim niçe yüz aded sun‘-ı Hudâ-ı azîm çınâr-ı müntehâlar ile ârâste ve niçe yüz aded bîd-i ser-nigûnlar ile pîrâste olmuş niçe bin gûne murğân-ı hümâ-pervâzlar her dırahtın sâyelerinde âşiyâne-i lâneler eyleyüp gûnâ-gûn hoş-elhân nağamâtlar ile âğâze edüp her dıraht-ı azîmin zıll-ı himâyesinde niçe bin cemâ‘at-i kesîreler oturup çemenzâr üzre mübâhase-i ilm-i şer‘iyye edüp kesb-i ulûm-ı şettâ ederler. Gûnâ-gûn serâmed mîl-i minâre-vâr sebiz-gûn sun‘-ı Hâlık-ı Bîçûn müntehâ servler ile müzeyyen olmuş bir haremdir kim her servin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Bu serâmed ser[v-i] bâlâların misli bir diyârda yokdur, illâ İslâmbol'da Tershâne bâğçesinde ve Hâsbâğçe'de ve Kulle bâğçesinde ola. Hulâsa-i kelâm bir ibret-nümâ temâşâgâh mesîregâh haremdir kim Rûm ve Arab u Acem'de meşhûr-ı âfâk bir câmi‘-i nûr-ı pür-nûrdur kim Sultân (---)(---) hân vüzerâlarındandır. Kıble kapusu üzre celî hatt-ı müzehheb ile mermer üzre tahrîr olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 219b ·
metinde göster ·
dırahtları evc-i semâya ser çeküp "Âyâ Âl-i Osmân askeri bizi gelüp ne zamân se …
Ve her servi dırahtları evc-i semâya ser çeküp "Âyâ Âl-i Osmân askeri bizi gelüp ne zamân seyr ederler" deyü hil‘at-i sebzlere müstağrak olup ayak üzre dururlar idi. Hamd-i Hudâ temâşâları müyesser olup niçe sun‘-ı Hudâ dıraht-ı müntehâların zıll-ı himâyelerinde tâ‘at u ibâdâtlar edüp zevk [u] safâlar etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a ·
metinde göster ·
köslerin çalarak hazîne beği dahi başında perîşânisiyle semmûr kürk üzre pür-si …
Alaylar yürümeğe başlar. İbtidâ paşanın kânûn üzre tahrîr olunan alayları, andan Mısır'ın yedi bölüğünden me’mûr olan yedi yüz asker ile cümle göndere gidüp paşa huzûrundan sarâyda alay gösterirler. Cümle alemlerin açarak her serdâr köslerin çalarak hazîne beği dahi başında perîşânisiyle semmûr kürk üzre pür-silâh ensesinde cümle pençe-i âfitâb kafâdârları zer ü zîvere müstağrak olup dörder kat mehterhânesi ve altı kat köslerin çalarak tuğ u alemlerin açarak paşayı selâmlayup paşa dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y194b ·
metinde göster ·
eflâke serçekmişdir, ammâ yine birbirlerine muttasıldır. Ve cümle vücûdu kırmız …
Yedi başlı bir ejderhâdır kim her seri eflâke serçekmişdir, ammâ yine birbirlerine muttasıldır. Ve cümle vücûdu kırmızı sommâkî taşdandır. Ve altı ayağının herbirin onar âdem kucaklar kalın pâyelerdir. Ve çatal tırnakları vardır, herbiri nâhünleri rumh-ı sinândan nişân verir. En aşağı ağzı gâr-ı yetîmân kadar vâsi‘dir. Ve vücûdu kûh-ı yekpâredir. Ve kuyruğun kec kılup ucu zahrına muttasıl durur. Ön ayaklarından kıç ayaklarına varınca tûlü yedi yüz adımdır. Hakîrin bir gulâmı aşağı ağzından içeri girüp temâşâ edüp gâr-ı cahîm gibi cevf bir temâşâdır, deyü nakl etdi. Ammâ melik hazretleri buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429a ·
metinde göster ·