mekteb-i sıbyânları birer gûne libâs ile gûnâ-gûn şakalar edüp kimisi "illâ yan …
Bu zikr olunan mu‘allimhânelerin niçe kerre yüz bin ecinne askeri gibi sağîr ü kebîr tıflân-ı ebcedhânları bilâ-hisâb kâğızdan külâhlar geyüp ellerinde deblekler çalup herbir mekteb-i sıbyânları birer gûne libâs ile gûnâ-gûn şakalar edüp kimisi "illâ yansuru's-sultân" diyerek kimisi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a(nın) ancak garba nâzır bir kapudur ammâ yedi kat demir kapudur.
Herbir
kapusunun mâbeyninde gûnâ-gûn muhyel ceng içün demir âletler ve demir asma kafe …
Ve bu kal‘a(nın) ancak garba nâzır bir kapudur ammâ yedi kat demir kapudur. Herbir kapusunun mâbeyninde gûnâ-gûn muhyel ceng içün demir âletler ve demir asma kafesler ve paçarızlar ve gûnâ-gûn saçma toplar vardır. Bu kapu mâbeynleri âlât-ı harb ve elvân silâhlar ile ârâstedir ve kal‘a neferâtıyla pîrâstedir. Ve bâdger-misâl bir hevâdar câ-yı karârdır. Ve handak kenârında olan iki kat demir kapu Y 164b üzre beyâz mermerde celî hatt ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y164a–Y164b ·
metinde göster ·
taşı altışar zirâ‘ taşdır. Ve üstâd mühendis bennâ herbir taşı birbirlerine had …
Ve dîvârlarının herbir taşı altışar zirâ‘ taşdır. Ve üstâd mühendis bennâ herbir taşı birbirlerine hadîd-i rusâs ile eyle mümtezic etmiş kim dikkat olunsa iki taşın imtizâcı fark olunmaz. Ve herbir seng-i ebyazı eyle mücellâdır kim ibret nazariyle nazar edenin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bu der-i dîvârda aslâ kireç ve cibs ve tîn yokdur. Cümle demir kened ile binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y182a ·
metinde göster ·
Ve dîvârlarının herbir taşı altışar zirâ‘ taşdır. Ve üstâd mühendis bennâ
herbir
taşı birbirlerine hadîd-i rusâs ile eyle mümtezic etmiş kim dikkat olunsa iki t …
Ve dîvârlarının herbir taşı altışar zirâ‘ taşdır. Ve üstâd mühendis bennâ herbir taşı birbirlerine hadîd-i rusâs ile eyle mümtezic etmiş kim dikkat olunsa iki taşın imtizâcı fark olunmaz. Ve herbir seng-i ebyazı eyle mücellâdır kim ibret nazariyle nazar edenin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bu der-i dîvârda aslâ kireç ve cibs ve tîn yokdur. Cümle demir kened ile binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y182a ·
metinde göster ·
… s ile eyle mümtezic etmiş kim dikkat olunsa iki taşın imtizâcı fark olunmaz. Ve
herbir
seng-i ebyazı eyle mücellâdır kim ibret nazariyle nazar edenin reng-i rûyları n …
Ve dîvârlarının herbir taşı altışar zirâ‘ taşdır. Ve üstâd mühendis bennâ herbir taşı birbirlerine hadîd-i rusâs ile eyle mümtezic etmiş kim dikkat olunsa iki taşın imtizâcı fark olunmaz. Ve herbir seng-i ebyazı eyle mücellâdır kim ibret nazariyle nazar edenin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bu der-i dîvârda aslâ kireç ve cibs ve tîn yokdur. Cümle demir kened ile binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y182a ·
metinde göster ·
… ibâdet eden cemâ‘at-i kesîrenin demâğları râyiha-i tayyibeden mu‘attar olur. Ve
herbir
dırahtın sâyesi gûyâ birer Acem hıyâbânı gibi koyah ve sâyebândır. Y 186a
Ve bu haremin ortasında ve çâr amelî sütûn üzre bir kubbe-i âlî altında bir Şâfi‘î havuzu var. Ve bu harem içre gûnâ-gûn limon ve turunc dırahtları ile müzeyyendir. Şükûfesi, mevsiminde ibâdet eden cemâ‘at-i kesîrenin demâğları râyiha-i tayyibeden mu‘attar olur. Ve herbir dırahtın sâyesi gûyâ birer Acem hıyâbânı gibi koyah ve sâyebândır. Y 186a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y185b–Y186a ·
metinde göster ·
… r, dahi âlî olmaz. Ve cüssesi uyluk kalınlığı olup ağaçın sıksan suyu çıkar. Ve
herbir
varakları kilim kadar tûlânî yaprakları filandıra bayrak gibi salınır, gâyet se …
Eşkâl-i şecere-i mevz ve hâsiyyet-i misâl-i levz: Ve bu mevz bir turfa ağaçdır. İki âdem kaddi olur, dahi âlî olmaz. Ve cüssesi uyluk kalınlığı olup ağaçın sıksan suyu çıkar. Ve herbir varakları kilim kadar tûlânî yaprakları filandıra bayrak gibi salınır, gâyet sebzgûn berklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191b ·
metinde göster ·
"Yâ Ya‘kûb! On evlâdınla filân sahrâya var. Her oğlun birer yer kazsınlar. Andan çıkan suları nûş etsinler", deyü emr etdükde fî'l-hâl Hazret-i Ya‘kûb on evlâdıyla bu uyûn-ı Tibnîn mahalline gelüp herbiri birer yer kazup bu uyûnlar nümâyân olunca ol ân Hazret-i Cibrîl-i Emîn kıbel-i Hak'dan nâzil olup herbir aynın hâsıyyetin ilm-i hikmet üzre bildirüp cemî‘i kavimleri nûş etmeğe başlayup bi-emrillâh cümlesi dürr-i beyze dönüp bir ağızdan "Lâ ilâhe illallâh, Ya‘kûb nebiyyullâh" deyüp İslâm ile müşerref oldular. Hâlâ ol kavmin evlâdlarından bu uyûnlar kurbunda sâkinlerdir. Bir derde mübtelâ olan anlara gelüp anların ta‘lîmi ile mezkûr uyûnlardan nûş edüp tendürüst olurlar. Aceb ihsân-ı Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197b ·
metinde göster ·
… taşrası üç âdem kaddi ebrî ve sommâkî ve yeşim harakânî mermerler kaplıdır. Ve
herbir
parça mermerlerde niçe bin sun‘-ı Hudâ nümâyândır. Ve bu mermerlerden yukarusu …
Bu hakîr otuz sekiz sene on yedi pâdişâhlık yer seyâhat etdim, temâşâ etdiğim binâlarda böyle mânend-i ürd-ı behişt-i heşt görmedim. İçine benî âdem girdikde dehşet-âlûd olup dem-beste ve hayrân olarak ol ân engüşt ber-dehen eder. Bir beyâz mermer döşeli sahrânın vasatında bir kasr-ı Havernak-misâl bir câmi‘-i pür-envârdır. Ve taşrasından Y 212b haremi dâ’iren-mâdâr üç yüz adımdır. Ve şekl-i müsemmendir ve taşrası üç âdem kaddi ebrî ve sommâkî ve yeşim harakânî mermerler kaplıdır. Ve herbir parça mermerlerde niçe bin sun‘-ı Hudâ nümâyândır. Ve bu mermerlerden yukarusu tâ kubbe saçağına varınca münakkaş ve musanna‘ kâşî-i Çîn ve şekl-i nîlgûn ile bir gûne tezyîn olmuşdur kim pesendîde-i P 91b âlem-bîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y212a–Y212b ·
metinde göster ·
Ve bu kâşî üzre Ahmed el-Karahisârî hattıyla dâ’iren-mâdâr Yâsîn-i şerîf tektîb olunmuşdur. Ve herbir köşesinde celî hattile âyet-i sûre-i Yâsîn: Q 91bArapçaArapça âyetleri tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y212b ·
metinde göster ·
… -gûn sun‘-ı Hudâ mevcli ve ebrî mermerler ile mezkûr derûn-ı dîvâr kaplıdır. Ve
herbir
mermeri üstâd-ı mermer-bür birer san‘at ile biçmiş kim sahîfeteyni yan yana gel …
Ve bu kapulardan içeri tâ Sahratullâh'a varınca dörd kat binâdır. Evvelki katı tahrîr olunandır ki bunun dahi iç yüzü tâ başdan başa taşrası gibi yeşim ve harakânî ve safrâyî yerekânî ve sommâkî ve beyâz mermer-i arakânî ile ve gûnâ-gûn sun‘-ı Hudâ mevcli ve ebrî mermerler ile mezkûr derûn-ı dîvâr kaplıdır. Ve herbir mermeri üstâd-ı mermer-bür birer san‘at ile biçmiş kim sahîfeteyni yan yana geldikde gûnâ-gûn kitâbeler ve eşkâl-i acîbe [vü] garîbeler nümâyândır. Hattâ bâb-ı (---) taşrasında Sahra-i şerîfe müteveccih oldukda bu kapunun sağ tarafında dîvâra kaplı mermerde iki horos tasvîri birbirine minkâr minkâra cenâhların küşâde kılup dururlar. Bi-emrillâh biçme ebrî seng-i elvânlarda böyle ibret-nümâ firâvândır. İm‘ân-ı nazarla görüldükde dürlü dürlü eşkâller ve şükûfeler zâhir olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y212b ·
metinde göster ·
terki birer gûne nakış olmak üzre tarh olunmuşdur. Ve bu kat sütûnlarının kemer …
Ve bu tavan sekiz terk üzre tarh olunup herbir terki birer gûne nakış olmak üzre tarh olunmuşdur. Ve bu kat sütûnlarının kemerlerinin altı dâ’iren-mâdâr âdem gezüp kanâdîller yakacak tabakalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213a ·
metinde göster ·
… bîn mertebesi pîş-tahtalar ve gûnâ-gûn hücreli mücevher zî-kıymet sandûklar kim
herbir
hücreleri içi lâ‘l yâkût ve elmâs ve zümürrüd ve seylân ve pîrûze ve ayn-ı seme …
Dahi ardı sıra boğça boğça gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler ve Kandehârî ve hezârî köse destârlar ve Hindustân şugulü serîr-i bî-nazîr ve püsûs-kârî sihr-i mübîn mertebesi pîş-tahtalar ve gûnâ-gûn hücreli mücevher zî-kıymet sandûklar kim herbir hücreleri içi lâ‘l yâkût ve elmâs ve zümürrüd ve seylân ve pîrûze ve ayn-ı semek ve aynü'l-hir ve akîk-i Yemenî ve lü’lü’ [ü] mercân ile leb-ber-leb idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365a ·
metinde göster ·
… ı askeriyân-ı Mısır: Kânûn üzre alay alay mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh
herbir
alayın mâbeyninde bu kadar bin çerâğân ve kanâdîl ü meş‘al ile ubûr ederler. Ve …
Alay-ı askeriyân-ı Mısır: Kânûn üzre alay alay mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh herbir alayın mâbeyninde bu kadar bin çerâğân ve kanâdîl ü meş‘al ile ubûr ederler. Ve her bir fırkanın içinde piyâde çöğürcü ve şâ‘irler ve hânende ve sâzende fasıl ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y175b ·
metinde göster ·
… zer ederler. Ve külâhları üzre deve yüğünden püskül püskül Fenâyî destârlarıyla
herbir
ponçağı birer İhlâs-ı şerîf ile yapılmış Fenâyîler sarmışlar. Ve bellerinde mün …
Bunlardan sonra tarîk-ı Fenâyîler: Ekseriyyâ bunlar bî-pîrehen sîneçâk ve pâ-bürehne ve ser-bürehnelerdir. Ve ba‘zıları hırka-i peşmîneler geymişler. Hırkaları kırkar ellişer vukiyye gelir, içlerinde gûnâ-gûn ceybleri vardır me’kûlât [u] meşrûbâtları ve kahve ibrîği ve kahvesi ve tütünü ve nevâleleri cümle hırka içindedir, gûyâ bir ayaklı hücredir. Ekseriyyâ bunlar hâne-berdûşândırlar, kande murâd edinse anda yatırlar. Fülûs-i ahmeri yanlarında komazlar. Hezâr hezârân pâre hırkaları vardır. Ve ba‘zıları musanna‘ zerdeste ve teber ve mızrak ve hişt ve nobut ve bozdoğanlar ile başlarında gûnâ-gûn âfitâbelerin kec kılup güzer ederler. Ve külâhları üzre deve yüğünden püskül püskül Fenâyî destârlarıyla herbir ponçağı birer İhlâs-ı şerîf ile yapılmış Fenâyîler sarmışlar. Ve bellerinde münakkaş u müzeyyen tennûreleri üzre kemerlerinde Y 202b yeşim yerekânî ve balgamî ve pîrûze pâleheng ve debde[vi] ve (---)(---)(---) cığ[cığa] ve ummân-ı kerâme ve sapan-ı Dâvûdî üzre kemerinde gûnâ-gûn mecmû‘aların zeyn kılmışlar (---)(---)(---). Acem abdâlânının nefîrzenlerine pesend ederdim, ammâ hakkâ ki bu Mısır Yemenîlerinin nefîrzenleri ne (---)(---)(---) fil-vâr dem-be-dem dem ururlar, demlerine dem-be-dem aşk olsun. Sûrların istimâ‘ eden hayât-ı câvidân bulur (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y202a–Y202b ·
metinde göster ·
kelâm rumûz-ı künûz idi. Dâ’imâ bir vekâle içre gâh bûriyâ-yı Süleymân üzre ⟦Y …
Kabr-i eş-şeyh İsmâ‘îl-i Sanâfîrî. Mecâzibûndan bir e‘ızze-i kirâm kimesne idi. Tekellüfden ber-tarâf olup pâ-bürehne ve ser-bürehne bir cân idi. Kimse ile tekellüm etmezdi, ammâ muhibleri olan kimesneleri gördükde hande-künân ba‘zı kelimâtlar edüp herbir kelâm rumûz-ı künûz idi. Dâ’imâ bir vekâle içre gâh bûriyâ-yı Süleymân üzre Y 277a bî-riyâ olup yatırdı, gâh hâk-i amber-pâk üzre gubâr-âlûd olup yatırdı. Bu sultânın hayâtında Kadı Celâl bir zâviye ve bir türbe-i pür-envâr binâ edüp sene 1089 târîhinde Abdurrahmân Paşa vâlî-i Mısır iken azîz-i merkûm nutk-ı dürerbârları ile bu mâh-ı (---) merhûm oluruz, deyü işâret buyurdular. Ve âl-i Osmân'ın Maskov gazâsına bu kelimâtlardan târîh işâret buyurup:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y276b–Y277a ·
metinde göster ·
… ehri bünyâd etdükde kehenelerine üç yüz altmış altı tılısmât ihdâs etdirmiş kim
herbir
tılısmât bir günde olacak âfâtlara ve gayrı eşyâlara te’sîr edermiş.
Ve bu şehir içre cemî‘i câmi‘lerin ve mesâcid ve vekâle ve hânedânların taş direkleri ve gayrı hânelerin eşikleri taşları cümle İslâmbol'da Atmeydânı'nda olan çâr-gûşe tasvîrli dikilitaş gibi taşların pâresinden direkler ve atebeler olmuşdur. Andan ma‘lûm ola kim bu şehirde ne kadar eyle dikilitaş alâyimât var imiş. Hâlâ temelleri âşikâredir. Delûke Melike bu şehri bünyâd etdükde kehenelerine üç yüz altmış altı tılısmât ihdâs etdirmiş kim herbir tılısmât bir günde olacak âfâtlara ve gayrı eşyâlara te’sîr edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y298b ·
metinde göster ·
… huddâmları bi'l-cümle gülçehre dilberândır. Herkese hizmetleri bir ândır. Lâkin
herbir
nigâhları gûyâ hançer-i tîğ-ı bürrândır.
Hammâm-ı Y 376b Mîrimîrân Alî Beğ: Âb [u] havâsı ve binâsı ve peştemâlı ve fûtası ve mutallâ ve müzehheb tâsı ve gayrı levâzımâtdan olan eşyâsı pâk latîf rûşen-binâ ve dilküşâ hammâmdır. Ve ferşi sihr-i hilâl mertebesi serâpâ ruhâm ve kubbe-i sernigûnu gûn-â-gûn câm-ı morandır. Ve huddâmları bi'l-cümle gülçehre dilberândır. Herkese hizmetleri bir ândır. Lâkin herbir nigâhları gûyâ hançer-i tîğ-ı bürrândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y376a–Y376b ·
metinde göster ·
… keser gibi kesmişler ve kâ‘alar ve müte‘addid hücreler ve soffalar etmişler kim
herbir
hücrenin kaddi ve kapularının âlîliği kırkar ellişer zirâ‘-ı Mekkî'dir.
Evc-i âsumâna ser çekmiş pür-nûr kayalı dağlardır kim âdem nazar etdikde dehşet alur. Bu dağların içinde niçe yüz bin mağârâlar var kim hadd [ü] hasrın Fâ‘il-i muhtâr Allâh bilür. Âd [u] Semûd kavmi kazup bunda sâkin olurmuş derler; hakkâ ki kâr-ı Âdî'dir. Ammâ bi-emrillâh böyle çakmak taşlı haşîn kayalar anlara müsahhar imiş, gûyâ peynir keser gibi kesmişler ve kâ‘alar ve müte‘addid hücreler ve soffalar etmişler kim herbir hücrenin kaddi ve kapularının âlîliği kırkar ellişer zirâ‘-ı Mekkî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y384a ·
metinde göster ·
… rîbesi ve temâsîl-i mehîbesi var kim akıllar perîşân olup dîdeler hîrelenir. Ve
herbir
eşkâl zî-rûh-misâl nigerân ve her biri nazar edenlere hande-künân tebessüm eder …
Ve bunda olan acâyibât u garâyibâtdan eşkâl-i garîbe ve acîbeler var kim gûyâ henüz zî-rûhdur. Ve taşdan oyulmuş gûnâ-gûn mukarnes püsüskârî san‘atlar ve cemî‘i zî-rûh olan mahlûkât ecnâsın tesâvîr-i garîbesi ve temâsîl-i mehîbesi var kim akıllar perîşân olup dîdeler hîrelenir. Ve herbir eşkâl zî-rûh-misâl nigerân ve her biri nazar edenlere hande-künân tebessüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y384a ·
metinde göster ·
… ve kazık boynuz ve at ve deve ve hımâr ve câmûs ve sevr ve koyun getirdiler kim
herbir
fîl üzre yigirmi otuz esîr ve her deve üzre beşer altışar esîr ve her at ve gay …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘ada kâmil bir ay meks edüp asker-i nusret-şümâr tâ vilâyet-i İsvân'a varınca ne kadar âteş-perest ve gâv-perest ve pîl-perest âfitâb-perest diyârları var ise şebhûn salup rûz-merre ol kadar mâl-ı ganâyim geldi kim sahrâ-yı İdrîs'in içi devâbât-ı Hudâ ile mâl-â-mâl oldu. Ba‘dehu bir aydan sonra cânib-i erba‘ada olan asker-i nusret-me’âsire neccâblar gönderilüp anlar dahi bir aya dak ol kadar fîl ve gergerdân ve kazık boynuz ve at ve deve ve hımâr ve câmûs ve sevr ve koyun getirdiler kim herbir fîl üzre yigirmi otuz esîr ve her deve üzre beşer altışar esîr ve her at ve gayrı hayvânâtlar üzre her vilâyetin üsârâlarından esmerü'l-levn ve ahmerü'l-vech mahbûb u mahbûbeler ve zişt-rû Afnuvî şütürleb Zengîler geldi kim hisâbın Cenâb-ı İzzet bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401a ·
metinde göster ·
… â-gûn ve nakş-ı bûkalemûn ebrî ve mevvâc sun‘-ı Hudâ zî-kıymet taşlar kaplıdır.
Herbir
kaplı olan tahta-misâl taşların kadleri tûlen ve arzan onar zirâ‘dır. Üstâd-ı k …
Ve ale't-tahkîk ferşinde incü ve sadef ve akîk-i Yemenî ve laciverd ve yeşim ve pîrûze makûlesi zî-kıymet hacerler döşenmişdir. Bir taşına vaz‘-ı yed eden taşdan kavî taş olur. Ve câmi‘in cânib-i erba‘asında olan dîvârın yüzleri tâ yedi kubbe-i azîmin devvârelerine varınca serâpâ gûnâ-gûn ve nakş-ı bûkalemûn ebrî ve mevvâc sun‘-ı Hudâ zî-kıymet taşlar kaplıdır. Herbir kaplı olan tahta-misâl taşların kadleri tûlen ve arzan onar zirâ‘dır. Üstâd-ı kâmil hakkâk-i âmîl bu taşları eyle biçmiş kim gûyâ hıtâyî kâğızdır. Kat‘ olundukdan sonra iki taşı yanyana vaz‘ edüp ebrîlerinden gûnâ-gûn eşkâller ve elvân elvân şükûfe ve kitâbeler nümâyân olunur. Ve bu seng-i mevvâclar ol kadar mücellâdır kim gûyâ âyine-i İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y407b ·
metinde göster ·
… unlarda olan nergis ü merâlî kudret vesmesiyle mükahhal çeşm-i gazâller var kim
herbir
nigehi bir nigehde bir nigâh-ı âşinâyî ile nigâh âgâh işâreti eder kim vücûd-ı …
Ve bu kavm kavm-i Bankala ve Donkola ve Afnu ve Bornu ve Kırmanka ve Bağanıskı kavmi gibi bed-asıl değildir, herkes küffün gözedir. Zîrâ melikleri dahi eyle bed-çehre ve bî-behre kavm değillerdir. Dîv-ser ve şütürleb ve pîl-pây ve gûl-endâm değillerdir; gâyet mevzûn ve şîrîn-rûy ve şîrîn-kelâm ve nüktedân ve hokka-dehân ve esmerü'l-levn gerdân u gabgab-ı çâh-ı zenehdânlı ve hûrmâ-burun, dürr-dehen, siyâh-vech ile gülfâm dudaklar arasında eyle berrâk ü pâk hemvâr dizilmiş dürdâne beyâz dişleri var kim gûyâ herbiri birer dürr-i Hürmüz'dür. Sâni‘-i Bârî'ye ma‘lûmdur kim bunlarda olan nergis ü merâlî kudret vesmesiyle mükahhal çeşm-i gazâller var kim herbir nigehi bir nigehde bir nigâh-ı âşinâyî ile nigâh âgâh işâreti eder kim vücûd-ı âşık âgâh olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y415b ·
metinde göster ·
… oyun ve ceyrân ve keçi derisiyle setr edüp mezkûr derinin ucun dilim dilim edüp
herbir
püskülüne boncuk ile zeyn ederler. Gayrı vücûdları uryândır ve şiddet-i hârdan …
Ma‘lûmumuz olduğu mertebe vâlide ve hemşîrelerimizin isimleri bu vech üzredir. Ammâ bu avretlerin içinde gâyet fakîreleri vardır. Bu avretler avret yerlerin koyun ve ceyrân ve keçi derisiyle setr edüp mezkûr derinin ucun dilim dilim edüp herbir püskülüne boncuk ile zeyn ederler. Gayrı vücûdları uryândır ve şiddet-i hârdan esbâb geyemezler; ve esvâbları dahi yokdur. Âbâ ve ecdâdlarından Nûh Nebî bed-du‘âsiyle eyle göregelmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416a ·
metinde göster ·
… rurdu. Gûyâ bir bâkire kız sadâsı gibi hazîn savtı vardır. Q 329aP 326a Ve
herbir
fîlin arkasında kırkar mahbûb Bağanıskı memlûkleri süvâr olup melike eyle hedây …
Bu vezîr istikbâle çıkdıkda iki fîl-i azîm getürdi kim biri süd beyâz idi. Bin yaşındadır, derlerdi. Yigirmi kademe nerdübân kemend ile çıkılır fîller idi. Ol mertebe fîl dahi görmemiş idim. Ve fîl bunlara eyle enîs ü mûnis gamgüsâr kim bir nân pâre içün kelb gibi âdemin akîbince gezer, gâyet üns ülfet etmişlerdir. Ve Rûm'daki fîller kadar ekûl değillerdir, ancak kesb-i havâdan cesîm ü semîndir. Benî âdeme gâyet meftûndur. Hattâ Itşân kal‘asında refîk olan Dervîş Ni‘metullâh'ın gergerdânı fîlleri gördükce hücûm edüp Dervîş Ni‘metullâh gücile zabt ederdi. Ve fîller gergerdânı gördükde cihân başına dar olup hortumun ber-havâ edüp gâhîce zemînden hâr hâşâk alup havâya püskürüp süheyl ururdu. Gûyâ bir bâkire kız sadâsı gibi hazîn savtı vardır. Q 329aP 326a Ve herbir fîlin arkasında kırkar mahbûb Bağanıskı memlûkleri süvâr olup melike eyle hedâyâ gelmişlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y423a ·
metinde göster ·