İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

hevâya

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
79
isabet
69 cümle/beyitte
29,3
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
25 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi7932,3

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 79

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“hevâya” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 107b … enikapu Mevlevîhânesinin şeyhi Hazret-i Doğanî Dede bu hakîr'i der-âğûşuna alup hevâya atup,
EÇS I 128b … r kapusuna (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur. Hakîr bir kaç kerre andan hevâya kâğız uçurup ve bir kerre ana ip bağlayup urûc eden cânbâz temâşâsı takrîbiyle …
EÇS I 139b … z-ı azîm ve bir şâzrevân-ı ibret-nümâ inşâ etmişler kim hâlâ âdem gerdeni-misâl hevâya pertâb edüp tâ kubbe-i âlîdeki altun tâsa urur bir kasr-ı azîmdir.
EÇS I 145b … âfinâ, demir el havâna dokunursa âteş çıkup cümle huddâmları tayr-ı ebâbîl gibi hevâya perrân giderler, bir muhâtara yerdir, temâşâsında dahi hüsn yokdur.
EÇS I 154a … ‘anın esâsına varmağa zîr-i zemînden lağım edüp bârûd-ı siyâh ile kal‘a dîvârın hevâya perrân atup feth ederler.
EÇS I 163b–164a … âb [u] bî-mecâl rimâl üzre yatırken anı gördüm, ol balık kendüyi deryâdan taşra hevâya pertâb ederek ve deryâyı cûş [u] hurûşa getirüp burnunun iki deliklerinden minâ …
EÇS I 165a Dûd-ı siyâh hevâya münkalib oldukdan sonra cümle guzât-ı müslimîn kâfir gemilerine dökülüp ganîmet …
EÇS I 182b Ve bir gûne hevâyî fişekleri var kim üçer kamışlı üçer kerre hevâya çıkar. Evvelki hammâl fişek üç vukıyye bârûd-ı siyâh ile memlûdur, ana âteş edi …
EÇS I 182b–183a … z mahallinde Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize bu fişengin biri birinden yedi kat hevâya çıkar fişek peydâ edüp çam sırığının için boş edüp ucuna büyük hammâl fişeğe on …
EÇS I 183a … aded fişekler gökyüzünde cânib-i erba‘aya târumâr olup birbirlerin kovarak kimi hevâya çıkar, kimi ener ve yine çıkar ve gâh sağına ve gâh soluna ber-hevâ gezerler. B …
EÇS I 189b … talarına darb urup güzer ederler. Bir zümresi dahi yeleksiz okları katı yay ile hevâya atup yine hevâdan önüne enüp elile oku dutup bu gûne itmâm bulmuş pehlivânlar v …
EÇS II 221b–222a … Lodos rûzgârı Âd kavmine esdiği gibi bir rîh-ı akîm esüp cümle taşı ve toprağı hevâya perrân edüp tarfetü'l-ayn içre kal‘anın der-i dîvârları ve burc [u] bârûları zâ …
EÇS II 230b–231a … r kim âdem bir kaya daldasına pinhân olmasa rûzgâr âdemi doğancı pefteresi gibi hevâya atar, gâyet şedîd rîh-ı akîmi olur. Bu cebelin tâ zirve-i a‘lâsında bir mezâr-ı …
EÇS II 261b–262a … mmâ mel‘ûn küffâr niçe yerden lağımlar atup asker-i İslâm'ı tayr-ı ebâbîl-misâl hevâya perrân edüp muhîl [u] şeytanât ile tasnîf olunmuş çarh-ı felekler ve domuz ayak …
EÇS II 271a–272b … ânibden üç ağızlı bir lağm-ı sehm-gîn atılup kal‘anın yetmiş arşın mikdârı yeri hevâya perrân olup üzerinde olan küffârlar zâğ-ı gammâz-vâr hevâya pervâz urup dârü'l- …
EÇS II 271a–272b … arşın mikdârı yeri hevâya perrân olup üzerinde olan küffârlar zâğ-ı gammâz-vâr hevâya pervâz urup dârü'l-bevâr-ı veylde karâr etdiler. Küffâr-ı dûzah-karâr bu lağım …
EÇS II 271a–272b … n [ü] keyd-i mekîn atmışdır kim sürülen toprakla iki yüz mikdârı âdemleri evc-i hevâya münkalib edüp bir sâ‘at-i nücûmî gubar-ı türâb ile asker-i İslâm zulumât içre k …
EÇS II 282a … n öldü. Dahi ne çalışırsın" deyü Şîrîn lokmasın getirdiği sâ‘at Ferhâd külüngün hevâya atup başına düşüp merhûm olduğiçün Kanlıbınar derler. Ve mesîregâh-ı Sovukpına[ …
EÇS II 349a … lâ-yı azîmler ile dipi ve boran ve şebe çekerek Direklibel nâm mahalle geldikde hevâya yine bir gûne teğayyür-i tâm gelüp bir mertebe şitâ-yı elîm ve bir selc-i azîm …
EÇS III 22a–22b … üzre vâkı‘ olmuşdur kim bu cebel üzre olan kal‘a dîvârları cânib-i şarkda evc-i hevâya münkalib olmuş dağlardır. Andan bu kal‘anın nısfı aşağı düzde cânib-i garba tâ …
EÇS III 36a–36b … sahrâda çâr-kûşe dağ pâre bir sahrâ-i azîm vardır. Bir kûşesi zemînde üç kûşesi hevâya nâzır mücellâ bir seng-traşdır. Bir dîv karısı bu taşı Ba‘albek kal‘asına götür …
EÇS III 40b–41a … lah. İşte bu ân kal‘a feth olur" deyü sağ ayağından na‘leynin çıkarup gazab ile hevâya atup "Var Melik Tâhir'e bizden selâm eyle. Gazâları kutlu olsun, deyü haber eyl …
EÇS III 40b–41a … et gazâda bulunalım" deyüp âbdest alırken gözü şehîd oldukda ayağından na‘linin hevâya endaht etdükde Akka'yı muhâsara eden fetâ-yı müslimîn azharun mine'ş-şems görür …
EÇS III 40b–41a … e-i azîm isâbet edüp cümle burc [u] bârûları ka‘r-ı zemîne geçüp cümle esâsları hevâya nâzırdır.
EÇS III 41a … ına beş kerre urup hâlâ beş kat dîvârları harâb [u] yebâb olur. Cümle temelleri hevâya nâzır burc [u] bedenleri ka‘ra geçmişdir. İmdi azîzim kerâmet-i evliyâ hakdır. …
EÇS III 42a–42b … ip topun içinden çıktıkda bir kerre "Yâ Allah" deyüp ol topu kuvvet-i bâzû ile hevâya atup ol top hevâda ditreyüp mu‘allak kaldı. Cümle halk dahi yine hayretde kaldı …
EÇS III 42a–42b … ulâm-ı sânî mezkûr kazık dibinden ipe yapışup keştîbân hüddâm-misâl ankebût-vâr hevâya urûc edüp öbür gulâmın yanına varup ol dahi anda karâr etdi. Bu âhvâle dahi cüm …
EÇS III 58a … İbrâhîm Nebî ber-hevâ olduğu ân zembereklere rehâ buldurunca İbrâhîm Nebî evc-i hevâya tayerân edüp yedi kerre berk-ı hâtif gibi Cibrîl nâzil olup "Yâ İbrâhîm seni ha …
EÇS III 79a–79b … ! İleri varma!’ derken anı gördüm. Ol kara büyük dam yürüyüp bir şey beni kapup hevâya kaldırup bir karanlık ıssı yerde kaldım. ‘Meded hây’ deyü feryâd edüp dörd yanı …
EÇS III 144b … ol dâr-ı sa‘âdetde aşk deryâsı üzre yatup kalkardım ve ol kalyonun kıçı ve başı hevâya ser çekmiş dedüğü hâlâ benim başım hevâdâr olup şişmişdir. Ve karada duran gemi …
EÇS IV 212b–213a Yine Cibril-i Emîn'in ta‘lîmiyle su‘bânın külünü Nûh Nebî hevâya savurdu. Rüzgâr yılan külünü Nûh Nebî'nin ümmetleri üzerine düşürdü. Yılanın de …
EÇS IV 216b … nadaz nadaz olup rimâl ü türâb Hallâc-ı Mansûr yayından çıkar gibi penbe-misâl hevâya atıldı.
EÇS IV 229a … pertâbları ederken kazâ-yı nâgehânî çarmıhın biri atılup hânı ebâbîl tayrı gibi hevâya atup hân hevâdan nüzûl ederken "İsâ'dan gelirim hey!" diyerek şaka ederken zemî …
EÇS IV 238a … ârbânlar develerin taş olduğun gördüklerinde keç gerdân ve keç rû olup yüzlerin hevâya çevirüp el açup dergâh-ı Hakk'a tazarru‘ [u] nâliş eder şekilli birer hey’et-i …
EÇS IV 337a … eş edüp niçe bin Kızılbaş ve niçe yüz guzât-ı müslimînden sâhib-i savaş âdemler hevâya pervâz urup tayerân idince derûn-ı askerden bir sadâ zâhir olur kim "Tiz Kızılb …
EÇS VII 4b … miş seksen kadar çatallanmış dalların aralarından bir nehr-i azîm şâzrevân gibi hevâya pertâb edüp dıraht-ı kebîrden bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerinde beyâz Alman mer …
EÇS VII 4b … çıkup minâre kaddi dıraht-ı müntehâdır. Andan dahi bir minâre kaddi nehr-i azîm hevâya atlayup havza dökülür, temâşâ-yı azîmdir.
EÇS VII 5a … n Alman dağındaki Tuna'ya işâret edüp gelüp bu ağacın içinden nehr-i Tuna evc-i hevâya çıkup yere dökülürdü. Sonra krallarımız bu havzı ve köş[k]leri ve palankaları y …
EÇS VII 31b–32a … i-emrillâhi te‘âlâ iç kal‘ada bârûd hazînesine âteş isâbet edüp niçe bin küffâr hevâya perrân atılup kal‘anın hâyıt-ı dîvârları câ-be-câ rahnedâr olup durur, ammâ küf …
EÇS VII 90b … r-kînesine vurunca kal‘anın niçe yerden burc [u] bârûları ve dendân-ı bedenleri hevâya türâb olup kal‘a münhedim olduğun derûn-ı hisârdan küffâr görüp "El-amân ey güz …
EÇS VII 151b … inden ve burunlarından ve kulakları ve ağızlarından gemi direkleri gibi âteşler hevâya saçılup her biri birer ağaçdan oyulmuş balık çırnıklarına ve at leşleri ve sığı …
EÇS VII 152a … zamân beş on dânesi birbirleriyle yerde arabalarıyla ve küpleriyle ceng ederken hevâya da çıkarlardı, ammâ bu gece aceb temâşâ oldu, dediler.
EÇS VII 177a Ammâ ukâb kuşları bu bu Kalmık tâ’ifesin atlarıyla kapup hevâya çıkarup minkârlarından bunları yere bırağup atları kendüleri pâre pâre oldukdan …
EÇS VIII 192b … bir bâd-ı sarsar-ı azîm esüp ol rûzgâr-ı zorkâr cümle haymeleri pâre pâre edüp hevâya perrân atup niçe arabaları baş aşağı edüp ve niçe arabaları rûzgâr atsız ve sığ …
EÇS VIII 193a … ın dibinde evşan edüp ya‘nî yesteh-i bârân-zede edüp edebde dübürünü uryân edüp hevâya döndü ve doğrulup götünden tersini çıkarup ağzına koyup üç kerre yerde kar üzre …
EÇS VIII 193a Ve yine necâseti yanına gelüp iki ellerin yere koyup iki ayakların hevâya kaldırup mezkûr ağaca ayakların dayayup baş aşağı durdu ve sol eliyle necâsetin …
EÇS VIII 193a … endirüp necâsetin yanında üç dörd kerre devr edüp kâhîce necâsetden eliyle alup hevâya atdıkça yıldırımlar şakıyup kıyâmetler kopardı.
EÇS VIII 240b … p aşağıdan papaslar "Ala müsâfiri" deyü haykırınca anı gördük. Hemân zenbîl ile hevâya münkalib olmağa başladık. Tâ ki kayanın ortasının berâberine su‘ûd etdik. Hâtır …
EÇS VIII 254b … a bu sübû‘-ı bî-gırrende ve bî-dirrende çeşme imiş, zîrâ kıçı üzre oturup ağzın hevâya açup durduğundan ve ön ayakları önünde yek-pâre havz-ı azîm olduğundan ma‘lûmdu …
EÇS VIII 277a … â Rûm kiremidi gibi olsa rûzgâr-ı zorkâr bu kûh-ı serbülendde cümle kiremitleri hevâya atar.