… n yine dest-i şerîfin bûs edüp hâmûş-bâş durdum. Derhâl anı gördüm, pederim bir
heybe
hurc içre bir Kitâb-ı Kâfiye ve bir Kitâb-ı Şâfiye ve bir Monla Câmî ve bir Kud …
Geşt ü güzâr etdiğin yerde iki yerden gayret kuşağın kemerine bend edüp kendüni dâima muhâfazada ol. Su uyur hizmetkâr u ağyâr u ayyâr düşmanları uyumaz. Kibâr-ı evliyâullah ziyâretleriyle meşgûl olup cümle ziyâretgâhları ve her diyârın menâzillerinde olan deşt [u] hâmûn ve kûh-ı bülend, ahcâr [u] eşcârâtları ve büleydelerin evsâfıyla tahrîr edüp âb [u] hevâsı ve ibret-nümâ âsârları ve kal‘aların fâtihi ve bânîsi ve dâiren-mâdâr cirmiyle tahrîr edüp Seyâhatnâme nâmıyla bir tomar te’lîf eyle. Âhirin ve âkıbetin hayr olup düşman şerrinden emîn olup Hak celle ve alâ mu‘în [u] zahîrin olup dünyada emn ü emân, âhir nefesde îmân müyesser edüp alem-i Resûlullah dibinde haşr olayız. Bu pendlerimi gûşına menkûş eyle" deyüp enseme bir sille-i pehlivânî urup kulağım burup "yürü âkıbetin hayr ola, el-Fâtiha" dedi. Hakîr sille sadmesinden seme olup gözüm açdım. Hânemiz içi pür-nûr olmuş. Hemân pederimin yine dest-i şerîfin bûs edüp hâmûş-bâş durdum. Derhâl anı gördüm, pederim bir heybe hurc içre bir Kitâb-ı Kâfiye ve bir Kitâb-ı Şâfiye ve bir Monla Câmî ve bir Kudûrî ve bir Mültekâ ve bir Kitâb-ı Kuhistânî ve bir Hidâye ve bir Gencîne-i Râz ve'l-hâsıl on iki kıt‘a kitâb-ı nefîs ihsân edüp iki yüz mümessek şerîfî altun harc-râh verüp "Yürü, ne cânibe gidersen sana destûrdur, ammâ diyâr-ı gurbetde sâhib-i tedârik olup merd ol ve ehl-i derde yâr ol" buyurup alnımdan bûs edüp Çihârşenbe Bâzârı'nda Abdülahad Efendi'ye götürüp anların hayr du‘âların aldık. Ve eş-Şeyh Mısrî Ömer Efendi'ye ve eş-Şeyh Gafûrî Efendi'ye ve eş-Şeyh Ehl-i Cennet Efendi'ye ve eş-Şeyh Bektâşî Hasan Efendi'ye ve'l-hâsıl on iki meşâyih-i ızâmın dest-i şerîflerin bûs edüp her biri "Yürü seyâhatin Hudâ mübârek ide" deyü himmet buyurdular. Bi-emri Hudâ hakîrin cân gözü açılup bu za‘îf kemtere bir gûne vecd hâsıl olup mesrûr 242a olurdum. Andan hâne-i bî-minnetimize gelüp ol hafta bin elli Rebî‘ulevvelinin gurresinde akrabâlarımızdan Kuloğlu Mehemmed Re’îs'in gemisiyle İzmid'e gitmeğe peder-i azîzin dest-i şerîfin bûs edüp Bismillah ile
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 241b–242a ·
metinde göster ·
… rlu yiğit imişsin, aslâ bizim izimizden ırılmadın. Sana da bundan iki at ve iki
heybe
esbâb verüp bizim şehîdimiz vardır, biz gerü döneriz, siz varun gidin. Bundan i …
"Ağa uğurlu yiğit imişsin, aslâ bizim izimizden ırılmadın. Sana da bundan iki at ve iki heybe esbâb verüp bizim şehîdimiz vardır, biz gerü döneriz, siz varun gidin. Bundan ilerisi emîndir. Ve bu mahalde kuttâ‘u't-tarîklik edenler bunlar idi. Artık siz elem çekmeyüp yola revâne olun" deyü gûnâ-gûn evzâ‘ [u] etvâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y93b ·
metinde göster ·
… kec kılup bellerimize mümessek cild-i telâtîn tennûre-i la‘lgûnu bend kılup bir
heybe
mecmû‘a-i tuhef ve birer post ve birer ehrâm ketfimize urup meğer bir çemender …
mısra‘ı mazmûnu üzre kasem-i yallâh edüp hazîne odasına girüp birer kat hırka-i Bektaşiyân Y 42b geyüp elde teber-i Müslimî(n), belde sapan-ı Dâvûdî, serlerimizde âfitâbe-i Vâhidî['yi] kec kılup bellerimize mümessek cild-i telâtîn tennûre-i la‘lgûnu bend kılup bir heybe mecmû‘a-i tuhef ve birer post ve birer ehrâm ketfimize urup meğer bir çemender hâzır etmiş, kitâbları ve ehrâmları hımâra tahmîl edüp vakt-i sabâh âlem ağyârdan bî-haber iken Tarabefzûn'dan taşra çıkup yola revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y42a–Y42b ·
metinde göster ·
… ir çakmaklı kol tüfengi ve iki gümüşlü bıçak ve benim oklarımdan altı ok ve bir
heybe
esbâb ve bir çuka kontoş ve bir sâkıye yanında bir kısrak ve benim ağaca bağlad …
Vakt-i Hanefî oldu. Üç kılıc biri gümüşlü ve üç boy tüfengi ve bir çakmaklı kol tüfengi ve iki gümüşlü bıçak ve benim oklarımdan altı ok ve bir heybe esbâb ve bir çuka kontoş ve bir sâkıye yanında bir kısrak ve benim ağaca bağladığım at, bunları alup başçavuş çadırına geldim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·