… nâ-gûn her diyârın horoslarından ba‘zı boynuzlu ve çatal ibikli ve ikişer ımlık
horoslar
ve semiz beslenmiş ımlık tavukları ile horosları "kukırıku kurıku" diyerek ubûr …
Bu tavukcular kuş besleyüp ba‘zı Mısır tavuğu ve kaz ve ördek yelekleri okculara ve yelpâzecilere lâzım olduğunda bu okcubaşı alayına ta‘yîn olunup seyishâneler üzre kafes kafes dicâclar ve gûnâ-gûn her diyârın horoslarından ba‘zı boynuzlu ve çatal ibikli ve ikişer ımlık horoslar ve semiz beslenmiş ımlık tavukları ile horosları "kukırıku kurıku" diyerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… erakkîler ve bahrîler ve kelebekler ve belaluçkalar ve deliceler ve kepişler ve
horoslar
ve kulle ve kepişler bu makûle fişeklere âteş edüp sabâha dek zemîn u âsumân ra …
Ve ba‘de'l-ışâ niçe kerre yüz bin sürâka fişek-i âsumânî semâya münkalib olup terakkîler ve bahrîler ve kelebekler ve belaluçkalar ve deliceler ve kepişler ve horoslar ve kulle ve kepişler bu makûle fişeklere âteş edüp sabâha dek zemîn u âsumân ra‘d-misâl gürlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
… ine atların bir nev‘idir ve kavm-i subû‘ ya‘nî arslanlar ve kavm-i firâhâ ya‘nî
horoslar
ve kavm-i te‘ab ya‘nî tilki kavmi {bunlar cân kavminin bir nev‘idir}.
Evvelâ kavm-i Tam ve kavm-i Rûm ve kavm-i Dekum ve kavm-i Bün ve kavm-i Huk ve kavm-i Bes {bunlar cümle cân kavmindendir} ve kavm-i Sâfın, bir gûne atlar idi ve kavm-i ciyâd yine atların bir nev‘idir ve kavm-i subû‘ ya‘nî arslanlar ve kavm-i firâhâ ya‘nî horoslar ve kavm-i te‘ab ya‘nî tilki kavmi {bunlar cân kavminin bir nev‘idir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396a ·
metinde göster ·
ötmeğe başlayınca seyr [ü] temâşâların edüp evc-i semâda ol kadar savaş-ı perhâ …
El-hâsıl ol gece iki kavim oburlarının tâ horoslar ötmeğe başlayınca seyr [ü] temâşâların edüp evc-i semâda ol kadar savaş-ı perhâş uğraş olmuşdur kim ne diller ile ta‘bîr ve ne kalemler ile tahrîr olmayup ol gece gıriv [ü] feryâd ve ra‘d [u] berk sayhasından ve havf [ü] haşyet ve dehşetimizden aslâ gözümüze hâb-ı râhat girmeyüp horoslar ötdükden sonra cümle câdûlar târumâr olup gâ’ib olurken bir kütürdü dahi kopup gökde[n] yere ve orman [ve] dağlara azîm şeyler düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… hasından ve havf [ü] haşyet ve dehşetimizden aslâ gözümüze hâb-ı râhat girmeyüp
horoslar
ötdükden sonra cümle câdûlar târumâr olup gâ’ib olurken bir kütürdü dahi kopup …
El-hâsıl ol gece iki kavim oburlarının tâ horoslar ötmeğe başlayınca seyr [ü] temâşâların edüp evc-i semâda ol kadar savaş-ı perhâş uğraş olmuşdur kim ne diller ile ta‘bîr ve ne kalemler ile tahrîr olmayup ol gece gıriv [ü] feryâd ve ra‘d [u] berk sayhasından ve havf [ü] haşyet ve dehşetimizden aslâ gözümüze hâb-ı râhat girmeyüp horoslar ötdükden sonra cümle câdûlar târumâr olup gâ’ib olurken bir kütürdü dahi kopup gökde[n] yere ve orman [ve] dağlara azîm şeyler düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… ba‘zı sahanlar üzre akîdeden kubbeler vardır, içinde çınkıraklı güvercinler ve
horoslar
ve tavşanlar çıkup bu erbâb-ı dîvân içre bir temâşâ olur.
Beri tarafdan paşanın çâşnigîrbaşısı iki yüz neferâtları ile der-akab üç bin sahanları pasa ederken ba‘zı sahanlar üzre akîdeden kubbeler vardır, içinde çınkıraklı güvercinler ve horoslar ve tavşanlar çıkup bu erbâb-ı dîvân içre bir temâşâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y181b ·
metinde göster ·
… badaluçka ve bahrî ve kelebek ve koçlar ve deliceler ve kestâneler ve tâvûs ve
horoslar
ve fişekden atlar ve kal‘alar ve papaslar ve Yahûdîler ve dîvler ve perîler ve …
Bu meydân-ı melâhatde bir gürûh-ı enbûh ricâlullâh dahi bu dârâtla âlûde olup on gün on gecede her hayme ve hargâh önünde niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn tüfeng ü fişeng ve tarakı ve âsumânî ve badaluçka ve bahrî ve kelebek ve koçlar ve deliceler ve kestâneler ve tâvûs ve horoslar ve fişekden atlar ve kal‘alar ve papaslar ve Yahûdîler ve dîvler ve perîler ve cemâller ve şâzrevânlar ve havânlar ve tulumbalar ve şebpereler ve pervâneler ve bunun emsâli niçe sûret fişekleri ve bârûd u neft ile memlû’ fânûslar ve çarh-ı felekler ve âteşden çadırlar ve fişekli hımârlar ve kelbler ve câmûsların fişeklerine âteş edince ve bu hayvânlar havfından bu deryâ-misâl askerin içine düşüp bir hây hûy vâveylâ şâdumânı olur kim gûyâ gulgule-i Hind'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y293b ·
metinde göster ·