Sultân Murâd Hân'ın Revân seferi'ne azîmeti ve ba‘de'l-feth Tebrîz ve Hoy [u] Menend vilâyetlerin harâb etdiği sene 1044. Târîh-i feth-i Revân: (---)(---)(---)(---) Kal‘a-i Revân'ı yedi günde kuvvet-i bâzûsıyla feth edüp içine Murtazâ Paşa'yı kırk bin askerle sâhib-i eyâlet edüp kendüler Âsitâne'ye müteveccih olup Tabanıyassı Muhammed Paşa'yı mührile Erzurûm'da alıkoyup kendüler Âsitâne-i sa‘âdet'e dâhil oldukda yedi gün yedi gece şâdumânîler oldu {sene 1045 Receb'inin tokuzuncu günü idi.} Ammâ ol senede ale'l-fevr şâh-ı bed-fi‘âl Revân'a sarılup muhâsara etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 62a ·
metinde göster ·
ve Menend ve Tesû ve Ordubâr ve Dümdümî ve Dümbülî ve Rûmiyye diyârların nehb ü …
Andan Pâdişâh-ı âlem Tebrîz'den avdet edüp Âzerbâycân diyârının yemîn [ü] yesârında Hoy ve Menend ve Tesû ve Ordubâr ve Dümdümî ve Dümbülî ve Rûmiyye diyârların nehb ü gâret ederek (---) günde sâlimîn ve gânimîn kal‘a-i Kotur nâm kal‘a Kızılbaş'ın sa‘b kal‘ası olmağile hayli toplar atup itâ‘at etmedi. Zamân-ı şitâya kalmağile ana ığmâz-ı ayn ile nazar edüp ubûr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68a ·
metinde göster ·
… u] safâ edüp cümle kelenter ve darûga ve mihmândârlar bin baş kârbân âmâde edüp
Hoy
cânibine ve şehr-i Behistân hânına ve kal‘a-i Çûres hânına ve Revân hânına hakî …
Kend-i Mirza İmâd: Nâhiye-i Dîdeherd hâkinde sekiz yüz hâneli âbâdân kenddir. Andan 7 sâ‘atde yine şehr-i Tebrîz-i dilâvize dâhil olup niçe gün dahi zevk [u] safâ edüp cümle kelenter ve darûga ve mihmândârlar bin baş kârbân âmâde edüp Hoy cânibine ve şehr-i Behistân hânına ve kal‘a-i Çûres hânına ve Revân hânına hakîre ri‘âyet edüp her menzilde nâmdâr kulağızlar verilmesiyçün mektûblar terkîm olundu. Ve Paşa-yı âlîşân efendimize nâme-i muhabbet-üslûblar yazılup on katar tâvûsî deve yükü pirinç ve huşk-i engür ve sâ’ir huşk-i Abbâsî emrûd ve gülnâr ve âlûlar verdi ve iki küheylân karaçabuk atı ve dörd aded alaca çapar atı verdi. Ve iki Gürcî gulâmlarının ellerinde dîbâ ve zerbâf ve zencîrbâf ve müşk [ü] anber-i hâm ve peten bâf-ı akmişe-i fâhireler ile Gürcî gulâmların verdi. Ve hakîre on tümen Abbâsî ve iki tümen bisitî ve bir Gürcî gulâmı ve bir semmûr Acemâne kürk ve bir kat Acemâne câme ve iki kürk-i kebûtî ve altı aded serbend hanî ve bir katar yükü mâya tavûsî-devesiyle Revân pirinci ve bir karaçabuk atı ve bir alaca çapar Özbek atı Acemâne eğeri ve licâmıyla ihsân edüp cümle ihtilât etdiğimiz dostlarımızla vedâlaşup ertesi ale's-sabâh hân-ı âlî-şân askeriyle süvâr olup kerrenây [u] kös-i Hakâniyânın ve sûr-ı Efrâsyab'ın döğüp çalarak bizi göndere gidüp Tebrîz hâricinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306b ·
metinde göster ·
hânına mektûbların verüp iki gün zevk [u] safâlar edüp ve niçe parça hedâyâlar …
Hoy hânına mektûbların verüp iki gün zevk [u] safâlar edüp ve niçe parça hedâyâlar ihsân edüp iki yüz aded müsellah refîkler alup yine cânib-i şimâle deşt u kendler güzer edüp 9 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307b ·
metinde göster ·
şehirlerindendir. Başka kelenteri vardır. Kadîm-i eyyâmda Tebrîz'e mânend şehr …
Menzil-i şehr-i Behistân-ı bâğistân: Hoy şehirlerindendir. Başka kelenteri vardır. Kadîm-i eyyâmda Tebrîz'e mânend şehr imiş. Hülâgû kavmi bu şehr kavmini helâk edüp şehrin hârâk etmiş. Hâlâ bin hâneli büleyde-i sağîredir. Üç câmi‘i ve hân [u] hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Lâkin kârgîr bezzâzistânı yokdur. Ammâ bâğ u besâtin ve gaytânına nihâyet yokdur. Andan yine cânib-i şimâle 3 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307b ·
metinde göster ·
… lar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i
Hoy
ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
… kadar âbdâr [ve] hoş-hârdır kim Malatıyye ve Acem diyârının Tesuy ve Ordubâr ve
Hoy
ve Merend şehirlerinde olmaz. Ve Karamân emrûdu dahi hem-çünân meşhûr-ı âfâkdır …
Me’kûlât [ü] meşrûbât [ve] masnû‘âtının memdûhâtından evvelâ gök sulu emrûdu ol kadar âbdâr [ve] hoş-hârdır kim Malatıyye ve Acem diyârının Tesuy ve Ordubâr ve Hoy ve Merend şehirlerinde olmaz. Ve Karamân emrûdu dahi hem-çünân meşhûr-ı âfâkdır. Ve gûnâ-gûn âbdâr kirazı, cihân-ârâdır. Ve memecik ekmeği memâlik-i Âl-i Osmân'da Sabanca somunundan sonra Lâdik şehrinin memecik ekmeği rub‘-ı meskûnda pembe-misâl ve beyâz ve hâs olması sebebiyle meşhûr-ı âfâkdır. Ancak yaylağ ve şitâsı ziyâde olmağıla üzümü ve kavunu ve karpuzu ve inciri ve zeytûnu ve narı olmaz. Amma memdûh-ı cihân-ârâ Akdağ balı nâmıyla mevsûf bir gûne asel-i musaffâsı var kim edîm-i arzda ne Girid balına benzer ve Adana balına benzer, ne Sıgla balına benzer, müşk-i amber-i hâm râyihalı sun‘-ı Hudâ bir aseldir kim niçe bin kutu ile İslâmbol a‘yânına hedâyâ gider. Ve kâr-ı memdûhundan Akdağ'ın beyâz sâdelik pembe bezi Acem'in Lekfûrî ve Musul bezinden rakîk ve beyâz bezi olur. Ma‘lûmumuz olan memdûhâtları bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… n kırkar ellişer dirhem gelir âbdâr zerdâlûsu Acem diyârının Tesü ve Ordubâr ve
Hoy
ve Merend şehirlerinde yokdur. Rûm'a ve Arab ve Acem'e kurusun hedâyâ götürürle …
Cümle halkı Türkmân ve Ermenîlerdir. Debbâğhânesi meşhûrdur. Memdûhâtından kırkar ellişer dirhem gelir âbdâr zerdâlûsu Acem diyârının Tesü ve Ordubâr ve Hoy ve Merend şehirlerinde yokdur. Rûm'a ve Arab ve Acem'e kurusun hedâyâ götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73a ·
metinde göster ·
… r-ı mûmâ-ileyhe gelüp dahi ziyâde asker koşulup Tebrîz kurbünde Ucân yaylası ve
Hoy
ve Merende ve Tesûy ve Salmas diyârların nehb ü gâret edüp dârların Kızılbaşlar …
Ba‘dehû Kızılbaş-ı bed-ma‘âşın kânı olan Kızılcayayla'yı nehb ü gâret etmeğe Ulama Paşa'yı on sekiz bin askere serdâr edüp gönderdi. Âhir Ulama Paşa Kızılca dağda bi-emrillah münhezim olup az asker ile Tebrîz altına serdâr-ı mûmâ-ileyhe gelüp dahi ziyâde asker koşulup Tebrîz kurbünde Ucân yaylası ve Hoy ve Merende ve Tesûy ve Salmas diyârların nehb ü gâret edüp dârların Kızılbaşların başına dar edüp cümle guzât-ı müslimîn Kızılcayayla'da münhezim olduklarının intikâmın alup bî-hisâb mâl ile zîr-i Tebrîz-i dilâvîzde ordu-yı İslâm'a mansûr [u] muzaffer dâhil olup andan yine yigirmi günde Kutur derelerinden ve Pinyaniş Ekrâdı içinden Van'a dâhil olup kal‘a-i Van'ı dahi imâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250a ·
metinde göster ·
… ve Şirvân ve Şâmakî'si ve Gîlân ve Bakü'süne vardım ve yine şimdi bu Rûmiyye ve
Hoy
ve Merend ve Tesûy ve Kumla ve Tebrîz diyârların gördüm, mum söndürme dedikleri …
Sene 1056 târîhinde Erzurûm'dan Acem'e gitdim ve sene 1060 târîhinde Bağdâd'dan yine Acem'in Hemedân ve Dergezîn'ine gitdim ve 1057 târîhinde diyâr-ı Kırım'dan Dağıstân'a, andan Acem'in Demirkapusu ve Şirvân ve Şâmakî'si ve Gîlân ve Bakü'süne vardım ve yine şimdi bu Rûmiyye ve Hoy ve Merend ve Tesûy ve Kumla ve Tebrîz diyârların gördüm, mum söndürme dedikleri şeyi ve eyle cem‘iyyeti görmedim. Ammâ bu cihân halkı zemmâm ve fassâl u gaddâr u kaddâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297a ·
metinde göster ·
… e vâki‘ olmuşdur. Cânib-i erba‘asına Rûmiyye ve Tesûy ve Kumla ve Karabağlar ve
Hoy
ve Merend ve Behistân ve Çures hânlarıyla ve sultânlarıyla müşâ bir Salmas sahr …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Cihân Şâh'ın Salmas nâm bir vezîri imâr edüp ismine Salmas dediler. Ya‘nî selâm esen kal‘ası demek olur. Bu kal‘a zeyline geldikde bi'l-acele hânı istikbâle çıkup eşik ağasıyla Rûmiyye hânını kendi sarâyına aldı. Murtezâ Paşa ağasın kethudâsına, bizi münşîsine mihmânlığa verüp kal‘ayı seyr ü temâşâya başladık. Ammâ kal‘ası bir sahrâ-yı azîmin içine vâki‘ olmuşdur. Cânib-i erba‘asına Rûmiyye ve Tesûy ve Kumla ve Karabağlar ve Hoy ve Merend ve Behistân ve Çures hânlarıyla ve sultânlarıyla müşâ bir Salmas sahrâsıdır kim Pasin ve Muş hâmûnlarının beşi kadar bir deşt-i Kıpçak gibi sahrâda vâki‘ olmuş kal‘a-i Salmas'dır. Ammâ şimâle nâzır kal‘a kapusunun içeri girerken sağ tarafında çâr-kûşe bir taş üzre "Emr-i hâzâ's-sûrü'l-metîn, bi-eyyâm-ı Tâceddîn-i âlîşân ve binâ-yı Hâce Nakdî-i Mıkrîzî." deyü tahrîr eylemiş ve sûrunun dâ’iren-mâdârı bin adımdır. 300b Ve. hevâsı bürûdet üzredir. Âb-ı cârîleri cânib-i garbda Kürdistân'ın Pinyanişî ve Abagay kûh-ı bâlâlarından gelüp niçe yüz bin bâğ [u] hadîka-i hayâtları reyy edüp bâğıstân-ı engüristânlarından ubûr ederek cânib-i garba Rûmiyye deryâsına munsabb olur. Ammâ kal‘ası bir püşte üzre vâki‘ olmağile bu enhâr-ı zülâller kal‘adan cereyân etmeyüp âb-ı zülâl kuyuları vardır ve taşrada cereyân eden nühûrlar cümle zîr-i zemînden cereyân edüp şâhrâhları üzre çâh-ı mâları var. Âl-i Osmân askerinden Acem bu kuyulardan çok âdem alup esîr etmişlerdir. Bu diyârın cümle suları böyle taht-ı türâbdan ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a–300b ·
metinde göster ·
… âre şehir vasatında vâki‘ olmuş bir şehr-i mutavassıtadır. Ammâ bu Salmas şehri
Hoy
şehrinin taraf-ı garbîsindedir ammâ cânib-i şimâle sehel meyyâlcedir. Mâbeynehü …
Bu şehr-i Salmas bâlâda tahrîr olunan yedi pâre şehir vasatında vâki‘ olmuş bir şehr-i mutavassıtadır. Ammâ bu Salmas şehri Hoy şehrinin taraf-ı garbîsindedir ammâ cânib-i şimâle sehel meyyâlcedir. Mâbeynehümâları yedi fersah yerdir. Tebrîz on fersah yerdir ve cânib-i şarkîsindedir. Ve Salmas iklîm-i örfiyyenin 17 bulunmuşdur. Tâli‘-i imâreti burc-ı esedde ve beyti şems-i nârîde bulunmuşdur. Anınçün esed-salâbetdir. Şiddet-i hârları şems tesîrindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300b ·
metinde göster ·
… Tesûy'un evsâfı mufassal tahrîr olunmuşdur kim Erzurûm ve Revân ve Nahşevân ve
Hoy
ve Behistân seyâhatlerine nazar oluna.
Sene 1057 târîhinde yine Tebrîz-i Âzerbaycân'a geldiğimizde bu şehr-i Tesûy'un evsâfı mufassal tahrîr olunmuşdur kim Erzurûm ve Revân ve Nahşevân ve Hoy ve Behistân seyâhatlerine nazar oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301a ·
metinde göster ·
… im Bitlîs hânı üzre Hakkarî ve Pinyanişî üzre derken bizim Rûmiyye ve Salmas ve
Hoy
ve Merend ve Kumla ve Tebrîz sahrâların nehb ü gâret edüp Tatar gibi şebhûnlar …
Kayser-zemînin niçe yüz bin gûne mekri vesîleleri vardır. Ülke-i Osmânlı yağmacı Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâra benzer. Bir gün görürsün kim Bitlîs hânı üzre Hakkarî ve Pinyanişî üzre derken bizim Rûmiyye ve Salmas ve Hoy ve Merend ve Kumla ve Tebrîz sahrâların nehb ü gâret edüp Tatar gibi şebhûnlar eder. İmdi yaman günin tedârikin yahşı görmek gerek. ‘Cüstün işi gâfil kişinin başı kesilir’ demişler. Ne dersin Evliyâ akam bu müşâvere bu danışıklıklar yahşılık değil midir?" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
Andan ılgar edüp Kehrevân u Marâğa ve Ucân u Tebrîz ve Kumla vü Rûmiyye ve
Hoy
u Menend ve Tesûy u Salmas ve Ordubâr ve tâ Nahşevân'a varınca İmâdiyye hâkimi …
Andan ılgar edüp Kehrevân u Marâğa ve Ucân u Tebrîz ve Kumla vü Rûmiyye ve Hoy u Menend ve Tesûy u Salmas ve Ordubâr ve tâ Nahşevân'a varınca İmâdiyye hâkimi diyâr-ı Âzerbaycân'ı harâb u yebâb ve halkın kebâb edüp mâl-ı ganâ’imin cümle Süleymân Hân'a gönderüp kendüsi şehr-i Sehend üzre diyâr-ı imâdü'l-İslâm olan dâr-ı diyârına girüp karâr-dâde olur. Ba‘dehû Şâh-ı Acem ile İrân-zemîn hânlarından ve sultânlarından Hamîs oğlu Hamza Sultân ve Kertbây Sultân ve Memi Cân Sultân ve Bayat ümerâsından Seyfî Sultân ve Cân Apardı Hân ve Alî Sultân ve Dünür Halîfe Sultân ve Memkendî Sultân ve Aları Gözübüyük Sultân ve niçe yüz sultân hânlar ile Şâh-ı Bağdâd-ı behişt-âbâd üzre asker-keş olduğun yine mezkûr İmâdiyye Hâkimi Sultân Hüseyin {haber alup} Cizre ve İmâdiyye ve Akra ve Kelerni ve Hiron ve Espa‘ird ve Kesân ve Şervî ve Müküs ve Hasankeyfâ beğlerin ve askerlerin cem‘ edüp bir gice içre Taht-ı Maşa altından ubûr edüp Şâh ordusun basup cümle Acem'i kırup kemân-ı kuvvetlerin yasup Hüseyin Hân kılıcın arşa asup Bağdâd'ı muhâsaradan halâs edüp yine mansûr u muzaffer niçe bin bâr-ı şütür genc-i Kârûn ile İmâdiyye'ye dâhil olur. Ba‘dehû Süleymân Hân kendüye Musul eyâletin dahi ihsân eder. {Âhir-ı kâr} bi'z-zarûrî Şâh sulha rağbet eder. Ba‘dehû yine şehr-i Sehend'i imâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306b ·
metinde göster ·
… n ve şehr-i Ocân gibi yetmiş pâre şehr-i mu‘azzamları feth ü yağma ü târâc edüp
Hoy
ve Menend ve Tesûy ve Kumla ve Salmas ve Şâm-ı Gâzîyân ve Karnıyarık ve Kotur v …
Bir halûk u halîm çelebi idi. Eyyûb'da medfûndur. Andan sonra sene (---) târîhinde Receb Paşa'nın katli ve yigirmi kise mâlı çıkdığı Tabanıyassı Mehemmed Paşa'nın vezîria‘zam olduğu ve sene 1044 târîhinde bizzât Sultân Murâd'ın şehr-i Ramazân'ın yigirminci sebt günü yedi günde kal‘a-i Revân'ı feth edüp Koca Ken‘ân Paşa'ya Ahıska kal‘asın feth etdirüp târîhinde bizzât Murâd Hân ba‘de'l-feth Revân [ve] Nahşevân ve şehr-i Âzerbaycân ve şehr-i Ocân gibi yetmiş pâre şehr-i mu‘azzamları feth ü yağma ü târâc edüp Hoy ve Menend ve Tesûy ve Kumla ve Salmas ve Şâm-ı Gâzîyân ve Karnıyarık ve Kotur ve Abagay kal‘aları üzre kal‘a-i Van'a andan Ercîş ve Âdilcevâz ve şehr-i Ahlat ve Bitlîs ve Hazzo ve Mifârıkîn ve Diyârbekir üzre dârü's-saltanati'l-aliyye olan İslâmbol'a dâhil oldukda Erzurûm muhâfazasında olan Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa'dan haber {geldi kim} "Revân'ı şâh-ı gümrâh-ı pür-günâh {Kara Murtezâ Paşa elinden alup andan amân ile dahi çıkan asker-i İslâm'ı şâh kırdı ve Kars kal‘asın dahi} aldı." deyü haber geldikde Mehemmed Paşa mühürden ma‘zûl olup sene 1047 târîhinde Bayrâm Paşa mühr ile Irâk-ı Bağdâd üzre serdâr olup gitdikde (---)(---)(---) merhûm olup na‘şını İslâmbol'da Avretbâzârı'ndaki türbesinde defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336a ·
metinde göster ·
… feth etdiğimiz Hemedân ve Dergezîn ve Erdebil ve Kehrân ve Rûmiyye ve Tebriz ve
Hoy
ve Menend ve Salmas ve Tesu ve Ordubar ve Nahşivân ve Revân ve Gence ve Tiflis …
"Amân sultânım, diri dirliğinizde Haleb tokadına girme. Eş kurbân olayım. Bu kadar bin kesen var ve yetmiş seksen bin askerin var. Andan gayrı yüz bin yiğide mâl verüp iki kerre yüz bin asker ile evvel bahârda ya Erzurûm'dan ya Van'dan ya şehrezûl'dan Acem diyârına gidelim. Elin vilâyetin Hüsrev Paşa gibi âlân u tâlân ve harâb u yebâb edelim. Âl-i Osmân'a birkaç memleket feth edelim. Sikke ve hutbeyi Osmânoğlu nâmına okudalım. Ola kim Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ hazz edüp cürmümüz afv edüp feth etdiğimiz Hemedân ve Dergezîn ve Erdebil ve Kehrân ve Rûmiyye ve Tebriz ve Hoy ve Menend ve Salmas ve Tesu ve Ordubar ve Nahşivân ve Revân ve Gence ve Tiflis ve Tomanis ve şirvan ve şamaki'ye varınca yedi vezîrlik kal‘alar ve şehr-i âbâdânlardır, 71b inşâ’allâh bu zikr olunan kal‘alara amân u zamân vermeyup feth etdikde işte yanında olan hâzır yedi aded vezîr ve vezîrliğe lâyık beğlerbeğilerin var. Feth etdiğimiz diyârları Âl-i Osmân sizlere verüp İran ve Turan'a hükm edelim. Amân vezîrim, sözümüz tut. Acem'e böyle gidelim ve gazâlar edüp dîn-i mübîn uğuruna kılıç çalalım. Hemân sultânım, amân Haleb'e girmeyelim" deyü niçe âkıbet-endîş hayırhâhlar Hasan Paşa'ya va‘z [u] nasîhatlar etdikde nasîhatları aslâ makbûle geçmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 71a–71b ·
metinde göster ·
… hr[â] altında gezüp kurâdan kurâya giderler. Hemân diyâr-ı Acem'de Tebrîz'de ve
Hoy
ve Merend şehrindeki yer altında olan kuyular gibi bunda dahi âdemler gezer, ac …
Ba‘dehu cümle ahâlî-i vilâyet mezkûr kuyular içre girüp ol sahr[â] altında gezüp kurâdan kurâya giderler. Hemân diyâr-ı Acem'de Tebrîz'de ve Hoy ve Merend şehrindeki yer altında olan kuyular gibi bunda dahi âdemler gezer, acîb ü garîb temâşâ ovadır ve garâ’ib mahsûllü sahrâcıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162a ·
metinde göster ·
… ekirdekli engûrü olur, İzmir ve Kuşadası ve Karabâğlarda ve İstanköy'de ve Acem
Hoy
Menendi'nde olmaz. Kırmızı akîk-i Yemenî-misâl bir üzümdür. Ammâ hikmet-i Hudâ …
Ve cemî‘i halkı bâğbândır, zîrâ zirâ‘at yeri azdır. Ve bir gûne bir çekirdekli engûrü olur, İzmir ve Kuşadası ve Karabâğlarda ve İstanköy'de ve Acem Hoy Menendi'nde olmaz. Kırmızı akîk-i Yemenî-misâl bir üzümdür. Ammâ hikmet-i Hudâ şarâb etseler sirke olur, mu‘cize-i Halîl'dir. Ammâ zeytûnu ve zeyt yağı ol kadar çok olur kim Mühr-i İlyâs iskelesinden her sene gemilere üzüm ve incîr ve zeytûn ve zeyt yağın doldurup dib Frengistân'a gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232a ·
metinde göster ·
Hakîr gördüm ki kal‘a-i Tûr leb-i deryâda bir küçük kal‘acıkdır. "Anın seyr [ü] temâşâsı ne ola?" deyü cebel-i Tûr-ı Sînâ'dan aşağı ba‘zı ruhbânlar ile enüp bir vâsi‘ dere içre gül [ü] gülistân ve bâğ u bostânlı İremezâtü'l-imâd misilli bir hıyâbân-ı Acem bir bâğ u bâğçeleri var kim gûyâ Konya'nın Merâm'ı ve Malatıyye'nin Aspuzu'sudur. Latîf elması ve emrûdu ve nârı ve ayvası ve engûrü olur kim gûyâ müsmirât-ı Hoy menend Ordubâr-ı Acemdir. Tûr gemileri ile meyvesi Süveys'e gelüp andan Mısır'a gelüp meyve ile Mısır ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a ·
metinde göster ·