Bu Temâşâları edüp ertesi bu Üçkilise'den kalkup yine cânib-i şarka azamet-i
Hudâ eyle
ma‘mûr ve âbâdân yerlerde kurâ ve kendler, dağ u rağları, bâğlar ve sahrâ [ve] …
Bu Temâşâları edüp ertesi bu Üçkilise'den kalkup yine cânib-i şarka azamet-i Hudâ eyle ma‘mûr ve âbâdân yerlerde kurâ ve kendler, dağ u rağları, bâğlar ve sahrâ [ve] kurâları mahsûllü yerler aşup bir zirâ‘ mikdârı arz-ı hâliye zemîn-i şûre görmeyüp 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294a ·
metinde göster ·
… etdim. Cümle yârân şâdumân oldular. Andan Sarrâc Mehemmed Çelebi aldı ve şükr-i
Hudâ eyledi
. Bu kerre bizi bu çeşmeye getiren Yürük kocasına teklîf etdiklerinde "Oğullar, …
Andan Resmî Çelebi Bismillah ile varup bilâ-tereddüd nûş etdi. Andan Muhzırzâde vardıkda kesilüp yine akdıkda alup nûş etdi. Buna cümle yârân bir netîce-i kelâm veremediler. Andan bizim bir gulâmımız varup bî-bâk u bî-pervâ nûş etdi. Hemân cümle yârân teveccüh-i asâyı hakîre dikdiler. Elbette siz de içersiz, deyü ibrâm [u] ilhâh teklîf-i mâlâ yutâk etdiler. Hakîr eyitdim "Bre âşıkân-ı sâdıkân, biz bu gûne âlüfte ve âşüfte hezâr âşinâ seyyâh-ı âlemiz. Bu hakîre bu teklîfi etmen" deyü ricâ etdikçe cümle yârân gülerek musırr olup "Elbette bizim mâhiyyetimize vâkıf oldun. Bir de seni görelim" deyü cebr-i mübrem-i kesîr etdiler. Hakîr dahi kendi hâlimden haberdârım ammâ yine derûnumda bir havf eseri idi. Hemân ecdâd-ı nâmım Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinin rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp Bismillah ile keşkülü ele alup mâ-i tâhirden 143a bu hakîr-i pür-taksîr tâhir sudan nûş etdim. Cümle yârân şâdumân oldular. Andan Sarrâc Mehemmed Çelebi aldı ve şükr-i Hudâ eyledi. Bu kerre bizi bu çeşmeye getiren Yürük kocasına teklîf etdiklerinde "Oğullar, benim tâli‘im yokdur. Belki su kesile" sevdâsında olup vardıkda alamayup ana dahi gülüşüp "Bre koca sen de mef‘ûl imişsin" deyü vâfir şakalar etdiler. Netîce-i merâm bu yalçın kayadaki çeşmeden yetmiş aded kimesne su içmeğe kasd edüp ancak beş kimesne nûş edüp gayriye müyesser olmadı. Bir garâ’ib ve acâ’ib mutalsam-ı ayn-ı câriyedir. Kimesne bu çeşmenin keyfiyyet-i esrârından vâkıf olamayup ertesi kırk birinci gün Sofya'ya dâhil olduk. Ammâ bu Vitoş yaylasında niçe yüz ibret-nümâ alâmetler ve âsâr-ı binâlar var kim âdemin aklı gider. Hatta bir ibret-nümâ binâ-yı kadîm var, cemî‘i mülûk anı Ferhâdî külünkler ile nakb edüp bir isr-i kâr etdirememişler. "Tûfândan sonra Sofya'da sâkin olan Sırfâyil oğlu Sırfa'nın kenzidir ve kabri kendidir" deyü kavm-i Latin ol zu‘mdadır. Ammâ diyâr-ı Rûm'da ve eyâlet-i Rûm-ı merzbûm-ı edna'l-arzda Hâlık-ı Kevneyn'in halk etdiği yetmiş aded kûh-ı serbülend ve yaylağ-ı dil-pesendler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b–143a ·
metinde göster ·
… alup Maskov vilâyetine giderken yere geçen zemîni görmek müyesser olup azamet-i
Hudâ eyle
bir hafr-i azîm idi kim tâ çâh-ı gayyâ-misâl ka‘r-ı zemîni görünmez bir derk-i …
Hattâ bir gün bir gece bu Santoron cezîresinde eyle toplar atıldı kim Leh vilâyetinde bir şehir yere geçdi ve Maskov diyârında Heyhât sahrâsının bir mahalli yere geçmiş. Bu abd-i hakîr Dağıstân pâdişâhı Sultân Mahmûd Hân-ı Şemhâl'den izin alup Maskov vilâyetine giderken yere geçen zemîni görmek müyesser olup azamet-i Hudâ eyle bir hafr-i azîm idi kim tâ çâh-ı gayyâ-misâl ka‘r-ı zemîni görünmez bir derk-i esfel idi. Âhır-ı kâr bu hafrin yedi konak çevresin deverân edüp gûyâ cehennem derelerinden bir hafr-i azîm idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
ma‘mûr u âbâdân müzeyyen kurâları ve çiftlikler var kim her biri birer gûne bâğ …
Niçe gün bu şehrin a‘yân [u] eşrâflarıyla zevk u safâlar edüp ba‘dehu Serdâr Alî Paşa'nın hakîr ile gönderdiği emr-i pâdişâhîleri Yanya paşası Diyârbekirli Samancızâde (---) Paşa'nın dîvânında kırâ’et etdirüp cümle a‘yân-ı kibâr "Fermân pâdişâhındır" deyüp Manya vilâyeti muhâfazasına cümle âmâde olup hakîre bir kîse ücret-i kadem ve üç at ve on donluk çuka ve atlâs ve niçe tuhef eşyâlar cümle mîr-i mîrânlardan peydâ edüp ba‘dehu sene 1081 rûz-ı Kâsım'ın bu şehirde sicil edüp ol gün Yanya'dan garb 350a tarafına Yanya gölü kenârınca 2 sâ‘at gidüp andan keşişleme cânibine kecistân yolu üzre azamet-i Hudâ eyle ma‘mûr u âbâdân müzeyyen kurâları ve çiftlikler var kim her biri birer gûne bâğ u bâğçeli ve çayır u çemenli buk‘aları hûb ve hâk-i pâkleri beyne'n-nâs merğûb mezre‘âtları vâfir ve çerâgâhları mütekâsir birbirlerine muttasıl aslâ arz-ı hâliye olmayup bu âbâdânları seyr [ü] temâşâlar edüp ubûr ederek 6 sâ‘atde Saranda Potamo deresini geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 349b–350a ·
metinde göster ·