… ümessek ve mu‘amber bekmez şerbeti ve ayva perverdesi şerbeti şiddet-i hârda ve
hummâ
harâretine tîn-ı mahtûm kadar nâfi‘dir. Ve keçeden süzülmüş dil buran üzüm şıra …
Der-beyân-ı meşrûbat-ı mahsûlât: Evvelâ mümessek ve mu‘amber bekmez şerbeti ve ayva perverdesi şerbeti şiddet-i hârda ve hummâ harâretine tîn-ı mahtûm kadar nâfi‘dir. Ve keçeden süzülmüş dil buran üzüm şırası gâyet la‘l-gûn ve kuvvet-i kuvâ-yı bedendir. Ve dud şarâbı ve hardaliyyesi ve Bulduklu şarâbı diyâr-ı Acem'e hedâyâ gider, beyâz şarâb lezizdir. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282a ·
metinde göster ·
Germâb-ı diğer: Şehr-i Lâdik'in cânib-i garbında üç sâ‘at ba‘îd kaza-i Kavza'da hummâ-i Kavza, Arabistân'da hummâ derler, diyâr-ı Acem'de germâb derler, Türkistân'da ılıca derler, Rûm'da kaynarca derler, Bosna'da ve Rûmelinde bânâ derler, bu Lâdik ve Amasiyye'de kavza derler. Tataristân'da ılısı derler, lisân-ı Moğolî'de kerende derler. Amma bu Lâdik kavzası kadar nâfi‘ humma, germâb görmedim. Çifte kubbe-i azîmlerdir. Avretlerin ve erlerin başka kıbâb-ı âliyeleri vardır. Merdânelerin ılıcasında aşren fe‘aşr halîc-misâl bir havz-ı şâfi‘î var kim mürde dil girse hayât-ı câvidân bulur. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir. Cânib-i erba‘asında beyâz mermerden arslan ağızlarından âb-ı suhn cereyân edüp havz-ı azîme dâhil olur. Ammâ bir küçük havz vardır. Suyu kemâl mertebe meshûndur kim âdem girmeğe tahammül edemez. Ve büyük havzın cânib-i erba‘asındaki tâkler altında sekiz aded Hanefî kurnaları vardır. Kiraz mevsiminde bunda dahi niçe bin âdem gelüp çimerler. İstirâhat edüp şifâ bulurlar. Ve bu germâbda Kız Gözü nâmıyla meşhûr bir beyâz mermerden bir âb-ı hayât-ı yah-pâre ayn-ı zülâl cereyân eder kim nûş eden cânlar hayât-ı câvidân bulur. Hikmet-i Hudâ bu kim yah-pâre su ile mâ’-i germâbın mâbeyni bir kulaç yerdir. Sovuk ve ıssı su birbirine karîb acîb sun‘-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b ·
metinde göster ·
marazına mübtelâ olan kimesneler türâbından alup tenâvül ide ide hâk-i anber-âs …
Ammâ bu diyârın halkı mu‘tekidler olmağile hummâ marazına mübtelâ olan kimesneler türâbından alup tenâvül ide ide hâk-i anber-âsâsı kalmayup yine mâh be-mâh gayrı türâb mâl-â-mâl ederler. Hikmet-i Hudâ her kim türâbından sehelce yalasa yâhûd suya koyup âbından nûş etse bi-emri Hudâ sıhhat bulur. Şöhre-i şehr olmuş ziyâretgâhdır. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221a ·
metinde göster ·
… r âdem çöle çıkamazdı. Ammâ hikmet-i Hayy-ı Kadîr Hazret-i Alî kasabasında asla
hummâ
ve tâ‘ûn ve zâtü'l-cenb misilli emrâz-ı muhtelife yokdur. İllâ maraz-ı zahîr ço …
Husûsan bu hâk-i Bağdâd ve Kûfe ve Ummân'da şiddet-i hârdan kurşum eriyüp mahv olur. Ol kadar ıssı hevâsı vardır. Ammâ bi-emri Hudâ benî Âdeme ve gayrı hayvâna mü’essir değildir. İllâ hikmet-i Hudâ bu diyârda arslanı ısıtma dutar, o da taraf-ı Hak'dan bir rahmetdir. Eyle olmasa diyâr-ı Bağdâd'da esed derdinden bir âdem çöle çıkamazdı. Ammâ hikmet-i Hayy-ı Kadîr Hazret-i Alî kasabasında asla hummâ ve tâ‘ûn ve zâtü'l-cenb misilli emrâz-ı muhtelife yokdur. İllâ maraz-ı zahîr çokdur. Ve hevâsı gâyet latîf olduğundan cümle ahâlîsi ten-dürüstlerdir. Ve bu âsitâneye bir marîz gelse bi-emr-i Hudâ cemî‘i illetinden pâk olur ve bu âsitânenin bâb-ı mu‘allâsı cânib-i (---) meftûh bir bâb-ı sa‘âdetdir kim cemî‘i selef pâdişâhları atebe-i âlîsi ve süflîsi ve bâb-ı şerîfinin cenâhları ve halka vü mismâr ve miftâh ü kıfilleri cümle (---)(---) mebnî bir bâb-ı musanna‘dır kim cihân meddâhlarının zebânları midhatinde kâsır ve küttâbların kalemleri kâsirdir. Ve bu derveze-i cinândan içeri cümle ahâlî-i züvvâr duhûl etdikde âdem gûyâ hayât-ı câvidân bulup mesrûr [u] handân olur. Bu kubbe-i bülendin tâ vasatında sandûka içre ol Dâmâd-ı Hazret-i Resûl-i Ekrem ve güzîde-i imâm-ı muhterem ol Düldül-süvâr Alî mehbit-i nûr-ı Hudâ'ya müstağrak olup gazanfer fer esed-i heybet-misâl yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356a ·
metinde göster ·
… kı kaplıca derler. Sofya halkı bana derler. Çıtak kavmi koza derler. Arab kavmi
hummâ
derler. Acem kavmi germâb derler. Türkman kavmi ılı su derler. Moğol kavmi ısâb …
Kavm-i Yörükân kösten derler. Bursa halkı kaplıca derler. Sofya halkı bana derler. Çıtak kavmi koza derler. Arab kavmi hummâ derler. Acem kavmi germâb derler. Türkman kavmi ılı su derler. Moğol kavmi ısâb derler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174a ·
metinde göster ·
Ve bu kavimlerde aslâ tâ‘ûn ve sancı ve zâti'l-cenb ve hüvâm ve
hummâ
ve ağrı hastalığı ve cüzâm ve freng zahmeti ve gayri emrâz-ı muhtelifeler olmaz …
Ve bu kavimlerde aslâ tâ‘ûn ve sancı ve zâti'l-cenb ve hüvâm ve hummâ ve ağrı hastalığı ve cüzâm ve freng zahmeti ve gayri emrâz-ı muhtelifeler olmazdır. İki yüz ve iki yüz elli ve üç yüz yaşında mu‘ammer olup ömr-i tabî‘îsi ki gele başın dutamayup başı omuzuna düşe, ol gün mürd olup yâ yere gömerler veyâ âteşe yakarlar veyâ suya atarlar veyâhûd meyyitlerin yerler. Mezheblerine ve kur‘alarına göre amel etdikleri dahi mahalliyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176a ·
metinde göster ·
… e kerâmâtından birisi zamân-ı hayâtlarında du‘â edüp "Bu Simav şehrine tâ‘ûn ve
hummâ
marazı girmesin" [deyü] buyurmuşlar. Müddet-i hayâtlarında bu şehr içre yüz ell …
Ve yine Cavlı mahallesine karîb ziyâretgâh-ı azîm eş-Şeyh Hazret-i Zekeriyyâ Efendi, niçe yüz kerâmât-i bâhire sâhibi ulu sultândır. Cümle kerâmâtından birisi zamân-ı hayâtlarında du‘â edüp "Bu Simav şehrine tâ‘ûn ve hummâ marazı girmesin" [deyü] buyurmuşlar. Müddet-i hayâtlarında bu şehr içre yüz elli sene tâ‘ûn girmemiş. Bu du‘â’i yigirmi beş seneye bâliğ iken edüp du‘âları hedef-i icâbetde vâki‘ olup kâmil yüz yigirmi beş sene bu şehr-i Simav'a hummâ ve tâ‘ûn girmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23a ·
metinde göster ·
… ‘âları hedef-i icâbetde vâki‘ olup kâmil yüz yigirmi beş sene bu şehr-i Simav'a
hummâ
ve tâ‘ûn girmemişdir.
Ve yine Cavlı mahallesine karîb ziyâretgâh-ı azîm eş-Şeyh Hazret-i Zekeriyyâ Efendi, niçe yüz kerâmât-i bâhire sâhibi ulu sultândır. Cümle kerâmâtından birisi zamân-ı hayâtlarında du‘â edüp "Bu Simav şehrine tâ‘ûn ve hummâ marazı girmesin" [deyü] buyurmuşlar. Müddet-i hayâtlarında bu şehr içre yüz elli sene tâ‘ûn girmemiş. Bu du‘â’i yigirmi beş seneye bâliğ iken edüp du‘âları hedef-i icâbetde vâki‘ olup kâmil yüz yigirmi beş sene bu şehr-i Simav'a hummâ ve tâ‘ûn girmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23a ·
metinde göster ·
… kûr nehir ol âsitânenin altına girüp gâyib olur. Ammâ bu aynın hâssası bir âdem
hummâ
marazına mübtelâ olsa ale's-sabâh üç gün girse halâs olur. Cenâbet âdem girse g …
Ayn-ı Dilbiyye: Bir kayadan şâzrevân-misâl pertâb eder. On adım mikdârı cereyân edüp yine ol mahalde şeyh Mes‘ûd hazretleri bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Mezkûr nehir ol âsitânenin altına girüp gâyib olur. Ammâ bu aynın hâssası bir âdem hummâ marazına mübtelâ olsa ale's-sabâh üç gün girse halâs olur. Cenâbet âdem girse gâyib olur. Su içmek murâd edinen âdem aynın başına varup "Yâ şeyh Mes‘ûd iskınî atşânî" deyü ricâ etse, ol ân bi-emrillâh yine ayn cereyân edüp nûş ederler. Bir âb-ı lezîzdir, "Alâ memerri's-sinîne ve'ş-şuhûr" dâ’imâ hilkati böyle olup bu hâl üzre cârîdir. Ba‘zılar bu ayna Mes‘ûd Atşânî derler, ulu ziyâretgâh ve âb-ı nâbdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197a ·
metinde göster ·
ya‘nî ısıtma: Hamd-i Hudâ bu iç kal‘ada cemî‘i zamân hummâ-yı rub‘ ve hummâ-yı …
Tılısm-ı hummâ ya‘nî ısıtma: Hamd-i Hudâ bu iç kal‘ada cemî‘i zamân hummâ-yı rub‘ ve hummâ-yı muhrika aslâ yokdur. Gayrı diyârdan ısıtmalı bir âdem bu iç kal‘ada üç gün sâkin olsa bi-emrillâh halâs olur. Vefkı Helvâcı Mehemmed Ağa'nın kapusu dibinde amûdda üç satır vefk tahrîr olunmuşdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y80a ·
metinde göster ·
… felc ve ra‘şe-i vücûd ve cüzâm ve sil ve şîrpençe ve âkile ve beras ve kuba ve
hummâ
ve'l-hâsıl tâ‘ûn dahi nedir bilmezler.
Ve emrâz-ı muhteliflerden tâ‘ûn ve zâtülcenb ve felc ve ra‘şe-i vücûd ve cüzâm ve sil ve şîrpençe ve âkile ve beras ve kuba ve hummâ ve'l-hâsıl tâ‘ûn dahi nedir bilmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416b ·
metinde göster ·