Hânlıkdır. Ammâ yedi sancak add olur. Başka sikke ve hutbe sâhibi pâdişâhdır ammâ azl [u] nasbı Âl-i Osmân elindedir. Hutbesinde ibtidâ Âl-i Osmân yâd olunup ba‘dehu hân ismi yâd olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51a ·
metinde göster ·
… gelüp Sârî münhedim olmak sadedinde iken Medîne'de de Hazret-i Ömer cum‘a günü
hutbe
tilâvet ederek kalb gözüyle gördü kim Sârî münhedim oluyor. Hemân minberde hutb …
Esnâf-ı kalaycıyân: Dükkân 106, neferât 500, pîrleri Hazret-i Sârî'dir kim Hazret-i Alî belin bağladı. Hazret-i Ömer hilâfetinde Acem diyârında Nihâvend seferi'ne serdâr olup vardukda Acem gâlib gelüp Sârî münhedim olmak sadedinde iken Medîne'de de Hazret-i Ömer cum‘a günü hutbe tilâvet ederek kalb gözüyle gördü kim Sârî münhedim oluyor. Hemân minberde hutbe esnâsında "Yâ Sâriye ile'l-cebel" deyü Hazret-i Ömer bir na‘ra etdükde cümle cemâ‘at hayrân kalup, "Ömer'e ateh galebe edüp beş aylık yolda Nihâvend'de olan Sârî'yi hâtırına getirüp hutbede galat etdi" dediler. Kimi esrâr-ı hafîsine haml edüp târîh kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185b ·
metinde göster ·
… utbe tilâvet ederek kalb gözüyle gördü kim Sârî münhedim oluyor. Hemân minberde
hutbe
esnâsında "Yâ Sâriye ile'l-cebel" deyü Hazret-i Ömer bir na‘ra etdükde cümle ce …
Esnâf-ı kalaycıyân: Dükkân 106, neferât 500, pîrleri Hazret-i Sârî'dir kim Hazret-i Alî belin bağladı. Hazret-i Ömer hilâfetinde Acem diyârında Nihâvend seferi'ne serdâr olup vardukda Acem gâlib gelüp Sârî münhedim olmak sadedinde iken Medîne'de de Hazret-i Ömer cum‘a günü hutbe tilâvet ederek kalb gözüyle gördü kim Sârî münhedim oluyor. Hemân minberde hutbe esnâsında "Yâ Sâriye ile'l-cebel" deyü Hazret-i Ömer bir na‘ra etdükde cümle cemâ‘at hayrân kalup, "Ömer'e ateh galebe edüp beş aylık yolda Nihâvend'de olan Sârî'yi hâtırına getirüp hutbede galat etdi" dediler. Kimi esrâr-ı hafîsine haml edüp târîh kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185b ·
metinde göster ·
… re’y [u] tedbîriyle Ertuğrul Beğ'i beğ edüp tûğ u alem verdiler, ammâ sikke ve
hutbe
sâhibi değil idi. Niçe eyyâm beğ olup İznik kurbunda Söğüdcük nâm kasabada merh …
Hikmet-i Hudâ, sene 600 târîhinde Selçûkıyân inkırâz-ı nesl bulup cümle ahâlî-i Rûm re’y [u] tedbîriyle Ertuğrul Beğ'i beğ edüp tûğ u alem verdiler, ammâ sikke ve hutbe sâhibi değil idi. Niçe eyyâm beğ olup İznik kurbunda Söğüdcük nâm kasabada merhûm olup anda medfûndur. Andan yerine oğlu Osmân Beğ Hân Gâzî ibn Ertuğrul, cümle kibâr-ı evliyâullah'ın izn-i şerîfleriyle müstakil pâdişâh olup sikke ve hutbe sâhibi oldu. Târîh-i cülûsu, evvelâ "Osmân" lafzıdır, sene 699.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 232a ·
metinde göster ·
… cümle kibâr-ı evliyâullah'ın izn-i şerîfleriyle müstakil pâdişâh olup sikke ve
hutbe
sâhibi oldu. Târîh-i cülûsu, evvelâ "Osmân" lafzıdır, sene 699.
Hikmet-i Hudâ, sene 600 târîhinde Selçûkıyân inkırâz-ı nesl bulup cümle ahâlî-i Rûm re’y [u] tedbîriyle Ertuğrul Beğ'i beğ edüp tûğ u alem verdiler, ammâ sikke ve hutbe sâhibi değil idi. Niçe eyyâm beğ olup İznik kurbunda Söğüdcük nâm kasabada merhûm olup anda medfûndur. Andan yerine oğlu Osmân Beğ Hân Gâzî ibn Ertuğrul, cümle kibâr-ı evliyâullah'ın izn-i şerîfleriyle müstakil pâdişâh olup sikke ve hutbe sâhibi oldu. Târîh-i cülûsu, evvelâ "Osmân" lafzıdır, sene 699.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 232a ·
metinde göster ·
… ‘a-i Kestel ve kal‘a-i Kite ve kal‘a-i Biga ve'l-hâsıl iki yüz kal‘a ve iki yüz
hutbe
sâhibidir.
Evvelâ kal‘a-i Bilecik ve kal‘a-i İnegöl ve Karahisâr ve İnönü ve kal‘a-i İznik ve Köprühisâr ve Ilıbâd hisârı ve kal‘a-i Kestel ve kal‘a-i Kite ve kal‘a-i Biga ve'l-hâsıl iki yüz kal‘a ve iki yüz hutbe sâhibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 232a ·
metinde göster ·
tilâvet edüp üç sene bu şehrde sâkin olup cânib-i şimâlinde olan Gürcîstân Mikr …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Azerbaycân sâhibi Sultân Hasan, dest-i Ceneviz'den feth edüp ismine Tarab-zen dediler. Zirâ içinde hâkimi, ehl-i zevk bir krala avret olmağıla Tarab-zen dediler. Ba‘dehu Timur hâdisesinde Sultân Hasan, Mâverâu‘n-nehr'e Timur Hân istikbâline müteveccih oldukda küffâr hâksâr-ı dûzah-karâr olıcak İslâmbol Tek[f]uru Rûm Kostantin fırsat bulup istîlâ etdiler. Ba‘dehu sene 878 târîhinde Ebü'l-Feth Sultân Mehemmed {İbtidâ deryâdan Tarabefzûn'u feth etdi kim (...)(...)(6 sene sonra Uzun Hasan)(...)} Mehemmed {Hân İslâmbol'dan donanma-yı hümâyûn ile kal‘a-i Tarabefzûn'a gelüp andan deryâ-misâl asker-i bî-pâyân ile Canha yollarından} Uzun Hasan ile Tercan sahrâsında ceng-i azîm edüp Sultân Hasan'ın kırk bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp Sultân Hasan münhezimen kal‘a-i Azerbaycân'a firâr edüp ol feth-i fütûha "Butlânu keydü'l-hâyinîn" târîh olmuşdur sene 878. Diğer târîh Arapça{âyet-i şerîfi târîhdir} sene 878. Sultân Murâd-ı Evvel'in Kosova cenginden sonra Ebü'l-Feth'in bu gazâsı gibi Âl-i Osmân'da bir gazâ-yı ekber olmamışdır. Bu gazâdan on üç {sene mukaddem Sultan} Ebü'l-Feth Mehemmed Hân deryâ-misâl asker ile berren ve bahren Tarabzen üzre çöküp hâh [u] nâ-hâh yetmiş günde Rûm keferesi destinden sene 865 târîhinde feth edüp âb [u] hevâsının letâfetinden hazz edüp bu şehrin ismine Tarabefzûn dediler. Hakkâ ki ayş u ışret yeridir. Bir ismi dahı şehr-i Bâtum'dur ve bir ismi şehr-i Lezgi'dir ve bir ismi Tarabzen'dir. Galat-ı meşhûru Tırabzen'dir. Ba‘zılar Tarab-efsûn derler ve niçeler Tarabozan derler ammâ lüğat-i sahîhi Tarabefzûn'dur. Ba‘de'l-feth Mehemmed Hân taht edinüp sikke kesüp hutbe tilâvet edüp üç sene bu şehrde sâkin olup cânib-i şimâlinde olan Gürcîstân Mikrilistân ve Abazistân'ı bi'l-cümle mutî‘ [ve] münkâd edüp Şehzâde Bâyezîd Hân'ı hâkim edüp bi'z-zât kendüleri taht-ı sâlisi olan İslâmbol'a gitdiler. Ba‘dehu Bâyezîd-i Velî müstakil pâdişâh olup oğlu Selîm'i bu Tarabefzûn'a hâkim edüp Selîm Hân iki kerre bu şehirden karşu Kırım'a geçüp Tatar askeriyle babası üzre hurûc edüp bir kerre Varna altında ceng edüp münhezim oldu. Bir kerre yine Edirne kurbunda cidâl edüp münhezim olup Varna'dan gemiyle Tarabefzûn'a geçüp oğlu Süleymânı kâ’im-makâm edüp kendüsi tebdîl-i câme diyâr-ı Acem'e varup Şâh İsmâ‘îl ile şatranç oynayup andan me’zun olup Bağdâd'a, andan İmâm-ı Alî'ye, andan huccâc-ı Acem ile Mekke'ye, andan Medîne'ye, andan Mısır'a gelüp Ebu's-su‘ûd Cârihî ve Hazret-i Merzûk Kifâfî ile müşerref olup "Yâ Selîm, rûh 249a ile'r-Rûm, ile'l-Acem tecî ale'l-Mısr" buyurduklarında du‘â-yı hayrlarıyla şeref-yâb olup tebdîl-i câme Mısır'ın cümle ahvâlinin Gavri ile gavrine irüp andan yine üçüncü senede Tarabefzûn'a gelüp Âsitâne-i sa‘âdet yeniçerisiyle yek-dil [ve] yek-cihet olup yine Tarab-efzûn'dan deryâ-misâl Tatar askeriyle Menkli Girây Hân bile gelüp Çorlu sahrâsında pederi Bâyezîd Hân ile ceng edüp hâh u hâh cümle asker bî‘at edüp babasını Dimedoka'ya nefy edüp Havsa nâm kasabada babası Bâyezîd Hân merhûm olup Selîm-i Evvel müstakil pâdişâh olup ibtidâ Acem'de Şâh İsmâ‘îl ile gazâ-yı Çaldır meşhûr-ı âfâkdır. Andan gazâ-yı Mısır fethi başka tevârîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 248b–249a ·
metinde göster ·
Kadîm-i eyyâmda kal‘ası Amâlika kavminin binâsıdır. Niçe yüz mülûkden kalmış kal‘a-i Kahkahâ-yı Rûmdur. Ba‘zı tevârîhde Ferhâd-ı kûh-ken binâ etdi, derler. Mahallinde tahrîr olunur. Ba‘dehû sene 476 târîhinden Âl-i Dânişmendiyye'den Sultân Melik Gâzî, Rûm keferesi elinden feth etmişdir. Niçe kerre İrân-zemînin Azerbaycân pâdişâhları muhâsara edüp fethinde âciz-mânde kalmışlardı. Ba‘dehû Dânişmendiyân elinden Âl-i Selçûkiyân bir takrîb ile alup karâr etdiler. Ba‘dehû sene 795 târîhinde Âl-i Osmâniyândan Yıldırım Bâyezîd Hân {üzre} Timur hurûc etdükde {Amasiyye kal‘asın Timur} feth etmesin deyü mukaddem târîh ile {Yıldırım Hân, Amasiyye'yi} feth edüp İsâ Çelebi'yi hâkim nasb edüp dârü'l-mülk-i taht-ı selâtîn olup hutbe tilâvet olundu ve "Azze nasruhû, duribe Amasiyye" deyü sikkeli akçesi kat‘ olundu. Zîrâ dağlarında ve şehr-i Gümüş'de sîm-i halisin üç yerde ma‘deni vardır. Ba‘dehû 280b pâdişâhlara mahsûs sarây-ı hâs ve bâğçe-i İrem binâ olunup tahtgâh-ı Âl-i Osmân oldu. Ebü'l-feth tahrîrinde eyâlet-i Sivas hâkinde Amasiyye beğinin tahtıdır. Sevâd-ı mu‘azzam ve taht-ı pâdişâh-ı mükerrem olmağıla bir kaç kerre ber-vech-i arpalık kânûn üzre bu sancak üç tuğlu vezîrlere sadaka olmuşdur. Taraf-ı pâdişâhîden kânûn üzre paşasının hâss-ı hümâyûnu 300.000, sancağında ze‘âmet 19, timar 422, alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Bu cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelüleriyle üç bin asker olup alaybeğisi ve paşası sancağı altında sefer eşerler. Pâk ü müsellah ve mükemmel askerleri vardır. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve nâhiyeleri gâyet ma‘mûrdur. Evvelâ nâhiye-i İnebâzârı ve Geldikkân ve Akdağ ve Kağala nâhiyesi kasabadır. Ve sancağında tokuz kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280a–280b ·
metinde göster ·
… ân-ı zemînde ulu pâdişâh olursun" deyü ta‘bîr edüp ibtidâ Şeyh İbrâhîm sikke ve
hutbe
sâhibi olmuşdur. Ammâ ceddi Şeyh Safî ve babası Şeyh Haydar sikke ve hutbe sâhi …
Şeyh Safî sâhib-i hurûc olup memâlik-i Acem'e kutbiyyet ile hükm-i hükûmet etdi. Andan oğlu Şeyh Haydar halîfe oldu. Anın oğlu eş-Şeyh İbrâhîm vâkı‘asında kendüyi bir hımâr vat’ etdüğünü dedesi Şeyh Safî'ye ta‘bîr etdirüp Şeyh Safî "Yâ İbrâhîm! İrân-ı zemînde ulu pâdişâh olursun" deyü ta‘bîr edüp ibtidâ Şeyh İbrâhîm sikke ve hutbe sâhibi olmuşdur. Ammâ ceddi Şeyh Safî ve babası Şeyh Haydar sikke ve hutbe sâhibi olmamışlar idi. Şeyh Safî'den Şâh Abbâs-ı Evvel'e gelince sikke sâhibi beş şâh idi ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306b ·
metinde göster ·
… e ve hutbe sâhibi olmuşdur. Ammâ ceddi Şeyh Safî ve babası Şeyh Haydar sikke ve
hutbe
sâhibi olmamışlar idi. Şeyh Safî'den Şâh Abbâs-ı Evvel'e gelince sikke sâhibi b …
Şeyh Safî sâhib-i hurûc olup memâlik-i Acem'e kutbiyyet ile hükm-i hükûmet etdi. Andan oğlu Şeyh Haydar halîfe oldu. Anın oğlu eş-Şeyh İbrâhîm vâkı‘asında kendüyi bir hımâr vat’ etdüğünü dedesi Şeyh Safî'ye ta‘bîr etdirüp Şeyh Safî "Yâ İbrâhîm! İrân-ı zemînde ulu pâdişâh olursun" deyü ta‘bîr edüp ibtidâ Şeyh İbrâhîm sikke ve hutbe sâhibi olmuşdur. Ammâ ceddi Şeyh Safî ve babası Şeyh Haydar sikke ve hutbe sâhibi olmamışlar idi. Şeyh Safî'den Şâh Abbâs-ı Evvel'e gelince sikke sâhibi beş şâh idi ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306b ·
metinde göster ·
… rı kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve
hutbe
sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda T …
Erzene'r-rûm şehrindendir. Azerbaycân'dan ve bilâd-ı Ermen'den değildir. Devlet-i Âl-i Osmân'da dörd "Erzen" şehri vardır. Biri şehr-i Erzen {Birecik kurbunda kal‘a-i Rûm derler} Cezîre-i Dicle içredir, ol kadar imâr değildir. İkincisi Erzen-i Ahlât'dır kim cümle tevârîhde musarrah şehr-i azîmdir. Üçüncüsü Erzene'r-rûm ki, galat-ı meşhûrı Erzurûm'dır. Dördüncüsü Erzen-i Erzincân'dır kim Rûm hâkinde gâyet sevâhil bâğ-ı İrem-misâl ürdibehişt bir kûşe-i heşt-behiştdir. Niçe yüz mülûk mâlik olmak içün bu şehr-i kadîm üzre niçe bin ceng [ü] cidâl olup âhir-i kâr sene 855 târîhinde Âl-i (---) pâdişâhlarından Sultân Zâhireddîn, Yıldırım Bâyezîd Hân'ın yıldırım gibi cânib-i erba‘asındaki düşmanlarından intikâm alup ne cânibe müteveccih olduysa mansûr [ve] muzaffer olduğun görüp mezkûr Sultân Zâhireddîn Amasiyye kal‘ası fethi gününde Amâsiyye'ye gelüp bu Erzincân kal‘asının miftâhların Yıldırım Bâyezîd Hân'a teslîm etdükde Yıldırım Hân kemâl-i kereminden yine Erzincân tahtın Sultân Zâhireddîn'e ihsân edüp sikke [ve] hutbeyi Yıldırım Hân nâmına okudup üçüncü senede Sultân Zâhireddîn merhûm olup Karakoyunlu pâdişâhlarından Kara Yûsuf destine girdi. Ol dahi yedi sene mutasarrıf olup Timur-ı bî-nûr havfinden Kara Yûsuf Şâh tâc [u] tahtı ve raht [u] bahtın terk edüp Bağdâd Hâkimi Ahmed Celâyir ile Kara Yûsuf Yıldırım Hân'a firâr edüp Yıldırım Hân'ın zıll-ı himâyesinde ikisi dahi sâyelendiler. Âhir Timur, bu Kara Yûsuf'u ve Ahmed Celâyir'i Timur Yıldırım Hân'dan taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün olmuşdur. Ba‘dehû Timur, deryâ-misâl asker ile Yıldırım Hân üzre gelirken Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir Adalya'dan gemilere süvâr olup Mısır diyârında Sultân Berkûk'a dahl düşdüler. Beri tarafda Kara Yûsuf'un dârü'l-mülkü olan kal‘a-i Erzincân'a Sultân Uzun Hasan mâlik olup ol diyârları kabza-i tasarrufa alup Azerbaycân şâhı iken Erzincân şâhı dahi olup sikke ve hutbe sâhibi dahi oldu. Hâlâ darbhânesi Mevlevîhâne kurbunda zâhirdir. Beri tarafda Timur-ı bî-nûr destinde bi-emri Hudâ Yıldırım Hân münhezim olup mahpûsen merhûm olup Erzincân'a Uzun Hasan müstakil pâdişâh oldu. Yıldırım Hân'dan sonra Devlet-i Âl-i Osmân şehzâdeleri İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebi ve Süleymân Çelebi ve Çelebi Şehzâde Mehemmed bunların asrında devlet helc ü melc olup âhir Çelebi Sultân Mehemmed, mezkûr şehzâde birâderlerinin üçünü de katl edüp müstakil pâdişâh oldu. Ammâ bu Erzincân câniblerin feth-i fütûh etmeğe iktidârı olmayup Erzincân'dan Uzun Hasan memâlik-i Âl-i Osmân'a el uzunluğu edüp tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed asrına dek Uzun Hasan mu‘ammer olup hayli şekâvetler edüp niçe kal‘aları ve niçe yüz kurâ ve kasabâtları feth [u] teshîre alup istilâ eyledi. Âhir sene 878 târîhinde Ebü'l-feth Gâzî deryâ-misâl asker ile Uzun Hasan'ın istîlâ etdüğü kılâ‘ları istihlâs edüp sahrâ-yı Tercân'da Uzun Hasan'a bir satûr-ı Muhamedî-i Mehemmed Hân çekdiğine {târîhi "Butlânu keydi'l-hâ’inîn" [878]lafzı vâkı‘ olmuşdur}. Hasan-ı Tavîl, kasîr-kâmet ile tâ şehr-i Azerbaycân'a firâr edüp ömrü kasîr olup karâr etdi. Ebü'l-feth Gâzî cümle elin vilâyetin feth edüp kal‘a-i Erzincân'a bilâ-ceng ü cidâl mâlik olup Sultân Zâhireddîn'in binâ etdüğü kal‘ayı ta‘mîr u termîm edüp kifâyet mikdârı kul koyup Âl-i Osmân'ın ikinci fâtih-i Erzincân[ı] Sultân Mehemmed Hân'dır. Ba‘dehû Sultân Bâyezîd Hân asrında Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken Şâh İsmâ‘îl-i gümrâh bir takrîb ile Erzincân'a mâlik oldu. Ol dahi memâlik-i Osmâniyye'ye vaz‘-ı yed etmeğe başladı. Ba‘dehû Selîm Hân-ı Evvel'e Cenâb-ı Bârî yârî kılup müstakil pâdişâh oldukda ibtidâ gazâsı Şâh İsmâ‘îl üzre gelirken sene 921 târîhinde bilâ-ceng kal‘a-i Erzincân'ı emân ile Selîm Şâh'a kal‘ayı teslîm edüp fâtih-i sâlisi Selîm Şâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341a ·
metinde göster ·
sâhibi olmadan Lefke-Söğüt mâbeyninde bir ceng-i azîmde mecrûh olup kendülerini …
Âl-i Osmân'ın cedd-i büzürgvârı Osmân Gâzî'nin peder-i azîzidir. İbtidâ bunlar Mâhân diyârından hurûc edüp Âl-i Selçukıyân'dan Sultân Alâ‘eddîn'e üç yüz nefer kimesne ile gelüp niçe ceng-i azîmlerde bulunup bunların yüzünden niçe yüz yüzaklıkları olup Alâ‘eddîn bunları boy beği, edüp tabl [u] sancak sâhibi olup Bursa câniblerin geçüp tâ Kastamonu'ya varınca kılıç urup bi-emrillâh ne cânibe teveccüh etdiler ise mansûr [u] muzaffer olup mâl-ı ganâyimler ile Alâ‘eddîn Şâh'a gelirdi. Hikmet-i Hudâ Alâ‘eddîn bilâ-veled fevt olup inkırâz-ı Selçukıyân oldukda cümle a‘yân-ı Rûm Ertuğrul Hân'ı halîfe nasb edüp sikke ve hutbe sâhibi olmadan Lefke-Söğüt mâbeyninde bir ceng-i azîmde mecrûh olup kendülerinin vasiyyetiyle Osmâncık'ı, diyâr-ı Yunan'a tabl [u] alem sâhibi beğ oldu, sene 699 târîhinde idi. "Evvelâ Osmân" lafzı târîh vâkı‘ olmuşdur. Bunların ibtidâ hilâfeti cum‘a hutbesini Osmân ismiyle Tursun Fakîh nâm kimesne kırâ’et edüp sâdât-ı kirâmdan Edebalı nâm azîzin duhter-i pâkize-ahteri şerîfesin alup Orhân andan müştakk olup anınçün Âl-i Osmân'ın vâlidesi tarafından sâdât-ı kirâmdan Osmân Beğ halîfe olunca pederi Ertuğrul Hân'ı bu Söğüt şehrinde defn edüp şehrin imâr edüp ba‘dehû Yıldırım Hân asrında Timur-ı bî-nûr bu Söğüt şehrin yağma ve harâb ve alân u tâlân edüp hâlâ türbe-i pür-envârı eyle mükellef âsitâne değildir. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6b ·
metinde göster ·
… yçün anı diyâr-ı Yunan'a beğ ta‘yîn etdiler ammâ müstakil pâdişâh olup sikke ve
hutbe
sâhibi olmadan Söğüdcük nâm kal‘a cenginde şehîd olup yerine oğlu müstakil pâdi …
Zamân-ı Selçuk'da on iki derveze idi. Âl-i Osmân'da dördü kalup gayrileri sedd etdiler. Ammâ iç kal‘asının cirmi ma‘lûmum değildir ve cümle çâr-kûşe seng-i ebyaz ile gûnâ-gûn tasarruf-ı hendese-i mi‘mârî ile fürûşlu ve zîhli ve mukarnaslı ve gûyâ Alâ’iyye kulleli üstâdâne binâ olunmuş şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. {Bu kal‘a-i Konya Sultân Alâ’eddîn Keykubâd b. Gıyâseddîn müceddeden binâ etdükden sonra şâhin âşiyânından süzülür gibi cânib-i erba‘asında olan düşman diyârlarına süzülüp şikârlar alup niçe yüz feth-i fütûhlar etdi. Âhir Erzurûm kurbunda niçe havâricîler zuhûr edüp diyâr-ı İslâm'ı nehb [u] gâret etdiklerinde anların üzerine sefere gidüp intikâm almak sadedinde iken Erzurûm kurbunda Kubâdiyye nâm bir mahalde oğlu Gıyâseddîn devlet-i dünyâ içün pederi Alâ’eddîn'e zehir verüp sene 600 târîhinde merhûm olup cümle müddet-i hilâfeti 26 sene olmuşdur. Ba‘dehû askeri kâtil oğlunu katl edüp oğluyla pederi na‘şını Konya'ya getürüp defn etdiler. Âl-i Selçukıyân-ı Rûm'un âhiri bu Alâ’eddîn'dir. Cümle on dört nefer Selçukiyân'dır}. Sene 600 târîhinde Sultân Alâ’eddîn inkırâz-ı nesl bulup cümle a‘yân [u] eşrâf [u] ulemâ ü sulehâ izniyle Ertuğrul Beğ doğrulup geldüğiyçün anı diyâr-ı Yunan'a beğ ta‘yîn etdiler ammâ müstakil pâdişâh olup sikke ve hutbe sâhibi olmadan Söğüdcük nâm kal‘a cenginde şehîd olup yerine oğlu müstakil pâdişâh olup Osmân Beğ derlerdi. Hurûcuna târîh "Evvelâ Osmân" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Âl-i Osmâniyân'ın ibtidâ neşv [u] nemâsı bu şehirden zuhûr etmişdir ve Sultânu'l-ulemâ hazretlerinin du‘â-i hayrı berekâtıyla behremend-i berhordâr olup ınkırâzu'd-devrân devletleri müebbed ola deyü yetmiş aded kibâr-ı evliyâullah Horâsân'da Yesu şehrinde Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretleri huzûrunda hayr du‘â ve senâlar edüp yedi yüz fukarâsıyla Hacı Bektâş-ı Velî'yi Devlet-i Âl-i Osmân'a mu‘în ü zahîr ola deyü gönderüp Osmân Beğ merhûm olup Orhân Gâzî ile Hacı Bektâş-ı Velî Bursa fethinde bulunup Bursa'nın fethine ve Osmâncığun mevtine târîh "feth-i Bursa" lafzı vâkı‘ olmuşdur. Zîrâ Osmân Hân deryâ-misâl asker ile Bursa'[y]ı muhâsara edüp nikrîz zahmetine mübtelâ olup gitdikçe illeti müştedd olduğunda ciğer-kûşesi Orhân Şehzâdeyi serdâr-ı mu‘azzam edüp Orhân Bursa'yı feth edüp ılgâr ile müjdesin pederine götürmeye gitdükde Bursa feth olduğu mahal Osmân Gâzî rûh teslîm edüp Orhân müstakil pâdişâh olup Hacı Bektâş-ı Velî Orhân hilâfetinde yeniçeri tâ’ifesin peydâ edüp "Âl-i Osmân oğulları üzerine nâzır olalar!" deyü du‘â-yi hayr [u] senâ etdiklerinden ilâ hâze'l-ân Âl-i Osmân'ın her işi yeniçeri tâ’ifesiyle âsân olur. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Rûmeli'nde Priştine şehri ile Vuçütirin kal‘ası sahrâsı ki Kosova nâmıyla mevsûf sahrâda Miloş Koblaki nâm kral-ı dâllin üç kerre yüz bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp mansûr u muzaffer olmuşken Gâzî Hudâvendigâr ya‘nî Koca Murâd Hân-ı Evvel lâşe-i küffârları seyr [u] temâşâ ederken iki kellesiz küffâr ayağ üzre durduğun görüp "Sübhânallah! Bu ne sırdır?" dedikde Baba Ni‘metullah eydür kim "Her bir küffâr yüz bin küffârın katl olduğuna nişândır kim iki küffâr başsız ayak üzre dururlar" derken hemân lâşe-i küffârların içinden cebe ve cevşene müstağrak olmuş küffar dal-bıçak olup Gâzî Murâd Hân'ı ol mahal şehîd edüp Miloş Koblaki kâfiri dahi pâre pâre ederler. Bir rivâyetde Miloş-i la‘în tebdîl-i câme elçilik bahânesiyle gelüp dest-bûs ederken Murâd Hân'ı şehîd eder. Anınçün Devlet-i Âl-i Osmân'da her kankı elçi olursa pâdişâh yanına getirmeyüp iki yanından kapucular kethüdâsı ve çavuşbaşı dutup 11b taht-ı pâdişâhîden bir uzun hil‘at yeni uzanmışdır anı öper. Hâlâ âyîn-i Osmânî budur. Anda Murâd Gâzî'nin kalbini ve derûnunda olanları Kosova sahrâsında defn edüp hâlâ üzerinde bir kubbe-i âlî binâ olunmuşdur. Sene 1071 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz Bosna'dan ma‘zûlen Rûmeli eyâletine mutasarrıf olup gelirken bu kubbe-i Murâd Hân'a gelüp harâb binâsın ta‘mîr ü termîm edüp cânib-i erba‘asına havlı dîvârı gibi bir metîn dîvâr çeküp içini bâğ-ı İrem edüp kubbe-i kadîmi beyâz [beyz-i] münevver edüp eczâ-hânlar ve türbedârlar ta‘yîn eyledi. Ezîn-cânib ol asrda cesedini, Murâd Hân-ı sa‘îd-i şehîdin, Bursa'ya getürüp Eski Kaplıca nâm mahalde câmi‘-i kebîri cenbinde defn etdiler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ol asrda Konya ümerâlarından Karamânoğulları Gâzî Hudâvendigâr'ın Kosova'da şehîd oldukların istimâ‘ edüp cümle kavm-i Yunaniyân isyân [u] tuğyân edüp Konya'da Karamânoğlu hâkim oldu. Ba‘dehû sene 792 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân deryâ-misâl asker ile yıldırım gibi yetişüp Konya kal‘asın yıldırım urur gibi urup kal‘aya emân u zamân vermeyüp feth edüp müstakıllen henüz dârü'l-mülk-i Selçukıyân olan dâr-ı emân-ı bilâd-ı Karamân-ı Konya'ya mâlik oldu. Kânûn-ı Süleymân Hân tahrîri üzre hâlâ başka eyâlet-i Karamân-ı dâr-ı îmândır kim hâlâ paşa tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden paşasının hâss-ı hümâyûnu altı yüz altmış bin yetmiş bir akçedir. İki bin asker ile bu eyâleti zabt edüp elli bin guruş tahsîl edüp sefer eşer. Bu eyâlet-i Karamân'da hazîne defterdârı ve defter kethüdâsı ve defter emîni ve çavuşlar kethüdâsı ve çavuşlar emîni vardır. Ve eyâletinde yedi sancakdır. Evvelâ Konya şehri paşa tahtı sancağıdır. Andan livâ-yı Kayseriyye ve livâ-yı Niğde ve livâ-yı Beğşehri ve livâ-yı Kırşehri ve livâ-yı Akşehri ve livâ-yı Aksarây cümle bu livâlardır. Ve eyâlet-i Karamân'da kılıc-ı ze‘âmet 68 ve kılıc timar 2111 ve hâss-ı defterdâr-ı hazîne-i Karamân 65.000 ve hâss-ı kethüdâ-yı defter-i Karamân 65.000 ve hâss-ı defterdâr-ı timar-ı Karamân 65.000. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşıları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 11a–11b ·
metinde göster ·
… e bir karındaşı Mûsâ Çelebi ve bir birâderi Süleymân Çelebi Rûmeli'nde sikke ve
hutbe
sâhibleri olup niçe zamândan sonra Çelebi Sultân Mehemmed bu mezkûr üç aded bir …
Çelebi Sultân Mehemmed Bursa'da pâdişâh oldu. Ammâ Rûmeli'nde bir karındaşı İsâ Çelebi ve bir karındaşı Mûsâ Çelebi ve bir birâderi Süleymân Çelebi Rûmeli'nde sikke ve hutbe sâhibleri olup niçe zamândan sonra Çelebi Sultân Mehemmed bu mezkûr üç aded birâder-i cân-beraberlerin devlet-i dünyâ içün her birin bir ceng-i azîm ile katl edüp Anadolu'ya ve Rûm'a müstakil pâdişâh olup bu mezkûr Sivas kal‘asın ma‘mûr [u] âbâdân etmeğe sene (---) târîhinde şurû‘ edüp iki aded kal‘a inşâ eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74a ·
metinde göster ·
… ki Selîm-i Evvel yedi sene ma‘ahu ziyâde hâdim-i Haremeyn olup yedi yüz yetmiş
hutbe
sâhibi oldu.
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve bânîsi (---)(---). Bunun hâkimi dahi Selîm Hân vezîri fâtih-i Kemah Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya itâ‘at etdiler be-dest-i Monlâ İdrîs-i Surânî. Bu ol İdrîs'dir kim Selîm-i Evvel Tarabefzûn'da şehzâde-i âzâde hâkim iken sene (---) târîhinde "Kayser-zemîn şâhı olup İrân-zemîn şâhın münhezim edüp Kürdistân'ı ve Alâüddevle ve ümm-i dünyâ Mısır ve Mekke ve Medîne şâhı olursun" deyü tebşîr eden Monlâ İdrîs'dir kim ilm-i nücûmda gûyâ İdrîs Nebî idi. Hakkâ ki Selîm-i Evvel yedi sene ma‘ahu ziyâde hâdim-i Haremeyn olup yedi yüz yetmiş hutbe sâhibi oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 86b ·
metinde göster ·
sâhibi pâdişâh olunca Bismillah ile ibtidâ gazâsı bu Mudurnu kal‘ası olmuşdur. …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim Tevârîh-i Yanvan kavli üzre Yanko ibn Madyan'dan sonra Hazret-i Zekeriyyâ aleyhi's-selâm asrında bânîsi Bursa tekürünün bir duhter-i bed-ahteri binâ edüp ismi Mudurnı olmağıla lisân-ı Yunaniyân üzre ol duhterin ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i köhne-âbâddır. Âl-i Selçukıyân asrında, Âl-i Osmâniyân ceddi Ertuğrul bu kal‘ayı niçe kerre nehb ü gâret ederdi. Ammâ sa‘b u metîn hisâr-ı hısn-ı hasîn olmağıla cümle küffâr-ı hâksârı kal‘aya tahassun edüp fethi müyesser olmazdı. Âhir sene 722 târîhinde "Evvelâ Osmân" lafzı târîhdir, Osmân Gâzî müstakil Rûm diyârına sikke ve hutbe sâhibi pâdişâh olunca Bismillah ile ibtidâ gazâsı bu Mudurnu kal‘ası olmuşdur. Bolu sancağında Yeniçeri ocağından sancak pâyesiyle (---) aded yaya beği hükûmetinde mu‘âf u müsellem hükûmetdir. Ve yüz elli pâyesiyle şerîf kazâdır. Nâhiyesi cümle (---) aded ma‘mûr kurâdır. Şehir subaşısı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Ammâ müftî ve nakîbi Bolu'dadır. Ve yaya beği tarafından muhtesibi kapanı ve bâc-ı bâzârı zabt eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
Ol Gâzî Hudâvendigâr kim Edirne'yi feth etdikden sonra bu kal‘a-i Zağra Yenicesi'ne Lala Şâhin Paşa'yı sene 766 târîhinde serdâr-ı mu‘azzam edüp bu kal‘ayı muhâsara etdikde mel‘ûn Rûm kefereleri bâtıl dînleri gayretine ceng-i azîm edüp âhir fethi kılıç ile cebren ve kahren müyesser olup ba‘de'l-feth bir dahi küffâr istîlâ etmeğe tâlib u râgıb olmasın içün fermân-ı Murâd Hân ile Lala Şâhin Paşa bu kal‘ayı hâke beraber eyleyüp şehrini zamîme-i İslâm diyârı edüp nâm-ı Murâd Hân içün hutbe tilâvet olundu. İlâ-mâşâallah dest-i Âl-i Osmân'da Rûm diyârının Şâm-ı cennet-meşâmına mânend bir şehr-i dil-pesenddir. Hâlâ (---) eyâletinde (---) sancağı hâkinde Çirmen paşasının hâssıdır deyü ağası yüz aded tevâbi‘iyle hükûmet eder. Hâkim-i şer‘i üç yüz akçe pâyesiyle gâyet a‘lâ şerîf kazâdır ammâ kazâ-yı âsumânî değildir. Zîrâ bu şehrin a‘yân-ı ulemâsı katı çok olmağıla zulm u ta‘addî etdirmezler. Ber-vech-i adâlet kadıya senevî on kise mahsûl olur. Zîrâ (---) aded nevâhî kurâlarından cümle me’kûlât [u] meşrûbât bâd-ı hevâdır. Niçe kerre tekâ‘üd ihtiyâr eden beş yüz akçe mollalara bu kazâ sadaka olunmuştur. Bu şehrin imâristânı cümle Zağra sahrâsına vâki‘ olup cânib-i etrafı bağlardır. Ve tarafı şimâli ba‘îd dağlardır. Cümle şehr-i Zağra Yenicesi diyâr-ı Rûm'da üçdür. Ammâ bu Yenice cümle yedi mahalledir. Ve cümle (---) hâne-i zibâlardır. Tahtânî ve fevkânî bâğ u bâhçeli serâpâ la‘lgûn kiremit örtülü mükellef ve mükemmel a‘yân-ı eşrâf sarâyları ve gayri hâne-i Külbe-i ahzân-ı beytü'l-hazenlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131b ·
metinde göster ·
… ullahdan bir pîr-i fânî Şa‘bân Efendi nâm bir imâm-ı hümâmı var. Hattâ minberde
hutbe
tilâvet ederken "ve ale'l-imâmeyni'l-hümâmeyn" mahalline geldükde nevm galebe e …
Câmi‘-i atîk Koca Mahmûd Paşa: Tûlen ve arzen iki yüz ayakdır. Ve cümle on sekiz aded kubbeleri ve cümle (---) aded pâyeler üzre mebnî kıbâb-ı ser-nigûnlardır. Bu şehirde bundan büyük ma‘bedgâh-ı kadîm yokdur. İki bâb-ı sa‘âdeti var. Cânib-i yemîninde minâre dibinde bir bâbı var ve bir kıble kapusu var, biri mesdûddur. Ve bir mevzûn tula minâre-i serâmedi var, haremi hayli vâsi‘dir. Mihrâbı önünde bir bâğ-ı İremi var. Haremin cânib-i selâsı alçak divâr ve dörd kapusu var. Bu câmi‘-i pür-nûr sâfî rasâs-ı nîl-gûn ile mestûrdur. Kibâr-ı evliyâullahdan bir pîr-i fânî Şa‘bân Efendi nâm bir imâm-ı hümâmı var. Hattâ minberde hutbe tilâvet ederken "ve ale'l-imâmeyni'l-hümâmeyn" mahalline geldükde nevm galebe edüp bir nefîr-i hâbda iken başından imâmesi minberden aşağı yuvarlanup hâbdan bîdâr olunca "Alıverin şu imâmeynin imâmesin" deyüp "Kâzımîne's-sa‘îdeyni'ş-şehîdeyn" deyü hutbeyi tilâvet ederken bir âdem imâmın imâmesin minbere çıkarup hatîbe verirken harîf-i zarîf zarâfetiyle inemeyüp minberden aşağı tekerlenüp düştü. Ertesi gün imâm gayri câmi‘e gelmeyüp âhirete eşdi. Rahmettullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 139a ·
metinde göster ·
… Sultân Alâeddîn'de inkırâz bulup Ertuğrul müstakil boybeği oldu. Ammâ sikke ve
hutbe
sâhibi olmadın İznik kurbünde Söğütçük nâm kasabada merhûm olup anda medfûndur.
İbtidâ İslâm ile Rûm'a kadem basan Âl-i Selçukiyân'dır kim sene 476 târîhinde ümerâ-yı Âl-i Dânişmendiyye ile yek-dil ü yek-cihet olup Niksar'ı ve Sivas'ı ve Malatıyye ve Kayseriyye ve Konya ve Antakiyye şehirlerine istîlâ eyleyüp Âl-i Selçukiyândan {Sultân Alâeddîn} taht-ı Yunan olan Konya'da müstakil pâdişâh oldu. Ba‘de Hicreti'n-nebeviyye sene 699 evvelâ Osmân lafzı târîhinde Ertuğrul oğlu Osmâncık ile şehr-i Ahlat'dan 242a Konya'da Sultân Alâeddîn'e gelüp Ertuğrul boy beği oldu. Ba‘dehû sene 700 târîhinde Âl-i Selçukiyân Sultân Alâeddîn'de inkırâz bulup Ertuğrul müstakil boybeği oldu. Ammâ sikke ve hutbe sâhibi olmadın İznik kurbünde Söğütçük nâm kasabada merhûm olup anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b–242a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Gâzîkıran: Rûmiyye sahrâsına nâzır bir yalçın kal‘a üzre şekl-i murabba‘ bir küçük köhne binâ, bir sa‘b-kal‘a-i ra‘nâdır. Kaç adımdır ma‘lûmum değildir. Derûn-ı kal‘ada on hânesi ve beğ sarâyı vardır, ammâ mükellef ü hevâdâr sarây-ı imârdır. Ve beği ocaklık hâkimidir. Hâlâ bin askere mâlikdir. Ebvâb-ı mahsûlâtı kendüye hâss-ı hümâyûn kayd olunmuşdur. Hâkinde timâr ü ze‘âmet-i cüdâ yokdur, "Mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kademdir" deyü ellerinde hatt-ı şerîfleri var kim Acem galebe ederse ana tâbi‘ olalar. Anınçün cum‘a gün câmi‘lerinde hutbe içre ibtidâ Âl-i Osmân, andan şâh-ı İrân'ı yâd ederler, ammâ Âl-i Osmân'a ziyâde muhabbet ederler. "Ah Osmânlı, bir kerre dahi gelse!" deyü ah ederler. Zîrâ Acem ile Osmânlı sulh [u] salâh ideli fakîr olduk derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289a ·
metinde göster ·
Çünkim Hazret-i Risâlet-penâh dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye azm-i cinân etdikde hilâfet Hazret-i Ebâbekr'e intikâl edüp cemî‘i ümmet-i ashâb fırka fırka, boy boy olup her biri birer tarafa pârekende vü perîşân oldular. Çünkim ba‘de hicreti'n-Nebevî hilâfet sene 23 târîhinde Hazret-i Ömer'e müyesser olup Irâk-ı Acem'de ve Basra ve Kûfe ve Nihâvend'de kavm-i havâriciyân isyân u tuğyân etmeğe başladılar. Âhir-ı kâr Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri seksen bin asker-i Arab'a ashâb-ı güzînin güzîdesi Sâriye (---)(---) hazretlerin Nihâvend üzre gönderüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı bu‘d-ı merâhil ederek taht-ı Nihâvend cünûd-ı Havâriciyân-ı Acem ile kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî ceng-i mütemâdî olur. Âhirü'l-emr Acem tarafına galebe müyesser olup İslâm askeri muztaribü'l-hâl ve'l-bâl kalırlar. Meğer hikmet-i hudâ yevm-i Cum‘a imiş. Hazret-i Ömer Medîne-i Münevvere'de minber üzre Arapça deyü hutbe okurken bâtın gözüyle görse kim Sâriye bozuluyor. Hemân hutbeyi bırağup minberde üç kerde "Yâ Sâriye ile'l-cebel!" deyü na‘ralar urur. Cümle cemâ‘at hayretde kalup yine Hazret-i Ömer hutbeye şürû‘ eder. Ba‘zı cemâ‘at "Ömer hutbede yanılup Sâriye serdârı andı. Ol ise beş aylık yolda kaldı." derler. Kimisi "Ömer ma‘tûh oldu ve hutbede halt etdi." derler. Câmi‘ içre bunun emsâli niçe kîl u kâl ederler. Ammâ sahâbe-i kirâmın âkıbet-endîşleri ve umûr-dîdeleri, "Bunda bir hikmet vardır." deyü Hazret-i Ömer'in "Yâ Sâriye ile'l-cebel!" kelâmın ol ân işâret ederler. Hazret-i Ömer fi'l-hakîka ol sâ‘at hutbe esnâsında de’b-i şerîfleri değilken iki kerre du‘â edüp "Elhamdülillah" deyü mesrûren minberden nüzûl edüp edâ-yı Cum‘a ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 308a ·
metinde göster ·
… ile'l-cebel!" kelâmın ol ân işâret ederler. Hazret-i Ömer fi'l-hakîka ol sâ‘at
hutbe
esnâsında de’b-i şerîfleri değilken iki kerre du‘â edüp "Elhamdülillah" deyü me …
Çünkim Hazret-i Risâlet-penâh dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye azm-i cinân etdikde hilâfet Hazret-i Ebâbekr'e intikâl edüp cemî‘i ümmet-i ashâb fırka fırka, boy boy olup her biri birer tarafa pârekende vü perîşân oldular. Çünkim ba‘de hicreti'n-Nebevî hilâfet sene 23 târîhinde Hazret-i Ömer'e müyesser olup Irâk-ı Acem'de ve Basra ve Kûfe ve Nihâvend'de kavm-i havâriciyân isyân u tuğyân etmeğe başladılar. Âhir-ı kâr Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri seksen bin asker-i Arab'a ashâb-ı güzînin güzîdesi Sâriye (---)(---) hazretlerin Nihâvend üzre gönderüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı bu‘d-ı merâhil ederek taht-ı Nihâvend cünûd-ı Havâriciyân-ı Acem ile kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî ceng-i mütemâdî olur. Âhirü'l-emr Acem tarafına galebe müyesser olup İslâm askeri muztaribü'l-hâl ve'l-bâl kalırlar. Meğer hikmet-i hudâ yevm-i Cum‘a imiş. Hazret-i Ömer Medîne-i Münevvere'de minber üzre Arapça deyü hutbe okurken bâtın gözüyle görse kim Sâriye bozuluyor. Hemân hutbeyi bırağup minberde üç kerde "Yâ Sâriye ile'l-cebel!" deyü na‘ralar urur. Cümle cemâ‘at hayretde kalup yine Hazret-i Ömer hutbeye şürû‘ eder. Ba‘zı cemâ‘at "Ömer hutbede yanılup Sâriye serdârı andı. Ol ise beş aylık yolda kaldı." derler. Kimisi "Ömer ma‘tûh oldu ve hutbede halt etdi." derler. Câmi‘ içre bunun emsâli niçe kîl u kâl ederler. Ammâ sahâbe-i kirâmın âkıbet-endîşleri ve umûr-dîdeleri, "Bunda bir hikmet vardır." deyü Hazret-i Ömer'in "Yâ Sâriye ile'l-cebel!" kelâmın ol ân işâret ederler. Hazret-i Ömer fi'l-hakîka ol sâ‘at hutbe esnâsında de’b-i şerîfleri değilken iki kerre du‘â edüp "Elhamdülillah" deyü mesrûren minberden nüzûl edüp edâ-yı Cum‘a ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 308a ·
metinde göster ·
… b eder. Ve bu bâğçe kurbünde seng-i hârâdan Sultân Hüseyin İmâdiyye'de sikke ve
hutbe
sâhibi iken bir çâh-ı mâ kazdırmış, umku yetmiş zirâ‘-ı Mekkîdir ammâ âb-ı hayâ …
Sitâyiş-i imâret-i kal‘a-i İmâdiyye: Şâhbender defteri üzre derûn-ı kal‘a-i İmâdiyye'de cümle (---) aded hânedân u sarây-ı âlîler u tahtânî vü fevkânî kârgîr binâ büyût-ı ra‘nâlardır. Ve cümle kireç ve cir u cıbıs ve hâk-i pâk ile mestûr külbe-i ahzân-ı ma‘mûrlardır. Cümleden Hân Sarâyı Muzurî kapusunun iç yüzünde bir köşeye vâki‘dir. Bu sarây-ı azîm gûyâ İmâdiyye kal‘asına iç kal‘a vâki‘ olmuşdur. Yüz elli aded hücre-i ma‘mûrlar ile ârâste ve dîvânhâne ve hammâm u kâ‘alar ile pîrâste olmuş sarây-ı azîmdir. Bin on seneden berü gelen hân-ı hânân mülûk-ı selâtîn-i Abbâsiyân'ın her biri birer âsâr-ı binâ zamîme ederek kasr-ı Havernak-misâl bir sarây-ı pür-kemâldir. Ve bu sarây içinde bir meydân-ı azîmin bir köşesinde bâğ-ı İrem-misâl bir bâğçesi var ve anda iki aded sebz-gûn zümürrüd-misâl serâmed serv dırahtları var kim her gören "Sübhânu'l-Hallâk!" deyü engüşt ber-dehen edüp ta‘accüb eder. Ve bu bâğçe kurbünde seng-i hârâdan Sultân Hüseyin İmâdiyye'de sikke ve hutbe sâhibi iken bir çâh-ı mâ kazdırmış, umku yetmiş zirâ‘-ı Mekkîdir ammâ âb-ı hayâtdan nişân verir. Cümle sarâyın enderûn [u] bîrûnunda hân ile sâkin olanlar bu bi’r-i zülâlden dollâblar ile su çeküp nûş ederler ve gayrı levâzımâtlarına mâ-i zülâlden isti‘mâl ederler. Ve bu sarây-ı azîmin cümle revzenleri cânib-i (---) küşâde olup cihân-nümâ maksûreler ile müzeyyen bir taht-gâh-ı Âl-i Abbâsiyân'dır. Ancak meydâna nâzır bir kapusu gûyâ kal‘a kapusudur. Ve bu Hân sarâyı kurbünde yine Muzurî kapusu iç yüzünde Zıbarı beği sarâyı dahi meşhûr ve ma‘mûr u müzeyyen sarâydır. Ve yine Hân sarâyı meydânına nâzır Muzurî kapusu kurbünde Muzurî beği sarâyı, bu dahi İmâdiyye ve Kürdistân'da meşhûr hânedândır. Ve Mezâristân meydânında Kadı efendi sarâyı mahkeme-i şer‘-i Resûl-i Mübîn'dir kim dîvânhâne ve hücreleri cümle kal‘a bedenleri üzre vâki‘ olup cihân-nümâ bir hevâdâr sarây-ı ra‘nâdır ve Şeyhülislâm Monlâ (---) Efendi sarâyı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
… l‘a-i Bursa feth olup Orhân ibtidâ Bursa içre Hacı Bektaş Velî izniyle sikke ve
hutbe
sâhibi olup müstakil pâdişâh oldu.
Netîce-i merâm Hazret-i Hacı Bektaş Velî Osmâncık ile Bursa fethine me’mûr olup Osmâncık nikrîs marazına mübtelâ olmak ile Konya'ya gidüp yerine oğlu Orhân Gâzî'yi Bursa üzre muhâsarâya koyup kâmil (---) ay döğüp Osmân Gâzî merhûm olduğu ân kal‘a-i Bursa feth olup Orhân ibtidâ Bursa içre Hacı Bektaş Velî izniyle sikke ve hutbe sâhibi olup müstakil pâdişâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19b ·
metinde göster ·
… daki Seydî Ahmed Paşa inşâ etdiği namâzgâhın minberine hakîr çıkup cümle askere
hutbe
tilâvet ederdim. Meğer cum‘a günü imiş. Hutbeyi okurken anı gördüm. Seydî Ahmed …
Melek Ahmed Paşa eydir: "Hayrola, bu gece bir vâkı‘a gördüm. Bu yanımızdaki Seydî Ahmed Paşa inşâ etdiği namâzgâhın minberine hakîr çıkup cümle askere hutbe tilâvet ederdim. Meğer cum‘a günü imiş. Hutbeyi okurken anı gördüm. Seydî Ahmed Paşa zırh [u] zereh-külâh ve ser-penâhın başına geymiş minber nerdübânından yukaru çıkup eydir: ‘Âh Birâderim, benim minberime 135b çıkmak hüner değildir. Beni Köpürlü Mehemmed Paşa vezîre arz edüp beni öldürmeden halâs eyle. Yohsa beni böyle bir cum‘a günü şehîd ederler’ deyü ağladı. Biz dahi hutbeyi bırağup, ‘Elem çekme birâder, seni anlardan Allâh kurtarır. İnşâ’allâh sene-i âtîde seninle Tımışvâr ovasında mülâkat olup seni bir hâl ederiz. Elem çekme. Var Budin'e girüp kal‘ayı bir hoşca amâr edüp hıfz [u] hırâset üzre ol’ dedim. Ol dahi ‘Kabûl etdik. Hemân bizi hayır du‘âdan unutma’ deyü minberden gerü gerü ineyim derken başı aşağı düşüp teker meker olup merhûm oldu. Hemân ben de,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135a–135b ·
metinde göster ·
… na ve Tekeli Paşa kethüdâsına ve bizim Evliyâ'ya bir vâkı‘a dedim. Ben minberde
hutbe
okurken Seydî Paşa minbere çıkup ve aşağı inerken düşüp başı düşdü ve bir zinci …
Hemân Paşa eyitdi: "Allâhu ekber, tîz-e yeniçeri ağası bu sabâh sana ve Tekeli Paşa kethüdâsına ve bizim Evliyâ'ya bir vâkı‘a dedim. Ben minberde hutbe okurken Seydî Paşa minbere çıkup ve aşağı inerken düşüp başı düşdü ve bir zincirli ayu minbere çıkup üzerime hücûm eyleyüp, Evliyâ'm zincirinden çeküp yere düşürdü ve Evliyâ ayunun boynun urdu deyü bu sabâh bu vâkı‘a size dimedim mi? İşte hâlâ ol rü’yâ-yı sâliham idi ve hâlâ iskemle ile minber dibinde oturup Seydî Ahmed Paşa karındaşımın mürtedd olan bölükbaşısı imiş. Başın kesüp minber dibine bırakdım. Ol vâkı‘a budur. İnşâ’allâh Seydî karındaşım dahi çok mu‘ammer olur ve Evliyâ'm zincirinden çekdiği ayu işte bu mel‘ûn idi kim minberde menim üzerime hücûm [eden] mel‘ûnun asıl ismi Vasil imiş. Bire Evliyâ'm, vâkı‘amda bu ayuyu öldürdün. şimdi dahi âşikâre boynunu ur" deyince, "N'ola sultânım" deyüp etek der-miyân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… feth edüp Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Hân ile akd-i sulh edüp Dağıstân'da sikke ve
hutbe
Âl-i Osmân ismine ve iclâs-ı Şamhâlleri Âl-i Osmân izniyle ahd [ü] mîsâk olunup …
Ba‘de zemânin Melek pederi Özdemir Paşazâde Osmân Paşa ile Acem vilâyetlerinde Gence ve Şirvan ve Şamaki ve Tiflis ve Tomanis ve Serîrü'l-lân ve Çıldır ve (---) ve Tümük ve Şeki ve Ereş ve Kars ve Bakü ve Bâbü'l-ebvâb, ya‘nî Demirkapu ve Gilân'ı ve gayri yüz on pâre şehir ü kılâ‘ ve tokuz hânlık yerleri cümle sene 986 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında be-dest-i Özdemirzâde Osmân Paşa feth edüp Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Hân ile akd-i sulh edüp Dağıstân'da sikke ve hutbe Âl-i Osmân ismine ve iclâs-ı Şamhâlleri Âl-i Osmân izniyle ahd [ü] mîsâk olunup Dağıstân vilâyetinde Âl-i Osmân askeri meştâ ederler, ammâ ol diyârda deyyâr bir dînâr olmamağile Özdemiroğlu gönden akçe kesüp kula mevâcib verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46b ·
metinde göster ·
tamâm olmadan cümle guzât tarfetü'l-ayn içre mukaddemâ pür-silâh idiler, niçe b …
"Kalkın ümmet-i Muhammed, bayram kurbânı gazâsına gidelim ve ümmet-i Muhammed'e imdâd edüp gazâ-yı ekber edelim" deyince hemân du‘â etmeden ve hutbe tamâm olmadan cümle guzât tarfetü'l-ayn içre mukaddemâ pür-silâh idiler, niçe bini piyâde ve niçe yüzü atlı ol ân dağlara düşüp ikinci sâ‘atde Loboşka nevâhîlerinde (---)(---) nâm köyde küt-â-küt cenge râst gelüp küffâr henüz galebe mahallinde iken bir kerre guzât-ı müslimîn Hızır gibi yetişüp "Allâh" deyüp kâfire yetişüp kâfir gördü kim Türk bayram gününe bakmayup yine cenge geldiler ve kâfire kılıç ile girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167a ·
metinde göster ·
… pâdişâh olup yedi gün yedi gece donanmalar olup cemî‘i diyâra tecdîd-i sikke ve
hutbe
emirleriyle her diyâra birer ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîler gidüp ibtidâ Belgra …
Çünki Selîm Hân-ı Sânî müstakil pâdişâh olup yedi gün yedi gece donanmalar olup cemî‘i diyâra tecdîd-i sikke ve hutbe emirleriyle her diyâra birer ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîler gidüp ibtidâ Belgrad'da Süleymân Hân câmi‘inde Selîm Hân nâmına hutbe-i şehinşâhı Hâmid Efendi okuyup ba‘de salâti'l-Cum‘a Belgrad kal‘asından tâ vakt-i gurûba varınca bin pâre toplar atılup şâdumânlar olur. Ertesi gün cemî‘i kâfiristân krallarına,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175b ·
metinde göster ·
… hu Ertuğrul oğlu Osmâncık Rûm'a sene 699'da müstakil beğ olup Konya'da sikke ve
hutbe
sâhibi olup Anatolu ıtlâk olunan vilâyetlere ümmet-i Muhammed müstevlî oldu. Ve …
Ba‘dehu Ertuğrul oğlu Osmâncık Rûm'a sene 699'da müstakil beğ olup Konya'da sikke ve hutbe sâhibi olup Anatolu ıtlâk olunan vilâyetlere ümmet-i Muhammed müstevlî oldu. Ve sene (---) târîhinde Gâzî Süleymân Beğ ibn Orhân Gâzî Kara Mürsel ve Kara Kokoca ve Kara Koca ve Kara Ece Ya‘kûb ve Kara Koca Al ve Kara Edebalı nâm kırk nefer kara kocalar ile Kapudağı burnundan Bahr-i Rûm'u karşuya sallar ve kayıklar ile Rûm'a geçüp ibtidâ Gelibolu hâkine kadem basup "Bismillâhirrahmânirrahîm" dedikleri nass-ı şerîf târîhdir. Andan ol cânibi nehb ü gâret ederek ibtidâ şehr-i İpsala'yı feth edüp salâ verdikleriyçün ibtidâ salâdan galat-ı meşhûr İpsala derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148a ·
metinde göster ·
… âmına sonra Kırım hânlarına sonra Dağıstân pâdişâhına andan Müşevviş Beğ nâmına
hutbe
okurlar. Ve Kabarti beğleri kâhî bunda olurlar. Büyük beğ Cân-gireydir(?), küçü …
Ve bu pişkövde cümle ehl-i sanâyi‘ler mevcûd olup herkes evlerinde kâr ederler. Bu kavim müslim olaldan berü bu pişkövde Koca Müşevviş beğleri bir hammâm ve bir câmi‘ ve iki mescid binâ etdiler. Hutbeyi Âl-i Osmân nâmına sonra Kırım hânlarına sonra Dağıstân pâdişâhına andan Müşevviş Beğ nâmına hutbe okurlar. Ve Kabarti beğleri kâhî bunda olurlar. Büyük beğ Cân-gireydir(?), küçüğü Müşevviş Beğ'dir, ammâ cümle hükm-i hükûmât bu Müşevviş Beğ'indir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157a ·
metinde göster ·
Ve hâlâ vilâyet-i Acem ile bu kûh-ı Elburz mâbeyninde vilâyet-i Dağıstân pâdişâhı var kim kûh-ı Elburz dâmenlerinde yedi sancak bir ülke-i Dağıstân'dır. Pâdişâhlarına Şamhal Hân derler. Başka hutbe sâhibi pâdişâhdır, ammâ sikke sâhibi değildir, ammâ Şâfi‘iyyü'l-mezheb mü’min ve muvahhid kavimlerdir. Bu kavm-i Dağıstân dahi yedi kavimdir kim lisânları birbirlerine muğâyir akvâmlardır. İnşâallâh mahalleriyle îrâd olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159b ·
metinde göster ·
okurlar, ammâ geçinmeleri sahâbe-i kirâm gibi geçinirler. Lâkin müselmânları az …
Ammâ mahbûb u mahbûbeleri gâyet mümtâz u müstesnâ olur. Bu diyârda dahi sâ’ir Çerkez vilâyetleri gibi akçe pul ve hammâm ve çârsû-yı bâzâr ve bâğ u bâğçe yokdur, ammâ bu pişkövde iki câmi‘ ve yedi mesâcid vardır. Hutbelerini Dağıstân pâdişâhına, andan kendilerinin Kocur sultânı nâmına hutbe okurlar, ammâ geçinmeleri sahâbe-i kirâm gibi geçinirler. Lâkin müselmânları azdır, re‘âyâları cümle Çerkez kâfirleridir. Ve bunda cârî 160b olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160a–160b ·
metinde göster ·
Hakîr bu elli bir yıl seyâhatde on sekiz aded sikke ve
hutbe
sâhibi pâdişâhlık yerleri ekâlîm-i seb‘ada geşt [ü] güzâr edüp yüz kırk yedi ad …
Hakîr bu elli bir yıl seyâhatde on sekiz aded sikke ve hutbe sâhibi pâdişâhlık yerleri ekâlîm-i seb‘ada geşt [ü] güzâr edüp yüz kırk yedi aded lisân cem‘ edüp kuvvet-i hâfızamız sebebiyle her lisândan birer şemme kelimât etmeğe isti‘dâdım vardır, ammâ bu Kalmık lisânları kadar müşkil ve samson kelbi gibi güm güm sadâlı harf-i lâmı ve harf-i mîmi ve harf-i hâsı ve harf-i nûnu çok lisân-ı mehîb istimâ‘ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179b ·
metinde göster ·
… inâre-i ra‘nâsı var ve bir vâsi‘ haremi var. Ve bu kal‘ada bu üç câmi‘den gayri
hutbe
yokdur. Mâ‘adâ zevâvîlerdir.
Ve bu câmi‘e karîb Yeni câmi‘ tahtânî ve kârgîr kubbe ve kiremit ile mestûrdur. Ve bir serâmed minâre-i ra‘nâsı var ve bir vâsi‘ haremi var. Ve bu kal‘ada bu üç câmi‘den gayri hutbe yokdur. Mâ‘adâ zevâvîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91a ·
metinde göster ·
… dır. Ancak iki cezîre vardır. Biri Kırım adasıdır ki Kırım pâdişâhları sikke ve
hutbe
sâhibidir. Anın Bâğçesarây'ında sâkin olurlar. Bu cezîre şekl-i müselles vâki‘ …
Ve Karadeniz'in tûlu bin yedi yüz mîl bir Bahr-i Siyâh'dır. Ancak iki cezîre vardır. Biri Kırım adasıdır ki Kırım pâdişâhları sikke ve hutbe sâhibidir. Anın Bâğçesarây'ında sâkin olurlar. Bu cezîre şekl-i müselles vâki‘ olmuş yedi yüz yetmiş mîl bir cezîre-i sedd-i İslâmdır. Cânib-i erba‘ası keferedir. Nısfı Âl-i Osmân hükmündedir. Kerş ve Kefe ve Sudak ve Menkûb ve Tat eli ve Balıklağa ve İnkirmân kal‘aları Âl-i Osmân tasarrufundadır. Bu cezîrenin şimâl cânibinde nısfı Menkûb kal‘ası ve Gözleve ve Çikişke ve Arbat ve Or Ağzı kal‘aları cümle Âl-i Cingiziyân hükmündedir. Ve bu Kırım adasının şarkında on sekiz mîl deryâ aşırı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126a ·
metinde göster ·
Ve bu haremin kıblesinde Bâb-ı Hutbe, Leyle-i Mi‘râc'da Hazret-i Risâlet-penâh bu minbere çıkup cemî‘i ervâh-ı enbiyâya nasîhat etmişdir. Bir küçük minberdir. Ba‘zı zamân anda du‘â-yı istiskâ için ahâlî-i vilâyet cem‘ olup du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215b ·
metinde göster ·