… gitdiği askerinin alay-ı bî-misâlin timsâl edüp ayân u beyân etdi. Ve ol amûdun
için
cevf edüp minâre-vâr ruhbânlar çıkup İslâmbol'a bir bâğî ve dağî asker gelse ça …
Meselâ Avret 12a bâzârındaki Dikilitaş'da Yanko ibn Mâdyân'ın Hindistân'a gitdiği askerinin alay-ı bî-misâlin timsâl edüp ayân u beyân etdi. Ve ol amûdun için cevf edüp minâre-vâr ruhbânlar çıkup İslâmbol'a bir bâğî ve dağî asker gelse çan çalarlardı. Hemân sâ‘at cümle asâkir-i bî-pâyân hâzırbâş olurlardı. Ve niçe bin âsâr-ı acîbe ve garîbe ve mutalsamâtlar binâ etdüği inşâ’allâh mahallinde tahrîr olunur. Hülâsa-i kelâm bu Yağfûr Kıral İslâmbol'u ol mertebe ma‘mûr u âbâdan etdi kim gûyâ ravza-i cinândan bir köşe etdi. Bu dahi âlem-i dalâlet içre mürd olup yerine Tekfur nâm pelîd-i anîd kıral-ı dâl oldu. Tâ beş bin yedi yüz elli seneye gelince niçe kayâsıra ve batâliseler ve niçe bıtrîk ve kıssîs ve efârîkaların tahtgâhı ve karârgâhları olup günden güne şehr-i Makdon'u amâr etdiler. Ve niçe yüz sene hükûmet üzre müstakarr olup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b–12a ·
metinde göster ·
… figânları evce çıkarak "Allâh'ı seven hû" diyerek gırîv ü feryâdları islâmbo[l]
için
velveleye verirler.
Ve bu beylik mandıracılar ve avcılar azametullâh eyle pür-silâh olurlar kim gûyâ bu tâ’ife ayaklı cebehânedir. Her birinde gûnâ-gûn pençe harbe ve çatal harbe ve gelberi harbe ve sıpkın harbe ve çengâl harbe ve şiş harbe-i gûnâ-gûnlar ve kılıç ve mızrak ve hışt ve tîr [u] kemân ve zemberek-i bî-amân ve teber ve sapan ve navurta ve balta ve meçik ve sopa ve şiş {pinyal} ve topuz ve salma ve tabancalı ve çarhlı tüfengler bellerinde ve kırkar ve yüzer dirhem tüfeng ellerinde atarak ubûr etdiklerinde gûyâ bu asker murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup feryâd [u] figânları evce çıkarak "Allâh'ı seven hû" diyerek gırîv ü feryâdları islâmbo[l] için velveleye verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… bu fişengin biri birinden yedi kat hevâya çıkar fişek peydâ edüp çam sırığının
için
boş edüp ucuna büyük hammâl fişeğe on yedi okka bârûd koyup yedi fişegin tepesi …
Ammâ bu hakîr âlem-i fetâlığımızda yârân-ı bâ-safâlar ile ihtilâtımız mahallinde Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize bu fişengin biri birinden yedi kat hevâya çıkar fişek peydâ edüp çam sırığının için boş edüp ucuna büyük hammâl fişeğe on yedi okka bârûd koyup yedi fişegin tepesine bir azîm tirşe külâh edüp çam sırığının aşağı ucuna ok gibi kartal yelekleri edüp Kaya Sultân mevlûdu gecesi şâdumânında kayık ile deryâda âteş edüp biri birinden âlî her biri semâya urûc edüp yedinci fişegin şu‘lesi 183a gâ’ib olup en nihâyetdeki badaluçkadan bir sadâ istimâ‘ olundu kim işiden âdemlerin zehresi çâk olayazdı. Ve her fişek aşağı nüzûl ederken neft yağlı ve ala çehirli ve dâne-i haşhâşlardan eyle âteşler nisâr olup zemîne nüzûl etdi kim gûyâ kevâkib-i necm-i geysûdâr-ı seb‘a-i seyyâreler zemîne şehâb-ı semâ gibi döküldü. Bu hâli hakîr görüp etdüğime peşîmân olup tâ’ib ve tâhir oldum. Hadîs: Arapça mazmûnu üzre inşâ’allâh etmemiş gibi oluruz. Ammâ garîb ü acîb san‘at idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 182b–183a ·
metinde göster ·
… ümüş dahi böyle kazılur, bu gûne gümüşleri altundan, altunları gümüşden ayırmak
için
iri şîşeler içre gümüşü pâre pâre koyup ibtidâ nerm âteş ile şîşeyi âteş üzre k …
Bu tâ’ifeler dahi cümle Yahûdîlerdir. Kârları oldur kim bir gümüşde altun olsa yâhûd bakırda ve kurşumda gümüş yâhûd altun olsa ekseriyyâ kâr-ı kadîmlerde kalan altun mutallâ olup altunun rende ile kazırken gümüş dahi böyle kazılur, bu gûne gümüşleri altundan, altunları gümüşden ayırmak için iri şîşeler içre gümüşü pâre pâre koyup ibtidâ nerm âteş ile şîşeyi âteş üzre koyup içine tîz-âbı te’ennî ile dökerek kaynayup altunu dâne-i haşhâş-misâl şîşe dibinde kalup gümüşü sâfî su olur. Ba‘dehu altunun alup ana su altunu derler, balmûmu gibi iki parmak mâbeyninde ezilir bir gûne za‘ferân sarısı altundur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187a ·
metinde göster ·
Sebeb-i binâ-yı Cisr-i Irğandı: Lisân-ı Türkî'de ırğandı, ırğalandı, salındı ma‘nâsınadır. Sene 722 târîhinde Orhân Gâzî Bursa'yı feth edüp bir mücâhid-i fî-sebîlillah, âşık-ı cân vakt-i Şâfi‘î'de hammâma giderken bu cisr mahallinde bir sadâ zâhir olup "Çıkayım mı, varayım mı" deyü feryâd eder. Ol gâzî dahi dal kılıç olup "Çık hey anasını fülân etdiğim" deyüp sadâ gelen mahalle bir satur urunca hemândem ol mahalden güldürredek kenz-i azîm cereyân edüp zemîn ırğalanup sarsılır. Bu gâzî, âlem-i hayretde kalup şaşar. Görse kim derenin için Kaydefâ sikkesiyle mümessek altunlar yığılup derhâl Orhân Hân'a gelüp ser-güzeşt-i kenzi bir bir takrîr eder. Orhân Gâzî eydür "Yâ ne haber etdin. Allah sana müyesser etmiş. Var Bursa içre hayrât [u] hasenâtlar eyle" deyü destûr-ı şâhî ile gelüp cümle mâlı hânesine taşıyup öşrün beytü'l-mâl-ı müslimîne verüp bu cisr-i azîmi binâ edüp anın çün Irğandı Cisri derler, ibret-nümâ cisrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a ·
metinde göster ·
… Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ ta‘mîr u termîm etmeyüp içinde balyemez toplar dökmek
için
tophâne kârhânesi etdiler. Hâlâ cümle âlât-ı bisatları bu câmi‘ içre mahfû[z]dı …
Câmi‘in 287a bir tarafında Revân zahîresiçün mahfûz beksamâtı var. Ve bu câmi‘in cânib-i şarkîsine muttasıl dîvâr dîvâra Câmi‘-i Eski Medrese {ve Çifte Minâre derler} Ba‘zılar Akçakoyunlu pâdişâhları binâsıdır, derler, ba‘zılar Sultân Uzun Hasan Şâh binâsıdır, diler. El-hâsıl ma‘bedhâne-i kadîm imiş. Niçe kerre Erzurûm muhâsara olup top-ı kûb zarbından câmi‘in ekser yerleri münhedim olup evkâfı olmamak ile harâb olmuşdur. Tebrîz kapusunın iç yüzünde bir bâb-ı bî-bedeli ve iki minâre-i ser-âmedî var kim Kâşî çînine hurşid-i dırahşân pertev urdukda şa‘şa‘asından çeşm-i benî Âdem bir dem nazar etmek mümkün değildir. Tâ bu mertebe sıhr-i mübîn minâre-i mübînlerdir ve eflâke ser çekmiş minâreler olmağıla seyyâhân-ı resen-bâz-ı üstâdân anda iplerin bend edüp cânbâzlık eder. Bu câmi‘ harâbe olmağıla Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ ta‘mîr u termîm etmeyüp içinde balyemez toplar dökmek için tophâne kârhânesi etdiler. Hâlâ cümle âlât-ı bisatları bu câmi‘ içre mahfû[z]dır. Hudâ ta‘mîrin müyesser eyleye. Meremmât olunsa bir dârü't-tedrîs olurdu kim edîm-i arzda misli olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286b–287a ·
metinde göster ·
… tahtânî ve fevkânî aşağısı kârgîr binâ bâlâsı mişe tahta ile mebnîdir. Tahtanın
için
ve taşrasın keserle çendüp üzerine beyâz kireç sıvayup incü-misâl berk urur bir …
Cümle nevâhîsi yüz kırk pâre bâğlı ve bâğçeli ve müte‘addid kurşumlu câmî‘ler ve hân ve hammâm ve imâret ve çârsû-yı bâzâr ile ârâste olmuş cümle kiremit örtülü üçer dörder bin hâneli kasabalardır. Cümleden Boğazköy üç bin 348b hâneli kasabadır. Ve Bağcıköy ve şehrin kıblesinde Doryanköy ve Akdepeköy ve Akörenköy, Hasan Ağa'nındır, Avdanköyü, Hammâmcıoğlu'nundur. Bu zikr olunan yüz kırk pâre kurâlardan kadıya senevî yedi bin guruş hâsıl olur kazâ-yı âlîdir. Ve bir hâkimi, dahi şeyhülislâmı ve nakîbi ve kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir muhtesibi ve şehir nâ’ibi vardır. Ammâ iç il olmak ile kal‘a dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Lâkin Karayazıcı ve Sa‘îd Arab nâmân celâlîler bu şehrden hâsıl olup Eğre gazâsında münhedim olup firâr etdiklerinden celâlî olup bu şehri anlardan halâs içün taş kal‘aya muttasıl bir kat toprak kal‘a binâ edüp iki kal‘a olmuşdur. İki kal‘a cümle dörd kapudur. Ammâ cümle çârsû-yı bâzâr taşra varoşdadır. Ve bu şehr-i Köprü'nün enderûn [u] bîrûnunda cümle altı bin aded kiremitli tahtânî ve fevkânî aşağısı kârgîr binâ bâlâsı mişe tahta ile mebnîdir. Tahtanın için ve taşrasın keserle çendüp üzerine beyâz kireç sıvayup incü-misâl berk urur bir şehr-i müzeyyendir. Zemistân kânı olmağıla cümle hânelerinin bacaları beyâz minâre gibi serâmed ve külahlı ocağ-ı dûdkeşleri var kim bir diyârda eyle musanna‘ bahîrîler (?) ve bacalar yokdur. Şehre gâyet zîb u ziynet vermiş cümle kıp kırmızı kiremitler ile mestûr bir şehr-i ma‘mûr sarây-ı müzeyyenlerdir. Evvelâ Taş kal‘ada el-Hacı Yûsuf Ağa sarâyı kim Köprülü Mehemmed Paşa'nın (---)(---) sidir. Ve Köprülü Mehemmed Paşa sarâyı ve Mü’ezzinzâde sarâyı ve Küçük Mehemmed Ağa sarâyı ve Hasan Ağa sarâyı ve Kıbleli sarâyı ve Durak Çavuş sarâyı cümle yetmiş sarâydır. Lâkin ma‘lûmum olan bu hammâmlı sarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a–348b ·
metinde göster ·
… ilmi tilâvet eder yokdur, ammâ tecvîd-i ilm-i hıfz okur çokdur. Ve ilm-i hadîs
için
başka dârü'l-hadîsleri yokdur, ammâ her medrese ve câmi‘lerde ilm-i hadîs tilâv …
Gayri cevâmi‘ ve mesâcidlerde niçe hasbî ders-i âmmlar vardır kim gûnâ-gûn fünûn-ı şettâ görülür. Ekseriyyâ ahâlî-i Aksarây müfessir ve muhaddis ve fakîh olurlar. İlm-i ferâ’iz hod evlâ bi't-tarîk-i âbâ ve ecdâdlarından berü tilâvet ede gelmişlerdir, ammâ bu şehirde mahsûs dârü'l-kurrâ yokdur, lâkin hâfız-ı Kur’ân'ı çokdur. Ammâ ilm-i kırâ’atda tecvîd ile kırâ’at-ı İbn Kesîr ve kırâ’at-ı seb‘a ve kırâ’at-ı aşere ve kırât’at-ı takrîb ilmi tilâvet eder yokdur, ammâ tecvîd-i ilm-i hıfz okur çokdur. Ve ilm-i hadîs için başka dârü'l-hadîsleri yokdur, ammâ her medrese ve câmi‘lerde ilm-i hadîs tilâvet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70b ·
metinde göster ·
… ftliğinde üç gün tekâ‘üd etmeği fermân etdikde hakîr Kızılırmağı mahfîce geçmek
için
huddâm [u] gılmânlarımla karye-i Dankazâ'dan kalkup bir öz içre bâğlı ve bâğçel …
Menzil-i karye-i Dankazâ: Ma‘mûr köydür. Gümüş kazâsı hâkindedir. Bu mahalde Köse Şa‘bân Paşa çiftliğinde üç gün tekâ‘üd etmeği fermân etdikde hakîr Kızılırmağı mahfîce geçmek için huddâm [u] gılmânlarımla karye-i Dankazâ'dan kalkup bir öz içre bâğlı ve bâğçeli yerde (---) sâ‘atde giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a ·
metinde göster ·
boş edüp kat-ender-kat revzenli ve kâ‘alı hücreler de eylemiş. Bu cisrin yemîn …
Bu kapulardan içeri yemîn ü yesârda cisrin temeli berâberliğinde cisrin altında hânlar vardır kim âyende vü revendegânlar yemîn ü yesârdan geldiklerinde mihmân olurlar. Ve cisrin kemeri altında müte‘addid hücreler vardır ve demir pençereli şâhnişînlerde müsâfirîn meks edüp kemerin karşu tarafındaki âdemler ile kimi musâhabet eder ve kimi şebeke ve olta ile balık avlarlar. Ve bu cisrin yemîn ü yesârında dahi niçe pencereli hücreler vardır. Üstâd-ı şîrînkâr kasd edüp "Cisrin kemerine bâr olmasın" deyü bu kantara-i ibret-nümânın için boş edüp kat-ender-kat revzenli ve kâ‘alı hücreler de eylemiş. Bu cisrin yemîn ü yesârında korkulukları cümle polad-ı Nahçevânî demirdendir, ammâ üstâd-ı haddâd dahi var makdûrun sarf edüp bir gûne musanna‘ şebeke korkuluklar etmiş kim hakkâ ki yed-i tûlâsın ayân etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
alâ rağmi'l-a‘dâ hâk-i Acem'de kuvvet-i bâzû ile bu kal‘a[yı](---)(---) binâ …
Sene (---) târîhinde Acem'in böğrün delmek için alâ rağmi'l-a‘dâ hâk-i Acem'de kuvvet-i bâzû ile bu kal‘a[yı](---)(---) binâ edüp nâmına Böğürdelen dediler. Sâhil-i Şatt'da şekl-i murabba‘ gâyet metîn tula binâ-yı hısn-ı hasîn kal‘a-i zîbâdır. Lâkin Basra gibi büyük değildir. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır ve handakı vardır. Ve Şatt kenârında bir kapusu var, kıbleye nâzırdır. Ve cânib-i berre şark tarafında Duvrak şehri kapusudur. Derûn-ı kal‘ada sâkin başkaca sancak beği hâkimdir kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Bu kal‘a hudûd-ı Acem'de intihâ-yı serhad bender olmağile kal‘a dizdârı ve sekiz yüz kal‘a neferâtı vardır ve başkaca gümrük emîni vardır. Diyâr-ı Acem'den ve diyâr-ı Hürmüz'den gelen bâzergân metâ‘larından bâc u gümrük alınır bender-i Böğürdelen'dir kim şâhî darbzen toplar ile Acem'in ve Fireng gemilerinin böğrün deler şâhâne top-ı kûbları vardır. Ve derûn-ı kal‘ada cümle altı yüz mikdârı müfîd ü muhtasar külbe-i ahzânları ve câmi‘ vü hânları ve gâsılları ve birkaç dükkânları vardır ammâ gayrı imâretleri yokdur. Lâkin bâğ-ı nahlistân [u] gülistânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 365b ·
metinde göster ·
… r. Sizin hâlâ âmâde bu kadar bin güzîde askeriniz var. Hemân ki sizin hâtırınız
için
yazılan arzlarımız vardıkda elbette size {sa‘âdetlü pâdişâh} ‘Eyâlet-i Erzurûm' …
Murtazâ Paşa eydir: "Benim ilmim lâhıkdır kim sa‘âdetlü pâdişâh bir cânibe elbette sefer ister. Sizin hâlâ âmâde bu kadar bin güzîde askeriniz var. Hemân ki sizin hâtırınız için yazılan arzlarımız vardıkda elbette size {sa‘âdetlü pâdişâh} ‘Eyâlet-i Erzurûm'u ihsân edüp suçundan geçerim. Ammim Sultân Murâd Hân'ın feth etdiği Revân'ı Kızılbaş-ı bed-ma‘âş-ı ser-tırâşdan alırsan defter-i cerâyimine afv kalemi çekerim’ {deyü} sizi Acem diyârına Ferhâd Paşa gibi ve Özdemiroğlu Osmân Paşa gibi sizi Acem seferlerine serdâr-ı mu‘azzam etmeleri mukarrerdir ve bizi dahi bir eyâletle elbette bilirim size koşuntu edüp ta‘yîn etdiklerinde cümlenin serdâr-ı mu‘azzamı olursuz. Ricâmız oldur kim bizi ol günlerde nazar-ı şerîfinizden dûr ve bî-nazarınız ile mahcûr buyurmayup derûn-ı dilinizden ihrâc buyurman" deyü Murtazâ Paşa Hasan Paşa'ya rûy-ı dil gösterdi ve niçe gûne niyâz u piyâzlar etdi. Zîrâ Murtazâ Paşa korkardı kim bir gün, ya bir gece celâlîler ale'l-gafle {Haleb'e} istîlâ ederdi deyü derûnunda havfe düşmüşdü, ammâ bir ferd-i âferîdeye keşf-i râz etmeğe havf ederdi. Hasan Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
tecessüs ederek ordu-yı hümâyûnu seyerân u deverân ederek dağlara çıkup bir orm …
Menzil-i Topyeri: Bu menzil-i nâ-mübârekde celâlî cânibinden vâcibü'l-katl bir âdem gelmemek ile pâdişâh-ı hûnhârın tabî‘atına bu cây-ı bed-havâ hoş gelmeyüp otakdan nihânîce çıkup niçe gûne ahvâlâta vâkıf olmağiçün ordu-yı İslâm için tecessüs ederek ordu-yı hümâyûnu seyerân u deverân ederek dağlara çıkup bir orman içre üç aded mefret sığınlara râst gelüp anları şikâr edüp otak önünde anları kurbân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82b ·
metinde göster ·
… ü pâdişâhdan gelen hatt-ı şerîfe amel edüp Bihke kapudanın Zirinoğlu'ndan halâs
[için]
bu kadar mâl ile bizi gönderdi" deyüp ol gece kal‘a-i Vokin'de niçe gâzîler ile …
"Fermân pâdişâh vekîlinindir. Bizim cânımız başımız anın yoluna. Anlar da sa‘âdetlü pâdişâhdan gelen hatt-ı şerîfe amel edüp Bihke kapudanın Zirinoğlu'ndan halâs [için] bu kadar mâl ile bizi gönderdi" deyüp ol gece kal‘a-i Vokin'de niçe gâzîler ile sohbetleri etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160a ·
metinde göster ·
Ve handakı alçak ve içinde sazlık ve kamışlık bitmiş bataklıkdır. Ve şehir içinde henüz dükkânları ve hânelerin amâr etmeğe çalışırlardı, zîrâ sekiz ay evvel asker-i kerrâr Tise sâhillerine giderken bu kal‘a kefereleri kal‘alarının ne kesîf metânetde idiğin 31a bilmeyüp itâ‘at etmedikleri ecilden askerin çetecileri gelüp bir gece kal‘ayı döğüp asker-i kerrâr kal‘aya tolup içinden bin aded üsârâlar alup kal‘a için âteşe yakmışlar, mâl-ı ganâ’imleriyle selâmet gitmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b–31a ·
metinde göster ·
Ol Muhammed Mustafâ Hakk'ın habîbi söyledi, / Şol kişi kim Hak
için
mescid binâsın eyledi, / De hulûs-ı kalb ile âsân ola târîhini, / Bin on altı s …
Ol Muhammed Mustafâ Hakk'ın habîbi söyledi,Şol kişi kim Hak için mescid binâsın eyledi,De hulûs-ı kalb ile âsân ola târîhini,Bin on altı senede yapdı Hacı Ali mescidi.(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)Sene 1016.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165b ·
metinde göster ·
… -i Zakova cereyân edüp kara tarafındaki handak içi ve dahi varoş hisârı handakı
için
nehr-i Zakova dolaşarak akup nehr-i Tise'ye mahlût olur.
Nehr-i Tise kenârında bir düz çemenzâr sahrâda şekl-i murabba‘ bir dolma palanka hisâr-ı metîn-i ibret-nümâdır, ammâ dolma rıhtım dîvârı kâmil on beş adım kalındır. Ve kıbleden şark cânibine tarzı tûlânî vâki‘ olup maşrık tarafını nehr-i Tise döğer ve mağrib cânibinden kal‘a-i Hatvan içinden gelen nehr-i Zakova cereyân edüp kara tarafındaki handak içi ve dahi varoş hisârı handakı için nehr-i Zakova dolaşarak akup nehr-i Tise'ye mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77b ·
metinde göster ·
… rında ve bâğçelerinde a‘yân-ı kibâr hâneleri ve maksûreleri olup teferrücgâhlar
için
binâ olmuş ârâmgâhlar bî-hisâbdır. Bu varo[ş] hâneleri dahi cümle kiremit ile m …
Der-beyân-ı taşra varoş-ı mahallât: Bu şehr-i rabât şîrîn müzeyyen-i İremezât Moton kal‘asının taşrasında yıldız cânibine bir ok menzili ba‘îd vâki‘ olup cümle iki yüz aded ma‘mûr u mükellef kârgîr binâlı ekseriyyâ tahtânî keferelerin menhûs hâneleridir. Aslâ bunda müselmân hâneleri yokdur. Lâkin bâğlarında ve bâğçelerinde a‘yân-ı kibâr hâneleri ve maksûreleri olup teferrücgâhlar için binâ olmuş ârâmgâhlar bî-hisâbdır. Bu varo[ş] hâneleri dahi cümle kiremit ile mestûr dâr-ı fücûrlardır. Ve cümle bin aded merâm bâğavâtdır. Cümlesi kal‘a a‘yânı ve kal‘a neferâtlarınındır. Zeytûnu cihânı dutmuşdur. Limonu ve turuncu [ve] inciri ve engûrü ve rümmânı cümle hadîkaları zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
… muhtelifelerden cümle safrâ ve sevdâ ve balgamı ve gayri ahlâtları sürüp âdemin
için
pâk eder. Lâkin Moton ve Koron askeri firkatelerinden kefereler bu suyu huzûr i …
Ve limanın şimâli tarafındaki kayalardan bir su çıkar, sehel şorcadır. Yılda bir kerre kiraz mevsiminde cümle Frengistân'dan firkateler ve kalyonlar ile mübtelâ ve ehl-i özr kefereler gelüp ol sudan içüp on beş yigirmi kerre tahtânî ameller edüp vücûd-ı insâ[n]da olan ilel-i muhtelifelerden cümle safrâ ve sevdâ ve balgamı ve gayri ahlâtları sürüp âdemin için pâk eder. Lâkin Moton ve Koron askeri firkatelerinden kefereler bu suyu huzûr ile içemeyüp niçe bin fıçılar ile bu sudan cümle Frengistân'a su götürüp anda içerler. Gâyet meşhûr-ı âfâk müshil nâfi‘ sudur kim hekîm şerbetinden a‘lâdır, zîrâ Hakîm-i Mutlak'ın sun‘-ı kudreti şerbetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333a ·
metinde göster ·
… i hazret-i Mevlânâ'nın evlâd-ı izâmlarındandır. Bu şehr içre Mevlevîhâne bunlar
için
inşâ olunmuşdur. Ve eş-Şeyh Ahmed.
Evvelâ Sultân bâğı mezâristânı içinde Hızırlı Şeyh Sultân ve Ahi Evran Sultân ve Taşoluk mahallesinde Acem Sultân ve Güzelim Sultân bunlar azîm ziyâretgâhlardır. Ve Ahi Mustafâ mahallesinde Ergun Çelebi hazretleri hazret-i Mevlânâ'nın evlâd-ı izâmlarındandır. Bu şehr içre Mevlevîhâne bunlar için inşâ olunmuşdur. Ve eş-Şeyh Ahmed.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13b ·
metinde göster ·
… le geçüp gitdiğimiz bu ulu sultânlardır. Cümlesinin rûh-ı (---)(---) şerîfleri
için
okuyup şâd [u] handân olsun. Ba‘dehu bu şehir içre seyr ü temâşâları ederken Le …
Ve dahi nefs-i Kütâhiyye'de niçe kerre yüz bin kibâr-ı evliyâları vardır. Niçe kere yüz bin kibâr evliyâlar medfûndur. Ammâ Ulu sultân âsitânelerine yüz sürüp âşinâlık kesb etdiğimiz ile geçüp gitdiğimiz bu ulu sultânlardır. Cümlesinin rûh-ı (---)(---) şerîfleri için okuyup şâd [u] handân olsun. Ba‘dehu bu şehir içre seyr ü temâşâları ederken Leh Hasan Paşa ma‘zûl olup (---)(---)(---) bir Mehemmed Paşa'nın müsellimi Melekli Abdullâh Ağa gelüp hakîre yüz guruş ve bir at ve bir kîse köle semmûr kürk ve bir kîse altun ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y14a ·
metinde göster ·
… sâl cemî‘i zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Bundan mâ‘adâ âyende vü revendegânlar
için
kârbânsarâylardır.
Ve cümle tokuz hândır, ammâ Yıldırım Hân hânı kal‘a-misâl kurşumlu bir hândır. Bedesten-misâl cemî‘i zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Bundan mâ‘adâ âyende vü revendegânlar için kârbânsarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y26b ·
metinde göster ·
… tında bir alçak binâ üzre çâr-kûşe bir tabya vardır, on pâre topları var. Liman
için
korudur. El-hâsıl latîf limandır ve dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin adımdır.
Ve bu liman içinde Kemerli kulle altında bir alçak binâ üzre çâr-kûşe bir tabya vardır, on pâre topları var. Liman için korudur. El-hâsıl latîf limandır ve dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116a ·
metinde göster ·
… manoğlu Ya‘kûb Şâh azîm asker ile bunda münhezim olup cümle askeri şehîd olduğu
için
Dâr-ı Mût kal‘ası derler. Ba‘dehu yine Karamanoğlu İbrâhîm Şâh gelüp kuvvet-i b …
Mâ-tekaddem Freng-i bed-reng destinden feth etmeğe Karamanoğlu Ya‘kûb Şâh azîm asker ile bunda münhezim olup cümle askeri şehîd olduğu için Dâr-ı Mût kal‘ası derler. Ba‘dehu yine Karamanoğlu İbrâhîm Şâh gelüp kuvvet-i bâzûyile feth edüp cümle kâfirlerin ve kralların dendân-ı tîğden geçirüp yetmiş bin lâşe-i murdârları kal‘anın şimâlî tarafında yığılı bir depedir, ana Maşatlık derler. Âl-i Karaman'ın bundan ulu gazâsı yokdur. Ba‘de'l-feth kal‘ayı yere berâber münhedim eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y147a ·
metinde göster ·
… nbiyâya nasîhat etmişdir. Bir küçük minberdir. Ba‘zı zamân anda du‘â-yı istiskâ
için
ahâlî-i vilâyet cem‘ olup du‘â ederler.
Ve bu haremin kıblesinde Bâb-ı Hutbe, Leyle-i Mi‘râc'da Hazret-i Risâlet-penâh bu minbere çıkup cemî‘i ervâh-ı enbiyâya nasîhat etmişdir. Bir küçük minberdir. Ba‘zı zamân anda du‘â-yı istiskâ için ahâlî-i vilâyet cem‘ olup du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215b ·
metinde göster ·
çerâğân edince ruhbânlar ol kandîlden niçe bin küffârın destinde olan ve şem‘-i …
Bu üslûb üzre kandîle âteş nüzûl edüp alev-ber-alev âteş-i Nemrûd manastırın için çerâğân edince ruhbânlar ol kandîlden niçe bin küffârın destinde olan ve şem‘-i asel kâfûrların bu kandîlden yakup iklîm iklîm kâfirler kâfûrî şem‘aları götürüp millet-i Mesîhiyye'ye tevzî‘ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y223a ·
metinde göster ·
… r firâvân olur ve bu vilâyete yağı müstevlî olur" deyü gûnâ-gûn ahvâlât-ı dünyâ
için
birbirleri ile kelimât ederlermiş. Ve,
"Bu sene kaht [u] galâ olur, yâhûd ganîmet olur veyâ tâ‘ûn olur ve matar firâvân olur ve bu vilâyete yağı müstevlî olur" deyü gûnâ-gûn ahvâlât-ı dünyâ için birbirleri ile kelimât ederlermiş. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y258b ·
metinde göster ·
kabr-i şerîfi, bu kafesler içinde Resûl-i Fahr-i Kâ'inât'ın mübârek pây-ı şerîf …
Ba‘dehu vefât-ı Fâtımatü'z-Zehrâ-i ümmü'l-Haseneyn için kabr-i şerîfi, bu kafesler içinde Resûl-i Fahr-i Kâ'inât'ın mübârek pây-ı şerîfleri cânibinde vâkı‘ olmuşdur. Ve Ravza-i Mutahharadan taşra cemî‘i züvvârın demâğları mu‘attar olup "şefâ‘at yâ Resûlallâh" deyü feryâd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291a ·
metinde göster ·
su yolların harâb etmişler. Hıdde nâm mahalde üç âsiyâba kifâyet eder âb-ı nâbd …
Ammâ suyu bu şehrin mâ-tekaddem cârî imiş. Ol zamân ma‘mûr âbâdân ve bâğ-ı İrem imiş. Ba‘dehu şürefâlar râh-ı âbı harâb edüp Rûmlu tavattun edüp tağallüb etmesin için su yolların harâb etmişler. Hıdde nâm mahalde üç âsiyâba kifâyet eder âb-ı nâbdır, beriyyeye cereyân edüp gâyib olur. Hâlâ tarîk-ı âmm üzre yolları zâhir ü bâhirdir. Cüz’î şey’ ile yine Cidde'ye cereyân etdirmek mümkindir. Eyle olsa Cidde bir bender-i mâşâ(?) olurdu. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366b ·
metinde göster ·