… et-nümâ nehr-i Sava kenârında tophâne kârhânesi vâcibü's-seyr ibret eserdir. Ve
ibret-eser-i
me’ser şehir hâricinde bir binâ-yı azîm bârûthânesi var. Başka ağalıkdır kim yü …
Andan binâ-yı ibret-nümâ nehr-i Sava kenârında tophâne kârhânesi vâcibü's-seyr ibret eserdir. Ve ibret-eser-i me’ser şehir hâricinde bir binâ-yı azîm bârûthânesi var. Başka ağalıkdır kim yüz elli aded neferâtları ve her sene biner kantar bârûd-ı siyâh döğüp tahsîl ederler, lâkin cümle çarh dollâbların atlar çevirüp bir turfe seyr-i acîb ü garîbdir (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
… mescidi var. Istabl-ı Anterîsi bin mikdârı deve ve at ve katır alır. Bu binâ-yı
ibret-eser
Küçük Emîr Sultân'ın binâsıdır ve Büyük Emîr dahi derler.
Evsâf-ı kârbânsarây-ı âyende ve revendegân: Ancak bir aded mihmân-sarây-ı hasbîdir ammâ vâhidün ke-elfdir. Kal‘a-misâl serâpâ kurşum örtülü tahtânî elli aded ve fevkânî dahi elli aded kârgîr binâ hücrelerdir. Ortasında bir vâsî‘ meydânında havz-ı azîm üzre bir âlî mescidi var. Istabl-ı Anterîsi bin mikdârı deve ve at ve katır alır. Bu binâ-yı ibret-eser Küçük Emîr Sultân'ın binâsıdır ve Büyük Emîr dahi derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37b ·
metinde göster ·
… çarhlarıyla hareket eder değirmenler ve kebâb çarhları ve kuyuların dollâbları
ibret-eser
arabalardır, ammâ her araba sahrâlarda giderken yüz kantâr yük çeker, on câmûs …
Ve cümle şehr içre ne kadar değirmenler var ise ne at ve ne sığır ve ne âdem çevirir değirmenleri ve kebâb şişlerin ve kuyulardan kovalar ile sular çekmeği ve sahrâlarında gezen arabaları atsız ve sığırsız cümle hıyel u şeytanat ve musanna‘ sâ‘at çarhlarıyla hareket eder değirmenler ve kebâb çarhları ve kuyuların dollâbları ibret-eser arabalardır, ammâ her araba sahrâlarda giderken yüz kantâr yük çeker, on câmûs çeviremez arabaları çarhlar çevirüp düz yerde râhat gider, ammâ yokuşa gidemez, enişe serî‘ giderken arabanın ardında bir bâr-ı sakîl sürüdüp arabalar aşağı ense râhat gider. Ancak araba üzre bir kâfir elinde bir çatal demir uçlu sırığı var, anınla arabayı sağa ve sola çevirir. Araba pek gitsin derse sâ‘at gibi arabanın çarhların kurup sür‘at üzre gider. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
… a mevzûn sütûnları cümle haşebdendir, ammâ bu amûd-ı serâmedlerde olan san‘at-ı
ibret-eser
bir hânkâh-ı fukarâda yokdur. Ve bunun mihrâb ve kürsîsinde olan hurde tasarruf …
Hattâ semâ‘hâne etrâfında mevzûn sütûnları cümle haşebdendir, ammâ bu amûd-ı serâmedlerde olan san‘at-ı ibret-eser bir hânkâh-ı fukarâda yokdur. Ve bunun mihrâb ve kürsîsinde olan hurde tasarruflar meğer Budin serhaddinde Üstürgon kal‘amızın mihrâb u minber ve mahfelinde ola. Gûnâ-gûn musanna‘ zî-kıymet âvîzeler ile ârâste olmuş bir münevver rûşen-âbâd tekye-i Mevlânâ'dır kim niçe yüz aded pâ-bürehne ve ser-bürehne fakr u fâka erenlerinden uşşâkân-ı müştakân erbâb-ı ma‘ârif-i mesnevîhân mağz-i Kur’ân tilâvet eder dilrîş-i şeydâ dedeleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227a ·
metinde göster ·
memerr-i nâsın târîhi budur kim mısrâ‘-ı âhiridir:
Sitâyiş-i yaylağ-ı Avusdos: Bu şehrin garbî ve cenûbîsi tarafında bir kûh-ı serbülenddir kim niçe bin âdemler devâbbâtlarıyla bu yaylağa çıkup altı ay safâ ederler. Şehirden kâmil üç sâ‘atde urûc olunur bir kûh-ı serâmed giyâhât-ı beyâbânlı ve niçe bin âb-ı hayâtlı yayladır. Hattâ şehrin cümle suları bu yaylada Peşker köyü nâm bir köyde bir kayadan çıkar bir azîm mesîregâh teferrücgâh yerdir. Andan enüp şehrin cümle imâretlerine suyu tevzî‘ [ü] taksîm olur. Hattâ ibret-nümâ-yı cisr-i Sinân Beğ altından geçer âb-ı hayât sulardır. Bu cisr-i ibret-eser-i memerr-i nâsın târîhi budur kim mısrâ‘-ı âhiridir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233a ·
metinde göster ·
… câmi‘-i pür-envâr-ı latîfdir. Andan Koca Memi Paşa câmi‘i, hakkâ ki beytullâh-ı
ibret-eser
olup harpüşte tahta kubbesi kiremitlidir, ammâ gâyet ma‘mûr u müzeyyen câmi‘-i …
Ve âmmetâsı (---) aded mihrâbdır. Cümleden Mustafâ Beğ câmi‘i, kurşum kubâblı gâyet şîrîn ve ma‘mûr u müzeyyen câmi‘-i pür-envâr-ı latîfdir. Andan Koca Memi Paşa câmi‘i, hakkâ ki beytullâh-ı ibret-eser olup harpüşte tahta kubbesi kiremitlidir, ammâ gâyet ma‘mûr u müzeyyen câmi‘-i pür-envârdır kim kıble kapusu üzre târîhi böyle merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248b ·
metinde göster ·
… direği amûd-ı müntehâlarla biri biri üzre iki kat vaz‘ olunmuş sütûn-ı mevzûn-ı
ibret-eserlerdir
.
Bu kal‘a içre bir câmi‘dir, ammâ bu cihânı geşt [ü] güzâr eden seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem olanların mâbeynlerinde memdûh u meşhûr olan câmi‘-i pür-nûr-ı ibret-nümâ bu kal‘anın ortasında vâki‘ olup tûlu iki yüz elli ayakdır ve arzı seksen ayakdır. Ve içinde cümle altmış aded beyâz mermer direği amûd-ı müntehâlarla biri biri üzre iki kat vaz‘ olunmuş sütûn-ı mevzûn-ı ibret-eserlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 251b ·
metinde göster ·
… a olan revzenleri cümle hâs u beyâz mermer-i hâmdır. Ba‘de'l-feth bu dershâne-i
ibret-eserin
içine Âl-i Osmân bârûd-ı siyâh koyup cebehâne ederler. Hikmet-i Hudâ zamân mürû …
Der-binâ-yı acâ’ibât: Bu mezkûr câmi‘den aşağı kal‘a kapusunun iç yüzünde cümle etıbbâ ve hukemâ-yı hâzıkânın dershâneleri var. Bunun dahi der-i dîvârlarında olan revzenleri cümle hâs u beyâz mermer-i hâmdır. Ba‘de'l-feth bu dershâne-i ibret-eserin içine Âl-i Osmân bârûd-ı siyâh koyup cebehâne ederler. Hikmet-i Hudâ zamân mürûr edüp bir gün bir ra‘d u berk ile yıldırım isâbet edüp bu dershâne-i musanna‘ın ba‘zı yerlerin münhedim etmiş. Hâlâ âyende vü revendegân içün mihmânsarây-ı kârbân-ı revân-ı hasbîdir. Bu binâ-yı azîm dahi acâ’ib ü garâ’ib temâşâgâhdır kim vasfında lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253a ·
metinde göster ·
Ol zamânda bu şehir içre cem‘ olan hukemâlar birer gûne
ibret-eser
mutalsamât-ı garîbe ve birer gûne vefk-ı a‘zam acîbeler inşâ edüp bu şehirde tâ …
Ol zamânda bu şehir içre cem‘ olan hukemâlar birer gûne ibret-eser mutalsamât-ı garîbe ve birer gûne vefk-ı a‘zam acîbeler inşâ edüp bu şehirde tâ‘ûn ve yılan ve çıyan ve akreb ve leylek ve karga ve pire ve kehle ve tahta biti ve sivri sinek ve kara sinek olmazmış. El-hâsıl bir yıl üç yüz altmış altı gündür, gün başına birer gûne tılsımât karada ve gün başına birer tılsımât deryâya müte‘allık olup leb-i deryâya tılsımâtlar etmişler, tâ ki Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştak olunca bu mezkûr mutalsamâtların hükümleri nâfiz olup ol Habîb-i Hudâ'nın mevlûdu gecesi cümle tılsımât-ı vifâkâtlar zîr [ü] zeber olup amelleri bâtıl olur. Hâlâ niçe tılsımât yerleri manzûrûmuz olmuşdur. Ammâ şimdi yine bu şehr-i Atina'da sivri sinek ve çıyan ve akreb ve leylek ve karga olmaz ve gelirse vatan dutmaz ve çok dururlarsa yaşamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
: Bu karye içre bir âb-ı hayât-ı berrâk ve âb-ı nâb su kaynak havz-ı azîmi var k …
Der-sun‘-ı Hudâ-yı ibret-eser: Bu karye içre bir âb-ı hayât-ı berrâk ve âb-ı nâb su kaynak havz-ı azîmi var kim bu karye-i ma‘mûrenin etrâfında olan niçe kurâlardan avred ve oğlanlar gelüp bu havz-ı azîm içre şinâverlik edüp benî âdem mâhîleri birbirlerine bilâ-vâsıta kuç kucağ olup sohbet-i pür-çîn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·