yemîn ü yesârda kurâları muharrir-vâr deverân ve seyerân ve tahrîr ederek netîc …
Andan aşağı bu kûh-ı bâlânın dibinde karye-i Hüseyin Gâzî'de sâhib-i devlet efendimize buluşup "Bre Evliyâ Çelebi, hoş geldin. Biz seni gâ’ib etdik". "Hemçünân Sultânım!" dedikde hazz edüp şeref-i sohbetleriyle müşerref olup andan kalkup lokmacılık iderek yemîn ü yesârda kurâları muharrir-vâr deverân ve seyerân ve tahrîr ederek netîce-i kelâm on gün Çubukovası kazâsında gezdik. Azîm bâzârı durur yüz elli akçe kazâdır ve yedi nâhiye ve yetmiş pâre köydür ve subaşılıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 355b ·
metinde göster ·
Hemân bizim Alî Beğ eyitdi: "Sultânım bu Acem'in her şeylerine tahammül ederiz ammâ Çâr-yâr-ı Güzîne sebb ediyorlar. Korkarız elimizden bir hatâ çıkar. Buna bir ilâc görün. Yohsa vallahi bir kaç Kızılbaş-ı teberrâyı katl ideriz." dediler. Hakîr eyitdim: "Bre âdemler, edebinizle olunuz. Islâh-ı âlem size mi kaldı. Bir kaç gün çârsû-yı bâzâra çıkman." deyü tenbîh [u] te’kîd etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 291b ·
metinde göster ·
… teslîm olmazsa nakz-ı ahd İrân-zemîn tarafından olup biz dahi ana göre tedârik
iderük
deyüpdür. Pes Osmânlı tedâriki oldur kim bir alây urguncu askerdir, İrân-zemîn …
Hemân Melek Ahmed Paşa efendimizin mektûbların verüp eline alup bûs edüp serine koyup "Aleykümüsselâm" deyüp nâmeyi bî-bâk ü bî-pervâ kırâat edüp eydür, "Evliyâ akam! Van vezîri karındaşımız buyurmuşlar kim eğer Rûmiyye hânının talavladığı kırk bin koyun tahsîl olup Evliyâ akaya teslîm olmazsa nakz-ı ahd İrân-zemîn tarafından olup biz dahi ana göre tedârik iderük deyüpdür. Pes Osmânlı tedâriki oldur kim bir alây urguncu askerdir, İrân-zemîn memleketin âlân u tâlâna gelirler! İşitmişsen hemî, Kebut bahtlı Hindîvâne kuhanlı Rûmiyye hânı çelebisi! Pes siz ne hayırmânde çelebisen kim kayser-zemîn hânlarından senin hakkına böyle şikâyetler gele. Men sana her bâr biti civermezmiydim ki ey sefîh mâder-i bahtây-ı nâdürüst ü celef zenî sakınasın kim intihâ-yı serhadsin, Osmânlıyla hüsn-i zindegâne edüp nîk-nâm kazanasın, deyü sana varak yazdım. Sen kim, şâh yanında menim ammilerim vardır, deyü mağrûr olup top u tüfengünle Osmânlı serhaddin urursun. Çünki cülâver ve dilâver fetâsın. Giresin Hind ile Kandehâr'da ceng idesin {yahûd} menim gibi şehr-i Gîlân'da Moskov kâfiri keştîleriyle ceng edesin. İşte Evliyâ akam, ol cengde hâzırım idi, henim şâhid-i âdilim idi." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301b ·
metinde göster ·
{Der-beyân-ı kelb-i Kerbelâ}: Bu sahrâyı gören deryâ zann
{ider}
, talattum-ı bahr gibi şa‘şa‘a verüp temevvüc eder. Bi-emri Hudâ bu sahrâda İmâm …
{Der-beyân-ı kelb-i Kerbelâ}: Bu sahrâyı gören deryâ zann {ider}, talattum-ı bahr gibi şa‘şa‘a verüp temevvüc eder. Bi-emri Hudâ bu sahrâda İmâm Hüseyin ile Yezîd askeri ceng edüp Yezîdîlerin kelbleri şühedâ kanın yeyüp serâsime olup deşt-i hâmûna düşerler. İlâ hâze'l-ân ol kelblerin eblehlerinden bu Kerbelâ'da kalup deryâ gibi çölü görüp sudur deyü seğirderek varır, görse kim su değil. Andan bir yere dahi seğirdirler. İlâ mâşâallah kavm-i Yezîdî'nin kelbleri bu Kerbelâ'da böyle seğirdüp gezmededirler. Hatta bir âdem bî-meze boş yelenlik edüp gezse efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olmuşdur kim "Behey âdem Kerbelâ kancığı gibi boş yire bî-fâ’ide yelek yelek ne gezersin, bir ser-i kârda olsana" derler. Temâşâ-yı sahrâ-yı Kerbelâ'dır vallahümme âfinâ. Sam yeli dahi çok olur. Bu çölde 6 sâ‘at ılgar ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349a ·
metinde göster ·
… s-i şerîf üzre bir kubbe-i müfîd ü muhtasar inşâ edüp Meşhed-i İmâm Hüseyin nâm
ider
. Ba‘dehû sene 240 târîhinde el-Melikü's-Sâlih Necmeddîn-i Âl-i Eyyûb bir câmi‘ …
Ba‘de'l-inkırâz-ı Emeviyyûn Âl-i Abbâsiyân'dan el-Mustansır Billah Mısır'da hâkim iken re’s-i şerîf üzre bir kubbe-i müfîd ü muhtasar inşâ edüp Meşhed-i İmâm Hüseyin nâm ider. Ba‘dehû sene 240 târîhinde el-Melikü's-Sâlih Necmeddîn-i Âl-i Eyyûb bir câmi‘ ü imâret ve bir kubbe-i azîm binâ edüp hâlâ derûn-ı Mısır'da Hân Halîl kurbünde Meşhed-i İmâm Hüseyn nâmıyla meşhûr-ı âfâk ziyâretgâh-ı erbâb-ı müştâkdır. Sene 1091 târîhinde Vâlî-i Mısır Abdurrahmân Paşa muhibb-i Hânedân olmağile bir kise guruş masrûf edüp yevm-i Âşûra'da şehîd olmağile İmâm Hüseyin ol leyle-i mübârekde Abdurrahmân Paşa bir mevlûd-i şerîf etdirmişdir. Re’s-i İmâm Hüseyin şehr-i Mısr'a geleli olmamışdır, tâ sabâha dek cemî‘i çârsû-yı bâzârlar küşâde olup cemî‘i minâreler ve şâhrâh dükkânlar niçe kerre yüz bin kanâdîller ile çerâğân olup şehr-i Mısır arûs-ı Ümm-i dünyâ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a ·
metinde göster ·
… murgzârlı bâğ-ı İreme nâzırdır. Ve haftada iki gün mukâbele olup âyîn-i Mevlânâ
iderler
kim gûyâ fasl-ı Hüseyin Baykara fasılları olur. Husûsan Sızıltızâdeler nâm neyz …
Evvelâ, cümleden ma‘mûr [u] âbâdân derûn-ı şehrde tekye-i Mevlevîhâne-i Hazret-i Mevlânâ'dır. Bânîsi merhûm u mağfûrunleh Süğlün Musli Paşa'dır kim Sultân Ahmed Hân vüzerâlarındandır, lâkin sadrıa‘zam olmamışdır, ammâ bir sahiyyü'l-vücûd ve sâhib-i kerem ve sâhib-i cûd olmak ile rûh-ı Mevlânâ'yı şâd ve tarîk-i Hâcegân fukarâların dilşâd etmek içün bir mevlevîhâne bünyâd etmişdir kim misli bir diyârda 21b yokdur. Meğer İslâmbol'da Beşiktaş Mevlevîhânesi ola, ammâ bunun andan ziyâde evkâfı olmağile gâyet ma‘mûrdur ve semâ‘hâne etrâfında semâ‘zen fukarâlarının hücrelerinin cümle revzenleri, cânib-i erba‘asındaki şükûfe ve murgzârlı bâğ-ı İreme nâzırdır. Ve haftada iki gün mukâbele olup âyîn-i Mevlânâ iderler kim gûyâ fasl-ı Hüseyin Baykara fasılları olur. Husûsan Sızıltızâdeler nâm neyzenleri var kim her biri san‘atının ferîdidir. Ve şeb [ü] rûz-merreteyn cümle fukarâya ve ba‘zı ehibbâya ni‘met-i Mevlânâsı mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 21a–21b ·
metinde göster ·
… z’ deyü korkarsız. Ve ‘âyâ bu kadar askerle vilâyetimize niçün girir’ deyü havf
idersiz
. Anıniçün beş yüz altmış âdemle geldim. Korkman bizden emîn olun. Pâdişâh devle …
"Vallâhi cânım, ben Rûmeli beğlerbeğisiyem. Üç bin askerle ener binerim. Lâkin sizler ‘hisâbsız bu kadar askerle paşayı besleyemeziz’ deyü korkarsız. Ve ‘âyâ bu kadar askerle vilâyetimize niçün girir’ deyü havf idersiz. Anıniçün beş yüz altmış âdemle geldim. Korkman bizden emîn olun. Pâdişâh devletinde Tuna üzre yigirmi gemi ve bu kadar yüz araba yükü zahîrem gelir" deyü elçi {paşa} tercümânıyla bu gûne kelimât edince kâfirin nutka mecâli kalmayup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42b ·
metinde göster ·
… sulha muğâyir bir iş ederseniz Venedik tahtınız dahi Kandiye gibi hâke berâber
iderim
." buyurduklarında elçi ve kapudanlar ve sâ’ir iş erleri küffârlar
"Takrî‘u'l-abdi'l-âbiki'l-‘âbidi leyse mine'l-mürüvveti ve teşnî‘u'l-mu‘teziri leyse mine'l-fütüvveti" hükmünce makbeli kabûl-i haslet-i zevi'l-ukûl olmağın sulhları kabûlümüz oldu, ammâ bir dahi sulha muğâyir bir iş ederseniz Venedik tahtınız dahi Kandiye gibi hâke berâber iderim." buyurduklarında elçi ve kapudanlar ve sâ’ir iş erleri küffârlar
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328b ·
metinde göster ·
söz söyledi ḳorḳut ata oġuz ḳavmınuŋ müşkilini ḥall
ider-idi
her ne iş olsa ḳorḳut ataya tanışmayınça işlemezler-idi her ne ki buyursa ḳabūl …
söz söyledi ḳorḳut ata oġuz ḳavmınuŋ müşkilini ḥall ider-idi her ne iş olsa ḳorḳut ataya tanışmayınça işlemezler-idi her ne ki buyursa ḳabūl iderler-idi sözin tutup tamām iderler-idi dede ḳorḳut ṣoylamış
… her ne iş olsa ḳorḳut ataya tanışmayınça işlemezler-idi her ne ki buyursa ḳabūl
iderler-idi
sözin tutup tamām iderler-idi dede ḳorḳut ṣoylamış
söz söyledi ḳorḳut ata oġuz ḳavmınuŋ müşkilini ḥall ider-idi her ne iş olsa ḳorḳut ataya tanışmayınça işlemezler-idi her ne ki buyursa ḳabūl iderler-idi sözin tutup tamām iderler-idi dede ḳorḳut ṣoylamış
… nışmayınça işlemezler-idi her ne ki buyursa ḳabūl iderler-idi sözin tutup tamām
iderler-idi
dede ḳorḳut ṣoylamış
söz söyledi ḳorḳut ata oġuz ḳavmınuŋ müşkilini ḥall ider-idi her ne iş olsa ḳorḳut ataya tanışmayınça işlemezler-idi her ne ki buyursa ḳabūl iderler-idi sözin tutup tamām iderler-idi dede ḳorḳut ṣoylamış
yüzine dökeyin-mi ḫan ḳızı sebebi nedür digil maŋa katı ḳażab
iderem
şimdi saŋa didi dirse ḫanuŋ ḫatunı ṣoylamış görelüm ne ṣoylamış aydur hay dirse …
yüzine dökeyin-mi ḫan ḳızı sebebi nedür digil maŋa katı ḳażab iderem şimdi saŋa didi dirse ḫanuŋ ḫatunı ṣoylamış görelüm ne ṣoylamış aydur hay dirse ḫan baŋa ḳażab itme incinüp acı sözler
daḫı buġrası var-ıdı ol buġa ḳatı ṭaşa buynuz ursa un gibi ügidür-idi bir yazın bir güzin buġa-y-ıla buġrayı ṣavaşdururlar-ıdı bayındır ḫan ḳalın oġuz bigleri-y-ile ṭamaşaya baḳar-ıdı teferrüc ider-idi meger
… pulu dervendde on biŋ ḳoyunı vardur şol ḳoyunları daḫı götürsek ḳazana ulu ḥayf
ider-idük
didi şökli melik aydur altı yüz kāfir varsun ḳoyumnı getürsün didi altı
kāfir aydur ḳazanuŋ ḳapulu dervendde on biŋ ḳoyunı vardur şol ḳoyunları daḫı götürsek ḳazana ulu ḥayf ider-idük didi şökli melik aydur altı yüz kāfir varsun ḳoyumnı getürsün didi altı
anuŋ-içün-ki menden delü menden güçlü er var-mıdur ki çıḳa menüm-ile ṣavaşa dir …
bunı niçün böyle ider-idi anuŋ-içün-ki menden delü menden güçlü er var-mıdur ki çıḳa menüm-ile ṣavaşa dir-idi menüm erligüm bahadırlıġum cılasunlıġum yigitligüm ruma şama gide çavlana dir-idi meger bir
… aydur mere ḳavatlar ne aġlarsız menüm köprim yanında bu ġavġa nedür niye şiven
idersiz
didi ayıtdılar ḫanum bir
ol yigit üzerine möḥkem ḳara şiven oldı nagāhandan delü dumrul çapar yetdi aydur mere ḳavatlar ne aġlarsız menüm köprim yanında bu ġavġa nedür niye şiven idersiz didi ayıtdılar ḫanum bir
… anuŋ adına yigenek dirler-idi günlerde bir gün yigenek oturup bigler ile ṣoḥbet
ider-iken
ḳara göne oġlı budaġ-ıla uz düşmedi bir birine söz atışdılar budaḳ aydur bunda …
ol oġlanuŋ adına yigenek dirler-idi günlerde bir gün yigenek oturup bigler ile ṣoḥbet ider-iken ḳara göne oġlı budaġ-ıla uz düşmedi bir birine söz atışdılar budaḳ aydur bunda laf urup nidersin çünki er