… derûn-ı dilden bir imdâd taleb edüp yine merkezinde oturduğu yer Kırklar makâmı
idiği
hâtırına hutûr edüp;
"Bire hay meded hâlim nice olur" deyü âlem-i hayrete düşüp hicâbından cümle vücûdu fıska fıska şişüp iki üç kerre ayağ üzre kalkup cânib-i erba‘aya nigerân edüp 37b görse kim bir âdem deryâsı içre gark olmuş bir tarafa bir kadem atmağa mümkün değil, zîrâ tekâzâ ol mertebede kim bir kadem atsa kazıyye ma‘lûm. Hemân Gülâbî Ağa, şeyh Yahyâ Efendi'ye teveccüh-i tâm ile nazar edüp derûn-ı dilden bir imdâd taleb edüp yine merkezinde oturduğu yer Kırklar makâmı idiği hâtırına hutûr edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a–37b ·
metinde göster ·
… ethidir. Bir yalçın püşte üzre taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır. Ammâ ne cirmde
idiği
ma‘lûmum değildir. Ve yüz elli akçe kazâdır. Cümle (---) mikdârı hânelerdir. Câ …
Evsâf-ı kal‘a-i Göle : Ahıska hâkinde Gürcîstân meliklerinden Levend Hân binâsıdır. Hâlâ Selîm Hân tahrîrinden beri eyâlet-i Çıldır'da sancak beği tahtıdır. Beğinin hâss-ı hümâyûnı kânûn üzre 300.000 akçedir. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve kal‘a dizdârı ve neferâtı vardır. Kal‘ası Selîm Hân fethidir. Bir yalçın püşte üzre taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır. Ammâ ne cirmde idiği ma‘lûmum değildir. Ve yüz elli akçe kazâdır. Cümle (---) mikdârı hânelerdir. Câmi‘i ve hân [u] hammâmı var ammâ çârsû-yı müzeyyenesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 322b ·
metinde göster ·
… n Sultân Murâd Hân meks edüp mâhîlerinden tenâvül edüp "Hakkâ ki mâ’ide-i Erçek
idiği
gerçek imiş." demişdir. Ve bu buhayrenin yine cânib-i garbîsinde bir yol vardır …
Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'ın kadre ermişlerinden bir kimesne "Er gerçek"den galat Erçek derlermiş. Kadr mâlıyla binâ olunmuş bir yalçın püşte başında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ zirve-i a‘lâya kad-keşân olmağile çıkup temâşâ etmedim. Hâlâ Mahmûdî hükmündedir ve mâ-tekaddem taht-ı Mahmûdî bu kal‘a imiş. Şimdi ol kadar imâr değildir, ammâ yine Van eyâletinde sancak beği hükmündedir. İki bin askere mâlikdir. Mahmûdî atlarının güzîdesi bu Erçek'de olur. Hükûmetinde timâr u ze‘âmet tahrîr olmayup ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâs kayd olunmuşdur. Beği kal‘ada olur Aşağı Rabâtı bir dere küncinde beş yüz hâneli câ-be-câ bâğ u bâğçeli ve kavak ağaçlı rabâtdır. Bir câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on mikdârı dükkânı var ammâ buhayre-i Erçek kal‘anın kurbünde bir halîc-i sağîresi var, on vukiyye gelir yahşı alabalığı olur kim Kürdistân'da Ereçek balığı meşhûrdur. Bu semek-i mümessekden sayyâdlar sayd edüp a‘yân [u] kibâra hedâyâ götürürler. Aslâ balık râyihası yokdur. Bu halîcin kenârında Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân meks edüp mâhîlerinden tenâvül edüp "Hakkâ ki mâ’ide-i Erçek idiği gerçek imiş." demişdir. Ve bu buhayrenin yine cânib-i garbîsinde bir yol vardır. Ol râh-ı câdde ile Van'a beş sâ‘atde varır tarîk-ı seheldir. Murâd Hân Van'a ol râhdan revâne olmuşdur. Bu Ereçek beğinin ziyâfetin tenâvül edüp ve hedâyâsın ve kulağuzların alup andan yolumuza hilâfcadır ammâ "Da‘vete icâbet" deyü cânib-i şimâle meyyâlce dağlar ve dereler aşup kâmil sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
Bir derenin cânib-i cenûbîsi nihâyetinde evc-i âsumâna ser çekmiş şekl-i murabba‘dan tûlânî bir kaya üzre Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim gûyâ kal‘a-i Âdilcevâz'dır. Ammâ ne kadar hatve idiği ma‘lûmum değildir, lâkin küçükdür. Hâlâ Acem'in intihâ-yı serhaddi olmağile mültefit bir kal‘a-i müzeyyendir. Hâlâ derûn-ı kal‘ada üç bin aded güzîde Mâzenderânî tüfeng-endâz dizçöken nökeri vardır. Biz anda bir gice aşağı bâğçelerde mihmân iken kal‘anın cemî‘i ebrâcların ve dendân-ı bedenlerin meş‘aller ile çerâğân edüp didebânları tâ vakt-i sehere dek, "Hudâ hûb" deyü feryâd ederlerdi. Hakkâ ki kal‘a beklemek Acem'e kalmışdır. Kal‘a binâ etmek Fireng-i bed-renge kalmışdır. Kal‘anın dizçöken ağası ve eşik ağası aşağıda haymelerimize nüzûl edüp hayli i‘zâz u ikrâmlar edüp mihmândârlık ile ziyâfet-i azîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288a ·
metinde göster ·
… e tütüne ve birer oka esîrler bey‘ olunup Hân'a üç yüz araba mâl zabt olunup ne
idiği
nâ-ma‘lûm idi. Ve Rakofçi'nın âlât-ı kilârı ve âlât-ı hazînesi cümle Hân içün z …
Ve bu cengde kırk bin Bucak Tatarı Hân-ı âlîşân ile hem-ınân olup ol ecilden guzât-ı zafer-makrûn hadden efzûn mâl-ı ganâ’im ile muğtenim oldular. Hattâ bu taburda alınan seksen bin arabalar içinde pençe-i âfitâb maralî ve gazâlî gözlü mizilci yüzlü ve şîrîn sözlü duhter-i pâkîze ahter-i nâ-şüküfte pençe-i âfitâb âfitâbeler esîr oldu kim her birisi Rûm harâcı değerken her biri bir lüle tütüne ve birer oka esîrler bey‘ olunup Hân'a üç yüz araba mâl zabt olunup ne idiği nâ-ma‘lûm idi. Ve Rakofçi'nın âlât-ı kilârı ve âlât-ı hazînesi cümle Hân içün zabt olunup sâ’irlerin Kalga Sultân ve Nûreddîn Sultân ve şîrînli ve Mansûrlu vesâ’ir kara halkları tabur içindekin yağma etdiler, ammâ Âl-i Osmân içün cümle cebehâneleri ve kırk aded balyemez topları ve yüz elli pâre şâhîleri ve altı aded havân topları cümle Hân, Akkirmân'da Melek Ahmed Paşa'ya gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
… cümle kırk beş aded tabya kullelerdir, lâkin iç kal‘ası dâ’iren-mâdâr kaç adım
idiği
ma‘lûmum değildir.
Eşkâl-i kal‘a-i İlvov: Bu kal‘a İlvov dağları dibinden ba‘îd bir sahrâ-yı çemenzâr-ı lâle-izârda nehr-i (---)(---) bir sevâd-ı mu‘azzam Arabistân'ının Mısır'ına mânend bir şehr-i derbenddir, ammâ kal‘ası şehrinin cânib-i (---) bir püşte-i âlî üzre bir sa‘b hisâr-ı üstüvâr-ı şeddadîdir, lâkin küçükdür. İçinde ancak beş yüz hânesi cümle tahta örtülü kulleleri ve (---) aded çanlı kenîseleri vardır, ammâ cebehânesi ve azîm mefret topları vardır, zîrâ bu şehrin hasmı gâyet çokdur. Hattâ Rakofçi Kral bu şehre tama‘ edüp bu kal‘ayı feth edüp taht edinmek içün bu cengde cümle askeri kırılup kendisi cânın gücile halâs etdi, ammâ bu kal‘a-i İlvov cümle kırk beş aded tabya kullelerdir, lâkin iç kal‘ası dâ’iren-mâdâr kaç adım idiği ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45b ·
metinde göster ·
… nesi ve topları 50a ve birkaç çanlı manastırları vardır, ammâ cirmi ne mikdâr
idiği
ma‘lûmum değildir, ammâ küçük görünürdü, lâkin metîndir, ammâ aşağı taşra varoş …
Derûn-ı hisârda cebehânesi ve topları 50a ve birkaç çanlı manastırları vardır, ammâ cirmi ne mikdâr idiği ma‘lûmum değildir, ammâ küçük görünürdü, lâkin metîndir, ammâ aşağı taşra varoşu dâ’iren-mâdâr dolma rıhtım çit palankadır. Etrâfı cunbul amîk handakdır. Ve gâyet sarp varoş-ı kebîrdir kim cereyân eden nehr-i (---) ihâtâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 49b–50a ·
metinde göster ·
… Muhammedîler bedenler üzre çekilüp ancak bir aded şâhâne top atup yevm-i cum‘a
idiği
andan ma‘lûm olur acâ’ib kanûn-ı Bâyezîd Hân'dır. Rahmetullâhi aleyh.
Derûn-ı hisârda ancak dizdâr ve kethüdâ ve imâm hâneleri ve buğday anbârı ve cebehânesi ve birkaç neferât hâneleri var, gayrı şey yokdur, ammâ bu kal‘ada bir hoş kanûn vardır kim âyîn-i Bâyezîd Hân'dır. Cum‘a gün feth olmak ile hâlâ her cum‘a günü kal‘anın cümle burc [u] bârûlarına ale's-sabâh filandıra bayraklar ve sancaklar ve alemler dikilüp gülbâng-ı Muhammedîler bedenler üzre çekilüp ancak bir aded şâhâne top atup yevm-i cum‘a idiği andan ma‘lûm olur acâ’ib kanûn-ı Bâyezîd Hân'dır. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66b ·
metinde göster ·
… ur, ammâ âsî kal‘ası olmak ile yanına varamayup ne cirmde ve ne tarz [u] tavrda
idiği
ma‘lûmumuz değildir. Ancak derûn-ı hisârda ma‘mû[r] kenîse çanlıkları nümâyân i …
Hâlâ Venedik pirinc-pirimi hükmünde cenerallikdir ve kal‘ası büyük Akdeniz'den girmiş bin mîl tavîl körfez deryâsının Bosna vilâyeti tarafı kenârında vâki‘ olmuşdur, ammâ âsî kal‘ası olmak ile yanına varamayup ne cirmde ve ne tarz [u] tavrda idiği ma‘lûmumuz değildir. Ancak derûn-ı hisârda ma‘mû[r] kenîse çanlıkları nümâyân idi. Hattâ niçe bin guzât-ı muvahhidîn bu kal‘a etrâfında olan köylerin ve bâğ evlerin ıhrâk edüp mahsûlâtların nehb u gâret ederken guzâta kal‘adan ol kadar balyemez top gülleleri urdu kim her gülle birbirine ta‘kîb edüp kal‘a murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. 138b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138a–138b ·
metinde göster ·
… eri ocağıyla bir ol deyü ilkâ etdiği re’y [u] tedbîrleri cümle hıyel ü şeytanat
idiği
Seydî'nin ma‘lûmu değil idi, zîrâ Seydî mekr ü hîleden müberrâ bir sâf-derûn bi …
Merhûmun evzâ‘ [u] etvâr-ı gayrı marzıyyesi Serdâr Alî Paşa'nın kendüye hâb-ı harkûş verüp Seydî'nin katline gelen hatt-ı şerîfleri gösterdiğinde serdâra i‘timâd edüp beşer onar âdemle huzûr-ı serdâra gelmeğe başladı, zîrâ bir sâfdil gıll [u] gışdan berî pâk velî(?) idi ve yeniçeri ocağıyla bir ol deyü ilkâ etdiği re’y [u] tedbîrleri cümle hıyel ü şeytanat idiği Seydî'nin ma‘lûmu değil idi, zîrâ Seydî mekr ü hîleden müberrâ bir sâf-derûn bir mücellâ-dil idi. Serdârın her sözüne i‘timâd ederdi. Serdâr ise Köpürlü'ye nihânîce Seydî'nin aleyhine arz ederdi ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
… h [ve] bâr [u] büngâhları yerinde kalup sâhiblerinden bir nâm [u] nişânları yok
idiği
haberi serdâra gelüp serdâr âlem-i hayretde kaldı.
Hikmet-i Sannâ‘-ı Lem-yezel'in ir[â]det-i hikmet-i ezeliyyesi bu imiş. Ol gece âlem ağyârdan bî-haber iken Küçük Mehemmed Paşa ordu-yı kraldan cümle askeriyle gâ’ib olup cümle haymegâh [ve] bâr [u] büngâhları yerinde kalup sâhiblerinden bir nâm [u] nişânları yok idiği haberi serdâra gelüp serdâr âlem-i hayretde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25b ·
metinde göster ·
… ibin'e korlar. Hâlâ kırmızı bir parankona çukalar ile mestûr altun-misâl toplar
idiği
cümle manzûrumuz olmuşdur.
Hemân derûn-ı hisârdan bir gece yetmiş bin asker-i kefere ve Mehemmed Paşa'dan dahi bu kadar asker-i İslâm kal‘adan çıkup vakt-i şâfi‘îde Rakofçi la‘în-i bî-dîn üzre şeb-hûn edüp bir koldan Barçay Kral ve bir koldan Mehemmed Paşa Rakofçi askerin basup kıra kıra kemân-ı iktidârın yasup ve cemî‘i mâlların ganîmet edüp Rakofçi la‘în ancak yetmiş atlıyla cân ve baş halâsına düşüp firâr etdi. Ve Sibin kâfirleri esîr almayup Mehemmed Paşa askeri üç bin aded esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imler ile sîr olup bu kadar cebehâne ile yetmiş aded balyemez ve düşmana amân u zamân vermez top-ı kal‘a-kûplar yerinde kalup cümlesin kal‘a-i Sibin'e korlar. Hâlâ kırmızı bir parankona çukalar ile mestûr altun-misâl toplar idiği cümle manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
… akedonya zemînidir kim bin altmış pâre kurâ vü kasabât ve kılâ‘lar ile müzeyyen
idiği
ve Ciniviz harâbından sonra amâr olup Sırf kralları har[â]b etdiği Târîh-i Rûm- …
Ve Terkoz'dan tâ Silivri kal‘asına gelince İslâmbol'un yedi kat germe dîvâr ve yedi kat handaklı kal‘asın cümle yere berâber etdi. Anıniçün hâlâ kal‘a-i Terkoz ve sûr-ı Burgoz cümle harâb u yebâb yapup Terkoz'dan Silivri'ye giderken câ-be-câ yerlerde yedi kat Burgoz kal‘ası esâsları zâhir ü bâhirdir. Bu Burgoz ve Silivri ve Terkoz ve İslâmbol mâbeynleri dâ’iren-mâdâr bir cezîre-misâl görülür(?) kim yedi merhale yerdir. Bu vâdîler içi cümle İslâmbol ki şehr-i Makedonya zemînidir kim bin altmış pâre kurâ vü kasabât ve kılâ‘lar ile müzeyyen idiği ve Ciniviz harâbından sonra amâr olup Sırf kralları har[â]b etdiği Târîh-i Rûm-ı Yanvan'da mufassal tahrîr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm Kuzu Ali Ağa'nın nakli üzre bu cengde yedi kral
idiği
kefere tevârîhlerinde bu cenge Seleşdi kralları cengi derler. Her kralın yüzer …
Hulâsa-i kelâm Kuzu Ali Ağa'nın nakli üzre bu cengde yedi kral idiği kefere tevârîhlerinde bu cenge Seleşdi kralları cengi derler. Her kralın yüzer bin askeri olup yedi kerre yüz bin küffârın dörd kerre yüz bini kılıçdan geçdiği muhakkakdır, zîrâ bu cengde mürd olan keferelerin lâşe-i murdârları içre o[n d]örd aded kellesiz kâfir ayağ üzre gezüp durduğu niçe guzât-ı müslimîn görmüşler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65b ·
metinde göster ·
… ın kaya üzre sedd-i metîn dîvâr-ı İskender-var'dır, ammâ ne mertebe kalın dîvâr
idiği
ma‘lûm değildir. Hemân devr-i müdevver rıhtım dolama Şeddâdî binâ dîvâr üzre as …
Bu kal‘a-i bî-misâlin kara tarafı ise bu gûne metânet üzredir, ammâ Tuna cânibi üç minâre-i bâlâ kaddi yalçın kaya üzre sedd-i metîn dîvâr-ı İskender-var'dır, ammâ ne mertebe kalın dîvâr idiği ma‘lûm değildir. Hemân devr-i müdevver rıhtım dolama Şeddâdî binâ dîvâr üzre aslâ dendân-ı beden ve kulle ve tabya ve peten yokdur. Hemân dîvâr-ı üstüvârı üzre niçe hânedân-ı cihân-nümâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… bir sarây-ı zîbâ imiş kim hâlâ eser-i binâlarından ne mertebe ma‘mûr u müzeyyen
idiği
ma‘lûmdur, lâkin niçe kerre sademât-ı topdan münhedim olup müfîd ü muhtasar bir …
Bu tabyayı ve bu paşa sarâyı sene 859 târîhinde Matyaş Kral-ı dâl binâsıdır kim Ebü'l-feth Sultân Mehemmed ile Belgrad kal‘asında ceng edüp Belgrad'ı Ebü'l-feth'e vermeyen kral-ı dâllin veled-i nâ-pâki Matyaş Kral binâsı bir sarây-ı zîbâ imiş kim hâlâ eser-i binâlarından ne mertebe ma‘mûr u müzeyyen idiği ma‘lûmdur, lâkin niçe kerre sademât-ı topdan münhedim olup müfîd ü muhtasar bir sarây-ı vâlîdir, ammâ aşağı varoş ve taşra varoşun imâreti irşek ban, ya‘nî ser-çeşme-i ruhbânânın binâsıdır. Ve mezkûr paşa sarâyının cihân-nümâ köşklerinden tâ Komaran kal‘ası kim Nemse çâsârının ibtidâ kal‘asıdır, Paşa sarâyı köşkünden Komaran kal‘ası ve Uyvar boğazında Patka gölü cümle âşikâre görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
… nâ’im çok idi. Gerçi dağlarındaki becenelerinde ve taburlarında esîrlerinin çok
idiği
Tatar askerinin ma‘lûmları oldu, ammâ dağları gâyetü'l-gâye sarp çengelistân ve …
Ammâ bu şehrin mu‘azzamlığına göre esîrimiz azdır, zîrâ biz tâ Bahr-i Muhît kenârlarına dek gidüp niçe bin kurâları ve niçe şehirleri ıhrâk bi'n-nâr ederek gitdiğimizi bu şehir küffârları duyup gemileriyle ve kimi atlarıyla dağlara kaçmışlar. Anıniçün bu şehirde esîr az idi, ammâ mâl-ı ganâ’im çok idi. Gerçi dağlarındaki becenelerinde ve taburlarında esîrlerinin çok idiği Tatar askerinin ma‘lûmları oldu, ammâ dağları gâyetü'l-gâye sarp çengelistân ve hıyâbân dağlar olmağile kavm-i Tatar kurşum havfinden ve at işlemediğinden dağlara girmeyüp esîrler az alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127b ·
metinde göster ·
… siz pâdişâh tarafından hatt-ı şerîf ile Sadrıa‘zama geldiniz. Sadrıa‘zam kanda
idiği
ma‘lûm değil. Bundan içerisi kâfiristândır. Biz sizi içeri götürmeğe kâdir deği …
"Sultânım siz pâdişâh tarafından hatt-ı şerîf ile Sadrıa‘zama geldiniz. Sadrıa‘zam kanda idiği ma‘lûm değil. Bundan içerisi kâfiristândır. Biz sizi içeri götürmeğe kâdir değiliz" deyü kat‘î cevâb verüp birkaç gün dahi Belgrad'da meks etmeği evlâ görüp karâr vermişken hikmet-i Hudâ ol ân nehr-i Raba kenârında kal‘a-i Vaşvar'dan Kanije gâzîleriyle dağdan dağa kâfir üslûbunda âdemler sadrıa‘zamın hatt-ı şerîflerin götürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
… emmed Ağa'nındır. Ve bu câmi‘ kurbunda bir latîf hammâmı var, ammâ kimin binâsı
idiği
ma‘lûmum değildir, ammâ hoş-hevâ ve hûb-binâ bir hammâm-ı rûşenâdır kim iki kur …
Ve bu kal‘ada ancak iki câmi‘ vardır. Biri Süleymân Hân'ındır ve biri Sakkâbaşı Mehemmed Ağa'nındır. Ve bu câmi‘ kurbunda bir latîf hammâmı var, ammâ kimin binâsı idiği ma‘lûmum değildir, ammâ hoş-hevâ ve hûb-binâ bir hammâm-ı rûşenâdır kim iki kurnalı ve dörd soffalı hammâm-ı rûşen binâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 32b ·
metinde göster ·
… ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü olmak ile içerisi ne
idiği
ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öt …
Ve gorona ve tâc ve manlifke ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) derler. Her lisânda birer gûne ismi vardır. Hakîr dikkatle niçe kerre temâşâ etdim, Rûm'un buğday kîlesi kadar bir müdevver sivri Edhemî külâhı gibi {bir şeydir}. Allâhu a‘lem gönden ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü olmak ile içerisi ne idiği ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup sâfî cevâhirle zeyn olmuş kim bin Mısır hazînesi mâl değer ve ana bahâ yetişmez de derler. Hemân hakkâ ki on sekiz kral on sekiz aded zencîr edüp depesinde bir cevâhir halkaya zencîrleri bağlayup tâcı bir yere salb etmek içün bu silsileleri etmişler, ammâ bu zencîrin her birine bahâ yetişmez derler, ammâ her bâr bu zencîrler ile bu tâc durmazmış, zîrâ zencîrlerin çengâlleri geçmedir. Esbâb-ı ihtişâm günleri ve böyle bir âlî-kadr elçi günleri zencîrleri koyup tâcı yerine korlarmış, ba‘dehu yine Prak kal‘asına götürürlermiş. Ammâ bu tâc on iki terkdir. Her terki aralarında sıra sıra la‘l yâkût ve elmâs ve zümürrûd incüsü çokdur ve ağzının kenâreleri dâ’iren-mâdâr altı sıra fındık kadar dürr-i yetîm beyâz incüler mâbeyninde yeşil damla zümürrûd dizilüp beyâz ve yeşil tâca eyle hüsün vermiş kim çeşm-i insân hîrelenir. Bu gûne ve bu eşkâlde bir tâc-ı İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
… n sâhibleri çokdur. Ve bu varoşdan taşra dahi evler gâyet çokdur, ammâ ne kadar
idiği
ma‘lûmum değildir.
Ve cümle bir hammâm-ı muhtasardır. Ve cümle üç aded hân-ı tüccârândır, ammâ kârbânsarây hânları yokdur, zîrâ her a‘yânın müsâfirîne kapuları küşâde olup garîbü'd-diyâr kimesneleri hâna kondurmağa muhtâc etmezler, zîrâ bu varoşda orta varoşdan ziyâde hânedân sâhibleri çokdur. Ve bu varoşdan taşra dahi evler gâyet çokdur, ammâ ne kadar idiği ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
… şref-i mahmûdu'l-hasâ’ili Arab kavmi olan fusehâ-yı büleğâ-yı mes‘ûdü'ş-şemâ’il
idiği
mukarrerdir, zîrâ Hazret-i Server-i Kâ’inât ve Mefhar-i Mevcûdât ol sülâle-i sâ …
Ammâ bâlâda zikri sebkat eden cemî‘i millet-i nasârâlardan aslah-ı mevcûd sehel bahâneyle İslâm kabûl eder ve diyâr-ı İslâma gidenler gidüp gelir kavm-i Abaza Kureyşi ve Çerâkize Kureyşi kavimleridir kim kitâbî değillerdir. Bir alay dağî ve bâğî ve yağı kavm-i eblehlerdir kim be-kavl-i müverrihîn ecdâdları Mekke-i Mükerreme'den kabâ’il-i Kureyşî'dir kim kabâ’il-i Arab'ın eşref-i mahmûdu'l-hasâ’ili Arab kavmi olan fusehâ-yı büleğâ-yı mes‘ûdü'ş-şemâ’il idiği mukarrerdir, zîrâ Hazret-i Server-i Kâ’inât ve Mefhar-i Mevcûdât ol sülâle-i sâmîden vücûda gelmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b ·
metinde göster ·
… üneş doğdu. Âdetullâh üzre cânib-i şarkdan tulû‘ eden âfitâb-ı âlem-tâb kankısı
idiği
nâ-ma‘lûm idi. Cümle bizimle olan Azak ihtiyârları kırk elli yıldan berü böyle …
Menzil-i nehr-i Güğemli kenârında bir kamışlı ve sazlı yerde Kalmık Tatarı havfinden arabaları tabur çatup meks etdik. Hikmet-i Bârî bu mahalde şiddet-i şitâdan dörd yerden güneş doğdu. Âdetullâh üzre cânib-i şarkdan tulû‘ eden âfitâb-ı âlem-tâb kankısı idiği nâ-ma‘lûm idi. Cümle bizimle olan Azak ihtiyârları kırk elli yıldan berü böyle dörd yerden güneş doğduğun görmedik, dediler. Sebebi oldur kim gâyet şiddet-i şitâdan bu Heyhât sahrâsı üzre güneş te’sîr etmeyüp sâ’ir sevâhil olan vilâyetler üzre zulumâtlar olmayup ol vilâyetler üzre evc-i âsumânda güneşler nümâyân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 188b ·
metinde göster ·
… eleri serâpâ müselmânlar gibi beyâz sarık sararlar. Mirî sakız Y 56b keferesi
idiği
andan malûmdur. Ammâ gayri kefereleri siyâh Freng şapkası geyerler. Ve şehir Ur …
Ve bu sakız hâsıl olan kurâların kefereleri serâpâ müselmânlar gibi beyâz sarık sararlar. Mirî sakız Y 56b keferesi idiği andan malûmdur. Ammâ gayri kefereleri siyâh Freng şapkası geyerler. Ve şehir Urumu ve Freng-i bed-rengi kırmızı reng Cezâyir fesi geyüp geysûların târmâr kılurlar. Saçları olmayanlar fes ile aslâ müselmândan seçilmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y56a–Y56b ·
metinde göster ·
… siyerde mahallin görmedim. İllâ bu taşı gördüm ki hakkâ zamân-ı kadîmde zî-rûh
idiği
müşâhede olunur. Ve batın vechi tarafı hâk-âlûddur.
Ve bu bâb-ı evvel cânib-i şarka nâzır bir kapudur. Bu çârsûdan içeri Bâb-ı Selâm-ı Kebîr. Bu dahi cânib-i şarka mekşûf bir bâb-ı kebîrdir ve eşiği bir neftî taş atebedir. Efvâh-ı nâsda "(---)(---) nâm la‘înin vücûdun Cenâb-ı Bârî taş edüp Y 315a Hazret-i Ömer ol taşı bu âsitâneye kodu" derler. Ammâ hakîr bir siyerde mahallin görmedim. İllâ bu taşı gördüm ki hakkâ zamân-ı kadîmde zî-rûh idiği müşâhede olunur. Ve batın vechi tarafı hâk-âlûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314b–Y315a ·
metinde göster ·
… ücelled kitâblarda ve niçe bin kütüb-i mu‘teberelerde ne gûne ma‘mûr [u] âbâdân
idiği
mastûrdur, lâkin bu hakîrin gördüğü mahallerdeki ma‘mûr [u] âbâdânlığı beyân ed …
Evsâfı niçe yüz bin mücelled kitâblarda ve niçe bin kütüb-i mu‘teberelerde ne gûne ma‘mûr [u] âbâdân idiği mastûrdur, lâkin bu hakîrin gördüğü mahallerdeki ma‘mûr [u] âbâdânlığı beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y139b ·
metinde göster ·
… gördüm, bir at serserî gezer, ammâ vakt-i şâfi‘î karanlığında olmağile at kimin
idiği
ma‘lûmum değil. Derhâl atı licâmından bir vîrân bâğçe içre bir nâbıka dırahtına …
Bu mahalde gördüm, bir at serserî gezer, ammâ vakt-i şâfi‘î karanlığında olmağile at kimin idiği ma‘lûmum değil. Derhâl atı licâmından bir vîrân bâğçe içre bir nâbıka dırahtına bağladım. Ammâ yaramdan ziyâde üzerime düşen âdemin darbından kollarımın veca‘ı beni helâk etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·