"Fetih günleri ol asırda size adâlet eylen buyurduk
idi. Şimdi
gerekdir kim şimdi bu size hâsekî olan Akîde Hânım ile cevârîliğe gelen üç bin …
"Fetih günleri ol asırda size adâlet eylen buyurduk idi. Şimdi gerekdir kim şimdi bu size hâsekî olan Akîde Hânım ile cevârîliğe gelen üç bin ümmet-i Muhammed duhter-i nûr-ahterlerin bir ferde vaz‘-ı yed etdirmeyüp Akka ve Gazze ve Remle ve Havrân diyârlarına bu bâkirelerin isim [ve] resimleri ile deftere kayd edüp ol defterleri vilâyetlerin gönderüp cümlesinin peder ü mâderlerini İslâmbol'a getirüp rızâ-yı vâlideynleri ile her birin birer guzât-ı müslimîne akd-i nikâh edüp İslâmbol şehrin amâr edesiz" dedikde Akşemseddîn'in bu re’y [ü] tedbîriyle her diyâra âdemler gidüp ân-ı zamânda cümle bâkirelerin on bin mikdârı peder ü mâder ve akrabâ vü ta‘allukâtları gelüp üç bin bâkire üç bin bahâdırâna izn-i şer‘ile verüp azîm sûrlar edüp İslâmbol amâr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b ·
metinde göster ·
… dir. Mukaddemâ Erzurûm'a giderken cümle asâkir ile Ilıca sahrâsında meks olundu
idi. Şimdi
zemistân olmağıla sâhib-i devlet Halîl Efendi hânesinde meks edüp üç gün mihmân …
Evsâf-ı menzil-i kal‘a-i dârü'l-ikbâl Nîk-hisâr: İyi hisâr demekdir. Mukaddemâ Erzurûm'a giderken cümle asâkir ile Ilıca sahrâsında meks olundu idi. Şimdi zemistân olmağıla sâhib-i devlet Halîl Efendi hânesinde meks edüp üç gün mihmân oldu. Hakîr Eski câmi‘ imâmında konuk olduk. Paşanın hâne sâhibi Varvar Alî Paşa'nın dîvân efendiliği hizmetinde olmağıla Alî Paşa ile celâlî olmuşdu. Andan kalkup cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344b ·
metinde göster ·
… tahallüs etdi. Niçeleri "Bre cânım, demin monlâya uryân iken bakdık, zekeri yok
idi. Şimdi
bu kadar mühre zi'l-kebîr ve bu kadar bârân-ı la‘net gibi bevil ve kırti nedir? …
Bu mahalde Monlâ Muhammed ber-hevâ 231b belinden peştemâlın çıkarup omuzuna koyup monlâ-yı merkûmda bir mehîb ü sallâk salâk ve yerâk u kıllak zeker nümâyân oldu kim gûyâ hâdise-i Uc bin Unuk kadar. Hemân zekerin eline alup hevâda tayerân ederken bu sarây meydânı içre mâl-â-mâl olan temâşâcıların üzerlerine serpe serpe ol kadar işedi kim cümle halk sırsıklam olup ancak koltukları altı kuru kalup niçe âdemler firârî tahallüs etdi. Niçeleri "Bre cânım, demin monlâya uryân iken bakdık, zekeri yok idi. Şimdi bu kadar mühre zi'l-kebîr ve bu kadar bârân-ı la‘net gibi bevil ve kırti nedir?" dediler. Ammâ ahvâle vâkıf olan Ekrâdlar ol bevilden nûş etdiler. Kimi poh âb-ı hayâtdır, kimi yoh zülâldir, der. Monlâ Muhammed yine ber-hevâ serpe serpe işeyerek hân ile paşanın üzerlerine geldikde evvel hân u evlâdları kaçdılar. Paşa lâ havle ve lâ kuvvete, derken ol dahi duramayup içeri kâl‘aya girüp Monlâ, paşanın oturduğu zer-ender-zer ile mefrûş kasr içre ol kadar işedi kim seyl-i bevil revân olup hân gülerek "Bre kurşum ile urun şu mel‘ûnu" der, ammâ gülmeden hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a–231b ·
metinde göster ·
… ci aşağı atup eydür: "Ey ümmet-i Muhammed! Menüm âletim çekiç idi ve iki mismâr
idi. Şimdi
çekiç yok ve mismârlar çıkması mümkin değil. Ben niçesi bu sütûh üzerinden aşağ …
Andan yine ser-nigûn olup aşağı mismârı çıkarup yine kakup yine çıkarup bir mismâr üzre icrâ etdiği ma‘rifetleri bir mismârda etmeyüp kırk yedi kerre kırk yedi âdem kaddi dîvâr yüzünden ta sütûha çıkup üstâdlarına ve pîr-i perverlerine hayır du‘â edüp mezkûr iki mismârı bir yere kakup çekici aşağı atup eydür: "Ey ümmet-i Muhammed! Menüm âletim çekiç idi ve iki mismâr idi. Şimdi çekiç yok ve mismârlar çıkması mümkin değil. Ben niçesi bu sütûh üzerinden aşağı inerim. İşim Allah'a kaldı kim men öz özümü aşağa ataram. Hudâ şâhidim ola kanım ve katlim size helâl ola. Bizi du‘âdan unutmanuz" deyüp koynundan bir eldiven çıkarup ellerine giydi ve "Bismillah ya Allah!" deyü bam-ı damdan zemîne kendüyi atdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
Murâd Hân eydür: "Bu top sadâsı nedir?" derler, "Pâdişâhım evvel bizim idi, şimdi Acem'in destinde Kotur kal‘ası askere top atar." derler. Murâd Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân, der-ân Nogay eline süvâr olup bu kal‘a-i serbülendi temâşâ edüp "Hak belâ versin, ne turfe sa‘b-hisâr imiş. Şimdi bunu muhâsara etsek vakt-i şitâ garîbdir. Belki muhâsarası gün-be-gün müştedd ola. Buna mübâşeret etmeden, etmemesi makbûldür. Olmaya, illâ hayr." deyü serâperdesine gelüp sene 1048 târîhinde Bağdâd'ı feth edüp akd-i sulh mahallinde Murâd Hân Kara Mustafâ Paşa'ya der kim: "Mustafâ. Bu sulhda Acem, Revân kal‘ası kurbünde Mekü kal‘asın münhedim etsin ve Van eyâletinde Kotur kal‘asın münhedim etsinler." der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288a ·
metinde göster ·
… ‘vâm var. Dünyâ halk olunaldan berü Dârü's-sakalân şehr-i Nasîbîn bizim kânımız
idi. Şimdi
sana nübüvvet geldiği mahalde şehr-i Nasîbîn'den ervâh-ı habîse Melik Tahlîc il …
Andan Melik Sırfeyâîl eyitdi. "Yâ Resûlullah, şer‘ile huzûrunda da‘vâm var. Dünyâ halk olunaldan berü Dârü's-sakalân şehr-i Nasîbîn bizim kânımız idi. Şimdi sana nübüvvet geldiği mahalde şehr-i Nasîbîn'den ervâh-ı habîse Melik Tahlîc ile ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl edüp anlar bizi bu hâle koyup anlardan ve bizden bu kadar cân u cinn helâk olup âhir münhezim olup huzûruna geldim. Amân yâ Muhammed, vatanımız elimizden gitdi." deyü feryâd etdiğinde hemân Hazret-i Risâlet-penâh tecdîd-i vudû edüp eydür:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393a ·
metinde göster ·
… im mülk-i mevrûsumu elimden aldı kim dâr-ı dünyâ duralı abâ-an-ceddin mekânımız
idi. Şimdi
bu Tahlîc bu İblîs askeriyle yek-dil [ü] yeh-cihet olup bizi şihâb ile helâk ed …
Sırfeyâîl-i tayyibe eydür: "Yâ Nebî! Bu Tahlîc-i habîse benim mülk-i mevrûsumu elimden aldı kim dâr-ı dünyâ duralı abâ-an-ceddin mekânımız idi. Şimdi bu Tahlîc bu İblîs askeriyle yek-dil [ü] yeh-cihet olup bizi şihâb ile helâk edüp mülkimiz elimizden aldı." deyü da‘vâ etdikde Tahlîc, ervâh-ı habîse tarafından şeytân aleyhi'l-la‘ne söze başladıkda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393b ·
metinde göster ·
… olup eydir: "Hânım, ibtidâ Köpürlü Egre paşası iken bizim Rakofçi kral ile hasm
idi. şimdi
vezîr olup intikâm almak ister. Lütf eyle Hânım, cenâbınıza on hinto araba guru …
Küffâr inâdına musırr olup eydir: "Hânım, ibtidâ Köpürlü Egre paşası iken bizim Rakofçi kral ile hasm idi. şimdi vezîr olup intikâm almak ister. Lütf eyle Hânım, cenâbınıza on hinto araba guruş ve Âl-i Osmân'a on araba altun ve Köpürlü'ye beş araba altun verelim ve gayrı bî-hisâb hedâyâlardan mâ‘adâ her sene Leh memleketinden Âl-i Osmân'a beşer bin kîse verelim. Biz bu Leh diyârına gelmişken boş gitmeyüp İlvov tahtın ve Daniska tahtın ve Krakov vilâyeti tahtların feth edüp her sene Âl-i Osmân'a beşer bin kîse vereceğimizi der-i devlete arz edün" deyü Hân hazretlerine altı sâ‘at niçe yüz bin şeyler arz edüp aslâ küffârın laklaka ve bakbakalarına kulak dutmayup sehel istimâletler verir şeklinde {olup} gelen kıssîs ve mitrepolid belîdleri kovup hâb-ı hargûş verüp Kırım'a döner şeklinde oldukda cümle cezîre-i Kırım'ın Karaçi halkı şıpırtma kalpakların taşlayup Hân alacığına yığınak edüp "Cılu cılu yaman yaman Hânım" deyü feryâd etdiklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
"Her zamânı bir kıyâs etme. ‘Biz Bosna eyâletine me’mûr değiliz’ dedin
idi. şimdi
Kanija Vâlîsi Sührâb Mehemmed Paşa efendimiz Yakova'da İbrâhîm Paşa'ya ve Çerni …
"Her zamânı bir kıyâs etme. ‘Biz Bosna eyâletine me’mûr değiliz’ dedin idi. şimdi Kanija Vâlîsi Sührâb Mehemmed Paşa efendimiz Yakova'da İbrâhîm Paşa'ya ve Çernik kurbunda Rahoviçse sancağının her kal‘alarından âdemler geldiler ise şimdi gözünle durma çık" deyü ibrâm [u] ilhâh edince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161a ·
metinde göster ·
… idi. Meğer yürüyüş edüp kal‘aya girenler büyük Türk'ün haberi yok iken gelenler
idi. Şimdi
ise Türk dellâllar çağırdup ‘Yarın yürüyüşdür’ deyü bu kadar bin nerdübânlar hâ …
"Bire cânım, bir kerre bizim Fargaçi kapudan zamânı Nemse çârnâsârı yedi kralın yedi kerre yüz bin askeriyle gelüp bu kal‘ayı yedi ay döğüp aslâ kal‘amızın yanına gelemeyüp meterise komayup top menzili alarkadan döğdü ve yedi aydan sonra kış geldi ve çâsâr hâ'ib ü hâsir gitdi. Bâ-husûs ol zamân kal‘amız yalın kat idi. Kal‘adan bir taş kopartmadan yıkılup gitdi. Şimdi ise kal‘amız sedd-i İskender iken ve içinde bu kadar askerimiz ve bu kadar yarar top u tüfengimiz ve bî-hisâb cebehânemiz 118a var iken Türk askeri geldiği gibi hemân ol gece amân u zamân vermeyüp bize aslâ göz açdırmayup kal‘anın her tarafında güpe gündüz kat-ender-kat meterise girüp topa tüfenge bakmayup beşinci gün handak kenârına geldiler ve Yassı Tabya'yı aldılar ve kırk gündür kim çekdiğimiz derd-i belâ-yı mihnet [ü] serencâmı Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Meryem Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup sokak sokak yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a içine bî-bâk ü bî-pervâ kudurmuş yılanlar gibi kal‘aya girüp her girişde beşer altışar yüz nefer Hıristiyanlarımız Türk yılanları sokdu ve kılıçları zehrinden bu kadar âdemlerimiz öldü ve bu kadar esîrlerimiz anlara gitdi ve kendiler bî-bâk ü bî-pervâ şikârların alup ordularında karâr etdi. Ve üç kerre Aktabya'mıza yürüyüş edüp almışlar iken anların ardları sıra imdâd göndermeyüp tabya üzre çıkanların ağızlarına Türk kılıçlar ile vurup ‘Gerüye dönün’ derler idi. Anlar da dönüp geri giderlerdi. Meğer yürüyüş etmeğe ve kal‘aya girmeğe Türk'ün rızâları yok idi. Meğer yürüyüş edüp kal‘aya girenler büyük Türk'ün haberi yok iken gelenler idi. Şimdi ise Türk dellâllar çağırdup ‘Yarın yürüyüşdür’ deyü bu kadar bin nerdübânlar hâzır etdiler. Nerdübânlara dahi ihtiyâc yeri komadılar. Her nereden olsa kaç kerre girdiler ve kaç kerre çıkdılar. Bu kal‘amızın bu gûne harâb olduğun gördünüz ve nice olacağın bildiniz. Geliniz imdi ırzımız ve ehl [ü] iyâllerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayrağı dikelim ve Türk'den yarar âdemler rehinler alalım. Biz de anlara varalım ve kal‘ayı teslîm edelim. Sonra her birimiz bir yana gidelim. Görürsüz kim kırk günden berü bize bir imdâd gelmedi. Bu kadar çaşıtlar ve bu kadar feryâdcılar gönderdik. İmdâda gelenlerimizi de taşrada Türk kırdı. Hemân, ‘Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân’ diyelim. Yüzümüz suyuyla Türk'e kal‘ayı vere ile verelim ve illâ yok derseniz yâ bugün ve yâ yarın bu Uyvar sahrâsında olan deryâ-misâl Türk askeri kal‘anın yıkık bayırlarından ve gördüğünüz hâzır nerdübânlardan cümle Türk bir kerre ‘Muhammed Muhammed’ deyü yürürler ve durun bilmezler ve bize amân vermezler. Cümlemizi Ciğerdelen ovasındaki gibi kırarlar. Siz bilirsiniz ve bu müşâvereye ne dersiniz, siz de söylen" deyüp başpapas hâmûş-bâş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b–118a ·
metinde göster ·
… kim mukaddemâ Âl-i Osmân pâdişâhının yetmiş yük akçe tahsîl olur tuzla emâneti
idi, şimdi
kâfir zabt eder.
Ve bu Nova kal‘asından cânib-i şarka on sekiz mîl deryâ ile kâfirin Perast kal‘asıdır ve Perast'dan içeri Kotur kal‘ası üç mîlde Delir boğazının nihâyetindedir. Ve Kotur'un taraf-ı şarkîsinde Karadağlar kim âsî Arnavud kâfirleridir ve Karadağlar dâmeninde Gırıblan ovasıdır kim mukaddemâ Âl-i Osmân pâdişâhının yetmiş yük akçe tahsîl olur tuzla emâneti idi, şimdi kâfir zabt eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154b ·
metinde göster ·
… â etmişler, ammâ mukaddemâ sancakları açmasınlar ve baş aşağı etsinler demişler
idi. Şimdi
sehelce eğsinler demişler. Hemân Paşa eydir:
"Makbûl-ı hümâyûnum olmuşdur. Safâ geldin ve hoş geldin, kadem getirüp yüzümüz basa geldin, ammâ kal‘a içinden alay ile geçerken sancakların sehel eğsinler" deyü ricâ etmişler, ammâ mukaddemâ sancakları açmasınlar ve baş aşağı etsinler demişler idi. Şimdi sehelce eğsinler demişler. Hemân Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54a ·
metinde göster ·
Varat eyâletine tahrîr olundu. Her sene pâdişâha kırk bin aded Ungurus altunu h …
Evvel ve âhir Süleymân Hân'dan berü bu varoşun re‘âyâları mutî‘ [u] münkâdlardır. Tahrîr-i kadîmde Eğre eyâleti aklâmı idi. Şimdi Varat eyâletine tahrîr olundu. Her sene pâdişâha kırk bin aded Ungurus altunu harâc verirler. Ve Budin ve Eğre ve Varat ve Yanova paşalarına niçe yüz pastav çuka ve gayri gûnâ-gûn hedâyâlar ve hınto arabalar verirler. Bu varoş cümle on iki bin sekiz yüz aded serâpâ şindire tahta örtülü tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr dâr-ı menhûsları var. Ve on iki aded elleri gümüş deyenekli birov hâkimleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90a ·
metinde göster ·
Lisân-ı Erdel'de (---)(---) demekdir. Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ kadîm-i evvelden berü Erdel kralı hükmünde idi. Şimdi Varat eyâletinde kal‘ası ve nâhiyesinin cümle harâcı Varat kulu aklâmıdır. Lâkin varoşunu Varat fethinden evvel Seydî Ahmed Paşa ile ihrâk etmişdik ve kal‘asından amân ile yetmiş kîse mâl alup guzâta bahş-ı kalenderî etmişdik. Hâlâ ol zamândan berü varoşu ma‘mûr u âbâdân olmuş. Kal‘ası bir gölün sâhilinde şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Hâlâ kal‘a içinde ma‘mûr tahta örtülü evleri ve deyrleri vardır. Ammâ taşra varoşu handaklı metîn rabâtlıdır. Ve etrâfında nâhiyesi dahi ziyâde ma‘mûr olup Varat kal‘ası aklâmı tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90a ·
metinde göster ·
… r kal‘a-i ra‘nâ ve bir varoş-ı zîbâ idi. Bunu dahi Alî Paşa ihrâk bi'n-nâr etdi
idi. Şimdi
ke'l-evvel amâr olmuş, zîrâ gâyet mahsûllü ve ganîmet sahrâlı ve bâğ u bâğçeli …
Kal‘ası bir su kenârında ve bir dağ eteğinde ve bir dü[z]lük fezâda kârgîr ve seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ ve bir varoş-ı zîbâ idi. Bunu dahi Alî Paşa ihrâk bi'n-nâr etdi idi. Şimdi ke'l-evvel amâr olmuş, zîrâ gâyet mahsûllü ve ganîmet sahrâlı ve bâğ u bâğçeli yerdir. Andan garb tarafına 7 sâ‘atde nehr-i Moriş-i azîm kenârıyla ma‘mûr u âbâdân kurâlar içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92b ·
metinde göster ·
… n kırk elli kerre geçmek müyesser olup behr-i şehre dâhil olmak müyesser olmadı
idi. Şimdi
görmek nasîb olup bir ma‘mûr u müzeyyen kasaba-i ra‘nâ imiş. Hâlâ Silisre eyâle …
Menzil-i kasaba-i Yenibâzâr: Yigirmi sene kâmil bu diyârlarda seyâhat edüp bu kasabanın yemîn [ü] yesârından kırk elli kerre geçmek müyesser olup behr-i şehre dâhil olmak müyesser olmadı idi. Şimdi görmek nasîb olup bir ma‘mûr u müzeyyen kasaba-i ra‘nâ imiş. Hâlâ Silisre eyâletinde paşa hâssı voyvadalığı ve yüz elli akçe kazâdır. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi vardır, ammâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur. Şehri bir vâsi‘ çemenzâr ve lâle‘ızâr öz içinde vâki‘ olup Eğridere nâm mâ-i cârî şehir içinden cereyân eder. Yüz elli hâne kiremitli ve saz örtülü bâğ u bâğçeli vâsi‘ hânedânları ve yigirmi aded dükkânları ve üç aded demir kapulu ve kârgîr binâlı kal‘a-misâl ma‘mûr bezzâzistânlı ve bir hammâmlı ve iki hânlı ve iki mihrâblı biri mescid ve biri kurşum örtülü Ahmed Paşa câmi‘inin kapusu üzre celî hat ile târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 201b ·
metinde göster ·
… ilota nâm defterdâr aşkarvan(?) hattıyla cümle bin yedi yüz aded dekâkînler var
idi. Şimdi
yine henüz cümlesine ankâ bâzergânlar girüp kâlây vâlây metâ‘ların arz edüp her …
Mâ-tekaddem kefere zamânı milota nâm defterdâr aşkarvan(?) hattıyla cümle bin yedi yüz aded dekâkînler var idi. Şimdi yine henüz cümlesine ankâ bâzergânlar girüp kâlây vâlây metâ‘ların arz edüp her dükkân arûsek-i şehr-i çîn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315b ·
metinde göster ·
… p gidince Y 7b bildim ki atını aldığımız yiğit bunlara gidüp haber etse gerek
idi. Şimdi
piyâde bunlara râst gelüp hâlini i‘lâm edince bunlar ardımıza elbette düşerler, …
"İleride giden seyishâneler ağanın mıdır?" dedi. "Belî ağanındır" dedim. Anlar yine kârbânın ardına düşüp gidince Y 7b bildim ki atını aldığımız yiğit bunlara gidüp haber etse gerek idi. Şimdi piyâde bunlara râst gelüp hâlini i‘lâm edince bunlar ardımıza elbette düşerler, deyü biz dahi at boynuna düşüp ale'l-acele deyince andan Domalic dağından yüzün aşağı seğirderek aslâ seyishânelere vâsıl olmadık. Anı gördük iki bir katırlı âdem ve iki merkebli avret ve iki piyâde merd Q 4bP 4b âdemlere râst gelüp seyishâneleri su’âl etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y7a–Y7b ·
metinde göster ·
… rmâ fidanı dahi hâsıl oluyor. Bu hurmâ mahalli Hazret-i Eyyûb'un hânesi havlısı
idi. şimdi
harem-i şerîf olmuşdur.
Ve bu yağ kubbesi önünde çâr-kûşe bir soffacık vardır. Cânib-i erba‘ası parmaklıkdır. İçinde bir serâmed nahl-i hurmâ vardır. Bizzât Hazret-i Risâlet-penâh mübârek dest-i şerîfleri ile dikmişlerdir. Ve hâlâ yanında bi-emrillâh bir hurmâ fidanı dahi hâsıl oluyor. Bu hurmâ mahalli Hazret-i Eyyûb'un hânesi havlısı idi. şimdi harem-i şerîf olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y281b ·
metinde göster ·
… âteşgede üç bin altı yüz senedir kim sönmemiş idi. İbâdethânemiz bu nûr-ı ilâhî
idi. Şimdi
devrimiz tamâm olup bu ibâdethânemize bu hâl oldu. Ve bizler de bu derde girift …
"Bu âteşgede üç bin altı yüz senedir kim sönmemiş idi. İbâdethânemiz bu nûr-ı ilâhî idi. Şimdi devrimiz tamâm olup bu ibâdethânemize bu hâl oldu. Ve bizler de bu derde giriftâr olduk" deyü cevâb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401a ·
metinde göster ·