"Refîk, mukayyed olma demedim mi?" deyü cevâb eder. Hemân yine karşu tarafdan
iki âdem
zâhir olup bunları bir arslan kovarak meydâna getirüp âdemin biri şeyhin ardınd …
"Refîk, mukayyed olma demedim mi?" deyü cevâb eder. Hemân yine karşu tarafdan iki âdem zâhir olup bunları bir arslan kovarak meydâna getirüp âdemin biri şeyhin ardında pinhân olup halâs olur. Birisini arslan paralayup tenâvül eder. Yine Gülâbî Ağa su’âl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
… e dörd pabuc taban tabana bir yerde ve beş paşmak bir yerde ve âdem kaddi içine
iki âdem
sığar çizmeleri ve gayrı eşyâları dükkânlarında arz-ı kâlâ ederek pür-silâh ell …
İslâmbol içre pabuccu bekârı 195b perkâr [u] cengkâr yiğitlerdir. Cümlesi pâ-bürehne ve ser-bürehne pür-silâh olup tahtırevânlar üzre dükkânların niçe gûne kütâne ve zergerdân ve miyâne ve merdâne ve zenâne ve lorta ve rûzgâr ölüsü ve sarây ve kurd ağzı ve tilleli ve kubâdî ve serhadli ve paşmaklar ile dükkânların zeyn edüp ve pabuc içinde bir pabuc ve çizme içinde bir çizme dahi ve dörd pabuc taban tabana bir yerde ve beş paşmak bir yerde ve âdem kaddi içine iki âdem sığar çizmeleri ve gayrı eşyâları dükkânlarında arz-ı kâlâ ederek pür-silâh ellerinde tuç ve câm ve tıhtâb ve çimşîr muştalar ile ubûr ederken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195a–195b ·
metinde göster ·
… ahi yanlarındadır. Tâ bu mertebe levha-i kebîrlerdir. Ve bu gemilerin kenarında
iki âdem
beli kalınlığı kamış ve hasır saz urulmuşdur. Deryâ fırtınası ol kamışlardan ge …
{Sitâyiş-i meneksile gemisi} Ammâ meneksile ta‘bîr etdükleri gemiler nehr-i Çoruğ kenarında hâsıl olan kaba kavak ağacından gemilerdir kim üç pâre tahtadandır. Bir tahtası tekne-misâl altındadır. Birer tahta dahi yanlarındadır. Tâ bu mertebe levha-i kebîrlerdir. Ve bu gemilerin kenarında iki âdem beli kalınlığı kamış ve hasır saz urulmuşdur. Deryâ fırtınası ol kamışlardan gemi içine giremeyüp bu gemiler Karadeniz fırtınasında mantar gibi yüzer. Kıçı başı nâ-ma‘lûm tekne gibi bir gûne turfe kayıklardır. Bu deryâda anlara meneksile derler. Yüzer âdem alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·
… ine hamle etdikçe burnu fışırdar bir doru at üzre asla boş çıkmayup elbette bir
iki âdem
akdarup kelle alup bî-bâk u bî-pervâ alaylarına selâmet varırdı.
Ammâ anlardan Celâlî Çomar Bölükbaşı ol dahi hakkâ ki kabâyil-i İzolı ekrâdında ol mertebe kağan arslan şikâra sunar gibi pars-ı sunar görmedik. Yedi kerre paşanın üzerine, on bir kerre Şâmlı Osmân Ağa üzerine hamle etdikçe burnu fışırdar bir doru at üzre asla boş çıkmayup elbette bir iki âdem akdarup kelle alup bî-bâk u bî-pervâ alaylarına selâmet varırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı ibret-nümâ-yı buheyre-i Harbûd: Bu şehrin cânib-i garbında bâğ u bâğçeler ile müşâ‘ şehirden iki sâ‘at ba‘îd bir buhayre vardır. Bir günde sür‘aten iki âdem devr edebilür. Zehr-i mâr-ı semm-i helâhil bir buhayredir. Ba‘zı müverrihler 83b "Bu buhayrenin menba‘ı Van deryâsıdır kim zîr-i zemînden menfez bulup bu Harput'da buhayre olmuşdur" derler, zîrâ Van deryâsının balıkları bu gölde dahi bulunur. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83a–83b ·
metinde göster ·
… an gösterüp alayımıza gelüp hıştı çıkarup sardılar. Ve bizim elvend ağalarından
iki âdem
akdarup henüz ceng karışmağa başladı.
Hemân Melek Ahmed Paşalı Kürd Haydar Ağa bu iki yiğidin üzerlerine at sürüp ikisin dahi şehîd eyledi. Aceb sırdır kim ma‘nî okudukda "Kesipsen cân bâğçesinden / İki nihâlim felek" dediği ikisi şehid olması imiş. O biri vâkı‘asında "Elimdeki mumu söndürüp başıma urup başım düşdü zannetdim" dediği vâki‘a vâkı‘ olup rûhı çerâğı sönüp kellesi galtân olması imiş. Netîce bu arsagâh-ı hûn-âlûdda çevgân [u] şemşîr ile guzât-ı şebhûnciyân kelleleri galtân edüp lu‘bedebâzlık ederken meğer Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar âkıbet-endîş olup haymelerin sahrâya kurup kelepürlerin meydân-ı muhabbete koyup kendüler cümle pür-silâh yiğitleriyle çengelistân ve ormanistân ve hıyâbânistân içre kemîngâh edinüp bu sahrâda hayme vü hargâhları ve karakollukçu makûlesi harbendeleri kelle paça ve nehb ü gâret olunurken bunlar dağlar içre âheste rûşen pür-silâh olup vakt-i Hanefî ki oldu, kemîngâhdan yedi sekiz yüz cirid atlı yedi koldan orman içre yaralanmış arslan kemîngâhdan çıkar gibi çıkup şîr-i nerrende-i dirrende gibi Allah Allah na‘rasına rehâ buldurup bizden Allah Allah, anlardan Allah Allah vâveylâh iki İslâm askeri birbirine karılup katılup cenge âğâze edüp bir hücûm etdiler kim gûyâ her biri birer ejder-i heft-ser idiler. Hanifi Halîfe kendü askerine takviyet verüp "Koma kurdlarım!" deyüp başı kaba meydân-ı ma‘rekede yedi sekiz âdem akdardı. Üstünde ok kirpi gibi dizilmiş idi. Meğer bir kerevge zırhı var imiş. Atı dahi geyimli idi. Anların atları dinç, bizim atlarımız iki gün üç gice birer yem ile yorgun argın ve durgun, atlarımızın niçesi bu mahalde sâhibin ele verdi ve askerimizin girisi dökülüp gelmede. Cemâpur askeri gibi henüz cem‘ olmada. İleri varanlarımızdan der ceng-i evvel elli üç benâm âdem hâke düşdü ve Melekli Deli Dilâver Ağa, Hanifi Halîfe üstüne hamle edüp dizgin aşrı ana bir hışt-ı ipşiri eyle zerk eyledi kim cübbesinden güzer eyleyüp uyluğundan atına geçüp atı kıçın serpüp bir kenara çıkup derhâl refîkleri Hanifi Halîfe'nin başına üşüp yedek yetişdirince anlardan {bir yiğit} bizim Sivaslı Dilâver Ağa'nın altından mızrak ile atın yıkup Dilâver Ağa piyâde oklaşarak bizim alaya gelüp derhâl yine atlandı ve anlardan yine biri bizim Melekli Deli Şâhin Ağa'yı hışt ile urup arkasından iki karış yalman gösterüp alayımıza gelüp hıştı çıkarup sardılar. Ve bizim elvend ağalarından iki âdem akdarup henüz ceng karışmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 100a ·
metinde göster ·
Kırâ’at olunmasıyçün başka dörd kademe soffası vardır. İki âdem yerinden kaldırmak ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe kelâmullah-ı azîmdir. Garâbet anda kim hattât üstâd bunu niçe tahrîr etdi, ta‘accüb-i temâşâ andadır. Ve ol kadar hüsn-i hatdır kim âyetün min âyâtillahdır. Ammâ derûn-ı câmi‘de sâ’ir ma‘bedhâneler gibi âvîze-i maslûbât-ı musanna‘âtlar yokdur. Ancak her şeb-i muzlimde niçe bin kanâdiller ile çerâğân olur fânûs-ı kanâdiller ve gûnâ-gûn müzehheb [ü] mu‘allâ şem‘dânlar vardır. Ve cânib-i etrâfında tarz-ı kadîm hurde pencerelerin kıblesi hâricinde bir şükûfezâr, gül‘izâr, lâle‘izâr bâğçesi var. Anda olan ezhârâtın râyiha-i tayyibesi cemâ‘atin bînîsin mu‘attar eder. Bunun dahi mütevellîsi cânib-i vakfdan derûn-ı câmi‘i sâf sâf fâğfûrî ve Kâşî çini soffalar ile gûnâ-gûn verd-i handânları ve benefşe ve reyhânları dizüp cümle ehl-i salâtın dimâğları mu‘attar olup cemâ‘atin câmi‘den taşra çıkacakları gelmez. Bu mertebe bir câmi‘-i mu‘attardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… k üç kat metîn demir kapulardır. Bu büyük kapu arasında kal‘ayı feth eden içine
iki âdem
sığar kırkar karış serâmed toplar var kim Âl-i Osmâniyân'ın bir serhaddinde mis …
Ve üç kapusu var. İkisi nehr-i Turla'ya nâzır küçük kapulardır. Biri maşrık tarafına varoşa mekşûf gâyet işlek üç kat metîn demir kapulardır. Bu büyük kapu arasında kal‘ayı feth eden içine iki âdem sığar kırkar karış serâmed toplar var kim Âl-i Osmâniyân'ın bir serhaddinde misli yokdur. Meğer nazîri kal‘a-i Rodos'da yâhûd Akdeniz'in Boğazhisârları'nda ola, ammâ hâlâ bu top-ı kûpun biri doludur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36a ·
metinde göster ·
… ı ayn edüp halâs oldular. Ve bizden ancak bir âdem şehîd olup arabaya koduk. Ve
iki âdem
dahi mecrûh olup cengden halâs olup selâmet tarafına sâlimîn ü gânimîn gelirken …
Ba‘de't-tilâvet-i Fâtiha piyâdelerimizi Tatarların boş atlarına bindirüp üç yüz süvârî bahâdır olup ol gün seğirdüp dağ içinde on sekiz aded münakkaş ve billûr câmlı hınto arabalar ile üç yüz mikdârı Macar-ı füccâr kaçarken yetişüp bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kılıç urduk. Ve beş sâ‘at kâmil ceng edüp on sekiz hıntovu ikişer atlarıyla ve içinde olan kırk aded pâk ve pâkîze duhter-i nâ-şükefte-i nâçîze pençe-i âfitâb-ı mehtâb kızları ve pençe-i âfitâb gulâmları ve pençe-i nâziş-i dûşiz avretleri ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle cümle yüz otuz bir aded esîrleri dest-ber-kafâ bağlayup kimisi ağlayup kimi ciğer dâğlayup "Zanca Türk" deyerek elleri cenge kâsır kâfirlerin birkaçların kelle ve paça edüp niçesi dağlara firâr edüp anlara ığmâz-ı ayn edüp halâs oldular. Ve bizden ancak bir âdem şehîd olup arabaya koduk. Ve iki âdem dahi mecrûh olup cengden halâs olup selâmet tarafına sâlimîn ü gânimîn gelirken cânib-i erba‘adan sekiz yüz sığır ve altı yüz koyun sürüp yetmiş aded ganîmet atlara Tata[r] gâzîlerimiz ve bazı kefere esîrlerimiz bindirüp ol gece yürüyüp nısfu'l-leylde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
… ar ve tulumlarla tekrâr nehr-i Tise'yi yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr edüp ancak
iki âdem
gark-ı âb şehîd olup on at gâ’ib oldu. Ol gün sırsıklam ordu-yı serdâra dâhil o …
Bu mahalde atlarımıza cümle yem kesdirüp ale's-sabâh Hudâ'ya sığınup potlar ve sallar ve tulumlarla tekrâr nehr-i Tise'yi yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr edüp ancak iki âdem gark-ı âb şehîd olup on at gâ’ib oldu. Ol gün sırsıklam ordu-yı serdâra dâhil olup kral vermediklerin seraskere cümle ahvâli bir bir takrîr edüp Kaşa kapudanı mektûbun verüp kırâ’at olundu, ammâ çi fâ’ide. Arada bir kral edecek bir ağaçdan bir kefere-i pelîd-i anîd yok. Cümle a‘yân-ı devlet ve erkân-ı şeytanet (?) bir yere cem‘ olup müşâvere edüp âhirü'l-emr bu Tise kenârından gerü dönmeğe azîmet olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
… dına gelmek üzredir ve gâyet yakındır, gâfil olman. Eğer i‘timâd etmezseniz bir
iki âdem
gönderin. Eğer sözümüz hilâf çıkarsa bizi katl edin" dediklerinde Sadrıa‘zam "N …
"Hâlâ Nemse çâsârı yüz bin leşker ile Pojon kal‘ası toprağına yüz elli bin askerle geçüp Uyvar imdâdına gelmek üzredir ve gâyet yakındır, gâfil olman. Eğer i‘timâd etmezseniz bir iki âdem gönderin. Eğer sözümüz hilâf çıkarsa bizi katl edin" dediklerinde Sadrıa‘zam "N'ola katl edeyim?" deyü çaşıtların sözlerin dutup otak-ı nüh-tâk önünde kelle-pezân-ı paça edüp ol ân Kıbleli Paşa'ya bir fermân gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115b ·
metinde göster ·
… rden üç yudum huzûr ile mük. 137a içilmez. Tâ bu mertebe sovuk suları var kim
iki âdem
bir toklu kuzuyu yemeğe kâdir olur, bu serî‘u'l-hazm âb-ı sâfî suları nûş etmeğ …
El-hâsıl derk-i esfel-vâr bir dâr-ı diyârdır. Ve havâsı dahi gâyet sakîldir. Ancak bu rabtanın şarkîsi tarafındaki kal‘a kayası dibinde niçe yüz yerden âb-ı hayât buz pâresi gibi suları cereyân edüp âsiyâb-ı mâları deverân etdirir mâ-i kevserlerdir kim mâh-ı Temmûz'da bu uyûn-ı zülâllerden üç yudum huzûr ile mük. 137a içilmez. Tâ bu mertebe sovuk suları var kim iki âdem bir toklu kuzuyu yemeğe kâdir olur, bu serî‘u'l-hazm âb-ı sâfî suları nûş etmeğile bu kasaba halkı ten-dürüstlerdir. Yohsa havâsı sakîldir, ammâ halkı gâyet halîm ve selîm ve oğuz ve garîb-dost ve sofra sâhibi âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137b–137a ·
metinde göster ·
… an karındaşına buluşup görse kim İslâmbol kal‘asının temelleri rûy-i arzdan bir
iki âdem
kaddi âlî olup altı kerre yüz bin benî âdemin cidd [ü] ihtimâmlarıyla elbette b …
Hulâsa-i merâm ve netîce-i kelâm, yine sadede rücû‘ edelim. Çünki Yanko ibn Madyan İslâmbol Makedonya içre bu Kırkçeşme suyu kemerlerin binâ edüp ibtidâ Kırkçeşme suyu cereyân edüp cemî‘i bennâ ve ırgat ummâllar âb-ı nâb-ı Kırkçeşme'yi nûş ederek İslâmbol'un temellerin ka‘r-ı zemînden rûy-ı arza berâber etdiklerinden mâ‘adâ bir âdem kaddi âlî vech-i arza sûr dîvârı çık[dık]da ol mahallerde Yanvan Kral Kudüs-i Şerîf ziyâretinde bârhâne-i azîmiyle İslâmbol'a gelüp Yanko ibn Madyan karındaşına buluşup görse kim İslâmbol kal‘asının temelleri rûy-i arzdan bir iki âdem kaddi âlî olup altı kerre yüz bin benî âdemin cidd [ü] ihtimâmlarıyla elbette bu kal‘a vücûda geleceğin bilüp Yanvan Kral karındaşı olan Yanko Kral'a eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a ·
metinde göster ·
… kenârına dâ’iren-mâdâr bin arşın zemîne bir temel bırağup kal‘a rûy-ı zemînden
iki âdem
kaddi âlî oldukda Sencüvân Paşa merhûm olup kal‘a-i Gözlev nâ-tamâm kalır.
Ba‘dehu ol sene Kefe vezîri olan Sencüvân Paşa bu Gözlev limanına gelüp görür kim bir bender-i calender olacak iskele yeridir. Hemân der-i devlete arz edüp fermân-ı şehriyârî gelüp bu Gözlev limanı kenârına dâ’iren-mâdâr bin arşın zemîne bir temel bırağup kal‘a rûy-ı zemînden iki âdem kaddi âlî oldukda Sencüvân Paşa merhûm olup kal‘a-i Gözlev nâ-tamâm kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118a ·
metinde göster ·
… ir kesîf hammâmdır kim bir şeyh-i azîz kendüsü girmek içün binâ etmiş ancak bir
iki âdem
sığar hammâmcıkdır.
Ve bu kal‘a kapusu önü bir azîm meydândır kim cânib-i erba‘asında cümle altmış aded müfîd [ü] muhtasar dükkânlardır. Ve cümle bir hândır. Ve cümle bir kesîf hammâmdır kim bir şeyh-i azîz kendüsü girmek içün binâ etmiş ancak bir iki âdem sığar hammâmcıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145b ·
metinde göster ·
el ele verüp kucakladık. Güc ile el ele kavuşduk. Tâ bu mertebe kalın ağaçdır, …
Ve bu dıraht-ı azîmin aşağıdan cüssesi yigirmi iki âdem el ele verüp kucakladık. Güc ile el ele kavuşduk. Tâ bu mertebe kalın ağaçdır, ammâ cümle yüz yetmiş aded dalları var kim bu haşeblerin de her birini onar âdem ancak kucaklar. Ve yüz yetmiş aded dalların her birinde olan beşer altışar âdem kucaklar. Dalların ve budakların hisâbın Cenâb-ı Allâh bilür. Niçe bin dalları evc-i âsumâna kad-keşân olmuşdur, ammâ mezkûr büyük dalları kırk elli âdem boyu yükseğinden sonra cânib-i etrâfına doğru doğru yayılmış yüz yetmiş nihâl-i azîmlerdir kim bu dırahtın sâye-i zıll-ı himâyesinde bârgâh-ı Âl-i Osmân kurulsa gölgesinde kalır. Tahmînen bu dırahtın sâyesinde bin sürü koyun avlağılanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
… en karşu tarafa ubûr edüp cân halâs etdik, ammâ çok hayvânât bu gölde kaldı. Ve
iki âdem
at altında kalup gark oldu dediler ammâ hakîr görmedim. Gerçi derin göl değildi …
Bir sazlı ve kamışlı su içinde kâmil bir sâ‘at azâb-ı elîm çekerek yüz bin renc-i anâ ile düşe kalka bu acı göl suyun ubûr ederek bu su ne buz dutmuş ve ne dürüst su idi. Cümle atların ve Kalmık'dan ganîmet olan hayvânâtların kolları ve göğüslerini buz pâreleri pâre pâre edüp ikinci sâ‘atde bu gölden karşu tarafa ubûr edüp cân halâs etdik, ammâ çok hayvânât bu gölde kaldı. Ve iki âdem at altında kalup gark oldu dediler ammâ hakîr görmedim. Gerçi derin göl değildi ammâ hem şiddet-i şitâ ve dipi ve boran ve batak ve çataklı göl idi. Bundan bî-tâb u bî-mecâl çıkup yine cânib-i kıbleye 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
… r gark-ı âb olmuş âdem cân havliyle yapışup anı dahi at selâmete çıkarup bir at
iki âdem
halâs etmiş olur. Hakkâ ki atlar eşref-i mahlûkdur kim Hallâk-ı âlem küheylân a …
Hikmet-i Hudâ bu Tatar yiğitlerinin birisinin atı kuyruğuna bir gark-ı âb olmuş âdem cân havliyle yapışup anı dahi at selâmete çıkarup bir at iki âdem halâs etmiş olur. Hakkâ ki atlar eşref-i mahlûkdur kim Hallâk-ı âlem küheylân atların hakkında Kur’ân-ı azîminde ve Furkân-ı mecîdde sûre-i (---) de Arapça buyurmuşlardır. Anıniçün bu hakîr atları pek sevüp elli bir yıldan berü beş on re’s atsız olmamışımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195a ·
metinde göster ·
Bu limanın kenârındaki iskele başındaki hân-ı azîm dibinde
iki âdem
kaddi kadar bâlâ beyâz mermerden götü üzre oturmuş ve ağzın cânib-i cenûbdaki d …
Bu limanın kenârındaki iskele başındaki hân-ı azîm dibinde iki âdem kaddi kadar bâlâ beyâz mermerden götü üzre oturmuş ve ağzın cânib-i cenûbdaki deryâya açmış bir arslan tasvîrin üstâd-ı mermer-bür eyle timsâl-i bî-misâl etmişdir kim bu dehr-i denîde ana mu‘âdil cemî‘i dünyâ ressâmları cem‘ olsa bir tîşe ve bir tilsiman ve bir direfş urmağa kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
… râmed mavuna direklerin birbirlerine mıhlayup dikili durup tâ zirve-i a‘lâsında
iki 311a âdem
sığacak kadar ağaçdan bir küçük karavulhâne olup gemi direğine ipden nerdübânla …
Ve ibtidâ bu kal‘ayı muhâsara etdiğimizde bu Yüksek tabya üzre iki aded serâmed mavuna direklerin birbirlerine mıhlayup dikili durup tâ zirve-i a‘lâsında iki 311a âdem sığacak kadar ağaçdan bir küçük karavulhâne olup gemi direğine ipden nerdübânlar ile çıkılır gibi nerdübânlardan küffârlar bu direk üzre karavulhâneye çıkup evc-i semâya berâber olmuş direkler üzre tûrbînler ile Akdenizi ve isfakiye dağların ve cemî‘i nümâyân olan yerlerin gözedüp bir tarafdan düşman zâhir olursa haber verüp dîdebânlık ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b–311a ·
metinde göster ·
… t musanna‘ ve etrâfında elli aded ebrâcları var. Ve cânib-i erba‘asında handakı
iki âdem
kaddi kadar amîkdir ammâ elli arşın arîzdir. Ve handakı içre sâfî bâğ u bâğçele …
Ve dendân-ı bedenleri gâyet musanna‘ ve etrâfında elli aded ebrâcları var. Ve cânib-i erba‘asında handakı iki âdem kaddi kadar amîkdir ammâ elli arşın arîzdir. Ve handakı içre sâfî bâğ u bâğçelerdir. Kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin dört 365a yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 364b–365a ·
metinde göster ·
… binâ-yı serâmeddir kim bir sivri külâh-misâl tahta kubbe üzre kurşum örtülü ve
iki âdem
kaddi âlî altun yaldızlı alemli kubbe-i serâmedli meydân-ı bahârdır, ammâ ol ka …
Bu dahi anın gibi İslâmbol'da Galata kullesi gibi evc-i âsımâna ser çekmişdir. Ve dâ’iren-mâdâr yedi (yedi) aded köşe kalın ve metîn ve kârgîr binâ-yı serâmeddir kim bir sivri külâh-misâl tahta kubbe üzre kurşum örtülü ve iki âdem kaddi âlî altun yaldızlı alemli kubbe-i serâmedli meydân-ı bahârdır, ammâ ol kadar vâsi‘dir kim vakt-i seherde bir tarafda olan cânlar öte tarafda olan insânları gücile fark eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 378b ·
metinde göster ·
… vî bâbı vardır. Ol kapuya taşradan içeri girecek mahalde sağ tarafdaki kullenin
iki âdem
kaddi bâlâ yerinde bir küçük kemer altında beyâz mermer-i hâmdan Kaydefâ'nın ce …
Ammâ hâlâ bu mezkûr yukaru kal‘anın garba nâzır bir demir kanatlı kavî bâbı vardır. Ol kapuya taşradan içeri girecek mahalde sağ tarafdaki kullenin iki âdem kaddi bâlâ yerinde bir küçük kemer altında beyâz mermer-i hâmdan Kaydefâ'nın ceseden oyma bir sûreti var. Âdem gördükde zî-rûh zann edüp hayrân kalır. Ve ne cânibe gitsen ol cânibe nazar eder görünür. Tebessüm etsen eyle nümâyândır. Bükâ eder şekilli olsan ol dahi bükâ âlûd müşâhede olunur, garîb temâşâdır. Lâkin gerdânından aşağı vücûdu yokdur. Hemân gerdânında halhâlı ve çehre-i la‘lgûnu ve gûşlarında menkûşu ve serinde mergûle geysûsu ve mükahhal marâlî ve gazâlî gözleri ile tasvîr olunmuş bir perî-peyker çehre-i münevverdir. Ammâ rûh yokdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44a ·
metinde göster ·
… u çârşû-yı hüsnün ortasında kahvehâneler köşesinde bir üzüm asması hâsıl olmuş.
İki âdem
ancak dirâgûş eder bir cüssedâr ve cesîm şecere-i zerdir. Cemî‘i çârsûnun şâhrâ …
Hikmet-i Hudâ bu çârşû-yı hüsnün ortasında kahvehâneler köşesinde bir üzüm asması hâsıl olmuş. İki âdem ancak dirâgûş eder bir cüssedâr ve cesîm şecere-i zerdir. Cemî‘i çârsûnun şâhrâhı üzre nihâl-i dırâzlar salup serâpâ bu tarîk-ı âmmı nihâlleri ve berkleri ile mestûr etmişdir kim zerre girecek mikdârı güneş te’sîr edecek yer yokdur. Bir koyahdır kim cümle kahvehânede ve çârsû-yı hüsünde hâzır olan âşıkân bu sâyedâr şecerin sâyesinde dilberân temâşâsın ederler. Ve niçe bin salkım üzümü yol üzre âvîze-vâr sarkmışdır. Cemî‘i âyende vü revendegân-ı esbsüvârân engûr hûşesinden alup tenâvül ederler. Her bâğbân ki aşlama ilminde mahâreti ola, ma‘rifetin izhâr içün bu engûr dırahtına bir kalem rez nihâli aşlayup bir gûne engûrü dahi hâsıl olur. Böyle herkes bu üzüm ağacına nihâl aşlaya aşlaya sarı ve yeşil ve kırmızı kış üzümü ve kadın parmağı ve ter gömlek ve kıradina ve kumla ve razakı ve beğlerce ve misket alaca ve siyâh üzümün dahi envâ‘ı, ve'l-hâsıl hakîr gördükde mahsûlü zamânı idi, otuz yedi gûne engûr elvânın temâşâ etdik kim sicilde dahi tahrîr olunmuşdur. Arab u Acem'de Urla'nın çârsû üzümü meşhûrdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y49b ·
metinde göster ·
… . Ve minâre-i serâmedi câmi‘in solunda vâki‘ olmuşdur. Minâre kapusunun solunda
iki âdem
kaddi bâlâda bir beyâz mermer-i hâm üzre târîhi budur:
Ve Ulu câmi‘ mâ-tekaddem kiremitli imiş, ba‘dehu Birgili Dervîş Ağa ta‘mîr ü termîm edüp dürr-i beyz-âsâ münevver olup serâpâ kurşum ile pûşîde etmiş. Lâkin haremi yokdur. Şâhrâh üzre vâki‘ olmağile teng mahaldedir. Ammâ taşra soffaları vardır. Ve minâre-i serâmedi câmi‘in solunda vâki‘ olmuşdur. Minâre kapusunun solunda iki âdem kaddi bâlâda bir beyâz mermer-i hâm üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y80b ·
metinde göster ·
Ve bu âsitâne-i Baba Sultân binâ edelden berü matbahında dörd yüz seneye karîbdir kim ocağında âteşi sönmeyüp tencereleri ocakdan enmemişdir. İki âdem müsâfir gelse elbette anların huzûruna "Hayru't-ta‘âmı mâ-hazar" deyüp Baba çobrası ve bir nânparesi getirirler, zîrâ şân-ı dervîşân-ı zîşân böyle âyîn-i Bektaşiyândır. Zâdekallâhu ilâ inkırâzı'd-devrân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y88b ·
metinde göster ·
… nibinde Boyacılar kapusu ve şarka nâzır Semerciler kapusu, gâyet küçük kapudur.
İki âdem
yan yana giremez ve atlı girüp çıkamaz. Ve kıble cânibine Yeni câmi‘ kapusu ve …
Ve cümle dörd kapusu vardır. Şimâl cânibinde Boyacılar kapusu ve şarka nâzır Semerciler kapusu, gâyet küçük kapudur. İki âdem yan yana giremez ve atlı girüp çıkamaz. Ve kıble cânibine Yeni câmi‘ kapusu ve cânib-i garba Bâğlar kapusu, ba‘zılar Hızırlık kapusu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y94b ·
metinde göster ·
… na‘ evlerdir. Ammâ evlerinde havlıları dardır. Ve kesîf sokakları vardır, ancak
iki âdem
yanyana geçer, zîk sokaklardır.
Ve aşağı varoşda cümle iki yüz hâne-i zîbâlardır. Ve müselmânlar içün bir mescidi var, mâ‘adâ kenîselerdir. Ve kat-ender-kat toprak örtülü kal‘a-misâl kâ[r]gîr binâ ma‘mûr u müzeyyen evlerdir, gûyâ herbiri birer sarây-ı âlîlerdir. Ve Freng tarzı musanna‘ evlerdir. Ammâ evlerinde havlıları dardır. Ve kesîf sokakları vardır, ancak iki âdem yanyana geçer, zîk sokaklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122b ·
metinde göster ·
… e câ-be-câ yerleri Y 133b munharif olmuş. Ve minârenin taşra yoldan tarafında
iki âdem
kaddi mürtefi‘ yerde bu hat mastûrdur: Târîh:
Ve bu kapunın sağ tarafında bir kâ[r]gîr minâre-i mevzûnu var kim sihr-i i‘câz binâ-yı musanna‘ imiş. Lâkin celâlî ihrâk etdükde câ-be-câ yerleri Y 133b munharif olmuş. Ve minârenin taşra yoldan tarafında iki âdem kaddi mürtefi‘ yerde bu hat mastûrdur: Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y133a–Y133b ·
metinde göster ·
… r ve ze‘âmetdir. Ve kal‘ası celâlî havfinden ahâlî-i vilâyet cem‘ olup zemînden
iki âdem
kaddi kâ[r]gîr taş binâdır. Andan dörd âdem kaddi kerpiç binâ bir kal‘a-i ra‘nâ …
Karaman eyâletinde Kâfiryat nâhiyesidir. Dizdârı ve on sekiz neferâtı vardır ve ze‘âmetdir. Ve kal‘ası celâlî havfinden ahâlî-i vilâyet cem‘ olup zemînden iki âdem kaddi kâ[r]gîr taş binâdır. Andan dörd âdem kaddi kerpiç binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y143a ·
metinde göster ·
… sabâha dek bir ceng-i âlî olmuşdur kim ta‘bîr olunmaz. Bizim pîrezen tarafından
iki âdem
şehîd ve yedi âdem mecrûh ve hakîrin bir atı âhûr deliğinden maktûl olup sûhtev …
El-hâsıl sabâha dek bir ceng-i âlî olmuşdur kim ta‘bîr olunmaz. Bizim pîrezen tarafından iki âdem şehîd ve yedi âdem mecrûh ve hakîrin bir atı âhûr deliğinden maktûl olup sûhtevâtdan on tokuz âdem mürd ve elli mikdârı âdem cümle mürd olup bu hâl üzre vakt-i sabâha dek sûhtelerin leşleri kapumuz önünde kalup almağa iktidârları olmayup karârları firâra mübeddel olup seg ber-sengistân gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y150a ·
metinde göster ·
… tâk-ı mukavvesler üzre toloz kubbelerdir. Ve câmi‘in içi serâpâ cümle dîvârları
iki âdem
kaddi gûnâ-gûn yed-i Kudret ile münakkaş ebrî mermer ve sommâkîler var kim çeşm …
Ve câmi‘ içi cümle on altı sommâkî mermer-i hâm ve ruhâm sütûn-ı mevzûnlar üzre tâk-ı mukavvesler üzre toloz kubbelerdir. Ve câmi‘in içi serâpâ cümle dîvârları iki âdem kaddi gûnâ-gûn yed-i Kudret ile münakkaş ebrî mermer ve sommâkîler var kim çeşm-i ibret hîrelenir, eyle temâşâğâh câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y152b ·
metinde göster ·
… --) (---)(---)]] hâsıl olur gâyet mukavvîdir. Ve Frenk incîri garîb temâşâdır.
İki âdem
kaddi kalın yeşil haşebeler üzre babuç gibi yeşil yapraklarının kenârında [[(-- …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından beyâz hubzu ve hurmâsı. Ve şeker kamışı üçü ve dördü bir maksûs Mısır parasınadır. Ve habbu'l-lezîz [[(---) (---) (---)]] hâsıl olur gâyet mukavvîdir. Ve Frenk incîri garîb temâşâdır. İki âdem kaddi kalın yeşil haşebeler üzre babuç gibi yeşil yapraklarının kenârında [[(---) (---) (---)]] -misâl darısı vardır. Bu dahi mukavvîdir. Ve acûr ve kassâ ve kurkâs ve karnebît ve cümmeyz ağaçları [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerdir. Bi-aynı incîr-misâl la‘lgûn ve beyâz cümmeyzi olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu kim cemî‘i müsmirât [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerin bir âdem iki âdem kucaklar. Kalın Y 178b yerlerinde beşi onu ve on beşi bir yerde top top [[(---) (---) (---)]] bir âdem on dâne ve beş dânesin isti‘mâl edüp üzerine bir kaç yudum su içse tabî‘ati mülâyim edüp [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a–Y178b ·
metinde göster ·
… i Hudâ bu kim cemî‘i müsmirât [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerin bir âdem
iki âdem
kucaklar. Kalın Y 178b yerlerinde beşi onu ve on beşi bir yerde top top [[(-- …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından beyâz hubzu ve hurmâsı. Ve şeker kamışı üçü ve dördü bir maksûs Mısır parasınadır. Ve habbu'l-lezîz [[(---) (---) (---)]] hâsıl olur gâyet mukavvîdir. Ve Frenk incîri garîb temâşâdır. İki âdem kaddi kalın yeşil haşebeler üzre babuç gibi yeşil yapraklarının kenârında [[(---) (---) (---)]] -misâl darısı vardır. Bu dahi mukavvîdir. Ve acûr ve kassâ ve kurkâs ve karnebît ve cümmeyz ağaçları [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerdir. Bi-aynı incîr-misâl la‘lgûn ve beyâz cümmeyzi olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu kim cemî‘i müsmirât [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerin bir âdem iki âdem kucaklar. Kalın Y 178b yerlerinde beşi onu ve on beşi bir yerde top top [[(---) (---) (---)]] bir âdem on dâne ve beş dânesin isti‘mâl edüp üzerine bir kaç yudum su içse tabî‘ati mülâyim edüp [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a–Y178b ·
metinde göster ·
kaddi deryâdan bâlâdır. Ve kapusu kıbleye nâzır pençere-misâl bir küçük kapucuk …
Ve Sultân İbrâhîm hâl-i hayâtlarında sâkin oldukları mağârası şehirden beş yüz adım ba‘îd leb-i deryâda değirmenleri kurbundadır. Ba‘zı mahalde deryâ temevvüc etdükde mağâra kapusun döğer. İki âdem kaddi deryâdan bâlâdır. Ve kapusu kıbleye nâzır pençere-misâl bir küçük kapucukdur. Tâ kadîm-i eyyâmda oyulmuş bir yassı kubbe şekilli mağâradır. İçine elli adem sığar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y181a ·
metinde göster ·
Cemî‘i zamânda bu mahalde emn-i tarîk yokdur. Zîrâ bir tüfengli bir kayaya dursa kuş uçurmaz, eyle bir sa‘b ve zıyk yerdir. Hattâ hakîr bin elli sekiz târîhinde cülûs-ı Hân Mehemmed-i Râbi‘de Silihdâr Murtazâ Paşa ile şâm'da iken bu Nehrü'l-kelb akabesinden yetmiş tüfeng-endâz âdem ile ubûr ederken vakt-i seherde bu mahalde bir azîm ceng edüp cümle piyâde olup iki sâ‘at ceng-i âşûbdan sonra bizden iki âdem şehîd, Dürûzîlerden yedi âdem katl olunup Akabü'l-kelb'de köpek cengi edüp hırren fe-hırren ceng ederek hamd-i Hudâ selâmetle ubûr etdik. Ammâ şimdi on beş âdemle bî-pâk ü bî-pervâ ubûr etdik. Zîrâ bu nehrin Cübeyle cânibi şâm-ı Tarabulus hükmüdür. Temâm olup beri tarafı Sayda eyâletine mutasarrıf Hacı İshâk Paşa hükmünde olmağın zâbıt u râbıt ve hâkim olmağın bu Akabü'l-kelb'i selâmetle ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i şecere-i mevz ve hâsiyyet-i misâl-i levz: Ve bu mevz bir turfa ağaçdır.
İki âdem
kaddi olur, dahi âlî olmaz. Ve cüssesi uyluk kalınlığı olup ağaçın sıksan suyu …
Eşkâl-i şecere-i mevz ve hâsiyyet-i misâl-i levz: Ve bu mevz bir turfa ağaçdır. İki âdem kaddi olur, dahi âlî olmaz. Ve cüssesi uyluk kalınlığı olup ağaçın sıksan suyu çıkar. Ve herbir varakları kilim kadar tûlânî yaprakları filandıra bayrak gibi salınır, gâyet sebzgûn berklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191b ·
metinde göster ·
… va‘z [u] nasîhat edüp cümle Yahûdîler istimâ‘ ederlerdi. Anası karnında iken on
iki âdem
îmân getirüp Îsevî oldular. Anlara havâriyyûn derler on iki halîfedir.
Ba‘dehu Hazret-i Îsâ bu manastırda rahm-ı mâderden müştak olduğıyçün bu deyre Beytü'l-lahm dediler. Ve mevlûd-ı Îsâ Hazret-i Risâlet-penâh'ın hicretinden altı yüz yıl evveldir. Ve babası yokdur, Rûhullâh'dır. Hazret-i Cibrîl-i Emîn Hazret-i Meryem'in kamîsi yenine nefh edüp hâmile kalup Îsâ Nebî rahm-ı mâderde iken va‘z [u] nasîhat edüp cümle Yahûdîler istimâ‘ ederlerdi. Anası karnında iken on iki âdem îmân getirüp Îsevî oldular. Anlara havâriyyûn derler on iki halîfedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225b ·
metinde göster ·
… b-i şarkîsinde Bâb-ı Cibrîl dîvârı ile kabr-i pür-envârı şebekesi mâbeyni ancak
iki âdem
eni bir yoldur. Ammâ yine câmi‘ içidir, ve's-selâm.
Evvelâ kubbe-i pür-envâr-ı Hazret-i Risâlet-penâh'ın câmi‘-i şerîfinin cânib-i şarkîsinde Bâb-ı Cibrîl dîvârı ile kabr-i pür-envârı şebekesi mâbeyni ancak iki âdem eni bir yoldur. Ammâ yine câmi‘ içidir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286b ·
metinde göster ·
… ır. Kaddi bir âdem memesi kaddince bir büyük kuyu ağızlığıdır. Dâ’iren-mâdâr on
iki âdem
ihâta eder, kuyu ağzıdır. Ve bu kuyu ağızlığı dâ’iren-mâdâr demir belâzîkdir. Z …
Ve Bi’r-i Zemzem bu binâ-yı âlînin ortasında vâki‘ olmuş, dehân-ı çâhda bir beyâz mermer ağızlıkdır. Kaddi bir âdem memesi kaddince bir büyük kuyu ağızlığıdır. Dâ’iren-mâdâr on iki âdem ihâta eder, kuyu ağzıdır. Ve bu kuyu ağızlığı dâ’iren-mâdâr demir belâzîkdir. Zîrâ bu âb-ı Zemzem halk olaldan beri şeb rûz niçe kerre yüz bin kova su çekilir. Böyle hadîd belâzîk olmasa kuyu ağzı pâre pâre olur. Ol ecilden dehân-ı çâh-ı Zemzeme demir ağızlık etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y346b ·
metinde göster ·
kaddi bâlâda tuç pençereler vardır. Ba‘zı âdemler Y 352b tarîk-ı âmdan geçerk …
Ve bu kubbenin şimâlinde iki âdem kaddi bâlâda tuç pençereler vardır. Ba‘zı âdemler Y 352b tarîk-ı âmdan geçerken bu pençerelerden aşağı âsitâne içine nazar edüp hayır du‘â ile ubûr ederler. Zîrâ bu âsitâne tarîk-ı âmm üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y352a–Y352b ·
metinde göster ·
… r azîm hâlîçe cirminde bir kitâbe var idi. Ol kitâbenin ortasında üstâd-ı kadîm
iki âdem
kaddi mikdârı bir kuş tasvîri var, iki kanatlı ve iki ayağ üzre kanatların açmı …
Evvelâ Mısır'ın kal‘ası eflâke ser çekmiş bir bülend kal‘adır. Anın Züğürdler yaylası nâmında bir âlî yer vardır, Azebler kapusuna nâzır bir kulle-i bâlâdır. Hakîr yedi sene ol kulle üzre sâkin idim. Bir cihân-nümâ uzlethânemiz var idi. Revzenimizin altında bir azîm hâlîçe cirminde bir kitâbe var idi. Ol kitâbenin ortasında üstâd-ı kadîm iki âdem kaddi mikdârı bir kuş tasvîri var, iki kanatlı ve iki ayağ üzre kanatların açmış ve iki başı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y79b ·
metinde göster ·
Ve bu döşemelerin nihâyetinde Sultân Selîm makâmının sol tarafında Mısır vezîri cülûs edecek soffası üstünde iki âdem kaddi bâlâda fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd-ı Râbi‘in bir levha üzre müzehheb celî hat ile tuğra-yı garrâsı vardır kim mübârek dest hatlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y83a ·
metinde göster ·
… ellişer adım bir harem-i azîmin tâ ortasında bir havz-ı azîmi var, fevvâreleri
iki âdem
kaddi pertâb eder.
Evsâf-ı bîmârhâne-i âbâdân dârü'ş-şifâ-yı Sultân Kalavân: Bâlâda câmi‘ ve imâreti tavsîf olunan Kalavân câmi‘i hareminin bir köşesinde bir binâ-yı azîm bîmârhânedir kim Rûm Arab ve Acem'de misli yok bir binâ-yı ibret-nümâdır kim tarh [u] tarzında akıl perîşân olup hukemâlar ilâc edüp âdem zî-akıl olur. İbtidâ tûlen ve arzan bir mücellâ ve musaykal mermer ile döşenmiş yüz ellişer adım bir harem-i azîmin tâ ortasında bir havz-ı azîmi var, fevvâreleri iki âdem kaddi pertâb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y119b ·
metinde göster ·
… lisânlarınca şakalar ederek, bu bâlâda zikr olunan cümle iki bin sekiz yüz elli
iki âdem
tüfenglerin atup arz-ı kâlây ederek kılıccıbaşı ve tüfengcibaşı atbaşı berâber …
Esnâf-ı fitilciyân-ı tüfeng: Dükkân altı, nefer on bir. Ammâ iki bin dahi Berberî kavmi kettân çöpünden yedek fitil bükerler. Bunlar dahi ellerinde birer ikişer kandîller ile ve omuzlarında ucları yanmış fitiller ile lisânlarınca şakalar ederek, bu bâlâda zikr olunan cümle iki bin sekiz yüz elli iki âdem tüfenglerin atup arz-ı kâlây ederek kılıccıbaşı ve tüfengcibaşı atbaşı berâber mehterhânelerin çalarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y171a ·
metinde göster ·
… m yemeğe Y 181b mübâşeret edince gerüde büyük Gavrî dîvânhânesinde sahrâ içre
iki âdem
kaddi kat-ender-kat on iki bin sahan ni‘met deryâsına bu kadar ehl-i cû‘ân, gav …
Paşa bunlara ta‘zîmen önünde kebâblardan ve tavuğ u güvercinlerden herbirine birer vasle atarken kiminin başında mücevvezesine urup mücevvezesi düşüp bir hande-i nihânî olur, ve kiminin çehresine urur ve kiminin sakalına güvercin kebâbı kanadlarından ilişüp tebessüm ederler. Bu hâl üzre paşa herbirine birer parça taksîm edüp bismillâh deyüp ta‘âm yemeğe Y 181b mübâşeret edince gerüde büyük Gavrî dîvânhânesinde sahrâ içre iki âdem kaddi kat-ender-kat on iki bin sahan ni‘met deryâsına bu kadar ehl-i cû‘ân, gavvâs-vâr dalup cümle yeniçeriler ve erbâb-ı dîvân huddâmları tarfetü'l-ayn içre Hudâ âlimdir on iki bin sahan ta‘âmı yağmâ edüp pîr [ü] pâk ederler. Ol yağma mahallinde benî âdem hây hûyundan ve bakır âvânî sini sahan sadâsından Mısır sarâyının içi ra‘dvâr gürleyüp âsûdehâl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y181a–Y181b ·
metinde göster ·
Dıraht-ı santa: Bir iki âdem cüssesi kadar serâmed dırahtlardır. Bergleri ılgın ağacı yapraklıdır, ammâ meyvesi olmaz. Haşebinden gemiler yaparlar. Ve âteşe yakarlar, aslâ külü olmaz, kırmızı kor olur. Gâyet kuvvetli ağacdır. Yaprağı ishâle nâfi‘dir, havânda sahk edüp bal ile mahlût edüp beşer dirhem aç karnına isti‘mâl etseler şifâ bulur. Gâyet sa‘b ağacı olur. Deryâda gemisi yüz yıl mu‘ammer olur. Ve ba‘zı binâ-yı atîkler kim biner bin beşer yüz sene olmuş esâslarda âbinûş olmuş santa ağaçları bulundu. Ma‘a hâzâ rûy-ı arzda bundan ve çemşîrden sengîn ağaç yokdur. Ba‘zılar Yeni Dünyâ ağacı budur, derler, ammâ Mısır'ın âb [u] havâsı levnin mütegayyir eder, derler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237a ·
metinde göster ·
… urfe şeydir. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden
iki âdem
kaddi kadar çıkup ve âdem uyluğu kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsa …
Evvelâ mevz: bir turfe şeydir. Ağac desen değildir, ammâ kaddi ağaç kadar vardır. Her sene yerden iki âdem kaddi kadar çıkup ve âdem uyluğu kalınlığında olup içi mâl-â-mâl sudur, sıkarsan suyu çıkar, bunun hakkındadır. Ve yaprakları yorkan kilim kadar yeşil yeşil filandıra bayraklar gibi yaprakları olur. Ve yapraklar mâbeyninde tâ zirvesinde birer salkım mevz verir. Ve her salkımı mûm sofrası gibi bir yeşil tekerlek kenârında ikişer kat sıra sıra dizilmiş iki yüz dahi ziyâde ve noksân sarı patlıcan-misâl mevzlerdir. Kemâlin bulunca sapsarı kehrübâr olur. Andan koparup Y 238a tenâvül ederler. İbtidâsı yeşildir. Gerçi sûretde patlıcan-misâl mevzûndur, ammâ içinde patlıcan gibi tohumu yokdur, hemân leb-ber-leb bir ma‘cûn-ı mukavvîdir. Ucundan kabuğu soyulur. Ve şeker ile tenâvül olunsa dahi latîf olur. Dörd beş dânesi tenâvül olunsa, lahm yemiş kadar gınâ verüp gâyet tok tutar. Serî‘u'l-hazmdır ve gâyet nâfi‘dir. Bedene kuvvet verüp menîyi ziyâde edüp kuvvet-i basarı dahi ziyâde eder ve tabî‘atı i‘tidâl üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y237b–Y238a ·
metinde göster ·