edüp bî-bâk u bî-pervâ Celâlînin öte cânibinde, ensesi havâlesinde Çamlıca dağı …
Bir sâ‘ât-i nücumî ubûr edüp âsîlerin çarhacısı Katırcıoğlu nâm futacı gömiden domuz topu olup Bulgurlu dağından tîr aşağı Üsküdar sahrâsı budur deyü bırağınca hemân Çarhacı Mehemmed Paşa efendimiz derûn-ı dilden cümle askeriyle bir ağızdan "Allah Allah" deyüp iki asker birbirine karılup katılup tarafeynden kırkar ellişer dirhem Rûm tüfenkleri atılup eyle cenk [ü] savaş-ı perhâş edüp 32b Çarkacı Defterdârzâde Celâlîlere amân vermeyüp derûn-ı ceyş-i Celâlîye girüp urup kırup, askeriyle Celâlî askerin iki şak edüp bî-bâk u bî-pervâ Celâlînin öte cânibinde, ensesi havâlesinde Çamlıca dağı dâmenin çıkup andan yine Celâlî üzre tîz aşağı "Hu'dır hû gâzîler!" deyüp "Allah Allah" ile rîh-ı sarsar gibi yine Celâlî içre girüp kıra geçire yine beri sadrıa‘zam tarafına selâmetle çıkup yedi yüzden mütecâviz kelle getirüp at değişdirüp istirâhat edüp bu kerre yine Defterdârzâde ağalarından paşanın kafadârı ve yâr-ı gam-küsârı olan Şâmlı Osmân Ağa çarhaya çıkup "Katırcıoğlu katırın depmesi bi-emrillah ne olacakdır?" deyü "Be koma koçaklarım. Gün bu günkü Kelbelâ-ı pür-belâ günüdür. Sa‘âdetlü pâdişâh adâlet köşkünde adl edüp baş getirene yüz altun ve dil getirene sipâhlık ve ze‘âmet veriliyor!" deyü cümle levendât şehbâzları cenge terğîb edüp el tîğ-i Dahhâke urup kendi akrânları askeri içine girüp yine paşa ile Celâlî üzre bir hücûm-ı mehcûm eylediler kim ol cengi ne Efrâsiyâb ve ne Şâm u Nerîmân ve Zâl u Güstehem etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32a–32b ·
metinde göster ·
… dik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya
iki şak
olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kud …
{Mu‘cize-i Hazret-i Sâlih aleyhis-selâm}: Hazret-i Sâlih Semûd kavmin îmâna da‘vet etmeğe me‘mûr olup aslâ îmân kabûl etmeyüp gûnâ-gûn mu‘cizeler istediler. Niçeleri "Şu karşuki kara kayadan bize bir deve çıkar, görelim ve yanına erkek deve gelmeden hâmile kalup andan bir köçek deve tevellüd eylesin. Dişi devenin südiyle kifâflanalım. Andan sana îmân getürelim" diye böyle niçe gûne mu‘cizeler istediler. Hemân ol demde Sâlih Nebî el açup du‘â etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol yalçın kızıl kaya şak olup bir nâka âşikâre olup sehel vakt içinde nâka vaz‘-ı haml edüp andan bir mahbûb köçecik tevellüd edüp kâmil otuz sene bu develer sahrâda otlayup südünü cümle Semûd kavmi 43a sağup kifâflanırlardı. Yine böyle iken "Yâ Sâlih, aceb üstâd-ı kâmil sehhâr imişsin kim şöyle kızıl kayadan bir deve çıkardın" deyü bir âdem îmâna gelmeyüp âhir dişi deveyi katl edüp du‘â-yı Sâlih Nebî ile yine kaya iki şakk olup devenin köçeği kaya içine girüp gâ’ib oldu. Hakîr Şâm râhıyla hacc-ı şerîfe gitdükde bu Nâka Kayası nâm mahalli görüp temâşâ etdik. Evc-i âsumâne kad çekmiş bir kızıl kayadır. Bi-emri Hayy [u] Kadîr ol kaya iki şak olup deve zâhir olduğu yer ve yine köçek deve girüp gâ’ib olduğu kaya yed-i kudret ile şak olduğu eyle nümâyândır kim, gûyâ üstâd-ı hakkâk Yemenî taşı ve silânı ve elması niçe hakkedüp musaykal u mücellâ ederse eyle berrak yarıklı kayadır ve iki cânibi dar boğaz semâya ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı kadîmde bu mahalde kayadan kayaya bir bâb-ı azîm binâ olunup arz-ı Hicâz ile hudûd-ı Şâm bu kapu imiş. Hâlâ ol kapu yerleri mezkûr kayada nümâyândır. Ve bu kaya içre pinhân olan deve köşeğinin böğürdüğünün sadâsın huccâc-ı müslimînin develeri istimâ‘ edüp ol mahalden bir hatve ileri gitmek ihtimâli yokdur. Ol kayalar mâbeyninde deve üstühânlarından geçilmez bir dayyık mahaldir. Âhir-i kâr develerimiz bu Sâlih devesinin feza‘ [u] ceza‘ın bu kayalar mâbeyninde işitmesin deyü cümle Şâm huccâcı bu Nâka kayası dibine karîb geldikde yetmiş huccâc bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup sıyt [u] sadâ-yı gülbânk-ı Muhamedî'den dağlar güm güm gümleyüp cemî‘i halka dehşet ârız olup bu kayalar arasında niçe yüz bin tüfenkleri ve emîr-i huccâcın altı pâre topların üç nevbet bu kayalar mâbeyninde atup niçe bin develeri böyle feryâd-ı hây hûy ile ubûr etdirirler. Tâ huccâcın âhiri temâm olunca bu sadâ-yı Allah Allah kesilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42b–43a ·
metinde göster ·
olup kelle-i Hüseyn-i Kerrâr ol dîvârda karâr eder.
Cümle diyâr-ı Kürdistân'da ve diyâr-ı Acem'de silâhşörlük budur. Ammâ ehl-i şer‘ bu çevgân topun oynamağa rızâ vermezler, gâyet memnû‘dur. Kaçan ki Deşt-i Kerbelâ'da Hazret-i İmâm Hüseyin şehîd olup niçe bin şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ'nın ser-i sa‘âdetleri Şâm'da Yezîd-ı bî-mezîd'e geldikde Yezîd hammâmdan çıkup atına süvâr olup elindeki çevgân ile Hazret-i İmâm Hüseyin'in ser-i sa‘âdetin çevgân ile ura ura galtân edüp andan sâ’ir şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ kellelerin cünd-i cünüb-i Yezîd çevgân ile urarak lu‘bedebâzlık ederlerdi. Andan Yezîd kelle-i İmâm Hüseyn'i Mısır mülkine gönderdi kim "İşte sizin bî‘at-kerdesi olduğunuz İmâm Hüseyin başıdır." deyü on bin asker ile ser-i sa‘âdet-i Şâh Hüseyin'i Mısır'a gönderüp şehr-i Mısır'ın vasatında Rûmeli meydânında niçe gün pâyimâl-ı rimâl olup galtân idi. Yezîd'e tâbi‘ olan ehl-i Mısır kelle-i İmâm Hüseyin'e püşt-i pâ uranların hâlâ nesillerinden olanların cümle birer ayakları ilâ hâze'l-ân tulum gibidir, görenlere pinhân değildir. Böyle iken bir gün alâ mele’i'n-nâs kelle-i İmâm Hüseyin gâ’ib olup Beyne'l-kasreyn nâm Kasreyn-i Şîrîneyne karîb bir Şeddâdî dîvâr bi-emri Kahhâr-ı Settâr iki şak olup kelle-i Hüseyn-i Kerrâr ol dîvârda karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
Ve bu cebelden Cibrîl-i Emîn ile gelen kurbânın zâhir olduğu kaya
iki şak
olmuşdur. Bi-emrillâh eyle musaykal ve mücellâdır kim gûyâ dest-i hakkâk perdâh …
Ve bu cebelden Cibrîl-i Emîn ile gelen kurbânın zâhir olduğu kaya iki şak olmuşdur. Bi-emrillâh eyle musaykal ve mücellâdır kim gûyâ dest-i hakkâk perdâht etmişdir. Bu mahalde makâm-ı İbrâhîm ve makâm-ı İsmâ‘îl ve makâm-ı İshâk vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y324a ·
metinde göster ·
… mehterhânesin çalarak nümâyân olunca Kara Meydân içinde olan deryâ-misâl asker
iki şak
olup bir tarafa azebistân ve yeniçeriyân dizilüp selâma durur ve bir tarafa yed …
Ve emîrü'l-hac bu kadar alay ile mehterhânesin çalarak nümâyân olunca Kara Meydân içinde olan deryâ-misâl asker iki şak olup bir tarafa azebistân ve yeniçeriyân dizilüp selâma durur ve bir tarafa yedi bölük atlı sipâhiyânı kat-ender-kat zer-ender-zer olup pür-silâh esb-i hor hor üzre cıdaları ellerinde emîr-i hac selâmına muntazır olup emîrü'l-hac dahi alay ile bu iki askerin miyânından güzer ederek iki cânibine selâm verüp mehterhânesin döğerek paşanın otağında nüzûl edüp cümle emîrânın üzerlerine tasaddur edüp karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y200a ·
metinde göster ·
… mahalde iki bölük olur. Hazret-i Nûh'dan sonra bu mahalli Seyf-i Zülyezen kesüp
iki şak
etmişdir. Sol tarafda garba cereyân eden Nîl bender-i Reşîd'e gidince (---) mîl …
Cezîre-i Batnü'l-bakar nâm mahal Nîl-i mübârek vasatında bir burundur kim Nîl-i mübârek ol mahalde iki bölük olur. Hazret-i Nûh'dan sonra bu mahalli Seyf-i Zülyezen kesüp iki şak etmişdir. Sol tarafda garba cereyân eden Nîl bender-i Reşîd'e gidince (---) mîldir. Beri sağ tarafda şimâle cereyân eden Nîl bender-i Dimyât'a varınca (---) mîldir. Bu iki Nîl'in mâbeyninde olan cezîre-i azîmdir. İki kâşiflik hükûmetdir, biri Garbiyye hâkimidir, biri Menûfiyye hâkimidir. Bin pâre kurâ-yı âbâdân ile müzeyyen bir cezîre-i azîmdir. Tâ vasatında Garbiyye hâkinde Tanta nâm bir kasabada Seyyid Ahmed el-Bedevî medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y279b ·
metinde göster ·