… ü'l-âl deve dişi buğdâyın bir somarı (---) batmandır. Beş somarı bir guruşadır.
İki at
yemi bir akçeyedir ve bir somar arpa (---) akçeyedir ve bir vukıyye beş dâne hâ …
Bu şehr-i ma‘mûr ol kadar ucuzlukdur kim âlü'l-âl deve dişi buğdâyın bir somarı (---) batmandır. Beş somarı bir guruşadır. İki at yemi bir akçeyedir ve bir somar arpa (---) akçeyedir ve bir vukıyye beş dâne hâs ve beyaz ekmek bir akçedir. Koyun eti iki akçeye, sığır eti bir akçeye ve bir tavuk bir akçeye ve kırk yumurta bir akçeye ve bir güvercin palazı bir akçeye, yüz dirhem yağlı kâhi ve katmer çörek bir akçeye. Sâ’ir me’kûlâtları dahi ana kıyâs oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288b ·
metinde göster ·
… iyâ Çelebi'yi bilir misin" dedikde Haydaroğlu eydür: "Engürü yanında bir gün on
iki atlı
ile bir köyde âteş başında otururduk. Bunlar elli atlı bizi basup Allah'a şükür …
[1058] fehvâsınca cihân âsûde olmağiçün Sultân Mehemmed Hân'ın ibtida katl-i benî Âdem hakkına hatt-ı şerîfi Atmeydânı cengi ve sâniyen bu Kara Haydaroğlu hakkına sâdır olmuşdur. Bu hatt-ı şerîf sâbıkan Türkmân Ağası Hasan Ağa'ya vardıkda tekrâr ol dahi "Benem diğer nîst" diyen iki bin bahâdır yiğitler ile vilâyet vilâyet gezüp büleyde ve kılâ‘ ve şehr-i azîmlerde nâmdâr iş erleri ve nâmdâr pîrleri başına cem‘ edüp müşâvereler ile re’y [ü] tedbîrler ederek Kara Haydaroğlu nâm harâmiyi (---)(---) mahalde haber alup cümle ahâlî-i vilâyete haber edüp ve ârâm etmeyüp harâmîler üzre gitdi. Zîrâ Abaza tâ’ifesinden niçe şecî‘ ve bahâdır âdemler gördük ammâ Hasan Ağa gibi bir gayûr ve server-i, hünerver ve bâzû-yı devlete mağrûr bir er oğlu er görmemişdik. Cümle askerin çifte atlar ile hâzırlayup iki gün iki gicede ılgar edüp haber olduğu köye varup vakt-i seherde âlem ağyârdan bî-haber iken Kara Haydaroğlu'nun askeriyle sâkin olduğu karyeyi muhâsara edüp Hasan Ağa askeri cüst [ü] cûda iken Kara Haydaroğlu atına süvâr olup iki yüz mel‘ûn yiğitleriyle asker-i İslâm'ı yararak köyden taşra hâh-nâ-hâh meydân-ı savaşa çıkup Oynağanlıoğlu ile ikisi dilîrâne ve rüstemâne hamleler edüp Hasan Ağa üzre hücûmlar edüp üç sâ‘at cengde Hasan Ağa'dan kırk üç âdem şehîd olup anlardan yedi mel‘ûn hâk-ı mezellete düşüp tâ vakt-i asra varınca sâbit-kadem olup tarafeynden ceng-i azîmler olur. Âhir Kara Haydaroğlu'nun altındaki esb-i tâzîsi bî-tâb u bî-mecâl olup Kara Memi nâm şakîsi gayrı at yetişdirüp bir atdan bir ata süvâr olurken Hasan Ağa tarafından Kara Haydaroğlu'nun uyluğuna bir kurşum isâbet edüp böyle zahm-âlûd iken kudurmuş yılana dönüp tokuz yiğit dahi şehîd edüp âhir kendüyü zahm bî-mecâl edüp vakt-i gurûb olup âlem-i şeb-i zulmete varup çeşm-i pür-hûnlar nâ-bînâ olup ol mahalde Kara Haydaroğlu firâr edüp nâ-peydâ olur. Kara Hasan Ağa'nın askeri dahi bî-dermân olup Kara Haydaroğlun ele getiremeyüp hâ’ib ü hâsir bir köyde mihmân olup ertesi ale's-sabâh il'e vilâyete nefîr-i âm fermânlar edüp "Her kim Kara Haydaroğlu'ndan nâm [u] nişân getürürse beş at ve beş kîse veririm" deyü yemîn billahlar ve re‘âyâya gûnâ-gûn va‘deler edüp "Her kimde pinhân ise ol köyü cümle âdemleriyle ihrâk-bi'n-nâr ederim" deyü bu sıyt [u] sadâ velvele-ârâ olup üçünci günde bir Türk "Müjde Sultânım! Kara Haydaroğlu kurşum yarasından Birgü (---) köyde kalup cümle Katırcıoğlu ve Akyakalı ve Oynağanlıoğulları nâm haşerâtları kaçup kendüsü üç âdemiyle bir damda kapanup kalmış" deyince der-akab Hasan Ağa cümle askeriyle atlanup müjde eden herîfi bir ata bindirüp ol gün ol gice ılgarup mezkûr köyde Kara Haydaroğlu âteş başında otururken basup içeri girenlerden tabancalı tüfenkler ile yatduğu yerden yedi yiğit şehîd edüp âhir âlât-ı silâha iktidârı kalmayup cümle silâhların elinden alup bağlamadan zabt ederler. Zîrâ ol arbede mahallinde uyluğuna kurşum râst gelüp budunda kurşum kalır. Kurşumu çıkarmak içün bî-âkil mel‘ûn bir kamış içine barud koyup kurşum girdiği delikden kamışı sokup kamışa gerüden âteş edince kamış içre barud uyluğun pâre pâre edüp uyluğu tiftik tiftik olur. Ol ecilden bî-dermân kalup Hasan Ağa kendüye cerrâhlar ta‘yîn edüp Âsitâne-i sa‘âdete getirdiği gün hikmet-i Hudâ bu Murtazâ Paşa efendimizle Şâm'a gitmek içün Üsküdar sahrâsında Ağa Tekyesi çayırında hayme ve hargâhlarımızla meks etdiğimiz mahalde "Bre Hasan Ağa, Kara Haydaroğlu'nu kayd-bend ile getirirmiş" deyü İslâmbol ve Üsküdar'dan yüz bin asker Üsküdar bâğlarına Kara Haydaroğlu temâşâsına çıkup Hasan Ağa alay-ı azîm ile bin aded güzîde ve müsellah askeriyle Murtazâ Paşa ordusundan geçirüp bu hakirin haymesi mukâbelesinde Ağa Tekyesine Hasan Ağa inüp Kara Haydaroğlu 374a iki bârgîr üzre taht-ı revân salı üzre bindirüp başında sarı harîr hatm sarınup bir sırtında yeşil alaca kürk giyüp gâyet za‘îf ve nahîf olmuş iki cânibine selâm vererek anı dahi Ağa Tekyesi'nde bir hücreye indirüp hemân Türkmân Ağası Abaza Hasan Ağa-yı müdebbir, sadrıa‘zama âdem gönderüp "Kara Haydaroğlu hâ’ini devletinizde hâlâ der-i devlete kayd-bend ile getirdik. Ale's-sabah huzûr-ı devlete niçe getürelim ve ne gûne dîvân-ı pâdişâhîye varalım?" deyüp sadrıa‘zama danışmağa âdemler gönderüp kendüsü Murtazâ Paşa efendimize gelüp buluşdukda Murtazâ Paşa "Koca âdem! Gazân kutlu olsun. Kılıcın arşa asup yed-i tûlânını ayân eyledin. Hattâ pâdişâhım şimdi bana Şâm eyâletin ihsân etdükde 'Göreyim seni, bana Kara Haydaroğlu'nu yolun üzre ele getirüp huccâc-ı müslimînin yolun emn [u] emân idesin' deyü fermân etmiş idi. Hamd-i Hudâ ol vâcibînin giriftâr olması sana muvaffak imiş" dediklerinde Hasan Ağa, Kara Haydaroğlu'yla ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etdiklerin bir bir takrîr eyleyüp Haydaroğlu'nun ve Katırcıoğlu'nun ve Akyakalıoğlu'nun şecâ‘at ve mahâret [ve] salâbet ü fetâlıkların medh eyledi. Ba‘dehû hakîr Hasan Ağa'ya buluşup "Sultânım! Bizim Haydarzâde "Beğefendimizi hamd-i Huda ele getirmişsiz" dediğimde hamd edüp eydür "Eğer Evliyâ, Haydaroğlu'yla âşinâlığın var ise yürü gidelim. Kendüsine buluşup tesellî-i hâtır ver. Anı katl etdirtmeyüp Girid cezîresine Deli Hüseyin Paşa'ya göndertmeğe ta‘ahhüd edüp halâs olmasın kendüye bildir" deyü Hasan Ağa hakîre vâfir ta‘lîmler edüp Hasan Ağa ile Haydarzâde'ye buluşup hakîr "Esselâmü aleyküm beğim! Hoş geldin safâ geldin" dediğimde hemân Kara Haydaroğlu eyitdi: "Bre hây cân kurtaran Evliyâ Çelebim! Sen de hoş geldin ve safâ geldin. Ammâ ben nâ-hoş gelüp işte siyâset meydânına geldim" dedikde hakîr ve Hasan Ağa, Kara Haydaroğlu'nun yanına oturup niçe esnâ-yı kelâmlarda kendüye tesliyet-i hâtırlar verüp musâhabetler etdik. Kara Haydaroğlu eydür: "Evliyâm! Bilir misin Engürü vilâyeti yanında Balıkhisâr köyünde ol kış günü bizi basdığın zamân senden aceb cân kurtardık, aceb gâfil idik. Avretler gibi âteş başında otururduk. Ol zamân senden cân kurtardık ammâ şimdi bu Hasan Ağa devletinde cân kuşu uça gibi Evliyâ Efendi" dedi. Hasan Ağa eyitdi: "Ya beğim! Bizim Evliyâ Çelebi'yi bilir misin" dedikde Haydaroğlu eydür: "Engürü yanında bir gün on iki atlı ile bir köyde âteş başında otururduk. Bunlar elli atlı bizi basup Allah'a şükür bunlar el kaldırmadılar. Aklımız başımızdan gidüp bir gice bunlar ile cân sohbetleri edüp Evliyâ Çelebi'ye çakmaklı tüfenk ve üç yüz altun verüp ol gice safâlar etdik" deyü Haydaroğlu ağladı. "Ne ağlarsın beğim! Hemân pâdişâh huzûruna vardıkda 'pâdişâhım kuş cânıma kıyma. Beni Girid'e Deli Hüseyin Paşa'ya gönder. Dîn uğuruna anda kâfire kılıç urarak şehîd olayım' di" dedim. Kara Haydaroğlu eydür: "Behey Evliyâm! Ölüm ölüm oldukdan sonra hızlamak ne boyına borç ola. Ben bir cân içün minnet mi ederim" dedi. "Be, hele beğim! Girid fethinde bulunup anda bir sancak beği ol. Bir zaman anda dîn düşmanlarına kılıç çal. Benim işitdiğim budur. Eğer sen böyle dersen sa‘âdetlü pâdişâh hazz edüp seni Girid'e gönderirler" dediğimde Kara Haydaroğlu eydür: "Gel Evliyâm! Senin ağzın öpeyim. Sen iyi dersin ammâ Evliyâ Efendim, ben bana etdim, ben bana" deyüp uyluğunda kurşum yarasın açınca ânî gördüm, parmak kalınlığı kurdlar. Yara çürüyüp uyluğu pâre pâre olup râyihasından yanına âdem varamaz. "Evliyâm! Bana yine tesellî-i hâtır verdin. Allah senden râzî ola" deyüp Hemân koynundan bir altun mînâ zarflı sâ‘at çıkarup "Şu kendü bâğın koruğu halvasıdır. Yine sana nasîb oldu" deyü bir sâ‘at ihsân edince Hudâ âlimdir kim yigirmi bir yıl mukaddem bu hakîr Şâm'a giderken İshaklı nâm kasaba kurbunda Kara Haydar kendüsü bizi urup kırup hakîrin bu kadar mâlın alup yetmiş yedi gün kendüleriyle ma‘an dağlarda yatup kalktığımız zamân bu sâ‘at ol zamân bu Kara Haydar oğluna değmişdi. Kaya Sultân ihsânı bir musanna‘ sâ‘at idi. "Bre beğim! Bu sâ‘at zamân ile benim idi" dedim. Haydaroğlu eyitdi "Gerçekdir. Baba merhûm senin mâlından bana vermişdi. Yine sana nasîb 374b oldu. Ve 'İşte Hasan Ağa'ya sor, şimdi yollarda gelirken bu sâ‘at sebebiyle her bâr seni anup Melek Ahmed Paşalı Evliyâ Çelebi sâ‘atidir' deyü seninle dağlarda ve bellerde gezdiğimiz anardık" deyü tâ ahşama varınca niçe bin kelimâtlar edüp hemân kendüye netîce-i kelâmlarım cümle tesellî-i hâtır-gûne kelimâtlar idi. Ertesi gün ale's-sabâh Üsküdar'dan bir cerrâh-ı kâmil gelüp yarasın seksen yıllık şarâb-ı nâb ile yıkayup cümle çürük etlerin çıkarup meğer uyluğu kemiği de hûrd olmuş. Cerrâh "Bu iflâh olmaz" deyü yarasına merhemler sarup sarmalayup alay-ı azîm ile Üsküdar'dan İslâmbol'a Koca Vezîria‘zam'a götürdüklerinde hakîr yine seyr [u] temâşâ içün bile gidüp Sadrıa‘zamzâde Süleymân Beğ yanında idim. Koca Mevlevî Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa, huzûrunda Haydaroğlun söyledüp "Niçün bu kadar zamândan berü harâmîlik edüp ibâdullahı katl-i nefs ederdin" dedikde Haydaroğlu Vezîria‘zamı Mevlevî külâhıyla görünce eydür: "Cânım Dede Efendi! Kurd oğlu kurd idim. Kişi aldığına göre satar ve baba ve dedesinden gördüğünü eder. El-hükmü lillah" dedi. Vezîria‘zam cerrâha su’âl etdi. Cerrâh dahi "ılâc-pezîr değildir" dedikde Hasan Ağa eydür: "Girid'e gönderin sultânım" dedikde Vezîria‘zam "Nola şimdi gönderelim" deyüp Hasan Ağa'ya ve kırk nefer âdemlerine hil‘at-i fâhireler ihsân olunup kayd-ı hayât ile hizmeti mukâbelesinde Türkmân ağalığı ihsân olunup Vezîria‘zam eydür: "Bre Kara Haydaroğlu! Niçün Kütahiyye vezîri Küçük Çavuş Paşa gibi bir vezîri bozup katl etdiniz?" dedikde Haydaroğlu eydür: "Ceng hâlidir, eyle olur. Benim huzûruma kayd-bend ile getirdiklerinde alem-i Resûlullah'ı taşır bir Âl-i Osmân vezîrinin ırzları vardır, deyü niçe mâl [u] menâlin ve cümle mahbûb içgulâmların kendüye verüp âzâd etdim. Sonra Katırcıoğlu ardınca taşra yetişüp şehîd etmiş. Benim andan haberim yokdur" dedi. Paşa eyitdi: "Yâ şehîd etdiniz ise tûğ ve tabl [u] alemi ve mâl-ı hazâ’ini niçe oldu ve bu kadar sene baban harâmî idi. Anın tahsîl etdiği mâl ve senin bu kadar zamândan berü tahsîl etdüğün mâl [ü] menâl kangı dağlarda medfûndur ve kankı şehirlerdeki yataklarında mahfûzdur" dedikde Haydaroğlu eydür: "Yâ bunun sonu mahşer su’âline çıkdıya bir cânım içün bu kadar ibâdullahı ele verüp âteşe yakup anlarda olan, bellerde medfûn olan mâllarım bir bir diyemem. Hemân Koca Vezîr, gün ahşamlıdır, dün doğdum bugün ölürüm, hemân iş gör" dedikde Vezîria‘zam "N'ola baş üstüne" deyüp asesbaşıya buyurdu verüp "Parmakkapu'da salb edin" deyü fermân edüp Haydarzâde'yi bir hammâl bârgîri üzre tahmîl edüp alay-ı azîm ile bârgîr üzre iki yanına kağan arslan gibi ileri ileri nigerân ederek Parmakkapu'ya götürürken hakîr dahi atına süvâr olup alarkadan gidüp Parmakkapu dibine vardıkda boğazına ipi geçirüp habl-i metînin ucun kayd-bend edüp altından hammâl bârgîrlerin çeküp bâr-ı gîr-i bârgirân çekmeden halâs olup Haydaroğlu dahi rûh teslîm edüp beynehu beynallah gidüp niçe ihsân [u] in‘âmların görüp niçe zamân bir yerde ta‘âm yiyüp nân u nemek hakkı vardır. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 373b–374b ·
metinde göster ·
ve üç yüz altun ve bir tîrkeş ve bir kerrûke zırh ve bir kat esbâb dahi ve gulâ …
Andan sekizinci gün hakîre üç kîse ve iki at ve üç yüz altun ve bir tîrkeş ve bir kerrûke zırh ve bir kat esbâb dahi ve gulâmlarıma ellişer altun verüp toksan beş aded mektûbları alıp yine menzil emirleri ihsân edüp destbûsiyle müşerref olup andan vedâ‘ edüp niçe a‘yân [u] kibâr ile vedâ‘ edüp harc-ı râh ihsânlar alıp İpşir Paşa ihsânın cümle Hazret-i Mevlânâzâde (---)(---) Çelebi'ye Allah emâneti koyup ve Hazret-i Sultânu'l-ulemâ ve Hazret-i Celâleddîn-i Rûmî'yi ziyâret edüp bade‘hû Çelebi Efendi'yle vedâ‘ edüp mahmiyye-i Konya'dan cânib-i şimâle kasaba-i Lâdik'i ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b ·
metinde göster ·
… gûne zî-kıymet tuhef ü âvânî harîr kumaş verdi. Ve bu hakîre bir kise guruş ve
iki at
ve üç re’s üştür yüküyle niçe akmişe-i fâhire ve bir Ma‘arravî zıvzık seyf-i Şe …
Hamd-i Hudâ İmâdiyye ziyâretlerin mümkin olduğu mertebe edüp ve şehrin niçe gün seyr ü temâşâsın edüp kânûn u kâ‘ide-i Ekrâdı ve âyîn-i dîvân-ı Âl-i Abbâsiyân'ı ve niçe ibret-nümâ âsârları im‘ân-ı nazar ile temâşâ edüp gicemiz leyle-i kadr ü rûzumuz rûz-ı ıyd-ı nevrûz-ı Harzemşâhî olup âhir-ı kâr sene 1066 mâh-ı (---) günü İmâdiyye hânından Murtezâ Paşa kethudâsı refîkimiz beş kise harcırâh ve beş küheylân esb-i siyâh yeri aşkar sücâh ve bir katar-ı katır me’kûlât nân-ı lavaş ve omaş ve niçe gûne zî-kıymet tuhef ü âvânî harîr kumaş verdi. Ve bu hakîre bir kise guruş ve iki at ve üç re’s üştür yüküyle niçe akmişe-i fâhire ve bir Ma‘arravî zıvzık seyf-i Şeyhânî ve bir pençe-i âfitâb Gürcî gulâmı ihsân edüp Murtezâ Paşa kethudâsına mektûblar ve Melek Ahmed Paşa efendimiz içün hakîre mektûblar verüp hân ile vedâ‘ edüp bize üç bayrak müsellah tüfeng-endâz pür-silâh piyâde fetâlar verüp cümle ahibbâ ile vedâlaşup İmâdiyye'den,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 382a ·
metinde göster ·
… olup "Gideriz" dedikde hakîre iki kîse ve bir semmûr kürk ve bir Gürcî gulâm ve
iki at
ihsân edüp esbâb [u] kürkleri cümle bir yere Allâh emâneti verüp hândan refîkle …
Andan hânın hil‘at geydiğin bâğdan Bitlis kal‘asına işâret etdiklerinde el-azametullâh evvelâ kal‘adan ve şehrin dam u bâm kayalarından niçe bin tüfeng atılup akîbince üç yaylım top kal‘adan atılup şehr-i Bitlis murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup üç gün şehirde meks edüp dördüncü gün hândan me’zûn olup "Gideriz" dedikde hakîre iki kîse ve bir semmûr kürk ve bir Gürcî gulâm ve iki at ihsân edüp esbâb [u] kürkleri cümle bir yere Allâh emâneti verüp hândan refîkler alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 8b ·
metinde göster ·
ve on kîse pîşkeş çeküp Köpürlü'ye dahi bir at ve üç kîse harc-ı râh verdi, zîr …
Bu mahal bostâncıbaşı hükmünde kireccibaşı zabtında olmak ile bostâncıbaşı sa‘âdetlü pâdişâha bir ziyâfet-i azîm etmişdir. Cümle asâkir-i Âl-i Osmân def‘-i cî‘ân edüp batınları melân olup pâdişâha iki at ve on kîse pîşkeş çeküp Köpürlü'ye dahi bir at ve üç kîse harc-ı râh verdi, zîrâ bu iskele, bostâncıbaşılara mahsûs bir kirechâne-i mahsûldârdır kim İslâmbol'a cümle kirec bundan gelir. Bu mahallin cümle dağları ve taşları kirec taşıdır. Bu menzilde dahi elli nefer celâlîler katl olundu ve ellisi İzmit şehrine alıkondu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81a ·
metinde göster ·
"Bire bire koma kurdlarım" deyü savaş-ı perhâş ederken hamd-i Hudâ Melek Paşa efendimizin pusuya koduğu alaybeğinin biri kâfirin kamandığı kayalar üzre çıkup aşağıda olan küffâra anlar dahi kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup âhir kâfir kayalardan çıkup tekrâr üzerimize hücûm edüp köpek cengi etmeğe başladı, ammâ mel‘ûn küffâr kurşum ile yüzden mütecâviz yiğitlerimiz haşladı. Yine cümle guzât bu hâl-ı pür-melâle aslâ nazar etmeyüp "Bire Allâh Allâh" diyerek kâmil iki sâ‘at ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup küffâr-ı murdâr firâra yüz dutup bu kadar askerden biri cân kurtarmayup beş yüz on kelle ve kırk diri asker tâze cân buldu. Hemân bu hakîr ü za‘îf Evliyâ-yı bî-riyâ ileride ince çetecilere iki atımla seğirdüp varup yetişdim ve cümle kâfirleri kırup kelle-paça kırup etdiğimiz anlara nakl etdiğimde cümle gâzîyân secde-i şükür edüp dediler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
"Âhir bu mahalden geçilir" deyü murg-ı cânlarımız Allâh'a ısmarlayup herkes refîkleriyle helâlleşüp kılıçları ve tîrkeşleri ve gayri silâhların herkes arkalarına bağlayup ba‘zı iş görmüş ve çete gözetmiş gâzîler silâhların tulumlara ve sazdan sallara koyup on bin bahâdır yiğitler yigirmi beş bin esb-i tâzîler ile Allâh'a sığınup ba‘de'd-du‘â vü senâ cümle guzât gavvâs-ı bahrî gibi o nehr-i bî-amân Tise'ye urup şinâverlik ederek herkes cân bâzârına düşüp bir kenâra ubûr etmede. Hüseyin Paşa sallar ile geçüp hakîr cümle esvâb [u] eşyâlarım tulumlara koyup iki at ortasına gelüp Tatar'dan gördüğüm gibi selâmetle nehr-i Tise'yi ubûr edüp secde-i şükür etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12a ·
metinde göster ·
ve bir sedhadli semmûr kürk ve bir tîrkeş ve bir kılıç ve bir gümüşlü hıştı ve …
Hele hakîrin eline bu mahalde iki at ve bir sedhadli semmûr kürk ve bir tîrkeş ve bir kılıç ve bir gümüşlü hıştı ve mezkûr şeyleri çavuşbaşı ve Mehemmed Efendi hakîre bağışlayup çadırıma giderken atın birini kal‘adan top ile küffâr urup ol mahalde eğeriyle kalup hâh nâ-hâh kolanın bıçağile kesüp sırma mebrûm katîfe eğer ve zeheb-i hâlis rikâbları ve Çerkeziçe rahtın alup haymeme geldim. Anı gördüm, ordumuz târumâr olup yurd yerinde hakîrden gayri bir ferd kalmayup hemân hakîr âkılâne hareket edüp bu ebyâtı terennüm etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a ·
metinde göster ·
… " dedikde "El-emrü emrüküm" deyüp bir kîse guruş harcırâh ve bir semmûr kürk ve
iki at
ve bir köle ve Egri yeniçerisi ağasının mukarreri emrin ve Egre Paşası Mehemmed …
"Evliyâm bugünkü gün sen lâzım oldun. Elçi paşa ile Nemse kralına gidersin. Tîz hâzır ol" dedikde "El-emrü emrüküm" deyüp bir kîse guruş harcırâh ve bir semmûr kürk ve iki at ve bir köle ve Egri yeniçerisi ağasının mukarreri emrin ve Egre Paşası Mehemmed Paşa mukarreri emirlerin ihsân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30b ·
metinde göster ·
… irer kat esvâb verüp Yerli Yeniçeri Ağası Ahmed Ağa'dan iki kîse ve bir köle ve
iki at
ve beş kol tüfengi ve bir pastav çuka ve beş donluk atlas ve kırk aded kal‘a ağ …
"Evliyâma bir hoş riâ‘yet edüp Budin'e tatyîb-i hâtırile yollayup elçi paşa ile Beç'e ve Prağ'a Nemse kralına gitmeğe harcırâh verüp tîz yollayasın", deyü mektûb-ı mahabbet-uslûb kırâ’at olundukda İbrâhîm Kethudâ efendimiz hâtırıyçün paşa-yı dûrbîn-fikr üç yüz altun ve bir kat esvâb ve hüddâmlarımın üçüne ellişer altun ve birer kat esvâb verüp Yerli Yeniçeri Ağası Ahmed Ağa'dan iki kîse ve bir köle ve iki at ve beş kol tüfengi ve bir pastav çuka ve beş donluk atlas ve kırk aded kal‘a ağalarından dahi birer tuhaf bergüzâr şeyler gelüp bir azîm bâr-ı sakîller peydâ etdik. Üçüncü gün getirdiğim emr-i pâdişâhîde fermânlar olunduğu üzre sene 1074 târîhinde Tatar ve bu Mehemmed Paşa eliyle feth olunan kal‘a-i Seçan ve kal‘a-i Germat ve kal‘a-i Hollok ve kal‘a-i Buyak ve gayri kılâ‘ların ta‘mîr [ü] termîmine bizzât paşa gitmeğe dellâllar nidâ edüp âmâde-bâş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 39a ·
metinde göster ·
gönderdi, teşrîf buyurup görün" dedikde hemân kral etek der-meyân edüp cümle er …
"Pâdişâhım krala mahabbeten kendü atlarından iki at gönderdi, teşrîf buyurup görün" dedikde hemân kral etek der-meyân edüp cümle erbâb-ı dîvânıyla dörd tabaka aşağı enüp Sarây Meydânına nâzır bir maksûrede oturup atları önüne çeküp gördü kim cevâhire gark olmuş atlar kim bir kral mâlik olmayup imrâhoruna teslîm olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
… tdiler kim hadd-i hasrı yok idi. Ba‘dehu vakt-i zuhrda kral bir cevâhirli ve on
iki atlı
hınto araba ile ubûr edüp ardı sıra iki binden mütecâviz pençe-i âfitâb mûğ-pîç …
Evvelki gün elçi paşayı otakda ziyâfete da‘vet etmişdi. Bu kerre kral-ı bed-fi‘âl elçi paşaya esbâb-ı ihtişâm-ı dârât-ı azamatin göstermek içün bir cemapur keferesi gibi bir asker-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ile ubûr etdi kim kara şapkalı küffâr cihânı dutup yetmiş yerde erganon ve torompete ve nâkûs ve borular ve tabl-ı Cemşîdler döğülerek haçlı peykerler ile cünûd-ı cünüb-i küffâr piyâde ve atlı ol kadar ubûr etdiler kim hadd-i hasrı yok idi. Ba‘dehu vakt-i zuhrda kral bir cevâhirli ve on iki atlı hınto araba ile ubûr edüp ardı sıra iki binden mütecâviz pençe-i âfitâb mûğ-pîçe gılmânlar ubûr edüp dahi ardı sıra kendü tabl u nâkûs u erganonları çalınarak güzer edüp bâğ-ı Merâm'ına vardıkda hemân ol ân başkomsar gelüp elçi paşayı ziyâfete da‘vet etdikde hemân paşa-yı müdebbir cümle alayıyla pür-silâh sâde mehterhâne faslı ederek çâsârın bâğına varup çâsâr ayağa kalkup yine tahtına oturup paşa içün Osmânlı tarzı otak yanında bir otak ve bir cerge kurup yerlerinde oturup ta‘âm-ı firâvân geldi, ammâ cümle bizim aşçılar ta‘âm-ı gûnâ-gûn pişirmişlerdi. İki sâ‘at kâmil Ma‘dî-kereb gibi ta‘âmlar yenüp çâsâr yalnız başlı başına yeyüp ba‘zı ta‘âmlardan mahabbeten paşaya altun ve cevâhirli tabaklar ile ta‘âmlar gönderüp ba‘de't-ta‘âm paşaya bir semmûr kürk ve on kîse ve bir hınto araba hedâyâ verüp andan kral ile paşa vedâlaşup yine alayımızla mehterhânemiz döğerek konağımıza geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
ve dörd nefer abd-i müşterâm ile ve yâr-ı gâr-ı refîk-i kadîmim Hindî Baba Mans …
Evvelâ kal‘a-i Beç'den on iki atımla ve dörd nefer abd-i müşterâm ile ve yâr-ı gâr-ı refîk-i kadîmim Hindî Baba Mansûr ile Baba Ahmed Bektaşî ile ve Baba Türâbî Selmânî ile ve İşpanya vezîri (---)(---) ile yedi bin asker ile Beç'den kalkdıkda tevekkülen alallâh deyüp Hudâ-yı Müte‘âl yine sâlimîn ü gânimîn avdet müyesser ede deyüp Beç'den garb tarafına bizim konaklarımız olan ada içinde Tuna kenârınca baş yukaru 3 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… râya bezl-i ıt‘âm-ı âmm edüp hakîr[e] de gazâ mâlından bir kîse yoklama-bahâ ve
iki at
ve iki esîr katana kâfiri verüp yine anda ol gâzîlere iki kâfiri bir kîse talar …
Bu savaş-ı perhâşda on yedi âdemleri şehîd olup birer birer cenâze namâzların kılup defn edüp gazâ mâlından rûhlarıyçün helvâlar ve pişiler pişirüp fukarâya bezl-i ıt‘âm-ı âmm edüp hakîr[e] de gazâ mâlından bir kîse yoklama-bahâ ve iki at ve iki esîr katana kâfiri verüp yine anda ol gâzîlere iki kâfiri bir kîse talar kağıd yırtan guruşa fürûht etdim. Hak berekât versin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84b ·
metinde göster ·
ve bir semmûr kafâsı ton ve yüz altun ihsân edüp Yalı Ağası Ahmed Ağa yanında h …
"İnşâallâh pâdişâhım Mekke Medîne pâdişâhının 105b hatt-ı şerîfiyle sizin Kırım askerine anlar karşu duramazlar. Eğer mukâbil olurlarsa hemân kırk kişi ile Ve'l-âdiyât sûresin okuyup Noğay askeri üzre üfürelim, bi-emrillâhi te‘âlâ havâss-ı Kur’ân-ı azîm ile anlar münhezim, bizler mansûr [u] muzaffer oluruz" dediğimden Hân bu cevâb-ı pür-savâb-ı müferr[ih-i] cândan hazz edüp hakîre iki at ve bir semmûr kafâsı ton ve yüz altun ihsân edüp Yalı Ağası Ahmed Ağa yanında hakîre konak verüp konakbânımız Ahmed Ağa oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105a–105b ·
metinde göster ·
… ‘dehu cümle Tatar askeri hemân Turla suyuna urdular. Hakîr dahi Allâh'a sığınup
iki at
ile yaldayup selâmetle karşuya geçüp hamd-i Hudâ Kelâm-ı İzzet'im ve niçe kitâb …
Ba‘dehu cümle Tatar askeri hemân Turla suyuna urdular. Hakîr dahi Allâh'a sığınup iki at ile yaldayup selâmetle karşuya geçüp hamd-i Hudâ Kelâm-ı İzzet'im ve niçe kitâblarım ve Eflak ve Boğdan beğlerinin Hân'a verdikleri mektûbları ve hedâyâları aslâ ıslanmayup ol mahalde hedâyâları ve mektûbları Hân'a teslîm etdiğimden vâfir hazz edüp Eflak ve Boğdan beğlerinin âsûde-hâllerin su’âl edüp hüsn-i hâllıkların ve istikâmetlerin arz eyledim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106a ·
metinde göster ·
… r mecrûh beri tarafa çıkdılar. Hattâ bu hakîrin ol asırda bir abd-i memlûküm ve
iki atım
bu Özü suyunda gark-ı âb oldu.
Bu esmâ’ü'l-hüsnâ (...) Hünkâr câmi‘inde rûy-ı dîvâra tahrîr etmişim. Bu esmâ’ullâh hürmetine Cenâb-ı Kibriyâ bu kal‘ayı masûn [u] mahfûz [ede], zîrâ bu kal‘a dörd beş konak yer İslâm diyârından ba‘îd tâ kâfirin gözü bebeğinde binâ olunmuşdur. Hakkâ ki mahallinde inşâ olunmuşdur, zîrâ bu kal‘a yok iken Izbaraş seferinde münhezim olup yedi gün yedi gece kaçup bu mahalle geldiğimizde meğer kâfir beri kemîngâhlarda katlanırmış. Atlarımız erenlerimiz yorgun argın bu mahalle geldikde kâfir önümüz alup bir ceng-âşûb edüp aldığımız mâl-ı ganâ’imi cümle üsârâları bırağup cân havliyle nehr-i Özü'ye kendümüz urup karşu Şâhînkirmân'a geçüp cân kurtarup niçe yüz atlarımız ve gâzîlerimiz suda yaldadırlarken kurşumla küffâr su içinde altı yüz aded gâzîlerimiz şehîd edüp binden mütecâviz gâzîler mecrûh beri tarafa çıkdılar. Hattâ bu hakîrin ol asırda bir abd-i memlûküm ve iki atım bu Özü suyunda gark-ı âb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
… e aslâ kaldırım yokdur. Eyle dîk yollardır kim aslâ araba giremediğinden mâ‘adâ
iki atlı
birbirlerine râst gelseler geçemezler ve gerüye dönemezler. Anıniçün bu kal‘aya …
Bu mahalde olan evlere Kâsım Paşa mahallesi derler. Cümlesi iki yüz aded toprak örtülü evlerdir. Ve cümle elli aded dükkânlardır. Ve mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn bundadır. Ammâ cümle sokakları gâyet daracıkdır ve aslâ kaldırım yokdur. Eyle dîk yollardır kim aslâ araba giremediğinden mâ‘adâ iki atlı birbirlerine râst gelseler geçemezler ve gerüye dönemezler. Anıniçün bu kal‘aya atlılar dahi giremezler, zîrâ kapuları dahi küçükdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145a ·
metinde göster ·
… se akçe ve üç yüz altun ve bir kat esbâb ve kışdır deyü bir semmûr sırt kürk ve
iki at
ve hüddâmlarıma da birer kat esbâb ve birer cılkava ve kürkler ve ellişer mümes …
"Elbette siz bize Edirne'de ve İslâmbol'da lâzımsız" deyüp hakîre peşin bir kîse akçe ve üç yüz altun ve bir kat esbâb ve kışdır deyü bir semmûr sırt kürk ve iki at ve hüddâmlarıma da birer kat esbâb ve birer cılkava ve kürkler ve ellişer mümessek altunlar ve refîklerimiz olan dervîşânlara dahi hem-çünân eyle ihsânlar edüp seyishânelerimizin yüklerin arabalara tahmîl etmek içün üç araba ve iki araba me’kûlât [ü] meşrûbâtı ve hakîre binmek içün bir hınto araba verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b ·
metinde göster ·
… atların kuyruklarına bağlayup bu abd-i kemter ol yevm-i berzah-ı şitâda uryânen
iki at
arasında elimde şıdak kamçımla atlara yov yov diyerek nehr-i Kuban'ı hidmetkârl …
Ammâ hakîr bârhânemden ırılmayup bir dahi botların karşu tarafdan bu cânibe gelmesine bakmayup niçe iş görmüş gâzî yiğitler ile yek dil [ü] yek cihet olup hemân hakîr ol şiddet-i şitâda kılıcım ve sadağım ve kol tüfenglerim ve dahi gayri hafîf eşyâlarım keçi tulumlarına doldurup tulumları üfleyüp ağızların berk bağlayup her tulumları atların kuyruklarına bağlayup bu abd-i kemter ol yevm-i berzah-ı şitâda uryânen iki at arasında elimde şıdak kamçımla atlara yov yov diyerek nehr-i Kuban'ı hidmetkârlar ve atlarımla yaldayup karşu geçdim, ammâ hamd-i Hudâ dizlerime dek ıslandım. Niçe yiğitler dahi eylece nehr-i Kuban'ı beri selâmete ötdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191a ·
metinde göster ·
… hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâlde ol kadeh
iki at
sakkâsı maşkı su alır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâr âdeml …
Ve bu câmi‘in üç kat kıble kapusu var. Taşra kapu ile orta kapu mâbeyninde câmi‘e girecek zamân sol tarafda bir beyâz münakkaş mermerden mebnî bir kadeh vardır. İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatlara ol kadeh ile birer kadeh şarâb-ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâlde ol kadeh iki at sakkâsı maşkı su alır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâr âdemler olmak gerek kim iki at gırbası su alır kadehden bilâ-cur‘a şarâb nûş ederlermiş. Hâlâ ol kadehin içini üstâd-ı mermer-bür dahi kazıyup tırâş edüp âbdest musluğudur kim andan tecdîd-i vudû‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… lır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâr âdemler olmak gerek kim
iki at
gırbası su alır kadehden bilâ-cur‘a şarâb nûş ederlermiş. Hâlâ ol kadehin içini …
Ve bu câmi‘in üç kat kıble kapusu var. Taşra kapu ile orta kapu mâbeyninde câmi‘e girecek zamân sol tarafda bir beyâz münakkaş mermerden mebnî bir kadeh vardır. İçine beş âdem sığar. Evvel zamânda sâhib-i binâ câmi‘de işleyen ırgatlara ol kadeh ile birer kadeh şarâb-ı bî-hicâb verirmiş. Anlar da bilâ-cür‘a nûş ederlermiş. Hâlâ şimdiki hâlde ol kadeh iki at sakkâsı maşkı su alır. Ol asrın âdemleri ne kadar kadd-i bâlâ-yı cüssedâr âdemler olmak gerek kim iki at gırbası su alır kadehden bilâ-cur‘a şarâb nûş ederlermiş. Hâlâ ol kadehin içini üstâd-ı mermer-bür dahi kazıyup tırâş edüp âbdest musluğudur kim andan tecdîd-i vudû‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… nefer serbâzân-ı dilâverânlar şehîd oldular. Ammâ bizim Kaplan Paşa tarafından
iki at
ve dörd nefer ayağı demirli pâyzenler mürd olup iki yiğit şehîd oldu. Hanya'da …
Ol sademât-ı topdan Seydîzâde kolundan yigir[mi] nefer gâziyân-ı mücâhidân şehd-i şehâdet câmından nûş edüp çarkacımız askeri yan vermişdi. Hemân ale'l-akîb Kaplan Paşa-yı dilîr Todori kal‘ası tarafından imdâd-ı asker yetişdirdi. Ve Konakçı Alî Paşa dümdâr iken küçük kal‘anın Kapospata burnunda tabya kurup du‘â vü senâ ile toplara âteş edüp küffârı kırarken küffâr-ı dûzah-karârdan bir yaylım toplar dahi atılup Alî Paşa kolundan yigirmi nefer serbâzân-ı dilâverânlar şehîd oldular. Ammâ bizim Kaplan Paşa tarafından iki at ve dörd nefer ayağı demirli pâyzenler mürd olup iki yiğit şehîd oldu. Hanya'da bu cümle şühedâları gasl edüp cümlenin namâzların bir kerreden kılup eski şühedâlar cebbânesinde defn etdik. Rûhlarıyçün el-fâtiha.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283b ·
metinde göster ·
"Ağa uğurlu yiğit imişsin, aslâ bizim izimizden ırılmadın. Sana da bundan
iki at
ve iki heybe esbâb verüp bizim şehîdimiz vardır, biz gerü döneriz, siz varun gi …
"Ağa uğurlu yiğit imişsin, aslâ bizim izimizden ırılmadın. Sana da bundan iki at ve iki heybe esbâb verüp bizim şehîdimiz vardır, biz gerü döneriz, siz varun gidin. Bundan ilerisi emîndir. Ve bu mahalde kuttâ‘u't-tarîklik edenler bunlar idi. Artık siz elem çekmeyüp yola revâne olun" deyü gûnâ-gûn evzâ‘ [u] etvâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y93b ·
metinde göster ·
… de İsneynliye mektûb-ı sıhhatimiz yazup gönderdik. Bu mahalde aşağı yoldan berü
iki atlı
seğirderek,
"Hoş geldiniz" deyü bizimle gelen refîkleri gerü döndürdüler. Ve anlara bir kaç akçe verelim dedik, rızâ vermediler Sarvanlı kal‘asında kocanın koşduğu on yiğide üç guruş verüp anlar dahi gerü döndüler. Ve bunların gözü önünde İsneynliye mektûb-ı sıhhatimiz yazup gönderdik. Bu mahalde aşağı yoldan berü iki atlı seğirderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158b ·
metinde göster ·
… ğlerine tekrâr birer cevâhir rahtlı atlar çekerler. İllâ kâ’immakâm defterdârın
iki atları
mücevher eğer ve rahtlı ve altun zencîrli, mâ‘adâsı sîm eğer ve sîm rahtlıdır. …
Ve bu Âdiliyye'de üç gün üç gecede pîşkeşler yürür kim iç mehterleri taşımağa âciz olurlar. Cümle beğlerine tekrâr birer cevâhir rahtlı atlar çekerler. İllâ kâ’immakâm defterdârın iki atları mücevher eğer ve rahtlı ve altun zencîrli, mâ‘adâsı sîm eğer ve sîm rahtlıdır. Ve zî-kıymet hedâyâlar dahi verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186a ·
metinde göster ·
… gılâl-i mîrî tahsîl olunmasıyçün altı ay hâkim olup kâşifden senevî iki kîse ve
iki at
ve on aded tavâşî memlûk ve yevmiyye beş guruş külfe-bahâ alup tahsîl-i gılâl e …
Ve paşa tarafından dahi bir ağa gılâl-i mîrî tahsîl olunmasıyçün altı ay hâkim olup kâşifden senevî iki kîse ve iki at ve on aded tavâşî memlûk ve yevmiyye beş guruş külfe-bahâ alup tahsîl-i gılâl eder. Bir ağa dahi bu ağa üzre isti‘câl-i gılâle gelüp bir kîse hakk-ı kudûmü Y 367a kâşifden alup tahsîl-i gılâle ibrâm [u] ilhâh eder. Zîrâ Mısır'da kul cirâye ve Q 303bP 300b alîklerin isterler. Ve paşa ağası kendüye erdeb başına iki para alup paşaya kalemiyye yedi kîse verdiğinden mâ‘adâ on kîse fâ’izi kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366b–Y367a ·
metinde göster ·
… hdır. Ve Circe'de bu gılâli tahsîl eden ağanın beğden bir kîse hammâm akçesi ve
iki at
, biri bisâtlı, ve rûz-merre yüz alîk ve müstevfâ külfesi ve gayrı hâliyesi dâyi …
Ve bu şehr-i Circe'ye Mısır vezîri tarafından bir mükellef ağa-yı âlîşân sâhib-i iz‘ân muhteşem Circe hâkimi üzre gılâl tahsîli içün gelüp Circe'de bir sarây-ı âlîde meks edüp tahsîl-i gılâle ibrâm u ilhâh etdirüp ba‘de't-tahsîl cümle gılâli, Nîl kenârında azîm şûneler ya‘nî anbârlar vardır, anda der-mahzen edüp Mısır'da risâle ağası yediyle bin pâre gemi gelüp cem‘ olan gılâlleri kerre ve kerreteyn taşıyup Mısr-ı Atîk'de anbâr-ı Yûsuf'a dağlar-misâl yığup üç ayda bir cemî‘i askerî tâ’ifesine cirâye ve alîklerin verüp Mısır ganîmet olur. Dâhiye-i kübrâdır kim bu cirâye [ve] alîk anbâr-ı Yûsuf'a akıl ermez bir sırrullâhdır. Ve Circe'de bu gılâli tahsîl eden ağanın beğden bir kîse hammâm akçesi ve iki at, biri bisâtlı, ve rûz-merre yüz alîk ve müstevfâ külfesi ve gayrı hâliyesi dâyimdir. Ve ağa her erdeb başına ikişer para alır. Ve gayrı tayyârâtdan senevî yigirmi kîse hâsıl edüp beş kîse paşaya kalemiyye verir. Kethudâya üç yüz guruş, paşaya üç at ve üç tavâşî, kethudâya bir at ve bir tavâşî verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y374b ·
metinde göster ·
… li fîl dişi ve beş gergerdân boynuzu ve altı fîl kalkanı ve altı kargı sırık ve
iki at
ve altı hecîn ve on deve yükü me’kûlât [u] meşrûbât verüp özür dileyüp, ma‘zûr …
"Sübhânellâh, bu âna dek bu diyâra bu kadar vüzerâ vükelâ gelüp gitdiler, böyle bir Kelâm-ı İzzet ve böyle bir sâ‘at bağışlamadılar" deyüp hemân yerinden kalkup içeri hareme girüp der-ân dörd mahbûbe bürüncük gömlekli bâkire Habeşe kızlar ve dörd aded kulakları menkûşlu esmerü'l-levn mahbûb(e) sıbyân gılmânlar ve bir kutu incü ve bir kutu seylân ve bir kutu akîk ve bir kutu pânzehir ve bir kutu misk ve üç şemâme amber ve bir yük kakule-i kebîr ve elli fîl dişi ve beş gergerdân boynuzu ve altı fîl kalkanı ve altı kargı sırık ve iki at ve altı hecîn ve on deve yükü me’kûlât [u] meşrûbât verüp özür dileyüp, ma‘zûr olsun, deyüp bu ihsânları kabûl edüp huddâmlarımıza teslîm etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·