… sparlanmış iḍisiŋe yaʿni iḍisi tapa hem müᵓmine ḳul azad ḳılmaḳ kim kim bulmasa
iki ay
tutaşı ruze tutmaḳ tevbe taŋrıdın erür taŋrı bilgen bütün işlig
92 kerekmez müʾminḳa öldürmek müʾminke meger ḫatan kim kim öldürse müʾminni ḫatan yana müʾmine ḳul azad ḳılmaḳ müʾmin ḳul azad ḳılmaḳ hem diyet ısparlanmış boḍnıḳa meger kim sadaḳa ḳılsalar eger bolsa boḍundın düşman sizke ol müʾmin bolsa azad ḳılmaḳ müʾmine ḳul eger bolsa boḍundın siziŋ ara taḳı anlar ara üstüvarlıḳ hem diyet ısparlanmış iḍisiŋe yaʿni iḍisi tapa hem müᵓmine ḳul azad ḳılmaḳ kim kim bulmasa iki ay tutaşı ruze tutmaḳ tevbe taŋrıdın erür taŋrı bilgen bütün işlig
taŋrınıŋ kitabı içinde ol kün kim törütti kökler yerlerni andın tört ay haram o …
36 bütünlükin aylar sanı taŋrı üskinde on iki ay taŋrınıŋ kitabı içinde ol kün kim törütti kökler yerlerni andın tört ay haram ol ol din köni ol küç ḳılmaŋlar olar içinde özleriŋizke öldrüŋler ortaḳ ḳatġanlar ḳamuġnı neteg kim toḳşurlar siziŋ birle ḳamuġ biliŋler ol taŋrı muttaḳiler / saḳnuḳlar birle
… l olundu ve yerine Lefkeli Mustafâ Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Müddet-i vezâret[i]
iki ay
on sekiz gün, fî Zilka‘de sene 1031. Ba‘dehu gâh Kastamonu ve gâh İzmit verilir …
{Merre Hüseyin Paşa anûd-ı Ârnâbûd asl Sâtûrcu Mehemmed Paşa'nın âşcıbaşısı ve sipâh çavuşu ve koyun emîni ve çavuşbaşı ve kapucubaşı ve kapucular kethudâsı ve mîrâhûr-ı kebîr ve vâlî-i Mısır ve Dâvûd Paşa yerine sadrıa‘zam olup def‘a-i sânî sadâretinde zamân-ı (---) hânîde sene (---) de katl olundu ve yerine Lefkeli Mustafâ Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Müddet-i vezâret[i] iki ay on sekiz gün, fî Zilka‘de sene 1031. Ba‘dehu gâh Kastamonu ve gâh İzmit verilirdi. Halîm âdem olmağile cür’et sâhibi değil idi. Ol asırda ise aşkıyânın isyân [u] tuğyânın Hudâ bilürdü. Devlet-i Mustafâ Hân'da silihdârlıkdan ibtidâ Mısır ile çıkup Azîz-i Mısır oldu. Mısır'dan ma‘zûl olup Yedikulle habsinde hor [u] zelîl oldu sene 1031. Ve sonra vezîr oldu.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61b ·
metinde göster ·
… cemî‘î âyende vü revende keştîler elbette girdâb gamına düşüp beş on gün ve bir
iki ay
yatup metâ‘ı çürümüş tüccâr ve sevdâger ve keştîbân tâ’ifeleri bed-du‘â ide ide …
Zamân-ı kadîmde ma‘mûr ve bender iskele imiş, bir bî-emân girdâb-ı bî-bâd burunda vâkı‘ olmağıla cemî‘î âyende vü revende keştîler elbette girdâb gamına düşüp beş on gün ve bir iki ay yatup metâ‘ı çürümüş tüccâr ve sevdâger ve keştîbân tâ’ifeleri bed-du‘â ide ide bu iskele harâb olup iskele başında bir hân ve bir kaç müsâfirhâne ve bir câmi‘-i muhtasarı var ve birkaç bakkal ve ekmekçi ve bozacı dükkânları var, gayrı âsâr yokdur. Lâkin cânib-i erba‘asında bâğ ve bostânları çokdur. Ve iskele başındaki câmi‘in der-i dîvârlarının rûyında şikâyetnâme-i müsâfirînden bir nokta tahrîr edecek yer kalmamışdır. Zîrâ her gemi bu girdâba düşmeyince halâs olmak mümkün değildir. Elsine-i muhtelife üzre hatt-ı gûnâ-gûn ve hüsn-i hatlar seyr eylemek isteyen girdâb-ı Bozburun'a varup hatları ve dünya kaç bucakdır ol mahbes-i liman-ı belâyı seyr eylesin. Rûy-ı dîvârda bu gûne niçe bin şi‘ir ebyâtlar vardır: Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240b ·
metinde göster ·
buyurmışlardır. Ve bu nehr-i Furât ile nehr-i Asî'den gayrı Arz-ı Mukaddese hudûduna cereyân eder nehr yokdur. Nil-i mübârek bile Arz-ı Mukaddes'de dâhil değildir, demişlerdir. Ancak iklîm-i evvel haddinden de taşra tulû‘ edüp iklîm-i sânîde şehr-i Dimyât ve kal‘a-i Reşîd'de Bahr-i Sefîd'e munsab olur. Ve nehr-i Furât'ın etrâfı arz-ı Rakka'da ve şimâli mâverâsında diyâr-ı Erzurûm'da eyyâm-ı şitâ olunca müncemid olup üzerinden bir iki ay niçe kârbânlar ubûr ederler. Arz-ı Rakka'nın cenûbi önlerinde nehr-i Furât donmaz, sevâhildir ve bir şîrîn zülâldir.} 286b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286a–286b ·
metinde göster ·
Bunun emsâli niçe âsâr-ı binâ ve niçe ibret-nümâlar var ammâ gayrı meşhûrun zikrinde fâ’ide ve beyânında i‘tibârı olmayan şeylerin kitâbet-i midhatinde tatvîl-i kelâm olup melâlet vardır. Anınçün bu mertebe ile iktifâ olundu. Hamd-i Hudâ kâmil iki ay zevk [u] safâlar edüp seyr [u] temâşâ-yı civân-ı Azerbaycân-ı nısf-ı cihân etdik. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301a ·
metinde göster ·
Bâyezîd Revân'da mihmân olup hayli askeri cû‘dan pârekende ve perîşân olup Bâye …
Tâ şâhdan haber gelince iki ay Bâyezîd Revân'da mihmân olup hayli askeri cû‘dan pârekende ve perîşân olup Bâyezîd Hân ancak yedi yüz âdemiyle kalup andan şâh Bâyezîd'i da‘vet edüp nedîmlerine eydür: "Ey nüdemâ-yı hâsu'l-hâs! mukaddemde benim birâderim Elkâs Mirzâ Süleymân Hân'a benden firâr edüp vardı. Şimdi ana ni‘me'l-bedel Süleymân Hân oğlu Bâyezîd dörd aded zâdeleriyle benim eşiğime düşdü. Sabrımız berekâtiyle Murtezâ Alî bize yâver oldu" derdi. Bu minvâl üzre Şehzâde Bâyezîd şehr-i Kazvîn'e dâhil olurken cemî‘i İrân-zemîn ceyşi istikbâle çıkup yedi aded hân rıkabında piyâde yürüyüp hânlar hânıyla rikâb rikâba olup bir alay-ı azîm ile şehr-i Kazvîn'e girerken cemî‘i silâhşorân-ı Rûm atlar üzre gûnâ-gûn lu‘bede-bâzlıklar ile arz-ı ma‘rifetler etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77b ·
metinde göster ·
bu sahrâ-yı çemenzâr [u] lâlezâr-ı Kâğızhâne'de eyle îyş u ışretler olmuşdur ki …
deyüp ol ân paşaya varup Kâğızhâne'ye gitmeğe izn alup kırk altun masrûf ve iki koyun ve gayri me’kûlât [u] meşrûbât-ı bî-kıyâs alup hakîrin yâr-ı gâr-ı münâsiblerinden beş altı ağa ile haymelerimiz alup Kâğızhâne nehrinin sâhilinde dıraht-ı çınar sâyesinde meks edüp gice ve gündüz sohbet-i hâssa başlayup gûyâ her şeb [u] rûz Hüseyin-i Baykara zevki ederdik. Mâh-ı Recebü'l-müreccebin gurresinden tâ şehr-i Ramazânu'l-mübârekin hilâli nümâyân olunca kâmil iki ay bu sahrâ-yı çemenzâr [u] lâlezâr-ı Kâğızhâne'de eyle îyş u ışretler olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olunmaz. İslâmbol'un cemî‘i a‘yân [u] eşrâfları ve mîrâsyedi hoppa çelebileri bu Kâğızhâne fezâsında üç bin mikdârı münakkaş hayme vü hargâhlar ve çerge ü sahâbe ve nâmûsiyyeler ile vâdî-i hâmûnu zeyn edüp her şeb cümle hayemâtları niçe kerre yüz bin kanâdiller ile ve şem‘-i asel ve şem‘-i rîch ve meşâ‘il ü fânûs-ı me’nûs-ı ahterân ile çerâğân ederlerdi. Ve her serâperde-i a‘yânda her şeb hânende ü sâzende ü mutrıbân ve Ahmed kolu ve Cevâhir kolu ve Nazlı kolu ve Garibânî kolu ve Akîde kolu ve Zümrüd kolu ve Postâlcı kolu ve Potakoğlu kolu ve Haşota kolu ve Semmûrkaş kolu nâmân kol kol mezkûr çengiler çeng u rebâb ve santur ve tanbûr ve ud ve çertây ve kânûnları üzre her şeb gânâgûn fasl-ı Fâryâbî edüp tâ sabâha dek bir hây hu olurdu kim gûyâ Deccâl hurûc etmişdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
dahi şehr-i Bitlis'de durup şiddet-i şitâdan bir cânibe gidemeyüp cihânı kar du …
Bu hâl üzre hakîr iki ay dahi şehr-i Bitlis'de durup şiddet-i şitâdan bir cânibe gidemeyüp cihânı kar dutmuş bir gün Melek Ahmed Paşa'dan Ziyâeddîn Hân'a ve hakîre mektûblar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
… kulak cânibinden nişter ile yarup içinden su yerine cerâhat çıka ve ol handaka
iki ay
iki arşın temel oldur kim bu yaranın içine iki ay fitiller işlediniz ve câmi‘ i …
"Dinleniz cânım, bu vâkı‘ada Mısır şehri dedikleri benim vücûdum şehridir. Süleymân Hân câmi‘inin kıblesi yıkılıyor. Mütevellîsi ağa ve kayyımı Evliyâ Ağa hâkime bildirmez dedikleri Âl-i Osmân Süleymân Hân'ın harem-i hâssında perverde olup vücûdum câmi‘i anların hayrâtıdır ve kıble yüzümdür. Mihrâb alnımdır. Hâlâ yüzüm ve gözüm ve alnım ve boynum şişdiğidir. Mütevellîsi Ahmed Ağa benim kim benim vücûdum câmi‘inin mütevellîsiyim ve benim vücûdum hidmetkârı kayyım Evliyâ Çelebi'dir. Vücûdum câmi‘ine müte‘allık şâfî haberleri hâkime söylemez dedikleri bana söylemediğidir ve cümle a‘yân-ı Mısır meşveret edüp bir netîce cevâb veremedikleri benim ağavât-ı garîblerim, âyâ efendimize nice ilâc olur, deyü müşâvere edüp âlem-i hayretde kaldıklarıdır ve kıble dîvârı yıkılup bel vermiş dedikleri kıble yüzüm şişüp belim eğri olduğudur. Âhir ben Evliyâ'sını oğlum gibi sevdiğimizden senin pederin bizim pederimiz ile dünyâ ve âhiret karındaşı ve Özdemiroğlu Osmân Paşa ile sefer yoldaşı olduğu ecilden pederin görünüp anlara su’âl olundukda bi-emrillâh âsândır. Bu câmi‘in kıble tarafı eğilüp mürûr-ı eyyâm ile kıble yüzüne bir rahne gelmiş dediği hâlâ ben ihtiyâr olup kıble yüzüm eğilüp belim kaldıramam. Kıble ensesine bir handak kazın, handak içinden su çıksın dediği ensemin kulak cânibinden nişter ile yarup içinden su yerine cerâhat çıka ve ol handaka iki ay iki arşın temel oldur kim bu yaranın içine iki ay fitiller işlediniz ve câmi‘ içindeki huddâmlara ta‘âm yedirin ve geydirin dediği bu vücû[du]m câmi‘inin içinde olan rûh ve cân ve safra ve sevdâ ve balgam ve ahlat ve kuvvet ü kudret za‘afıdır. Anlara perhîz ile ta‘âm yedirüp tâze cân bulmak işâretidir ve bi-emrillâh ol yarılan handaka câmi‘ gelir yerleşir ve câmi‘ yerin bulur dediği ol yarılan yerden şifâ bulup ke'l-evvel olur dediği ilâ mâşallâh bir câmi‘-i mü’ebbed olur dediği ecel-i müsemmâsına dek mu‘ammer olmamız işâretidir" deyü bu vâkı‘ayı bu yüzden ta‘bîr etdikde cümle huzzâr-ı meclisin sağîr ü kebîri âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen etdiler ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 33a ·
metinde göster ·
… ne cerâhat çıka ve ol handaka iki ay iki arşın temel oldur kim bu yaranın içine
iki ay
fitiller işlediniz ve câmi‘ içindeki huddâmlara ta‘âm yedirin ve geydirin dediğ …
"Dinleniz cânım, bu vâkı‘ada Mısır şehri dedikleri benim vücûdum şehridir. Süleymân Hân câmi‘inin kıblesi yıkılıyor. Mütevellîsi ağa ve kayyımı Evliyâ Ağa hâkime bildirmez dedikleri Âl-i Osmân Süleymân Hân'ın harem-i hâssında perverde olup vücûdum câmi‘i anların hayrâtıdır ve kıble yüzümdür. Mihrâb alnımdır. Hâlâ yüzüm ve gözüm ve alnım ve boynum şişdiğidir. Mütevellîsi Ahmed Ağa benim kim benim vücûdum câmi‘inin mütevellîsiyim ve benim vücûdum hidmetkârı kayyım Evliyâ Çelebi'dir. Vücûdum câmi‘ine müte‘allık şâfî haberleri hâkime söylemez dedikleri bana söylemediğidir ve cümle a‘yân-ı Mısır meşveret edüp bir netîce cevâb veremedikleri benim ağavât-ı garîblerim, âyâ efendimize nice ilâc olur, deyü müşâvere edüp âlem-i hayretde kaldıklarıdır ve kıble dîvârı yıkılup bel vermiş dedikleri kıble yüzüm şişüp belim eğri olduğudur. Âhir ben Evliyâ'sını oğlum gibi sevdiğimizden senin pederin bizim pederimiz ile dünyâ ve âhiret karındaşı ve Özdemiroğlu Osmân Paşa ile sefer yoldaşı olduğu ecilden pederin görünüp anlara su’âl olundukda bi-emrillâh âsândır. Bu câmi‘in kıble tarafı eğilüp mürûr-ı eyyâm ile kıble yüzüne bir rahne gelmiş dediği hâlâ ben ihtiyâr olup kıble yüzüm eğilüp belim kaldıramam. Kıble ensesine bir handak kazın, handak içinden su çıksın dediği ensemin kulak cânibinden nişter ile yarup içinden su yerine cerâhat çıka ve ol handaka iki ay iki arşın temel oldur kim bu yaranın içine iki ay fitiller işlediniz ve câmi‘ içindeki huddâmlara ta‘âm yedirin ve geydirin dediği bu vücû[du]m câmi‘inin içinde olan rûh ve cân ve safra ve sevdâ ve balgam ve ahlat ve kuvvet ü kudret za‘afıdır. Anlara perhîz ile ta‘âm yedirüp tâze cân bulmak işâretidir ve bi-emrillâh ol yarılan handaka câmi‘ gelir yerleşir ve câmi‘ yerin bulur dediği ol yarılan yerden şifâ bulup ke'l-evvel olur dediği ilâ mâşallâh bir câmi‘-i mü’ebbed olur dediği ecel-i müsemmâsına dek mu‘ammer olmamız işâretidir" deyü bu vâkı‘ayı bu yüzden ta‘bîr etdikde cümle huzzâr-ı meclisin sağîr ü kebîri âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen etdiler ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 33a ·
metinde göster ·
olmuş, hemân Süleymân-ı zamân etek der-miyân edüp şemşîr-i bî-amânın kuşanup ka …
"Pâdişâhım, çerâğın olan Yanoş oğlum ve abd-i memlûkun ve kal‘a-i Budin'in elden gidiyor. Hâlâ yedi kral döğüyor, yetiş pâdişâhım, amân, el-amân" deyü feryâdnâmeleri dest-i pâdişâh-ı âlem-penâha vâsıl olıcak meğer Süleymân Hân dahi Budin cânibleri gazâlarına çıkalı iki ay olmuş, hemân Süleymân-ı zamân etek der-miyân edüp şemşîr-i bî-amânın kuşanup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp gelmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75a ·
metinde göster ·
… r ü bihâr bu şehre geldikde bir hâneye varup kendü evi gibi anda karâr edüp bir
iki ay
kisb [ü] kâr edüp bir yere dahi azm-i diyâr eder, zîrâ bu şehrin cemî‘i kapular …
Ve cümle iki yüz on aded dükkânlardır, ammâ bezzâzistânı yokdur, lâkin cemî‘i zî-kıymet metâ‘ vefret üzre bulunur ve çârsû içindeki küçük meydânda bir lonca köşkü vardır. Cemî‘i gâzîler gazâ mâlların bunda yığup mezâd ederler, ve cemî‘i serhad gurebâları bu kasırda cem‘ olurlar, tahta örtülü bir mecma‘u'l-irfân yeridir. Ammâ bu şehrin hânı yokdur, ayıbdır deyü sâhibü'l-hayrâtlar hân inşâ etmemişler. Hemân ki Arab u Acem'den bir garîbü'd-diyâr müsâfir tüccâr-ı berr ü bihâr bu şehre geldikde bir hâneye varup kendü evi gibi anda karâr edüp bir iki ay kisb [ü] kâr edüp bir yere dahi azm-i diyâr eder, zîrâ bu şehrin cemî‘i kapuları müsâfirîne ve mücâvirîne meftûhdur. Bir alay 97b gâziyân-ı mücâhid olmağile ta‘âmların yalnız yemezler, elbette bir gece müsâfirsiz olmazlar. Anıniçün bu şehirde hân yapmağa râzı olmazlar, bir acâ’ib ganîmet şehr-i gâziyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97a–97b ·
metinde göster ·
… ır. Tâ ki sulha muğâyir iş olmaya, zîrâ bu kerre bu mahalde iki elçi mâbeyninde
iki ay
sulh olmayup mücâdele olmuş.
hadîsi fehvâsınca iki pâdişâh mâbeynin ıslâh eder âdem lâzımdır. Tâ ki sulha muğâyir iş olmaya, zîrâ bu kerre bu mahalde iki elçi mâbeyninde iki ay sulh olmayup mücâdele olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 45a ·
metinde göster ·
… ılması mümkin değil acâ’ibât [u] garâ’ibâtları seyr-i temâşâ etdiğimizden sonra
iki ay
on yedi gün Beç şehrinden zevk u safâlar edüp ve çeşm-i ibretler ile niçe bin u …
Hâsıl-i kelâm bu temâşâları ve niçe yüz bin gûne yazılması mümkin değil acâ’ibât [u] garâ’ibâtları seyr-i temâşâ etdiğimizden sonra iki ay on yedi gün Beç şehrinden zevk u safâlar edüp ve çeşm-i ibretler ile niçe bin ucûbe-i dehrden şeyler görüp cümle vekâyı‘âtı ve cümle dilberânlarıyla sohbet-i hâslar etdiğimiz tahrîr eylesek hemân şehr-i Beç evsâfı bir mücelled kitâb olur, ammâ gördüğümüz devlet-i âlî ve belde-i gâlî azîm olmağile çâsâr-ı bâ-vakârın her ne kadar sikadan musâhib nedîmleri ve ne kadar vüzerâ vü vükelâları var ise anlar ile cümle âşinâ olup anlardan haber aldım ki bizim elçi paşa tâ İslâmbol'dan Nemse'nin elçisi iki yılda Beç'e gelince bizim elçi Beç'de iki buçuk yıl ekall-i mâ-yekûn bir yıl, bir buçuk yıl otururmuş. Bu hakîrin aklı başından gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
Ammâ bu mahalde kırk gün mukaddem Yanova Varat ve eyâlet-i Varat askerleri pür-silâh gelüp kâmil bir iki ay Varat sahrâsında haymeleriyle muhâfaza edüp bâzâr bozulup tavtavlanup savsavlandıkdan sonra Varat vezîrinin izniyle muhâfazaya gelen asâkir-i İslâm herkes vatanlarına giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a ·
metinde göster ·
Bu kal‘a-i Terek Acem'in Bakü kal‘asının cânib-i garbında üç yüz mîl deryâ ile bu Terek kal‘asıdır. Bir iki ay mukaddem Mehemmed Geray Hân efendimizle Tavustân ülkesinden giderken ve nehr-i Terek'i ubûr ederken bu kal‘a-i Terek solumuzda leb-i deryâda nümâyân idi. Hamd-i Hudâ şimdi sıhhatle gelüp görmek müyesser olup altı gün zevk [u] safâlar eyledik. Zamân-ı kadîmde Kumuk elinde bir küçük kal‘acık imiş kim Enûşirvân binâsıdır. Ba‘dehu Maskov gemilerle gelüp kazba-i teshîre alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·
… ‘ûndan altı nefer ad[ed] abd-i memlûklarımın güzîdeleri merhûm olup hakîr kâmil
iki ay
göz ağrısı çeküp Allâh âkıbetin hayr eyleye Dahkî Efendi hazretleri meğer üstâd …
Hikmet-i Bârî bir hafta içinde tâ‘ûndan altı nefer ad[ed] abd-i memlûklarımın güzîdeleri merhûm olup hakîr kâmil iki ay göz ağrısı çeküp Allâh âkıbetin hayr eyleye Dahkî Efendi hazretleri meğer üstâd-ı kâmil kehhâl imiş, hakîre gûnâ-gûn şâflar ve gûnâ-gûn müncîler ile gözlerime 204a devâ edüp hamd-i Hudâ gözlerim Arab meş‘ali gibi münevver oldu, ammâ Hudâ âlimdir gözlerimden ol kadar cerâhat ve ol kadar ahlât ve ol kadar sarı sular akdı kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 203b–204a ·
metinde göster ·
… hargâh bâr [u] büngâh me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla bu kûh-ı Hortaç'a çıkup bir
iki ay
zevk u safâ edüp kesb-i tarâvet ederler.
Ba‘zı Selânik şehrinin a‘yân-ı kibârları hayme vü hargâh bâr [u] büngâh me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla bu kûh-ı Hortaç'a çıkup bir iki ay zevk u safâ edüp kesb-i tarâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229b ·
metinde göster ·
gâyet şiddet-i hâr üzre olup sehel sakîlcedir, ammâ on ay hevâsı ol kadar latîf …
Der-vasf-ı hevâ-yi dilsitân bâd-ı nesîm-i müferrehât: Hevâsı mâh-ı Temmûz'da iki ay gâyet şiddet-i hâr üzre olup sehel sakîlcedir, ammâ on ay hevâsı ol kadar latîfdir kim gûyâ Halebü'ş-Şehbâ ve şehr-i Ma‘arratü'n-nu‘mân'dır. Hakîr anda iken bahâr eyyâmları olup eyle safâlar etdik kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Kış eyyâmları hod gâyet latîf hevâ-yı nazîf olur deyü ahâlî-i vilâyet hevâ-yı şitâsın medh etdiler, zîrâ bu şehirlerde aslâ kar yağmadığından bir bender-âbâd iskeledir kim Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Cerbe ve Hilâl vilâyetlerinden beher sene niçe yüz pâre barça galyonlar niçe yüz bin gûne metâ‘lar ve niçe bin siyâh Arablar bu iskeleye gelüp andan Maşkolor panayuruna giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 270a ·
metinde göster ·
… 'a ve Kurdkulağı'na ve Payas'a gider. Üzümü dağı taşı tutmuşdur. Kâsım gününden
iki ay
sonra kar altından bir gûne üzümü çıkar, gâyet meşhûrdur.
İnşâallâhu Ta‘âlâ bu İsneyn bir şehr-i azîm olur, zîrâ cânib-i erba‘asında el vilâyet bî-şümârdır. Ve etrâfında olan bâğların üzümü Adana'ya ve Tarsûs'a ve Kurdkulağı'na ve Payas'a gider. Üzümü dağı taşı tutmuşdur. Kâsım gününden iki ay sonra kar altından bir gûne üzümü çıkar, gâyet meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y158a ·
metinde göster ·
… Hâkim Bi-emrillâh el-Melikü'n-nâsır Muhammed bin Kalavân asrında kırk bir sene
iki ay
yigirmi beş gün halîfe olup hicretin yedi yüz on yılında Hâkim'in hükmü nâfiz o …
Ve yine ol asırda Hulâgû Hân derdinden âl-i Abbâsiyân'dan Hâkim Bi-emrillâh Mısır'da Kal‘atü'l-Kepş'de sâkin idi. Kırk bir sene Mısır'da halîfe nâmına mu‘ammer oldu. {Ammâ bu âl-i Abbâsiyân'dan mezkûr Hâkim Bi-emrillâh el-Melikü'n-nâsır Muhammed bin Kalavân asrında kırk bir sene iki ay yigirmi beş gün halîfe olup hicretin yedi yüz on yılında Hâkim'in hükmü nâfiz olmayup hicâbından yere geçdi. Âl-i Abbâsiyân'da bundan sefîh kimse gelmemişdir. Âhir hemşîresi katl etdirdi.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y18b ·
metinde göster ·
… rabulus'un feth etdi. Âhir 689 Zi'l-ka‘de'de vefât edüp saltanatı on bir yıl ve
iki ay
ve yigirmi gün olup yerine oğlu el-Melik el-Eşref Salâhaddîn Halîl halîfe oldu …
Ve şecerüddürre'nin oğlu şehîd Mu‘azzam şâh bunda medfûndur. Âl-i Eyyûbiyân bu Mu‘azzam şâh'da inkırâz buldu. Ve saltanat kullarına intikâl eyledi. Ammâ bu aralıkda Aybeğ et-Türkmânî'nin Musul beği kızından Alî nâmında beş yaşında bir oğluna da (---) oğlan oğlın edüp lakabına el-Melik el-Mansûr dediler. Sekiz ay melik olup Abbâsiyye (---) Aybeğ et-Türkmânî zamânında Hulâgû Hân Tatarı müstevlî olup (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) {âl-i Abbâsiyân'dan Halîfe Musta‘sım'ı dutup ve sâ’ir evlâd-ı hulefâyı dahi cümle kılıçdan geçirüp (---)(---)(---) elinden aldı ve yine Mısır'a geldi. Ba‘dehu sene 687 Nûbe diyârın feth etdi. Ve sene 688 Freng elinden şâm Tarabulus'un feth etdi. Âhir 689 Zi'l-ka‘de'de vefât edüp saltanatı on bir yıl ve iki ay ve yigirmi gün olup yerine oğlu el-Melik el-Eşref Salâhaddîn Halîl halîfe oldu ve Akka kal‘asın Freng elinden feth etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y21a ·
metinde göster ·
… btidâ Mısır'a vezîr olan Hayre Beğ sene 923 P 186b târîhinde idi, beş sene ve
iki ay
ve yigirmi iki gün hükûmet edüp Süleymân Hân asrında merhûm olup vezâret-i Mısı …
Bu zikr olunan üç bölme kal‘a Yûsuf Salâhaddîn'indir. Ammâ Sultân Selîm Hân asrında ibtidâ Mısır'a vezîr olan Hayre Beğ sene 923 P 186b târîhinde idi, beş sene ve iki ay ve yigirmi iki gün hükûmet edüp Süleymân Hân asrında merhûm olup vezâret-i Mısır Pılak Mustafâ Paşa'ya ihsân olunup andan Hâyin Ahmed Paşa'ya ihsân olundukda Süleymân Hân Engürüs seferi câniblerine mukayyed olmağile beride Ahmed Paşa fursat ganîmetdir, Mısır'a müstakil pâdişâh olmak sevdâsına düşüp bir alay bakıyyetü's-süyûf Çerâkes-i nâkesi başına cem‘ eyleyüp Mısır'da velvele-ârâ olup isyân etdi. Süleymân Hân'a mün‘akis olunca berren ve bahren deryâ-misâl askeri Mısır üzre gönderüp donanma-yı hümâyûn ile Makbûl iken Maktûl Vezîr-i a‘zam İbrâhîm Paşa'yı üç yüz pâre kadırga ile Mısır'a gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y78a ·
metinde göster ·
Hattâ sene 1083 târîhinde Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa asrında nehr-i Nîl kâmil iki ay yemyeşil Nîl-i mübârek cereyân edüp sâhib-i tab‘ olanlar içmeğe havf edüp Matariyye'den ve gayrı lezîz sâkıyeler ve sebîllerden nûş etdiler. Ba‘zı ankâ kimesneler sekiz sâ‘at Kalyûb'da Fir‘avn'un vezîri Hâmân'ın bir kuyusu vardır, Bi’r-i Hâmân derler – bir azîm kuyudur, hâlâ on iki yerden sâkıye dollâbları döner bir âb-ı rakîkdir – ba‘zı ten-perver ve server [ü] dilâver Y 165a kimesnelerin huddâmları Bi’r-i Hâmân'dan su getürüp nûş edüp Nîl'in ol yeşil suyundan içmezler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y164b–Y165a ·
metinde göster ·
"Sen ki filân Mısır vezîrimsin. Hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnum vâsıl oldukda Mısır'dan ma‘zûl olan filân vezîrimi mu‘azzez ü mükerrem Âsitâne-i sa‘âdetime irsâl edesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır oldukda azametullâh bu kerre ma‘zûl olan paşayı mahabbeten bir iki ay (mahabbeten) koyvermezler. Zîrâ der-i devlete gidiyor, elbette vezîr-i a‘zam olur, deyü ne Mısır vezîri ve ne kadıasker ve ne cümle Mısır kulları çûn çerâ demeğe kâdir olmayup paşanın zimmetinde bir habbe kaldı demeğe kâdir olmazlar Y 191b ve bir iki ayda paşa kapusu levâzımâtın tedârik edince iki yüz, üç yüz katır deve ve bin mikdârı atlar ve tavâşîler ve mâl-ı firâvânlar gelir kim hîn-i azilde Mısır'a mutasarrıf olmak kadar hedâyâ gelir kim İbrâhîm Paşa'ya bin kîse mâl hedâyâ geldi ve mu‘azzez ü muhterem Âsitâne'ye giderken kendüye şâm-ı şerîf eyâleti geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y191a–Y191b ·
metinde göster ·
… âdem bu anbâr-ı Yûsuf'a muhtâclardır. Ve askerîlerin alîk ü cerâyâları vardır,
iki ay
nafakaların almasalar paşanın başına Ümmü Dünyâ Mısır'ı dar edüp herkes gulû ed …
Ve bu anbârlar dolmayınca Ümmü Dünyâ Mısır ganîmet olmaz. Zîrâ Mısır'ın cümle askerî tâ’ifesi ve keşîdede ve eytâm ve mütekâ‘idîn ve cevâlî ve tavâşiyân ve tâ’ife-i nisvân ve gayrı cümle eli berâtlı kırk yedi bin yedi yüz benî âdem ve Bayram Paşa tahrîri üzre on altı kerre yüz bin âdem bu anbâr-ı Yûsuf'a muhtâclardır. Ve askerîlerin alîk ü cerâyâları vardır, iki ay nafakaların almasalar paşanın başına Ümmü Dünyâ Mısır'ı dar edüp herkes gulû edüp cirâyelerin paşaya taşdan bitirdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217a ·
metinde göster ·
… olur. Bir top ketân bezi on beş parayadır, ammâ çok dayanmaz, ancak bir kamîsi
iki ay
geyilir. Ve,
Ketân: Gâyet çok olur, ammâ cümleden Nehâriyye ve Feyyûm keteni gâyet kuvvetli ve nazîf olur. Bir top ketân bezi on beş parayadır, ammâ çok dayanmaz, ancak bir kamîsi iki ay geyilir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239a ·
metinde göster ·
mikdârı zahîr marazına mübtelâ olup zâdek necâsetek dedüği nefsi vücûd buldu. H …
Hakîkatü'l-hâl ba‘dehu iki ay mikdârı zahîr marazına mübtelâ olup zâdek necâsetek dedüği nefsi vücûd buldu. Hamd-i Hudâ yine bu hakîr tasadduklar ile sıhhat [u] selâmet buldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y246b ·
metinde göster ·
… sene (---) târîhinde vâlî-i Mısır iken üstâdımız şeyh Alî şümürlisî hazretleri
iki ay
sâhib-firâş oldu, ammâ yine cemî‘i telâmîzleri hâne-i bî-minnetlerine varup des …
Bi-emrillâh mâderzâd a‘mâ idi. Ammâ bunda olan fesâhat u belâgat ve bunda olan takrîr [ü] talâkat emlahü'ş-şu‘arâ Muhammed Bûsırî hazretlerinde yokdur. Hakîr üç sene hizmet-i şerîfinde olup tilmîzi olduk. Hikmet-i Hudâ Abdurrahmân Paşa sene (---) târîhinde vâlî-i Mısır iken üstâdımız şeyh Alî şümürlisî hazretleri iki ay sâhib-firâş oldu, ammâ yine cemî‘i telâmîzleri hâne-i bî-minnetlerine varup dest-i şerîflerin bûs edüp herkes ile kelimât edüp dersler görülürdü. Ammâ bi-emrillâh evvelki ders takrîrlerinden ziyâde ders sürülürdü. Ammâ kendüleri ol mertebe za‘îf ü nahîf oldular kim vücûd-ı nâzenînlerinde her uzvu râyegân olup ad olunurdu. Lâkin kuvvet-i kudsiyyeye mâlik olmağın mir‘ât-ı dil çeşmi dûrbîn idi. Ve begâyet kiyâset, nihâyet mertebe firâset ü zekâyile mevsûf idi. Anı görenler a‘mâ-yı mâderzâd diyemezler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y275b ·
metinde göster ·
… an Mehemmed Paşa kal‘ası nâ-tamâmdır. Cümle boğazı bekleyen gemiler anda bir ay
iki ay
yatırlar. Anda bir zâviye vardır. Havâ latîf olup boğaz açıldıkda gemiler yükle …
Ve Dimyât içinde olan eski kal‘adan on mîl aşağı yine Dimyât cânibinde ve Nîl kenârında Kulkıran Mehemmed Paşa kal‘ası nâ-tamâmdır. Cümle boğazı bekleyen gemiler anda bir ay iki ay yatırlar. Anda bir zâviye vardır. Havâ latîf olup boğaz açıldıkda gemiler yüklerinin nısfın cerimlere tahmîl edüp boğazdan taşra çıkarlar. Tafsîl-i kelâm etmeyelim, bu boğaz dahi tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l Reşîd boğazı gibi kudret kal‘asıdır. Mezkûr Kulkıran Paşa kal‘ası(n) nâ-tamâm olmak ile dizdârı ve neferâtı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y348b ·
metinde göster ·
… Nîl dörd aylık yol amâristândan gelir ve iki aylık yol Nûbe diyârından gelir ve
iki ay
Berberistân ve Fûncistân'dan ve dörd ay cenûb tarafında harâbistândan gelir.
Ve bundan mâ‘adâ Cebel-i İsvân'da kırk gûne ma‘âdin vardır, ammâ istihrâcın bilmezler. Ve bu mahalle Nîl dörd aylık yol amâristândan gelir ve iki aylık yol Nûbe diyârından gelir ve iki ay Berberistân ve Fûncistân'dan ve dörd ay cenûb tarafında harâbistândan gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387a ·
metinde göster ·
… e Sâriyetü'l-Cebel ve Esved ibn Mikdâd bunun emsâli niçe bin Sahâbe-i güzîn ile
iki ay
muhâsara ile feth olunmuş bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve müstahkem …
Kabâbıta meliklerinden Mukavkıs Melik binâsıdır. Hicretü'n-nebeviyyenin sene (---) târîhinde bizzât Amr ibnü'l-Âs ve Ka‘bü'l-Ahbâr ve Ubeyde ibn Cerrâh ve Câbirü'l-Ensâr ve Ebû Hüreyre ve Sâriyetü'l-Cebel ve Esved ibn Mikdâd bunun emsâli niçe bin Sahâbe-i güzîn ile iki ay muhâsara ile feth olunmuş bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve müstahkem kal‘a-i üstüvârdır kim leb-i Nîl'in cânib-i şarkîsinde eflâke ser çekmiş bir yalçın püşte üzre Şeddâdî-binâ bir küçük kal‘a-i kavîdir. Ve şekl-i muhammesdir. Ve dâ‘iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Şarka nâzır ancak bir kapusu var. İçinde ancak sagîr ü kebîr seksen hânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y391a ·
metinde göster ·
… şasınız. Ve hamd [u] şükür kim cenâb-ı şerîfiniz sebebiyle böyle gazâda bulunup
iki ay
edâ-yı hizmet etdik. Şimden gerü bize izin veriniz kim Fûncistân melikine varup …
"Hamd-i Hudâ, böyle gazâ-yı ekber size nasîb olup sâlimîn ü gânimîn memleketinize vâsıl olup hasretinize kavuşasınız. Ve hamd [u] şükür kim cenâb-ı şerîfiniz sebebiyle böyle gazâda bulunup iki ay edâ-yı hizmet etdik. Şimden gerü bize izin veriniz kim Fûncistân melikine varup nâmeleri ve emânet hedâyâları vâsıl edelim" dediğimizde Q 319aP 316a hayli teşekkür edüp buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401b ·
metinde göster ·
… e bu mahalde icâzet vermeziz. İnşâallâhu te‘âlâ vilâyetimize varup anda sizinle
iki ay
safâ edüp ba‘dehu Fûncistân'ın mevsim gemileri ile sizi gönderelim. Cümle atlar …
"Vallâhi'l-azîm biz sizin hüsn-i ülfetinizden musâhabet [ü] zarâfetinizden haz edüp size ta‘aşşuk etdik. Lâkin size bir nasîhat edeyim, kabûl eylen. Zîrâ sizler kavm-i Rûmsuz ve garîbü'd-diyârsız, hâlâ bizim müsâfirimizsiz, müselmânlık oldur kim herkese eylik ede. Size nasîhatim oldur kim şimdi biz bu âteş-perest ü mûğân vilâyetlerin harâb [u] yebâb edüp hisâbın Allâh bilür mâl-ı ganâyim ve bu kadar behâyim ve bî-hadd ü bî-kıyâs esîr-i şevâyim aldık. Bakıyyetü's-seyf olan mûğân u âteş-perestân hâneberdûş olup Fûncistân ve Berberistân tarîklerine çıkup kuttâ‘u't-tarîk olurlar. Ve sâ’ir etrâfımızda olan düşmenlerimiz dahi ayağ üzredir. Biz size bu mahalde icâzet vermeziz. İnşâallâhu te‘âlâ vilâyetimize varup anda sizinle iki ay safâ edüp ba‘dehu Fûncistân'ın mevsim gemileri ile sizi gönderelim. Cümle atlarınız ve develeriniz bizde kalsın", deyü bu gûne vâfir pend [ü] nasîhat etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401b ·
metinde göster ·
… akda gelüp Nîl kenârında (---) pâre şehir ve kılâ‘ ve kasabâtları temâşâ ederek
iki ay
Fir[d]âniye cenginde ve bir buçuk ay Sûdân şehr-i Sennâresi'nde böyle ba‘zı yer …
Ve Mısır'dan bu cebel-i Şevâm'a gelince yüz seksen konakda gelüp Nîl kenârında (---) pâre şehir ve kılâ‘ ve kasabâtları temâşâ ederek iki ay Fir[d]âniye cenginde ve bir buçuk ay Sûdân şehr-i Sennâresi'nde böyle ba‘zı yerlerde tekâ‘üd ederek kâmil sekiz ayda bu Şevâm dağına varup bin seksen üç Zi'l-ka‘de'sinin gurresinde hamd-i Hudâ sıhhat ile yine vilâyet-i Sûdân'a avdet eyledik. Ammâ bu diyâra eyle yağmurlar yağar kim fîli seyl götürür. Altı ay güz eyyâmlarında gûyâ Rûm havâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429b ·
metinde göster ·
… e 922 târîhinde ibtidâ Hayre Beğ Paşa vezîr-i Mısır oldu. Hükûmet[i] on beş yıl
iki ay
ve yigirmi iki gün. Sultân Gavrî vüzerâlarından Çerkeziyyü'l-asl bir şecî‘ ü ba …
Evvelâ ba‘de'l-feth-i Mısır sene 922 târîhinde ibtidâ Hayre Beğ Paşa vezîr-i Mısır oldu. Hükûmet[i] on beş yıl iki ay ve yigirmi iki gün. Sultân Gavrî vüzerâlarından Çerkeziyyü'l-asl bir şecî‘ ü bahâdır nâmdâr sipehsâlâr vezîr imiş. Ve anınla ibtidâ mollâ Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… döküŋ oġlı-y-ıla ikisini bir yirden öldürüŋ bir ay baḳsun bir ayda varmaz-isem
iki ay
baḳsun
atlu ḳazanı ṭutuŋ ḳarusından aġ ellerini baġlaŋ ġafillüçe görklü başın kesüŋ alça ḳanın yir yüzine döküŋ oġlı-y-ıla ikisini bir yirden öldürüŋ bir ay baḳsun bir ayda varmaz-isem iki ay baḳsun