… sun ederdim ve yeniçeri kelleleri ile kal‘anın burc [u] bârûların zeyn ederdim.
İki aydan
kış gelüp serdârın başına otağın yıkup avdet ederlerdi. Ammâ bu Husrev lalan ha …
Ben bunları bu hâlde görüp üçer dörder kerre kal‘adan taşra çıkup şebhûnlar edüp her çıkışda bu kadar yeniçeri kırup bu kadar mâl-ı ganâyimle yine kal‘aya tahassun ederdim ve yeniçeri kelleleri ile kal‘anın burc [u] bârûların zeyn ederdim. İki aydan kış gelüp serdârın başına otağın yıkup avdet ederlerdi. Ammâ bu Husrev lalan hakkâ ki Rüstemâne hareket etdiğinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66a ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı Ayn-ı Alî nâm mahalle varup ol hıyâbân [u] kûyâhda bir ziyâfet-i it‘âm etmişdir kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bu cây-ı teferrücgâhda dahi beş tümen Abbâsî hakîre harc-ı râh verdi ve tevâbi‘ ve levâhıkımız içün 307a yigirmi tümen akçe verdi ve her bir refîklerime birer Keşân katîfesi ve üç Gücerât atlâs ve üç aded destâr-ı Muhammedî ihsân edüp üç yüz aded yekke-süvâr âdemler ile bir yasavul ağasın hakîre vesîle verip eydür kim "Ey yasavul akası! Menim birâderim Evliyâ Akamı Kayser-zemîn şâhı Murâd Hân-ı Râbi‘ Revân'dan Tebrîz'e geldüğü âbâdân yollar ile götüresin ve kârbânların hoş kondurup göçüresin" deyü tenbîh edüp yine atına süvâr olup nîm sâ‘at bile gidüp andan birbirimizle vedâlaşup öpüşüp görüşüp anlar cânib-i Tebrîz'e, biz cümle ta‘allukâtımızla iki aydan sonra
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306b–307a ·
metinde göster ·
sonra şehr-i Edirne içre üç nehr-i azîm âmedânî gelüp 150b deryâ-misâl olup c …
Hikmet-i Hudâ iki aydan sonra şehr-i Edirne içre üç nehr-i azîm âmedânî gelüp 150b deryâ-misâl olup cûş u hurûş ederek niçe bin sarhoş küffârı gark edüp kimin nâhoş ederek şehrin bâğ [u] bostânların ve gaytân-ı gülistânların harâb u yebâb ve niçe bin hânelerin türâb edüp günden güne üç nehir sâkin olmayup ziyâde olmağa başladı. Âhir-i kâr Monka kral-ı dâll-ı hâkisâr şehirden firâr edüp dârü'l-bevârda karâr etmeğe karâr verdi. Cümle iş erlerin başına cem‘ edüp müşâvere edüp "Aya! Böyle bu şehr-i mu‘azzamım elden gidiyor. Buna ne ilâc eylesek" dediklerinde netîce-i kârları namâzgâh cânibindeki fezâ-yı çemenzâra handaklar kazup halâs olduk zanneyleyüp ol gice bir ra‘d u berk olup üç aded nehir Ceyhûn u Seyhûn u Furât-vâr temevvüc edüp şehrin imâr kalan yerlerin dahi seyl-âb edüp hâne ve düyûrların harâb etdi. Âhiru'l-emr cümle küffâr dediler kim "Şu şehrimize bir alay Muhammedî dervîşler gelüp şu Hıdırlık dağında her gice uyumayup boru ve düdük ve davul çalarlar. Anlar çok gezüp çok yaşayup çok bilirler. Anlardan bu şehrimiz ahvâlin bir kere su’âl edelim. Görelim ne derler ve bu sulara ne ilâc ederler" deyü Sefer Şâh Sultân'a haber gönderdiler. Anlar dahi Hızır Dede'yi ve gayri fukaraları alıp âyîn-i Bektâş-ı Velî üzre alem kaldırup def [u] kudûmlerin döğerek tevhid-i erre ederek Monuka kral huzûruna gelüp bî-bâk her biri ale't-tertîb ber-zânû edep [ü] hayâ üzre oturdular. Monuka kral bunlara hayli ikrâm edüp kral, "Hoş geldiniz! dedikde Sefer Şâh eyitdi, hoş bulduk!" dedi. Kral eyitdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle kiliselerimiz türâb oldu. Bu hâl-i pür-melâl neye müncer olur?" dedi. Sefer Şâh eyitdi: "Allah emriyle buna ilâc emr-i sehldir. Bu sulara akma desem akmaz. Lâkin sizden kâmil üç bir âdem Hazret-i Muhammed dînine girmek gerekdir kim bu sular akmayıp teskin ola" dediğinde hemân huzzâr-ı meclis olan küffârlar bi'l-ittifâk İsâ ve Muhammed Allah'ın kulları ve peygâmberlerdir. Üç bin değil on bin kadar âdem derûn-ı dilden îmâna gelelim. Hemân şu gark olmadan halâs olalım!" deyü yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla tevhîd-i sultânî edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘at namâz kılıp eline asâsın alıp yine tevhîd ederek deryâ-misâl üç aded nehrin üstüne postun döşeyüp elindeki asâ ile her nehre birer kerre urup "Yâ enhâr, üskün bi-hakkı'l-Meliki'l-Kahhâr!" deyü asâsıyla derk edince el-azametullah bi-emrillahi Te‘âlâ üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler ol ân mahv olup birer tur‘acık kadar cereyân etdikde "Yâ mübârekler, birer birer cûş-i hurûş ile gelin" deyü du‘â vü senâ edüp el yüze sürdükde hemân cümle küffâr bu nehr-i azîmlerin bu gûne keşf [u] kerâmetle sâkin olup Sefer Şâh'ın deryâ üzre seccâde döşeyüp namaz kıldığın gördüklerinde cümle hâzır olan küffâr ve kral-ı bed-kirdâr-ı murdâr ile derhâl el kaldırup cemî‘i ruhbânlarıyla İslâm'a gelüp İslâm ile müşerref olmayanları kendüler kırup kılıçdan geçirdiler. Hamd-i Hudâ şehr-i Edirne bilâ-cidâl müselmân olup gâhîce Bursa'dan asker-i İslâm gelüp Edirne'de Monuka Abdullah'a buluşup yine hâkim Monuka Abdullah idi. Nice müddet mu‘ammer olup Sefer Şâh Sultân'dan cihâz-ı fakrı kabûl etdi. Ba‘dehû Sefer Şâh Dede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp Mihal Cisri yanında Ortaoda'da bir tekye içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüleri hemân merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a–150b ·
metinde göster ·
Ziyâret-i Meyyitoğlu: Ziyâretgâh-ı erbâb-ı dilândır kim bu Meyyitzâde'nin vâlidesi hâmile iken merhûme olup be-emri Hudâ iki aydan bu kabir sâhibi Meyyitoğlu Gâzî Mehemmed Beğ vücûda gelüp feza‘ [u] çeza‘ından kabirden çıkarup mürûr-ı eyyâm ile Sultân Mûsâ ibn Yıldırım Bâyezîd Hân asrında ümerâ-yı kirâm olup merhûm oldukda üzerine Çelebi Sultân Mehemmed bir kubbe-i pür-envâr ve bir câmi‘ ve bir imâret-i dârü'l-it‘âm dârü'l-ızz edüp hâlâ ma‘mûr ziyâretgâhdır. Bunu mukaddemâ ziyâret etmişdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40b ·
metinde göster ·
… Semiz Osmân Paşa olup kırk bin asker ile Yanık kal‘ası muhâfazasında kalup bir
iki aydan
Osmân Paşa Komaran kal‘asın muhâsara edüp bir ay döğdükde şiddet-i şitâ gelüp a …
Ba‘dehu sene 1003 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında Yanık kal‘asın Serdâr Sinân Paşa dest-i Nemse'den feth edüp Yanık serdârı Semiz Osmân Paşa olup kırk bin asker ile Yanık kal‘ası muhâfazasında kalup bir iki aydan Osmân Paşa Komaran kal‘asın muhâsara edüp bir ay döğdükde şiddet-i şitâ gelüp asker-i İslâmın elleri ve ayakları dutmadan kalup bir gece küffâr Komaran'dan çıkup guzâtın meterislerin basup bu kadar bednâmlıkdan sonra Osmân Paşa kal‘a-i Komaran'ı bırağup bî-feth avdet edüp asâkir-i İslâmın kimi Yanık'a ve kimi Üstürgon ve Budin'e târmâr olunca bu kerre Komaran kal‘ası avcı elinden kurtulmuş gazâla dönüp Macar küffârı bu kal‘ayı eyle metânet üzre Sedd-i İskender edüp hâlâ içine Nemse kralı bir sarây-ı azîm binâ edüp içine üç bin Nemse leşkeri koyup bir sa‘b u metîn kal‘a oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
… dup bu gûne aşlama dilber köleleri fürûht eder ve alanlar götürüp giderler. Bir
iki aydan
sonra yine ak sakalı ve bıyıkları gelüp bir akçe etmez karavana köle Kazak olur …
Evvelâ kırk elli yaşında mutarraş Kazak köleleri hammâma koyup fütûnî kîseleri sürüp hammâmdan çıkdıkda bu Kazağa bir mu‘âlece edüp ne sakal ve ne bıyık kalup bir pençe-i âfitâb nûrânî çehreli bir mahbûb köle edüp niçe yüz esîr alup satmış esîrcileri bile aldadup bu gûne aşlama dilber köleleri fürûht eder ve alanlar götürüp giderler. Bir iki aydan sonra yine ak sakalı ve bıyıkları gelüp bir akçe etmez karavana köle Kazak olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134b ·
metinde göster ·
… Bâbe ve Henûr ayında kendü askeriyle vilâyetin tahtîre ya‘nî ekin ekmeğe gidüp
iki aydan
yine Mısır'a gelir, andan cemî‘i keşşâf yedi bölükden kânûn-ı Selîm Hânî üzre m …
Andan Y 159a cümle keşşâf Kıbtî senesinin Bâbe ve Henûr ayında kendü askeriyle vilâyetin tahtîre ya‘nî ekin ekmeğe gidüp iki aydan yine Mısır'a gelir, andan cemî‘i keşşâf yedi bölükden kânûn-ı Selîm Hânî üzre muhâfazacılar alup her kâşif bin, bin beş yüz atlı asker ile Circe hâkimi vilâyetlere çıkup menâsıblarına mutasarrıf olurlar. Ve cemî‘i mültezimîn dahi murâdı üzre Q 217b Rûm yiğitlerinden kırkar ellişer ve yüzer nâmdâr ve fetâ yiğitler yazup köğlerin zabt edüp hükm [ü] hükûmet ederler. Artık kâyimmakâmlar ve yedi ocak izniyle ta‘yîn olan müsellimlerin hükmü cârî değildir, hükm [ü] hükûmât cümle kâşiflerindir. Ve Nîl tuğyânında isyân edüp kurâ ve kasabâtları nehb [ü] gâret edenleri zemîni götüren gâv-ı ahmer boynuzunda pinhân olmuşsa bir tedbîr-i ahsen ile sayd edüp eşedd-i ukûbet ile cümle refîklerin alâ mehil söylede söylede cümlesin ele getirüp hayâtlarında derilerin yüzüp ellerin ve ayakların kırup cümle P 214b nehb [ü] gâret olan mâlları tahsîl edüp cümlesin ıslâh-ı âlem içün katl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b–Y159a ·
metinde göster ·
… bikr etdim", derken ba‘dehu ma‘zûl olup selâmetle Âdiliyye'de karâr etdi. Ammâ
iki aydan
sonra Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa hazretleri Mısır'a dâhil olup İbrâhîm Paşa'yı m …
"Bu mertebe ehl-i kalem iken îrâd [u] masârıfı berâber etdim ve bu kadar bin akçe yevmiyye mahlûlât cem‘ edüp cümle defterleri gümüş kafesli sandûka koyup Mısır'ın hazînesin Tût'a bağlayup Mısır'ı bikr etdim", derken ba‘dehu ma‘zûl olup selâmetle Âdiliyye'de karâr etdi. Ammâ iki aydan sonra Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa hazretleri Mısır'a dâhil olup İbrâhîm Paşa'yı muhâsebeye da‘vet edüp anbâr-ı Yûsuf'dan zimmetinde iki yüz yetmiş kîse bakâyâsı kalup İbrâhîm Paşa'dan taleb olundukda tarfetü'l-ayn içre edâ etdi. Zîrâ mün‘im âdem idi. Ve gayrı keşşâflar ve ümenâ ve mültezimîn zimmetlerinde İbrâhîm Paşa'nın üç yüz kîse bakâyâsı kalup Hüseyin Paşa,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217b ·
metinde göster ·
… tmek ister imiş, cürmüm nedir? Yoluna on kîse cihâz ve filân filân" diyerek bir
iki aydan
berü ne kadar masrûf etdiyse dilli defter gibi cümle huzzâr-ı meclis mâbeyninde …
"Bah benim ma‘şûkam beni katil mi etmek ister imiş, cürmüm nedir? Yoluna on kîse cihâz ve filân filân" diyerek bir iki aydan berü ne kadar masrûf etdiyse dilli defter gibi cümle huzzâr-ı meclis mâbeyninde bir bir beyân eder. Ammâ hakîkatdır, Q 249bP 246b anınla tefâhürlenirler kim filân çelebinin kızı bu kadar mâl alup kocaya varmış, deyü ferah kesb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243b ·
metinde göster ·
… ultânım, huccâc-ı müslimîn çıkmağa iki gün kaldı" deyince hemân şeyh hazretleri
iki aydan
berü sâhib-firâş bî-tâb ü bî-mecâl bî-ma‘âş iken yâ Allâh deyüp câmehâbından pe …
"Sultânım, huccâc-ı müslimîn çıkmağa iki gün kaldı" deyince hemân şeyh hazretleri iki aydan berü sâhib-firâş bî-tâb ü bî-mecâl bî-ma‘âş iken yâ Allâh deyüp câmehâbından pertâb edüp Q 263a ayağ üzre durup beytü'l-hüznü içre tâvûs-ı bâğ-ı cinân-vâr eyle cevelân ve raks u semâ‘ etdi kim gûyâ semâ‘-ı Celâleddîn-i Rûmî'dir. Eyle hırâmânî reftâr u harekâtlar etdi kim cümle merd dembeste olup merdüm-i dîdeler vâlih ü hayrân kaldılar. Hakîr ise engüşt ber-dehen olup âyâ bu ne hâldir, deyü P 260a mebhût kalmışım. Azîz hazretleri ba‘de's-semâ‘ arak-âlûd olup buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y276a ·
metinde göster ·