… yedi demir üzre yatamayup beş demiri kırılıp demirler deryâda kalup sizin gemi
iki demir
üzre serserî talattum-ı deryâda deverân ederken sehel kaldı kim gemi gark olaca …
Ve mine'l-acâ’ib, rüyâ-yı sâliha-i hakîr Evliyâ-yı bî-riyâ: Paşaya hakîr eyitdim: "Sultânım bu gice menâmımda cümlemiz İslâmbol'da imişiz. Cenâb-ı şerîfiniz Bâğçekapusunda bir kalyon inşâ etmişsiz. Ammâ karada durduğu yerde kıçı ve başı evc-i âsumâne ser çekmiş, cümle halk bu kalyonun başına üşmüş, ayâ bu kalyon bu karadan selâmetle deryâya niçe iner, deyü ta‘accüb ederlerken tarîk-i hâcegân-ı Nakşîbendiyye'den bir fukarâ gelüp eydür: İnşâallah bu kalyon karadan dünyâ deryâsına selâmetle iner yine çıkar, deyü cümle halk mâbeyninde bir Fâtiha-i ümmü'l-kitâb tilâvet edüp gitdi. Ba‘dehû sizin geminin cânib-i etrâfına niçe bin âdem cem‘ olup Allah diyerek geminizi karadan selâmetle deryâya indirüp şâdumân topları atılup geminizi karşu Kurşumlu Mahzen önüne yedek ile götürüp anda yedi yerde demir bırağup yatdı. Cümle halk-ı âlem bu geminin temâşâsına gelüp bu geminin şurası şöyle burası böyle gerek, deyü sizin geminin hakkına gûnâ-gûn müşâvere ederlerdi. Ol mahalde bir saçlı Frenk hakîm gelüp eyitdi: Biz bu deryâda çok gemi gördüm. Ammâ böyle yeraklı ve yasaklı, kerastesi metin ve içi dışı sağ gemi görmedim. Ammâ başında havâlesi çokdur ve içinde safra yokdur. Bu deryâ fırtınasına dayanmaz. Altını bu geminin elbette yağ sürüp kalafat etmek gerek ve dümen evinden kurbânlar edüp kan akıtmak gerek. Ve direği bu kalyona gâyet havâledir, kesmek gerek kim bu gemi dünyâ fırtınasından halâs ola, deyüp hakîm Frenk bu gûne kelimât-ı nasâyihleri söyleyüp gidicek hikmet-i Hudâ bir fırtına-i azîm olup sizin geminiz yedi demir üzre yatamayup beş demiri kırılıp demirler deryâda kalup sizin gemi iki demir üzre serserî talattum-ı deryâda deverân ederken sehel kaldı kim gemi gark olacak mahalde gemi içinden gemiciler feryâd u figân edüp 'Bre meded hay, imdâd vay' dediler. Derhâl Sarâyburnu'nda bostâncıbaşı, sa‘âdetlü pâdişâhın fermânıyla on pâre kayığa askerile süvâr olup sizin kalyonun cânib-i erba‘asına üşüp gemiler içine girdiler. Anı gördüm, mukaddemâ gelen Frenk hakîm bostâncıbaşıya eydür: Sultânım bu geminin halâsın isterseniz elbette bu geminin direğin kesesiz. Zîrâ bu gemiye bu direk çok havâledir, deyince cümle bostâncı ve baltacılar direğe balta urup deryâya uçurdukları ân deryâ fırtınası teskîn olup geminiz halâs olup Kurşumlu Mahzen önünde karâr etdi" deyü bu vâkı‘ayı paşaya mâ-vaka‘ı üzre bir bir takrîr etdiğimde paşa bu vâkı‘ayı cân kulağıyla istimâ‘ etdikde iç ağalarına "Beni bu döşekten kaldırın" deyince kaldırup bir gayri köşede girde-bâlişe dayanup nâliş ederek sadâ-yı zenbûr gibi söyleyerek eydür: "Bu rü’yâ-yı sâlihayı Evliyâ'dan sorun" deyü hakîre vâkı‘amda tenbîh etdiler. Bu gice sen beni vâkı‘anda görüp bu vâkı‘ayı bana söyle dediğim bu vâkı‘a idi" 144b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144a–144b ·
metinde göster ·
… ârında bir demir kapu dahi vardır, ammâ taşra kapudan küçük demir kapudur ve bu
iki demir
kapu arası üzre toloz kemer kârgîr binâdır kim üstü tahta minâreli Hünkâr câmi‘ …
Ve iki kat metîn demir kapusu kıbleye ve Karadeniz kenârında Kılburun kal‘asına nâzırdır ve handak içine cümle kullelerden toplar 55a kirpi gibi nâzırdır ve cümle kullelerin Melek Ahmed Paşa tahta şindire örtüp ma‘mûr u müzeyyen kulleler oldu. Ve bu taşra büyük demir kapudan içeri bir kat kal‘a dîvârında bir demir kapu dahi vardır, ammâ taşra kapudan küçük demir kapudur ve bu iki demir kapu arası üzre toloz kemer kârgîr binâdır kim üstü tahta minâreli Hünkâr câmi‘i'dir, ammâ küçükdür ve mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn bu câmi‘e muttasıl fevkânî mahkemedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b–55a ·
metinde göster ·
kapusu var. Biri kıbleye, biri cânib-i şimâle açılır. İçinde yüz mikdârı küçük …
Bu kal‘anın dahi iki demir kapusu var. Biri kıbleye, biri cânib-i şimâle açılır. İçinde yüz mikdârı küçük havlılı bâğçe ve bâğsız cümle toprak örtülü hâne-i müfîd [u] muhtasarları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a ·
metinde göster ·
… Ve bir metîn ve kavî Şeddâdî binâ misilli bir taş binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim
iki demir
kapusu var. (İçinde âb-ı hayât suyu var). Cümle iki kat içli ve taşralı yüz yig …
Der-tahrîr-i hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Bardası sekiz aded hân-ı sevdâgerân-ı azîmleri var. Cümleden tâ şehrin ortasında çârsû içre Vezîr-i a‘zam Sefer Gâzî Akay hânı, Karasu şehrinin gûyâ kal‘asıdır, zîrâ bu şehrin kal‘ası yokdur. Bu vekâle-i azîmin dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz aded germe adımdır. Ve bir metîn ve kavî Şeddâdî binâ misilli bir taş binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim iki demir kapusu var. (İçinde âb-ı hayât suyu var). Cümle iki kat içli ve taşralı yüz yigirmi aded odaları var. Cânib-i erba‘ası mazgal deliklidir ve dörd köşesinde karavulhâne kulleleri gibi kulleleri var. Hîn-i muhâsarada kal‘adan metîn bir hân-ı kebîrdir. Ancak etrâfında handakı yok, zîrâ şehir dîk yerinde çârsû içre vâki‘ olmuşdur. Eğer handakı olsa bir hısn-ı hasîn kal‘a-i üstüvâr olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134b ·
metinde göster ·
… msal denizdir kim gâyet hazer lâzımdır, belki bir maraza(?) zâhir ola. Anıniçün
iki demir
üzre bu köyler önünde yatmak ma‘kûldür.
Ve cânib-i erba‘ası alçak ovalı ve kenârları yufka ya‘nî sığ sulu yerlerdir ammâ yine a‘lâ demir dutar. Ve bu limanın karşu tarafında karye-i Kadha, karye-i Viçitroz köylerinin önleri yahşi demir dutar deryâdır. Mezkûr köyler karada deryâdan ikişer mîl alarkadır ve Selânik ol köylerden otuz mîl uzakdır. Ammâ ol köylerin önlerine varan gemiler iki taraflarına demir bırakmak lâzımdır, zîrâ köğlerden tarafında deryâ kenârları sığ kumsal denizdir kim gâyet hazer lâzımdır, belki bir maraza(?) zâhir ola. Anıniçün iki demir üzre bu köyler önünde yatmak ma‘kûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 225b ·
metinde göster ·
… ir burc-ı mendirekdir kim felekde bî-hemtâdır. Suya berâber on iki köşesinde on
iki demir
kapaklı top deliklerinde on iki aded âdem sığar serâmed topları var kim karşu d …
Ve iç kal‘a ile bu kal‘anın cümle etrâflarında yigirmi beş aded kulle-i mevzûn metîn müstahkemleri vardır. Ammâ cümleden kal‘anın keşişleme cânibine liman ağzındaki Sultân Süleymân mendireği bir azîm kulledir kim rûy-ı arzın kılâ‘larında misli meğer Selânik kal‘asında yine Süleymân Hân'ın Kelemerye kullesi ola. Hemân bu dahi Kelemerye kullesi gibi on iki köşe evce berâber tokuz kat bir burc-ı mendirekdir kim felekde bî-hemtâdır. Suya berâber on iki köşesinde on iki demir kapaklı top deliklerinde on iki aded âdem sığar serâmed topları var kim karşu deryâ içinde Sipanca adasında aslâ kuş kondurmaz, topları üzre târîhleri budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268b ·
metinde göster ·