hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sûr-ı kavî dîvârı binâ etdi kim evvelki kat dîvârı …
Evvelâ İslâmbol'un cânib-i berrinde garb tarafında Yedikulle'den tâ Ebû Ensârî rüknüne varınca iki kat hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sûr-ı kavî dîvârı binâ etdi kim evvelki kat dîvârının irtifâ‘ı yigirmi bir zirâ‘-ı melikî âlîdir ve arzı on zirâ‘dır ve iç kat dîvârın kaddi yetmiş zirâ‘ bâlâdır ve arzı esâsı yigirmi zirâ‘ arîzdir ve sûr hâricinin irtifâ‘ı ka‘r-ı handakdan tâ bedenlere varınca kırk iki zirâ‘ edüp esâsından âb-ı sâfîler tulû‘ edüp iki dîvâr mâbeynin horasânî rıhtım-ı dolma ile metânet verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14a ·
metinde göster ·
… mahalde gerü İslâmbol tekurundan dahi yüz pâre gemi imdâd yetişüp asker-i İslâm
iki kat
dinc-â-dinc küffârın ortasında kalup bir neberd-i azîm olup semâda cümle kerrûb …
Ve Galata kal‘asının ensesinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir kulle-i serâmed binâ edüp ismini Medînetü'l-kahr kodı. İslâmbol tekuruyla bilâhire ol ahd üzre sulh etdi kim İslâmbol'un Eğrikapusu ve Edirnekapusu ve Sultân Selîm dağından Zeyrekbaşı dağına andan Unkapanı'na, andan tâ Ebâ Eyyûb-ı Ensârîkapusu'na varınca ümmet-i Muhammed girüp sâkin olalar. Ve Aşağı Mustafâ Paşa çârsûsunda Gül Câmi‘i binâ edüp Sirkeci tekyesini mahkeme-i şer‘-i mübîn edüp bir mahalle dahi Yedikulle kurbünde Kocamustafâpaşa yaylasına koyup bu ahd [ü] mîsâk üzre tekur-ı bî-nûr sulhu kabûl edüp beher sene ellişer bin altun harâc vermeğe ta‘ahhüd edüp bu şart üzre akd-i sulh olup ber-vech-i pîşin üç yıllık harâcı alup Ömer ibn Abdül‘azîz bir sene Galata'da meştâ edüp muhâfazada kalan ümmet-i Muhammed'lerin cemî‘i ma‘ûnetlerin görüp Süleymân bin Abdülmelik'i Galata kal‘asında serdâr bırağup Mesleme'yi kendüye başvezîr edüp tekfurdan üç yüz pâre gemi imdâd alup kendü gemileri ile cümle beş yüz pâre gemi ile cânib-i Arabistân'a giderken Boğaz'dan taşra Akdeniz sâhilinde Kazdağı nâm mahallere vardıkda meğer İşpanya küffârından İslâmbol tekuruna üç yüz pâre gemi imdâda giderken bunlara Kazdağı nâm mahalde râst gelüp ceng-i azîm edüp küffâr mağlûp olacak mahalde gerü İslâmbol tekurundan dahi yüz pâre gemi imdâd yetişüp asker-i İslâm iki kat dinc-â-dinc küffârın ortasında kalup bir neberd-i azîm olup semâda cümle kerrûbiyânlar reşk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21a ·
metinde göster ·
tabakalar dahi vardır kim anlarda leyle-i mübârekelerde kanâdîller çerâğân eder …
Ve câmi‘ içre kubbede ve amûdlar üzre iki kat tabakalar dahi vardır kim anlarda leyle-i mübârekelerde kanâdîller çerâğân ederler. Cümle yigirmi iki bin kanâdîl ve niçe bin maslûbât âvîzeler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
… nna‘dır. Ve cümle (---) pençerelerdir. Ve cümle (---) aded billûr câmlardır. Ve
iki kat
kanâdîl tabakaları vardır. Ve enderûn [u] bîrûnundaki pençereler üzre kâşî-i Çî …
Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Ve cümle (---) pençerelerdir. Ve cümle (---) aded billûr câmlardır. Ve iki kat kanâdîl tabakaları vardır. Ve enderûn [u] bîrûnundaki pençereler üzre kâşî-i Çîn içre sûre-i Mülk (---) tahrîr olunmuşdur kim cümle Karahisârî Hasan Çelebi'si hattıdır. Ve câmi‘ içre gâyet musanna‘ âvîzeler maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
Bu fetvâ-yı şerîfi pâdişâh-ı Cem-cenâb destine alup gûya bir habl-i metîne yapışdı. Ol gün Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine varup anda Şeyhülislâm (---)(---) Efendi kemerine iki yerden "niyyetü'l-gazâ" deyüp 269b Hazret-i Ömer kılıcın bend kılup Tershâne bâğçesine göç edüp iki yüz pâre kadırgayı cemî‘î levâzımâtıyla itmâm edüp asâkir-i İslâm ile leb-ber-leb etdi. Ve elli pâre kadırga Unkapanı'nın iskelesine yanaşup donanma ağası (---)(---) Ağa ve kul kethüdâsı ve başçavuş ve serdâr-ı mu‘azzam muhzırı ve cümle otuz altı oda yeniçeri ve cümle on bin mevcûd ism [ü] resmli yeniçeri ve on oda topçu ve on oda cebeci, bunlar dahi beş bin asker olup yeniçeriler kadırgalara ve topçu ve cebeciler mavnalara girüp âmâde oldular. Beri cânibden eyâlet-i Rûmeli eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, kapusu askeriyle ve eyâletinde olan yigirmi dörd sancak beği askerleriyle cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar yigirmi iki bin seksen asker cebelüleri ve beldârları ile cümle yigirmi yedi bin asker olup Boğazhisâra gitmeğe me’mûr oldular. Ve Mora ve Sirem ve Semendire ve Bosna ve Hersek sancakları Mora cezîresinde Benefşe kal‘asında gemilere girmeğe me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Anadolu'da olan vezîr (---) Paşa, on dörd sancağında olan cümle kılıç ve ze‘âmet 199 ve kılıç timar 5589'dur, bu erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelüleri ile ve beldâr [u] çerâhorlarıyla ve paşasının askeriyle cümle yigirmi bin askeri müsellah olup Boğazhisâr'a me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Kapudan Paşa ve eyâlet-i Şâm ve eyâlet-i Haleb ve eyâlet-i Diyârbekir ve eyâlet-i Mar’aş ve eyâlet-i Adana ve eyâlet-i Karaman ve eyâlet-i Sivas ve eyâlet-i Tarabefzûn, bu eyâletler cümle paşası askeriyle ve timar ve ze‘âmet sâhiblerinin kânûn üzre cebelüleri ile cümle yetmiş bin asker olup cümlesi Boğazhisâr'da gemilere girmeğe me‘mûr oldular. Ve cümle asker sürücü hasekiler ve kapucubaşılar cümle eyâlet askerlerin Boğazhisâr'da âmâde etdiklerinin haberi gelince Âsitâne-i sa‘âdetde dörd aşağı bölükler dahi keştîlere ağalarıyla girüp âmâde oldular. Bin elli (---) nevrûz-ı sultânîsinde Sarâyburnu'nda iki yüz pâre kadırga ve başdarde ve kalita ve on iki kara ejdehâ-misâl mavna ve yüz pâre firkate ve karaka ve karavana ve kalyon ve bürten ve binek ve potaç ve şıtıye ve şayka ve karamürsel ve darbuna nâm keştîlere dahi lağımcı ve beldâr [u] çerâhor ve mühimmât, levâzımat [u] cebehâneler koyup cümle yedi yüz pâre yelken Sarâyburnu'ndan lenger-endaht olup cümle ser-i kârda olan a‘yân-ı kibâr gemilerinin filikalarına süvâr olup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa köşkünde cümle ulemâ ve sulehâ [ve] vüzerâlar ile huzûr-ı İbrâhîm Hân'a varup cümle sefer-i hümâyûna me’mûr olan vüzerâ ve mîr-i mîrân kapudanlara ve ağalara ve çorbacılara bin yedi yüz aded hil‘at-ı fâhireler giydirilüp du‘â-yı hayr [u] senâ ile herkes gemilerine gidüp Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa ve Şeyhülislâm kalup pâdişâh-ı Aristo-tedbîr, Yûsuf Paşa serdârın destin destine alup ikisi bir kûşeye varup İbrâhîm Hân eydür "Bak a Yûsuf, sen ne cânibe sefere gidersin" dedi. Yûsuf Paşa eyitdi "İnşâallahu Te‘âla Malta gazâsına giderim" dedi. İbrâhîm Hân eydür "İnşâallah bi-takdiri'l-Hayyi'l-Kayyûm cezîre-i Girid gazâsına seni me’mûr eyledim. Olmaya kim bu cevâbı bir âdeme ifşâ idesin. Aslâ bir ferd-i âferîdenin rûhunun haberi olmasın. Malta gazâsına me’mûruz, demeden gayrı ağzından bir cevâb sâdır olmasın. İbtidâ yolun üzerinde olan cezîre-i Girid önünden ubûr edüp Malta'ya doğru azîmet eyle. Ba‘dehû Mora cezîresinde bir iki gün mihmân olup andan bir gice kalkup gerü cezîre-i Girid'e avdet edüp vakt-i Şâfî‘îde cezîre-i Girid'e asker döküp ibtidâ Todori kal‘alarını feth edüp bir sığınup yatacak yer eyle, andan kal‘a-i Hanya'ya er döküp muhâsara edüp feth eyle. Sana nasîhat [ve] vasiyyetim budur. İnşâallah ba‘de'l-feth mansûr ve muzaffer geldikde sana ıvazın ederim ki huzûr-ı Hakka yüzü ak gidesin. Ammâ su‘âl edenlere Malta'ya giderim, deyü gidesin kim sâ’ir düşman haberdar olmaya. Zîrâ "Üstür zehebeke ve zihâbeke ve mezhebek' buyurmuşlardır" deyü İbrâhîm Hân Yûsuf Paşa'ya bu gûne tenbîh ü te’kîd edüp iki kat zer-ender-zer hil‘at-i fâhire giydirüp "Yürü Allahu Rabbi'l-âlemîn mu‘în ü zahîrin olsun" 270a deyü hayr-du‘â ile Yûsuf Paşa zemîn bûs edüp kayığıyla başdardaye gelüp Müneccimbaşı Çelebi Efendi ve Müneccim Hasan Kefrî ve Müneccimek Efendi ve Sadreddînzâde Efendi, bunlar fünûn-ı eflâkde her biri tekmîl-i fünûn etmiş kimesnelerdir, bunlar ilm-i usturlâb üzre gördüler kim sa‘d sâ‘at dâhil olunca serdâr-ı mu‘azzama eyitdiler: "Sultânım, bu ân eyyâm-ı sa‘ddir, hareket buyurun!" Dedikleri gibi hemân Kapudan Paşa-yı Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa "salpa demir" deyüp beş yüz yerden çeng-i harbîler çalınup ibtidâ başdardaden gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ba‘dehû bir yaylım tüfenk ve bir yaylım toplar sadâları evc-i âsumâna peyveste olup rûy-ı deryâ barud-ı siyâh dûdından Bahr-i siyâh dibelik siyâh oldu. Ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsından zemîn u âsumân pür olup bu minvâl üzre üç yaylım tüfenk ü top ve gülbâng-i şâdmânî olup başdarda-i hümâyûn ibtidâ avanta edüp çalıcı mehterbaşısı segâh faslı ederek Sinân Paşa Köşkü önüne geldikde Musâhib Yûsuf Paşa pâdişâhı ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'yı selâmlayup ubûr edince cümle keştîler alay alay turna katarı Sarâyburnu'ndan taşra çıkınca cemî‘î keştîler bâdbânların küşâde kılup bir yaylım top dahi şâdmânları edüp cümle keştîler murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup eyyâm-ı muvâfık ile Akdeniz'e doğru müteveccih oldular. Cümle ahâlî-i İslâmbol bu eyyâm-ı mübârekde eyyâm-ı muvâfık oldu. "İnşâallah mansûr ve muzaffer olurlar" deyü elsine-i nâsda güft u gû olup cümle ibâdullah hayr du‘â etdiler. Bu hakîr dahi Yûsuf Paşa efendimizin mü’ezzinbaşısı olup başdarda-i hümâyûnda Hazîne Kâtibi İbrâhîm Çelebi ile mankadaş olup şîr-hor-ı mâ ve katr-i nebât yiyerek mu‘azzez ve mükerrem zevk u safâ ile bir gün bir gicede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a–270a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Civân-kapucubaşı Mehemmed Paşa'yı sadâretden ma‘zûl edüp cezîre-i Girid'e serdâr-ı mu‘azzam edüp Defterdâr Sâlih Paşa'yı sadrıa‘zam edüp anlar dahi ibtidâ karındaşı Murtazâ Paşa'ya vezâretle ve tuğrâ-yı garrâ ile Budin eyâletin ihsân eyledi. Ve ol hafta hazînedârlığından çıkma İbrâhîm Çelebi'ye eyâlet-i Bağdâd-ı behişt-âbâdı ihsân eyledi. Ve ol sene-i mezbûrun mah-ı Receb'inde Sâlih Paşa'nın efendisi oğlu Çelebi Mehemmed Paşa kim sinirinden maslûb Defterdârzâde Mehemmed Paşa'dır, niçe menâsıb-ı dîvân zabt edüp ve silâhdâr ağasıyken Sâlih Paşa vezâretle yeniçeri ağalığı ihsân edüp kabûl etmediğinden tuğrâ-yı garrâ ile serdâr-ı mu‘azzam olup eyâlet-i Erzurûm ihsân olundu. Bu hakîr Evliyâ Erzurûm gümrüğüne kâtib ve mü’ezzinbaşı ve musâhib olduk. Bir paşa-yı mekâdir-şinâs ve hulvu'l-lisân, halûk-ı nâs ve bir nîk u bahâdır ve her fünûnda mâhir ü sühan-perdâz ve şâ‘ir bir paşa-yı celîlü'ş-şân ve fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân ve sâhibü'l-kerem ve'l-himem ve şecî‘ ü dilîr paşa-yı sâhibü'r-re’y idi. Hamd-i Hudâ me’mûlümüzden ziyâde in‘âm [u] ihsânları ile behre-mend ve ber-murâd edüp hayme ve hargâhımızla Erzurûm seyâhatine âmâde olduk. Ol gün huzûr-ı Sultân İbrâhîm Hân'da hil‘at-i pâdişâhî ile şerefyâb oldukda zemîn-bûs etdikde İbrâhîm Hân buyurdılar kim "Lala bu hatt-ı şerîfime amel eyleyüp kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ısyân [u] tuğyânı olursa tuğrâ-yı garrâ-keş-i düstûr-ı mükerremimsin. Tâ Revân altına varınca cümle Anadolu eyâletlerinin asker-i İslâm'ı senin fermân-berindir" deyü Paşa-yı âlî-tebârın eline pâdişâh-ı zî-şân dest-ber-dest hatt-ı şerîf verüp beş kîse altun harc-ı râh ve elli katar katır ve elli katar cemel-i rahmet ve bir otağ çetr-i mülemma‘ ile iki kat semmûr hil‘at-ı fâhire ihsân edüp İbrâhîm Hân'ın hayr du‘âsıyla Sarâyburnu'nda Üsküdar'[a] ubur olunup Ağaçayırı nâm mahalde hayme ve hargâhımızla meks olundu. Ol gün hünkâr silâhşorlarından Çerkez Terzi Mustafâ Ağa müsellem olup Erzurûm'a ılgar ile Malatiyyeli Silâhdâr Süleymân Paşa üzre gitdi. Paşa-yı sâhib-tedbîr Üsküdar'da meks ederken fermân-ı şerîfle hazînedârı olan Atlı Dilber nâm çelebiyi ma‘zûl edüp makâmına Paşa'nın akrabâlarından Alî Ağa hazinedâr oldu. Bir hafta-i kâmil Üsküdar'da tedârikimiz ve cümle levâzımâtlarımız görülüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 276a ·
metinde göster ·
hisâr-ı üstüvârdır kim iki haytın mâbeyni yetmiş adımdır. Hisârîçe derler ve dâ …
Der-beyân-ı eşkâl [u] ecrâm-ı kal‘a-i Erzurûm: Mezkûr bayır üzre şekl-i murabba‘ küfegi taşlı dâiren-mâdâr iki kat hisâr-ı üstüvârdır kim iki haytın mâbeyni yetmiş adımdır. Hisârîçe derler ve dâiren-mâdâr handakı vardır. Seksen adım enli ve yigirmi zirâ‘ umkı vardır, ammâ Gürcî kapusu ve Azerbaycân kapusu tarafı handakları derin değildir ve cirmi dâiren-mâdâr kâmil sekiz bin adımdır. Ve üç kapusu vardır. Cânib-i garba Azerbaycân kapusu, handak üzre cisrden ubûr olunur, iki kat demir kapudur. Biri dahi cânib-i şarka yine handak üzre cisrile geçilir iki kat demir kapudur. Bu iki kapu arasında Revân'ı feth eden on pâre balyemezler var. Bir kapu dahi cânib-i şimâle nâzır yine handakdan cisr ile güzer olunur Gürcî kapusu dahi iki katdır. Lâkin Tebriz kapusu tarafında evce ser çekmiş iç kal‘aya muttasıl olmağıla {iç} kal‘a dîvârı bir katdır, ammâ gâyet metîn u müstahkemdir. Ve kirpi-misâl topları çokdur. Cümlesi Darağacı mahallesine ve Gümüşlükünbet tarafına nâzır toplardır. Gâyet havâlesiz iç kal‘adır. Taşra kal‘aya havâle, eflâke ser çekmiş bir tula minâre gibi kulle-i âlîsi var. Kesik kulle nâmıyla şöhre-i şehr olmuş, üstü bir tahta örtülü kasr-ı âlîdir. On aded surâhî ve ser-âmed topları var kim kal‘anın cânib-i erba‘asındaki sahrâlarda kuş uçurmaz, âdemi hod ola, bi't-tarîk gezdirmez. Zîrâ gâyet bâlâ kulle-i ser-âmeddir. Kaddi yüz zirâ’dır, derler. Bu iç kal‘a dîvârının kaddi altmış zirâ‘ âlîdir. Gayrı dîvârları kırkar ellişer zirâ‘ bâlâdır ve dâiren-mâdâr kal‘anın iki katına iki yüz on kulle-i metîn ve iki bin seksen bedendir. Ve cümle kurşum mazgallı beden-i dendânlardır. Ve bu kal‘ada cümle bin yedi yüz hânedir. Cümle toprak örtülü tarz-ı kadîm evler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286b ·
metinde göster ·
… apusu vardır. Cânib-i garba Azerbaycân kapusu, handak üzre cisrden ubûr olunur,
iki kat
demir kapudur. Biri dahi cânib-i şarka yine handak üzre cisrile geçilir iki kat …
Der-beyân-ı eşkâl [u] ecrâm-ı kal‘a-i Erzurûm: Mezkûr bayır üzre şekl-i murabba‘ küfegi taşlı dâiren-mâdâr iki kat hisâr-ı üstüvârdır kim iki haytın mâbeyni yetmiş adımdır. Hisârîçe derler ve dâiren-mâdâr handakı vardır. Seksen adım enli ve yigirmi zirâ‘ umkı vardır, ammâ Gürcî kapusu ve Azerbaycân kapusu tarafı handakları derin değildir ve cirmi dâiren-mâdâr kâmil sekiz bin adımdır. Ve üç kapusu vardır. Cânib-i garba Azerbaycân kapusu, handak üzre cisrden ubûr olunur, iki kat demir kapudur. Biri dahi cânib-i şarka yine handak üzre cisrile geçilir iki kat demir kapudur. Bu iki kapu arasında Revân'ı feth eden on pâre balyemezler var. Bir kapu dahi cânib-i şimâle nâzır yine handakdan cisr ile güzer olunur Gürcî kapusu dahi iki katdır. Lâkin Tebriz kapusu tarafında evce ser çekmiş iç kal‘aya muttasıl olmağıla {iç} kal‘a dîvârı bir katdır, ammâ gâyet metîn u müstahkemdir. Ve kirpi-misâl topları çokdur. Cümlesi Darağacı mahallesine ve Gümüşlükünbet tarafına nâzır toplardır. Gâyet havâlesiz iç kal‘adır. Taşra kal‘aya havâle, eflâke ser çekmiş bir tula minâre gibi kulle-i âlîsi var. Kesik kulle nâmıyla şöhre-i şehr olmuş, üstü bir tahta örtülü kasr-ı âlîdir. On aded surâhî ve ser-âmed topları var kim kal‘anın cânib-i erba‘asındaki sahrâlarda kuş uçurmaz, âdemi hod ola, bi't-tarîk gezdirmez. Zîrâ gâyet bâlâ kulle-i ser-âmeddir. Kaddi yüz zirâ’dır, derler. Bu iç kal‘a dîvârının kaddi altmış zirâ‘ âlîdir. Gayrı dîvârları kırkar ellişer zirâ‘ bâlâdır ve dâiren-mâdâr kal‘anın iki katına iki yüz on kulle-i metîn ve iki bin seksen bedendir. Ve cümle kurşum mazgallı beden-i dendânlardır. Ve bu kal‘ada cümle bin yedi yüz hânedir. Cümle toprak örtülü tarz-ı kadîm evler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286b ·
metinde göster ·
… iki kat demir kapudur. Biri dahi cânib-i şarka yine handak üzre cisrile geçilir
iki kat
demir kapudur. Bu iki kapu arasında Revân'ı feth eden on pâre balyemezler var. …
Der-beyân-ı eşkâl [u] ecrâm-ı kal‘a-i Erzurûm: Mezkûr bayır üzre şekl-i murabba‘ küfegi taşlı dâiren-mâdâr iki kat hisâr-ı üstüvârdır kim iki haytın mâbeyni yetmiş adımdır. Hisârîçe derler ve dâiren-mâdâr handakı vardır. Seksen adım enli ve yigirmi zirâ‘ umkı vardır, ammâ Gürcî kapusu ve Azerbaycân kapusu tarafı handakları derin değildir ve cirmi dâiren-mâdâr kâmil sekiz bin adımdır. Ve üç kapusu vardır. Cânib-i garba Azerbaycân kapusu, handak üzre cisrden ubûr olunur, iki kat demir kapudur. Biri dahi cânib-i şarka yine handak üzre cisrile geçilir iki kat demir kapudur. Bu iki kapu arasında Revân'ı feth eden on pâre balyemezler var. Bir kapu dahi cânib-i şimâle nâzır yine handakdan cisr ile güzer olunur Gürcî kapusu dahi iki katdır. Lâkin Tebriz kapusu tarafında evce ser çekmiş iç kal‘aya muttasıl olmağıla {iç} kal‘a dîvârı bir katdır, ammâ gâyet metîn u müstahkemdir. Ve kirpi-misâl topları çokdur. Cümlesi Darağacı mahallesine ve Gümüşlükünbet tarafına nâzır toplardır. Gâyet havâlesiz iç kal‘adır. Taşra kal‘aya havâle, eflâke ser çekmiş bir tula minâre gibi kulle-i âlîsi var. Kesik kulle nâmıyla şöhre-i şehr olmuş, üstü bir tahta örtülü kasr-ı âlîdir. On aded surâhî ve ser-âmed topları var kim kal‘anın cânib-i erba‘asındaki sahrâlarda kuş uçurmaz, âdemi hod ola, bi't-tarîk gezdirmez. Zîrâ gâyet bâlâ kulle-i ser-âmeddir. Kaddi yüz zirâ’dır, derler. Bu iç kal‘a dîvârının kaddi altmış zirâ‘ âlîdir. Gayrı dîvârları kırkar ellişer zirâ‘ bâlâdır ve dâiren-mâdâr kal‘anın iki katına iki yüz on kulle-i metîn ve iki bin seksen bedendir. Ve cümle kurşum mazgallı beden-i dendânlardır. Ve bu kal‘ada cümle bin yedi yüz hânedir. Cümle toprak örtülü tarz-ı kadîm evler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 286b ·
metinde göster ·
bir kal‘a-i azîmdir. Dâiren-mâdâr cirmi altı bin adım şekl-i murabba‘dan tûlânî …
Andan aşağı varoş, Rıbât kal‘ası alçak yerde iki kat bir kal‘a-i azîmdir. Dâiren-mâdâr cirmi altı bin adım şekl-i murabba‘dan tûlânîce seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim beyâz kuğu gibi nümâyândır. Ammâ dîvârları on sekizer arşın alçak kaddi vardır. Lâkin iki dîvârdır ve cânib-i selâsında handakı dahi gâyet alçakdır, ammâ düşmandan aslâ havf [u] haşyeti yokdur. Zîrâ alçak sulu zemîn olmağıla düşman meterise giremez. Bir zirâ‘ kazılsa suyı çıkar, batak ve çatak yerdir. Ve cümle (---) kapusu var, cânib-i garba Erzurûm kapusu, demir kanatlı azîm kapudur ve Ilıca kapusu ve Uğrun kapusu mesdûd, cânib-i şarkda cânib-i Kars'a açılır. Cümle yedi yüz kulu ve dizdârı ve mükellef cebehânesi ve altmış pâre sağîr ü kebîr topları vardır kim azîm cebehâneli kal‘a-i kavîdir. Lâkin sene (---) târihinde Abaza Paşa ale'l-gafle hîle ile bu kal‘ayı alup andan isyân etdi. Önünde kıble tarafı bir sahrâ-yı Pasîn'dir kim tûlu yedi konakdır. Bu kal‘a içinde cümle beş yüz doksan hâne toprak örtülü tahtânî ve kârgîr binâ kış evleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 290b ·
metinde göster ·
… . Dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve aslâ bir tarafdan havâlesi yokdur. Cümle
iki kat
, yetmiş kulleli kal‘a-i ferah-âbâddır. Üç kapusu vardır, biri cânib-i (---) (-- …
Evsâf-ı kal‘a-i Gürcîstân-ı Kara Ardahân: Çıldır eyâletinde Selîm Hân-ı Evvel sene (---) târîhinde feth edüp sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı 300.000 akçedir. Sancağında ze‘âmet 8 ve timar 87, alaybeğisi ve çeribaşısı ve dizdârı ve iki yüz kal‘a neferâtı var. Beğinin cebelüleriyle cümle bin mikdârı asker olur. Ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâ-yı nâgehânîdir. Ve cümle (---) aded nâhiye add olunur. Nakîbü'l-eşrâfı yokdur. Müftîsi Ahıska'dadır. Kal‘ası bir yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâber kal‘a-i ra‘nâdır. Dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve aslâ bir tarafdan havâlesi yokdur. Cümle iki kat, yetmiş kulleli kal‘a-i ferah-âbâddır. Üç kapusu vardır, biri cânib-i (---)(---). Âsitâne tarafından bir oda cebecileri var. Bu şehr içre Kaya Paşa hânedânı meşhûrdur. (---)322b Bu şehrin zeylinden (---) çayı cereyân edüp cânib-i şarkda nehr-i azîm Araz'a mahlût [olur]. Bu şehrin cümle (---) aded toprak ile örtülü hâne-i kadîmleri vardır ve cümle mihrâbdır. (---) câmi‘dir. Evvelâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 322a–322b ·
metinde göster ·
… ma‘mûr sancakdır. Kal‘ası bir yalçın püşte üzre çâr-kûşe bir şeddâdî seng-âbâd
iki kat
bir kal‘a-i bünyâddır. İki kapusunun biri şarka biri garba meftûh dervezelerdir …
Evsâf-ı kal‘a-i Oltı: Gürcîstân melikleri binâsıdır ve Selîm Hân fethidir. Hâlâ eyâlet-i Çıldır'da başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı 200.017 akçedir. Timar ve ze‘âmetleri ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır ve yüz elli akçe kadısı ve dizdârı ve neferâtları ve a‘yân [u] eşrâfı var ma‘mûr sancakdır. Kal‘ası bir yalçın püşte üzre çâr-kûşe bir şeddâdî seng-âbâd iki kat bir kal‘a-i bünyâddır. İki kapusunun biri şarka biri garba meftûh dervezelerdir. Kal‘a dibinde Oltı çayı cereyân edüp şehrin bâğ u besâtînlerin saky edüp cânib-i kıblede nehr-i Araz'a munsab olur. Cümle (---) aded hâne-i ma‘mûrelerdir. Serâpâ hâk-i amber-i pâk ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır. Müte‘addid câmi‘leri ve hân [u] hammâmı ve bâğ [u] bostânı ve mekteb-i sıbyânı ve niçe aded dükkânı vardır. Âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi Oltı güzeli meşhûr-ı âfâkdır. Ammâ bunun dahi ahâlîsi gâyet müslim âdemlerdir. Andan yine cânib-i garbın yıldız cânibine sârî 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 322b ·
metinde göster ·
… e hân ve hammâm ve imâret yokdur. Bu kal‘adan aşağı varoş-ı hisâr-ı kebîrdir ve
iki kat
sûr-ı metîndir ve üç bâb hâdîd [u] cedîd dervezelerdir. Dâhil-i bâbda âlât-ı si …
Eşkâl-i kal‘a-i Kars: Şimâlî tarafında ensesi top menzilinden ba‘îd bir kûh-ı bâlâdır. Anın dâmeninde bu kal‘anın iç kal‘ası bir püşte üzre vâkı‘ olmuşdur, ammâ aşağı hisâr bir düzde vâkı‘ olmuşdur ve cümle beş kat sûr-ı kavî addolunmuşdur ve nârin kal‘ada ancak bir hâne vardır. Kal‘a kapusu cânib-i şarka nâzırdır. Ve yukaru kal‘a ta‘bîr olunan orta kal‘a kapusu cânib-i garba mekşûf hadîd bâb-ı kavîlerdir. Bu sûr içre dizdârhânesi ve iki yüz neferât levendât hâneleri ve mükellef ve mükemmel cebehâneleri vardır. Ammâ bu orta hisârda çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve imâret yokdur. Bu kal‘adan aşağı varoş-ı hisâr-ı kebîrdir ve iki kat sûr-ı metîndir ve üç bâb hâdîd [u] cedîd dervezelerdir. Dâhil-i bâbda âlât-ı silâh ve tuğulka ve ser-penâhlar ve tüfenk ve cidâ vü gûnâ-gûn âlet-i harblar ile ârâste ve bevvâbân [u] dîdebânlar ile pîrâste olmuş derveze-i kavîlerdir. Bu kapuların biri cânib-i garba Su kapusu ve Çeri kapusu derler, Erzurûm'a mekşûfdur, biri cânib-i kıbleye meftûh Orta kapudur kim Kağızmân tarafına meftûhdur. Ve biri cânib-i şarka Behrâm Paşa kapusudur, Revân tarafına küşâdedir. Bu kal‘a dîvârının üstünde karavulhânelerde şeb [u] rûz müstahfızânlar nigehbânlık edüp her şeb-i muzlimde kal‘a hâ’itların meş‘aleler ile çerâğân ederler. Varoş-ı hisârın kaddi ol kadar âlî değildir ammâ gâyet arîz ve metîn binâ-yı sengîndir. Ve aşağı kal‘anın dâiren-mâdâ[r] handakı yerine göldür kim Behrâm Paşa kapusundan Orta kapuya {varınca ihâta etmiş âb-ı hayât göldür. Bu tarafdan kal‘aya aslâ zafer mümkün değildir}. Ve etrâf-ı kal‘ada cümle iki yüz yigirmi aded kulle-i sedd-i Kahkaha'lardır ve cümle iki bin seksen dendân-ı bedendir. Ve bu rıbât-ı azîmin dâiren-mâdâr cirmi beş bin yedi yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324a ·
metinde göster ·
… rmi (---) adımdır ve handakı (---) ve kıbleye nâzır bir kapusu var. Andan içeri
iki kat
kapular dahi var, üçü dahi musanna‘ ve metîn demir kapulardır. İbtidâki kapunun …
Eşkâl-i kal‘a-i Kemâh: Şekl-i muhammes şeddâdî taş binâ kal‘a-i zîbâdır. Her burc [u] bârûsu seng-i azîmler ile yalçın kayalar üzre mebnî bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i âlîdir. Erzurûm serhadlerinde nazîri meğer Şebin Karahisârı ola. Bir kal‘a-i bî-nazîr demek olmaya, ammâ nehr-i Furât aşırı sehl havâlesi vâr şekildir. Ammâ andan zarar isâbet etmez bir kal‘a-i üstüvârdır ve dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır ve handakı (---) ve kıbleye nâzır bir kapusu var. Andan içeri iki kat kapular dahi var, üçü dahi musanna‘ ve metîn demir kapulardır. İbtidâki kapunun iç yüzünde, sağında ve solunda birer tuç toplar vardır kim ikisi dahi vâcibü's-seyr toplardır. Her birinde birer eskici girüp köşkerlik eylese yerim dar demez. Tâ bu mertebe vâsi‘ ve azîm ve tavîl Süleymân Hân toplarıdır. Üç kantar taş gülle atup kadleri yigirmi yedişer karış demir küpeli serâmed toplardır. Garâbet andadır kim böyle mefret topları ol yalçın kaya üzre eyle sa‘b mahalle niçe çıkarup vaz‘ etdiler, aceb san‘at-ı cerr-i eskâl ile çeküp eyle âli yire böyle top-ı kebîrleri komuşlardır. Ve tâ içerdeki üçüncü kapunun atebe-i âlisi kemeri üzre bir gürz-i pehlivânî ve bir tîr-i kemân-ı Hazret-i Alî asılmışdır kim alâmet-i azîmdir. Ve bu kal‘anın içinde cümle toprak örtülü sağîr ü kebîr altı yüz hâne-i zîbâlardır. Lâkin teng mahalde vâki‘ olmağıla bâğ u bâğçesiz ve susuz hânedânlardır. Ve cümle a‘yân-ı vilâyet ve kal‘a neferâtı hâneleridir. Kara Ya‘kûboğlu'nun ve İbrâhîm Çelebi'nin hânelerinden gayrı bâğçeli ev yokdur. Ve bu kal‘a içre mu‘attal arz-ı hâliye yerler çokdur. Hattâ hâlî olan yerlerde beş aded buğdây anbârları vardır. Leb-ber-leb Selîm Hân'dan berü pirinç çeltiği ve darı vardır. Sanasın bugün harmandan gelüp der-anbâr olmuş hububâtdır. Hîn-i muhâsarada onlar ile kut-ı kanâ‘at edinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340a ·
metinde göster ·
… ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrları var ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr
iki kat
dîvârları burc [u] bârûsu gâyet metîn ü müstahkem binâ-yı kavîdir ve cânib-i şa …
Eşkâl-i kal‘a-i Payas: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ seng bînâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Cümle sekiz aded topları vardır ammâ bir burc-ı azîminde balyemez topları ile limanı korudur. Zîrâ Hâleb iskelesi olmağıla gâyet serhaddir ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz germe hatve adımdır. Dâhil-i kal‘ada toprak ve kireç ile mestûr üç yüz aded hâne-i ma‘mûrları var ve kal‘ası dâ’iren-mâdâr iki kat dîvârları burc [u] bârûsu gâyet metîn ü müstahkem binâ-yı kavîdir ve cânib-i şarka nâzır ikişer kat demir kanatlı kapuları ve handakı üzre ağaç cisri var ve iskele kullesi bir metîn ve müdevver kulledir. Şeb u rûz kal‘a neferâtları bu kulle üzre nigehbânlık ederler. Zirâ gümrük bu mahaldedir ve liman zamân-ı kadîmde gâyet latîf liman imiş. Mürûr-ı eyyâm ile hâlâ ol kadar me‘mûr değildir, bir âb-ı hayât göldür. Yine ba‘zı gemiler girer ammâ iri bârçe ve karavana ve burtun ve galyon gemiler girüp demir bırağıp yatmazlar. Cümle gemiler alarka lenger-endaht olup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn a‘lâ demir dutar yataklı limandır ve kal‘a handakının sol tarafı kenarında bir müferrah mahkeme-i şer‘-i Resûl müntehâ dud ağacı vardır. Ve bu mahalde iki kanatlı demir kapulu kal‘a-misâl bir hân-ı azîmi var. Kapusu üzre târîhi sene 1007 târîhidir. Bu hân kapusu kal‘a kapusuna nâzırdır. Hânı gâyet mükellef ve müzeyyen ve ma‘mûr [u] âbâdân ve müte‘addid harem odaları ve ıstabl-ı anterli ve develikli ve imâret ve dârü'z-ziyâfeli ve bir harem-i vâsi‘li cemî‘i âyende vü revendegâna ârâmgâh hâne-i bî-minnetdir ve bu hâna karîb bir câmi‘-i musanna‘-i acîb var kim misli meğer İslâmbol'da Silivrikapusu dâhilinde İbrâhîm Paşa 20a câmi‘i ola. Mihrâbı ve minberi gâyet musanna‘dır. Tûlen ve arzen seksen ayakdır ve gâyet şîrîn ü müzeyyen bir câmi‘-i mahbûbdur. Hemân haremi bâğ-ı cinândan nişân verir bir mesîregâh [u] teferrücgâh yerdir. Bu şehr içre böyle bir selâtîn-misâl câmi‘-i pür-envâr olduğundan cemâ‘at-i kesîreli ibâdetgâhdır. Evvelâ harem-i ferâh-fezâsının ortasında bir havz-ı müşebbeki var, dâ’iren-mâdâr etrâfında âbdest muslukları var kim selsebîl-âsâ şeb [u] rûz cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ olunur ve bu havzın etrâfında gûnâ-gûn turunc dırahtlarıyla ârâste olmuşdur. Her birisinin sâye-i hoş-hevâsında limon ve turunc şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden cemâ‘at-i kesîrenin dimâğı mu‘attar olup hoş bû kesb etdikde ibâdet-i Yezdân ederler. Ve câmi‘in iki kapusu var, biri kıbleye mekşûfdur kim harem kapusudur. Üzerinde âhir mısra‘ı târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19b–20a ·
metinde göster ·
… nde Sultân Alâ’eddîn Keykubâd-ı Selçukî ta‘mîr u termîm etmişdir. Dâ’iren-mâdâr
iki kat
seng-tırâş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Devr-i edvârı bin beş yüz adımdır ve …
Eşkâl-i iç-kal‘a-i Paşa hisârı: Cemî‘ memâlik-i Âl-i Osmân'da mîr-i mîrânlar, vüzerâlar iç-kal‘alarda sâkin ola gelmemişlerdir, ammâ Diyârbekir'de ve bu Sivas'da paşalar iç-kal‘ada sâkin olmak kânûndur. Zîrâ bu Sivas'ın paşa olduğu aşağı hisâra yukaru iç-kal‘a hisârı havâledir. Paşası isyân etse amân vermeyüp yukarı hisâr topları Paşa hisârın harâb eder. Ammâ bu Paşa hisârın Timur harâbından mukaddem sene 486 târîhinde Sultân Alâ’eddîn Keykubâd-ı Selçukî ta‘mîr u termîm etmişdir. Dâ’iren-mâdâr iki kat seng-tırâş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Devr-i edvârı bin beş yüz adımdır ve bir alçak handakı var. 75a Kal‘ayı handak ihâta etmişdir. Cümle yigirmi aded kulle ve altı yüz seksen dendân-bedendir. Dîvârının kaddi yigirmi yedi zirâ‘-ı melikî-i âlîdir. Cümle iki kapusu var. Biri cânib-i şimâle dağ yolu tarafında şehzâdelerin mezâristânına çıkar iki kat demir kapudur. Dâ’imâ dizdârı ve dîdebânları bu kapunun iç yüzünde nigehbânlık ederler. Bir kapusu kıble cânibine meftûh aşağı şehre gider. Bu kal‘a içre cümle üç yüz aded mukassî bâğsız ve bâğçesiz toprak örtülü hâne-i ma‘mûrlardır. Paşa sarâyı bundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74b–75a ·
metinde göster ·
… su var. Biri cânib-i şimâle dağ yolu tarafında şehzâdelerin mezâristânına çıkar
iki kat
demir kapudur. Dâ’imâ dizdârı ve dîdebânları bu kapunun iç yüzünde nigehbânlık …
Eşkâl-i iç-kal‘a-i Paşa hisârı: Cemî‘ memâlik-i Âl-i Osmân'da mîr-i mîrânlar, vüzerâlar iç-kal‘alarda sâkin ola gelmemişlerdir, ammâ Diyârbekir'de ve bu Sivas'da paşalar iç-kal‘ada sâkin olmak kânûndur. Zîrâ bu Sivas'ın paşa olduğu aşağı hisâra yukaru iç-kal‘a hisârı havâledir. Paşası isyân etse amân vermeyüp yukarı hisâr topları Paşa hisârın harâb eder. Ammâ bu Paşa hisârın Timur harâbından mukaddem sene 486 târîhinde Sultân Alâ’eddîn Keykubâd-ı Selçukî ta‘mîr u termîm etmişdir. Dâ’iren-mâdâr iki kat seng-tırâş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Devr-i edvârı bin beş yüz adımdır ve bir alçak handakı var. 75a Kal‘ayı handak ihâta etmişdir. Cümle yigirmi aded kulle ve altı yüz seksen dendân-bedendir. Dîvârının kaddi yigirmi yedi zirâ‘-ı melikî-i âlîdir. Cümle iki kapusu var. Biri cânib-i şimâle dağ yolu tarafında şehzâdelerin mezâristânına çıkar iki kat demir kapudur. Dâ’imâ dizdârı ve dîdebânları bu kapunun iç yüzünde nigehbânlık ederler. Bir kapusu kıble cânibine meftûh aşağı şehre gider. Bu kal‘a içre cümle üç yüz aded mukassî bâğsız ve bâğçesiz toprak örtülü hâne-i ma‘mûrlardır. Paşa sarâyı bundadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 74b–75a ·
metinde göster ·
… olmağıla aslâ ve kat‘â bir tarafında handakı yokdur. İllâ cânib-i garba mekşûf
iki kat
demir kapusu vardır. Ol tarafda on zîrâ‘ kadar arîz ü tavîl kesme kaya handakı …
Eşkâl-i kal‘a-i Pirevadi: Kal‘ası şehrin maşrık tarafında evc-i âsumâne ser çekmiş yalçın kesme dîvâr gibi kaya üzre bir tarz-ı acîb ü garîb kal‘a-i bâlâdır. Cümle der-i dîvâr mücellâ ve musaykal, mutarraş seng-i musanna‘ ile mebnî bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ibret-nümâ kal‘a-i ra‘nâdır. Cânib-i erba‘aları derk-i esfelden nişân verir gayyâ dereleri olmağıla aslâ ve kat‘â bir tarafında handakı yokdur. İllâ cânib-i garba mekşûf iki kat demir kapusu vardır. Ol tarafda on zîrâ‘ kadar arîz ü tavîl kesme kaya handakı vardır. Bu tarafa nâzır metîn kulleleri vardır. Bu kal‘anın zerre mikdârı bir tarafında havâlîsi yokdur. Ve bir tarafdan aslâ zafer mümkin değildir. Derûn-ı kal‘ada bir mescid ve gılâl anbarı ve dizdârhânesi ve imâm ü mü’ezzin hânesi var. Dizdârı ve on aded neferâtları ve kifâyet mikdârı ve şâhî topları var. Ve derûn-ı kal‘ada bir azîm âb-ı hayât câh-ı mâsı var kâmil yüz kulaçtır. Bir seng-pâre ilkâ ile seng sadâsı âdemin zehresin çâk eder. Bu kal‘a içre bundan gayri âsâr-ı binâlar yokdur. Ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr burc [u] bârûları üzre cirmi yedi yüz adımdır. Kıbleden şimâle vâkı‘ olup kapusundan kıbleye tûlu iki yüz adımdır, arzı kâmil elli adımdır ve gâyet ensiz kal‘acıkdır, ammâ kal‘a-i Kahkahâ'dır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 109b ·
metinde göster ·
… igirmi altı kulledir ve iki kapudur. Biri cânib-i şarka mekşûf çârsû kapusudur.
İki kat
demir bâb-ı kavîdir. Bu kapu kullesi içinde bir mescidi var, pencereleri cihân- …
Bu kal‘a cümle yigirmi altı kulledir ve iki kapudur. Biri cânib-i şarka mekşûf çârsû kapusudur. İki kat demir bâb-ı kavîdir. Bu kapu kullesi içinde bir mescidi var, pencereleri cihân-nümâdır. Ve bu kapu dibinde bir demir pencere vardır. Bârân-ı rahmet oldukda cümle kal‘anın seylâbı bu pencereden taşra cereyân eder. Ve bir kal‘a kapusu dahi cânib-i garba nâzırdır. Kal‘a içindeki yukaru çârsûya çıkar. Bu kapunun iç yüzünde zindân-ı medyûn u kâtildir. Bu kapu mâbeyninde bir tuç âdem pençesi vardır. Salsâl'in elciği imiş. Acâ’ib büyük pençedir. Ve yine bu aralıkda at geymleri, bu dahi iki kat bâb-ı cedîddir. Cümle kal‘a neferâtları bunda dîdebânlık ederler. Dizdâr bu kal‘ada sâkin olup her şeb tablhâne çalınup pâsbânlar "Allah yekdir yek!" deyü feryâd ederler. Zîrâ Eflâk serhaddidir. Husûsan Tuna nehri buz olduğu mahalde cümle ibâdullah zî-kıymet eşyâların aşağı şehirden bu kal‘aya korlar. Tâ bu mertebe serhaddir. Düşman ile beynlerinde ancak nehr-i Tuna vardır. Ve bu kal‘a içre cümle altı yüz hânedir. Cümle kâr-ı kadîm kiremit ile mestûr beyt-i ma‘mûrlardır. Cümleden Çerkes Ömer Ağa hânesi ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113b ·
metinde göster ·
… in elciği imiş. Acâ’ib büyük pençedir. Ve yine bu aralıkda at geymleri, bu dahi
iki kat
bâb-ı cedîddir. Cümle kal‘a neferâtları bunda dîdebânlık ederler. Dizdâr bu kal …
Bu kal‘a cümle yigirmi altı kulledir ve iki kapudur. Biri cânib-i şarka mekşûf çârsû kapusudur. İki kat demir bâb-ı kavîdir. Bu kapu kullesi içinde bir mescidi var, pencereleri cihân-nümâdır. Ve bu kapu dibinde bir demir pencere vardır. Bârân-ı rahmet oldukda cümle kal‘anın seylâbı bu pencereden taşra cereyân eder. Ve bir kal‘a kapusu dahi cânib-i garba nâzırdır. Kal‘a içindeki yukaru çârsûya çıkar. Bu kapunun iç yüzünde zindân-ı medyûn u kâtildir. Bu kapu mâbeyninde bir tuç âdem pençesi vardır. Salsâl'in elciği imiş. Acâ’ib büyük pençedir. Ve yine bu aralıkda at geymleri, bu dahi iki kat bâb-ı cedîddir. Cümle kal‘a neferâtları bunda dîdebânlık ederler. Dizdâr bu kal‘ada sâkin olup her şeb tablhâne çalınup pâsbânlar "Allah yekdir yek!" deyü feryâd ederler. Zîrâ Eflâk serhaddidir. Husûsan Tuna nehri buz olduğu mahalde cümle ibâdullah zî-kıymet eşyâların aşağı şehirden bu kal‘aya korlar. Tâ bu mertebe serhaddir. Düşman ile beynlerinde ancak nehr-i Tuna vardır. Ve bu kal‘a içre cümle altı yüz hânedir. Cümle kâr-ı kadîm kiremit ile mestûr beyt-i ma‘mûrlardır. Cümleden Çerkes Ömer Ağa hânesi ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113b ·
metinde göster ·
… ndan hurûc eder. Cümle on bir kulle-i kavîlerdir. Ve cümle beş yüz bedendir. Ve
iki kat
mazgal delikleri vardır. Ve cümle iki kapusu vardır. Evvelâ cânib-i garba Tuna …
Nehr-i azîm Tuna sâhilinde seng-trâş ile mebnî şekl-i mukavves sûr-ı metîndir. Gûyâ yay gibi yayılmışdır. Yayın çille tarafı Tuna kenarı vâkı‘ olmuşdur kim azîm seng-i kebîrler ile inşâ olunmuşdur. Gûyâ yayın çille başlarında Tuna'ya nâzır metîn kulle-i kebîrleri vardır. Ve cânib-i garba meyyâl dîvâr (---)(---) dır. Dâ’imâ bu tarafı Tuna içindedir kim Tuna'nın girdâbı mahallidir kim bu mahalde azîm gümiler üzre yetmiş seksen aded un değirmânları var kim ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyrdir. İnşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ve bu kal‘anın kara tarafı gûyâ yayın kabza tarafıdır kim metîn ü kavî seng-i kebîrler ile mebnî kavs-misâl nîm müdevverdir. Vâsi‘ ü arîz ü amîk handakı vardır. Dâ’imâ içinde Tuna cereyân edüp handakın cânib-i garbından girüp cânib-i şarkından hurûc eder. Cümle on bir kulle-i kavîlerdir. Ve cümle beş yüz bedendir. Ve iki kat mazgal delikleri vardır. Ve cümle iki kapusu vardır. Evvelâ cânib-i garba Tuna kenarında su kapusu, küçük kapudur. Ekseriyyâ mesdûd durur. On kademe taş nerdübân ile nehr-i Tuna'ya nüzûl olunur. Bir kapusu dahi cânib-i kıbleye, şehre mekşûf iki kat metîn ü kavî bâb-ı hadîdlerdir kim bu kapu gûyâ yay-misâl bina olunan dîvârın tâ yay kabzası mahallindedir. Handak-ı arîzi üzre tahta cisr ile ubûr olunur. Her gece kal‘a neferâtları cisri zencîrler ile burc [u] bârûlar üzre dollâb ve makaralar ile çeküp kal‘a kapusuna sedd edüp kal‘a nehr-i Tuna içre gûyâ bir cezîre gibi kalır. Bu kal‘a kapusuna taşradan içre girerken kapunun solunda kemer altında bir azîm gürz-i pehlivânî maslûbdur. Ve sağ tarafında handak üzre âyende vü revendeye ârâmgâh olmak içün bir tahta binâ bir maksûre-i ra‘nâsı var. Ve bu kapudan içeri orta kapunun atebe-i ulyâsı üzre ay ve güneş tasvîrin üstâd-ı kâmil beyâz mermer üzre tahrîr etmiş. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Sihr-i helâ şems [ü] kamer göstermiş kim bu felek-i atlasda eyle bir mâh-ı âfitâb resmin bir ressâm-ı kâmil kemâliyle etmemişdir kim gûyâ kamer bedr-i münîr olmuş, güneş âleme pertev urmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118a ·
metinde göster ·
… ile nehr-i Tuna'ya nüzûl olunur. Bir kapusu dahi cânib-i kıbleye, şehre mekşûf
iki kat
metîn ü kavî bâb-ı hadîdlerdir kim bu kapu gûyâ yay-misâl bina olunan dîvârın t …
Nehr-i azîm Tuna sâhilinde seng-trâş ile mebnî şekl-i mukavves sûr-ı metîndir. Gûyâ yay gibi yayılmışdır. Yayın çille tarafı Tuna kenarı vâkı‘ olmuşdur kim azîm seng-i kebîrler ile inşâ olunmuşdur. Gûyâ yayın çille başlarında Tuna'ya nâzır metîn kulle-i kebîrleri vardır. Ve cânib-i garba meyyâl dîvâr (---)(---) dır. Dâ’imâ bu tarafı Tuna içindedir kim Tuna'nın girdâbı mahallidir kim bu mahalde azîm gümiler üzre yetmiş seksen aded un değirmânları var kim ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyrdir. İnşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ve bu kal‘anın kara tarafı gûyâ yayın kabza tarafıdır kim metîn ü kavî seng-i kebîrler ile mebnî kavs-misâl nîm müdevverdir. Vâsi‘ ü arîz ü amîk handakı vardır. Dâ’imâ içinde Tuna cereyân edüp handakın cânib-i garbından girüp cânib-i şarkından hurûc eder. Cümle on bir kulle-i kavîlerdir. Ve cümle beş yüz bedendir. Ve iki kat mazgal delikleri vardır. Ve cümle iki kapusu vardır. Evvelâ cânib-i garba Tuna kenarında su kapusu, küçük kapudur. Ekseriyyâ mesdûd durur. On kademe taş nerdübân ile nehr-i Tuna'ya nüzûl olunur. Bir kapusu dahi cânib-i kıbleye, şehre mekşûf iki kat metîn ü kavî bâb-ı hadîdlerdir kim bu kapu gûyâ yay-misâl bina olunan dîvârın tâ yay kabzası mahallindedir. Handak-ı arîzi üzre tahta cisr ile ubûr olunur. Her gece kal‘a neferâtları cisri zencîrler ile burc [u] bârûlar üzre dollâb ve makaralar ile çeküp kal‘a kapusuna sedd edüp kal‘a nehr-i Tuna içre gûyâ bir cezîre gibi kalır. Bu kal‘a kapusuna taşradan içre girerken kapunun solunda kemer altında bir azîm gürz-i pehlivânî maslûbdur. Ve sağ tarafında handak üzre âyende vü revendeye ârâmgâh olmak içün bir tahta binâ bir maksûre-i ra‘nâsı var. Ve bu kapudan içeri orta kapunun atebe-i ulyâsı üzre ay ve güneş tasvîrin üstâd-ı kâmil beyâz mermer üzre tahrîr etmiş. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmış. Sihr-i helâ şems [ü] kamer göstermiş kim bu felek-i atlasda eyle bir mâh-ı âfitâb resmin bir ressâm-ı kâmil kemâliyle etmemişdir kim gûyâ kamer bedr-i münîr olmuş, güneş âleme pertev urmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118a ·
metinde göster ·
… iki aded kal‘a kapusu vardır. Evvelâ cânib-i şarka Zıbarı kapusu mekşûfdur. Bu
iki kat
kapu mâbeyninde bir seng-i hârâ vardır. Hîn-i fetihde Hazret-i Alî radıyallahu …
Ve şekl-i müdevverden tûlânîce kûşe kûşe vâki‘ olmuş bir sûr-ı ibretdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi âheste reviş ile cümle (---)(---) adımdır. Ve cümle iki aded kal‘a kapusu vardır. Evvelâ cânib-i şarka Zıbarı kapusu mekşûfdur. Bu iki kat kapu mâbeyninde bir seng-i hârâ vardır. Hîn-i fetihde Hazret-i Alî radıyallahu anh düşmana karşu ol taşı Zülfikâr ile iki pâre etmişdir. Bi-emri Hudâ gûyâ mânend-i hıyar dilmişdir. Hâlâ makâm-ı Alî nâmıyla ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve cânib-i garba bâb-ı Muzurî meftûhdur. Bu kapuya Musul kapusu dahi derler. (---)(---)(---)(---) Bâbü'l-ebvâb misilli metîn kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
… âyet derindir, ammâ nehr-i Turla kenârında handakı yokdur, lâkin ol tarafı dahi
iki kat
bölme metîn hisâr-ı üstüvârdır. Ve cümle iki kapusu var. Biri kıble cânibine nâ …
Kal‘ası nehr-i Turla kenârında bir yanı alçak, cenûbu ve kıblesi yüksek küfeke kayalar üzre şekl-i murabba‘ bir şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ u metîndir, Ve her taşı fîl-i Mengerusî cesedi ve sığır ve at karnı kadar seng-i hârâ taşlardır kim Süleymân Hân'ın Mi‘mârbaşısı Sinân ibn Abdülmennân Ağa bu kal‘ayı inşâ ederken var makdûrun sarf edüp gûnâ-gûn ilm-i hendese üzre ihtirâ‘âtlı kulleler ve musanna‘ ve metîn burc [u] bârûlar etmiş kim vasfında lisân kasırdır ve cümle der [ü] dîvârı yigirmişer ayak enli ve kalın horasanî ve rıhtım dîvâr-ı hemvârdır. Ve dahi dâ’iren-mâdâr cirmi bedenler üzre kâmil iki bin beş yüz germe adımdır ve kara cânibinde handakı gâyet derindir, ammâ nehr-i Turla kenârında handakı yokdur, lâkin ol tarafı dahi iki kat bölme metîn hisâr-ı üstüvârdır. Ve cümle iki kapusu var. Biri kıble cânibine nâzır varoşa açılır büyük ve metîn demir kapudur kim handak üzre asma cisri dollâb ve zincirler ile her gece kalkup cisri kal‘a kapusuna siper ederler. Ve bu kal‘a cümle iki kat dîvâr olmak ile bu büyük kapudan içeri bir kat demir kapu dahi vardır. Kıbleye mekşûfdur kim bu kapu üzre çâr-kûşe beyâz mermerde târîhi var, ammâ gâyet bâlâda olup ve izdihâm yer olmak ile kırâ’at olunmayup tahrîr olunmadı, ammâ bu târîhin sağ tarafında bir beyâz mermer üzre hüsn-i hat ile tahrîr olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
… irler ile her gece kalkup cisri kal‘a kapusuna siper ederler. Ve bu kal‘a cümle
iki kat
dîvâr olmak ile bu büyük kapudan içeri bir kat demir kapu dahi vardır. Kıbleye …
Kal‘ası nehr-i Turla kenârında bir yanı alçak, cenûbu ve kıblesi yüksek küfeke kayalar üzre şekl-i murabba‘ bir şeddadî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâ u metîndir, Ve her taşı fîl-i Mengerusî cesedi ve sığır ve at karnı kadar seng-i hârâ taşlardır kim Süleymân Hân'ın Mi‘mârbaşısı Sinân ibn Abdülmennân Ağa bu kal‘ayı inşâ ederken var makdûrun sarf edüp gûnâ-gûn ilm-i hendese üzre ihtirâ‘âtlı kulleler ve musanna‘ ve metîn burc [u] bârûlar etmiş kim vasfında lisân kasırdır ve cümle der [ü] dîvârı yigirmişer ayak enli ve kalın horasanî ve rıhtım dîvâr-ı hemvârdır. Ve dahi dâ’iren-mâdâr cirmi bedenler üzre kâmil iki bin beş yüz germe adımdır ve kara cânibinde handakı gâyet derindir, ammâ nehr-i Turla kenârında handakı yokdur, lâkin ol tarafı dahi iki kat bölme metîn hisâr-ı üstüvârdır. Ve cümle iki kapusu var. Biri kıble cânibine nâzır varoşa açılır büyük ve metîn demir kapudur kim handak üzre asma cisri dollâb ve zincirler ile her gece kalkup cisri kal‘a kapusuna siper ederler. Ve bu kal‘a cümle iki kat dîvâr olmak ile bu büyük kapudan içeri bir kat demir kapu dahi vardır. Kıbleye mekşûfdur kim bu kapu üzre çâr-kûşe beyâz mermerde târîhi var, ammâ gâyet bâlâda olup ve izdihâm yer olmak ile kırâ’at olunmayup tahrîr olunmadı, ammâ bu târîhin sağ tarafında bir beyâz mermer üzre hüsn-i hat ile tahrîr olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
… m oldu bir mürtefi‘ yerden tabur mahalline nazar etdik. Tabur handakından taşra
iki kat
handak dahi kazup cereyân eden nehr-i (---) handak 42b içinden akıdup handakl …
Ol gece tabur içre küffârın bir harekât-ı hıyel ü şeytanat etmede cidd ü cehdleri var idi kim tâ sabâha dak aslâ râhat uykusu görmediler. Ale's-seher kim oldu bir mürtefi‘ yerden tabur mahalline nazar etdik. Tabur handakından taşra iki kat handak dahi kazup cereyân eden nehr-i (---) handak 42b içinden akıdup handaklar önüne niçe kerre yüz bin hurde kuyular kazup aralarına çarh-ı felekler şaranpav parmak[lık]lar ve niçe kerre yüz bin arabaların tekerleklerin yere dökmüş ve çalıları ve niçe kerre yüz bin dallı ve budaklı dıraht-ı müntehâları paçarız içün yere dikmiş ve beş yerde asma cisrler edüp etrâf-ı tabura on bir yere dağlar gibi topraklar yığup tabya-i azîmler inşâ eyleyüp her tabyaya kırkar ve ellişer pâre balyemez toplar koyup her cânibinde havân kumbaralar hâzır eylemiş ve handaklardan taşra püskürme bârûdlu lağımlar atmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42a–42b ·
metinde göster ·
… eş tahta örtülü kulleli ve yigirmi ayak enli kalın şeddadî-misâl taş dîvârlı ve
iki kat
hisâr pîçe dîvârlı ve handakı derin enli sarp ve metîn çâr kûşe bir kal‘a-i üst …
Eşkâl-i Özü: Bu kal‘a biri birine muttasıl üç kat bölme kal‘alardır, ammâ cümleden kadîm yukaru Macar Alî Paşa binâ etdiği eski kal‘a bir topraklı bayır üstünde on beş tahta örtülü kulleli ve yigirmi ayak enli kalın şeddadî-misâl taş dîvârlı ve iki kat hisâr pîçe dîvârlı ve handakı derin enli sarp ve metîn çâr kûşe bir kal‘a-i üstüvârdır. Ve handakı üzre bir haşeb cisri var, her gece cisri nigâhbânlar makaralar ile çeküp cisri kal‘a kapusuna dayayup kapuya siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
metîn demir kapusu kıbleye ve Karadeniz kenârında Kılburun kal‘asına nâzırdır v …
Ve iki kat metîn demir kapusu kıbleye ve Karadeniz kenârında Kılburun kal‘asına nâzırdır ve handak içine cümle kullelerden toplar 55a kirpi gibi nâzırdır ve cümle kullelerin Melek Ahmed Paşa tahta şindire örtüp ma‘mûr u müzeyyen kulleler oldu. Ve bu taşra büyük demir kapudan içeri bir kat kal‘a dîvârında bir demir kapu dahi vardır, ammâ taşra kapudan küçük demir kapudur ve bu iki demir kapu arası üzre toloz kemer kârgîr binâdır kim üstü tahta minâreli Hünkâr câmi‘i'dir, ammâ küçükdür ve mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn bu câmi‘e muttasıl fevkânî mahkemedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b–55a ·
metinde göster ·
… âdır, ammâ yukaru eski Alî Paşa hisârı bunlara havâle ve nümâyişli ve mehâbetli
iki kat
dîvârlı ve handaklı metîn hisâr-ı hısn-ı hasîndir. Netîce-i merâm bu zikr oluna …
Ve bu mezkûr iki kal‘a cümle yalın kat dîvârdır, ammâ gâyet metîn ve kırk arşın âlî ve on arşın arzî şeddadî dîvârdır. Ve cümle tabyaları ve kulleleri ve cümle dirsekleri birbirlerini korudur mazgal delikleri ve top delikleri ile müheyyâ kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ yukaru eski Alî Paşa hisârı bunlara havâle ve nümâyişli ve mehâbetli iki kat dîvârlı ve handaklı metîn hisâr-ı hısn-ı hasîndir. Netîce-i merâm bu zikr olunan üç aded kılâ‘ların dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil dörd bin aded germe adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55b ·
metinde göster ·
… iren-mâdâr kal‘a-i Kili üç bin adımdır. Kara tarafı üç kat dîvâr ve Tuna tarafı
iki kat
handaksız dîvârdır. Ve cümle yüz yetmiş kulledir. Ba‘zı kullelerinin metânet üz …
Eşkâl-i kal‘a-i Kili: Nehr-i azîm ana Tuna Karadeniz'e karışdığı boğaz ağzında İsmâ‘îl ve Akkirmân hâkinde şekl-i mukavvis, ya‘nî yay gibi dâ’iren-mâdâr üç kat şeddadî taş binâ-yı garrâ-yı bî-bedeldir kim bir tarafdan aslâ bir havâlesi yok. Çemenzârı ve bâğı ve bâğçesi çok. Alçakda ve düzde taşsız ve çamurlu yerde kal‘a-i şîrîn ve müzeyyendir. Ve bu kal‘anın kıble tarafı dîvârın nehr-i Tuna döğer yeri kâmil bin adımdır ve kara tarafı gûyâ yayın kabza tarafı kâmil iki bin germe adımdır. Bu hisâb üzre dâ’iren-mâdâr kal‘a-i Kili üç bin adımdır. Kara tarafı üç kat dîvâr ve Tuna tarafı iki kat handaksız dîvârdır. Ve cümle yüz yetmiş kulledir. Ba‘zı kullelerinin metânet üzre binâ olunanlarının esmâları bunlardır kim zikr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
… nın etrâfında cümle dörd aded kapudur. Cânib-i garba taşra varoş-ı azîme açılır
iki kat
demir kapulardır kim yemîn ü yesârında iki aded serâmed toplu ve tüfengli sa‘b …
Bu taşra kal‘anın etrâfında cümle dörd aded kapudur. Cânib-i garba taşra varoş-ı azîme açılır iki kat demir kapulardır kim yemîn ü yesârında iki aded serâmed toplu ve tüfengli sa‘b kullelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
… adımdır. Ancak büyük kal‘aya açılır bir küçük demir kapusu vardır ve etrâfında
iki kat
derin handaklarında balıklar leb ber-leb olup şinâverlik ederler.
Sitâyiş-i iç kal‘a-i Kili: Mezkûr büyük kal‘anın cânib-i şarkında Tuna nehri kenârı köşesinde taşra kal‘a burnunda çâr-kûşe şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘a-i musanna‘dır kim dâ’iren-mâdâr cirmi beş yüz adımdır. Ancak büyük kal‘aya açılır bir küçük demir kapusu vardır ve etrâfında iki kat derin handaklarında balıklar leb ber-leb olup şinâverlik ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66b ·
metinde göster ·
Bu kapusu batı tarafına deryâ aşrı Rûmeli kal‘asına nâzır
iki kat
kalın demir sedd-i ebvâbdır, ammâ bu kal‘anın cürmi dâ’iren-mâdâr kâmil bin adı …
Bu kapusu batı tarafına deryâ aşrı Rûmeli kal‘asına nâzır iki kat kalın demir sedd-i ebvâbdır, ammâ bu kal‘anın cürmi dâ’iren-mâdâr kâmil bin adım gâyetü'l-gâye metîn kal‘adır, lâkin leb-i deryâda kumsallı alçacık yerde olmağın handakı yokdur ve her kullesi ve burc [u] bârûsu ve dendân-ı bedenleri şeddadî binâ olup beyâz kuğu gibi münevver kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90a ·
metinde göster ·
cedîd bâb-ı hadîddir ve derûn-ı hisârda cümle (---) aded kiremitli hânelerdir v …
Ve (---) kapusu var. Cânib-i (---) nâzır iki kat cedîd bâb-ı hadîddir ve derûn-ı hisârda cümle (---) aded kiremitli hânelerdir ve dizdâr ve kethüdâ ve imâm ve mü’ezzin hâneleri ma‘mûrdur. Cebehânesi ve anbârları ve su yolları ve bir (---) hünkâr câmi‘i var, gayrı imâret yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 92a ·
metinde göster ·
… îk handak kazmışlar kim âdem aşağı bakmağa cür’et edemez. Ve bu taraf dîvârları
iki kat
kalın dîvârdır kim kırk ayak enli dîvârdır ve dâ’iren-mâdâr cirmi bin üç yüz ad …
İbtidâ derûn-ı hisârda Hünkâr câmi‘i esâsın bırakmışlar, ammâ inşâ’allâh mükellef câmi‘ olur, ammâ kal‘anın kara cânibine bir enli ve amîk handak kazmışlar kim âdem aşağı bakmağa cür’et edemez. Ve bu taraf dîvârları iki kat kalın dîvârdır kim kırk ayak enli dîvârdır ve dâ’iren-mâdâr cirmi bin üç yüz adımdır ve limanı kal‘anın şimâlinde a‘lâ demir dutar yatakdır kim donanma-yı hümâyûn seksen pâre kadırga ile lenger endâht olup refâhiyyet üzre sığınup yatırlar idi. Ol gün pâdişâh geldikde Kapudan Alî Paşa bir ziyâfet-i uzmâ etmişdir kim vasfında lisân kâsirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 93a ·
metinde göster ·
… ü'l-gâye metânet üzre mebnî şekl-i murabba‘ seng-i tırâş ile inşâ olunmuş başka
iki kat
bölme hisâr-ı üstüvârdır kim içinde dizdâr ve kal‘a imâmı ve mü'ezzininden gayr …
Sitâyiş-i hisâr-ı Nârin kal‘a: Bu kal‘a Yukarukal‘anın cânib-i garbı köşesinde vâki‘ olmuş gâyetü'l-gâye metânet üzre mebnî şekl-i murabba‘ seng-i tırâş ile inşâ olunmuş başka iki kat bölme hisâr-ı üstüvârdır kim içinde dizdâr ve kal‘a imâmı ve mü'ezzininden gayrı bir ferd-i âfrîde sâkin değildir. Ancak bir zâviye ve gılâl anbârları ve su sarnıçları vardır. Ve cânib-i şarka nâzır iki kat metîn demir kapuları mâbeyninde dizdâr ağa dîvânhânesi etrâfında olan rûy-ı dîvârda maslûb cebe ve cevşen ve katlavî ve tuğulka ve ser-penâh ve zırh [u] zereh-külâh ve balta ve nacaklar ve şiş ve harbe ve mızrak ve tüfeng ve tîr-i kemân ve kılıç ve gaddâre ve zemberek ve gürz ve salık ve nobbut ve sopa ve salma ve gürz ve siper-i zerîn ve niçe bin bunun emsâli âlet-i silâha müte‘allık zî-kıymet silâh-ı gûnâ-gûnlar ile bu kapular mâbeyni eyle müzeyyen olmuşdur kim Devlet-i Âl-i Osmân'da misli meğer Bağdâd-ı bî-dâdda ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112b ·
metinde göster ·
… k bir zâviye ve gılâl anbârları ve su sarnıçları vardır. Ve cânib-i şarka nâzır
iki kat
metîn demir kapuları mâbeyninde dizdâr ağa dîvânhânesi etrâfında olan rûy-ı dîv …
Sitâyiş-i hisâr-ı Nârin kal‘a: Bu kal‘a Yukarukal‘anın cânib-i garbı köşesinde vâki‘ olmuş gâyetü'l-gâye metânet üzre mebnî şekl-i murabba‘ seng-i tırâş ile inşâ olunmuş başka iki kat bölme hisâr-ı üstüvârdır kim içinde dizdâr ve kal‘a imâmı ve mü'ezzininden gayrı bir ferd-i âfrîde sâkin değildir. Ancak bir zâviye ve gılâl anbârları ve su sarnıçları vardır. Ve cânib-i şarka nâzır iki kat metîn demir kapuları mâbeyninde dizdâr ağa dîvânhânesi etrâfında olan rûy-ı dîvârda maslûb cebe ve cevşen ve katlavî ve tuğulka ve ser-penâh ve zırh [u] zereh-külâh ve balta ve nacaklar ve şiş ve harbe ve mızrak ve tüfeng ve tîr-i kemân ve kılıç ve gaddâre ve zemberek ve gürz ve salık ve nobbut ve sopa ve salma ve gürz ve siper-i zerîn ve niçe bin bunun emsâli âlet-i silâha müte‘allık zî-kıymet silâh-ı gûnâ-gûnlar ile bu kapular mâbeyni eyle müzeyyen olmuşdur kim Devlet-i Âl-i Osmân'da misli meğer Bağdâd-ı bî-dâdda ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112b ·
metinde göster ·
… kireç sürüp nûr-ı mücellâ kuğu-misâl bir kal‘adır, ammâ iç kat dolma palankası
iki kat
sütûn-ı bâlâlardır kim mâbeynini üstâd-ı kâmil bennâ horasan ve kireç ve alçı i …
Bu Tımış nehrinin batağı çatağı içre gûyâ bir su içinde kaplıbağa yatır gibi durur, dörd ayakların germiş, dörd aded tabya-i azîmleridir ve kaplıbağanın başı gûyâ iç kal‘adır ve kaplıbağanın vücûdu gûyâ kal‘anın cirmidir. Bu hisâb üzre şekl-i muhammesdir, lâkin ne taşdır ve ne tuladır. Cümle kalın meşe ve pelîd ağaçlarından mebnî bir palankadır. Taşra yüzü çit örme bir kat ince beyâz ve mücellâ dîvâr şekilli çitdir. Üstâd-ı kâmil bu çiti yaban asmalarından örüp üzerine alçı ve beyâz kireç sürüp nûr-ı mücellâ kuğu-misâl bir kal‘adır, ammâ iç kat dolma palankası iki kat sütûn-ı bâlâlardır kim mâbeynini üstâd-ı kâmil bennâ horasan ve kireç ve alçı ile eyle rıhtım etmiş kim bin yıl niçe yüz bin top-ı kûp gülleleri ursan palanka direklerinin aralarına gülleler girüp gâ’ib olur. Taş kal‘alar gibi topdan aslâ havf u haşyeti yokdur. Eğer palanka ağaçların âteşe uralım deseler deryâ-misâl sudan ve bataklardan yanına varılmaz ve etrâfında batakdan meterise girilmez ve iç kal‘adan ve dörd aded makas tabyalardan şayka toplar âdem gezdirmez, değil ki palankasın âteşe uralar. Bir vech ile kabza-i teshîre almak mümkün değildir, illâ muhâsaradan gayrı ilâc yokdur, zîrâ gâyet metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Eğer denirse "Ağaç kal‘a mürûr-ı eyyâm ile çürümez mi?" denirse, belî çürüyen sütûn-ı müntehâların kırk elli yılda bir çıkarup yerine bir dıraht-ı müntehâ korlar, zîrâ bu kal‘anın ta‘mîr ü termîmine me’mûr yetmiş aded ma‘mûr köyler me’mûrlardır, ammâ her dırahtı bataklık içre dura dura abanos olup polad-ı Nahçivânî olmuşdur. Ve dolma rıhtım dîvârı dahi sedd-i şirvanî olmuşdur kim bu dîvârın enniliği kâmil elli ayak ve ba‘zı yerleri altmış ayak âriz dîvârlardır kim üzerlerinde fârisi'l-hayl olanlar cirid oynasalar yerleri dar değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
cânib-i şimâle nâzırdır. Hattâ bu kapu üzre cihân-nümâ bir kasr-ı âlîsi var. Cü …
Bu bâb-ı kebîr dahi iki kat cânib-i şimâle nâzırdır. Hattâ bu kapu üzre cihân-nümâ bir kasr-ı âlîsi var. Cümle haşeb binâdır, ammâ gâyet musanna‘ kasr-ı Havernâk'dır. Cümle âyende vü revende ve müsâfirîn anda meks-i ârâm ederler. Sâ‘at kullesi andadır ve üstünde demir tenekeden bir horosu var, sekiz rûzgâr-ı zorkâr bu horosa urdukça ol horos hareket edüp sadâ vererek çevelân eder. Gâyet musanna‘ horosdur. Anıniçün kapuya Horos kapusu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
… üzre şekl-i müselles ve kârgîr seng-i tırâş bir sûr-ı savaşdır kim kara cânibi
iki kat
vâsi‘ ve âriz ve âlî kal‘a-i bâlâdır. Gerçi bu kal‘a-i üstüvâr üç köşedir, ammâ …
Kal‘ası evc-i semâya münkalib olmuş yumurta gibi bir kaya üzre şekl-i müselles ve kârgîr seng-i tırâş bir sûr-ı savaşdır kim kara cânibi iki kat vâsi‘ ve âriz ve âlî kal‘a-i bâlâdır. Gerçi bu kal‘a-i üstüvâr üç köşedir, ammâ kara tarafının iki bölüğünde kal‘a dîvârları vardır, ammâ kıble cânibinde olan tarafında aslâ kal‘a dîvârından nâm [u] nişân yokdur. şehrin cümle hânedânlarının cümle şâhnişîn ve revzenleri bu tarafda yalçın kaya üzre olduğundan bu tarafda aslâ kal‘a dîvârı yokdur ve lâzım da değildir. Zirâ bu semtleri kevâkib-i 151b Süreyyâ'ya ser çekmiş kayalardır kim üç Süleymâniyye minâresi kaddi aşağıda nehr-i azîm Virbaz deryâ gibi cereyân ederken bu kal‘anın bâlâlığından mezkûr nehir bir ırmacık gibi görünür. Tâ bu mertebe kal‘a-i âlîdir kim benî Âdem aşağı bakmağa cür’et edemeyüp aklı gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151a–151b ·
metinde göster ·
Ve bu sûrun ancak iki aded kapusu var. Cânib-i şimâle battâl kapudurlar kim
iki kat
metîn ve kavî demir kapulardır. Bu kal‘ayı gâzîler bu tarafdan şebhûn edüp feth …
Ve bu sûrun ancak iki aded kapusu var. Cânib-i şimâle battâl kapudurlar kim iki kat metîn ve kavî demir kapulardır. Bu kal‘ayı gâzîler bu tarafdan şebhûn edüp feth etmişlerdir. Ve bir kapusu dahi cânib-i kıbleye Vinçaz kapusudur kim bu dahi iki kat hadîd bâb-ı cedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
… th etmişlerdir. Ve bir kapusu dahi cânib-i kıbleye Vinçaz kapusudur kim bu dahi
iki kat
hadîd bâb-ı cedîdlerdir.
Ve bu sûrun ancak iki aded kapusu var. Cânib-i şimâle battâl kapudurlar kim iki kat metîn ve kavî demir kapulardır. Bu kal‘ayı gâzîler bu tarafdan şebhûn edüp feth etmişlerdir. Ve bir kapusu dahi cânib-i kıbleye Vinçaz kapusudur kim bu dahi iki kat hadîd bâb-ı cedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
… im bir vech ile yanına varılmaz. Ancak cânib-i şimâle nâzır bir küçücük demirli
iki kat
kavî kapusu var. Ana dahi zemberekli asma cisr ile varılup her gece dîdebânlar …
Kal‘ası bir fecc-i amîk göl içinde olduğıyçün kavm-i Ervâm Gölhisâr derler, ammâ lisân-ı Latince ismi (---)(---) mezkûr göl içinde bir alçacık dîvârlı şekl-i murabba‘ taş binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Bir cânibinden zafer mümkün değil bir sa‘b ve metîn kal‘adır kim bir vech ile yanına varılmaz. Ancak cânib-i şimâle nâzır bir küçücük demirli iki kat kavî kapusu var. Ana dahi zemberekli asma cisr ile varılup her gece dîdebânlar cisri makaralar ile çeküp kaldırup kapuya dayarlar. Kal‘a bir cezîre içre kalır. Bu göl yine nehr-i Pileve'den cem‘ olup amelî göldür. Eğer murâd olunsa gölün suyun kesüp kal‘a karada kalmak emr-i seheldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152b ·
metinde göster ·
… mle cevâmi‘lerinde hatîb minbere kılıç ile urûc edüp hutbeyi tilâvet eder. Hâlâ
iki kat
bir hisâr-ı üstüvâr-ı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ-yı kadîm ve sûr-ı azîm …
Manzara-i eşkâl-i kal‘a-i Üsküb-i mahbûb: Müverrihân-ı Rûm bu kal‘aya kal‘a-i Mazenderân-ı Rûm dediklerinin aslı hîn-i savaşda derûn-ı hisârda yigirmi bin güzîde Acem Mazenderânîsi gibi Arnavud tüfeng-endâzı olup Gâzî Evrenos Beğ ile pey-der-pey yedi ay savaş-ı perhâş edüp âhirü'l-emr seyf-i Muhammed urulup yürüyüş ile feth olduğundan cümle cevâmi‘lerinde hatîb minbere kılıç ile urûc edüp hutbeyi tilâvet eder. Hâlâ iki kat bir hisâr-ı üstüvâr-ı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ-yı kadîm ve sûr-ı azîm bir rabât-ı müzeyyen ve bir belde-i medyendir kim refî‘ü'l-beyân ve halkı cümle azîmü'ş-şândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169b ·
metinde göster ·
metîn ve muhkem demir kapuları var. Gûnâ-gûn âlet-i ceng ü hıyel ile ve demir a …
Ve cânib-i garba nâzır iki kat metîn ve muhkem demir kapuları var. Gûnâ-gûn âlet-i ceng ü hıyel ile ve demir asma kafesler ile ârâste bâb-ı kavîdir. Bir kerre bu kapudan Venedik kâfiri şebhûn edüp bu kal‘aya istîlâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
… ndân-ı bedendir ve üç tarafı nehr-i Tuna'dır. Bir tarafı karadır. Ol tarafı ise
iki kat
amîk handak olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olduğundan bu kal‘a hemân bir cezî …
Ve bu kal‘a İslâmbol'dan on yedi sene mukaddem feth olmuşdur ve her kullesi minâre kaddi çâr-kûşe âlî kullelerdir ve cümle on iki 183a bin aded dendân-ı bedendir ve üç tarafı nehr-i Tuna'dır. Bir tarafı karadır. Ol tarafı ise iki kat amîk handak olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olduğundan bu kal‘a hemân bir cezîre gibi kalmışdır ve iç kal‘ası Tuna kenârı köşesindedir kim azîm vezni üzre kulle-i bâlâları var. Her kullelerin içleri fetihden berü mâl-â-mâl hazîne ve cebehânelerdir ve bu iç kal‘anın kapusu önündeki handak dahi başka leb ber-leb nehr-i Tuna'dır ve bu iç kal‘anın yere berâber Tuna'ya nâzır içine âdem sığar şayka topları var kim her biri ejder-i heft-sere benzer ve bu iç hisâra aslâ enâyî âdem giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b–183a ·
metinde göster ·
… yâ-misâl handakı ve cümle sekiz aded cedîd metîn kapuları var. Ve dâ’iren-mâdâr
iki kat
kal‘a dîvârı ve kal‘adan hâric sedd-i Kahkahâ-vâr kavî tabyaları kirpi gibi bal …
Kal‘ası Kaşa yaylası dâmeninde şekl-i murabba‘dan tûlânî Şeddâdî seng-tırâş bir metîn ü müstahkem kal‘a-i savaş-ı perhâşdır kim gûyâ Eğre kal‘ası gibi dâmen-i kûha vâkı‘ olmuşdur, ammâ bu Kaşa Eğre'nin üçü kadar var bir vasî‘ ve azîm tabyaları var. Ve dağdan tarafı bir azîm gayyâ-misâl handakı ve cümle sekiz aded cedîd metîn kapuları var. Ve dâ’iren-mâdâr iki kat kal‘a dîvârı ve kal‘adan hâric sedd-i Kahkahâ-vâr kavî tabyaları kirpi gibi balyemez toplar ile ârâste ve gûnâ-gûn muhîl [ü] şeytanatlar ile pîrâste olmuş hisâr-ı üstüvârdır kim üstâdân-ı selef var makdûrun sarf edüp bu sûrda eyle tasarruflar etmişdir kim zamânımız üstâdları ol binâ-yı refî‘u'ş-şâna mânend bir hisâr inşâ etmeğe kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a ·
metinde göster ·
… çokdur. Ve kıble cânibine nâzır ancak bir demir kapusu var, pâsbânlar ile âmâde
iki kat
metîn kapudur, ammâ handakı yokdur, zîrâ bir püşte-i âlî üzre olduğundan handak …
Bu kal‘a bir dereli ve depeli özler arasında vâkı‘ zemînde bir sivri depe üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn Şeddâdî seng-tırâş bir kal‘a-i savaş-ı latîfdir. Lâkin havâlesi çokdur ve içinde çârsû-yı bâzârı yokdur, ammâ kenîse ve ma‘mûr şindire tahta örtülü hâneleri çokdur. Ve kıble cânibine nâzır ancak bir demir kapusu var, pâsbânlar ile âmâde iki kat metîn kapudur, ammâ handakı yokdur, zîrâ bir püşte-i âlî üzre olduğundan handak yeri yokdur. Cümle bin aded soltat-ı neferâtlara mâlikdir. Kapudanı krala hedâyâlarıyla gelüp on kîse imdâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b ·
metinde göster ·