… kahve ve kettânlarımız getirmeğe me’mûr olup anlar bizsiz biz anlarsız olmayup
ikimiz
mâbeyninde bu kanlı kassâb-ı nassâblar n'işler. Bunların kan dökdüğü şehirden t …
"Pâdişâhım bizim kalyonlarımız pirinc ve mercimek ve kahve ve kettânlarımız getirmeğe me’mûr olup anlar bizsiz biz anlarsız olmayup ikimiz mâbeyninde bu kanlı kassâb-ı nassâblar n'işler. Bunların kan dökdüğü şehirden tâ‘ûn çıkmaya gelmişdir. Ol havfdan kanarahâneler sâ’ir diyârlarda şehirlerin hâricinde olur bir alay kanlı kirli menhûslardır. Ammâ biz dâ’imâ İslâmbol'u cemî‘i hubûbât ile ganîme ederiz" dediler. Hemân kassâbların etdüği kanlar gözlerini bürüyüp eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
minâreden inmek sadedinde iken anı gördük: Evc-i âsumâna berâber bir gubâr-ı gi …
Ammâ Alî Çelebi ile ikimiz minâreden inmek sadedinde iken anı gördük: Evc-i âsumâna berâber bir gubâr-ı gird-i siyâh havâya münkalib olup oyulkana oyulkana gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
ol koyah-ı servî dırahtistânı içre vakt-i seherde giderek bâğçesin ortasında bi …
Biz ikimiz ol koyah-ı servî dırahtistânı içre vakt-i seherde giderek bâğçesin ortasında bir havz-ı azîm kurbunda beş on dâne serâmed servîler [sâye]sinde rûy-ı zemîn üzre seccâde cirmi kadarca yere çâr-kûşe taşlar dizüp bir çemenzâr makâm olmuş, ol mahalle vardığımızda Melek Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43b ·
metinde göster ·
… sümme't-tarîk" deyüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden safâ ve sürûr etdim ve
ikimiz
mâbeyninde muharremât ve mükeyyefâtdan bir şey ile âlûde olmamak içün ahd ü yem …
"Ey ihvân-ı mâ. Niçün böyle pür-zâr ve bî-karârsın. Gel senin ile cihângeştlik Y 3a edelim ve diyâr-ı Arabistân ve Hindustân'a gidelim. Ola kim Cenâb-ı Bârî bize bir pîşvâ-yı tarîk ve mürşid-i kâmil-i ehl-i tahkîk ve bir mûnis-i gamgüsâr ve bir yâr-ı gamhâr ve bir yâr-ı vefâdâr-ı sıddîk verüp şimden gerü tarîk-ı Hakk'a yönelüp bir sâhib-nazar-ı bahr-i atâ ve bir destgîr-i kân-ı şifâ bulup sevdâger-i âhiret olup seyyâh-ı âlem olalım" dedikde derûnumda yer edüp "İşte budur bana yâr u hemrâh olacak" deyü "evvelü'r-refîk sümme't-tarîk" deyüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden safâ ve sürûr etdim ve ikimiz mâbeyninde muharremât ve mükeyyefâtdan bir şey ile âlûde olmamak içün ahd ü yemîn etdik. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y2b–Y3a ·
metinde göster ·
… ırk yıldır ben seyâhat ederim. Ve yüz on beş yıldır bu Padre seyâhat eder. Âhir
ikimiz
bu kadar müddet-i medîd ömr-i dırâzda bu dünyâyı yedi kerre devr edüp âhir bu d …
"Millet-i Mesîhiyye'nin râhibleri ve hıristiyânları ve âlimleriyiz, ilim kuvveti ile bildik. Ve pâdişâhıma iki müjdemiz var. Tırabuzan'da olan Selîm oğlun Mısır sultânı olup Mekke Medîne pâdişâhı olur. Ve Süleymân oğlun Kızıl Elma sâhibi olur. Ve âl-i Osmân devletinin tâli‘i kuvvetdedir. Bu dünyâ cezîresin büsbütün kabza-i tasarrufa alırsız. Ammâ pâdişâhıma bir ulu müjdemiz var. Cümle pâdişâhlardan azîmü'ş-şânsız. şu devlet size müyesser ola, deyü yüz kırk yıldır ben seyâhat ederim. Ve yüz on beş yıldır bu Padre seyâhat eder. Âhir ikimiz bu kadar müddet-i medîd ömr-i dırâzda bu dünyâyı yedi kerre devr edüp âhir bu dünyânın Sebte boğazından taşra gemimiz ile ilim kuvvetiyle cânib-i garba yedi bin mîl gidüp Yeni Dünyâ nâmında bir dünyâ bulduk. Bu dünyâda olmayanlar anda mevcûddur. Ve anda dahi bir gûne behâyim makûlesi dağî bâğî âdemler vardır, haşir neşir bilmezler. Cümle sularında altun vardır ve cümle dağlarında ma‘âdinler ve sahrâlarında çemenzârlardır. Âb [u] havâsı latîf, dahi bu dünyâ kavminin ayağı basmamış bir bikir dünyâdır. Pâdişâhıma müyesser ola, deyü müjde etdim" dediler. Bâyezîd-i Velî buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252a ·
metinde göster ·