… eydir: "Ey fakîr Evliyâ sen bu diyârda n'işlersin?" dedikde cânım dişime alup, "
İlahî
sana sığınıram" deyü derûnumdan bir teveccüh edüp uykuda horlar gibi muş muş uy …
İbtidâ bana doğru gelirken eydir: "Ey fakîr Evliyâ sen bu diyârda n'işlersin?" dedikde cânım dişime alup, "İlahî sana sığınıram" deyü derûnumdan bir teveccüh edüp uykuda horlar gibi muş muş uyur şekilli olup {hınzîr-vâr öbürleri gibi horuldamağa başladım, ammâ şaka-gûne nefîr-i hâb çekerdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13a ·
metinde göster ·
Minkârîzâde Ördek{zâde} ve Tatzâde olup pat burun oğlu {gibi} olasın" deyü latî …
"İlahî Minkârîzâde Ördek{zâde} ve Tatzâde olup pat burun oğlu {gibi} olasın" deyü latîfe edüp zemmâm ü nemmâm ve dehhâllıkdan fâriğ olup bir âlüfte vü âşüfte sâhib-i şaka ve ehl-i vefâ bir kimesne olup, nitekim bu Varna ve Hacıoğlu ve Mankalya'da muhâfazada idik her bâr efendimiz Melek Ahmed Paşa ile hüsn-i ülfet edüp lâubâli kelimâtlar ederdi, zîrâ bu Paçavra Kadı Sultân Murâd-ı Râbi‘e kebîrü'l-enf olup bir şekl-i kabîh-i mudhik olduğundan duhûl etdiği cild-i evveldeki fasl-ı ibret-nümâda sergüzeşt [ü] serencâm-ı acîbesi {ile} mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a ·
metinde göster ·
eyle bir lağım hîlesi duyulmadı, ammâ gün be-gün kâfir kırıldıkça anlara nehr-i …
Ammâ ertesi ale's-sabâh gördük kim kâfirin meterisleri üzre yetmiş yerde yetmiş aded gûnâ-gûn haçlı peykerler nümâyân olup her biri birer hatman u hotmana alâmetdir kim her hatman kolunda birer ikişer hurde şâhî toplar atılup cemî‘i küffâr bir ağızdan "Yajuj Yajuj" deyü çağırup aslâ tabıl çalmamışlar iken ertesi gün torompete ve dankiyo tulumların ve düdükleri ve nâkûs-ı erganonların çalup kara günlük râyihası cihânı mu‘attar edüp bildik ki {kâfirin} henüz imdâd-ı azîmleri gelüp topların atdıkça zerre kadar Özü kal‘asına zarar isâbet etmediğinden derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı muvahhidîn hamd edüp cümle paşalı sekbân [u] sarıca yiğitleri kırkar ve ellişer dirhem tüfengleri bir darbdan mazgal deliklerinden kotardıkça küffâr taşrada kurşumu yeyüp meterislerinden baş gösteremezlerdi, lâkin anların lağım hîlesinden havf edüp kal‘anın içinde dîvâr diplerinde lağım yerleri arayup kal‘a dîvârları üzre davullar koyup davullar üzre daru ve buğday döküp lağım hîlesi gözedirdik. Eğer küffâr kal‘a temelin kazup lağım ederse davullar üzre darılar kâfirin külüngi darbından sıçraşırlar. Hamd-i İlah eyle bir lağım hîlesi duyulmadı, ammâ gün be-gün kâfir kırıldıkça anlara nehr-i Özü ile imdâd ve zahîreleri gelmede, ammâ bize imdâd gelmeyüp zahîremiz tükenmede. Ve küffâr nehr-i Özü'den kal‘a içine giren su yolun bulup kesdi. Bi'z-zarûrî kuyulardan acı suları nûş {ederek} benî Âdem hayâtda olmağı ferâmûş edüp sekbân ve sarıcaların ve paşalıların atları acı su içmeden karın ağrısına uğrayup at sâhiblerinin başlarına cihân dâr-ı cahîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58a ·
metinde göster ·
, ey Hâlik-ı kevneyn Arapça ,'sin ammâ bu ne sırdır kim Ilgın şehri altında be …
"İlahî, ey Hâlik-ı kevneyn Arapça ,'sin ammâ bu ne sırdır kim Ilgın şehri altında beni yüz bin askerimle bu celâlîler münhezim etdirüp mâl-ı Karûn'a mâlik iken bir atımla kaçup cânım kurtardım. şimdi bugünkü günde cümle hasımlarımı Haleb kal‘ası tokadına dıkup cümlesi ayağıma yüz sürdüler. İlahî, ben bir abd-i za‘îf âsî kulunun cürmüme bakmayup afvınla mu‘âmele eyle. Eğer istidrâc ise yâ Rabbî, bu devleti bana gösterme" deyüp firâvân tazarru‘ u nâlişler eyledi ve taşra çıkup fevka'l-had bî-hisâb izhâr-ı sürûr ve behcet edüp inbisât-ı şâdumânî gösterüp Hasan Paşa ve Tayyaroğlu'nun ve Ken‘ân Paşa'nın akîblerince boğça boğça zî-kıymet girân-bahâ kâr-ı Hindî zertârîler ve susîler ve cûdîler ve malayîler ve zâğîler ve germesûdlar ve Mahmûd-âbâdlar ve bir incü tesbîh kim cümle dürr-i yetîm idi ve bir summât-ı Muhammedî ta‘âm kim cümle kırk aded sîm âvânî suhûn-ı münakkaşlar kim içlerinde cümle mümessek ü mu‘amberîn ve muza‘ferîn ni‘met-i nefîse ile memlû ve sîm sini ve sîm leğen ve ibrik ve gûnâ-gûn fağfûr-ı Çin ve tabaklar ve münebbet kâseler ve Kuknus burnundan ve mercan ve kehribâr ve Seylân'dan murassa‘ kaşıklar ve girân-bahâ mücevher gülâbdân ve buhûrdân 73a ve zertârî münakkaş bukalemûn pîşkîr ve gûnâ-gûn Lahorî şallar ve on şemâme amber-i hâm ve bir kantar ûd-ı Mâverdî ve sâ’ir levâzımâtlar ile yetmiş çift sarây yağlıkları gönderüp Hasan Paşa ile Murtazâ Paşa tekmîl-i mahabbet edüp Hasan Paşa bu hedâyâlardan vâfir tesliye-i hâtır bulup şâd oldu kim Hasan Paşa Murtazâ Paşa'yı bozduğuna nâdim olup "Âh ben bana etdim" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72b–73a ·
metinde göster ·
… de cümle hasımlarımı Haleb kal‘ası tokadına dıkup cümlesi ayağıma yüz sürdüler.
İlahî
, ben bir abd-i za‘îf âsî kulunun cürmüme bakmayup afvınla mu‘âmele eyle. Eğer i …
"İlahî, ey Hâlik-ı kevneyn Arapça ,'sin ammâ bu ne sırdır kim Ilgın şehri altında beni yüz bin askerimle bu celâlîler münhezim etdirüp mâl-ı Karûn'a mâlik iken bir atımla kaçup cânım kurtardım. şimdi bugünkü günde cümle hasımlarımı Haleb kal‘ası tokadına dıkup cümlesi ayağıma yüz sürdüler. İlahî, ben bir abd-i za‘îf âsî kulunun cürmüme bakmayup afvınla mu‘âmele eyle. Eğer istidrâc ise yâ Rabbî, bu devleti bana gösterme" deyüp firâvân tazarru‘ u nâlişler eyledi ve taşra çıkup fevka'l-had bî-hisâb izhâr-ı sürûr ve behcet edüp inbisât-ı şâdumânî gösterüp Hasan Paşa ve Tayyaroğlu'nun ve Ken‘ân Paşa'nın akîblerince boğça boğça zî-kıymet girân-bahâ kâr-ı Hindî zertârîler ve susîler ve cûdîler ve malayîler ve zâğîler ve germesûdlar ve Mahmûd-âbâdlar ve bir incü tesbîh kim cümle dürr-i yetîm idi ve bir summât-ı Muhammedî ta‘âm kim cümle kırk aded sîm âvânî suhûn-ı münakkaşlar kim içlerinde cümle mümessek ü mu‘amberîn ve muza‘ferîn ni‘met-i nefîse ile memlû ve sîm sini ve sîm leğen ve ibrik ve gûnâ-gûn fağfûr-ı Çin ve tabaklar ve münebbet kâseler ve Kuknus burnundan ve mercan ve kehribâr ve Seylân'dan murassa‘ kaşıklar ve girân-bahâ mücevher gülâbdân ve buhûrdân 73a ve zertârî münakkaş bukalemûn pîşkîr ve gûnâ-gûn Lahorî şallar ve on şemâme amber-i hâm ve bir kantar ûd-ı Mâverdî ve sâ’ir levâzımâtlar ile yetmiş çift sarây yağlıkları gönderüp Hasan Paşa ile Murtazâ Paşa tekmîl-i mahabbet edüp Hasan Paşa bu hedâyâlardan vâfir tesliye-i hâtır bulup şâd oldu kim Hasan Paşa Murtazâ Paşa'yı bozduğuna nâdim olup "Âh ben bana etdim" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72b–73a ·
metinde göster ·
kim bu kâra akıllar çâk âdetullâh eyledir kim su âteşin zıddıdır. Âteş üzre su …
İbret-nümâ-yı sırr-ı garîbe vü acîbe: Bir sırr-ı İlahîdir kim bu kâra akıllar çâk âdetullâh eyledir kim su âteşin zıddıdır. Âteş üzre su döksen âteş söner, ammâ hikmet-i Hudâ bu Manyas gölünde hâsıl olur bir gûne pembe kökü-misâl kav biter. Su içinden koparup çakmak taşı üzre koyup çakmak demiriyle ursan bi-emr-i Hayy-ı Kadîr sudan çıkmış yaş şeyden âteş zâhir olup tütün yakmağa ve her şey’e istîmâl olunur, ammâ mezkûr kavı kurudup çaksan âteş dutmaz. Meşhûr-ı âfâk bir gûne kavdır. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
, bunda medfûn olan sa‘îd-i şehîdânın rûh-i şerîfleriyçün olsun, bizim tarafımız …
"İlahî, bunda medfûn olan sa‘îd-i şehîdânın rûh-i şerîfleriyçün olsun, bizim tarafımızı gâlib edüp isyân eden Boğdan küffârların makhûr ve müdemmer ve münhezim eyle" deyü tazarru‘ u nâlişler etdim, ammâ ilhâm-ı Rabbânî ile bildim ki du‘âm hedef-i icâbetde olup bir surûr-ı hubûr hâsıl etdim. Andan ertesi gün çarka askeri çıt-a-çıt ileri gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… er Mora diyârı kurbunda medînetü'l-hükemâ ve'l-kudemâ şehr-i Atina'da Eflâtûn-ı
İlahî
kilisesinde ola, hâlâ Ebü'l-feth câmi‘idir. Hudâ bunu da Mehemmed Hân-ı Râbi‘e …
Ve bu deyr-i gamâmenin taşra dîvârında olan seng-i mücellâlar üzre olan gûnâ-gûn şükûfeler tasvîrleri var kim bir taşda olan tasvîr bir taş üzre yokdur. Gûnâ-gûn şemseler ve bağlama ve islimîler ve mutahhıl ve kitâbeler ile münakkaş hacerâtlardır kim üstâd-ı mermer-bür arz-ı ma‘rifet içün bu rûy-ı dîvâr hacerlerine eyle tîşe urup şükûfeler yazmış gûyâ sikkeyi mermerde kazmış. Misli meğer Mora diyârı kurbunda medînetü'l-hükemâ ve'l-kudemâ şehr-i Atina'da Eflâtûn-ı İlahî kilisesinde ola, hâlâ Ebü'l-feth câmi‘idir. Hudâ bunu da Mehemmed Hân-ı Râbi‘e câmi‘ etmeği müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
bu şehir içre sağîr u ger kebîr olsun / Kamusuna nasîb etsin Hudâ son demde îmâ …
İlahî bu şehir içre sağîr u ger kebîr olsunKamusuna nasîb etsin Hudâ son demde îmânıRicâlullâh ile bu Kevseri dedi ana târîhDilerim kim bu hısnın Hak ola dâ’im nigehbânı.Sene (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
Ziyâret-i şehîdân-ı Lipova: Bu cebbânede niçe kerre nûr-ı
İlahî
leme‘ân urduğın müsinn ü sulehâ-yı ümmet âdemler görüp şahâdet etdiler. Hakîkat …
Ziyâret-i şehîdân-ı Lipova: Bu cebbânede niçe kerre nûr-ı İlahî leme‘ân urduğın müsinn ü sulehâ-yı ümmet âdemler görüp şahâdet etdiler. Hakîkatü'l-hâl nûr-ı mübîn berk üzre bir garâfe-i kübrâdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121a ·
metinde göster ·
… mecâzibân: Evvelâ büdelâ ve ümenâ ve nücebâ ve nükebâ mertebesinde mecâzibân-ı
İlahî
Abdî Çelebi bir pîr-i nâ-tüvân aşk-ı İlahî ile sermest [ve] medhûş hemîn-i zamâ …
Menâkıb-ı mazınne-i ehl-i hâl-i mecâzibân: Evvelâ büdelâ ve ümenâ ve nücebâ ve nükebâ mertebesinde mecâzibân-ı İlahî Abdî Çelebi bir pîr-i nâ-tüvân aşk-ı İlahî ile sermest [ve] medhûş hemîn-i zamân bî-hûş sâhib-i rumûz [ü] künûz kimesnedir. Niçe bin kerâmât-i aliyyesi zâhir ü bâhir olmuşdur, ammâ hakîr anda iken bir gün Abdî Çelebi çârsû-yı bâzârda gezüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı mazınne-i ehl-i hâl-i mecâzibân: Evvelâ büdelâ ve ümenâ ve nücebâ ve nükebâ mertebesinde mecâzibân-ı İlahî Abdî Çelebi bir pîr-i nâ-tüvân aşk-ı İlahî ile sermest [ve] medhûş hemîn-i zamân bî-hûş sâhib-i rumûz [ü] künûz kimesnedir. Niçe bin kerâmât-i aliyyesi zâhir ü bâhir olmuşdur, ammâ hakîr anda iken bir gün Abdî Çelebi çârsû-yı bâzârda gezüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
var idiğin müşâhede etmeyüp görse kim cümle asker Arapça kabîlesinden olup me …
Bu mahalde otak nöbetçisi olan Alî Ağa dahi cümle tevâbi‘atlarıyla vâdî-i hâb-ı nâza varmışlar. Hikmet-i Hudâ İspilet cenerali nâm la‘în ü bî-dîn tarafından bir Uskok-ı müşrikîn ceneral-i dâl bed-fi‘âl elinden bir kadeh şarâb-ı pür-hubâb içüp da‘vâ-yı nâmerd ile paşayı şehîd etmeğe gelüp serâperdenin cânib-i erba‘asın tecessüs edüp verâ-yı perdede müstetir ne zuhûrât-ı İlahiyye var idiğin müşâhede etmeyüp görse kim cümle asker Arapça kabîlesinden olup mest [ü] medhûş yatırlar kim cümle Arapça den olmuşlar. Gûyâ cümlesi ölmüşler. Hemân bî-dîn-i la‘în Uskok "Bire fursat ganîmetdir" deyüp otak sokaklarının birin söküp tâ Melek Paşa'nın obası cânibine reftâr ederek ve bî-bâk u bî-pervâ revâne olurken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 143a ·
metinde göster ·
Evliyâ ber-hurdâr-ı ömr ol. Aceb yek-pâre cevâblar verdin ki her biri Devlet-i …
Köpürlü Mehemmed Paşa eydir: "İlahî Evliyâ ber-hurdâr-ı ömr ol. Aceb yek-pâre cevâblar verdin ki her biri Devlet-i Muhammediyye'ye yarar merhem-i Süleymânî'dir" deyü hakîre hayır du‘â edüp iki yüz altun ihsân ve Köpürlüzâde Mustafâ Beğ ve şâmîzâde ve silihdâr ve çukadâr ağalar cümle ihsânlar edüp ve Nişâncı Paşa bir Mülteka'l-ebhur ve bir arûz kitâbı ihsân edüp İslâmbol'a geçdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164b ·
metinde göster ·
bu halvete giren hasta girse şifâ bula" buyurmuşlar. İlâ hâze'l-ân ol halvete m …
"İlahî bu halvete giren hasta girse şifâ bula" buyurmuşlar. İlâ hâze'l-ân ol halvete marîz girse bi-emrillâhi Te‘âlâ şifâ bulur. Çârsû içinde Eski hammâm dahi havâsı ve binâsı hûb u müferrah ü dil-küşâdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169a ·
metinde göster ·
… rlik mermer-bürlüğü bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Meğer Atina şehrinde Eflâtûn
İlahî
dershânesi kim hâlâ Ebü'l-feth câmi‘idir, eyle tasarruflar meğer bu câmi‘de ola …
Cümle rûy-ı dîvârı seng-i tırâş ile mebnî ve mücellâ ve musaykal ahcârât-ı hârâlar ile inşâ olunup her taşında olan letâfet ve zerâfetdeki tasarrufları bir diyârda temâşâ etdiğimiz kılâ‘ların birinde yokdur. Hattâ üstâd-ı mühendisîn var makdûrun sarf edüp arz-ı ma‘rifet sarf etdiğin ayân ü beyân etmekiçün ol bennâ-yı bânî rûy-ı dîvâra ve pâk-i tâb-ı devâreye eyle tasarruflar, eyle zıhlar ve gilviler ve medîneler edüp ol seng-i hârâları gûyâ kalem-tırâş ile alçı oyar gibi münakkaş oyup gûyâ Nakkaş Fahrî gibi kâğızbürlük edüp her tasarrufların sihr-i i‘câz edüp atlas-ı felekde eyle bir kârgirlik mermer-bürlüğü bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Meğer Atina şehrinde Eflâtûn İlahî dershânesi kim hâlâ Ebü'l-feth câmi‘idir, eyle tasarruflar meğer bu câmi‘de ola. Ve'l-hâsıl bu kal‘a-i Üsküb şehrin vasatında şekl-i muhammes şeddadî binâ-yı mukavves kal‘a-i bâlâdır kim cânib [u] etrâfında dîvârlarının kaddi kâmil elli zirâ‘-ı âlîdir ve cümle yetmiş aded ebrâc-ı kavîler ile ârâste ve iki bin aded dendân-ı bedenler ile pîrâste olmuş rabât-ı müzeyyendir ve cânib-i kıbleye mekşûf üç kat demir kapuları var kim her bâb-ı mu‘allâların mâbeynlerinde nigehbânlar ile 170a mâl-â-mâl olduğundan mâ‘adâ her bâb arasında rûy-ı dîvârda gûnâ-gûn âlet-i silâhlar ile yemîn ü yesâr dîvârları bezenmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169b–170a ·
metinde göster ·
Ev[velâ] Bâyezîd-i Velî dâmâdı Yahyâ Paşa câmi‘inde vâ‘iz ü nâsıh olan şeyh Lütfullâh yine şehr-i Üsküb'de müştak olup Bâyezîd-i Velî'ye şeyh dahi olmuş idi. şeyh İlahî-i Simavî'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp Üsküb kal‘ası cebelinde bir zâviye inşâ edüp anda medfûndur, kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a ·
metinde göster ·
… ellid olup bir monlanın mâye-i girân-mâyîsi idi, ammâ tekmîl-i fünûn edüp nûr-ı
İlahî
oldu ve Devlet-i Âl-i Osmân'da safâ-yı hâtır ile mutasarrıf olmaduğu menâsib-i …
Anadolu beldelerinde medîne-i Alaşehir[de] mütevellid olup bir monlanın mâye-i girân-mâyîsi idi, ammâ tekmîl-i fünûn edüp nûr-ı İlahî oldu ve Devlet-i Âl-i Osmân'da safâ-yı hâtır ile mutasarrıf olmaduğu menâsib-i âlî kalmayup her mansıbı elbette birer gûne risâle te’lîfiyle alırdı. Hattâ Vâkı‘anâme-i Veysî nâmıyla bir târîh-i nûrdur, ibn Sultân Ahmed'e edüp kazâ-i Üsküb kendüye mü'ebbed sadaka olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a ·
metinde göster ·
… ilm-i inşâda eğer ilm-i lugazda benî Âdem'de vech-i arza eyle bir vücûd-ı nûr-ı
İlahî
gelmemişdir. Hattâ yüzden mütecâviz risâle ve yüze yetmiş belki dahi altmış ade …
Mevlânâ-yı merkûm kadı ve râzî ve fâzıl ve münşî-i dîvân-ı fezâ’il bedî‘ü'l-abîr harîrü't-tahrîr vassâf-ı firdevs-edâ sîr-i cüvân sultân-ı herdü-sezâ idi. Hulâsa-i kelâm, eğer ilm-i inşâda eğer ilm-i lugazda benî Âdem'de vech-i arza eyle bir vücûd-ı nûr-ı İlahî gelmemişdir. Hattâ yüzden mütecâviz risâle ve yüze yetmiş belki dahi altmış aded kasâ’id-i belîgaları var ve kırk aded mücelled kitâbları var kim her biri cihân-ârâlardır. Husûsan siğeri nazîre kabûl etmez kabîlindendir. Hattâ bu hakîr Üsküdarî Mahmûd Efendi huzûrunda azîzin kendü güftelerinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a ·
metinde göster ·