… akîr seyyâh-ı âlem Evliyâ’ya mâ’il olup rûz [u] şeb erbâb-ı dilân ve abdâlânlar
ile üns-i
ülfete kâyil olup, ya‘nî erbâb-ı hâlden olup âlüfte ve âşüfte-meşreb görünür bi …
Ve her bâr Hân-ı Cem-haşmet "Selîm'im hakkâ ki selîm olup ismin müsemmâna mutâbık olup mücâhidün fî-sebîlillâhsın" deyü Selîm Geray'a ta‘zîm ü tekrîm mahabbet ve meveddet edüp gûnâ-gûn zî-kıymet mücevher eşyâlar ve tuhaf âvânî kerevke kübeler, ya‘nî zırhlar ihsân eder. Hakkâ ki böyle bir pâdişâh-ı Cem-cenâbın iltifâtına mazhar olacak bir deryâ-dil bir pâdişâh-zâde-i kerîmü’ş-şândır kim kendüye ihsân olunan şeylerden yanında bir şey koymayup müstahiklerine bezl eder. Ve kendülerden cemî‘i zamânda bir efrâd-ı âferîde zerre mikdâr gücenmez. Ve bir pişşe ve mûr-ı za‘îf incitmez. Dâ’imâ erbâb-ı ma‘rifete ve bu fakîr seyyâh-ı âlem Evliyâ’ya mâ’il olup rûz [u] şeb erbâb-ı dilân ve abdâlânlar ile üns-i ülfete kâyil olup, ya‘nî erbâb-ı hâlden olup âlüfte ve âşüfte-meşreb görünür bir sâhib-i sülûk ve bir kerem-kârî ve mülûk-ı sâhib-dil şâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129a ·
metinde göster ·
ülfet edecek bir kahvehâne-i ibret-nümâlardır. Ve cümle dörd yüz yigirmi aded k …
Ve iki tekye dahi ma‘mûr dergâhlardır. Ve cümle bir hammâm-ı râhat-ı cân ve cümle bir hân-ı tüccârân ve cümle bir aded mihmânsarây-ı âyende vü revendegân ve cümle on dörd yerde çeşme-sâr-ı âb-ı revân ve cümle yüz altmış aded dükkân-ı esnâfân ve cümle iki aded kahvehâne-i tiryâkî-i mezmûmândır. Ammâ bu kahvehâneler çârsû içre vâsi‘ şâhrâh üzre vâki‘ olup önlerinde azîm çınâr-ı müntehâlar var kim her biri evc-i semâya ser çeküp şâhaları altında çemenzâr soffalar üzre cemî‘i seyyâhân-ı berr [ü] bihârın erbâb-ı ma‘ârifleri her çınârın zıll-ı himâyesinde arz-ı ma‘rifet edüp ahâlî-i vilâyet ile üns-i ülfet edecek bir kahvehâne-i ibret-nümâlardır. Ve cümle dörd yüz yigirmi aded kefere hâneleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278b ·
metinde göster ·