… h ağaları ve cümle dîvân çavuşları ve yetmiş kalem re’îsleri cümle mücevvezeler
ile üst
hil‘atları geyüp herkes merkezlerinde karâr edüp me’mûr olduğu işlerine mukayye …
Ve cümle erbâb-ı dîvânın libâsların bir gûne tarza komak Süleymân Hân'dan kaldı. Evvelâ Yedikubbe vezîri ve kapudan paşa ve sadrıa‘zam selîmî destâr ile vezâret ile yeniçeri ağası olursa ol dahi selîmî ile orta kapunun sağ tarafında yeniçerilerin dîvân durduğu mahalde meks eder. Çavuşbaşı ve kapucular kethudâsı ve mîrialem ve çakırcıbaşı ve emîr-i âhûr ağa ve çâşnigîrbaşı ve müteferrikabaşısıyla bunlar başlarına mücevvezeler geyüp ve üst-i muvahhidî atlas hil‘at geyüp her biri merkezlerinde karâr ederlerdi. Ve dörd bölük ağaları ve silihdâr ve sipâh ağaları ve cümle dîvân çavuşları ve yetmiş kalem re’îsleri cümle mücevvezeler ile üst hil‘atları geyüp herkes merkezlerinde karâr edüp me’mûr olduğu işlerine mukayyed olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 56b ·
metinde göster ·
… n garb cânibînden cereyân eder. Ve bu Bafra kurbunda bu nehr üzre çam direkleri
ile üstâd-ı
kâmil bir cisr-i azîm icâd etmişdir kim nehrin iki tarafından mebnî olup kavs-ı …
Menzil-i evsâf-ı Bafra: Canik sancağı hâkinde subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe ma‘mur kurâlı kazâdır. Başka serdârı vardır. Samsun'a bir merhaledir. Ve Bafra cenûba meyl ile Samsun'un garb tarafındadır ve Bahr-i esved ile Bafra beyni iki fersahdır. Kızılırmak bu mahalle karîb Karadeniz'e mahlût olur kim Künânâbâd nâhiye{sinden berü gelüp Bafra'nın garb cânibînden cereyân eder. Ve bu Bafra kurbunda bu nehr üzre çam direkleri ile üstâd-ı kâmil bir cisr-i azîm icâd etmişdir kim nehrin iki tarafından mebnî olup kavs-ı kuzah gibi birbirine bitişüp cisr-i azîm olmuş vâcibü's-seyr bir kantara-i ibret-nümûndur. Bu Bafra'da iki câmi‘ ve iki hammâm ve esvâk-ı muhtasarı var ve cümle hâneleri ahşâb tahta ile mebnî hâne-i zîbâlardır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 247a ·
metinde göster ·
… anın cânib-i cenûbu tarafından vech-i dîvârda beyâz taşlar mâbeyninde siyâh taş
ile üstâd-ı
bennâ bânî-i kal‘a olan halîfenin ismin tahrîr etmişdir kim gûyâ hatt-ı Musta‘s …
Ba‘dehû Halîfe (---) bu kal‘ayı gereği gibi ol kadar metânet üzre çârkûşe seng-trâş ile bir acâyib müstahkem ve metîn ve kavî etdi kim hâlâ anın âsâr-ı binâsıdır kim binâ-yı mu‘azzamdır. Hatta bu kal‘anın cânib-i cenûbu tarafından vech-i dîvârda beyâz taşlar mâbeyninde siyâh taş ile üstâd-ı bennâ bânî-i kal‘a olan halîfenin ismin tahrîr etmişdir kim gûyâ hatt-ı Musta‘sımî'dir kim ol hat budur (---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 25a ·
metinde göster ·
Bu gârların niçesinin içinde devdâh hâneler var kim çarhlar
ile üstâdlar
ibrişim ve iplik ve sicim ve top urganları bükerler ve niçe yüz aded gârda top …
Bu gârların niçesinin içinde devdâh hâneler var kim çarhlar ile üstâdlar ibrişim ve iplik ve sicim ve top urganları bükerler ve niçe yüz aded gârda top güllesi yığılmışdır kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
bennâ-yı selef bunların 80a seng-i hârâlarına eyle tîşe-i Ferhâdî urup eyle m …
Ve her biri birer gûne ilm-i hendese ile üstâd bennâ-yı selef bunların 80a seng-i hârâlarına eyle tîşe-i Ferhâdî urup eyle musaykal ve mücellâ dîvârlar inşâ etmişler kim zamânımız üstâdları ana mu‘âdil bir tîşe urmağa kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b–80a ·
metinde göster ·
… Ervâm Üstürgorna derler, zîrâ bir zamân tâc-ı İskender olan gorona bunda durmak
ile Üstürgona
ve Üsti gorona'dan galat-ı meşhûr kalup hâlâ kal‘a-i Üstürgon derler.
Ammâ lisân-ı Nemse'de ismi (---)(---) ve lisân-ı Macar'da nâmı (---)(---) ammâ kavm-i Ervâm Üstürgorna derler, zîrâ bir zamân tâc-ı İskender olan gorona bunda durmak ile Üstürgona ve Üsti gorona'dan galat-ı meşhûr kalup hâlâ kal‘a-i Üstürgon derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… emen Sinân Paşa'nın ikinci vezîria‘zamlığı mahallinde deryâ-misâl asker-i İslâm
ile Üstürgon
altındaki küffâra berk-ı hâtif-i Rabbânî gibi yetişüp vakt-i seherde kırmağa ba …
Ba‘dehu Süleymân Hân vefâtından sonra küffâr niçe kerre bu kal‘a-i Üstürgon üzre gelüp hâ’ib [ü] hâsir giderlerdi. Tâ ki dest-i Âl-i Osmân'da kırk sekiz sene bâkire-misâl durup sene 1002 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında yedi kral kal‘a-i Üstürgon'u yetmiş gün döğüp bir taşına bin baş verdiler, âhir-i kâr alamadılar. Ol mahalde Fâtih-i Yemen Sinân Paşa'nın ikinci vezîria‘zamlığı mahallinde deryâ-misâl asker-i İslâm ile Üstürgon altındaki küffâra berk-ı hâtif-i Rabbânî gibi yetişüp vakt-i seherde kırmağa başlayup tâ vakt-i gurûba dek cümle guzât bir dâne-i hardal yemeyüp içmeyüp küffâr-ı hâksârı kıra kıra nehr-i Tuna'ya döküp kırk üç bin aded esîr der-zincîr olup ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle guzât-ı müslimîn muğtenim olup kal‘a-i Üstürgon'u dest-i küffârdan halâs edüp yine kal‘ayı gereği gibi amâr ederler. Andan cümle guzât vatanlarına giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91b ·
metinde göster ·
Andan İbrâhîm Paşa efendimiz Tuna nehri üzre gemilerle cisir yapmağa mukayyed oldular. Bu hakîr birkaç yârânlarımız ile Üstürgon mukâbelesinde Ciğerdelen kal‘ası temâşâsına gitdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 99a ·
metinde göster ·
… niçesin kırdı ve niçe yüzünü esîr edüp orduya gelmeden bu kadar avret ve oğlan
ile Üstürgon'a
gitdiler.
Hemân asker-i İslâm'dan ileri varan yüğrük atlılardan on beş bin mikdârı küheylân atlı bir kerre derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden "Allâh Allâh" deyüp aç kurd koyuna sunar gibi Rüstemâne bir hamle edüp sununca hemân küffâr-ı bedkâr alak bulak olup niçesi hemân hınzîrlar gibi ormanlara girdi ve gâzîlerin âkılları ormanlarda bu kâfirlerin niçesin kırdı ve niçe yüzünü esîr edüp orduya gelmeden bu kadar avret ve oğlan ile Üstürgon'a gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119b ·
metinde göster ·
kal‘asına zahîreye giden asâkir-i İslâm'dan niçe yüz âdemler alup mezkûr kal‘al …
Bâ-husûs Uyvar'dan fermân ile Üstürgon kal‘asına zahîreye giden asâkir-i İslâm'dan niçe yüz âdemler alup mezkûr kal‘aların katana kâfirleri âdem geçirmez ve hayvânât gezdirmez oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
Ve dahi dîvârının gird-â-gird kırkar ve ellişer ayak enli rıhtım ve dolma çim dîvâr-ı metîndir. Ve iki tarafı bu dîvârın içerisi ve taşrası âdem gövdesi kalınlığı mîşe ve pelîd dırahtlarıdır kim her birinin kadleri on beşer mi‘mâr arşını kalın dıraht-ı müntehâları birbirlerine san‘at ile üstâd bennâlar bağlayup içini kirpi-misâl rıhtım dolma çim etmişler kim niçe kerre yüz bin top ursan gülleler ağaç direklerden içeri girüp kûh-ı Elburz-misâl toprağa saplanup kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180b ·
metinde göster ·
… aşa ve Hüseyin Paşa kerr ü ferr ü dâret [ü] azametleriyle seksen yedi bin asker
ile Üstürgon
altına vardıklarında ehl-i kal‘a bu askeri vezîr-i a‘zam zann edüp toplar sadâs …
Sene 1073 târîhinde Uyvar gazâsına giderken bu kal‘a-i Üstürgon kaç kerre dest-i İslâma girdiği ve kaç kerre küffâr istîlâ etdiği bâlâda mufassaldır, ammâ şimdi mezkûr Patka gölünde toplar sadâsı istimâ‘ olunup andan acele ile bu kadar âdem susuz çatlayup gelinmesinin aslı meğer mukaddemâ Ustolni-Belgrad altında Uyvar imdâdına giden Kanbur Mustafa Paşa ve Hüseyin Paşa kerr ü ferr ü dâret [ü] azametleriyle seksen yedi bin asker ile Üstürgon altına vardıklarında ehl-i kal‘a bu askeri vezîr-i a‘zam zann edüp toplar sadâsı işidildiğinin aslı ol imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
… eğer Gürcî Mehemmed Paşa tarafından Üstürgonlıya tenbîh olunmuş, elçi paşa alay
ile Üstürgon'a
girirken cümle Üstürgon askeri ve Ustolni-Belgrad askeri cümle elçi paşaya isti …
Meğer Gürcî Mehemmed Paşa tarafından Üstürgonlıya tenbîh olunmuş, elçi paşa alay ile Üstürgon'a girirken cümle Üstürgon askeri ve Ustolni-Belgrad askeri cümle elçi paşaya istikbâle çıkup bir gûne alay-ı azîm ve bir gûne üç yaylım top şâdımânları oldu kim arz [u] semâvât güm güm sadâ verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 43a ·
metinde göster ·
… herkes vatanlarına giderler. Bu ılıca Üstürgon'a bir konak karîb olmağile vere
ile Üstürgon'dan
dahi ba‘zı sene niçe yüz âdemler gelir.
Selef kralları bu humma-i yed-i Kudret üzre kıbâb-ı âlîler ve aşren fe-aşr havz-ı azîm ve şâzrevân ve kâ‘a ve câmekânlar edüp amâr etmişler bir âb-ı hayât-misâl râyihası mu‘tedilü's-sühûn ılıcadır. Atımdan enüp içeri esbâbımla girüp temâşâ etdim. Cümle küffâr avretleri ve oğlanlarıyla karış katış olup girmişler, ammâ hakkâ ki gûnâ-gûn ejder kelleleri ve arslan kelleleri tasvîrlerinden ılıca suları cereyân edüp havza dökülür âsâr-ı azîmedir ve suyu gâyet nâfi‘ olduğundan beher sene kiraz mevsiminde cemî‘i kâfiristândan marîz u alîl ve tendürüst kâfirler gelüp bir ay zevk u safâlar edüp tendürüst olup herkes vatanlarına giderler. Bu ılıca Üstürgon'a bir konak karîb olmağile vere ile Üstürgon'dan dahi ba‘zı sene niçe yüz âdemler gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44a ·
metinde göster ·
Ammâ bu Se[n]martin varoşu aceb müzeyyen ve aceb ma‘mûrdur. Sarp yerde olmak
ile Üstürgonlu
bu varoşdan harâc alamazlar. Cümle sokakları satranç nakşı tarh olunmuşdur ve k …
Ammâ bu Se[n]martin varoşu aceb müzeyyen ve aceb ma‘mûrdur. Sarp yerde olmak ile Üstürgonlu bu varoşdan harâc alamazlar. Cümle sokakları satranç nakşı tarh olunmuşdur ve kat-ender-kat kârgîr binâlı üç kat ve üç bin şindire tahta örtülü hânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48b ·
metinde göster ·
… da henüz binâ etmeğe mübâşeret edüp iri nerdübân gibi pergâller ile ve gönyeler
ile üstâd-ı
mühendis bennâlar cümle bir yere gelüp cümle erbâb-ı cengleri dahi bu kal‘a tar …
"Beç varoşların Türk urmasın" deyü bu kal‘ayı Uyvar toprağıyla Pojon toprağında geçit başında henüz binâ etmeğe mübâşeret edüp iri nerdübân gibi pergâller ile ve gönyeler ile üstâd-ı mühendis bennâlar cümle bir yere gelüp cümle erbâb-ı cengleri dahi bu kal‘a tarhında cem‘ olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… suları At kapusundan taşra rub‘ sâ‘at ba‘îdce kuyulardan atlar çeküp terâzûlar
ile üstâd-ı
kâmiller derûn-ı şehre getirüp hân ve câmi‘ ve hammâmlara ve mezkûr çeşmelerden …
Ve bu çeşmelerin suları At kapusundan taşra rub‘ sâ‘at ba‘îdce kuyulardan atlar çeküp terâzûlar ile üstâd-ı kâmiller derûn-ı şehre getirüp hân ve câmi‘ ve hammâmlara ve mezkûr çeşmelerden cereyân edüp cemî‘i bay u gedâ ve mahlûk-ı Hudâ nûş edüp şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ervâhların yâd ederler. Bir acîb ü garîb dollâblı kuyulardır kim temâşâgâh-ı ibret-nümâdır. Ve azîm evkâfları üzre cümle şehir a‘yânları nâzıru’n-nuzzâr olduklarından bu hayrât fenâ bulmak ihtimâlleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119a ·
metinde göster ·
Ve bu sütûhda döşeli olan mermerleri üstâd-ı mermer-bür bir gûne tahta gibi incecik biçmiş kim gûyâ her bir kıt‘ası tavan tahtası gibi ince olup câmi‘ üzre 252b aslâ bâr-ı sakîl değildir. Ve cemî‘i bârân-ı rahmetden nâzil olan katarât cümle bu mermer kiremitler üzre nâzil olup bir san‘at ile üstâd-ı kâmil katarât-ı matar-ı rahmete yollar edüp câmi‘in kıble tarafındaki mihrâb soffası altı ayak taş nerdübân ile çıkılır kâ[r]gîr binâ bir soffa-i azîmin altı amûd-ı müntehâlar üzre binâ olunmuş su sarnıcıdır. Cümle câmi‘ üzre mermerlerden cereyân eden âb-ı rahmet bu mihrâb altındaki sarnıca cem‘ olup âb-ı zülâl-i mâ-i bârid olup câmi‘ içre olan cemâ‘at-i kesîre nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a–252b ·
metinde göster ·
… sa‘b iç hisârı vardır. Dîvârının kaddi kâmil kırk arşın âlîdir. Ve şîrînkârlık
ile üstâd-ı
mühendis gûnâ-gûn musanna‘ ebrâclar ve gûnâ-gûn metîn bedenler tertîb eylemiş k …
Evvelâ Ohri gölünün şimâli kenârında bir yalçın kırmızı kaya püşte-i âlî üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî binâ-yı atîk seng-i tırâş kal‘a-i savaş kâr-ı kadîm ve bir sûr-ı üstüvâr rabât-ı azîmdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin dörd yüz adımdır. Ve bir bayır üzre taşra kal‘ası içinde şimâle nâzır bir köşedeki kal‘a-i kebîr dîvârına muttasıl bin adım cirminde bir sa‘b iç hisârı vardır. Dîvârının kaddi kâmil kırk arşın âlîdir. Ve şîrînkârlık ile üstâd-ı mühendis gûnâ-gûn musanna‘ ebrâclar ve gûnâ-gûn metîn bedenler tertîb eylemiş kim misli bir kal‘ada yokdur. El-hâsıl bir sedd-i metîn iç kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 369b ·
metinde göster ·
… ta soffası var, yeşim ve yerekânî ve fağfûrî ve sommâkî ve akîk-i Yemenî taşlar
ile üstâd-ı
şîrînkâr eyle mermer-i hâm ile ibret-nümâ ruhâm döşemiş kim gûyâ yek-pâre ma‘cû …
Ve bu kubbe-i müneverin ortasında gûnâ-gûn âvîze kanâdîller var kim her şeb çerâğân olur. Ve anın altında bir beyâz sahrâ-misâl orta soffası var, yeşim ve yerekânî ve fağfûrî ve sommâkî ve akîk-i Yemenî taşlar ile üstâd-ı şîrînkâr eyle mermer-i hâm ile ibret-nümâ ruhâm döşemiş kim gûyâ yek-pâre ma‘cûn nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn soffadır. Ve cümle hurde taşları birbiriyle eyle mümtezicdir kim takayyüd edüp zerre kadar tırnak ilişdirecek yeri yokdur. El-hâsıl sihr-i i‘câz bir soffa-i mümtâzdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y76a ·
metinde göster ·
… â binâ-yı Haleb meşhûr-ı âfâkdır. Gûnâ-gûn mergûb san‘atlar ve zîbâ tasarruflar
ile üstâd
bennâlar tarz-ı acîb ve tavr-ı garîb san‘at-ı mermer-bürlük icrâ etmişdir kim n …
Cânpûlâdoğlu sarâyı temdîh [ü] tavsîfden müberrâdır. Ve Defterdârler sarâyı ve Muhassıllar sarâyı ve Salkım sarâyı ve Kevakibîzâde sarâyı. Ve niçe sarâylar dahi vardır kim âdem oğlanı anların beyânında âciz ü kâsırdır, zîrâ binâ-yı Haleb meşhûr-ı âfâkdır. Gûnâ-gûn mergûb san‘atlar ve zîbâ tasarruflar ile üstâd bennâlar tarz-ı acîb ve tavr-ı garîb san‘at-ı mermer-bürlük icrâ etmişdir kim nazar olundukda çeşm-i ibret hîrelenir. El-hâsıl vech-i arzda eyle bir kâr-ı âdem binâ olunmamışdır. Kemâkân hüsn [ü] letâfeti ve kâr-ı zarâfeti hadd-i medihden hâric ve beyândan âric binâ-yı Halebü'ş-şehbâ'dır. Y 173b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y173a–Y173b ·
metinde göster ·
… ene mahsûb olur, Avret cezîresinde bir kal‘a binâ edesin" deyü cemî‘i mühimmâtı
ile üstâd-ı
kâmil mi‘mârlar gönderilüp bir kal‘a binâ olunmuş kim gûyâ burc-ı Kahkahâ'dır.
"Muhâsebene mahsûb olur, Avret cezîresinde bir kal‘a binâ edesin" deyü cemî‘i mühimmâtı ile üstâd-ı kâmil mi‘mârlar gönderilüp bir kal‘a binâ olunmuş kim gûyâ burc-ı Kahkahâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y182b ·
metinde göster ·
… a‘âdetleri tarafındaki şebekede gümüş kilidli yine şebeke kapu üzre hurde hadîd
ile üstâd-ı
âhen bir Karahisârî hattı tarzı bir celî hatt ile,
Ve Hazret-i Risâlet-penâh'ın ser-i sa‘âdetleri tarafındaki şebekede gümüş kilidli yine şebeke kapu üzre hurde hadîd ile üstâd-ı âhen bir Karahisârî hattı tarzı bir celî hatt ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y286b ·
metinde göster ·
Ve bu mahalde niçe yüz bin fişeng ile üstâd-ı Şâm âteş-feşânlık edüp Mısır huccâcının hayme vü hargâhları üzre fişeng-i âteş nârı pertâb etdükde Sübhâne'l-Hallâk karşu cânibden dahi Mısır âteşbâzları şecere-i Fir‘avniyân'da şeytanatların icrâ ederek ol kadar âteş-feşânlık etdiler kim âteş-i Nemrûd semâdan bârân-ı la‘net gibi zemîne [[(---) (---) (---)]] ba‘zı atların ve bagallerin kuyrukları ve ba‘zı tavîlü'l-lihye ma‘tûh-ı ekber herîflerin [[(---) (---) (---)]] olup deste kuyruk tay oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y328a ·
metinde göster ·
… âbi‘a mâlikdir. Dîvân-ı pâdişâhîde cümle beğler ile ve sâyir yedi bölük ağaları
ile üst
hil‘atları geyüp dîvânda yeri vardır. Ve cümle ağalardan aşağı oturur, ammâ vak …
Ammâ Süleymân Hân, Vezîr İbrâhîm Paşa ile Dergâh-ı âlî yeniçeriyânının birinciden kul kethudâsın Mısır'a sancak beği pâyesi ile yeniçeri ağası edüp kırk iki oda yeniçeri koyup iç kal‘ada Şeyh Sârî hazretleri yanında Yûsuf Salâhaddîn'in binâ etdüği nârin kal‘ada kırk iki oda yeniçeri kor. Hâlâ odaları yerlü yerinde durur, ammâ ba‘zısı mu‘attaldır. Ve ağalarına başka bir âsitâne etmişlerdir, gâyet muhteşemâne ağalıkdır. Hâlâ kendüsü yüz tevâbi‘a mâlikdir. Dîvân-ı pâdişâhîde cümle beğler ile ve sâyir yedi bölük ağaları ile üst hil‘atları geyüp dîvânda yeri vardır. Ve cümle ağalardan aşağı oturur, ammâ vaka‘ı vakârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y64b ·
metinde göster ·
… Q 194a mihrâb tarzı kemerleri vardır. Kat-ender-kat burma zıhlar ve gilviler
ile üstâd-ı
kâmil mermerde eyle san‘atlar icrâ etmiş kim gûyâ sihr-i i‘câz göstermiş. Semây …
Bu kapunun üstünde Q 194a mihrâb tarzı kemerleri vardır. Kat-ender-kat burma zıhlar ve gilviler ile üstâd-ı kâmil mermerde eyle san‘atlar icrâ etmiş kim gûyâ sihr-i i‘câz göstermiş. Semâya münkalib olmuş seksen arşın kaddi bir mehîb kapu kemeridir. Ve kapunun kanatları musanna‘ sarı pirincdir, kaddi yigirmi arşın kanatlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y94b ·
metinde göster ·
… ender-çîm burma zıhlar ve Rûmî ve mihribânî güller ve islimî ve gûnâ-gûn füller
ile üstâd-ı
mermerbür bu minbere bir kalem urmuş kim cemî‘i kûhken ve mermerkârlar bir tîşe …
Ve minberi vâcibü's-seyr bir minber-i ibret-nümûndur kim bir câmi‘in minberine müşâbeheti yok mermer-i hâm bir tarz-ı âhar minberdir. Cümle Fahrî oyması gibi çîm-ender-çîm burma zıhlar ve Rûmî ve mihribânî güller ve islimî ve gûnâ-gûn füller ile üstâd-ı mermerbür bu minbere bir kalem urmuş kim cemî‘i kûhken ve mermerkârlar bir tîşe urmağa âcizlerdir. Gûyâ bir mu‘allak minberdir. Altından âdemler gelüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y95a ·
metinde göster ·
… tahta mermerler ve gûnâ-gûn sommâkîler kaplıdır. Ve bu mermerler üzre Kûfî hat
ile üstâd-ı
mermerbür zemîn ü zamân bir Âyetü'l-kürsî tahrîr etmiş kim bir hatt-ı Kûfî'ye m …
Ve bu harem soffalarının dîvârları birer âdem kaddi dâ’iren-mâdâr tahta mermerler ve gûnâ-gûn sommâkîler kaplıdır. Ve bu mermerler üzre Kûfî hat ile üstâd-ı mermerbür zemîn ü zamân bir Âyetü'l-kürsî tahrîr etmiş kim bir hatt-ı Kûfî'ye müşâbeheti yokdur. Seyyâhân-ı erbâb-ı ma‘rifet gelüp temâşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y102a ·
metinde göster ·
Ve bu hattın fevkında bir kitâbe içre celî ta‘lîk hat ile müzehheb ve lâcüverd
ile üstâd-ı
kâmil bir âsâr etmiş kim bu kadar mürûr-ı eyyâm ile şiddet-i hârdan ve matardan …
Ve bu hattın fevkında bir kitâbe içre celî ta‘lîk hat ile müzehheb ve lâcüverd ile üstâd-ı kâmil bir âsâr etmiş kim bu kadar mürûr-ı eyyâm ile şiddet-i hârdan ve matardan zerre kadar rahnedâr olmayup bir âb-ı hayât hatt-ı latîfdir. Tastîr olunan târîh budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y112a ·
metinde göster ·