Hattâ hakîr yetmiş üç târîhinde Uyvar kal‘ası fethinde bulunup yetmiş dördde sulh içün elçi Mehemmed Paşa ile Alaman diyârında Nemse çâsârına varup anın papinta hattıyla kâfiristânın yedi kırallık yerin üç yılda geşt [ü] güzâr ederken Dış Fransa ta‘bîr etdükleri ki yeni dünyânın cânib-i şarkîsinde bahr-i Okyûnûs kenârında Donkarkız vilâyetine kadem basup yetmiş beş Ramazân-ı şerîfinin sıyâmın anda edâ ederken ba‘zı söz anlar tevârîh-şinâs papaslar ile ülfet ederken esnâ-yı kelâmda Âl-i Osmân devletin söyleşerek Fransa Cem Şâh'ın ahvâlâtların su’âl etdim, anlar eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29b ·
metinde göster ·
… det edüp bu Gâzî Kâsım Paşa on iki bin serdengeçdi nâmdâr bahâdır yarar fetâlar
ile Alaman
diyârların üç ay nehb [ü] gâret edüp kâfire rahne verirken beri tarafda Süleymâ …
Gâzî Kâsım Paşa: Süleymân Hân Beç kal‘asın muhâsara edüp şiddet-i şitâdan bî-feth avdet edüp bu Gâzî Kâsım Paşa on iki bin serdengeçdi nâmdâr bahâdır yarar fetâlar ile Alaman diyârların üç ay nehb [ü] gâret edüp kâfire rahne verirken beri tarafda Süleymân Hân Cânkurtaran kal‘asına düşüp cân kurtardı. Ba‘dehu Gâzî Kâsım Paşa üçer âdem ile Venedik diyârından Ösek kal‘asına gelüp cümle askeri Alaman diyârında şehîd olup bu hakîr ol şühedâları Alaman diyârında niçe yerde ziyâret etmişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 48a ·
metinde göster ·
… rılar {bilmez. Ve bu} tahrîr olunan esnâf-ı cühmel ü mühmel ve mezmûmlar subaşı
ile alayda
gûnâ-gûn şaka ederek ubûr ederler. Ammâ ne zümreden oldukları ma‘lûm değildir, …
Ne‘ûzü billâh bunun emsâlî niçe esnâf-ı mühmelât vardır ammâ tahrîr ü tavsîfinde çendân âlem yokdur. Bunları subaşı bilir, gayrılar {bilmez. Ve bu} tahrîr olunan esnâf-ı cühmel ü mühmel ve mezmûmlar subaşı ile alayda gûnâ-gûn şaka ederek ubûr ederler. Ammâ ne zümreden oldukları ma‘lûm değildir, hemân bir gürûh-ı enbûhdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… cümle sefere me’mûr vüzerâ ve emîr-i ümerâların mü’ezzinleri kadı‘asker ordusu
ile alaya
binerler. Pîrleri Hazret-i Bilâl-i Habeşî'dir, Hazret huzûrunda Hazret-i Alî be …
Esnâf-ı mü’ezzinân: Neferât 700, cümle sefere me’mûr vüzerâ ve emîr-i ümerâların mü’ezzinleri kadı‘asker ordusu ile alaya binerler. Pîrleri Hazret-i Bilâl-i Habeşî'dir, Hazret huzûrunda Hazret-i Alî belin bağlayup cümle mü’ezzinlere pîr olup bizzât Hazret'in mü’ezzini idi. Hakkında Hazret "Yâ Bilâl ganni'l-uzâl" buyurmuşlardır. Cümle mü’ezzinlerin silsilesi ana müntehîdir. Kabri Şâm'da Koyunkapusu'nun iç yüzünde etrâfı parmaklıklı bir kubbe-i sağîr içinde âsûdedirler. Üçüncü pîr bunlardır. Bu hakîrin dahi pîridir. Rahmetullâhi aleyh. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 156a ·
metinde göster ·
… ûbları ardları sıra sekizer kat mehterhâne davullarına meçikler çalup dârâtları
ile alayköşkü
dibinden ubûr ederler.
Netîce-i merâm cümle şürefâ ubûr edüp ardı sıra nakîbü'l-eşrâf yeşil imâmesiyle ve esb-i tâzîsi saçaklı abâyîsiyle, zîrâ bu dahi beş yüz akçe mollâdır. Ve sağ cânibinde ordu kadı‘askeri, yeniçeri çukadârıyla ve muhzırları ve sâ’ir huddâmları ile ve bunların sağında müneccimbaşı örf-i izâfetiyle beş yüz akçe mevleviyyet pâyesiyle muhzırbaşısı keçesiyle ve yeniçeri çukadârıyla üç mollâ ubûr edüp ardları sıra mülebbes iç gulâm mahbûbları ardları sıra sekizer kat mehterhâne davullarına meçikler çalup dârâtları ile alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157b ·
metinde göster ·
… [u] kudüm [ve] makrafalara darblar urup el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû
ile alayköşkü
dibinden ubûr ederler kim sadâları evce peyveste olur. Andan,
Bu esnâf-ı akkâmân kendüleri gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile mülebbes edüp ve sefere me’mûr olan vüzerâların tahtırevânların zeyn edüp bin yedi yüz tahtırevân, nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl bezenüp ve katırların dahi akmişe-i fâhireler ile tezyîn edüp cümle akkâmân pür-silâh olup mahmil-i şerîf yanında alayında "Allâ[h] yansuru's-sultân" deyü def [u] kudüm [ve] makrafalara darblar urup el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû ile alayköşkü dibinden ubûr ederler kim sadâları evce peyveste olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
… nâzırı çorbacı ve cümle tevâbi‘leri ve kâtibleriyle omuzlarında birer top çuka
ile alayköşkü
dibinden niçe yüz âdem ubûr ederler.
Bu anbâr yine zikri sebkat eden darbhâne içinde çâr-kûşe bir kulle-i azîmdir. Bu çuka emîni ve çuka nâzırı çorbacı ve cümle tevâbi‘leri ve kâtibleriyle omuzlarında birer top çuka ile alayköşkü dibinden niçe yüz âdem ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a ·
metinde göster ·
… ar var ise bu şehremîni eliyle olur. Bu dahi kendü neferâtları üç yüzdür, anlar
ile alayda
ubûr ederler.
Yigirmi beşinci, esnâf-ı şehremîni: Ağalık değildir kitâbetdir ammâ mahsûldâr emânetdir. Gökde uçan ve yerde gezen ve deryâda yüzen cümle bu şehremîni masârıfıyla olur. Muhâsebesi senevî bin kîse, kâhîce iki üç bin kîse ile görülür. İslâmbol kal‘ası ve hünkâr bâğçeleri ve'l-hâsıl mîrî ne kadar meremmât ve cedîd binâlar var ise bu şehremîni eliyle olur. Bu dahi kendü neferâtları üç yüzdür, anlar ile alayda ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
Hakîkatü'l-hâl bir meyve gemisi gelse deryâda iken cümle bâzârcılar üşüp birbirlerin eyle mecrûh ederek meyve alırlar, şerî‘ata varsalar da‘vâları dinlenilmek memnû‘dur. Tâ bu mertebe lecûc kavmdir. 180b Bu gûne şaka ile alayköşkü'nden ubûr etdiklerinde pâdişâh-ı Cem-cenâb haz edüp iki ellerin dizlerine urup kahkahâ ile tebessüm etmişlerdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a–180b ·
metinde göster ·
… keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karabatak şekilli avlar
ile alayköşkü
dibinden ubûr ederler.
Bu tâ’ife-i sayyâdân küheylân atlar üzre ellerinde Edil doğanları ve dal doğanları ve sunkur ve toykun ve karçığa ve şâhîn ve zağanos ve balaban ve çakır ve taştülek ve devlingec ve karakuş [ve] atmaca ve karagöz nâm bâzlar(lar)iyle tablbâzlarına turralar urarak terkilerinde sayd [ü] şikâr etdikleri kaz ve turna ve turac ve süğlün ve keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karabatak şekilli avlar ile alayköşkü dibinden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
… gümüş zencîrler ile keşân-ber-keşân serâser çullar ile ellerinde hezârân asâlar
ile "Alamadı
parsım, göremedi parsım" deyüp geçerler.
Esnâf-ı parsçıbaşı: Ağa bir, kârhânesi Arslanhâne'dedir. Neferâtları 55, bunlar dahi kürkcübaşı pars ve şak postu sâhibi olmağile pâdişâhın cümle parsların altun ve gümüş zencîrler ile keşân-ber-keşân serâser çullar ile ellerinde hezârân asâlar ile "Alamadı parsım, göremedi parsım" deyüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
… a çekin deyü silisre düdüklerin çalarak ubûr ederler ve niçe yüz hurde nakıllar
ile alay
gösterüp ubûr ederler.
Bunlar bu alayda şehremîni mâlıyla 200a Süleymâniyye minâresi kaddi balmûmunun rengâreng kâfûrîlerinden ve şamata varağı tellerinden evce ser-çekmiş servi-misâl münevver ve mutallâ nakıllar eyleyüp her birin yüzer ikişer yüzer tershâne karavana pâyzenleri çeküp vardiyanlar sağa ve sola çekin deyü silisre düdüklerin çalarak ubûr ederler ve niçe yüz hurde nakıllar ile alay gösterüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b–200a ·
metinde göster ·
… llâllarına kendüleri ol kadar müsellah u müzeyyen ve zî-kıymet âriyetî esbâblar
ile alay
ederler kim cümle temâşâcılar âlem-i hayretde kalırlar.
Sınıf-ı dellâlân-ı Bedesten-i cedîd 70, pîrleri Ebü'n-nidâ denilmişdi. Bu dellâllar Eski Bedâsten dellâllarına kendüleri ol kadar müsellah u müzeyyen ve zî-kıymet âriyetî esbâblar ile alay ederler kim cümle temâşâcılar âlem-i hayretde kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201b ·
metinde göster ·
… ybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşıları vardır. Hîn-ı gazâda kânûn üzre cebelüleri
ile alaybeğlerinin
sancağı altında (---) pâk, müsellah ve mükemmel asker-i güzîde olur. Paşası dah …
Evvelâ Fâtih Sultân Mehemmed'den berü Anadolu eyâletinin taht-ı hükûmetinde Hüdâvendigâr nâmıyla bir sancâk paşası hakimdir. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu 618.079 akçedir. Sancağında ze‘âmet 420 ve timar 1005 ve alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşıları vardır. Hîn-ı gazâda kânûn üzre cebelüleri ile alaybeğlerinin sancağı altında (---) pâk, müsellah ve mükemmel asker-i güzîde olur. Paşası dahi beş yüz askerle sefer eşer. Ve beş yüz akçe şerîf mevleviyyetdir. Bursa'dan ma‘zûl olup Edirne ve İslâmbol mollası olur menâsıb-ı âlîdir, senevî kırk bin guruş hâsıl olur. (---) Nâhiyesi var kim nâhiyeleri bunlardır: İbtidâ şehr içre yedi mahkeme nâibi vardır. Andan nâhiye-i Kine ve nâhiye-i Filedâr ve nâhiye-i Abelyond ve nâhiye-i Kestel ve nâhiye-i Çukurca
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223a ·
metinde göster ·
alay gelüp Seydî Ahmed Paşa'ya buluşup nehr-i Çoruğ kenarında meks etdiler. Ol …
nass-ı kâtı‘ı üzre cümle gark olup niçesi nehr-i Çoruğ içre şinâverlik edüp karşu tarafa selâmetle çıkdım zann edüp beri tarafdan dalyan tüfenkler ile cüyûş-ı muvahhidîn halâs olanlara kurşumlar urup anlardan dahi bir cân halâs olmayup cân ber-cehennem oldular. Kenar-ı Çoruğ'da kalan keştîlerinden yedi adedini ihrâk-bi'n-nâr edüp bakıyyetü's-seyfden mâ‘adâ ikiyüz aded küffâr kal‘aya dâhil olamayup cümle giriftâr-ı bend-i hicrân oldular. Küffâr kal‘adan bu hâl-i diyer-gûn-ı pür-melâli görüp dibelik cânların halâsdan kat‘ edüp cân [u] gönülden cenge âheng etdiler. Bu üç kerre hücûm-ı cengde yetmiş aded guzât-ı müslimîn şehd-i şehâdet câmından nûş edüp mest [ü] medhûş-ı âhiret oldular. Âhir Seydî Ahmed Paşa bu hâli görüp Batum sancağı nevâhîlerine gerüden gelüp yetişen kapucubaşıların nâhiye nâhiye fermânlar ile asker sürmeğe gönderüp azamet-i Hudâ etrâf [u] eknâfda karîb olan nevâhilerden eli harbalı ve tüfenkli ve Kazin fuğulu ve matra kaykulu Laz tâ’ifesi ve Giresin ve Kalipravoli'den ve Şena ve Çiho'dan niçe bin Laz tâ’ifesi dangiyu boruları ve ziğola nâm düdüklerin çalarak beyâz bayraklar ile alay alay gelüp Seydî Ahmed Paşa'ya buluşup nehr-i Çoruğ kenarında meks etdiler. Ol sâ‘at anlara ârâm vermeyüp "Koma kardaşlar, gayret sizindir. Dîn uğuruna çalışın. Allah'ım hem seni kerîmdir, hem beni kerîmcidir" deyü Çerkes lisânı üzre Koca Gâzî Seydî Paşa cümle guzâtı cenge terğîb edüp va‘de-i kerîmeler edince azamet-i Hudâ cânib [u] etrâfdan dağî ve taşî ve bâğî ve râğî, yakın ve ırağî asker-i deryâ-misâl mevc ve mevc olup herkesin ellerinde birer demet çalı ve birer tobra tezek ve birer demet lazot darısı ve gügüm çalısı ve pasda darısı sapı demetleri ile gelüp kal‘anın cânib-i erba‘asına demetleri yığarken kimi şehîd ve kimi mecrûh olup bu hücûmda dahi yetmiş aded adem şehîd olup mertebe-i şehâdete yetmişlerdi. Derhâl bu aralıkda Seydî Ahmed Paşa gemi direkleri ve kürekleri nerdübânların kal‘a dîvârlarına bî-bâk u bî-pervâ dayayup cümle guzât-ı müslimîn bir yire cem‘ olup bir ağızdan cümle gülbâng-ı Muhammedî çeküp sadâ-yı Allah Allah evc-i âsmâne peyveste olup Batum dağları ve bâğları ra‘d-vâr gürleyüp sıyt u sadâ-yı velvele-i benî Âdem evc-i âsumâna urûc etdikde cümle guzât dahi darı ve çalı demetlerinden ve nerdübânlarından İspir keçisi gibi ve ankebût-vâr tırmaşup kapudan tarafa yığınlara dahi âteşler urup alev-ber-alev küffâr-ı dûzah-karâr âteş-i Nemrûd içinde kalup yine cân havliyle guzât-ı müslimîne kurşum ururken hemân Gâzî Seydî Paşa dal-kılıç kal‘anın cânib-i şarkî kûşesindeki kulle üzre iç ağalarıyla çıkup elinde dal-kılıç "Bre koman şehbâzlarım" deyü feryâd edince guzât-ı müslimîn Seydî Paşa'yı görüp mûr-ı siyâh, mâr-ı ejdehâya üşer gibi kal‘aya üşüp her tarafdan hücûmlar edince derûn-ı kal‘ada olan küffâr gördî kim der-i dîvâr üzre guzât-ı müslimîn kılıç urup gelir, hemân cân-ı habîslerin nâr-ı sa‘îre atar gibi atup ıhrâk-bi'n-nâr olup niçesi kılıç havfinden kal‘adan pertâb edüp dest [ü] pâları şikeste olup bî-per ü bâl olup kaldı. Kimi nehr-i Çoruğ'a düşüp gark-ı âb oldu. El-hâsıl ol gün vakt-i Şâfi‘î'den tâ vakt-i asra dek Hudâ âlimdir cümle Seydî Ahmed Paşalı ve gayrı guzât-ı müslimîn bir nân-pâre tenâvül etmeyüp iş bu sene mâh-ı (---) günü vakt-i asrda kal‘a-i Gönye feth olup hamd-i Hudâ hakîre ibtidâ feth ezânı kırâ’at etmek müyesser oldu. Ve cümle guzât-ı müslimîn kal‘aya leb-ber-leb olup yedi yüz küffâr esîr ve sekiz yüz kelle kat‘ olunup cümle kelleler kulleler üzre ârâyiş-i nîze olup mukaddemâ feth olunan altmış yedi pâre kefere firkatelerin kal‘a altına getirüp cümle mühimmâtların yerli yerine koyup âmâde durdu ve dellâllar nidâ edüp üç gün üç gice top u tüfenk şâdmânları olup ve her şeb kanâdîl ve meş‘ale çerâğânları olup gicemiz Kadr, rûzumuz rûz-ı ıyd-ı adhâ olup hamd-i Hudâ ile feth-i fütûhda bulunduk. Hemân kal‘a feth olup ezân-ı Muhammedî kırâ’at olunurken kal‘anın cânib-i şarkîsinden tarafa nehr-i Çoruğ kenarından berü niçe bin reng-â-reng bayrağ u sancağ ve alay-ı Muhammedî ile niçe bin asker kal‘ada şâdmân içün atdığımız 330a top-ı kûblerin sadâsın istimâ‘ edüp cümle guzât-ı müslimîn tekbîr-i Muhammedî getirüp tâ kal‘a altına dek at bırakdılar. Gördiler kim kal‘a feth olup Seydî Ahmed Paşa derûn-ı kal‘ada âlât [u] mühimmât görmede. Meğer bu asâkir-i kerrâr Erzurûm Valisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz tarafından Erzurûm eyâleti askeriyle Kars Paşası Ketenci Ömer Paşazâde Bâkî Paşa cümle askere serdâr-ı zafer-şi‘âr olup Erzurûm sahrâsından beş günde Gönye altına yedi bin güzîde asker gelüp kal‘a-i Gönye altında nehr-i Çoruğ sâhilinde salt sebük-bâr hayme ü hargâhsız çıtâçıt meks etdiler. Bir cânibde Pasin sancağına mutasarrıf Ketağaç Paşa kondu. Bir tarafa Pasin sancâğının erbâb-ı timarı ve erbâb-ı zü‘amâları ve kal‘a neferâtlarının nısfıyla cümle iki bin asker meks etdiler. Ve Ahıçka kal‘asının muhâfazasına me’mûr olan Ketenci Ömer Paşazâde Tavîl Mehemmed Paşa mutasarrıf olduğu Urfa eyâleti askeriyle ve Birecik Beği Alî Merdân Beğ livâsı askeriyle ve gayrı gönüllü fedâyî askerler bir tarafa meks etdiler. Ve Malazgird Beği Mehemmed Beğ iki bin be-nâm-ı nâmdâr, güzîde, yarar, dilâver erler ile nehr-i Çoruğ kenarına kondular. Kiğı sancağına mutasarrıf Deli Hüsâm Beğ, Tabanıyassı Mehemmed Paşa çerâğlarından nâmdâr [ve] server bin mikdârı livâsı askeriyle zîr-i kal‘ada sâhil-i Karadeniz'de feth olan Kazak-ı Ak kayıkları muhâfazasına me‘mûr olup meks etdi. Ve'l-hâsıl Kemâh ve Erzincân ve Tercân [ve] Kelkik ve Koylıhisâr ve Hacı Murâd kal‘ası ve Gümüşhâne ve Bâyburd ve Hınıs ve İspir ve Tekmân ve Kuzucân ve Tortum ve Mecingird ve Mamrevân sancaklarının ve gayrı kılâ‘ ve kasabâtlarının cümle sancakbeğleri ve alaybeğleri ve çeribaşıları ile gelüp kal‘a-i Gönye altında meks etdiler. Dahi akîblerince Şebin Karahisârı sancâğı, Ahıska paşası olan vezîr-i rûşen-zamîr Koca Sefer Paşa'nın ber-vech-i arpalığı idi. Kethüdâsı olan Müsellem Sarı Dervîş Ağa, Şebin Karahisârı'nın erbâb-ı zü‘amâsı ve erbâb-ı timarıyla cümle iki bin mikdârı güzîde asker ile bâlâda tahrîr olunan sancak askerlerine dündâr olup ol dahi nehr-i Çoruğ kenarında meks edüp zîr-i kal‘ada bir azîm dîvân-ı pâdişâhî olup ikinci serdar-ı imdâd-kâr olan Bâkî Paşa-yı nâmdârda Defterdârzâde tarafından bir zer-ender-zer hil‘at-i fâhire ve bir sorguç-ı şâhâne var imiş, ol dîvân-ı şehriyârîde Bâkî Paşa ayak üzre kâ’im olup "Gazân kutlu olsun, Erzurûm Vezîri serdâr-ı mu‘azzamım. Defterdârzâde Mehemmed Paşa, size selâm edüp bu zerdûz hil‘ati ve bu semmûr lipâçeyi ihsân etdi" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın zahrına giydirüp başına bir mücevher otâğa sokup hayr du‘â ü senâ olundu. Hikmet-i Hudâ vakt-i asrda yine leb-i nehr-i Çoruğ ile bir kırk elli pâre Laz meneksile kayıkları zâhir olup cereyân ederek gelirken gördüler kim derûn-ı kal‘ada ümmet-i Muhammed mâl-â-mâl ve bîrûn-ı kal‘ada hem-çünân hayme ve hargâh-ı asâkir-i Âl-i Osmâniyân deryâ-misâl meks etmişler, hemân cümle kayıklar gerü dönüp firâra yüz dutdular. Hemân Seydî Paşa tarafından ve gayrı kollardan cânı başı yerinde olan zübde-i fetâ şehbâzlar at boynuna düşüp sâhil-i nehr-i Çoruğ ile kayıkları kova kova girü kalanları alıkoyup karşu tarafdan ve beri tarafdan kayıkları kurşuma dutup tâ vakt-i ışâya dek bir ceng-i azîm savaş-ı perhâş olup hamd-i Hudâ kırk yedi pâre kayık giriftâr-ı dâm ve Mikril kâfirlerinin üç yüz mikdârı esîr (---) ve altı yüz mikdârı gark-ı âb-ı nehr-i Çoruğ (---) olup hamd-i Hudâ bir seferde üç gazâ oldu. İbtidâ kayıkları feth oldu. Sâniyen kal‘a feth oldu. Sâlisen yine bu Mikril kâfirlerinin kayıkları feth oldu. Meğer bu mel‘ûnlar kal‘aya istilâ eden Kazak-ı Ak'a imdâda gelen Mikrilistânın âsî Aznavur gavurları imiş. Gemileri mâl-â-mâl ve leb-ber-leb me’kûlât ü meşrûbât imiş. Seydî Paşa bu zahâ’irin cümlesin imdâda gelen guzât-ı müslimîne bezl edüp Ordu-yı İslâm ganîmet oldu. Ol gice yine derûn [u] bîrûn-ı kal‘ada ol kadar top u tüfenk ve fişenk şâdmânlıkları oldu kim şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl olup tâ vakt-i sehere dek kâh gülbâng-ı Muhammedî, kâh tabl-ı Âl-i Osmânîlere turralar urulup sabâha dek çerâğânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 329b–330a ·
metinde göster ·
… rraş ser-bürehne güzîde asker kim birbirine mugâyir kavm-i acûbe-heykel âdemler
ile alay
gösterüp ordu-yı İslâm'ın bir tarafında meks edüp Seydî Ahmed Paşa'ya hedâyâlar …
Sahrâ-yı Boğdu; Selîm Hân-ı Evvel, şehzâdeliği âleminde bu ferah-fezâya Tarabefzûn hâkimiyken gelüp meks etdüğü nehr-i Zubad kenarında bir soffa-i âlîsi vardır. Sâfî çimşir dırahtı hıyâbânıdır, anda meks edüp yine guzât-ı muvahhidîn cânib-i erba‘aya şebhûnlar salup nısfu'l-leyde Çarkacı Ketağaç Paşa kolundan iki dil tutulup serdâr Seydî Ahmed Paşa huzûrunda söyledip "Biz Mikril Beği Zaposho âdemleriyiz. Gönye kal‘asın Urus alup oturur mu, yohsa Osmânlı yine kal‘ayı alır mı, varup göresiz, deyü bizi gönderdiler. Emr Hudâ'nın işte giriftâr-ı bend-i esîr olduk. Emr sizindir" deyü şâfî haber verüp niçe ganâ’imli kuralar kulağızlayıp, anları Seydî Paşa vesîle eyleyüp önü sıra götürürdü. Ammâ bu iki dilin delâletine i‘timâd etmeyüp cümle asker-i İslâm bir topdan pür-silâh âmâde olup cümle kemândârân şaşt-ber-kabza âmâde menâzil kat‘ ederek Tomris Hân ülkesine dâhil olduk. Meğer bu kabîle Ahıçka Vezîri Sefer Paşa'ya tâbî‘ler imiş. Anın ili vilâyeti gâret etmeden avdet olundukda Tomris Hân oğlu üç bin müsellah ve mükemmel giyimli gök demire gark olmuş eli sırıklı küheyl atlı Aznavur Gürcî şehbâzları ve iki bin piyâde çarık-pây tüfenk-endâz Gürcî dilâverleriyle gelüp giysûları fetîle fetîle olmuş kırk ve ellişer yaşında mutarraş ser-bürehne güzîde asker kim birbirine mugâyir kavm-i acûbe-heykel âdemler ile alay gösterüp ordu-yı İslâm'ın bir tarafında meks edüp Seydî Ahmed Paşa'ya hedâyâların arz eylediler. Meğer bu Tomris Hân oğlunun dilgîr olduğu ba‘zı Mikril aşîretlerinin vilâyetleri var imiş, asker-i İslâm'a delîl olup yine
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332a ·
metinde göster ·
… a mâlik olduklarından gûnâ-gûn libâs-ı fâhire ve elvân elvân akmişe-i nâdireler
ile alaya
çıkdıklarında cümle altunlu raht u gaddâre ve gümüş eğer ve bellerinde kılıç ve …
Hakkâ ki vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı ankâ ve mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i anber-pâki beyne'n-nâs mergûb ve mezra‘aları vâfir ve hayr [u] berekâtları mütekâsir ve niçe deşt-i hâmûnları tâ Krakov vilâyetine ve Daniska vilâyetine varınca nahlistân dırahtistânlı hıyâbân-ı Acem-misâl orman mahsûllü zemînleri var. Ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cümle ahâlîsi mün‘im ve mâldâr olup esbâb-ı ihtişâma mâlik olduklarından gûnâ-gûn libâs-ı fâhire ve elvân elvân akmişe-i nâdireler ile alaya çıkdıklarında cümle altunlu raht u gaddâre ve gümüş eğer ve bellerinde kılıç ve gaddâre ve ellerinde yeni dünyâ ağacından yalmanlı sırıklar ve başlarında gûnâ-gûn katîfe ve çukadan semmûrlu Tatar kalpakları üzre ablak 45b ve balıkçıl ve turna telli ve hümâ telli askerleri ellerinde niçe bin elvân harîr ve zerdûz sancağ u bayrağ ve alem şa‘şa‘asından gözlerimiz hîrelendi. Ve cümle esbâbları katîfe ve kâmha ve sof ve dârây ve semmûrdur ve atları cümle küheylân ve zer-ender-zer abâyîler ve kemer rahtlı ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve sereng ve harîr çadırlı kavimdir. Ve hinto arabalar içre me’kûlât [u] meşrûbâtları ve matbahları acâ’ibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45a–45b ·
metinde göster ·
… r ve ze‘âmeti 19 ve cümle tîmârı 205. Kanûn üzre üçer bin akçede bir cebelüleri
ile alaybeği
ve çeribaşı ve subaşısı ve paşasının askeriyle cümle dörd bin aded güzîde yarar …
Hâlâ beğinin kanûn-ı Süleymân Hân üzre hâss-ı hümâyûnu 459.200 akçedir ve ze‘âmeti 19 ve cümle tîmârı 205. Kanûn üzre üçer bin akçede bir cebelüleri ile alaybeği ve çeribaşı ve subaşısı ve paşasının askeriyle cümle dörd bin aded güzîde yarar askeri vardır. Me’mûr oldukları sefere Rûmeli vezîriyle yâhûd mîr-i livâlarıyla sefer eşerler. Hattâ cümle gâzîleri bizimle Erdel gazâlarında bile idiler, hakkâ ki şecî‘ u fetâ askerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 33b ·
metinde göster ·
… askeriyle ve o[n] bin tüfeng-endâz yeniçeriyle ve yüz elli aded şâhî darbzenler
ile alayların
bağlayup ve Anatolu ve Sivas ve Karaman ve Adana ve Mar‘ayş ve Haleb ve Şâm ask …
Sadrıa‘zam Kıraşiçe gölü kenârında Rûmeli askeriyle ve o[n] bin tüfeng-endâz yeniçeriyle ve yüz elli aded şâhî darbzenler ile alayların bağlayup ve Anatolu ve Sivas ve Karaman ve Adana ve Mar‘ayş ve Haleb ve Şâm askeri dahi hâzır-bâş olunca Süleymân Hân dahi gerüden âdem deryâsı askeriyle salt [u] sebükbâr gelüp çet-a-çet dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65a ·
metinde göster ·
… ylân yedeklerine bindirüp altı aded bölük ağalarıyla ve çavuşbaşı ve muhzır ağa
ile alay
edüp Fargaçi kâfirin kethudâsı kal‘anın iki kapusu miftâhların ve sâ’ir elli ad …
Hemân Kaplan Paşa bu beş aded küffârları kendü küheylân yedeklerine bindirüp altı aded bölük ağalarıyla ve çavuşbaşı ve muhzır ağa ile alay edüp Fargaçi kâfirin kethudâsı kal‘anın iki kapusu miftâhların ve sâ’ir elli aded miftâhların dîbâ ve şîb ve zerbâf kîse zarflara koyup serâperde-i Âsaf-ı Berhayâ'da miftâhları Sadrıa‘zama "Allâh mübârek etsin" deyü teslîm edüp yedi gün mehil istedikde.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b ·
metinde göster ·
… esîreler ile namâzları kılınup defn olundu, ammâ zikri sebkat eden Dîv Ali Beşe
ile alaybeği
birbirlerine sarılmış Aktabya üzre yigirmi yedi gün ter ü taze kanları akarak k …
Ve yine yevm-i mezbûrda küffârın Pojon tarafına gidenler gelüp çâsâr leşkeri Uyvar'ın feth olduğun işidüp cümle küffâr "Ba‘de harâbi'l-Basra" deyüp Uyvar imdâdına gelmeden ferâğat edüp cümle küffâr dâr-ı menhûslarına firâr etdikleri haberi gelüp henüz cünûd-ı müslimîn emn [ü] râhatda olup ol gün yevm-i çehârşenbe idi, cemî‘i şehîdân-ı müslimînin cemâ‘at-i kesîreler ile namâzları kılınup defn olundu, ammâ zikri sebkat eden Dîv Ali Beşe ile alaybeği birbirlerine sarılmış Aktabya üzre yigirmi yedi gün ter ü taze kanları akarak kalmış anın ikisin dahi Aktabya üzre defn edüp anların üzerlerine Sührâb Mehemmed Paşa bir haşeb kasr-ı cihân-nümâ inşâ edüp hâlâ ziyâretgâh-ı gâziyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120b ·
metinde göster ·
Hemân bizim askerden on aded yiğitler bize imdâda gelüp küffâr
ile alak
bulak cengde iken hemân hakîr bizim seyishâneyi Seyfî gulâma götürüp "Bire oğla …
Hemân bizim askerden on aded yiğitler bize imdâda gelüp küffâr ile alak bulak cengde iken hemân hakîr bizim seyishâneyi Seyfî gulâma götürüp "Bire oğlan şu seyishâneye bin" deyüp oğlan fakîr küffâr elinden piyâde rehâ bulmuş ve seğirde seğirde bî-tâb u bî-mecâl kalmış, garîb oğlan ipleri kesilmiş semer kaşına yapışup süvâr olam derken pahıl gibi semer atın karnı altına gelüp oğlan seyishâneden zîr-i zeber olunca on on beş kâfir oğlanı basdırdılar ve yigirmi aded küffârlar hakîri bir tarafa kısdırdılar ve cânib-i erba‘amdan hakîre kurşum atdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ: Bu mahalde biz cümle asâkir-i İslâm
ile Alaman
diyârına gitmek sadedinde iken mukaddemâ Tatar Hânzâde Ahmed Geray Sultân'ın ke …
Hikmet-i Hudâ: Bu mahalde biz cümle asâkir-i İslâm ile Alaman diyârına gitmek sadedinde iken mukaddemâ Tatar Hânzâde Ahmed Geray Sultân'ın kethudâsı Sefer Gâzî oğlu İslâm Ağa on bin aded Tatar ile Kanije etrâfların ve Balatin gölü kenârların kasup kavurup güzîde esîrler çıkarmağa gitmişlerdi. Bizim asker dahi gitmek sadedinde iken mezkûr İslâm Ağa cümle Tatar ile niçe bin pençe-i âfitâb mahbûb u mahbûbe dilberânlar ile sâlimîn ü gânimîn ordu-yı İslâma dâhil oldukda cümle mirzalara {ve Serdâr}2a İslâm Ağa'ya ve Hânzâde'ye hil‘at-i fâhireler geydirüp ikrâmlar etdiler. Getirdikleri esîrlerden on altı aded kapudanları ve yüz aded güzîde esîrleri İslâm Ağa sadrıa‘zama hedâyâ çekdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 1b–2a ·
metinde göster ·
… asarrufa almamışlar. Kal‘ası dibinde bir varoş-ı azîmi var, cümle asker-i İslâm
ile alay
ederek bu varoşun bir kapusundan girüp bir kapusundan çıkarken bir enni şâhrâh …
Evvel ve âhir Nemse çâsârınındır. Gerçi Süleymân Hân sene 935 târîhinde Beç gazâsına giderken ihrâk etmişler, ammâ kabza-i tasarrufa almamışlar. Kal‘ası dibinde bir varoş-ı azîmi var, cümle asker-i İslâm ile alay ederek bu varoşun bir kapusundan girüp bir kapusundan çıkarken bir enni şâhrâh içre üç bin âdem gidüp iki cânibi sarây-ı âlîler ve altları serâpâ kemer kârgîr binâlı dükkânlar kim cümle bin aded ma‘mûr u müzeyyen dükkânlar içre niçe yüz bin mahbûb u mahbûbe mûğ-pîçeler alay temâşâsına çıkup biz dahi anları ânlarıyla seyr ederek bu varoş-ı müzeyyen içinden çıkup kal‘a-i Ovar berâberliği varıldıkda mel‘ûn kal‘a ol kadar top şâdımânları etdi kim kulaklarımız gûyâ asam olup kal‘a âteş-i Nemrûd içinde kaldı ve ol kadar tabl u torompete ve nâkûslar çaldı kim gûyâ Deccâl Yahûdî vücûda geldi zann olundu. Ve kal‘a handakı dibinde meks olunup bir çemenzâr ve mesîregâh yerde kapudanın ziyâfeti olundu. Ve cümle şehrin dilberânları çadırlarımıza gelüp dilnüvâzlık ve dildârlıklar eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49a ·
metinde göster ·
Bu dahi kızlar vilâyeti demekdir. Hakkâ ki cümle kızları nâz u na‘îm
ile alaya
karşu çıkup gûnâ-gûn pençe-i âfitâbe bânû-peyker Nemse kızları var kim gören be …
Bu dahi kızlar vilâyeti demekdir. Hakkâ ki cümle kızları nâz u na‘îm ile alaya karşu çıkup gûnâ-gûn pençe-i âfitâbe bânû-peyker Nemse kızları var kim gören benî âdem elbette ta‘aşşuk etmesi mukarrerdir ve ekseriyyâ manastırlarında cümle Hazret-i Îsâ içün keşîşe olmuş kızlar var kim her biri birer bânû-yı zamâneye mânend kızlardır. Ve şehri üç bin kadar ma‘mûr u müzeyyen ve manastırları ve çârsû-yı bâzârları kârgîr binâ bir şehr-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a ·
metinde göster ·
… rüp zafer bulmak mümkin olmayup bir top menzili ba‘îd yere cümle asâkir-i Tatar
ile alacıklarımızı
kurup taburun üç tarafın kamadık, ammâ su tarafı kamanmak mümkin olmayup ol tar …
Eyle sarp tabur etmiş kim bir tarafdan bir vech ile bu tabura rahne verüp zafer bulmak mümkin olmayup bir top menzili ba‘îd yere cümle asâkir-i Tatar ile alacıklarımızı kurup taburun üç tarafın kamadık, ammâ su tarafı kamanmak mümkin olmayup ol tarafdan kâfire imdâd ve zahîreleri gelir. "Ne çâre" deyü Safî Geray Sultân'ı suyun yukaru cânibinde bir boğaz yere on bin aded güzîde Tatar askeri ve iki bin tüfengli sekbânlar ile mezkûr Süd boğazına ta‘[y]în etdi kim "Küffârın imdâdı ve zahîresi kayıklar ile geçmeye" deyü cânib-i erba‘aya karavullar kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… nâdır, ammâ gâyet sa‘b ve metîn kal‘a-i zîbâdır, ammâ âsî kefere destinde olmak
ile alarkadan
temâşâ etdik. Bî-hadd ü bî-hisâb dağları bâğlardır ve âdem deryâsıyla mâl-â-mâl …
Ve bu cezîrenin kal‘ası Mora cezîresinin Holumiç kal‘asına mukâbil ve karîb poyraz rûzgârına karşu bir bayır üzre bir Şeddâdî seng binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ gâyet sa‘b ve metîn kal‘a-i zîbâdır, ammâ âsî kefere destinde olmak ile alarkadan temâşâ etdik. Bî-hadd ü bî-hisâb dağları bâğlardır ve âdem deryâsıyla mâl-â-mâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
… d ile cemî‘i erganon ve nâkûs ve haçlı peykerleriyle cümle küffârları zencîrler
ile alay
alay keşân ber-keşân sürüp kal‘a altından ser-nigûn bayrakların açarak ve tabl …
Cümle yedi bin yedi yüz kelle ve bin aded esîr-i bend-i zencîr olup on bir aded kapudan ve niçe yüz aded iş erleri kayd-bend ile cemî‘i erganon ve nâkûs ve haçlı peykerleriyle cümle küffârları zencîrler ile alay alay keşân ber-keşân sürüp kal‘a altından ser-nigûn bayrakların açarak ve tabl torompetelerin çalarak cümle guzât alay ile geçüp cümle ganâ’im olan küffârın atların yedeğe alup huzûr-ı vezîria‘zamdan güzer etdiklerinde küffâr kal‘adan bu hâl-i perîşân-ı pür-melâli görüp niçe küffâr dâğ-ı derûnlarından kendülerin kal‘a dîvârların üstlerinden handaka atup pâre pâre oldular. Ve Sadrıa‘zam niçe yüz esîrlerin boyunların urduğun guzât-ı müslimîn görüp herkes kayd-bendinde olan esîrlerin hıfz etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295b ·
metinde göster ·
… z aded küffâr dil tutulup topları ve tabl nâkûs erganonları ve haçlı peykerleri
ile alay-ı
azîm ile cümle küffârı dest be-kafâ bağlı kal‘a altından geçirüp Sadrıa‘zama ge …
Cümle iki bin yetmiş kelle ve bin beş yüz aded küffâr dil tutulup topları ve tabl nâkûs erganonları ve haçlı peykerleri ile alay-ı azîm ile cümle küffârı dest be-kafâ bağlı kal‘a altından geçirüp Sadrıa‘zama getirdiler. İhsân [u] in‘âmlar ile ser-firâz oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a ·
metinde göster ·
… giremez. Dökündülü kayalı yerler vardır. Cümle rûzgârdan emîn a‘lâ liman olmak
ile alarkada
lenger-endâht olup yatırlar. Ammâ yıldız ve karayelden ihtirâz lâzımdır, zîrâ l …
Bu kal‘a dahi şekl-i murabba‘ bir sa‘b mendirekdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır ve gâyet metîndir. Deryâdan bir minâre kaddi bâlâdır. Cümle topları limana nâzırdır. şeb [u] rûz dizdârı ve neferâtları mevcûddur. İçinde dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve yüz elli neferâtdan gayri kimesne giremez. Bunda dahi bir câmi‘ ve âb-ı hayât sarnıcları vardır. Cenûba nâzır bir demir kapusu vardır. Ammâ bu limana büyük keştîler giremez. Dökündülü kayalı yerler vardır. Cümle rûzgârdan emîn a‘lâ liman olmak ile alarkada lenger-endâht olup yatırlar. Ammâ yıldız ve karayelden ihtirâz lâzımdır, zîrâ limanın ol rûzgârlara ağzı küşâdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190a ·
metinde göster ·
… size surre ve atıyye ihsân olunur. Yohsa dağ başında beş on bin Urbân ve uryân
ile alay
göstermekile surre değil, size bir nukre vermem" deyüp,
"Kânûn-ı Süleymânî'de sizlere surre anıniçün ta‘yîn olunmuşdur kim cümle huccâca mâlları ile niçe bin zahîre getiresiz ve önlerine düşüp kulağız olasız. Ve cümle huccâca mâlları ile zahîre getirüp birkeleri su ile doldurup gözedesiz. Ve Bu hidmet mukâbelesinde size surre ve atıyye ihsân olunur. Yohsa dağ başında beş on bin Urbân ve uryân ile alay göstermekile surre değil, size bir nukre vermem" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
alay remmâ remmâ asker-i İslâm rikâb rikâba ubûr ederek (---)(---) nâm mahal b …
Bu asker ile alay alay remmâ remmâ asker-i İslâm rikâb rikâba ubûr ederek (---)(---) nâm mahal bir alçak akabecikdir, ammâ tarîk-ı âmmı tathîr olunmuşdur, anı ubûr edince a‘yân-ı Mekke ve cümle şürefâlar ve bizzât şerîf Sa‘d alayları ile nümâyân oldu. Ammâ gûyâ cemapur askeridir, yalın ayak, başı kabak, piyâde huddâmları ile tarîk-ı âmmın sağ cânibinde selâma âmâde durup ale't-tertîb dizildiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y312a ·
metinde göster ·
… âdet-i kadîmesi üzre ke'l-evvel cümle asâkir-i Mısır ile esb-i sabâ-reftârları
ile alay-ı
sâlis ederek saf saf, mevc mevc, fevc fevc, alay alay, bölük bölük asâkir-i İsl …
Ba‘de't-ta‘âm paşa âdet-i kadîmesi üzre ke'l-evvel cümle asâkir-i Mısır ile esb-i sabâ-reftârları ile alay-ı sâlis ederek saf saf, mevc mevc, fevc fevc, alay alay, bölük bölük asâkir-i İslâm kavânîn [ü] kâ‘ideleri üzre ale't-tertîb çifte çifte atbaşı berâber muhteşemâne şevket [ü] vakâr ile gürûh gürûh ubûr ederler. Paşa dahi pâdişâhâne selîmîsi üzre iki otağasını ser-i sa‘âdetine zeyn kılup semmûr kabaniçse üzre murassa‘ tîrkeş ile ubûr edüp bu Mısır'ın şâhrâhının her tarafında kat-ender-kat pîr [u] cüvân, sağîr ü kebîr, merd [ü] nisvân istikbâle durup paşa bunlara selâm verdikçe nisvân tâ’ifesi zılgıt na‘rası ederler, ve ihtiyârlar ve şeyh u şâblar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y156a ·
metinde göster ·
… inde mastûrdur. Neferâtları ve dellâlları ile cümle iki bin âdemdir. Kahveciler
ile alaya
binerler.
Esnâf-ı duhân-fürûş: Altı yüz kırk üç kahvehânede birer tütün satıcı olduğundan mâ‘adâ şehr-i Mısır içre bin altmış dükkân-ı duhân-fürûş vardır. Subaşı defterinde mastûrdur. Neferâtları ve dellâlları ile cümle iki bin âdemdir. Kahveciler ile alaya binerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y168a ·
metinde göster ·
… uccâc evvel gitdüği alaydaki gibi cümle fukarâ ve meşâyihân sancağ u bayrakları
ile alaya
çıkup mahmel-i şerîfi getürmezler ve bu alayda azebistân ve yeniçeriyân askeri …
Ve huccâc evvel gitdüği alaydaki gibi cümle fukarâ ve meşâyihân sancağ u bayrakları ile alaya çıkup mahmel-i şerîfi getürmezler ve bu alayda azebistân ve yeniçeriyân askeri dahi çıkmazlar, kânûn değildir. Ancak beş bölük halkı ve emîrü'l-hac alay ile ubûr eder. Cümle ata dona kâdir olan tüfeng-endâz bölüğü ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y209b ·
metinde göster ·
gemileriniz ile Bulak'dan avm edüp şehr-i mezbûrun [[(---) (---)]] edesiz. Ve z …
"Siz kim meşâyihân-ı halîfe-i Bedevî şeyhlerisiz, mâh-ı Cemâzi'l-evvel'in evvelinde cümle fukarânız ile alay gemileriniz ile Bulak'dan avm edüp şehr-i mezbûrun [[(---) (---)]] edesiz. Ve zîr-i destinizde olan fukarâyı ve züvvârânları bir hoş gözedüp hırâset üzre olasız. Ve sen ki Garbiyye Q 240aP 237a hâkimi Hasan Beğ'sin, ve sen ki Menûfiyye hâkimi Mîrzâ Kâşif'sin, taht-ı hükûmetinizde ve civârınızda âsitâne-i Seyyid Ahmed-i Bedevî mevlûdunun evvelinden infidâdı gününe dek cümle askeriniz ile Malaka meydânına hayme [vü] hargâhlarınız ile gelüp meks edesiz. Tüccâr ve züvvârı basîret üzre olup gözedesiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y220a ·
metinde göster ·
… imîni alay-ı azîm ile Bürketü'l-hacc'a velvele ve gulgule ve debdebe ve tantana
ile alay
sadedinde iken ol sâ‘at şeyh hazretlerinin rûh-ı pür-fütûhları cânib-i Hakk'a t …
Hikmet-i Huda, mâh-ı mezbûrun on sekizinci gün ale's-sabâh cümle asâkir-i Mısır pür-silâh olup huccâc-ı müslimîni alay-ı azîm ile Bürketü'l-hacc'a velvele ve gulgule ve debdebe ve tantana ile alay sadedinde iken ol sâ‘at şeyh hazretlerinin rûh-ı pür-fütûhları cânib-i Hakk'a teveccüh etdükde câmi‘-i Ezher'de ve Mısır'ın cemî‘i hulefâ câmi‘lerinde salâlar tilâvet olunup şeyhin merhûm olduğu dâsitân-ı dostân olup cümle huccâc ve asâkir-i Mısır pür-silâh câmi‘-i Ezher'e varup cenâze-i şeyhe hâzır oldular. Azîzin rumûz-ı künûzları üzre niçe yüz bin asâkir-i İslâm ve niçe yüz bin fukarâ ve hâs u âm deryâ-misâl olup azîzin salât-ı cenâzesin câmi‘-i Ezher'de edâ edüp vasıyyetleri üzre dörd âdem hayvânı üzre tahmîl edüp niçe kerre yüz bin şukka-i alemler ile tevhîd [ü] tezkîr ederek huccâc-ı müslimîn alay ile şeyhi karâfe-i müsâfirîne götürüp anda seferleri tamâm olup karârgâhları dârü'l-karâr oldu ve rûh-ı şerîfleri dâhil-i evc-i illiyyîn olup dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye irtihâl etdi, rahmetullâhi-aleyh. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y276b ·
metinde göster ·
… fîller üzre tahmîl olunup bizim alaylarımızdan mukaddem anlar yigirmi bin asker
ile alay
edüp şehirden çıkup cânib-i şimâle gitdiler. Beri tarafda Q 327aP 324a mel …
Evvelâ cümle Habeş kârbânı halkına haber olup anların Ceberti kavimleri tüfenglerin atarak gülbâng çekerek niçe bin yük zî-kıymet metâ‘ları deve ve fîller üzre tahmîl olunup bizim alaylarımızdan mukaddem anlar yigirmi bin asker ile alay edüp şehirden çıkup cânib-i şimâle gitdiler. Beri tarafda Q 327aP 324a melik dahi asker-i bî-pâyânı ile fîller üzre kös-i kakan-bânları döğerek makrafa ve kebürgelerin döğerek Sennâre şehrinden çıkup yine Nîl kenârınca cenûb tarafına azîmet olundu. Hakîr melikden su’âl etdim ki:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y419a ·
metinde göster ·