… n hafrın kazarken bir çâr-kûşe bir beyâz mermer zâhir olup üzerinde Çağatay hat
ile böyle
tahrîr olunmuş:
Ammâ bu hakîr sene 1076 târîhinde Kırım diyârında Mehemmed Geray Hân hizmetinde bulunup cümle Kırım hânlarının kabri Eski Yurd nâm mahalde olmağile Mehemmed Geray Hân kendülere bir dâr-ı âhiret binâ etmeğe mübâşeret edüp esâsın hafrın kazarken bir çâr-kûşe bir beyâz mermer zâhir olup üzerinde Çağatay hat ile böyle tahrîr olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153a ·
metinde göster ·
bir ibret-nümâ-yı âlî binâ görmüş değildir. Hâlâ İslâmbol'da Galata kullesi-mis …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Hazret-i Muhammed Şâm-ı Gazan: Zamân-ı kadîmde Âl-i Cengiziyân asrında bu mahal bâğ-ı İrem olup Şâm-ı cennet-meşâm gibi olup ve Şâm tarafı olmağıla bu mahalle Şâm derler imiş. Sene 694 târîhinde Muhammed Şâm-ı Gazan bu mahalde bir kal‘a-i metîn ve hısn-ı hasîn inşâ edüp ismine Şâm-ı Gazan dediler ve on bin ma‘dûd re‘âyâ vü berâyâyı tekâlif-i örfiyyeden mu‘âf ve müsellem 304a edüp bu kal‘ada iskân etdirdi. Ba‘dehû kendüye bu türbe-i pür-envârı inşâ etdirüp Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Dâdyân'da mühendisân [u] mi‘mârân ve berr [u] bihâr seyyâhân çeşm-i ibretler ile böyle bir ibret-nümâ-yı âlî binâ görmüş değildir. Hâlâ İslâmbol'da Galata kullesi-misâl eflâke ser çekmiş bir burc-ı Kahkahâ'dır, ammâ hakîr gördükde kapusu tarafının bir cânibi zelzeleden münhedim olup cümle seng-i cibzi pâymâl-ı rimâl olup yatardı. Vâcibü's-seyr bir binâ-yı azîm ve ziyâret-i kadîmdir. Hamd-i Hudâ, Hân ile girüp ziyâret edüp rûh-ı şerîfiyçün bir Fâtîha-i şerîf tilâvet etdik. Kabr-i münevveresinin mermer sandûkasında böyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b–304a ·
metinde göster ·
… med-i bî-hemetâ bir şerîfeli minâresi vardır. Kıble kapusu üzre târîhi celî hat
ile böyle
tahrîr olunmuşdur.
Şehâbeddîn Paşa câmi‘i: Sultân (---) vüzerâlarındandır. Bu dahi çârsû içinde izdihâm mahallinde olmak ile şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Derûn-ı câmi‘ gâyet musanna‘dır. Mihrâbı ve minberi ibret-nümâ-yı bukalemûndur. Ve bir nâzik Kâşi sebz-gûn-i ibretnümûn serâmed-i bî-hemetâ bir şerîfeli minâresi vardır. Kıble kapusu üzre târîhi celî hat ile böyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134b ·
metinde göster ·
Ve bostâncıbaşıyla gemime bir Frenk hekîm girdüğü Kaya Sultân'ım 145a tarafından bir hekîm ile baltacı gelüp vücûduma hekîm-i hâzık timar etmesidir. Ve sıhhat buldukça hekîme derûn-ı dilimden muhabbet edüp ihsânlar etsem gerekdir, ammâ Allahu a‘lem alâmet-i kebîr oldur kim vücûdum gemisi direği kesilüp ten gemisinden ayrılup benim yoluma revâne olup ben marazdan halâs olurum inşâallah" deyüp bir Fâtiha deyüp ba‘de'l-Fâtiha eydür: "Evliyâm işe sen bizim sâdıkâne muhibb-i yâr-ı kadîmimiz olmağıla sen bizim içün bu vâkı‘ayı görüp ol gice bize de işâret olup Evliyâ'nın gördüğü vâkı‘ayı kendüden su’âl edün, deyü bize tebşîr etdiklerinden bu gün bu vâkı‘anın vâkı‘-ı hâlin senden su’âl etdiğimin aslı ol idi. İmdi bu hakîr ilhâm-ı Rabbânî ile böyle ta‘bîr etdim, hayr ola" deyüp kesret-i kelâmdan bî-tâb u bî-mecâl kalup girde-bâlişe nâliş ederek söylenüp hâb-ı râhata vardı. Cümle enderûn [u] bîrûn ağaları ve gayri huzzâr-ı meclis kimesneler paşanın bu vâkı‘ayı böyle ta‘bîr etdüğüne engüşt ber-dehen ederek "Âferîn, sad hezârân âferîn yâ Melek Ahmed Paşa sad-lek tahsîn ola. Hakkâ ki hâl sâhibisin. Hudâ sıhhat vere" deyü cümle hayr du‘âlar edüp hakîre dahi "Hakkâ Evliyâm, sen de er oğlu ersin ve hakkâ ki pâk seyyâh-ı âlemsin kim böyle bir rü’yâ-yı sâliha gördün!" deyü hakîre dahi du‘â ve senâlar edüp derûnî muhabbet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b–145a ·
metinde göster ·
şükür Hudâ-ı Bîçûn'a kim böyle bir sâhib-kırân (...) Seydî Ahmed Paşa
ile böyle
gazâlarda bulunup yine Erdel gazâsına gitmek sadedinde iken innâ-li'llâhi nidel …
şükür Hudâ-ı Bîçûn'a kim böyle bir sâhib-kırân (...) Seydî Ahmed Paşa ile böyle gazâlarda bulunup yine Erdel gazâsına gitmek sadedinde iken innâ-li'llâhi nidelim n'eyleyelim takdîr-i Hudâ böyle etmiş kim bu sene-i menhûsede eyle kağan arslan vezîr-i âlîşânı mazlûmen bi-gayr-ı hakk katl edüp Erdel gazâsına Seydî ile girmek yine müyesser olmadı, el-hükmü lillâhi te‘âlâ. Mısra‘,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 187b ·
metinde göster ·
… bu bir temâşâgâh tabur imiş kim belki devr-i Âdem'den berü böyle dûr-bîn efkâr
ile böyle
bir kemîngâh tabur yapılmamışdır. Piyâde âdem giremez yerleri var kim cemî‘i mu …
Azamet-i Hudâ bu bir temâşâgâh tabur imiş kim belki devr-i Âdem'den berü böyle dûr-bîn efkâr ile böyle bir kemîngâh tabur yapılmamışdır. Piyâde âdem giremez yerleri var kim cemî‘i muhîl [ü] şeytanat ile ârâste olmuş kat-ender-kat şebeke-vâr tabur imiş. Niçe yerleri yanmış ve niçeleri kalmış, hemân Cenâb-ı Kibriyâ'nın ihsânıyla feth olmuş bir tabur imiş. Meydân-ı bezm [ü] rezm günü bu cengelistân ve ahşâbistân içre gâzîler ceyrân gibi sıçrap atlar ile güzer ederlerdi. Şimdi meymene ve meysere bilâ-ceng [ü] cidâl velâ harb [ü] kıtâl cümle asker bir günde gücile ubûr etdik, ammâ ceng günü bir ânda geçdik. Hemân Hudâ'nın fazl [u] inâyeti yâver olup feth oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24a ·
metinde göster ·
… un alâ nûrdur kim bâb-ı mu‘allâsının atebe-i ulyâsı üzre târîhi celî hüsn-i hat
ile böyle
tahrîr olmuşdur:
Ve cümle on iki aded mihrâbdır. Cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik çârsû içinde Hünkâr câmi‘i bir serâmed ve musanna‘ ve şîrîn ve mevzûn alaca minâre-i bâng-ı Muhammedîsi var ve taşra tabakalarından cihân ser-be-ser seyr [ü] temâşâ olunur. Serâpâ kiremit ile mestûr bir câmi‘-i nûrun alâ nûrdur kim bâb-ı mu‘allâsının atebe-i ulyâsı üzre târîhi celî hüsn-i hat ile böyle tahrîr olmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39b ·
metinde göster ·
bulup cümle kral-ı dâller bir yere gelüp turvin ü meşveret edüp Budin kralı ola …
Ba‘dehu Âl-i Osmân'ın ibtidâ tulû‘u sene (---) târîhi olunca bu kal‘anın sene-i mezbûrda tâli‘in yoklayup eyle buldular kim Türk'de sâhib-i zuhûr olan Osmân'ın oğullarından Sarı Süleymân Igrando Kostantinapol bu Budin'i ve etrâfında olan cemî‘i kal‘aları alalar, ammâ Beç kal‘asın alamayup gideler. Çünki Beç kal‘asının tâli‘in ilm-i nücûm ile böyle bulup cümle kral-ı dâller bir yere gelüp turvin ü meşveret edüp Budin kralı olan Koca Milon Poturi Mikloş Krala cümle krallar ve dahi İspanya'da Rim papası ve gayri irşekler ve banlar ve hersekler ve cümle şaglar bâtıl dînlerinin aşkına Meryem Ana ve Hazret-i Îsâ gayretine mezkûr krallar ve banlar imdâd edüp ilm-i nücûmda buldukları takdîri sû-i tedbîrleriyle bozmak içün kal‘a-i Budin'i eyle metîn ü müstahkem edüp gûyâ sedd-i İskender edüp derûn-ı şehirde olan hâne-i menhûsları ve cümle düyûrların serâpâ altun ve gümüş derveze ve revzen ve şebekeli kâ‘alar ile ârâste ve cümle zer ü halkârî münakkaş dekâkînler ile pîrâste edüp cümle esvâklarını Hind füsûskârîsi gibi serâpâ murassa‘ zemîn döşeyüp şehre aslâ hayvânâtdan at ve katır ve arabalardan bir şey girmemek üzre "Hâmân ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve İsvet Nikola ve Sarı Saltık'un la‘neti olsun" deyü tenbîhler edüp cümle a‘yân-ı kefere şehr-i Budin'e piyâde girirler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73b ·
metinde göster ·
… ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral
ile böyle
germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
… attâ iki fersah yeri mezâristânı dutmuşdur. Ba‘zı seng-i mezârlarda hüsn-i hatt
ile böyle
tahrîr etmiş kim:
Ammâ ibret-nümâ-yı mezâristânları acâ’ib ü garâ’ibdir. Hattâ iki fersah yeri mezâristânı dutmuşdur. Ba‘zı seng-i mezârlarda hüsn-i hatt ile böyle tahrîr etmiş kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
… alimallâh ve şehidallâh ve kefâ billâhi {şehîden} Muhammedün Resûlullâh yemîni
ile böyle
olmuşdur kim bir ayda nehr-i Kuban gibi bahr-i azîm bir ok boyu buz dutup durur …
Ammâ alimallâh ve şehidallâh ve kefâ billâhi {şehîden} Muhammedün Resûlullâh yemîni ile böyle olmuşdur kim bir ayda nehr-i Kuban gibi bahr-i azîm bir ok boyu buz dutup dururdu, ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ Maskov vilâyetinde olan nehr-i Edil ve nehr-i Cayık buzları gibi mücellâ billûr gibi buz değil idi. Ba‘zı yerleri kumlu ve siyâh çamurlu kalın buz idi. Lâkin ba‘zı yerleri yine mücellâ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193a ·
metinde göster ·
sulh etmek muhâldir. Tiz çadırları bozsunlar ve germâ-germ yürüyüşler olsun" de …
"Bu mel‘ûn küffârlar ile böyle sulh etmek muhâldir. Tiz çadırları bozsunlar ve germâ-germ yürüyüşler olsun" dediklerinde âlet-i mülâhaza ve ma‘a'l-kerâhe birkaç çadırları bozup paşalar kalkup gider şekillerinde olduklarında hemân küffârların akılları başlarından gidüp cümle vüzerâların ayaklarına düşüp yüz bin gûne ricâlar eylediler ve yine çadırları kurdular ve müşâvereye durdular ve müdâr[â]lıca sözlere mübâşeret etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b ·
metinde göster ·
… if-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş
ile böyle
bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâ …
El-hâsıl bu bâğ-ı İrem'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur. Ancak bu bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu bâğlarına meyl ü rağbet etmeyüp dâr-ı bâkîde bâkî merâm içre karâr etmeğe üzleyüp terk [ü] tecrîdlik isteriz. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a–324b ·
metinde göster ·
… âsân olup ber-murâd olur. Ve bu mekteb-i sıbyânın kapusu üzre târîhi celî hatt
ile böyle
terkîm olunmuşdur. Târîh:
Ve bu mahalde Şâhidî hazretlerinin mu‘allimhânesi var kim hâlâ cemî‘i şehrin sıbyânları anda tahsîl-i ulûm ederler. Binden mütecâviz sıbyân vardır. Her kankı diyârda zihn-i sakîm var ise bunda bir kaç ders tilâvet edüp müşkilâtları âsân olup ber-murâd olur. Ve bu mekteb-i sıbyânın kapusu üzre târîhi celî hatt ile böyle terkîm olunmuşdur. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y98b ·
metinde göster ·
… tahrîr olunmuşdur. Ve kapunun üst eşiği üzre iki kıt‘a kitâbe içre hüsn-i hatt
ile böyle
tahrîr olunmuşdur. Târîh: Târîh budur: [[(---) (---) (---)]]
âyet-i (---)(---)(---)(---)(---)(---) kerîmesi tahrîr olunmuşdur. Ve kapunun üst eşiği üzre iki kıt‘a kitâbe içre hüsn-i hatt ile böyle tahrîr olunmuşdur. Târîh: Târîh budur: [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153a ·
metinde göster ·
… enzâr soffa üzre bir musallâ vardır. Mibrâbı üzre bir beyâz mermerde celî kalem
ile böyle
tahrîr olunmuşdur. Târîh:
Ziyâret-i Bi’r-i Ayn-ı Zemzem-i Selvân: Bu Selvân önünde kubbesiz bir çemenzâr soffa üzre bir musallâ vardır. Mibrâbı üzre bir beyâz mermerde celî kalem ile böyle tahrîr olunmuşdur. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y219b ·
metinde göster ·
… ve Hüseyin Paşa efendimizden dahi Y 311a iki bin asker cümle sekiz bin asker
ile böyle
bir vezîr-i âlîşan ta‘yîn olunmasının aslı oldur kim sene 1081 târîhinde bu sen …
Evvelâ Mısır vâlîsi Kethudâ İbrâhîm Paşa tarafından üç bin Mısır askeri ile bu Mekke üzre ta‘yîn olunmuş idi. Ve şâm'dan dahi üç bin asker ve Hüseyin Paşa efendimizden dahi Y 311a iki bin asker cümle sekiz bin asker ile böyle bir vezîr-i âlîşan ta‘yîn olunmasının aslı oldur kim sene 1081 târîhinde bu senemizden bir sâl mukaddem Ankebût Ahmed Paşa kethudâsı Hasan Paşa'ya Cidde paşalığı ihsân olunup Haremeynü'ş-şerîfeyn'in ta‘mîr ü termîmine ve cemî‘i şürefâ ve mücâvirînin cerâye ve surre ve masârıflarının tahsîline ve beyne'l-Haremeyn'in nizâm [u] intizâmına me’mûr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y310b–Y311a ·
metinde göster ·
… kâm-ı İbrâhîmin altı yanında bir hacer bulundu, der. Üstünde lisân-ı İbrî hattı
ile böyle
tahrîr olunmuş kim:
Ve Ka‘bü'l-Ahbâr'dan mervîdir kim eyyâm-ı Cürhüm'de makâm-ı İbrâhîmin altı yanında bir hacer bulundu, der. Üstünde lisân-ı İbrî hattı ile böyle tahrîr olunmuş kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y339a ·
metinde göster ·
… üzünde sol tarafda çâr-gûşe bir beyâz mermer-i hâm üzre hurde Kûfî hatt-ı latîf
ile böyle
tahrîr olunmuşdur.
Ve bu mihrâbın kıble dîvârındaki Y 149b kapunun iç yüzünde sol tarafda çâr-gûşe bir beyâz mermer-i hâm üzre hurde Kûfî hatt-ı latîf ile böyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y149a–Y149b ·
metinde göster ·
Bu Nîl-i mübâreki selef hukemâ ve keheneleri ilm-i hendese
ile böyle
tertîb edüp Nîl hâki dahi yılda dörd gûne libâs geyüp on iki ayı dörd kısma mun …
Bu Nîl-i mübâreki selef hukemâ ve keheneleri ilm-i hendese ile böyle tertîb edüp Nîl hâki dahi yılda dörd gûne libâs geyüp on iki ayı dörd kısma munkasım edüp her kısmın üçer ay tarh edüp on iki şehr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
… rtaların Q 244a üstlerine dahi ikişer parmak fışkı örtüp furunun için yumurta
ile böyle
zeyn edüp ba‘dehu altına nerm âteş eder. Ammâ yine fışkı yakar, odun yakmaz. Bu …
Ve bu P 241a yumurtaların Q 244a üstlerine dahi ikişer parmak fışkı örtüp furunun için yumurta ile böyle zeyn edüp ba‘dehu altına nerm âteş eder. Ammâ yine fışkı yakar, odun yakmaz. Bu hâl üzre kâmil üç gün dörd gün. Dördüncü gün mezkûr piliççi baba uryân olup furunun içine girüp Y 229b tavuk gibi kurk kurk diyerek serâpâ cümle yumurtaların altın üstlerine döndürür. Ammâ elinde yine tavuk tüğünden yapılmış bir gûne eldivândır, anın ile her hücredeki ellişer yumurtaları birer birer devr etdirüp mâbeynlerine birkaç tavuk tüğleri kor. Ve bir gûne buhûr yakup dütsü verüp furunun ağzın kapayup gider. Ammâ bu kârı aslâ kimseye göstermez, ammâ hakîr kasd edüp ol beldede yigirmi iki gün meks edüp ayne'l-yakîn hâsıl etmeğiçün temâşâ ederdim. Ve yigirmi günde üç kerre piliç anası herîf furuna girüp cümle yumurtaları devr ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229a–Y229b ·
metinde göster ·
tek[t]îb olunmuşdur. Sâ’ir mülûkların zamânında eyle bir Cem-cenâb vezîr gelmem …
Kabr-i Vezîr-i Mısır [u] şâm ve gayrihi: Mevlidüh bi-Tağar Askalân sene 528 ve tüvüffiye leylete'l-erba‘a sâbi‘ Rebî‘ü'l-âhir sene 596. İbn Yâmen kurbunda bir kubbe-i azîm âsitânede medfûndur. Mermer çâr-gûşe sandûkası etrâfında celî hat ile böyle tek[t]îb olunmuşdur. Sâ’ir mülûkların zamânında eyle bir Cem-cenâb vezîr gelmemişdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y262a ·
metinde göster ·
… r iki âdem kaddi kadar vardır. Ol amûd üzre celî sülüs hat müzehheb ve lâcüverd
ile böyle
tahrîr olunmuşdur.
Bu sandûkanın dahi etrâfı saya ağacından parmaklıkdır kim avân-ı nâs sandûkasın bûs edüp müte’ezzî etmeyeler. Bu sandûkanın pây-i şerîfleri ve ser-i sa‘âdeti taraflarında azîm vezni üzre altun ile mutallâ birer âdem kaddi şem‘dânlar var, herbirinde amûd-ı müntehâ misilli şem‘-i asel-i kâfûrî ve gûnâ-gûn maslûbâtlar ve rengâreng alemler ile bezenilmişdir. Ve ser-i sa‘âdetleri tarafında bir beyâz mermer amûd-ı müdevver iki âdem kaddi kadar vardır. Ol amûd üzre celî sülüs hat müzehheb ve lâcüverd ile böyle tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y263a ·
metinde göster ·
… . Ve minberinin sağ tarafındaki bucakda çâr-gûşe bir beyâz mermer üzre celî hat
ile böyle
terkîm olunmuş:
Câmi‘ü'l-kebîr: şehrin cânib-i şarkîsinde yine şehre muttasıldır, ammâ cemâ‘ati azdır. Tûlen ve arzan ikişer yüz ayak câmi‘-i kebîrdir. Ve cümle elli sütûn-ı müntehâlar üzre tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kemerler üzre tavandır. Ve sütûhu kireç ile sıvalıdır. Ve üç tabaka bir minâre-i serâmedi. Ve üç kapusu. Ve minberinin sağ tarafındaki bucakda çâr-gûşe bir beyâz mermer üzre celî hat ile böyle terkîm olunmuş:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y297a ·
metinde göster ·
… noksân değildir. İmdi bu dahi Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i ezelîsi ile lafz-ı kün
ile böyle
halk olup hukemâ vâkıf-ı esrâr olup iklîm-i evvel ve sânî ve sâlis ve râbi‘ ve …
Bu iklîm üzre şarkdan garba gidüp arzın on iki derîce ve kırk dakîka bulup ana iklîm-i evvel dediler. Bir derîce ve dakîka noksân değildir. İmdi bu dahi Cenâb-ı Bârî'nin irâdet-i ezelîsi ile lafz-ı kün ile böyle halk olup hukemâ vâkıf-ı esrâr olup iklîm-i evvel ve sânî ve sâlis ve râbi‘ ve hâmis ve sâdis ve iklîm-i sâbi‘ dediler. Anın Y 417b verâsın şiddet-i şitâdan süknâ olmaduğı ecilden iklîm-i âhar tahrîr etmeyüp iklîm-i sâbi‘de kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y417a–Y417b ·
metinde göster ·