… avîsi Fâtih-i Yemen Sinân Paşa binâsıdır. Dizdârı ve merdim-i hisârı elli nefer
ile bunda
sâkinlerdir. Sekiz rüzgâr-ı zûr-kârdan emîn liman-ı kebîri vardır. Akka limanın …
Leb-i deryâda İskender-i Kübrâ binâsıdır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Melikü't-Tâhir İşpaniye keferesi elinden feth etmişdir. Ba‘dehû sene 922 târîhinde Selîm Şâh'a emân ile vermişlerdir. Sayda hâkinde voyvadalıkdır ve kazâdır. Ve kal‘ası leb-i deryâda bir kal‘a-i azîm ve liman-ı kebîri var. Hâlâ câ-be-câ yerleri mündehimdir. Cirmi altı bin adımdır. Ve üç mahalle ve üç yüz toprak örtülü hâneleri ve bir câmi‘i ve bir hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı ve bir deyr-i ma‘mûru var, cümle kefere Aleksandır'ın ma‘bedgâhıdır deyü i‘tibâr ederler. Bu mahalde cümle keferelerdir ammâ aslâ lisân-ı Rûmî bilmeyüp Arabî tekellüm ederler ve yemîn etseler "Vahad Allah, bi-sırrı Hazret-i Şem‘ûn" derler. Ve bu kal‘a bir kumsal yerde vâki‘ olmağıla leb-i deryâda limana nâzır bir kulle-i kavîsi Fâtih-i Yemen Sinân Paşa binâsıdır. Dizdârı ve merdim-i hisârı elli nefer ile bunda sâkinlerdir. Sekiz rüzgâr-ı zûr-kârdan emîn liman-ı kebîri vardır. Akka limanında gemiler kışlamayup burda yatarlar ammâ kum deryâsı günden güne şehri gark-ı rimâl etmededir. Zamân-ı kadîmde kum tılsımâtı olmak üzre bir amûd-ı âlî var imiş. Ma‘ânoğlu defîne vardır deyü amûdı münhedim edüp kum bu şehre dâhil olmağa başlar. Niçe gûne evsâfları bu kal‘a-i Sûr'un yine Mekke-i Mükerreme'ye gitdiğimiz sene Şâm Tarablusu evsâfıyla mufassal tahrîr olunmuşdur. Bu kal‘ayı seyr [u] temâşâ edüp mahall-i ma‘hûdda cümle asker Nakura Boğazı'n geçmek içün hâs u âm müşâvere edüp Sıfet hâkimi çarhacı olup kırk bayrak sekban sarıca askeri nısfu'l-leylde pür-silâh olup Nakura Boğazı'na varup hâlî bulup pusu yerlerine sepişüp cümle bahâdırân âmâde hâmûş-bâş yatdılar. Ol gice Dürüzîlerden yedi aded çaşıt dutulup Paşa'ya geldükde söyledüp aslâ amân vermeyüp Sûr kal‘ası önünde kelleleri tenlerinden tîğ-ı Murtezâ ile galtân olup ale's-sabâh Nakura Boğazı'ndan feryâdcılar gelüp "Bre Sultânım, pusuda olan asâkir-i İslâm'ı Dürüzî basup gâlib gelüp bizim bayraklar mağlûb olmada. Hâlâ ceng-i azîmdir" deyünce mukaddemâ ileri kırk bayrak piyâde Sayda-i Berût ve Sıfet askeri gidüp imdâd yetişir. Paşa dahi atlanup cümle asker ile bir sâ‘atde imdâda yetişüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38b ·
metinde göster ·
… lef etmemişdir. Merhûm Melek Ahmed Paşa efendimiz bunda mihmân olup Kaya Sultân
ile bunda
mülâkât olup kâmil bir hafta bu bâğ-ı cinânda Hüseyn-i Bâkara fasıllarıyla zevk …
Cümleden sarây-ı selâtin-i Âl-i Osmân, hayrât-ı Sultân (---)(---) Hân, şehrin cânib-i şarkîsinde bir çemenzâr sahrâya nâzır bir mürtefi‘ zemînde dıraht-ı servî ve çınar ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve sâ’ir eşcâr-ı müsmirrât-ı gûnâ-gûn ile kuyâğ-ı hıyâbân olmuş bir bâğ-ı İrem'dir kim gûyâ erd-i behiştdir. Bunda olan tuyûr-ı hoş-elhânın evsâfında lisân kâsırdır. Bâ-husûs mürg-ı karatavuk ve mürg-ı ishakın hoş-nevâlığı vakt-i Şâfi‘îde âdeme hayât verir. Ve hezâr hezârânın ve bülbül-i hoş-nevânın nevâ-hânlığı bir bâğ-ı selâtînde yokdur. Zîrâ kûhî semtlerdir. Bu sarây-ı azîmin cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl divârlıdır. İçinde bostâncıbaşısı ve üç yüz aded bâğbânı vardır. Ve müte‘addid hücreleri ve niçe kasr-ı havernâkları ve niçe kâh-ı kâ‘aları var ve Çatal dağın su terazûlarıyla uçar âb-ı revânlar fıskiyye ve havz u şadırvanlardan ve selsebillere rîzân olur. Her pâdişâhın birer gûne kasr-ı İremleri var kim atlas-ı felekde eyle bir kârgîrliği bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Merhûm Melek Ahmed Paşa efendimiz bunda mihmân olup Kaya Sultân ile bunda mülâkât olup kâmil bir hafta bu bâğ-ı cinânda Hüseyn-i Bâkara fasıllarıyla zevk u safâ edüp felekden kâm alır şekilli olduk. Ammâ ne mümkin, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171b ·
metinde göster ·
… ve mahsûllü kurâdır kim kiraz mevsiminde cümle İslâmbol halkı niçe bin arabalar
ile bunda
gelüp hayme vü hargâhları ile meks edüp zevk u safâlar edüp niçe bin züvvârlar …
Menzil-i karye-i Sarıkadı: Üsküdar mevleviyyeti nâhiyesinde bir hıyâbân-ı Acem-misâl bir koru içinde bir kûhî zemîn-i mesîregâhda bâğ u bâğçeli ve iki yüz aded hâneli bir ma‘mûr bir câmi‘li ve bir mekteb ve bir tekyeli ve bir hânlı ve bir hammâmlı dükkânsız bir ma‘mûr ve mahsûllü kurâdır kim kiraz mevsiminde cümle İslâmbol halkı niçe bin arabalar ile bunda gelüp hayme vü hargâhları ile meks edüp zevk u safâlar edüp niçe bin züvvârlar evlere ve tekye-i Sarı Gâzî Sultân âsitânesine konup kisb-i tarâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b ·
metinde göster ·
… nder-kat olmuş pür-silâh bevvâbânlar vardır. Zîrâ bu kapu iskeleye mekşûf olmak
ile bunda
neferât çokdur. Hattâ defterdâr ve gümrük emîni tarafından dahi âdemler bekler …
Yalı kapusudur: Batı tarafına nâzır dörd kat metîn demir kapulardır. Her kapuda kat-ender-kat olmuş pür-silâh bevvâbânlar vardır. Zîrâ bu kapu iskeleye mekşûf olmak ile bunda neferât çokdur. Hattâ defterdâr ve gümrük emîni tarafından dahi âdemler bekler ve her kapu mâbeyninde rûy-ı dîvârda ol kadar âlât-ı silâh ve cebe vü cevşen var kim ta‘bîr olunmaz ve bu kapu önünde dahi handak üzre haşeb cisr-i azîmi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… eş dükkânlı bir şîrîn kârgîr binâ bir kasaba-i ra‘nâ imiş, ammâ Uskok kâfirleri
ile bunda
bizden mukaddem ceng-i azîm edüp niçe ümmet-i Muhammed esîr olup cümle halkı he …
Bir dere içinde bâğlı ve bâğçeli ve bir şîrîn câmi‘li ve iki mescidli ve bir tekyeli ve bir küçük hammâmlı ve bir hânlı ve on beş dükkânlı bir şîrîn kârgîr binâ bir kasaba-i ra‘nâ imiş, ammâ Uskok kâfirleri ile bunda bizden mukaddem ceng-i azîm edüp niçe ümmet-i Muhammed esîr olup cümle halkı henüz dağlara ve sa‘b yollara firâr edüp Hudâ hakkıyçün bâğ u bâğçelerinde olan meyve-i âbdârları pâymâl-i rimâl olup yerde yatır. Hudâya ayândır bâğ-ı İrem'den nişân verir bir karye-i bâğ-ı cinândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149b ·
metinde göster ·
iken Mehemmed Geray Hân'ın (...) binâ etdiği Şâdkirmân kal‘ası içinden asker ka …
Ammâ biz Hân ile bunda iken Mehemmed Geray Hân'ın (...) binâ etdiği Şâdkirmân kal‘ası içinden asker kal‘ayı bırağup çıkdıkların Kalmık işidicek kal‘ayı Kalmık basup bir ceng-i azîm ederlerken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157b ·
metinde göster ·
… aded kamış ve saz örtülü ma‘mûr küfürhânelerdir. Ammâ bu iç kal‘a daracık olmak
ile bunda
çârsû-yı bâzâr yokdur.
Zamân-ı kadîmde bu şehir harâb yatup bunda bir ejde[r]hâ yürüyüp cemî‘i Heyhât sahrâsında olan benî âdemleri ve cemî‘i ecnâs-ı mahlûkâtları yeyüp niçe vilâyetleri berbâd eder. Ba‘dehu bir hân-ı bahâdır bu ejde[r]hâyı katl edüp vilâyet emn ü emân olduğıyçün bu diyâr[a] Ejderhân derler. Hâlâ niçe amâr sarâylar vardır. İç kal‘asında cümle beş manastırdır ve tokuz kenîsedir. Ve cümle bin elli aded kamış ve saz örtülü ma‘mûr küfürhânelerdir. Ammâ bu iç kal‘a daracık olmak ile bunda çârsû-yı bâzâr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
… -i şitâsı katıdır. Ve bunu[n] dahi gecesi kasîr ve nehârı tavîl ve muzlim olmak
ile bunda
dahi yatsı namâzının vakti olmadığından salât-ı ışâyı kılmazdık.
Ve cümle yetmiş aded bâzergân hânları ve altı bin dükkânları ve altı yerde hammâmları var. Ammâ ban sarâyı ol kadar ma‘mûr ve müzeyyendir kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Cümle maksûreleri nehr-i Cayık kenârına vâki’ olmuş. Ammâ bu şehrin dahi bâğ u bâğçesi yokdur, zîrâ şiddet-i şitâsı katıdır. Ve bunu[n] dahi gecesi kasîr ve nehârı tavîl ve muzlim olmak ile bunda dahi yatsı namâzının vakti olmadığından salât-ı ışâyı kılmazdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a ·
metinde göster ·
"Evliyâ Çelebi dörd, beş kerre yüz binden ziyâde câriye avretleri vardır. Eğer anlardan ve kopna ve defkelerden birer altun tamga bahâyı bu hân alırsa belki bu hân âsî olup Âl-i Osmân'a karşu kor, zîrâ bu Çoban Geray neslinden (---) Hân (---) Hân Âl-i Osmân'a isyân edüp yeniçerileri kıra gelmişlerdir. Allâh hıfz ede, ammâ birkaç günden sen seyr [ü] temâşâ ile gör Kırım'da neler olur. Hemân bolay kim siz Mehemmed Paşa ile bunda bulunmayup der-i devlete yönelmiş bulunasınız" deyü niçe umûr-ı mu‘azzama sözler söyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196a ·
metinde göster ·
… Mehemmed-i Ebü'l-feth câmi‘indeki eşkâl-i garîbeler ola. Ammâ bu nev binâ olmak
ile bunda
olan nukûş-ı timsâl-i garîbe vü acîbeler ve nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn merm …
Andan binâ-yı azîm Defterdâr Ahmed Paşa câmi‘ine muttasıl bir kal‘a-misâl sarây-ı azîm cebehâne-i ibret-nümâ var kim bu âsâr-ı binânın der-i dîvârında ve dam [u] bâmları etrâflarında ve cebehâne kapusu etrâfında ve tâklerinde ve atebe-i ulyâsında olan vâcibü's-seyr temâşâ-yı mermer-bürler bir diyârda yokdur. Meğer Atina şehrinde Sultân Mehemmed-i Ebü'l-feth câmi‘indeki eşkâl-i garîbeler ola. Ammâ bu nev binâ olmak ile bunda olan nukûş-ı timsâl-i garîbe vü acîbeler ve nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn mermer-bür kârı Atina'ya gâlibdir, zîrâ cemî‘i ecnâs-ı mahlûkâtların tasvîrâtları bu cebehâne sarâyının rûy-ı dîvârlarında mastûr olup bir acâ’ibât [u] garâ’ibât-ı ibret-nümâlardır. Ve bu cebehânede olan âlât-ı mühimmât [u] levâzımâtların hisâbın Hudâ-yı Muhtesib bilir. Gerçi bâlâda cebehâne evsâfın tahrîr etdik ammâ deryâda katre ve güneşde zerre ve zerrede şemme mikdârı tahrîr ü terkîm olunmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Eski Rodos: İbtidâ Süleymân Hân bunu yedi günde feth edüp hazîne ve bâr [u] büngâhın lâzım olmayanın azîm asker ile bunda koyup ba‘dehu Rodos'a teveccüh etti, hâlâ Süleymân Hân evkâfıdır. Kal‘ası leb-i deryâdan bir tüfeng menzili ba‘îd evc-i âsumâna ser-çekmiş bir beyâz sarp kaya üzre sedd-i İskender-misâl bir taş binha kal‘a-i bâlâdır. Şarkdan garba tûlânî vâki‘ olmuşdur. Ve cânib-i erba‘asından âdem aşağı bakmağa cür’et edemez. Ve ancak şark tarafından bir yolu var, bir sâ‘atde çıkılır ve garb tarafında yoldan bir sâ‘atde enilir iki yola münhasırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122a ·
metinde göster ·
münhezim olup cümle askeri şehîd olduğu için Dâr-ı Mût kal‘ası derler. Ba‘dehu …
Mâ-tekaddem Freng-i bed-reng destinden feth etmeğe Karamanoğlu Ya‘kûb Şâh azîm asker ile bunda münhezim olup cümle askeri şehîd olduğu için Dâr-ı Mût kal‘ası derler. Ba‘dehu yine Karamanoğlu İbrâhîm Şâh gelüp kuvvet-i bâzûyile feth edüp cümle kâfirlerin ve kralların dendân-ı tîğden geçirüp yetmiş bin lâşe-i murdârları kal‘anın şimâlî tarafında yığılı bir depedir, ana Maşatlık derler. Âl-i Karaman'ın bundan ulu gazâsı yokdur. Ba‘de'l-feth kal‘ayı yere berâber münhedim eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y147a ·
metinde göster ·
… i münevver içinde sultân-ı gâzîyân ve serdâr-ı sipâhân Mikdâd ibn Esved tevâtür
ile bunda
medfûnlardır. Andan yine kıbleye zeytûnlu ve incîrli hâmûn içre ubûr edüp,
Karye-i Sücûd: Ma‘mûr müselmân köyüdür, ve Azez sancağı hâkindedir. Anda bir kubbe-i münevver içinde sultân-ı gâzîyân ve serdâr-ı sipâhân Mikdâd ibn Esved tevâtür ile bunda medfûnlardır. Andan yine kıbleye zeytûnlu ve incîrli hâmûn içre ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y167b ·
metinde göster ·
… halîc-i Sidrem ve ba‘zılar Buhayre-i Meryem derler, bunda kapanup Hazret-i Îsâ
ile bunda
sâkin olurmuş. Cenâb-ı Bârî anlara Cibrîl-i Emîn ile Arapça ihsân edüp leyle- …
Ammâ Hazret-i Meryem Yahûd kavmi ta‘nından Kudüs'den firâr edüp bu halîc-i Sidrem ve ba‘zılar Buhayre-i Meryem derler, bunda kapanup Hazret-i Îsâ ile bunda sâkin olurmuş. Cenâb-ı Bârî anlara Cibrîl-i Emîn ile Arapça ihsân edüp leyle-i zulmetde ziyâ ihsân ederdi. Ol ecilden hâlâ bu gârdan âteş zâhir olur. Hattâ hakîr ol gece bu ziyâyı Y 234b müşâhede edüp ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etmegiçün ol şeb Âl-i Umûr haymelerinde mihmân olup hayli ikrâm etdiler. Ba‘de'l-gurûb cüz’î âteş nümâyân olarak vakt-i aşâda cihân âlem-tâb oldu. Tâ vakt-i şâfi‘î mahalline dek ber-karâr olup ba‘dehu muzmahil oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y234a–Y234b ·
metinde göster ·
… kke bu beyt-i şerîfi Hazret-i Risâlet Hazret-i Fâtıma'ya hibe edüp Hazret-i Alî
ile bunda
sâkin olurlardı. Bu Beyt-i şerîf dahi yol üzre vâki‘ olmuşdur. Üç kıt‘a kubbe-i …
Ve Hazret-i Fâtıma Hadîce-i Kübrâ'dan bu hânede mütevellide olup Hicret'in ikinci senesinde, izdivâc-ı Alî bâ-Fâtıma: Hazret-i Alî yigirmi yaşına bâliğ idi. Hazret-i Fâtıma on sekiz yaşına bâliğa idi. Zifâf sûrları Medîne'de vâki‘ olmuşdur. Ba‘de'l-feth-i Mekke bu beyt-i şerîfi Hazret-i Risâlet Hazret-i Fâtıma'ya hibe edüp Hazret-i Alî ile bunda sâkin olurlardı. Bu Beyt-i şerîf dahi yol üzre vâki‘ olmuşdur. Üç kıt‘a kubbe-i âlîdir. Ve şarka mekşûf bir kapusu vardır. Bu kapudan içeri on iki kademe taş nerdübân ile nüzûl olunur. Kubbeleri beyâz kireç ile pûşîde ve yeşil nühâs-ı hâs alemleri var. Ve bir küçük havlısı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y352b ·
metinde göster ·
tenâsül bularak zirâ‘at ile mâl-i firâvâna mâlik olup "Hayrı berekâtı mütekâsir …
Mürûr-ı eyyâm ile bunda tenâsül bularak zirâ‘at ile mâl-i firâvâna mâlik olup "Hayrı berekâtı mütekâsir yurd imiş" deyü bu mahalde bir belîde-i muhtasar binâ edüp ismine Menûf dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6a ·
metinde göster ·
… Raba hudûddur, gâyet sa‘b yollardır, yetmiş dördde Köpürlüoğlu Vezîr Ahmed Paşa
ile bunda
münhezim olduk, berây-ı sû-i tedbîr.
Ve şavaroğlu, (---) memleketi bunlarındır, nehr-i Raba hudûddur, gâyet sa‘b yollardır, yetmiş dördde Köpürlüoğlu Vezîr Ahmed Paşa ile bunda münhezim olduk, berây-ı sû-i tedbîr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y35b ·
metinde göster ·
… asabadır. Vilâyet ortasında vâki‘ olmağile Menûf kâşifi tahtıdır, dâ’imâ askeri
ile bunda
sâkin olur. Ammâ taht-ı kadîmi şehr-i Menûf'dur, ba‘zı zamân Menûf'da dahi sâki …
Garbiyye cezîresinde Menûf hükmünde bir şîrîn kasabadır. Vilâyet ortasında vâki‘ olmağile Menûf kâşifi tahtıdır, dâ’imâ askeri ile bunda sâkin olur. Ammâ taht-ı kadîmi şehr-i Menûf'dur, ba‘zı zamân Menûf'da dahi sâkin olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y295b ·
metinde göster ·
tınâb tınâba meks edüp ale's-sabâh sahrânın cânib-i şarkîsi nihâyetinde bir sad …
Fûncistân meliki dâbiri hükmündedir. Cümle askerimiz ile bunda tınâb tınâba meks edüp ale's-sabâh sahrânın cânib-i şarkîsi nihâyetinde bir sadâ-yı Allâh Allâh kopdu. Meğer Kör Hüseyin Kan'ın ordusu anda muntazır imiş. Bizim asker ile zahîre geldiğin istimâ‘ edüp safâlarından sadâ-yı tekbîre rehâ verdiler. Hemân bizimle gelen kal‘a hâkimleri bâr [u] büngâhların bırağup salt ileri hecînler ile ılgara hâzır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y398b ·
metinde göster ·
… âdem ile hükûmet eder. Ve subaşılığı paşanın şâtırbaşısıdır. Leb-i deryâ olmak
ile bunda
dahi gemiler yanaşup gümrük alınır.
Bu dahi Habeş eyâletinde Selîm Hân-ı Sânî asrında Özdemir Paşa fethidir. Zamân-ı evâyilde bu dahi Dumbiye meliki hükmünde bender-i azîm imiş, lâkin şimdi ol kadar ma‘mûr değildir, cânib-i erba‘asında kadîm-i ezel âsâr-ı binâları âşikâredir. Sevâd-ı mu‘azzam şehir imiş. Ve paşa kayimmakâmına bu diyârda kâşif derler. İki yüz âdem ile hükûmet eder. Ve subaşılığı paşanın şâtırbaşısıdır. Leb-i deryâ olmak ile bunda dahi gemiler yanaşup gümrük alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y436b ·
metinde göster ·