… ) göz kantara-ı musanna‘dır. Hasankeyfâ'ya ve Cezîre ve Musul'a ve Bağdâd'a Şat
ile giden
tulumdan kelek gemileri bu cisr dibinde binâ olınur tulumdan gemilerdir kim üze …
Evvelâ Diyârbekir'den nehr-i Şat üzre cisr-i Kelek kim (---) göz kantara-ı musanna‘dır. Hasankeyfâ'ya ve Cezîre ve Musul'a ve Bağdâd'a Şat ile giden tulumdan kelek gemileri bu cisr dibinde binâ olınur tulumdan gemilerdir kim üzerleri tahta döşeli. Atlarınla ve sâ’ir bisâtınla ve niçe bin kantar bâr-ı sakîlinle bu kelek gemilerine süvâr olup cânib-i erba‘asında korkuluklarına girdebâlişlere dayanup tavla ve sadranc oynayarak yemîn ü yesârı temâşâ ederek ba‘zı imâr kendlere yanaşarak ve matbahında ta‘âm tabh olarak tâ Bağdâd'a ve Basra'ya varınca semâ‘ u safâ ederek selâmet gider bir tûrfe binâ tulum gemileridir. Ana mahsus üstâd kelekçi mellahları vardır. Diyârbekir'de bu mezkûr cisr dibinde niçe yüz kelek âmâdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217b ·
metinde göster ·
Ne çâre hakîr at üzre kalup hicâbımdan gerü dönemeyüp gaflet ile Mahmûdî kavmi içinde kaldım. Allah âlim u dânâdır kim bir kerre başım dönüp gözüm karardı. Ba‘dehû cânım yerine gelüp havf [u] haşyetden berî olup gözlerim tas-ı pür-hûna döndü.Tarafeynden kurşum bârân-ı la‘net gibi yağar. Halkın kimi düşer ve kimi kalkar ve kimi kalkmaz. Bu hâli görüp cân başıma sıçrayup ol yalçın kayalar içre hakîr de alâ kadri'l-imkân bir hayli fârisü'l-hayllik edüp vâfirce fodullandık. Ammâ mukaddemâ kıyâmet başıma kopdu sandık. Andan gice ile giden niçe bin piyâdegân kavl-i karâr üzre atılan topların sadâsın istimâ‘ etdikleri gibi anlar dahi kal‘a-i Bitlîs'in şarkîsi tarafında Ayn-ı İskender deresi meterislerine Allah deyüp yürüyüş edüp çat-a-çat tüfengleşerek ol tarafı anlar dahi süzüp şehre koyuldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… -i Kokol: Andan yine kenâr-ı nehr-i Kokol: Bu mahalde Seykel vilâyetine elçilik
ile giden
Budinli Ömer Ağa ve Varatlı Panço Hüseyin Ağa ve Façatlı Ali Ağa Seykel'den gel …
Kenâr-ı nehr-i Kokol: Andan yine kenâr-ı nehr-i Kokol: Bu mahalde Seykel vilâyetine elçilik ile giden Budinli Ömer Ağa ve Varatlı Panço Hüseyin Ağa ve Façatlı Ali Ağa Seykel'den gelüp, "Kâfir(in) itâ‘at etmeyüp nâmeyi pâre pâre edüp biz gücile halâs oldu[k]. Ve Kuta nâm Seykel boğazında bir dağdan bir dağa üç kat tabur-ı azîm eyleyüp içine yigirmi bin tüfeng-endâz kâfirler diksek" [deyü] elçiler haberin getirüp müşâvere-i azîm olup kral ve cemî‘i serhad a‘yânları Seykel vilâyetlerin harâb u yebâb etmeğe netîce-i kelâm verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
… orudur. Ve bu kulleye yakın bir kulle dahi var, Ortahisâr'a zemberek ve çarhlar
ile giden
Tuna suyu bu kulleden bir san‘at ile çıkar kim ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîde …
Ve Âhûr kapusu dibinde dahi Tuna içinde bir kulle-i azîmi var. On aded kolumburna topları Tuna kenârındaki hânedânları korudur. Ve bu kulleye yakın bir kulle dahi var, Ortahisâr'a zemberek ve çarhlar ile giden Tuna suyu bu kulleden bir san‘at ile çıkar kim ilm-i hendese ve ilm-i mi‘mârîden haberdâr olan bilir. Yohsa bî-ma‘rifet âdem görse "Nedir buncuğaz?" deyüp geçer. İm‘ân-ı nazar ile nazar eden erbâb-ı ma‘ârif bilir kim sihr-âsâr bir san‘at-ı pür-me’âldir ve akıllar perîşân olur, gö[r]meğe muhtâc bir ma‘rifet-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 84a ·
metinde göster ·
… aroş evleri yokdur. Ve bu kapunun iç yüzünde yukaru iç kal‘aya çarh ve zemberek
ile giden
su dollâbı kârhânesi var.
Ez-în-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Bu aşağı büyük varoşun bir kapusu dahi Öziçeli el-Hacı İbrâhîm câmi‘i altında küçük kapudur kim cânib-i garba Tuna'ya açılır küçük kapudur. Bundan araba girüp çıkamaz, ammâ at gücile sığup girüp çıkar. Bu kapudan taşra aslâ varoş evleri yokdur. Ve bu kapunun iç yüzünde yukaru iç kal‘aya çarh ve zemberek ile giden su dollâbı kârhânesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96a ·
metinde göster ·
… r ve eriği Pojeğa eriğinden lezîz ve firâvândır. Hatta cemî‘i diyârlara fıçılar
ile giden
Pojeğa eriği ekseriyyâ bu Dal eriğidir.
Tuna azmağı buhayresi kenârında şekl-i murabba‘ bir palanka hisâr olup Pojeğa sancağı hâkinde voyvadalık olup Ösek kazâsı niyâbetidir. Derûn-ı kal‘ada bir câmi‘i ve bir mescidi ve hammâmı ve hânı ve seksen mikdârı tahta örtülü hâneleri ve elli kadar dükkânları ve dizdârı ve elli kadar merdüm-hisârı vardır, ammâ bâğ ve bâğçesi cihânı zeyn etmişdir ve eriği Pojeğa eriğinden lezîz ve firâvândır. Hatta cemî‘i diyârlara fıçılar ile giden Pojeğa eriği ekseriyyâ bu Dal eriğidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 33b ·
metinde göster ·
… raf-ı garbîsindedir. Bu kal‘a ile Selânik mâbeyni iki konakdan eksikdir. Sür‘at
ile giden
Selânik'e bir günde gider.
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim Selenik nâm kral-ı dâllın karısı binâ etmeğile Avrethisârı derler. Fâtihi sene (---) târîhinde Gâzî Evrenos'dur. Hisâr-ı üstüvâr bir till-i refî‘a-i azîm üzre bir vâdînin zahrında Şeddâdî seng-i tırâş bir kal‘a-i savaş imiş. Mürûr-ı eyyâm ile iç elde kalup kal‘a lâzım olmadığı ecilden câ-be-câ hisâr ebrâcları rahnedâr olup durur, ammâ sehel himmet ile amâr olmak mümkindir. El-hâlete hâzihi içinde dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Bu kal‘a Selânik sancağı hâkinde nâhiye kurâlı ma‘mûr kazâdır. Selânik'in cânib-i şimâlîsi ve taraf-ı garbîsindedir. Bu kal‘a ile Selânik mâbeyni iki konakdan eksikdir. Sür‘at ile giden Selânik'e bir günde gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213a ·
metinde göster ·
… miş adımda Dîvdâr beli nâm mahalle urûc olurken bu yedi yüz yetmiş adım ulu yol
ile giden
âdemleri temâşâ etsen gûyâ bir adem oluğu evc-i semâya urûc edüp çekilmede. Ve …
Evvelâ Akabe kal‘asından cânib-i şimâle leb-i deryâ ile bir sâ‘at kumsal yerler ile gidüp andan yine bir sâ‘at Küçük Akabe boğazı şâhrâh üzre azîm Ferhâdî kayalar var kim her hiri evc-i semâya ser çekmişdir, anları ubûr edüp yine develere enüp nısf sâ‘atde bu dereleri dahi güzer edüp andan ne‘ûzü billâh Büyük Akabe'ye urûc olunmağa mübâşeret olundukda azemetüllâh mahşerden bir nişân olup pîr [ü] cüvân, merdân ü nisvân, kebîr [ü] sıbyân cümle piyâde olup ol nâzenîn havâtînler yokuş yukarı bir şâhrâh ile yedi yüz yetmiş adımda Dîvdâr beli nâm mahalle urûc olurken bu yedi yüz yetmiş adım ulu yol ile giden âdemleri temâşâ etsen gûyâ bir adem oluğu evc-i semâya urûc edüp çekilmede. Ve cümle mâl katâr u mihâr sâhibleri bu Dîvdâr belinde kayalar üzre âdem nakl olup emvâl [ü] erzâklarının gelmesine muntazır dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a ·
metinde göster ·
… e gelüp terakkî isterler. Ve hacca giden ve İslâmbol'da hazîneye giden ve doğan
ile giden
ve Mekke ve Medîne'den neccâblığile gelenlere ve sefere gidenlere ve ceb harclı …
Ve gelen mahlûlâtı fürûht etmeyüp zabt ede. Zîrâ Âsitâne tarafından hatt-ı şerîfler ile mu‘tâk Dârü's-sa‘âde ağaları ve gayrılar evâmir-i pâdişâhî ile gelüp terakkî isterler. Ve hacca giden ve İslâmbol'da hazîneye giden ve doğan ile giden ve Mekke ve Medîne'den neccâblığile gelenlere ve sefere gidenlere ve ceb harclığına gidenlere ve baş dil getirenlere ve cebel müjdecilerine ve bunların emsâli niçe kimesnelere terakkî lâzımdır. Mahlûlât zabt etmek gerekdir kim senevî yedi bin akçe terakkî vermek kânûn-ı Selîm Hân'dır, cümle paşadan matlûbdur. Ekseriyyâ Mısır vezîrleri bu tarafından ve anbâr-ı Yûsuf'dan ve rûznâme kaleminden ve meksûr u müflis keşşâflara kâşiflik vermeden mezmûm u müttehem olurlar. Ve hîn-i azilde mâl-ı pâdişâhî ve terakkîler paşadan matlûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y192a ·
metinde göster ·