… tehâlardır, gûnâ-gûn çemenzâr soffalar ve musallâ soffaları ve uyûn-ı câriyeler
ile halk
olunmuş teferrücgâh-ı Selîmî'dir. Bu mesîregâhın sebebiyle kurbünde kasaba-i Bü …
Ve bu derede olan sun‘-ı Hudâ-yı Bîçûn çınâr ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûn ve sâ’ir eşcâr-ı azîmler var kim her biri evc-i semâya peyveste olmuş dıraht-ı müntehâlardır, gûnâ-gûn çemenzâr soffalar ve musallâ soffaları ve uyûn-ı câriyeler ile halk olunmuş teferrücgâh-ı Selîmî'dir. Bu mesîregâhın sebebiyle kurbünde kasaba-i Büyükdere amâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
… meti bârân-ı mağfiret gibi nisâr ederler. Ba‘zı sakkâlar kamışdan su patlankıcı
ile halk
üzre nihânîce su serpüp şakalar ederek ubûr ederler. Ardları sıra yeniçeri ocağ …
Ve ba‘zılar şâhrâhları rûşen ederken şaka maslahatıyçün temâşâcıların üzerlerine âb-ı rahmeti bârân-ı mağfiret gibi nisâr ederler. Ba‘zı sakkâlar kamışdan su patlankıcı ile halk üzre nihânîce su serpüp şakalar ederek ubûr ederler. Ardları sıra yeniçeri ocağı sakkâbaşısı ve hünkâr sakkâbaşısı at başı berâber tevâbi‘leri ile pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b ·
metinde göster ·
olunan zerre ve şemme mikdâr-ı ibretnümâları ile bu dünyânın hey’et-i eşkâliyle …
Bi-kavl-i müverrihîn ü mü’ellifîn-i sâhib-hey’et ve cihân-dîde-i sun‘-ı Hudâ-yı yed-i kudret beyyin olan kitâb-ı atlas ve cogrâfiyyelerde ve kitâb-ı Papamuntalarda tahrîr etdikleri üzre bu vech-i dünyâ bahr-i Ummân içre cirmi dâ’iren-mâdâr seksen yedi bin mîl bir cezîre-i dünyâdır. Niçe bin hükemâ-yı kudemâ bu âlemde edîm-i arz üzre tekâpû edüp niçe bin kerre bu kevn-i fesâdı berren u bahren dere ve depesi ile ve niçe bin enhâr-ı câriyyesiyle ve büldân [u] kılâ‘larıyla ve âb [u]88a hevâsıyla ve cemî‘i ahcâr [u] eşcarâtiyle netîce-i kelam cemî‘i yed-i kudret ile halk olunan zerre ve şemme mikdâr-ı ibretnümâları ile bu dünyânın hey’et-i eşkâliyle ekâlîm-i seb‘ayı tarh edüp hatt-ı üstüvâdan tâ karanlık dünyâyı ve fethatâ lafzı târîhinde cânib-i garbda bulunan yeni dünyâ ve fethatâ lafzı târîhinde bulunan bahr-i Okyanûsu ve içinde olan cezâ’irleri ve cemî‘i ma‘âdinlerin dahi beyân etmişlerdir. Hakkâ ammâ bu cezîre-i dünyâ içre cemî‘i hey’et sâhibleri bu Atlas-ı bûkalemûnı kalem-i cevâhir-nisâr-ı gûyâ ile manzûrları olduğu üzre eyle terkîm eylemişler kim bu vec-i arzda cümle-i cümele yüz kırk sekiz aded cebel-i azîmler var. Niçe yüz bin sagîr u kebîr kûhlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b–88a ·
metinde göster ·
… di ve kurağı ve çiyik yağı süründü, kendüyi ber-hevâ gösterdi. Ve kumkuma ibrik
ile halk
üzre su dökerdi. Halk anı üzerimize işer derlerdi. Ve zemîne efsûnlu su döküp h …
Paşa eyitdi: "Ya bu hayvân derilerin ve zî-rûh hayvânları mahpus edüp neyler." Hân eyitdi: "Belî sultânım, yahşı su‘âl buyurdunuz. Anın işlediği cemî‘i kâr-ı simyânın aslı yine Cenâb-ı Bârî'nin yed-i kudretiyle halk olan eşyâ-yı mevcûdâtdır. Yahûd manzûr-ı şerîfiniz olan bu şeylerdir. İktizâsı mahalline göre ma‘rifet sarf eder. Meselâ vücûduna hokkasından bir yağ-ı ber-efsûn süründü, kendüyi zekersiz ve hayâsız gösterdi ve kurağı ve çiyik yağı süründü, kendüyi ber-hevâ gösterdi. Ve kumkuma ibrik ile halk üzre su dökerdi. Halk anı üzerimize işer derlerdi. Ve zemîne efsûnlu su döküp halk kendüyi gark-ı âb görüp uryân oldular. Ve bu yılanın birin harârdan çıkarup bir efsûn okuyup ejderhâ sûretinde görünüp sultânımın havfinden ejder ile firâr edüp işte harârı bunda kaldı. Bu harâr içre ne kadar hayvân postları var ise anları zî-rûh göstermeğe kâdirdir kim evveli sun‘-ı Hudâ'dır kim harârında her birinden birer cüz cânı başı gibi hıfz ederdi." deyü Monlâ Muhammed'i hüsn-i terbiyeler etdi. Paşa eyitdi: "Kaldırın şu sihirbâzın gararın. Ben şu perendebâz pehlivân-ı şâhbâzdan hazz etdim." dedikde yine meydân-ı muhabbete Pehlivân Zengüzer, ya‘nî avretden geçmiş mücerred pâk olmuş demekdir, mezkûr pehlivân def ü kudümün çalmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232b ·
metinde göster ·
olmuş bir kasır gönderüp ana Beyt-i Ma‘mûr derlerdi. Emr-i Hakk ile bu Beyt-i M …
Andan Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet Âdem'e ibâdetgâh içün Cennet-i Me’vâ'dan beyâz incü ile halk olmuş bir kasır gönderüp ana Beyt-i Ma‘mûr derlerdi. Emr-i Hakk ile bu Beyt-i Ma‘mûr hâlâ Mekke-i Mükerreme yerine vaz‘ olunup Hazret-i Âdem fermân-ı Hakk ile Kûfe'den Mekke zemîninde olan Beyt-i Ma‘mûr kasrına hicret edüp rûy-ı zemînde imâret-i Âdem Serendil'dir ve ikincisi {Beyt-i Cebel-i Arafât ve} şehr-i Kûfe ve üçüncü şehr-i Mekke ve Bekke ve'r-râd-ı(?) Beyt-i Ka‘be'dir. Ammâ bu şehr-i Kûfe Hazret-i Nûh Tûfânı'ndan mukaddem eyle imâr idi kim bir ucundan bir ucuna üç menzil yol idi. Tûfân-ı Nûh'da harâb olup yine ba‘de't-Tûfân Nûh Nebî imâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356b ·
metinde göster ·
… (---)Arapça nass-ı şerîfi üzre 393a bu edîm-i arzı altı günde lafz-ı "Kün"
ile halk
etdükde bu yer yüzün niçe bin ecnâs-ı mahlûkât-ı gûnâ-gûn ile mâl-â-mâl edüp ec …
Evvelâ cümle muhaddisîn ü müverrihîn ve bâ-husûs müfessirîn Keşşâf hazretleri eyle tahrîr eylemişler kim bu Nasîbîn şehrine hukemâ-yı kudemâ kehhânları şehr-i Sakalân derlerdi. Niçe bin yıl bu şehr üzre ecinne kavmi ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederlerdi. Zîrâ Cenâb-ı Allah bu rûy-ı arzı sûre-i (---)(---) âyet-i şerîfe fehvâsında (---)Arapça nass-ı şerîfi üzre 393a bu edîm-i arzı altı günde lafz-ı "Kün" ile halk etdükde bu yer yüzün niçe bin ecnâs-ı mahlûkât-ı gûnâ-gûn ile mâl-â-mâl edüp ecinne kavmine bu arz-ı Irâk'da bu Nasîbîn-zemînin mesken [ü] me’vâ edüp mutasarrıflar idi. Tâ ki Enûşirvân-ı Ekâsire hâkim-i Irâk iken târîh-i İskender-i Yunan'dan sene 882 geçüp ve zamân-ı Hazret-i İsâ'dan sene altı yüz geçüp Hazret-i Muhammedü'l-Mustafâ mâh-ı Rebî‘u'l-evvel'in on ikinci gice isneyn gicesi Emîne Hâtûn'un rahminden müştakk olup sa‘âdetle bu rûy-ı arza kadem basdukda ol leyle-i mübâreke içre cemî‘i dünyâda düyûrların kubbeleri yıkılup ve cümle âteşgede-i Nemrûdlar sönüp ve bu şehr-i Nasîbîn-i Dârü's-sakalân dahi cümle tılsımâtlarıyla heme âsâr-ı binâları münhedim {olup} kavm-i ecinne dahi güzel mesken-i latîf oldu. Zîrâ kavm-i ecinne harâb-âbâddan hazz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b–393a ·
metinde göster ·
Andan kalkup Ravna yaylağın aşarken Cenâb-ı Kibriyâ'nın yed-i kudret ile halk etdiği eşcâr-ı müntehâları seyr etdiğimiz tahrîr eylesek Hudâ'ya ma‘lûmdur kim bir vech ile vasf olunmaz. Hattâ şundan ma‘lûm ola kim bir dıraht-ı serâmed-i azîmin ömr[ü] âhir olup sarsar-ı bâd-ı fenâ bu şecere-i tavîle rîh-i akîm gibi isâbet edüp cümle bîhleri ve haşebeleriyle ser ber-zemîn hâk-âlûd olup yatırdı. Hakîr atdan inüp piyâde reviş ile bu dıraht-ı bâlânın tûlu kâmil dörd yüz yetmiş adım idi ve bir sun‘-i Hudâ dıraht-ı müntehâ ber-karâr iken ol dırahtı on sekiz âdem gücile kucakladık. Tâ bu mertebe kadd-i bâlâ ve ibret-nümâ dırahtlar vardır. Hattâ cemî‘i Tuna gemilerinin kerasteleri bu Ravna dağından kesilir kim Rûm ve Arab u Acem'de Ravna yaylası meşhûr-ı âfâkdır. Bu kûh-ı bülendi ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128a ·
metinde göster ·
… gibi mâ’ide görmedim. Gûyâ lezzetde ilikdir, ammâ cümleden memdûhu la‘lgûn pul
ile halk
olunmuş alabalığı ve sazan ve levrek balıklarının her biri ellişer vukıyye geli …
Hattâ Sultân Murâd-ı Râbi‘'e âlât-ı meclis içün bu mâhîlerden tuzlayup ılgar ile getirüp nakl-i meclis ederlerdi, zîrâ bu gölün mâhîleri misk gibi kokar, aslâ ve kat‘â balık râyihası yokdur. Ve cemî‘i hükemâ kavlince balık muzırdır, lâkin bu gölün balığın Fireng zahmına mübtelâ olanlar yese bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Bu balıkların kebâbı ve çorbası ve tavası gâyet lezîz ve latîfdir. Hattâ bu hakîr-i pür-taksîr bu felek-i kec-revde çok tek ü bûm olup çok dâr [u] diyâr geşt [ü] güzâr eyledim, ammâ bu buhayrenin mâhîleri gibi mâ’ide görmedim. Gûyâ lezzetde ilikdir, ammâ cümleden memdûhu la‘lgûn pul ile halk olunmuş alabalığı ve sazan ve levrek balıklarının her biri ellişer vukıyye gelir gûnâ-gûn mâhîlerdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178b ·
metinde göster ·
… l ve böyle bir hasîn-i kân-ı cedel hâ’it-ı metîne-i kesîrü'l-amel dest-i kudret
ile halk
olunmuş cibâl-i âlî üzre sedd-i Kahkahâ mânend bir kal‘a-i ser-bülend inşâ olun …
Hudûd-ı Alaman-ı bî-amân diyârında böyle bir adîmü'l-bedel ve böyle bir hasîn-i kân-ı cedel hâ’it-ı metîne-i kesîrü'l-amel dest-i kudret ile halk olunmuş cibâl-i âlî üzre sedd-i Kahkahâ mânend bir kal‘a-i ser-bülend inşâ olunmamışdır ve olmaz da, zîrâ zemîni min indillâh bir cây-ı menâs olmak içün kal‘a yeri halk olunmuş bir cibâl-i ahmer-gûndur. Niçe yerlerinde gûnâ-gûn hûş [u] tuyûrun âşiyân-ı 93b lâne-i mekânları var. Gûyâ diyâr-ı Kırım'da kal‘a-i Menkup-vâr bir kal‘a-i üstüvâr müstahkem hisâr dâr-ı karârdır. Hudâ-yı müte‘âlin hıfz-ı amânında ola leylen ve nehâr, ilâ yevmi'l-haşri ve'n-neşri ve'l-karâr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a–93b ·
metinde göster ·
ile hüsn-i ülfet hüsn-i hulk ile geçinir. Böyle iken her leyle-i Cum‘ada ve gay …
Hilkati bunun üstüne halk olunmak ile halk ile hüsn-i ülfet hüsn-i hulk ile geçinir. Böyle iken her leyle-i Cum‘ada ve gayri leyle-i mübârekelerde Bâğçesarây'ın müte‘addid ulemâ ve sulehâ ve meşâyihlerin hânedânına cem‘ edüp ziyâfet-i uzmâlar tenâvül olunup mübâhase-i ilm-i şer‘î ve mesâil-i fıkıh ve ferâiz ve ilm-i usûl [u] furû‘ [ve] ilm-i edeb görülüp bu meclisde edebden hâric bir vaz‘-ı nâ-hemvâr görülmezdi. Cemî‘i zamânda salâhü'l-hâli cemî‘i ahlâk-ı hasenelerine gâlibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129b ·
metinde göster ·
olunmuş bir kulle-i bâlâ-misâl bir şâhika-i âsifedir kim tâ zirve-i a‘lâya ser …
Bu kaya Tûfân-ı Nûh'da yed-i kudret ile halk olunmuş bir kulle-i bâlâ-misâl bir şâhika-i âsifedir kim tâ zirve-i a‘lâya ser çeküp irtifâ‘ında eflâk-i heft âsımân mahâzât eyvân-ı keyvâna müsâvât eder tâ ol mertebe kadd-i bâlâ bir till-i şâhikadır kim benî âdem zirvesine urûz etse âsımânda kerrûbiyânın tevhîd ü tezkî sadâların istimâ‘ edüp rûz-ı rûşende seb‘a-i seyyârelerin deverân [u] seyerânların görür. Eyle bir kadd-i âlî yalçın kaya halk olunmuşdur kim tâ zirve-i a‘lâsında her tarafında üçer günlük yollarda olan kurâ ve kasabât ve kûh-ı ser-bülendler ayne'l-yakîn seyr [ü] temâşâ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b ·
metinde göster ·
… b cânib-i garbda evc-i âsımâna kad keşân olmuş bir püşte-i a‘lâ-yı yed-i kudret
ile halk
olunmuş bir mekâlîd-i sahra-i ibret-nümâdır kim vakt-i zuhur olmayınca bu kûh-ı …
Hâlâ Tırhala hâkimi hükmünde Tırhala'ya bir sâ‘at karîb cânib-i garbda evc-i âsımâna kad keşân olmuş bir püşte-i a‘lâ-yı yed-i kudret ile halk olunmuş bir mekâlîd-i sahra-i ibret-nümâdır kim vakt-i zuhur olmayınca bu kûh-ı serbülendin zirve-i a‘lâsı ebr-i kebûdlar içre mestûr durur, nümâyân olmaz. Ba‘de'z-zuhur âfitâb-ı âlemtâb kulle-i feleğe urûc etdikde bu cibâl-ı âlînin mâ-fevkı zâhir ü bâhir olur. Rûy-ı arzda buna mânend kûh-ı serbülend-i ibret-nümâ yokdur. Meğer kim Acem memleketinde kulle-i Kahkahâ-yı mahpûshâne ola, ammâ Kahkahâ kal‘asının at ve katır çıkacak bir yolu vardır ammâ bu Kalabakkayası'na "Ne reh ne râhber peyd[â]" dediği gibi aslâ bir keçi 240b tırmaşup çıkacak yolu yokdur. Hemân bi-emrillâhi te‘âlâ mantar gibi aşağısı incecik yukarusu yayla-yı sahrâ-yı azîm bir çemenzâr u lâlezâr kayadır. Aslâ bir tarafında kal‘adan bir eser-i binâ yokdur. Hemân yed-i kudret kal‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240a–240b ·
metinde göster ·
edelden berü min Âdem ilâ kıyâme ne kadar zî-rûh kısmı halk etdi ise bu câmi‘in …
Hulâsa-i kelâm Cenâb-ı Bârî Hallâk-ı âlem Sâhib-i kevneyn-i mükevvenât bu edîm-i arzı lafz-ı kün ile halk edelden berü min Âdem ilâ kıyâme ne kadar zî-rûh kısmı halk etdi ise bu câmi‘in haremi etrâfında mermerden kâlıb-ı tasvîrât u timsâlâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252b ·
metinde göster ·
olmuş kal‘a-i Kahkahâ-yı Rûm bir hisâr-ı üstüvâr-ı lâ-nazîrdir kim şarkdan garb …
Eşkâl-i kal‘ası: Akdeniz kenârında Mora cezîresinin cenûbîsi tarafında bir sivri burunda hemân 277a bir ada-misâl bir kırmızı yalçın kaya üzre ol kûh-ı ser-bülendin zirve-i a‘lâsında evc-i âsımâna berâber dest-i kudret ile halk olmuş kal‘a-i Kahkahâ-yı Rûm bir hisâr-ı üstüvâr-ı lâ-nazîrdir kim şarkdan garba tûlânî vâki‘ olmuş bir iç kal‘a-i bî-misâldir kim ba‘zı zamân kesâfet-i hevâda iç kal‘a bulutlar içre kalup tâ vakt-i zuhurda şiddet-i hâr olunca ebr-i kebûtlar zâ’il olup iç kal‘a nümâyân olmağa başlar. Tâ bu mertebe iç kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b–277a ·
metinde göster ·
olmuş bir hudâyî liman-ı vâsi‘dir kim iki yüz pâre gemi alır ammâ lodos rûzgârı …
Kireko limanı: Yed-i Kudret ile halk olmuş bir hudâyî liman-ı vâsi‘dir kim iki yüz pâre gemi alır ammâ lodos rûzgârından emîn değildir, gâyet pek dokunur. Değme gemiler beşer altışar aded lenkoreta demirler ile yatamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322a ·
metinde göster ·
… y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün
ile halk
eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin ce …
El-hâsıl bu bâğ-ı İrem'i mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir mücelled kitâb-ı müstetâb olur. Ancak bu bâğı gören ârif-i billâh "Bu kâr-ı insândır kim ol za‘îf mahlûkun kasîr ömründe sa‘y-i kûşiş ile böyle bir bâğ-ı İrem yapalar yâ ol bizi ve 324b bunu lafz-ı kün ile halk eden Hallâk-ı âlem ve bizi bir katre cîfe menîden halk eden Cenâb-ı Bârî'nin cennet-i Me’vâ ve cennet-i Illiyyîn ve Adn-ı firdevs-i huld-i berîni ve uçmak bâğları içre neler yaratmıştır" deyüp dâr-ı fânînin bu bâğlarına meyl ü rağbet etmeyüp dâr-ı bâkîde bâkî merâm içre karâr etmeğe üzleyüp terk [ü] tecrîdlik isteriz. Allâhümme yessir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a–324b ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a şekl-i muhammes bir sun‘-ı Hudâ yed-i kudret
ile halk
olunmuşdur ve bir kal‘a-i balâdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin adımdır, ammâ …
Ve bu kal‘a şekl-i muhammes bir sun‘-ı Hudâ yed-i kudret ile halk olunmuşdur ve bir kal‘a-i balâdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin adımdır, ammâ aşağı kat kal‘aları ne kadar adım olduğu ma‘lûm değildir. Zîrâ cânib-i erba‘aları gâyet uçurum mahûf kayalar üzre olmak ile add etmeğe cür’et edemedik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y15a ·
metinde göster ·
… lı ılıcası ve ana karîb Cennet köy ılıcası. Ve'l-hâsıl yedi hammâm yed-i kudret
ile halk
olunmuş germâblardır. Her biri bir gûne hâssıyeti vardır. Cümle ahâlî-i şehir y …
Büyük ılıcanın iki havzı vardır. Ve ana karîb çifte Osim germâbı ve ana karîb Naşlı ılıcası ve ana karîb Cennet köy ılıcası. Ve'l-hâsıl yedi hammâm yed-i kudret ile halk olunmuş germâblardır. Her biri bir gûne hâssıyeti vardır. Cümle ahâlî-i şehir yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da haymeleri ile gelüp meks edüp zevk u safâ edüp hammâm faslı ederler ve her kes tendürüst olup şehre avdet ederler. Böyle bir nâfi‘ germâblardır. Ve şehr-i Simav'da bir mu‘attal hammâm dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y22a ·
metinde göster ·
… an nehr-i azîm pertâb edüp aşağıda havuz içre dolar. Bu havuz dahi yed-i kudret
ile halk
olunmuş bir havz-ı azîmdir etrâfında uşşâkân şâd [u] handân olup köşe köşe sohb …
Ve şehrin fevkinde Su Uçurumu nâm mahal dahi vâcibü's-seyr bir mesîregâh-ı ibret-nümâdır kim arâzî-i ma‘mûrede eyle bir temâşâgâh yokdur. Bir minâre-i bâlâ kaddi kûh-ı Bîsütûn-vâr yalçın kayalardan nehr-i azîm pertâb edüp aşağıda havuz içre dolar. Bu havuz dahi yed-i kudret ile halk olunmuş bir havz-ı azîmdir etrâfında uşşâkân şâd [u] handân olup köşe köşe sohbet ederler. Ammâ nehr-i hayâtın sâ‘ikasından safâ etmeyenler niçe köşede sâyedâr selsebîller vardır, anda zevk ederler. Ve bu havz-ı kebîrin cânib-i erba‘asındaki kayalarda gûnâ-gûn sernigûn dırahtlar hâsıl olup Tûbâ nahli gibi şâhaları zemîne sâye salmışdır. Aslâ zemîne güneş te’sîr etmez azîm koyahdır. Cümle erbâb-ı safâ anda zevk ü safâlar ederler, gûyâ Safâ ve Merve vâdîleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83b ·
metinde göster ·
olunmuş bir acâyibdir ve (---)(---)(---)Q 66b Cümle Karaman ve Silifke san …
Deryâ tarafında bir kapusu vardır olup mevcûd ve müheyyâdır (---)(---)(---). Burc [u] bârûdan der ü dîvâr cebehâne ve neferâtdan bir şey yokdur. Ancak zirve-i a‘lâda Yed-i Kudret-i ilâhîdir. Ba‘zı eyyâmlarda nevbet çalınur ile halk olunmuş bir acâyibdir ve (---)(---)(---)Q 66b Cümle Karaman ve Silifke sancaklarının halkı zî-kıymet eşyâlarını bunda pinhân ederler. Hattâ Karayazıcı nâm celâlî bu kal‘ayı yedi ay muhâsara edüp bir vechile zafer bulmayup hâ’ib [ü] hâsir gitdi. Böyle bir sedd-i Ye’cûc'dur. Ve dâ’imâ kapusu makfûldür. Andan yokuş P 66b aşağı piyâde olup altı bin adım,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y141b ·
metinde göster ·
… müntehîdir. Ammâ bu yigirmi dörd sütûnun on altısı Hudâ hakkıyçün Yed-i Kudret
ile halk
olunmuş nûr-ı Hudâ ebrî amûd-ı müntehâ sommâkî sütûnlardır kim vasfında zebân k …
Ve bu evvelki kat dîvârın iç yüzünde bir kat dahi vardır, dîvâr değildir. Cümle yigirmi dörd sütûn-ı müntehâ üzre mebnî kemerlerdir kim mezkûr kubbe-i âlîye müntehîdir. Ammâ bu yigirmi dörd sütûnun on altısı Hudâ hakkıyçün Yed-i Kudret ile halk olunmuş nûr-ı Hudâ ebrî amûd-ı müntehâ sommâkî sütûnlardır kim vasfında zebân kâsırdır. Ve sekizi amelî çâr-kûşe imâdlardır kim çâr rükünden nişân verir. Ammâ üstâd Ferhâd bu sütûn-ı amelîleri eyle zer-ender-zer halkârî nakş-ı bûkalemûn etmiş kim gûyâ sâ‘at mînâsı-misâl nakş-ı Mânî'dir. Cümle câmların şa‘şa‘ası bu amûdlara pertev urdukça garîb insânın çeşmi hîrelenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213a ·
metinde göster ·
… r dahi ol asker ile at sürüp ol zıyk mahalle bile vardım. Hakkâ ki Yed-i Kudret
ile halk
olunmuş bir yalçın dağlardır kim zirve-i a‘lâsı ebr-i nîlgûn içinde cânibeyni ş …
Ancak bu kayadan yine ol sadâ istimâ‘ olunur. Ba‘zı develer ol sadâyı işidüp anda kalırmış dedüklerinde bu mahalle gelmeden cümle toplar ve cemî‘i tüfeng-endâzlar ol kaya mahalline varup hâzır oldular. Hakîr dahi ol asker ile at sürüp ol zıyk mahalle bile vardım. Hakkâ ki Yed-i Kudret ile halk olunmuş bir yalçın dağlardır kim zirve-i a‘lâsı ebr-i nîlgûn içinde cânibeyni şâhîn ve zağanos âşiyânlı kırmızı mehîb kayalardır kim gören benî âdemin aklı perîşân olup "Sübhâne'l-Hallâku'l-Bâkî" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270a ·
metinde göster ·