İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

ile kel*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
56
isabet
56 cümle/beyitte
20,8
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
18
farklı biçim
87 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi5622,9

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 56

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“ile kel*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 138b … ur. Mâbeynehümâları nısf mîldir. İki cânibin halkı birbirleri ile savt-ı Dâvûdî ile kelimât edüp istimâ‘ ederler. Ammâ bu boğazdan Karadeniz aşağı doğru Akdeniz'e eyle cer …
EÇS I 151a Hikmet bu kim yine cümle lisânlarının kelimâtları yigirmi tokuz hurûf ile kelimât ederler. Niçe kerre yüz bin akl-ı Arasto bu cihâna gelüp bir hurûf dahi nazîre …
EÇS I 151a Ammâ anlardan gayrı cümle lisân yigirmi tokuz hurûf ile kelimâtlar ederler. Zîrâ cemî‘i ulûmun aslı hurûf-ı teheccî ve ebced [ü] hevvezdir kim hur …
EÇS I 169a … âyine yüz sürüp cemî‘i yırtıcı vahşî hayvânlar kendülere mûnis olup zebân-ı hâl ile kelimât ederler. Kabr-i Alî, Bağdâd'a beş konak karîb (---) medfûndur.
EÇS I 170b … şe'ye, vere Asan Beşe'ye, ala iki ahça Ahmet Beşe'den" deyü lehce-i mahsûsaları ile kelimât ederek dükkânları üzre ve ba‘zıları işkembe hımârları üzre Urumca hoş-âvâz ile …
EÇS I 204a … ri ipden nerdübân ile eflâke kemend atup urûc ederek kerrûbiyân ve Hazret-i Îsâ ile kelimât etmeğe yakın olmuşlardır. Evvelâ Üsküdarlı Mehemmed Çelebi ve Mağribli Hacı Nâs …
EÇS I 216b "Pâdişâhım seni Hudâ'ya ısmarladım Îsâ Nebî ile kelimâta gideriz." deyü evc-i âsumâna urûc ederken temcîd [u] temhîdler ederek dahi yanı …
EÇS II 276b–277a lafzı târîh vâkı‘ olmuşdur. Ve derûn-ı câmi'de yetmiş aded hüsn-i hatt ile kelâm-ı İzzet'ler var kim her biri birer Mısır hazînesi değer, ammâ cümleden mihrâbın s …
EÇS II 320a–320b … ünâsdır. Ammâ lisân-ı Şavşad u Dâdyân-ı zu‘m-ı fâsîdler niçe fesâhat u belâğat ile kelimât eder kavmlerdir. Hakîkatü'l-hâl hâlâ Moskov diyârının kralları inkırâz bulsa mi …
EÇS II 334a–334b … r metânet üzre kelimât edüp müte‘azzımâne hareket ederdi kim fesâhat ve belâğat ile kelimât ederken bir ferdin mudhikâne kelâmına tebessüm etmeyüp dendânın kimse görmüş de …
EÇS III 27a … Ammâ nazargâh-ı kadîm olmağıla rûhâniyyet vardır ve Hazret-i Osmân'ın kûfî hatt ile Kelâm-ı İzzet'i bu câmi‘dedir kim Hazret-i Osmân Medîne-i Münevvere'de bu Kelâ[m]-ı İzz …
EÇS III 29a … t [u] belâğat üzre lisânlarıdır kim niçe kelâm-ı dürr-i meknûnları âyet-i şerîf ile kelimât olunur. Ammâ ehl-i Şâm dahi fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân kelâmın dürer-bârl …
EÇS III 38b–39a … âya atup gark kimi gark-ı ırk olup pâre pâre oldu. Kimi dendân-ı tîğ-i âteş-tâb ile kellesi galtân olup vakt-i asrda üç bin aded Cebrî, Kaderî ve Nusayrî ve Timânî bî-mezh …
EÇS III 50b … durmaz, gözü her kime râst gelse ol âdemle kelimât eder. Âdem bulmasa hayvânât ile kelimâ[t] eder. Yâhûd hacer ü şecer makûlesi eşyâlara söz söyler. Böyle bir ma‘sûm-ı pâkd …
EÇS III 57b … ası alâmet derler. Hâlâ cereyân eden kanlı suyu "Ol sene gördük", diyen âdemler ile kelimât etdik.
EÇS III 77b–78a … ivas'ın Paşa kal‘ası şimâlî kapusu önünde defn etdiklerini bilir müsinn âdemler ile kelimât edüp bu hakîr şehzâdeleri dahi ziyâret edüp anınçün şehr-i Sivas ziyâretgâhında …
EÇS III 103a–104a … habt-ı kelâm-ı nâ-sezâ edersin. Anlara bu mahalde iltiyâm ü müdârâ ve mülâyimet ile kelimât etmek lâzımdır. Anlara selâm vererek şeyhülislâma varup dest-bûs edüp murâdınız …
EÇS IV 213a Tavşan ile kelbin husûmetleri bu keştî-i Nûh'dan beridir. Hâsıl-ı kelâm cümle hûş [u] tuyûrun bir …
EÇS IV 219b … et okuyan ihtimâlci yârânlar bu cisrden geçmek ihtimâli yokdur. Niçesi tulumlar ile kelek ve pot yapdırup ubûr eder. Zîrâ ta zirve-i a‘lâsına çıkdıkça cisrin kendiri bâr …
EÇS IV 240b Hasan Dede Ahlatî: Tarîk-ı Hâcegânda tekmîl-i fünûn etmiş, halk ile kelimât etmeden berî olmuş bir sultândır. Andan yine yayla eteğinde bir gâr-ı âlî içre,
EÇS IV 248a–248b … ları keşân-ber-keşân getirüp dîvân-ı pâdişâhîde ba‘de's-subût huccet-i şer‘iyye ile kellelerin tenlerinden cüdâ olup öbir ser-nigûn olup düşen ihtiyârları kal‘aya fermân etdü …
EÇS IV 266b … vâlara ve sâ’ir Van ağalarına ve bölükbaşılara ve sâ’ir iş erlerine hüsn-i hulk ile kelimât ederek rûy-ı dil ile va‘deler ederek ve her birine mümkin olduğu mertebe ihsânl …
EÇS IV 280a Beri tarafda bu âdemler ile kelleleri getiren beğlere üç hil‘at-i fâhire ve başlarına birer taşlı çelengler geçirüp h …
EÇS IV 395a … yıl seyâhatde on sekiz pâdişâhlık yeri geşt [ü] güzâr edüp yüz kırk yedi lisân ile kelimât eden elsine-i muhtelife üzre İblîs-i aleyhi'l-la‘ne'nin esmâların bu hakîr Evli …
EÇS V 17b Âhir-i kâr Hasan Halîfe'yi bulup tîğ-i cellâd-ı şâhî ile kellesin teninden cıdâ, serini ber-cıdâ edüp Atmeydânı'na bırakdılar.
EÇS V 64a Hamd-i Hudâ sekizinci günde cümle arabalar ile kelle ve paça ve cebehâneler Edirnekapusu'ndan taşra Topçular nâm sultânın sarâyına g …
EÇS V 74b … m dilim ile ve kimi kemend-i ayyârân ile boğulup her biri birer hâl-i pür-melâl ile kelle paça olup başları pişmeden ve şiddet-i hârdan her baş şişmeden sâde tuz ile kut …
EÇS V 124b … n derûnuna ol kadar gülleler ururdu kim sadâsı evce katıldı ve gülle-i bî-dirîğ ile kelle-i küffâr top yoluna satıldı. Ve kal‘anın derûnunda ve bedenler ve tabyalar üzre z …
EÇS VI 55a Netîce-i kelâm cümlemiz bu Lofça şehrine alay ile kelleler ve davullar ve haçlı peykerler ile şehre girüp doğru mahkeme-i Resûl'e varup ah …
EÇS VI 69b … iyle ber-havâ tayerân ederek ber-havâ ibâdet edüp âsumânda cemî‘i kerrûbiyânlar ile kelimât edüp böyle bir âkıl u dânâ-yı zû-fünûn-ı hakîm iken murg dili bâz-ı ecelden ist …
EÇS VI 175a … nına gelüp piyâdece bir sâ‘at taht-ı revân yanı sıra yayan yürüyüp Süleymân Hân ile kelimât eder şeklinde olup ba‘dehu yine atına süvâr olurdu. Ve tâ Belgrad'a bir konak M …
EÇS VII 181a … e mahbûbesine hadd [ü] nihâyet yokdur. Bu taraf Maskov kâfirlerinin başka lehçe ile kelimâtları var, ammâ isimleri bu gûnedir:
EÇS VII 181b–182a … varmışlar idi, ammâ hakîr ve Baba Mansûr-ı Hindî uyah idik. Cümle silâhlarımız ile kelblerimiz yanımızda, ammâ vakit dahi 182a henüz nısfu'l-leyl olmuşdu. Mâh-ı felek de he …
EÇS VIII 234a … ve Urûm kefereleriyle ülfet-i ihtilât ederek başka bir lisân-ı lehçe-i mahsûsa ile kellim ederler. Evvelâ
EÇS VIII 240b … kayanın dibinde karye-i Kalabağ'a varup ol gece anda mihmân olup gece papaslar ile kelimât edüp,
EÇS VIII 241a Bunda bir gün ruhbânlar ile sohbetler edüp niçe mûğ-pîçe gılmânlar ile kelimâtlar edüp andan başpapasdan hedâyâlar alup ahşama karîb Bakacak nâm kayaya çıkup bu …
EÇS VIII 336a Kırya deresi: Vitiloz ile Kelefa köyleri arasında cereyân eder bir sovuk sudur ve gâyet sarp deredir. Yakın görü …
EÇS IX Y29b … Eğre Sultân Mehemmed-i Sâlis asrında müceddeden bu kal‘ayı binâ eden kimesneler ile kelimât edüp anların nakliyle tahrîr etdik. Karîbü'l-ahd binâ olunmuşdur. Be-dest-i vâl …
EÇS IX Y38b … hâsıl olup Lâlî tahallus eder. Mukaddemâ Le‘âlî imiş. Hâlâ bî-zebândır. Kimesne ile kelimât etmeğe nutka mecâli yokdur. Ammâ kilk-i cevâhirin ele alup ser-i kalemden bilâ- …
EÇS IX Y233b … Hazret-i şu‘ayb'ın çobanı idi. Ve Kelîmullâh idi ya‘nî bilâ-vâsıta Cenâb-ı Bârî ile kelimât ederdi. Âye[t]: Arapça Cemî‘i tevârîh-i mu‘teberelerde hikâyeti mastûrdur. Ve …
EÇS IX Y258b … e bu vilâyete yağı müstevlî olur" deyü gûnâ-gûn ahvâlât-ı dünyâ için birbirleri ile kelimât ederlermiş. Ve,
EÇS IX Y335b … erîfe Burâk ile varup andan evc-i İlliyyîn'e urûc edüp bilâ-vâsıta Cenâb-ı Bârî ile kelimât edüp arşı ve kürsî ve levh [u] kalemi ve Cennet [ü] Cehennemi seyrân edüp yine …
EÇS X Y76b–Y77a … Cümle üçer miskâl idi. Bir tarafında salavât-ı şerîf ile kûfî hat ile kûfî ceng ile kelime-i şehâdet tahrîr olunmuşdu. Bir yanında selâtîn-i zamân Me’mûn Halîfe azze nasruh …
EÇS X Y112a … Musta‘sımî ve Şeyh ve Karahisârî ve Dervîş Mehemmed ve Abdullâh Kırımî hatları ile Kelâm-ı İzzetler var kim herbiri birer Mısır hazînesi değer.
EÇS X Y234a Ve zamân-ı kadîmde bu kelle âyende vü revende ile kelimât edermiş. Eyle tılısm olmuş, Mısır üstüne bir yağı pâdişâh geleceğin ve kaht [u] …
EÇS X Y240a–Y240b … söyler yok; ve yalan şâhidi çok ve lecûc ve lecûc kavmi çok, Y 240b meskenet ile kelimât eder yok; ve askerî tâ’ifesi çok, zâbitleri yok, askere müdârâ ederler; ve tahs …
EÇS X Y275b … mî‘i telâmîzleri hâne-i bî-minnetlerine varup dest-i şerîflerin bûs edüp herkes ile kelimât edüp dersler görülürdü. Ammâ bi-emrillâh evvelki ders takrîrlerinden ziyâde der …
EÇS X Y275b … e‘am yâ Resûlullâh, sahîh yâ şefî‘a'l-müznibîn' kelimâtları gibi pederim Hazret ile kelimât edüp ders tilâvet edüp ders tilâvet etdüklerin kerrâtile istimâ‘ etmişim" deyü …
EÇS X Y288b … r kellelerin necis ile âlûde olmuş cesed-i murdârlarından kat‘ edüp alay-ı azîm ile kelle-i murdârları dîvân-ı Mısır'a gelüp cümle guzât ihsân-ı vezir ile behreyâb olup bu …
EÇS X Y318a … -i azîm edüp bi-emrillâh Alâ’üddevle münhedim olup bi-nefsihi yetmiş boybeğleri ile kelleleri ber-cıda mâl-ı ganâyimleri ile taht-ı Kayseriyye'de huzûr-ı Selîm Şâh'a getürüp …