… e ârâste ve bir matbah ve me’kel-i dârü'z-ziyâfe ile pîrâste ve dâr-ı müsâfîrin
ile perhâste
bir haremdir.
Ve bu câmi‘in iç harem[i] hâricinde olan sahrâ-misâl harem-i azîmin cânib-i selâsında dekâkînler inşâ edüp esnâf-ı sanâyi‘ât [u] ehl-i hıref ile ârâste ve bir matbah ve me’kel-i dârü'z-ziyâfe ile pîrâste ve dâr-ı müsâfîrin ile perhâste bir haremdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42a ·
metinde göster ·
… ndan olup Ravza-i Rıdvân ile meşhûrdur. Edirnekapusu'nda medfûndur. Nâz u na‘îm
ile perverde
olup nâzikliğiyle reftâr etdüğiyçün beyne'l-ulemâ Salıncak Rıdvân derlerdi. Amm …
el-Mevlâ Rıdvân Efendi eş-şehîr Salıncak Rıdvân: Zâl Paşa huddâmlarından olup Ravza-i Rıdvân ile meşhûrdur. Edirnekapusu'nda medfûndur. Nâz u na‘îm ile perverde olup nâzikliğiyle reftâr etdüğiyçün beyne'l-ulemâ Salıncak Rıdvân derlerdi. Ammâ cemî‘i muhâverelerde hâzır-cevâb idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 108b ·
metinde göster ·
… riyle pür-silâh olup mün‘im bakkâllar küheylân atlar üzre beşer onar bal ve yağ
ile perveriş
olmuş lahm u şahm sâhibleri pençe-i âfitâb gulâmları kafâdâr olup pür-silâh ubû …
Ba‘dehu bakkâlbaşı cümle güzîde askerleriyle pür-silâh olup mün‘im bakkâllar küheylân atlar üzre beşer onar bal ve yağ ile perveriş olmuş lahm u şahm sâhibleri pençe-i âfitâb gulâmları kafâdâr olup pür-silâh ubûr edüp ardları sıra sekizer kat mehterhâne çalarak ubûr ederler güzîde askerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
Sene 1032 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ ki, fâtih-i Bağdâd-ı behişt-âbâd'dır, anın asrında şehr-i İslâmbol'un Unkapanı'nın iç yüzünde Azebler mahallesinde bi-emri Hudâ mâder-i rahmden bir ma‘sûm vücûda gelüp gözleri la‘lgûn, ya‘nî âlü'l-âl kırmızı mercân-misâl, ammâ âteş gibi şu‘le verirdi. Ve burnunun orta direği yok idi. Ammâ bi-emri Hayy-ı Kadîr, peder [u] mâderi bu ma‘sûmu şîr-i mâder, hurmâ ve kand-i nebât-ı hamavî ile perveriş ederek şeb [u] rûz cemâl-i bâ-kemâl sâhibi olmada terakkî bulup sûre-i Ve't-tîn âyeti üzre Arapça nassı üzre eyle bir rûh-ı musavver oldu kim her gören vâlih [ü] mecnûnu ve meftûnu olurdu. Hikmet-i bâliğa emri üzre ol ma‘sûm-ı pâk bâliğ olup merdâne cünbüş ü hareket etmede iken hikmet-i Hudâ ol ma‘sûm çiçek nâm bir maraza mübtelâ olup Allâhümme âfinâ yedi gün yedi gecede çeşm-i ebrû, müjgân ve kemân kaşlardan ve burun ve kulak ve dehândan el-hâsıl Arapça ile medh olunan evsâfdan fakîr gulâmda aslâ vücûd-ı insâna benzer bir uzvu kalmayup gûyâ fakîr gulâm-ı pâk, bir nâ-pâk yağ tulumuna dönüp savt-ı hazîni âheng-i zenbûr-ı asele dönüp peder ve mâderi fakîr gulâmın savt-ı hazînin anlamadan kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… talsam murg ismiyle bu şehre pertengden galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm
ile Pertek
derler. İbtidâ bânîsi ekâsirelerden (---) binâsıdır. Anda niçe yüz sene niçe mü …
Sebeb-i tesmiyesi lisân-ı Moğolîde per-teng karakuşa derler. Kal‘ası üzre tûcdan bir karakuş timsâli var idi. Her sene nevrûz-ı Hârezmşâhîde safîr urup cümle Ekrâd ve Mığdîsî kavmi sayhasın istimâ‘ edüp bu şehir bâzârına cem‘ olup benî Âdem ile bir hengâme-i kübrâ olurdu. Hicret-i Nebeviyyenin sene 19 târîhinde Hâlid ibn Velîd (ibn Velîd) Diyârbekir kal‘asın feth edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Perteng'i feth edüp timsâl-i tuyûru hedm edüp cem‘iyet-i kübrâ olmaz oldu. Hâlâ ol murg tılsımı mahalli zirve-i kal‘ada ma‘lûmdur. Ol mutalsam murg ismiyle bu şehre pertengden galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Pertek derler. İbtidâ bânîsi ekâsirelerden (---) binâsıdır. Anda niçe yüz sene niçe mülûke intikâl edüp Kürdistân'da Monlâ İdrîs i‘ânetiyle sene 921 târîhinde Selîm-i Evvel'e Pertek hâkimi itâ‘at edüp kal‘ayı Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm edüp mutî‘ [u] münkâd olduğundan yine hâkimine ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık tarîkıyla hâlâ beği mutasarrıfdır kim Âsitâne-i sâ‘adet tarafından vârid olan evâmir-i pâdişâhîde bunlar elkâbına Cem-cenâb yazılur. Mîr-i livâ elkâbı yazılmaz, zîrâ hükûmetdir. Zamân-ı 84a kadîmde taht-ı hükûmetlerinde timar ve ze‘âmetden bir şey yokdur. Hâlâ ebvâb-ı mahsûlâtları kendülerine hâss ifrâz olunup hâssına göre asker cem‘ edüp sefer eşer. Beğleri inkırâz bulsa devlet-i aliyyeden sancağı âhire tevcîh olunur. Hâssı kânûn-ı Süleymân Hân üzre 380.000 akçedir. Beği hîn-i gazâda sekiz yüz askere mâlikdir. Ber-vech-i adâlet beğine senevî on kîse hâsıl olur. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Kethüdâyeri ve serdârı ve müftîsi ve nakîbi yokdur, ammâ şehir subaşısı vardır. Kal‘ası nehr-i Murâd kenarında yalçın kayalı bir püşte-i ra‘nâ üzre şekl-i murabba‘ bir küçük Şeddâdî seng-tırâş bir kal‘a-i beyâz taşdır. Dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi taraf-ı pâdişâhîden değildir, ancak beği hükm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b–84a ·
metinde göster ·
… detlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl
ile perîşân
eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr …
Sebeb-i azl-i Melek Ahmed Paşa bâ nefir-i âm, gulgule-i ehl-i hıref, bâ ığvâ-yı Siyâvuş Paşa ve Ebû Sa‘îd Efendi: Sarrachâne'den Âhîler ibtidâ bayrak ve tabl u kudûm kaldırup cümle dükkânları kapanup ve câmi‘leri kapanup "Ümmet-i Muhammed olan sancak dibine gelsin. Pâdişâha rik‘a sunalım!" deyü yüz elli bin ibâdullah-ı el-kâsibu habîbullah ile iktisâb edinen cümle ehl-i sûk pür-silâh, sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup deryâ-misâl benî Âdem temevvüc ederek sene 1061 şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin dördüncü bâzârtesi gün idi kim Daşnık Mirza ve Hanîfi Halîfelerin nâ-hak kelleleri Bâb-ı hümâyûn önüne döküldüğünün on ikinci gün sonra idi kim Atmeydânı'nda yer yer sedâ-yı Allah Allah evce peyveste olup İslâmbol içre velvele ve gulgule ve depdebe ve feryâd [u] fiğân ile dolup gürûh gürûh Bâb-ı hümâyûn önüne dolup Şeyhülislâm Azîz Efendi Ayasofya câmi‘inde kalup herkes âlet-i silâhıyla ve nohut ve zerdestesiyle kimi ucu yanmış köseği odunuyla ve koyunlarında birer somunlar ile Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd u vâveylâ-yı Allah Allah dediklerinde bu sadâ pâdişâh-ı cem-cenâb tarafına mün‘akis olup Bâb-ı hümâyûn sedd olunup topları kulleler üzre âmâde etmek ferman olunup Bâb-ı hümâyûn burcundan Haseki Ağa, taraf-ı pâdişâhîden su’âl edüp "Ey ibâdullah! Bu cem‘iyyet-i kübrâ nedir" dedikde "Bize zulm eden vezîria‘zamı ve Defterdâr Emîr Paşa'yı 102b ve Başbakıkulu Moralı Mustafâ Çelebi'yi ve Çavuşbaşı İbrâhîm Ağa'yı ve Koskafurûnlu Muhzır Ağa'yı ve Kudde Kethüdâ'yı ve Tokkapuluyu ve Gümrük Emîni'ni ve Vâlide Sultân'ı ve Bektâş Ağa'yı ve Kara Çavuş Yeniçeri Ağasın ve Kul Kethüdâsı Çelebi Ağa'yı ve Alahoz Mehemmed Efendi'yi ve Sarı Kâtib'i ve Bostâncıbaşı'yı ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'yi ve'l-hâsıl Celâlî Hasan Ağa'dan ve İpşir Paşa'dan mukaddemâ gelen defter üzre cümle yüz elli aded âdemi istemeziz, katl olunup vezîr ma‘zûl olup sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa olsun" deyü Bâb-ı hümâyûn önünde feryâd [u] figâna âheng edüp bu haber sa‘âdetlü pâdişâha vardıkda Servikapusu'ndan haseki ağa, paşaya gelüp "Sa‘âdetlü pâdişâh selâm edüp şu guluvv-i âmın aslı nedir, bunları bir vech-i ma‘kûl ile perîşân eylesin" deyüp gitdikde paşa dahi feryâdcılardan bir alay ihtiyârları ve dindâr meşâyihleri ve mükehhal gözlü, başı misvâklı, eli tesbihli sâdâtları ve acı sözlü söz anlamaz bî-dâdları çağırup anlar dahi dâd u feryâd ederek Melek Paşa huzûruna çıkup "Sa‘âdetlü vezîr, senden hoşnuduz ammâ Kudde Kethüdâ ve Emîr defterdârı istemeziz. Bize zulmleri hadden efzûndur. Senin haberin yokdur. Azak bahânesiyçün pes-i perdeden bir Mısır hazînesi altunu bu İslâmbol içre cem‘ ediyorlar" Paşa eyitdi: "Ey ibâdullah! Cümle yetmiş bin guruşluk altundur. Andan ziyâde vermen" deyince cümlesi "Ey Allah râzı ola. Nola verelim! Ve istimâ‘ etdik kim Azağ'a bir yıldan berü hazîne varmayup ağaların pârelemişler. Siz dahi Kudde Kethüdâ'yı ve Emîr Paşa'yı pâre pâre edin. Tesellî-i hâtır bulalım. Tiz haklarından gelin. Yoksa biz onların haklarından gelecek vakti biliriz" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler. Paşa bunlara "Ben sâdât-ı kirâmdan olan Emîr Paşa'yı katl edemem. Emr, şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyü her birine birer hulvu'l-kelâm ile şifâ-yı sadr cevâblar verüp munsıf olanları kâ’il olup dem çekmediler. Bî-insâf olanlar "Mardalı esbâb istemeziz. Hemân nukûd akçe guruş alup altın veririz" deyü feryâd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 102a–102b ·
metinde göster ·
… k ba‘zı yonsın otlar vardır anı yerler. Bi-emrillah ol vücûda ol kadar me’kûlât
ile perveriş
eder. Ammâ bu dişi morinanın hadd ü hasrın Cenâb-ı Bârî bilür. Yavrusu olup ana …
Ammâ bu morina ve mersin balıkları aslâ balık yimeyüp eğir kökü ve kamış kökü ve anlara müte‘allık ba‘zı yonsın otlar vardır anı yerler. Bi-emrillah ol vücûda ol kadar me’kûlât ile perveriş eder. Ammâ bu dişi morinanın hadd ü hasrın Cenâb-ı Bârî bilür. Yavrusu olup anası ardı sıra Turna katarı yavruları çekildikde berk-i hâtif gibi geçüp her balığın yavrusu bir sâ‘atde güc ile ubûr eder. Ammâ bi-emri Hayy [u] Kadîr erkeği küçük olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
olasın, benim nâm u nişânım işitmedin mi ki hukûk-ı sâbıkayı gözetmeyüp kal‘aya …
Paşa eydür: "Ammâ nâmerd, benim nân u nemekim ile perverde olasın, benim nâm u nişânım işitmedin mi ki hukûk-ı sâbıkayı gözetmeyüp kal‘aya 272a kapandın?" dedi, "Elli deyenek yediğimin acısından dâğ-ı derûnum def‘ olsun içün kapandım".
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271b–272a ·
metinde göster ·
olmağa gelmişiz" dedim. Gördü kim Murtezâ Paşalı tarafından bir söz yok. Hakîr …
Bir gün mukaddem Harmanşâhî nâm mahalden bir mütekellim ve sâhib-i vakâr âdemimizle Rûmiyye hânının kethudâsına haber gönderdikde âdemimiz buluşup dest-bûs edüp "Ale's-seher hareket buyurup teşrîf etsinler." deyü üç araba yükü me’kûlât u meşrûbât ve müsmirrât ü kutr-ı nebât makûlesi hedâyâlarıyla "Hayr-ı makdem!" deyü bir muhabbetnâmeleri gelüp gelen âdemine, riyâ olmaya ırz-ı Âl-i Osmân içün bir haylice şey verüp hakîr de bir destmâl-ı Kaya Sultân içre bir muhabbetnâme hâna gönderüp ale's-sabâh cümle tevâbi‘lerimiz âlât-ı silâha müstağrak olup cümle ıydiyyelerin giyüp hakîr ve Murtezâ Paşa ağası karındaşımız hem-çünân esbâb-ı ihtişâmımızla at başı berâber olup rikâb rikâba gidüp önümüz sıra üç yedek küheylân atlar çekilüp cümle iki yüz elli kadar pür-silâh yiğitlerle Rûmiyye sahrâsı içre giderken anı gördük, karşu tarafdan bir gird-i siyâh evce peyveste olup içinden bir asker zâhir olup kerrenay u nefîr ü surna ve balaban ve kös [ü] dühüller sadası âfâkı dutdu. Anlar gelmede biz varmada, anı gördüm, Acem askeri nümâyân karîb olıcak asker içinde beş on âdemle hân zâhir oldukda hakîr dahi Alî Ağa ile alâylarımızdan taşra anlara karşu at depüp meydân-ı muhabbetde at üzre hân ile öpüşüp görüşüp anlar bize biz anlara muhabbet üzre âşinâlıklar etdik. Hân eyitdi: "Safâ gelmişsüz ve hoş gelüp yüz basa gelmişsüz." dedikde hakîr "Yahşi esen emân bulup güler cemâlinizin şem‘-i münevverine muhabbet ile pervâne olmağa gelmişiz" dedim. Gördü kim Murtezâ Paşalı tarafından bir söz yok. Hakîr ile at başı berâber olup eydür: "Kânûn-ı İrân-zemîn değildir kim, hânlar akrânlarından gayre istikbâle çıkalar. Men Osmânlı'ya muhabbeten karşu çıkmışam." 290b dedikde bildim ki derûnunda gurûriyyet ve müdemmağlık alâmeti var, hemân "Hânım Hak seni hatâdan saklasın. Hazret-i Resûl-i Kibriyâ'nın Ekremu'z-za‘îfe hadîs-i şerîfine imtisâlen Müsâfirinize ikr[âm] etmeğe gelüp deryâ-dillik eylediniz." deyü niçe bin gûne kelimât ederek niçe askerleri çevgân oynayarak Toprak kal‘aya karîb vardıkda bir sâ‘at yire şehrin niçe bin benî Âdemleri istikbâle çıkup şâhrâhın yemîn ü yesârın kat-ender-kat pîr ü cüvân u ağavât selâma durmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 290a–290b ·
metinde göster ·
… İmâm Hüseyin'in başı yerine koyup İmâm'ın başın hânesinde müşk [ü] amber-i hâm
ile perverde
edüp hıfz eder. Bir rivâyetde mezkûr hâtûn bir melike-i mün‘ime imiş. Yezîdîler …
Ba‘dehû bir hâtûn-ı mu‘tekıde evlâdının başın bir hâl ile kesüp İmâm Hüseyin'in başı yerine koyup İmâm'ın başın hânesinde müşk [ü] amber-i hâm ile perverde edüp hıfz eder. Bir rivâyetde mezkûr hâtûn bir melike-i mün‘ime imiş. Yezîdîlere yetmiş bin altun verüp yine Şâm'da Yezîd'in izniyle ser-i sa‘âdet-i İmâm Hüseyin'i alup Mısır-ı cedîdin ta vasatında Kasr-ı Müsâfirîn nâm mahalde defn eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a ·
metinde göster ·
… erler ve gûnâ-gûn emlec ve kâbülî ve mümessek ve mu‘amberîn reçel-i gûnâ-gûnlar
ile perhîz
çorbaları ve maslûkalar ile nebâtî hoşâblar gelirdi.
"Beher yevm ikişer kerre yetmiş yerde {ta‘âm summât-ı Muhammedî'de} ellişer bin ekmek ve beş yüz koyun ve ellişer sığır ve onar at kulunu ve yigirmişer at eti kebâb pişirüp onar kazgan yahni ve onar kazgan pilav ve onar kazgan karanfilli aselî mümessek zerde ve onar kazgan pirinç çorbası ve onar kazgan herîse" pişmek içün vekîlharca tenbîh olup bunlardan mâ‘adâ {Tatar} Hân'a rûz-merre üçer kerre summât-ı Muhammedîler çekilüp Hân tevâbi‘lerine mahsûs otuz üç yerde summâtlar keşîde kılınup her summâtı üçer yüz matbah-ı Keykâvusî sahanları çekilmek içün fermân olunup Akkirmân şehrinden kâmil on yedi bin sahan defterle cem‘ olup üzerlerine dîdebânlar ta‘yîn olundu, zîrâ Tatar ba‘de't-ta‘âm yağmaya öğrenmişlerdir, ammâ Hân huzûruna ale's-sabâh yüz aded münebbet fağfûr tabaklar ile mümessek hulviyyât ve zülbiyyât ve katr-ı nebât-ı hamevi ve mümessek hamîre ve külbe şekerler ve gûnâ-gûn emlec ve kâbülî ve mümessek ve mu‘amberîn reçel-i gûnâ-gûnlar ile perhîz çorbaları ve maslûkalar ile nebâtî hoşâblar gelirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
… î‘i zamân âfitâb-ı âteş-tâbda pinhân olmuşken ve nâz u na‘îm ve ni‘met-i nefîse
ile perveriş
olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh Bula ve Mihrimâh Bula ve Dilcân Bula ve Canizâr Bu …
Âhir meydân-ı şecâ‘at ve zafer-i me’ser bi-emr-i Hayy-i Kadîr Hasan Paşa'ya kalup Murtazâ Paşa ve Gürcî Mustafâ Paşa'lıdan niçe bin aded bî-günâh âdemler hâke güm olup Murtazâ Paşa'nın ol zer-ender-zere gark olmuş pençe-i âfitâb-ı duhter-i pâkîze ahterler kim her biri cemî‘i zamân âfitâb-ı âteş-tâbda pinhân olmuşken ve nâz u na‘îm ve ni‘met-i nefîse ile perveriş olmuş Nefîse Bula ve Sitimâh Bula ve Mihrimâh Bula ve Dilcân Bula ve Canizâr Bula nâm yetmiş aded cevârîler kim her biri birer Rûm harâcı {değer} hûrî-misâl bintânların cümlesi sekbân ve sarıca haşerâtlarının destlerine {mezkûr câriyelerin} girîbânları girüp baş kabak ve yalın ayak başlarından tâc ve eyinlerinden hulle ve pâlarından halhalları ve gûşlarından mengûşeleri gidüp gûyâ cennetden uryân çıkan Havvâ anamıza döndüler kim her bir duhterin girîbânları çâk, ammâ rahim yakaları cak olmayup her biri izz u vakâr ile mezkûr kızları huzûr-ı Hasan Paşa'ya sekbân ve sarıcalar getirince,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… edüp cesed-i şerîfin tuz ve amber-i hâm ve misk ve gülâb ve za‘ferân ve zımrân
ile perverde
edüp mestûr etdiler. Hâlbuki pâdişâh-ı mağfûru ba‘de'l-feth-i kal‘a kırk üç gün …
Ba‘dehû sene 984 târîhinde Gâzî Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân zahîr marazından kal‘a-i Sigetvâr döğülürken kal‘a altında Arapça emrine itâ‘at edüp Süleymân'ın mevtinden yedi gün sonra kal‘a-i Sigetvâr ve merhûm olduğu gün vilâyet-i Erdel'de kal‘a-i Göle ve kal‘a-i Yanova ve kal‘a-i Vilagoş ve niçe kal‘aları hâlî Pertev Paşa feth etdiği haber-i meserreti Sigetvâr altında gelüp pâdişâhın na‘şesin karnından yarup kazurât [u] muzahrafâtın obası içinde defn edüp cesed-i şerîfin tuz ve amber-i hâm ve misk ve gülâb ve za‘ferân ve zımrân ile perverde edüp mestûr etdiler. Hâlbuki pâdişâh-ı mağfûru ba‘de'l-feth-i kal‘a kırk üç gün pinhân edüp Sokollu âkıl Mehemmed Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle eyle ihfâ etdiler kim Harem-i Hümâyûn'un huddâmları bile vâkıf-ı esrâr olamadılar. İllâ Silihdâr Ca‘fer Ağa ve Moravî Alî Ağa ve pederimiz De[r]viş Mehemmed Ağa vâkıf-ı hâl idiler. Sonra bu esrârı Silihdâr Ca‘fer Ağa'yı Sokollu meyti hıfz etdiğiyçün na‘şe-i merhûm pâdişâh ile taht-ı revâna Ca‘fer Ağa bile girdi ve Rikâbdâr Mor[avî] Alî Ağa piyâde gidüp "Pâdişâhım suyu istediler" deyü içerde suyu silihdâr içerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
… eyü feryâd ederek âhir kurd koyuna girir gibi hemân yemîn ü yesâra halkı hançer
ile perrân
perrân edüp bu kadar bin halk gürûh gürûh târumâr misâl-i mûr [u] mâr olurlardı …
Anı gördüm, bir kurşum garîb Seydî'nin memesi altına isâbet edüp "Hay meded kâfirler" deyü koynunda makramasın çıkarup kurşum zahmına sokup dal hançer olup "Bire at yetişdirin" deyü feryâd ederek âhir kurd koyuna girir gibi hemân yemîn ü yesâra halkı hançer ile perrân perrân edüp bu kadar bin halk gürûh gürûh târumâr misâl-i mûr [u] mâr olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185b ·
metinde göster ·
… kendülerin pertâb edüp nehre atar ve kuş gibi uçar. Her bir gulâm birer san‘at
ile perende-bâzlık
ederek kimi baş aşağı ve kimisi bağdaş kurar ve kimisi ikişer üçer olup birbirl …
Bu kantara-i bâlâ-kad böyle âsumâna serâmed binâ olmuşken ba‘zı vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibâr ve hukemâ-yı âlî-vakâr kimseler bu cisrin temâşâsına gelüp mezkûr kasreynde otururlarken şehrin niçe cür’et sâhibi sıbyânları cisir kenârında âmâde durup vüzerâ huzûrunda her bir sıbyân "Yâ Allâh" deyüp cisirden aşağı kendülerin pertâb edüp nehre atar ve kuş gibi uçar. Her bir gulâm birer san‘at ile perende-bâzlık ederek kimi baş aşağı ve kimisi bağdaş kurar ve kimisi ikişer üçer olup birbirlerin kucaklayup aşağı suya atılırlar. Cenâb-ı Allâh hıfz edüp derhâl selâmet taşra kenâra çıkup kayalardan yukaru tırmaşup cisir başına gelüp vüzerâ ve a‘yân-ı kibârlardan ihsân alırlar, ammâ gayri âdemler aşağı atılmak değil aşağı bakmağa cür’et edemeyüp zehresi âdemin çâk ve menzil-hâk olur, zîrâ bu cisrin kaddi tâ aşağı rûy-ı âba varınca seksen yedi kulaçdır. Ve nehr-i Neretva'nın umku dahi seksen yedi arşındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a ·
metinde göster ·
… uruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca bir perde gerüp elindeki asâ
ile perdeye
"Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı perdeden bir alay azî …
Seyr-i ibret-nümâ-yı âhar: Pehlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca bir perde gerüp elindeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı perdeden bir alay azîm dîv-i gûnâ-gûn kim her birinin ellerinde çınar pâre nobutları ve kalkan ve harbe ve âlât-ı silâhları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… a olan sun‘-ı Hudâ aşlama kestâne ve ceviz meğer Bursa'da ola. Ve dest-i kudret
ile perveriş
bulmuş serâmed çınâr ve kavak ve çam ve bîd-i sernigûnlarının her biri Mesîh'e …
Ve bunda olan sun‘-ı Hudâ aşlama kestâne ve ceviz meğer Bursa'da ola. Ve dest-i kudret ile perveriş bulmuş serâmed çınâr ve kavak ve çam ve bîd-i sernigûnlarının her biri Mesîh'e berâber evce urûc etmişdir ve nahl-i Tûbâ-vâr zemîne sâye-i zıll-i memdûdu edîm-i arza sâyebân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y79a ·
metinde göster ·
Andan alay-ı mîrlivâ-i beğler, bunlar dahi esbâb-ı ihtişâmları
ile perîşânî
destârlar ile enselerinde yetmişer seksener pâk bisâtlı iç ağaları ve taşra ağa …
Andan alay-ı mîrlivâ-i beğler, bunlar dahi esbâb-ı ihtişâmları ile perîşânî destârlar ile enselerinde yetmişer seksener pâk bisâtlı iç ağaları ve taşra ağaları ve çifte şâtırlariyle mehterhânesiz ikişer beğ yan yana muhteşemâne ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y65b ·
metinde göster ·
… kebîrinden suyun açup ol havuzdan bu havuza bir minâre kaddi yerden su künkler
ile pertâb
edüp suyun gıjıldısından âdeme dehşet hâsıl Q 190a olurdu.
Bu bâğ-ı gülistân içre bir kameriyyeli bir nişîmen ortasında bir havz-ı azîm edüp bâlâda zikr olunan bâğçenin havz-ı kebîrinden suyun açup ol havuzdan bu havuza bir minâre kaddi yerden su künkler ile pertâb edüp suyun gıjıldısından âdeme dehşet hâsıl Q 190a olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82b ·
metinde göster ·
… le müzeyyendir kim herbiri ahterân-ı semâ gibi şu‘le verir. Ve şâzrevânı germâb
ile pertâb
edüp tâ kubbeye müntehîdir. Ve taşrada ve câme- Y 117b -kânında bir havuz içr …
Mustafâ Paşa hammâmı: Büyük hammâmdır. Mısır içinde bundan büyük ve müferrih ve germâb ve âb [u] hevâsı ve havz u şâzrevânı dâ’imâ revân olmada böyle bir hammâm yokdur. Ve beş halvetinde birer Hanefîsi mukarrerdir. Ve zemîni serâpâ elvân ruhâm ile mefrûşdur. Ve câmları rengâreng billûr ve necef ve moran câmlar ile müzeyyendir kim herbiri ahterân-ı semâ gibi şu‘le verir. Ve şâzrevânı germâb ile pertâb edüp tâ kubbeye müntehîdir. Ve taşrada ve câme- Y 117b -kânında bir havuz içre mâhîler şinâverlik edüp fevvâresi kubbeye pertâb eder. Ve cümle dellâkleri pençe-i âfitâb gül-çehre mahbûb ve merâlî ve gazâlî Hoten âhûsu gözlü, şîrîn sözlü ve münevver yüzlü dellâkleri nîlgûn fûtaya beden-i uryânın sarup hizmet ederler. Ve cümle esbâbları pâk harîr ve kuskusî peştemâl havlılardır. Gâyet pâk hevâsı hoş hammâmdır. Ve çiftedir, nisvânlar hammâmı başkadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y117a–Y117b ·
metinde göster ·
Kırmızı hûrmâ: Beş nev‘dir. Bir nev‘i beledîdir kim Mısır şehri içre nehr-i Nîl
ile perveriş
olmuş bir cism-i latîf ü nazîf hûrmâdır. Birine hûrmâ-yı selvânî, birine medenî …
Kırmızı hûrmâ: Beş nev‘dir. Bir nev‘i beledîdir kim Mısır şehri içre nehr-i Nîl ile perveriş olmuş bir cism-i latîf ü nazîf hûrmâdır. Birine hûrmâ-yı selvânî, birine medenî, birine hamevî, birine şahmî, ve birine bestânî derler. Ratbları gâyet lezîz ve mukavvîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236a ·
metinde göster ·