… lere kırkar ellişer bin yumurta ile mahlût ma‘cûn olmuş çamuru demir mîle ipler
ile sarup
top kâlıbları içine koyup aşığıların yine demir sikkeler ile mu‘allakda zabt ed …
{Evsâf-ı top kâlıbı dollâbları}: Ve bu kârhâne içre niçe yerde dollâblar vardır, anlarda top kâlıbları binâ edüp âmâde ederler. Ve kâlıbın içine gülle yerine kırkar ellişer vukıyye gülle kalınlığı olmağiçün demir mîllere kırkar ellişer bin yumurta ile mahlût ma‘cûn olmuş çamuru demir mîle ipler ile sarup top kâlıbları içine koyup aşığıların yine demir sikkeler ile mu‘allakda zabt ederler. Zîrâ bu top kâlıbı içinde tuç dökülüp top oldukda top içinden yumurta ile mahlût mîli çıkarup kâmil top olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b ·
metinde göster ·
… l-kahve ister" deyü haber edüp haymeme gelüp atın yarasın yumurta ve tuz ve şab
ile sarup
bir gayri ata süvâr olup yine nehr-i Raba kenârında bir yüksek yere vardıkda ka …
"Efendiniz karşuda sefer tâslarıyla tahta'l-kahve ister" deyü haber edüp haymeme gelüp atın yarasın yumurta ve tuz ve şab ile sarup bir gayri ata süvâr olup yine nehr-i Raba kenârında bir yüksek yere vardıkda karşu tarafa nazar etdim. El-azametullâhi te‘âlâ gördüm ki küffâr gâlib, bizim asker mağlûb şeklin gösterüp, ammâ yine küt-â-küt ve germâ-germ ceng-i savaş-ı perhâş, ammâ bizim asker kâhîce küffârın hovlamasına tâkat getiremeyüp niçe kerre yan verüp yine kâfiri sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20b ·
metinde göster ·
… m pâsbân kalup şebrevânî esbâblar geyüp ve yüzlerin ve gözlerin nikâb burka‘lar
ile sarup
sarmalayup ve boğazlarına birer davul geçirüp tâ sabâha dek bu on aded âdemler …
Cümle şehir halkı evlerinde cemî‘i hevâyicleri ve bisât evânîleri ile bırağup hânelerinin bâbların dahi küşâde bırağup bâğlara giderler. Hemân şehir içinde ancak on aded âdem pâsbân kalup şebrevânî esbâblar geyüp ve yüzlerin ve gözlerin nikâb burka‘lar ile sarup sarmalayup ve boğazlarına birer davul geçirüp tâ sabâha dek bu on aded âdemler tabıllara meçikler urup şehri muhâfaza edüp gezerler. Bir ân durmağa kâdir değillerdir. Ve davul berekâtiyle sivrisinekden halâs olurlar, zîrâ sivrisinek sazlıkda hâsıl olmağile neyzen-misâl sâzendedir. Her âdeme nîzesin darb etmeğe geldikde neyzenlik ederek fasıl ile gelir. Anıniçün Melemen halkı her şeb sivri sineğe davul çalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y42a ·
metinde göster ·
… rın yığup herkes esbâbı üzre oturdu. Hakîr hemân üç re’s atlarımı kilim ve keçe
ile sarup
tîz tîz yerlerin tayy-ı mekân etdirüp rûzgâra kıçın verirdim. Ve başlarından to …
"Mâh-ı Zilka‘de'ye de üç gün kaldı ki gurre-i şehri görüp kalkılsa gerek. Bin tedârükde bir şey âmâde değil, hâl neye müncer olur" deyü herkes güft [ü] gûyâ vardılar. Âhir cümle halk çadırları içre cümle esbâbların yığup herkes esbâbı üzre oturdu. Hakîr hemân üç re’s atlarımı kilim ve keçe ile sarup tîz tîz yerlerin tayy-ı mekân etdirüp rûzgâra kıçın verirdim. Ve başlarından tobra ile arpa ve samanın eksik etmezdim. Ammâ yağmur göz mü açdırır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
… aprağı tozu ve dahi üstüne siyâh yağlı meşin pâreleri koyup şermût bez pâreleri
ile sarup
cümle ma‘sûmları bu hâl üzre kat‘-ı tenâsül eder. On nefer bî-rahm [ü] bî-emân …
Esnâf-ı cerrâh-ı cellâb: Y 178b Nefer on âdemdir. Hânelerinde olur. Bunların kârları Allâhümme âfinâ kırk elli ve yüz aded kavm-i May Bornî ve Câcûvî ve Kırmankî ve Bağaniskî Habeşî ve Fûncî ve Afnuvî siyâh-çerde ma‘sûmları tavâşî etmeğiçün ba‘de't-ta‘âm za‘ferânlı şerbet verüp ale't-tertîb yüz iki yüz ibâdullâh ma‘sûmları dizüp bir ucdan ustura ile zeker ve hayâların kesüp zekeri yerine bir kamış sokup vilâyet-i Sûdân'da hâsıl olur bir nebâtât gubârıdır, anı eküp bi-emrillâh kanı munkatı‘ olur. Ve üstüne santa ağacı yaprağı tozu ve dahi üstüne siyâh yağlı meşin pâreleri koyup şermût bez pâreleri ile sarup cümle ma‘sûmları bu hâl üzre kat‘-ı tenâsül eder. On nefer bî-rahm [ü] bî-emân cellâbedir kim yüzlerinde ve gözlerinde nûrsuz ve uğursuz abûs zişt ve esmer-çehre âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178a–Y178b ·
metinde göster ·