… Bârî bu merdin vücûdunun ba‘zı yerin kayaya der-âğûş etdirüp niçe yerleri kaya
ile yek
pâre ve yek renk olup ancak incikleri ve kolunun biri ve başı {kayadan taşra nü …
Ol yâr-ı muvâfıklar dahi be-ser [ü] çeşm deyüp hakîre vesîle olup bir sâ‘at dahi şimâle gidüp Muş sahrâsı yoluna gider bir râh-ı azîme gitmeyüp ol mahalde bir yalçın kaya üzre rubu‘ sâ‘at ubûr edüp vardık. Sun‘-ı Hudâ-yı azîm mezkûr yalçın minâre-misâl kad çekmiş kayaya bir âdemi zencîrler ile sarmışlar. Hâlâ ancak üstühânları kalmış. Ne uzvu ve ne zencîrler çürümemiş. Gûyâ henüz üstâd elinden çıkmış zencîrdir ve beyâz üstühânlardır, ammâ ol uzuvların incikleri ve kol kemikleri yedişer sekizer arşın gelir kalın ve tavîl kemiklerdir ve başı küçük hammâm halveti kubbesi kadar vardır. Gözlerinin deliklerine birer âdem girer ve çıkar. Hatta ayneyni deliklerinde miskî kartallar âşiyân etmişler. Meğer bu üstühân-ı pâk Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâma imân getirenlerden bir mü’min ü muvahhid kimesne imiş. Nemrûd-ı la‘în bu şahsı âteşe göyündürmek içün bu kayaya kayd [u] bend edüp altına âteş yakdıkda Cenâb-ı Bârî bu merdin vücûdunun ba‘zı yerin kayaya der-âğûş etdirüp niçe yerleri kaya ile yek pâre ve yek renk olup ancak incikleri ve kolunun biri ve başı {kayadan taşra nümâyândır kim ol Settâr Allah} sun‘un ızhâr içün ol Hayyu'l-ebed ol kemikleri taşra komuş. On âdem kaddi bâlâda kaya içre durur kemiklerdir kim yoldan hayli mesâfe-i ba‘îdededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238a ·
metinde göster ·
Meks-i hıyâm edüp yedi kralın binâ etdiği taburu münhedim edüp hâk ile yek etdikden sonra Kanije gölüne küffârın doldurduğu hâr [u] hâşâkleri dollâb gemileriyle dahi ziyâde tathîr edüp fecc-i amîk etdiler. Topraklık nâm kal‘a varoşun dahi metîn ü müstahkem etdiler. Ve cemî‘i Âl-i Osmân devletinin ihtiyârlarıyla yine müşâvere edüp cemî‘i kâfiristânı ve Zirinoğlu ve Beganoğlu vilâyetlerin harâb u yebâb etmek içün ol ân Mehemmed Giray Hân'ın ferzend-i ercümendi sipehsâlâr-ı Tatar-ı adû-şikâr olan Ahmed Giray Sultân'ı Sadrıa‘zam dîvân-ı pâdişâhîye kığırup ol dahi "Da‘vete icâbet" deyüp bâd-ı sabâdan müste‘âr otuz yedi bin aded koş atlı Tatar-ı adû-şikâr huzûr-ı Âsaf-ı Berhayâ dîvânına gelüp karâr edüp başına bir otağa-i husrevânî ve eğnine bir semmûr lipâçe-i sultânî geydirilüp Zirinoğlu ve Beganoğlu ve İslovin ve Mekemorya ve Nemse ve Galya ve vilâyet-i Prandaporosk ve vilâyet-i Nadajoğlu ve vilâyet-i Nemse ve Hırvadistân'ı ale'l-umûm nehb ü gâret etmeğe me’mûr olup cümle Bucak Tatarı ve Yalı ağası ve Mansûrlu ve Şîrînli ve Sincivitli cümle sefere me’mûr olup ancak Hânzâde otuz bin asker ile Sadrıa‘zam ordusuna karîb gelüp meks-i hıyâm edüp ordu-yı İslâmı ganîmet etmeğe kaldı, ammâ otuz yedi bin Tatar altı kerre yüz bin at ile âmâde olduklarında hemân hakîr dahi salt [u] sebükbâr Tatar-vârî hâzır olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188b ·
metinde göster ·
… ek mahalde ol gece bu Horoskirmân'da bir pençe-i âfitâbe duhter-i pâkîze-ahtere
ile yek
dil ü yek cihet olup oğlan kıyâfetine koyup gûnâ-gûn siyâb-ı fâhireler geydirüp …
Çünki bu Horozkirmân'a elçi ile gelüp meks etdiğimizde kal‘a-i Azak yakın kaldıkda elçi ban hakîri beş yüz kefere ile kal‘a-i Azak'da Ak Mehemmed Paşa'ya ve kul kethudâlığından Şâm-ı Tarablûs olup hâlâ Azak muhâfızı olan Bodur Süleymân Paşa'ya "Elçi geliyor" deyü haber göndermeğe hakîre niçe hedâyâlar verüp Azağ'a gidecek mahalde ol gece bu Horoskirmân'da bir pençe-i âfitâbe duhter-i pâkîze-ahtere ile yek dil ü yek cihet olup oğlan kıyâfetine koyup gûnâ-gûn siyâb-ı fâhireler geydirüp ve şıpırtma Tatar kalpağı gözleri ve kaşları üzre sovukdur deyü endirüp beş aded hüddâmlarımla ileri kızı yolladım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183a ·
metinde göster ·
… tların karşu tarafdan bu cânibe gelmesine bakmayup niçe iş görmüş gâzî yiğitler
ile yek
dil [ü] yek cihet olup hemân hakîr ol şiddet-i şitâda kılıcım ve sadağım ve kol …
Ammâ hakîr bârhânemden ırılmayup bir dahi botların karşu tarafdan bu cânibe gelmesine bakmayup niçe iş görmüş gâzî yiğitler ile yek dil [ü] yek cihet olup hemân hakîr ol şiddet-i şitâda kılıcım ve sadağım ve kol tüfenglerim ve dahi gayri hafîf eşyâlarım keçi tulumlarına doldurup tulumları üfleyüp ağızların berk bağlayup her tulumları atların kuyruklarına bağlayup bu abd-i kemter ol yevm-i berzah-ı şitâda uryânen iki at arasında elimde şıdak kamçımla atlara yov yov diyerek nehr-i Kuban'ı hidmetkârlar ve atlarımla yaldayup karşu geçdim, ammâ hamd-i Hudâ dizlerime dek ıslandım. Niçe yiğitler dahi eylece nehr-i Kuban'ı beri selâmete ötdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191a ·
metinde göster ·
… up dururken hikmet-i Hudâ bu şehr üzre çöl urbâniyle mahlût Benî Cüzâm kabîlesi
ile yek
dil [ü] yek cihet olup cümle bin beş yüz küheylân atlı Urbân-ı sâhib-hussân bu …
Hattâ hakîr cümle asker ile bu şehirde bir hafta meks edüp paşa ılgar ile gelür deyü intizârda olup dururken hikmet-i Hudâ bu şehr üzre çöl urbâniyle mahlût Benî Cüzâm kabîlesi ile yek dil [ü] yek cihet olup cümle bin beş yüz küheylân atlı Urbân-ı sâhib-hussân bu şehr halkının üzerlerine musallat olup şehrin cenûb tarafın nehb [ü] gâret etmeğe başlayınca Sâlihiyye kavmi dahi cümle pür-silâh esb-süvâr u piyâde dest ber-cıda iki bin âdem bu Benî Harâm ile cenge âheng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·