Baba Ahmedzâde Baba İsmâ‘îl Ağa'yı gönderüp anı gördük. Bin mikdârı piyâde tüfe …
Kal‘a nümâyân oldukda ileriye Baba Ahmedzâde Baba İsmâ‘îl Ağa'yı gönderüp anı gördük. Bin mikdârı piyâde tüfeng-endâz ve dörd yüz kadar atlı kefere-i nâsâz istikbâlimize çıkup bizi alay ile kal‘anın aşağı varoşunda nazarete nâm bir mihmânhâne-i mükellef ü mükemmel döşeyüp anda mihmân olduğumuz sâ‘at kal‘adan mehâbet göstermek içün bin pâre top atup şâdumânlar etdi ve akîbince iki yüz aded soltat u murtat tüfengli kefereler ile bir beğzâde-i şehzâde-misâl âzâde-i cüvân yiğit hidmetimize me’mûr olup kırk elli aded fağfurî tabaklar ile gûnâ tahta'l-kahve mâ-hazar ta‘âm getirüp tenâvül etdik, ammâ ekseriyyâ ta‘âmları sükker işine müte‘allık idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149a ·
metinde göster ·
… rkesi cenge tergîb edüp her yiğide birer gûne hulv kelâm ile rûy-ı dil gösterüp
ileriye
Nigebolı sancağının üç bin aded askerin çarkacı ta‘yîn edüp nîm sâ‘at ileri küf …
"Baka gâzîler, bilirsiz ben ekmeğim yalınız yemem. İnşâallâh her birinize murâd [u] merâmlarınız üzre tîmâr u ze‘âmet ve gedikler ve esâmeler etmek boynuma borç olsun. Hemân gün bugünkü gündür. Dîn-i mübîn uğuruna hâzır-bâş olun. Eğer kâfir gelirse hemân bir hovdan kâfire sunalım, yâ taht ola yâ baht" deyüp herkesi cenge tergîb edüp her yiğide birer gûne hulv kelâm ile rûy-ı dil gösterüp ileriye Nigebolı sancağının üç bin aded askerin çarkacı ta‘yîn edüp nîm sâ‘at ileri küffârın geleceği Lara ve Lak dağlarına doğru gidüp at başı berâber tortop rikâb rikâba durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101b ·
metinde göster ·
… cânibden zuhûr etdi" deyüp ol cânibe müteveccih olup çarhacıları ve piyâdeleri
ileriye
koduk ve savaş-ı perhâş tedbîrine bezl-i himmet etdik, ammâ küffâr ile mâbeynim …
"Bire küffâr bu cânibden zuhûr etdi" deyüp ol cânibe müteveccih olup çarhacıları ve piyâdeleri ileriye koduk ve savaş-ı perhâş tedbîrine bezl-i himmet etdik, ammâ küffâr ile mâbeynimiz iki top menzili kadar dahi ba‘îd bir sahrâ-yı medîd bezm-i arsagâh ve arbedegâh yeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102a ·
metinde göster ·
… er üzre müvekkil olan keferelere bizim çarhacılar kılıç bâzârına girüp biz dahi
ileriye
varup gördük kim bir meydân-ı ma‘reke kurulmuş, hemân bizim yüğrük atlılarımız …
Sene 939 gurresinde Süleymân Hân kabza-i teshîre alup yine küffâr-ı Zirin istîlâ etmişdir, ammâ hâlâ Nemse çâsârı hükmünde olup Nedajoğlu keferesi tarafından içinde cünûd-ı cünübleri var gâyet metîn palankadır. Hattâ ileri giden gâzîlerimiz iki yüz aded küffâra râst gelüp yüz elli kadar ümmet-i Muhammed esîrlerini kal‘adan çıkarup nehr-i Tise'den bir ark kazup kal‘anın handakına akıtmak isterlerken hemân guzât-ı müslimînimiz hemân fakîr esîr bizim asker-i İslâmı görüp Allâh deyü feryâd edince bizim asker dahi dal-sâtûr-ı Muhammedî olup esîrler üzre müvekkil olan keferelere bizim çarhacılar kılıç bâzârına girüp biz dahi ileriye varup gördük kim bir meydân-ı ma‘reke kurulmuş, hemân bizim yüğrük atlılarımız ileri yetişüp derhâl cenge girişüp bin altmış kadar küffârı kal‘alarına firâr etmeğe komayup cümle kılıçdan geçirüp ancak kapudanlarıyla üç yüz kâfir esîr olup yüz elli aded ümmet-i Muhammed'i cümle esîrlikden halâs edüp hamd ü senâ etdiler, ammâ her birinin ayaklarında yigirmişer ve otuzar vukıyye gelir demir neybeleri var, balta ve keser ve eğelerimiz yok. Âhır-ı kâr bu yüz elli aded esîr müslimînin bindikleri arabalara yine bindirüp iki yüz kadar atları za‘îf yiğitlerimizle bu ümmet-i Muhammed esîrlerin Kopan kal‘amıza gönderdik. Andan kal‘a-i Kapornak'ı ubûr edüp bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b ·
metinde göster ·
Hemân cümle asker esîrler yanında mu‘temed âdemler koyup cümlemiz
ileriye
topdan at sıçradup gitmek murâd edindiğimizde ihtiyârlar cümlemizi gerüye dönde …
Hemân cümle asker esîrler yanında mu‘temed âdemler koyup cümlemiz ileriye topdan at sıçradup gitmek murâd edindiğimizde ihtiyârlar cümlemizi gerüye dönderüp at başı berâber âmâde olarak esîrleri cümle ortaya alarak ileri varınca anı gördük, bizim çarkacılarımız bizim üstümüze geldiklerinde "Bire ne durursuz" dediklerinde hemân küffâr bizim askerimiz üzre at bırağup iki asker birbirimize kavuşup küffâr-ı hâksâr bir hov edüp bir yaylım kurşum urup hamd-i Hudâ az âdemimiz mecrûh olup kâmil iki sâ‘at germâ-germ ceng-âşûb edüp her ne kadar küffâr hamle etdiyse hamlesinde hatâ edüp küffâra yedi kerre hamleler etdükde küffâr demet demet olup hâk-i mezellete düşerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
at sürüp vardım. Bir azîm âteşin iki cânibinde iki ağaçdan orman şişlerine iki …
"Âyâ bu ne âteş ola?" 25a deyü cür’et edüp ileriye at sürüp vardım. Bir azîm âteşin iki cânibinde iki ağaçdan orman şişlerine iki dâne pişmiş akîk-i Yemenî-misâl koyun kebâbları durur. Hemân hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24b–25a ·
metinde göster ·
… iz'den berü bir kânûn dahi var kim hânlar bir sefere gitseler on iki ot ağaları
ileriye
kulağız ta‘yîn olunup on iki aded tapkır olur, ya‘nî asker on iki katâr yol olu …
Ammâ asker-i Tatar içre Âl-i Cingiz'den berü bir kânûn dahi var kim hânlar bir sefere gitseler on iki ot ağaları ileriye kulağız ta‘yîn olunup on iki aded tapkır olur, ya‘nî asker on iki katâr yol olup dere ve depe ve geçidler gelse on iki katâr asker birbirlerinin ardlarından aslâ münfek olmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
… li} ve savatlı {pusatlı} ve kübeli {zırhlı} zor batır {keskin bahâdır} yiğitler
ileriye
talî‘a-i 113a asker olup hemân küffâr askerine Allâh deyüp sadak cılovu(?) ve …
Derhâl ceng-i sultânî kebirgelerine turreler urulup cümle guzât-ı müslimîn yarar kazakdaş ağırmak atlarına süvâr olup cümle ağırlıkları yigirmi bin asker ile kazan tüp edüp her koşdan onar kişi {dahi} kalup seksen bin aded güzîde sadaklı {tirkeşli} ve savatlı {pusatlı} ve kübeli {zırhlı} zor batır {keskin bahâdır} yiğitler ileriye talî‘a-i 113a asker olup hemân küffâr askerine Allâh deyüp sadak cılovu(?) ve atların süheylleri eflâke peyveste olup çapul-ı azîm civerüp {sefer koyverüp} rûz-ı mahşerden bir gün olup rûy-ı zemînin hâk-i pâkinin gubârı âsumâna urûc edüp âfitâb-ı âlem-tâbın şu‘lesi dutulup münkesif oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b–113a ·
metinde göster ·
Ammâ Hudâ âlimdir semmûr kalpaklı ve kara şapkalı âdem deryâsı temevvüc edüp
ileriye
yetmiş aded mâvî harîr haçlı peykerler ve kırk bölük alaylar cümle askerleriyle …
Ammâ Hudâ âlimdir semmûr kalpaklı ve kara şapkalı âdem deryâsı temevvüc edüp ileriye yetmiş aded mâvî harîr haçlı peykerler ve kırk bölük alaylar cümle askerleriyle kol kol seçilüp aralarında yüz elli aded sağîr ü kebîr toplar zâhir olup cümle topların ardlarında kara nahır gibi kara şapkalı Nemse ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Tot ve Korol ve Macar ve Kurs küffârlarının niçe bin tüfeng-endâzları nümâyân oldu. Ve yetmiş yerden "Yajuj ve Yajuj" sadâsı gelüp çam çakalları gibi uluşup feryâd ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
… bin asker ile kendüler hareket etdikde yine Mizistre sancağı beği ve alaybeğisi
ileriye
beş bin aded pür-silâh güzîde ve piyâde asker ile çarkacı gidüp paşa dahi cümle …
Ertesi gün paşa-yı âkıbet-kâr cümle Manya kocaların göz hapsine aldırup kendüsi bismillâh niyyetü'l-gazâ deyüp esb-i sabâ-sür‘at-peymâsına süvâr olup yigirmi bin asker ile kendüler hareket etdikde yine Mizistre sancağı beği ve alaybeğisi ileriye beş bin aded pür-silâh güzîde ve piyâde asker ile çarkacı gidüp paşa dahi cümle askeriyle sağ ve sol leşker-i bî-pâyân pür-silâh fitilleri ve elinde zü'l-cenâh-vâr yemîn ü yesârında cüyûş-ı muvahhidîn dağı ve taşları bezeyüp mûr mâra seğirdir gibi kayalardan leşker tırmaşup hâzır u âmâde olarak âheste âheste giderek yedi yerden sancak beğleri tabl [u] kudûm cengi harbîlerin döğerek dağlar ve yollar inil inil inleyerek çatal fitillerin râyihaları cihânı dutarak leb-i deryâ ile reh-i râst be-dürüstî kıble tarafına 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333a ·
metinde göster ·
… eryâd kopdu. Hemân refîklerimizin bir kaçı gerüye firâr etdi. Bir kaçı dalkılıç
ileriye
at bırağup gitdi.
Sergüzeşt-i hakîr: Bu mahalde bir sengistân dere giderken bir mukassî orman içinde bir vâveylâ ve feryâd kopdu. Hemân refîklerimizin bir kaçı gerüye firâr etdi. Bir kaçı dalkılıç ileriye at bırağup gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92b ·
metinde göster ·
… yâhûd ertesi gün kendüye mahsûs tâ’ifesiyle paşa dîvânına revâne oldukda ibtidâ
ileriye
Mısır'ın yigirmi dörd mahkeme muhzırları yed-i rişvet olan pîr-i nâ-tüvânları e …
Evvelâ mollâ hazretleri sarâyına geldiği gün yâhûd ertesi gün kendüye mahsûs tâ’ifesiyle paşa dîvânına revâne oldukda ibtidâ ileriye Mısır'ın yigirmi dörd mahkeme muhzırları yed-i rişvet olan pîr-i nâ-tüvânları ellerinde asâlarıyla piyâde çifte ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y212a ·
metinde göster ·
tekaddüm edüp gördüm: bir tüğlü âdem hizmet edüp durur, ammâ dişleri kelb dişi …
Hikmet-i acîbe: Hakîr dahi ileriye tekaddüm edüp gördüm: bir tüğlü âdem hizmet edüp durur, ammâ dişleri kelb dişi gibi ve çenesi ve burnu uzun, gûyâ bir asferü'l-levn kelbdir. Kelimât etdükçe dâ’imâ tebessüm eder. Hakîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y310a ·
metinde göster ·