… zl-i himmet etmeden murâd [u] merâmı ol idi kim ilm-i nücûmda yegâne-i asr idi.
İlim
kuvveti ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın tulû‘-ı zuhûrundan haberdâr olup cihân-âr …
Ve Kostantîn'in bu kal‘aya bezl-i himmet etmeden murâd [u] merâmı ol idi kim ilm-i nücûmda yegâne-i asr idi. İlim kuvveti ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın tulû‘-ı zuhûrundan haberdâr olup cihân-ârâ bir pâdişâh-ı mürselîn gelecekdir deyü havfından bu kal‘aya sa‘d sâ‘atdır deyü seretân burcunda imâretine şurû‘ edüp tâli‘-i imâreti seretân olduğıyçün İslâmbol içre tâ’ife-i cüyûşun fitnesi eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14a ·
metinde göster ·
vilâyetim harâb etmek murâd etdi ammâ Cenâb-ı Allah seni hatâdan saklasın, beni …
Bu mahalde Malazgird Beği Mehemmed Beğ eydür: "Koca vezîr gerçi Abdâl Hân benim kırk bin koyunum gâret edüp ilim vilâyetim harâb etmek murâd etdi ammâ Cenâb-ı Allah seni hatâdan saklasın, benim hâtırım içün hân üstüne sefer edüp biz dahi anın askerine kılıç urup koyunlarımın kanları gibi askerinin kanların akıdup ardı sıra kova kova mâl-ı menâlin bırakdırup yedi yüz âdemin dest ber-kafa bağlayup ordu-yı İslâm'a bu kadar mâl-ı ganâ’imle gelüp orduyu ol ganâ’imle muğtenim edüp gözüm önünde benim koyunlarım yeyen hân askerinden yedi yüzünü bu sâ‘atde katl etdin. Şimden gerü oldu kim gam yemem." deyüp bu beyti yâd ve cümle gâzîyânları dilşâd etdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
… Dobra-Venedik müşrikleri ilm-i nücûmda tekmîl-i fünûn etmiş kefereler olmağile
ilim
kuvvetiyle bildiler kim Âl-i Osmâniyân bu diyârları âlân ve tâlân eder deyü hav …
Andan oğlu Osmâncık dahi müstakillen serîr-i saltanata sene (---) târîhinde geçince bu Venedik kâfirleri ve Dobra-Venedik müşrikleri ilm-i nücûmda tekmîl-i fünûn etmiş kefereler olmağile ilim kuvvetiyle bildiler kim Âl-i Osmâniyân bu diyârları âlân ve tâlân eder deyü havf [u] haşyetlerinden bu Zadra kal‘asın dahi müstahkem edüp ol sene şibenik kal‘asın müceddeden binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140a ·
metinde göster ·
… orompete boruları ve sancak ve haçlı peykerleriyle İlmî Ağa nâm be-nâm hakkâ ki
ilim
sâhibi bir nâm [u] kâm sâhibi ağaya üç kîse harc-ı râh verüp cümle kelle ve kap …
Ba‘dehû yedi gün Hilevne sahrâsında meks edüp cümle (---)(---) aded kelleleri tuzlayup harârlar içre doldurup yedi aded kapudanların torompete boruları ve sancak ve haçlı peykerleriyle İlmî Ağa nâm be-nâm hakkâ ki ilim sâhibi bir nâm [u] kâm sâhibi ağaya üç kîse harc-ı râh verüp cümle kelle ve kapudanları ve cebehâne tüfengleri arz edüp Der-i devlete revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a ·
metinde göster ·
Der-şinâht-ı ulemâ-yı tabîbân-ı hâzıkân: Ekseriyyâ bu şehrin halkı Eflâtûn-ı İlâhî bu şehre gelüp ilim kitâbları te’lîf edüp kavm-i Macar-ı füccâra ta‘allüm edüp anlardan ehl-i Budin ahz-i kemâl [ü] ma‘rifet edüp ilm-i tıbda yegâne-i asr âdemler var. Evvelâ Ca‘fer Çelebi, Ali Zâ‘im ve Muslu Efendi nâdirü'l-asrdırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
… da bir dervîş-i dahme-küşâ bu göl kenârına gelüp kırk gün kâmil erba‘în çıkarup
ilim
kuvveti ile gölde bir katre âb kalmayup çâh-ı gayyâdan nişân verir bir ka‘r-ı z …
Ve yakın zamânda bir dervîş-i dahme-küşâ bu göl kenârına gelüp kırk gün kâmil erba‘în çıkarup ilim kuvveti ile gölde bir katre âb kalmayup çâh-ı gayyâdan nişân verir bir ka‘r-ı zemîn zâhir olup bu ka‘rın ortasında bir demir kapulu gâr nümâyân olup kapu önünde bî-hisâb altun ve gümüş evânî eşyâlar ile mâl-â-mâl durur. Dervîş bu mâl-ı firâvândan nasîbi kadar alup avdet edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y64a ·
metinde göster ·
etmek ve silâh düzmek ve ibrîşim peydâ edüp elvân boya boyamak ve hayvânât deri …
Ve bahs-ı ilim etmek ve silâh düzmek ve ibrîşim peydâ edüp elvân boya boyamak ve hayvânât derisin dibâğat edüp kürk etmek ve gavvâslık etdirüp deryâdan incü çıkarmak ve şehirden şehire yol açmak ve kireç ve üstübec yakmak ve misk öd gülâb ve reyhân ve kalyemisk ve envâ‘-i ıtrıyâtları ve nefîr ve zurna ve davul ve kiriş yapmak bu Cemşîd peydâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y70a ·
metinde göster ·
Niçe yüz yıl bir ecinne beği zabt edüp ba‘dehu Menteşeoğlu Ahmed Beğ
ilim
kuvveti ile zabt edüp ma‘mûr etdi. Beğ Cin kal‘asından galat Peçin kal‘ası derl …
Niçe yüz yıl bir ecinne beği zabt edüp ba‘dehu Menteşeoğlu Ahmed Beğ ilim kuvveti ile zabt edüp ma‘mûr etdi. Beğ Cin kal‘asından galat Peçin kal‘ası derler. Bu dahi Menteşe hâkinde maktû‘-ı kadem ve mefrûzü'l-kalem fâtih-i vilâyet Gâzî Ahmed Beğ evkâfıdır ve Milâs nâhiyesidir. Kethudâyeri ve serdârı Milâs'da sâkindir. Ancak nâ’ibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y102a ·
metinde göster ·
… -ı Bîsütûnlar içre hücre hücre mağâralar vardır. Ve cümlesi leb-ber-leb tâlib-i
ilim
sûhtelerdir. Ve bundan mâ‘adâ her dıraht-ı müntehânın sâyesinde nezerât kurbânl …
Ve bu âsitânenin cânib-i erba‘asında olan kûh-ı Bîsütûnlar içre hücre hücre mağâralar vardır. Ve cümlesi leb-ber-leb tâlib-i ilim sûhtelerdir. Ve bundan mâ‘adâ her dıraht-ı müntehânın sâyesinde nezerât kurbânlarının postları üzre gûy gûy sohbet edüp tahsîl-i ilim ederler. Ve her mâ-i cârînin kenârında herkes şerîkleri ile mübâhase-i ilm edüp rûh-ı Nu‘mân ibn Sâbit'i şâd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y141a ·
metinde göster ·
ederler. Ve her mâ-i cârînin kenârında herkes şerîkleri ile mübâhase-i ilm edüp …
Ve bu âsitânenin cânib-i erba‘asında olan kûh-ı Bîsütûnlar içre hücre hücre mağâralar vardır. Ve cümlesi leb-ber-leb tâlib-i ilim sûhtelerdir. Ve bundan mâ‘adâ her dıraht-ı müntehânın sâyesinde nezerât kurbânlarının postları üzre gûy gûy sohbet edüp tahsîl-i ilim ederler. Ve her mâ-i cârînin kenârında herkes şerîkleri ile mübâhase-i ilm edüp rûh-ı Nu‘mân ibn Sâbit'i şâd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y141a ·
metinde göster ·
… Beğ fethinin târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve bunda olan cemâ‘at-i kesîr ve tâlib-i
ilim
ve rûhâniyyet şâm'da câmi‘-i Ümeyye'de Mısır'da câmi‘-i Ezher'de yokdur. Elli y …
Ve derûn-ı câmi‘de sekiz amelî sütûn toloz kemer binâ-yı atikdir. Ve sağ tarafındaki yan kapu üzre Hayre Beğ fethinin târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve bunda olan cemâ‘at-i kesîr ve tâlib-i ilim ve rûhâniyyet şâm'da câmi‘-i Ümeyye'de Mısır'da câmi‘-i Ezher'de yokdur. Elli yerde ders görülür. Mâl-â-mâl fukarâ-yı bâbullâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190b ·
metinde göster ·
hücreleri var ve her leyle-i cum‘ada âyîn-i Muhammedî olup tarîk-ı Rufâ‘î fukar …
Yigirmi kademe taş nerdübân ile çıkılır bir mescid-i sağîrdir. Tûlu altmış ayakdır, arzı kırk ayakdır. Ve etrâfında tâlib-i ilim hücreleri var ve her leyle-i cum‘ada âyîn-i Muhammedî olup tarîk-ı Rufâ‘î fukarâları sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y224a ·
metinde göster ·
… hakîrin pederine, peder derler idi. Bir kaç kerre ihsânlarıyla behremend olduk.
İlim
[ve] salâh ile meşhûr pâk i‘tikâd ve hüsn-i hulk ile mevsûf dervîş-nihâd kimesn …
Evvelâ, Celeb Muslihüddîn Efendi ism-i şerîfleri Mustafâ'dır. Kânûn-ı Osmânî'de beş on senede bir Rûmeli'nden devşirme ta‘bîr ederler niçe bin sıbyânı cem‘ edüp Âsitâne'ye geldiklerinde her birin birer a‘yâna ve birer ocağa koyup terbiye ederler. Mezkûr Muslihüddîn ol sıbyânlardan olup Harem-i Hâssa düşüp anda neşv [ü] nemâ bularak halîfe olup Hâsoda'ya andan şeyhü'l-harem olup sene 1025 târîhinde merhûm olup Bakî‘de karâfe-i Ervâm'da medfûndur. Bu hakîrin pederine, peder derler idi. Bir kaç kerre ihsânlarıyla behremend olduk. İlim [ve] salâh ile meşhûr pâk i‘tikâd ve hüsn-i hulk ile mevsûf dervîş-nihâd kimesne idi. Ve âsâr-ı ilmiyyesinden ilm-i fıkıhda Eşbâh ve Nazâ'ir'i anlar şerh etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y299b ·
metinde göster ·
… lâdlarından Kalîmûn nâmında bir kehene var idi. Ulûm-ı şettâya mâlik idi, hattâ
ilim
kuvvetiyle Tûfân-ı Nûh ile gazâb-ı Hudâ olacağın bilüp Tûfân'dan evvel dedesi y …
Mezkûr Nakrâveş-i Mısrâyim'in evlâdlarından Kalîmûn nâmında bir kehene var idi. Ulûm-ı şettâya mâlik idi, hattâ ilim kuvvetiyle Tûfân-ı Nûh ile gazâb-ı Hudâ olacağın bilüp Tûfân'dan evvel dedesi yurdu olan Mısır'ı terk edüp şehr-i Kûfe'de Hazret-i Nûh yanına varup îmânile müşerref olup cümle iyâliyle Irâk vilâyetinde sâkin oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y5b ·
metinde göster ·
… de edecek bir hâlî yer yokdur. Zîrâ leylen ve nehâren içinde on iki bin tâlib-i
ilim
mevcûddur. Kovan arısı gibi bir sadâdır kim âdemi dehşet alur. Cümle mubâhase-i …
Ezher Mübâşir nâm abd-i memlûk mübâşir olmağile hâlâ ol ismile müsemmâdır. Ammâ Mu‘izzüddîn mâlıyla binâ olunup ol sebeb ile Mısır'a mâlik oldu. Ammâ Mısır içinde eyle bir cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘ yokdur. Zîrâ Mısır'ın tâ ayne'l-fi‘ilinde vâki‘ olmuşdur kim şeb [u] rûz bir ân secde edecek bir hâlî yer yokdur. Zîrâ leylen ve nehâren içinde on iki bin tâlib-i ilim mevcûddur. Kovan arısı gibi bir sadâdır kim âdemi dehşet alur. Cümle mubâhase-i ilme meşgûllerdir. Bir kerre bu câmi‘de üstâd önünde bismillâh diyen elbette mahrûm kalmamışdır. Gâyet mübârek câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90a ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘ içre dâ’imâ iki üç bin a‘mâ hâfız-ı Kur’ân eksik değildir. Ve keşâkeş-i mubâhase-i ilim sadâsından âdem hulû‘ [u] huşû‘ ile ta‘dîl-i erkân edüp edâ-yı salât edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
Bu âsitâneye üç yıllık sâhib-firâş ve mecnûn gelse bi-emrillâh kırk günde ifâkat bulup reng-i rûyı verd-i hamrâya döner. Zîrâ bu kân-ı şifâda Bokrâd u Sokrad ve Eflâtûn ve Fisagores-i Tevhîdî ve Ebû Alî Sinâ misilli hukemâlar her biri Mesîh-âsâ mürde-dili ihyâ ederler. Ammâ bu şehir halkından hukemâ hâsıl olmaz, cümle garîbü'd-diyârdır, yine kavm-i Arab'dır. Zîrâ ilm-i tıb evlâd-ı Arab'a verilmişdir. Cümleden elzem-i levâzımından ilim ilm-i tıbdır. Zîrâ Hazret-i Risâlet buyururlar, hadîs:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y120a ·
metinde göster ·
… nâ-gûn mermer-i hâm ile kaplıdır. Ve eyle medresedir kim ilm-i tıbdan gayrı bir
ilim
görülmez.
Ammâ bu fârûkhâne bir azîm medresedir. Cümle der-i dîvârı ve zemîni serâpâ gûnâ-gûn mermer-i hâm ile kaplıdır. Ve eyle medresedir kim ilm-i tıbdan gayrı bir ilim görülmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121a ·
metinde göster ·
kuvveti ile ve tûl-i dırâz-ı ömr-i nâzenînlerinde tecrübe ile cemî‘i ahvâlât-ı …
buyurulmuşdur. Anın mazmûnunca âlâ’illâhı tefekkür edüp ilim kuvveti ile ve tûl-i dırâz-ı ömr-i nâzenînlerinde tecrübe ile cemî‘i ahvâlât-ı dünyâya vâkıf-ı esrâr olup eyle tahrîr ü terkîm eylediler kim vech-i arzdan rûy-ı semâya varınca üç yüz elli altı mîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y251b ·
metinde göster ·
… Ve anlar cemî‘i ulûm-ı garîbe ve acîbeye mâlik olup fünûn-ı şettâya kâdir olup
ilim
kuvveti ile tahrîr etmişler idi. Ol zamân vech-i arzı serâpâ devr etmeyüp geşt …
Ammâ bu tahrîr olunan kaviller Bokrât u Sokrât [ve] Feylekos u Feylesof ve Batlîmûs hakîmlerin kavl-i sahîhleridir. Ve anlar cemî‘i ulûm-ı garîbe ve acîbeye mâlik olup fünûn-ı şettâya kâdir olup ilim kuvveti ile tahrîr etmişler idi. Ol zamân vech-i arzı serâpâ devr etmeyüp geşt [ü] güzâr etmeden ve ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeden ilm-i akliyyât ile cirm-i dünyâ yigirmi bin yüz altmış mîldir, demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y251b ·
metinde göster ·
"Millet-i Mesîhiyye'nin râhibleri ve hıristiyânları ve âlimleriyiz,
ilim
kuvveti ile bildik. Ve pâdişâhıma iki müjdemiz var. Tırabuzan'da olan Selîm oğl …
"Millet-i Mesîhiyye'nin râhibleri ve hıristiyânları ve âlimleriyiz, ilim kuvveti ile bildik. Ve pâdişâhıma iki müjdemiz var. Tırabuzan'da olan Selîm oğlun Mısır sultânı olup Mekke Medîne pâdişâhı olur. Ve Süleymân oğlun Kızıl Elma sâhibi olur. Ve âl-i Osmân devletinin tâli‘i kuvvetdedir. Bu dünyâ cezîresin büsbütün kabza-i tasarrufa alırsız. Ammâ pâdişâhıma bir ulu müjdemiz var. Cümle pâdişâhlardan azîmü'ş-şânsız. şu devlet size müyesser ola, deyü yüz kırk yıldır ben seyâhat ederim. Ve yüz on beş yıldır bu Padre seyâhat eder. Âhir ikimiz bu kadar müddet-i medîd ömr-i dırâzda bu dünyâyı yedi kerre devr edüp âhir bu dünyânın Sebte boğazından taşra gemimiz ile ilim kuvvetiyle cânib-i garba yedi bin mîl gidüp Yeni Dünyâ nâmında bir dünyâ bulduk. Bu dünyâda olmayanlar anda mevcûddur. Ve anda dahi bir gûne behâyim makûlesi dağî bâğî âdemler vardır, haşir neşir bilmezler. Cümle sularında altun vardır ve cümle dağlarında ma‘âdinler ve sahrâlarında çemenzârlardır. Âb [u] havâsı latîf, dahi bu dünyâ kavminin ayağı basmamış bir bikir dünyâdır. Pâdişâhıma müyesser ola, deyü müjde etdim" dediler. Bâyezîd-i Velî buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252a ·
metinde göster ·
… ünyâyı yedi kerre devr edüp âhir bu dünyânın Sebte boğazından taşra gemimiz ile
ilim
kuvvetiyle cânib-i garba yedi bin mîl gidüp Yeni Dünyâ nâmında bir dünyâ bulduk …
"Millet-i Mesîhiyye'nin râhibleri ve hıristiyânları ve âlimleriyiz, ilim kuvveti ile bildik. Ve pâdişâhıma iki müjdemiz var. Tırabuzan'da olan Selîm oğlun Mısır sultânı olup Mekke Medîne pâdişâhı olur. Ve Süleymân oğlun Kızıl Elma sâhibi olur. Ve âl-i Osmân devletinin tâli‘i kuvvetdedir. Bu dünyâ cezîresin büsbütün kabza-i tasarrufa alırsız. Ammâ pâdişâhıma bir ulu müjdemiz var. Cümle pâdişâhlardan azîmü'ş-şânsız. şu devlet size müyesser ola, deyü yüz kırk yıldır ben seyâhat ederim. Ve yüz on beş yıldır bu Padre seyâhat eder. Âhir ikimiz bu kadar müddet-i medîd ömr-i dırâzda bu dünyâyı yedi kerre devr edüp âhir bu dünyânın Sebte boğazından taşra gemimiz ile ilim kuvvetiyle cânib-i garba yedi bin mîl gidüp Yeni Dünyâ nâmında bir dünyâ bulduk. Bu dünyâda olmayanlar anda mevcûddur. Ve anda dahi bir gûne behâyim makûlesi dağî bâğî âdemler vardır, haşir neşir bilmezler. Cümle sularında altun vardır ve cümle dağlarında ma‘âdinler ve sahrâlarında çemenzârlardır. Âb [u] havâsı latîf, dahi bu dünyâ kavminin ayağı basmamış bir bikir dünyâdır. Pâdişâhıma müyesser ola, deyü müjde etdim" dediler. Bâyezîd-i Velî buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252a ·
metinde göster ·
kuvvetiyle bulan ve kesret-i seyâhat ile bu dünyâyı geşt [ü] güzâr edüp deverân …
Netîce-i merâm ve hâsıl-ı kelâm eyle dünyâyı ilim kuvvetiyle bulan ve kesret-i seyâhat ile bu dünyâyı geşt [ü] güzâr edüp deverân eden Padre ve Kolon nâm ruhbânlar ifnâ-yı vücûd edüp niçe bin tevârihât tetebbu‘ edüp kitâb-ı hey’etlerden Atlas ve Minor ve Coğrafiyye tevârihlerine mürâca‘at edüp ömr-i dırâzı seyâhatde geçirüp hey’et-i dünyâyı mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etdiler, ve zamân-ı kadîmde Feylekos ve Batlîmûs hakîmleri(n) şiddet-i şitâdan ve şiddet-i hârdan ve mahûf u muhâtara olup varılmayan yerlere mezkûr Padre ve Kolon berren ve bahren birer tarîk ile dünyânın şimâl [ve] cenûbuna şarkan ve garban birkaç kerre deverân ederek varup cirm-i dünyâyı seksen yedi bin mîl tahrîr etmişlerdir. Ammâ Akdeniz ve Karadeniz kenârınca değildir, hemân bu dünyâyı Bahr-i Muhît ihâta etmişdir, anın kenârınca geşt [ü] güzâr edüp tahrîr etmişlerdir. Hâlâ Bahr-i Okyûnûs ve Bahr-i Hind ve Donkarkız ve Danimarka ve Yeni Dünyâ ve Portakal mellâhları bu Padre ve Kolon râhiblerin tahrîrleri üzre hartalarına amel edüp deryâda şinâverlik ederler. Gâyet mu‘temed hartaları vardır. Zîrâ niçe bin kerre tecrübe edüp anların tahrîri üzre Bahr-i Ummân'da gemiler halâs olmuşdur. Cemî‘i dünyâ deryâsında liman liman dökündü taşları ve sığ yerleri ve demir dutar âb [u] havâsı latîf limanları tahrîr etmişlerdir. Ve berren kezâlik rûy-ı arzı dağı ve taşı ve âb [u] havâsıyla ve her nehrin menba‘-ı tulû‘iyle tahrîr etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252b ·
metinde göster ·
… zil ederek İskenderiyye'ye gelüp bî-pâk ü bî-pervâ Âyine-i İskender olan menârı
ilim
kuvveti ile münhedim edüp Âyine-i İskender'i aldı.
Abdülmelik gâyet tama‘kâr âdem idi, bilmezdi kim elçi-i la‘în İskenderiyye'yi harâb edüp dest-i küffârlara vere. Abdülmelik hîle fenninde sâfdil idi, elçinin İslâma geldüğine i‘timâd edüp Şâm-ı şerîfden İslâmı ca‘lî elçiye bu kadar bin asker verüp kat‘-ı menâzil ederek İskenderiyye'ye gelüp bî-pâk ü bî-pervâ Âyine-i İskender olan menârı ilim kuvveti ile münhedim edüp Âyine-i İskender'i aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y316b ·
metinde göster ·