… sda çok alâmetlerim vardır kim her fünûnda yed-i tûlâ sâhibi olup pâdişâhımızın
iltifât
[u] ihsânından dâ’imâ mesrûr [u] handân idim.
Ve bi-emrillâh Cenâb-ı Bârî hakîre ol kadar kelâm-ı örfiyye ve talâkat-ı lisân ihsân etmişdi kim bi'l-bedâhe niçe elfâz-ı tumturâk ile kendi ihtirâ‘ımdan gûnâ-gûn latîfe-âmîz şakalar ve bikr-i fikrimden bikr mazmûnlar sâdır olurdu. Ve bir kerre etdiğim şakayı mükerrer etmek ihtimâlim yok idi, meğer kendüler tâlib olalardı. Ve Karahisârî tarzı hatta tâlib olup hâlâ Harem-i hâsda çok alâmetlerim vardır kim her fünûnda yed-i tûlâ sâhibi olup pâdişâhımızın iltifât [u] ihsânından dâ’imâ mesrûr [u] handân idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71a ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "Allâh ırağ eylesin. Hânım, sen Osmânlıya düşsen birkaç {ay}
iltifât
edüp ba‘dehû âdemin yüzüne bakmazlar. Sizin bu acziniz neden gelür?" dedim.
Hakîr eyitdim: "Allâh ırağ eylesin. Hânım, sen Osmânlıya düşsen birkaç {ay} iltifât edüp ba‘dehû âdemin yüzüne bakmazlar. Sizin bu acziniz neden gelür?" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13a ·
metinde göster ·
… bin salt atlı yiğit çıkar ve kırk sekiz bin yiğit dahi Bucak Tatarı'ndan çıkar.
İltifât
olunsa belki dahi ziyâde asker çıkar, zâdekallâhu te‘âlâ.
Bu kurâlardan mâ‘adâsı Karasu kazâsı çölistânıyla müşâ olmağın ol kadar bâğ u bâğçeli kurâlar değildir. 67b Ammâ tereke mahsûlünde gâyet ziyâde gılâl kânı kurâlardır ve yine bizim Babadağı kazâsının kurâlarıdır, lâkin ekseriyyâ câ-be-câ re‘âyâsı Tatarşe olup Tatar ile ülfetleri olduğundan Tatar Hân bir sefere atlansa hemân bunlar dahi haber alup kübelenüp sadak savatlanup Bucak Tatarı'yla hem-ınân olup sefer eşerler, zîrâ gâyet şecî‘ ve bahâdır fetâ zor-âver ve dilâver ve server-i hünerver yiğitleri var. Hîn-i gazâda hemân Babadağı kazâsından yigirmi bin "Benem, diğer nîst!" diyen yiğit çıkar. Ve yigirmi bin zor-batırlar Karasu kazâsından çıkar ve otuz bin yiğit Dobruca ve Hacıoğlu kazâsından çıkup Âl-i Osmân "Ha dese" bu üç kazâ yerden altmış bin salt atlı yiğit çıkar ve kırk sekiz bin yiğit dahi Bucak Tatarı'ndan çıkar. İltifât olunsa belki dahi ziyâde asker çıkar, zâdekallâhu te‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67a–67b ·
metinde göster ·
… ar yokdur, lâkin bu Hırsova anlardan sarpdır, lâkin garîbdir. İç elde olmak ile
iltifât
olunmayup Melek Ahmed Paşa kadr [u] kıymetin bilüp amâr etdi, zîrâ karşu tarafı …
Nehr-i Tuna kenârında böyle âlî serâmed kal‘anın biri dahi Nigebolı kal‘ası ve biri Budin serhaddinde Belgrad'ın iç kal‘ası ve birisi yine ol serhadde Varadin kal‘ası ve biri Üstürgon ve biri buna karîb Vişegrad kal‘asıdır kim gayrı kaya üzre sarp kal‘alar yokdur, lâkin bu Hırsova anlardan sarpdır, lâkin garîbdir. İç elde olmak ile iltifât olunmayup Melek Ahmed Paşa kadr [u] kıymetin bilüp amâr etdi, zîrâ karşu tarafı cümle Eflâk kâfiristânıdır. Andan aşağı karşusu Boğdan kâfiristânının Tomarova ve Kalas ve İbrâ’il {ve Maçin} kâfiristânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 68b ·
metinde göster ·
ve istimâletler verüp ihkak-ı hak etdikde elbette yine kösler önünde her dîvân …
İzmit de demişler. Bâlâda mufassal mevsûfdur, ammâ şimdi bu şehr-i İzmid'e böyle bir alay-ı azîm ile sa‘âdetlü pâdişâh girirken şâhrâhın yemîn ü yesârın ahâlî-i şehrin sıgâr u kibârı ve a‘yân [u] eşrâfı ve erbâb-ı esnâf[ı ve] ehl-i hırefi mâl-â-mâl olup pâdişâh yolu üzre selâm almağa istikbâle çıkup cemî‘i ehl-i hırefin ellerinde dîbâ ve şîb ve zerbâf pâyendâzlar döşeyüp sa‘âdetlü pâdişâha ubûdiyyet arz edüp cümle alay ve kâlâ-yı vâlâ-yı dâray u hârâların dahi arz ederek pâdişâh-ı Cem-karîn şehr-i İzmid'e girmişdir kim Rüstem ve Sâm ve Nerîmân eyle mehâbet u dârât-ı azameti görseler idi Nerîmân ve Sâm nerm [u] râm olurdu. Bu mehâbet [u] salâbetle otağa girirken ahâlî-i şehir râh-ı hünkâr üzre niçe kurbânlar etdiklerinden hünkâr koyun kurbânından hazz etmeyüp otak-ı nüh-tâk-ı revâk önünde celâlîden elli aded âdemi kurbân edüp cellâdlar her âdemi rişte rişte ve dilim dilim edüp na‘şeleri serâperde-i hümâyûn önünde kalup hünkâr hûnhârlığı icrâ edüp halka bir dehşet hâsıl olup, andan sa‘âdetlü pâdişâh kendüye mahsûs İzmit sarâyında karâr-dâde olup mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre gâhîce otağa gelüp dîvân-ı şehriyârî edüp ibâdullâha inâyet-i mu‘tâdları üzre iltifât ve istimâletler verüp ihkak-ı hak etdikde elbette yine kösler önünde her dîvân oldukda birkaç âdem celâlî ve cemâlî ve zalemelerden katl olması mukarrer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82a ·
metinde göster ·
… i ve kendi metâ‘ların dahi borçlularına yok bahâya verüp herkese ve her tüccâra
iltifât
ve ihsân ü in‘âmlar eyleyüp,
"Ayâ Eflâk beğliği kime ihsân olsa?" deyü müşâvere olundukda cümlenin ittifakıyla Köpürlü Mehemmed Paşa-yı Boynudoğru İslâmbol'da Ken‘ân Paşa'nın Âtike Sultân'ı yanında neşv ü nemâ bulup perverde olmuş Fârisîhân ve hattât ve şi‘r fehim Rûm kiritsisi necîb ü reşîd Mihne Çelebi ve Cüvân Çelebi nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup erbâb-ı dîvân mâbeyninde hayli vak‘ u vakârı var idi. Ana Eflâk beğliği sadaka olunup tuğ ve tabl [u] alem verildikden mâ‘adâ ber-vech-i karz-ı hasen Âtike Sultân bu Mihne Çelebi'ye yüz kîse verüp cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtların görüp İslâmbol'dan bir acâ’ib pâk alay ile başında muhzır ağa süpürgesiyle çıkdı kim gûyâ bir vezîr-i mükerrem alayı idi, tevâbi‘ât [u] levâhikatında aslâ ve kat‘â kefere yok idi. Cümle pâk ve mülebbes ve muhteşem ve müselmân kapucubaşılarıyla alay edüp Melek Ahmed Paşa'nın Topçular nâm sarâyında meks edüp andan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek her menzilde firâvân kefere ve fecerelerin cünd-i cünübün başına cem‘ edüp bî-hadd ü bî-ad va‘de-i bâtılalar ile başına bî-mezheb müslim şeklinde âdemleri dahi kapucubaşılar ve sâ’ir tevâbi‘ u levâhıklar yazup ve yollar üzre niçe yüz aded mâldâr bâzergânlara va‘de-i dürûğlar ederek Eflâk tahtı olan Bükreş şehrine varup karâr-dâde oldukda cümle re‘âyâ vü berâyânın ve cümle boyarların metâ‘larına narh verüp ucuz bahâ ile bey‘ [ü] şirâ edüp sûret-i Hak'dan görünüp adl [ü] adâlet-i Enûşirvân'ı gösterdi ve kendi metâ‘ların dahi borçlularına yok bahâya verüp herkese ve her tüccâra iltifât ve ihsân ü in‘âmlar eyleyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103b ·
metinde göster ·
… ik merdâne cünbüş ü hareket etmede. Bu koyun hemân atımın önüne düşüp meleyerek
iltifât
nazarıyla nazar ederek yine dönüp hakîre bakup meleyerek gider. Hemân hakîr,
Bu temâşâları ederken çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’idi cümle ferâmûş edüp gûyâ hayât-ı câvidân buldum. Altımda atım kezâlik merdâne cünbüş ü hareket etmede. Bu koyun hemân atımın önüne düşüp meleyerek iltifât nazarıyla nazar ederek yine dönüp hakîre bakup meleyerek gider. Hemân hakîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
edüp "Haccu'l-Haremeyn'dir" deyü ri‘âyet-i hâtırlarıyla mukayyed olup ehl [ü] i …
Ve cümle üç medrese-i dârü'l-ulûmlardır. Bu şehirde tâlib-i ilme rağbet ederler, zîrâ ulemâ nâdirdir. Hattâ evlâd-ı Arab'a pek iltifât edüp "Haccu'l-Haremeyn'dir" deyü ri‘âyet-i hâtırlarıyla mukayyed olup ehl [ü] iyâl sâhibi ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137a ·
metinde göster ·
[u] müdârâ ederek alay ile (---)(---) nâm tahtgâhı olan kal‘asına getürüp derû …
Netîce-i kelâm bu kefereler dahi hakîre iltifât [u] müdârâ ederek alay ile (---)(---) nâm tahtgâhı olan kal‘asına getürüp derûn-ı kal‘ada Bosna paşasının ve Hersek paşasının taraflarından birer mükellef 151b ağalar gümrük emâneti içün bu kal‘ada olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a–151b ·
metinde göster ·
… ıtrınebât yedirüp cümlesine dîbâ ve şîb ve zerbâf geydirüp otururum ve siz bana
iltifât
etmediğinizi Sadrıa‘zama arz ederim. Sizin dahi elçinizi İslâmbol'da köpek yeri …
Eğer kânûnımız üzre beş yüz altmış aded âdemlerime birer kıyye ekmek ve birer vukıyye et ve beş yüz re’s atlarıma birer yem ve gayri harc-ı ma‘kûlâtlarımızı verirseniz ma‘kûldür ve illâ kânûnımıza ri‘âyet etmeyüp bize hakâret ederseniz ben bunda on yıl cümle tevâbi‘imle otursam şîr-i hurma ve kıtrınebât yedirüp cümlesine dîbâ ve şîb ve zerbâf geydirüp otururum ve siz bana iltifât etmediğinizi Sadrıa‘zama arz ederim. Sizin dahi elçinizi İslâmbol'da köpek yerine komayup rağbet ü iltifât ü i‘tibâr etmeyüp Galata'da meyhâneler içre pağurya ve yengeç ve kerevit ve sağorine ve midye ve istiridye nâm müzahrafâtları ve sümüklü böcekleri ve kaplıbağa ve ıhtapot balıkları yesin", deyüp hemân paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
… ‘zama arz ederim. Sizin dahi elçinizi İslâmbol'da köpek yerine komayup rağbet ü
iltifât
ü i‘tibâr etmeyüp Galata'da meyhâneler içre pağurya ve yengeç ve kerevit ve sağ …
Eğer kânûnımız üzre beş yüz altmış aded âdemlerime birer kıyye ekmek ve birer vukıyye et ve beş yüz re’s atlarıma birer yem ve gayri harc-ı ma‘kûlâtlarımızı verirseniz ma‘kûldür ve illâ kânûnımıza ri‘âyet etmeyüp bize hakâret ederseniz ben bunda on yıl cümle tevâbi‘imle otursam şîr-i hurma ve kıtrınebât yedirüp cümlesine dîbâ ve şîb ve zerbâf geydirüp otururum ve siz bana iltifât etmediğinizi Sadrıa‘zama arz ederim. Sizin dahi elçinizi İslâmbol'da köpek yerine komayup rağbet ü iltifât ü i‘tibâr etmeyüp Galata'da meyhâneler içre pağurya ve yengeç ve kerevit ve sağorine ve midye ve istiridye nâm müzahrafâtları ve sümüklü böcekleri ve kaplıbağa ve ıhtapot balıkları yesin", deyüp hemân paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
… ey idi. Bir yanına hakîri bir yanına elçiyi oturdup aslâ bizim elçiye rağbet ve
iltifât
etmeyüp hemân beni yanına alup başımda destâr-ı Muhammedîye ve esbâb [u] eskâl …
Elçiyle yahşi mu‘âmele edüp hedâyâları alup kabûl 175b edüp ol ân hedâyâları tevâbi‘ ve mirzâlarına yağmâ etdirdi, gûyâ yanında lâ-şey idi. Bir yanına hakîri bir yanına elçiyi oturdup aslâ bizim elçiye rağbet ve iltifât etmeyüp hemân beni yanına alup başımda destâr-ı Muhammedîye ve esbâb [u] eskâl [ve] bıçağ u hançerime nazar eder bakardı. Elçiye sorup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175a–175b ·
metinde göster ·
… lere birer kefere hânelerin konak verüp ayş [u] nûşa meşgûl olup 333a her bâr
iltifât
olunup ihsânlar olurdu.
Ol gün Manya ve Zarnata küffârlarının eşbehleri gelüp pîşkeş ve hedâyâların ser‘askere verüp ihsân [u] in‘âm [u] istimâletler görüp anların bizim kadırgalarımızda meks etdikleri esîrlerin berâ-yı maslahat verüp Kalamata şehri içinde her bir gelen keferelere birer kefere hânelerin konak verüp ayş [u] nûşa meşgûl olup 333a her bâr iltifât olunup ihsânlar olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332b–333a ·
metinde göster ·
Bu menzil başı liman içinde âb-ı hayât sular dahi vardır. Her ne kadar iri mefret kalyonlar girse birer demir üzre bî-bâk ü bî-pervâ sekiz rûzgârdan emîn yatılır, bir emn [ü] emân liman-ı cândır. El-hâsıl gâyet ta‘mîr [ü] iltifât edecek kal‘a ve limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336b ·
metinde göster ·
… rının gözleri ağrır imiş. Ana bir sürme çeküp ve bir kaç hıyârşenbe habbı verüp
iltifât
etdiğim görünce cümlesi bizim şem‘imize pervâne oldular.
"Neyliyelim, bu gece müsâfirimizdir, uğuruna kırılalım" deyüp etrâf [u] eknâfda olan obaların âdemleri cümlesi pür-silâh iki yüz âdem kuzuları ile hoşmerim ve gölemez ve kaymağ ve yoğurdları ile ve çeşte ve tanburaları ile gelüp yanımıza oturup tesellî-i hâtır etmeğe başladılar. Ve yedi yere âteş-i Nemrûd yakup her âteşe ikişer kuzu kebâb çevirüp sabâha dek Hüseyin Baykara meclisi edüp kanlı kebâblar tenâvül etdik. Meğer bir ihtiyârlarının gözleri ağrır imiş. Ana bir sürme çeküp ve bir kaç hıyârşenbe habbı verüp iltifât etdiğim görünce cümlesi bizim şem‘imize pervâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y127b ·
metinde göster ·
… sa ve Basra kargısı serâmed gönderler gönderdi. Paşa hazretleri bunların birine
iltifât
etmeyüp bunları getüren yerine yerine etmeyüp şerîf Berekât'ın kethudâsına buyu …
Ve bir heccân hurcu ûd-i Mâverdî ve ıtr-ı şâhî (---)(---) zebât-ı pâdişâhî ve kalye misk-i hayvânî ve iki deve bârı Lahsa ve Basra kargısı serâmed gönderler gönderdi. Paşa hazretleri bunların birine iltifât etmeyüp bunları getüren yerine yerine etmeyüp şerîf Berekât'ın kethudâsına buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365a ·
metinde göster ·
… e bi-esrihim yetmiş yedi meşâyih-i Urbân pây-bûs-ı şehriyârîyi bûs edüp herbiri
iltifât
[u] ihsân-ı Selîm Şâh ile behremend olup cümle aşâyir [ü] kabâ’illeri ile mutî‘ …
Evvelâ Benî Zühd ve âl-i Umûr ve âl-i Reşîd ve âl-i Ribâh ve âl-i Ma‘ân ve âl-i Şehâb ve âl-i Turâbî ve âl-i Harfûş ve âl-i Haneş ve âl-i Sa‘îd ve Benî İbrâhîm ve Benî Sevâlim ve Benî Atâ ve Benî Atıyye ve Benî Amrân ve Benî Havâlim ve Benî Havrân ve Benî Busrâ ve Benî Ca‘fer ve meşâyih-i Nâbulus ve meşâyih-i Sıfed ve meşâyih-i Akka ve meşâyih-i Remle ve meşâyih-i Filistîn ve meşâyih-i Gazze ve meşâyih-i Kudüs ve meşâyih-i Halîlü'r-rahmân ve meşâyih-i Kerek ve meşâyih-i Akabe ve meşâyih-i Sakar ve tevâbi‘i ile bi-esrihim yetmiş yedi meşâyih-i Urbân pây-bûs-ı şehriyârîyi bûs edüp herbiri iltifât [u] ihsân-ı Selîm Şâh ile behremend olup cümle aşâyir [ü] kabâ’illeri ile mutî‘ oldular. Ve cümlesi uğur-ı pâdişâhîde cân [u] baş ile hizmet etmeğe ta‘ahhüd edüp Katıyye ve Ümmü'l-Hasan çölün aşmağa dörd kerre yüz bin deve yükü su âl-i Osmân pâyine nisâr etmeğe âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y50b ·
metinde göster ·
… şı, bunlar cümle yıllık çuka ve kumâş hil‘atlerin geyüp paşanın destin bûs edüp
iltifât
olunurlar. Zîrâ hîn-i seferde bu karakullukçu lâzımdır.
Paşa Kayıtbay odasında sandaliyye üzre destârile oturup ibtidâ kethudâ beğ dest-bûs edüp bir hil‘at semmûr geyüp ber-karâr olur. Andan şehir havâlesi ve dîvân efendisi ve imâm efendi ve mü’ezzin efendi ve mukâbeleci efendi ve kapucular kethudâsı ve başkapucubaşı ve risâle ağası ve beytü'l-mâl emîni ve hasîl-harc ve on iki merâtib sâhibleri ve ba‘dehu cümle kapucubaşılar ale't-tertîb ve vâcibü'r-re‘âyâ ağaları ale't-tertîb ve müteferrikabaşı ma‘a tevâbi‘ât ale'l-umûm ve delibaşı ma‘a tevâbi‘ihim ve gönüllü ağası ma‘a tâ’ifetihim ve ser-mehterân-ı çalıcıyân ma‘a neferâtihim ve ser-mehterân-ı hayme ma‘a tevâbi‘ât ve vekîlharc ağa ve aşcıbaşı tevâbi‘iyle ve etmekcibaşı ve matbah emîni ve kilârcıbaşı ve masraf kâtibi ve kilâr kâtibi ve etmek kâtibi ve beytü'l-mâl kâtibi ve arpa emîni kâtibi ve âhûr kâtibi ve mataracıyân ve şâtırân ve çâşnigîrbaşı ma‘a tevâbi‘ihim ve emîrâhûr ağa ma‘a neferâtihim ve arpa emîni ve şinikcibaşı ve kethudâ-yı ıstabl ve sarrâcbaşı ve yedekcibaşı ve sârbânbaşı ve harbendebaşı ve seyisbaşı ve cilavdâr ve meş‘albaşı ve akkâmbaşı, bunlar cümle yıllık çuka ve kumâş hil‘atlerin geyüp paşanın destin bûs edüp iltifât olunurlar. Zîrâ hîn-i seferde bu karakullukçu lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182a ·
metinde göster ·
… dukda yeniçeri başçavuşu piyâde mülâzımlarıyla selâma durup zemîn-bûs edüp paşa
iltifât
edüp paşanın önüne düşer, gûyâ muhzır ağa yerine kâ’imdir. Bunun dahi başında b …
Ammâ yeniçeri başçavuşu Sâlihiyye'de kalır, anda paşa ale's-sabâh cüz’î futûr yeyüp yine azm-i râh deyüp altı sâ‘atde Sâlihiyye'ye karîb oldukda yeniçeri başçavuşu piyâde mülâzımlarıyla selâma durup zemîn-bûs edüp paşa iltifât edüp paşanın önüne düşer, gûyâ muhzır ağa yerine kâ’imdir. Bunun dahi başında balıkcıl tellerinden süpürgesi vardır, orta kuşak ile kırmızı çizme ile piyâde yürür. Lâkin Abdî Paşa, Gemici Başçavuş ihtiyâr olmağile ata bin, deyü tenbîh etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y185a ·
metinde göster ·
"Hoş geldin ve safâ geldin. Ve yine hayli seyâhat edüp Habeş iklîminin şark tarafı nihâyetine vardın. Hayr makdem, safâ geldin" deyü vâfir iltifât etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·