… altunu vardır. Kefere asrından tâ Sultân Ahmed Hân asrına gelince bin yük akçe
iltizâm
ile emânet bir ma‘âdin-i hâs idi. Defterdâr Ekmekcizâde Ahmed Paşa cevheri rakî …
Ma‘âdin-i sâmin: Karadeniz boğazları dâhilinde Sarıyâr kasabasında bir asfarü'l-levn bir kûh-ı bâla vardır. Tâ zirve-i a‘lâsına varınca serâpâ bâğ u bâğçedir. Ol cebel-i âlînin cânib-i şarkîsinde sâhil-i bahre karîb bir gârda zeheb-i hâlis ma‘deni vardır. Ammâ Üngürüs ve Bundukânî ayârından hâlis altunu vardır. Kefere asrından tâ Sultân Ahmed Hân asrına gelince bin yük akçe iltizâm ile emânet bir ma‘âdin-i hâs idi. Defterdâr Ekmekcizâde Ahmed Paşa cevheri rakîk olup fâ’idesi şey-i kalîl oldu deyü sedd etdi. Hâlâ mu‘attaldır. Ammâ yine taraf-ı sultândan fermân olunsa bir a‘lâ ma‘dendir. Belağan mâ-belağ husûlü mümkündür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
Ze‘âmet ve tîmârları yedi sancakdır. İki sancağı sâlyâne ile olmağın
iltizâm
olmuşdur, anlarda tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Hazîne defterdârı ve başka Haleb muh …
Ze‘âmet ve tîmârları yedi sancakdır. İki sancağı sâlyâne ile olmağın iltizâm olmuşdur, anlarda tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Hazîne defterdârı ve başka Haleb muhassılı ve defter kethudâsı ve defter emîni ve çavuşlar kethudâsı ve emîni ve kâtibi ve alaybeği ve çeribaşıları vardır kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51b ·
metinde göster ·
… mâr ve ze‘âmet olmaduğundan alaybeği ve çeribaşı olmayup cümle arâzîsi vâlîsine
iltizâmdır
.
Mâ-tekaddem mülkiyyet üzre zabt olunurdu. Sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ asrında be-dest-i (---) Paşa feth olup eyâlet olmuşdur. Hâlâ mâl defterdârı ve çavuşlar kethudâsı vardır. Tîmâr ve ze‘âmet olmaduğundan alaybeği ve çeribaşı olmayup cümle arâzîsi vâlîsine iltizâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52b ·
metinde göster ·
… urâlarıdır, bir nev‘i evkâfâtdır, bir nev‘i küşûfiyye kurâlarıdır ve bir sınıfı
iltizâm
belîdeleridir. Mâl defterdârı ve rûznâmecisi ve yedi mukâta‘acısı ve paşa taraf …
Dahi tîmâr ve ze‘âmet yokdur, cümle kurâ vü kasabâtları üç nev‘ üzre tahrîr olunmuşdur. Bir sınıfı mîrî kurâlarıdır, bir nev‘i evkâfâtdır, bir nev‘i küşûfiyye kurâlarıdır ve bir sınıfı iltizâm belîdeleridir. Mâl defterdârı ve rûznâmecisi ve yedi mukâta‘acısı ve paşa tarafından mukâbelecisi ve küçük rûznâmecisi ve kırk aded ümerâları ve yedi bölük ağaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52b ·
metinde göster ·
… olunsa gâyet ni‘met-i nefîsedir. Bu dalyan, balık emîni üzerine yetmiş yük akçe
iltizâmdır
. Ve bu Beğkoz iskelesinden içeri bin adım ba‘îd,
Evsâf-ı dalyan-ı Kılıçbalığı: Deryâda beş altı gemi direklerin birbirlerine bağlayup deryâya dikmişlerdir. Tâ zirve-i a‘lâsında bir âdem nigehbânlık edüp direk depesindeki kadehinde durur. Karadeniz telattumundan rehâ bulan kılıçbalığı bu limana girüp şinâverlik ederken gemi direği depesindeki âdem elindeki taşı kılıçbalıklarının ardındaki taraf-ı deryâya atup a‘cebenî tulumbuhâ kavli üzre taş deryâya tum deyüp düşünce fakîr balıklar limana doğru selâmetdir deyü firâr ederken deryâ etrâfın ihâta etmiş ağların ağzından içeri girince 139b dîdebân herîf direk başından "Ala" deyü feryâd edüp cümle sayyâdlar balık şebekesinin ağzın sedd edüp ba‘dehu içeride kalan kılıçbalıklarına kayıklar ile varup harbe ve tokmaklar ile urup sayd ederler. Ammâ kılıç[balığı], taşıdığı silâhına değmez bir tenbel balıkdır bir kulaç mikdârı tavîl burnunda tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir kılıcı ağ deliğine girüp aslâ harekete kâdir olamaz. Lâkin eti sarımsaklı ve sirkeli terator ile tabh olunsa gâyet ni‘met-i nefîsedir. Bu dalyan, balık emîni üzerine yetmiş yük akçe iltizâmdır. Ve bu Beğkoz iskelesinden içeri bin adım ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139a–139b ·
metinde göster ·
… ârhâne bir, neferât 300. Bu pâdişâhın balık emînidir kim senevî yetmiş yük akçe
iltizâmdır
. Kârhânesi Unkapanı'nın taşrasında Eski Balıkbâzârı'nda sâhil-i bahrde bir kârh …
Kârhâne bir, neferât 300. Bu pâdişâhın balık emînidir kim senevî yetmiş yük akçe iltizâmdır. Kârhânesi Unkapanı'nın taşrasında Eski Balıkbâzârı'nda sâhil-i bahrde bir kârhâne-i azîmdir. Cümle balık emînleri anda olurlar, kat-ender-kat mesîregâh hücrelerdir. Başka kethudâsı ve ru‘ûs-ı hümâyûn ile kâtibi ve çavuşları ve yetmiş aded kolcuları var kim, kimisi balıkcılara, kimi istir[id]yecilere ve karityacılara ve ığrıbcılara ve niçe gûne sayyâdlara me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174a ·
metinde göster ·
… ğı ve zeytûn yağı ve'l-hâsıl cümle dühniyyâtdan öşr alup senevî yetmiş yük akçe
iltizâm
bir azîm emânetdir. Dîdebânları ve simsârları ve kolcuları ve reftcileri cümle …
Altıncı, evsâf-ı emânet-i yağkapanı: Ağa bir, neferât üç yüz, kârhâneleri birdir. Galata'da yağkapanı anın mekânıdır, kendisi ve kâtibi ve kethudâsı ve çavuşları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Cemî‘i diyârdan say yağı ve zeytûn yağı ve'l-hâsıl cümle dühniyyâtdan öşr alup senevî yetmiş yük akçe iltizâm bir azîm emânetdir. Dîdebânları ve simsârları ve kolcuları ve reftcileri cümle Amr-ı Ayyâr'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175b ·
metinde göster ·
… ları ve esîr dellâlları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Senevî yüz kîse
iltizâmdır
. Esîrhâneleri Tavukbâzârı'nda kal‘a-misâl üç yüz hücreli tahtânî ve fevkânî oda …
Sekizinci, esnâf-ı emânet-i esîrhâne: Ağaları bir, neferâtları 400, ağası ve kethudâsı ve şeyhi ve çavuşları ve esîr dellâlları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Senevî yüz kîse iltizâmdır. Esîrhâneleri Tavukbâzârı'nda kal‘a-misâl üç yüz hücreli tahtânî ve fevkânî odalar ve bir hân-ı azîmdir. Demir kilidli kapusu dibinde emîn sâkin olup bey‘ [ü] şirâ olan gulâm [u] cevârîlerden öşr alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a ·
metinde göster ·
… ve de[ve] ve hımâr bey‘ olunsa anlardan öşür alır kanûndur ve senevî kırk kîse
iltizâmdır
.
Yigirmi yedinci, esnâf-ı atbâzârı emîni: Ağa bir, neferât üç yüz, İslâmbol içre {ve Üsküdar'da} beher yevm ne kadar at ve katır ve de[ve] ve hımâr bey‘ olunsa anlardan öşür alır kanûndur ve senevî kırk kîse iltizâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… e büyük gümrük mukâbelesinde azîm çardakdır, senevî (---) kîse mîr[î] mâl verir
iltizâmdır
. Leh ve Çeh ve Nemse ve Maskov ve Rûs ve Gürcî ve Abaza ve Çerkes'den gelen esî …
Bu kârhâne Emînönü'nde büyük gümrük mukâbelesinde azîm çardakdır, senevî (---) kîse mîr[î] mâl verir iltizâmdır. Leh ve Çeh ve Nemse ve Maskov ve Rûs ve Gürcî ve Abaza ve Çerkes'den gelen esîrlerin, bu kârhânede emîn cümle gulâmların ve kızların eşkâllerin yazup esîr başına birer altun alup eline pencik kâğızı verüp andan sâhibi üsârâların fürûht eder, elinde pencik eşkâlli ve memhûrlu kâğızı olmasa satamaz ve esîrin mîrîye girift ederler. Zîrâ pencik emîninin iki yüz neferâtları böyle kâr bulmağa me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178a ·
metinde göster ·
… keştîleri ve kara tarafından gelen tüccârlardan öşr-i sultânî alur, on yük akçe
iltizâm
emânetdir. Şehri, kenar-ı bahrde bir vâsi‘-fezâda vâkı‘ olup kal‘ası bir alçak …
Kostantin Tekürün kızı 221b Mudına binâsıdır. Mudına'dan galat-ı meşhûr Mudanya derler. Hamd-i Hudâ selâmetle bu şehre dâhil olup ibtidâ diyâr-ı gurbetde cum‘a namâzı kılmak bu şehirde müyesser olup hâk-i pâkine rû-mâlîde edüp yüz bin tazarru [u] nâliş ile Cenâb-ı İzzet'e hamd [u] senâ edüp şehr[i] temâşâya mübâşeret etdik. Leb-i deryâda bir bender iskele-i Bursa'dır. Âyende vü revende keştîler içün emîn-i emân bir limân-ı kudretdir. Zîrâ bu Mudanya, İslâmbol halîcinin cânib-i kıblesinde bir köşe-bucağa vâkı‘ olmağıla yedi rûzgâr-ı zûrkârdan emîn [u] mahfûzdur. Ammâ yıldız rîhından sehl mahfûz değildir. Ammâ a‘lâ demir tutar yatak limândır. İskele başında gümrükhânesi vardır. Âyende vü revende keştîleri ve kara tarafından gelen tüccârlardan öşr-i sultânî alur, on yük akçe iltizâm emânetdir. Şehri, kenar-ı bahrde bir vâsi‘-fezâda vâkı‘ olup kal‘ası bir alçak kayalı yerde şeddâdî taş binâ bir rıbât-ı kavîdir. Sene 721 târîhinde Orhân Gâzî şehzâdeliği asrında pederi Osmân Gâzî'nin izniyle ve Sultân Hacı Bektâş-ı Velî'nin du‘âsıyla ibtidâ Orhân Bey bu kal‘ayı feth edüp bir dahi küffâra cây-i menâs ol[ma]ması içün câ-be-câ kal‘âyı münhedim etdi. Ammâ sehl şey ile ta‘mîri ve termîmi mümkindür. Ve bu şehr, Anadolu eyâletinde Gâzî Hudâvendigâr sancağı ki, taht-ı evvel Bursa'dır, anın voyvadalığıdır ve yüz elli akçe kazâdır. Kadıya senevî iki bin guruş hâsıl olur. Ba‘zı zamân Bursa müvellâsına paşmaklık-bahâ ihsân olunur, latîf kazâdır. Şehri cümle (---) hânesi serâpâ kiremit örtülüdür. Üç câmi‘i var (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve yedi mihrâb mesâcidleri ve üç hânı ve bir hammâmı ve iki mekteb-i sıbyânı ve iki yüz aded esvâk-ı muhtasarı var. Ammâ medrese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsleri yokdur. Zirâ ekseriyyâ cümle halkı Urum'lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221a–221b ·
metinde göster ·
Andan Hân-ı Acem, bu dahi kal‘a-misâl bir hân-ı azîmdir. Bunun dahi develiği ve ıstablı ve kat-ender-kat iki yüz hücre-i müte‘addidleri, bunun dahi havllısında fevkânî bir mescidi ve tahtında bir havz-ı azîmi var. Cümle Nakşivân ve Şirvân ve Lahicân ve Isfahân-ı nısf-ı cihândan gelen Acem sevdâgeri cümle bunda meks ederler. Mîzân-ı harîr emîni bunda sâkin olup iki yüz tevâbi‘iyle cümle âyende vü revende harîr tüccârlarından gümrük alır. Senevî 300 kîse iltizâmlı emânet-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226a ·
metinde göster ·
… Ermeni hâneleri vardır. Tuzla emîni bunda hâkimdir. (---) yük akçe tahsîl olur
iltizâmdır
. Kardan beyâz ve Hacı Bektâş-ı Velî tuzundan lezîz tuzdur kim meşhûr-ı âfâkdır. …
Karye-i Kömür: Yedi yüz müselmân ve Ermeni hâneleri vardır. Tuzla emîni bunda hâkimdir. (---) yük akçe tahsîl olur iltizâmdır. Kardan beyâz ve Hacı Bektâş-ı Velî tuzundan lezîz tuzdur kim meşhûr-ı âfâkdır. Cemî‘î Kürdistân ve Türkmenistân'dan Bingöl yaylasına çıkan benî Âdemler cümle milhü ücâc-ı sâhib-ihtiyâc bu Kemâh tuzun alırlar, meşhûr-ı âfâk tuzdur. Ve bu şehrin bir memdûhu dahi bunda olan rakîk ve kavî çadır bezi bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Rûmeli'nde Dırama bezinden a‘lâ ve nusîf pembe bezi olur. Hattâ elsine-i nâsda "Kemâh'ın bezi, Erzincân'ın kozu ve Bâyburd'ın kızı" deyü elsine-i nâsda darb-ı mesel olmuşdur. Bu mezkûr karye-i Kömür içindeki bâğlar içre cereyân eden nehr-i Kömür, Cercanis dağlarından gelüp kal‘a-i Kemâh dibinde bir göz cisr dibinde Sultân Melîk Gâzî Efendi tekyesi kurbunda nehr-i Furât'a munsab olur. Ve buna karîb mukâbelesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b ·
metinde göster ·
Der-sitâyiş-i şehr-i Gümüş: Zamân-ı kadîmde kayasıralar binâsıdır. Lâkin Âl-i Dânişmendiyye'den Melik Gâzî fethidir. Andan sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân Amasiyye fethine giderken ahâlî-i Gümüş sîm-âvân hedâyâlarıyla kal‘a miftahların Yıldırım Hân'a pîş-keş çekdiler. Anınçün hâlâ Gümüş şehri ahâlîsi cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellem olup gümüşhâne hizmetine me’mûrlardır. Amasiyye sancağı hâkinde mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem (---) yük akçe iltizâm emânet-i azîmdir. Beher sene iltizâmiyçün der-i devlet-masîre yetmiş kantâr sîm-i hâlis ve bin çift gümüşî at çulu ve tobrası verüp muhâsebesine mahsûb olur. Devlet-i Âl-i Osmân'da cümle yetmiş aded gümüş ma‘deni vardır. Ammâ bunun sîm-i hâlisi gibi rub‘-ı meskûnda yokdur. Bir zeber-dest âdem gümüşin elinde ovsa hamîr gibi ezilir. Su gümüşden nerm-râmdır. Kuyumcular bu sîm-i hâlisin yüz dirhemine on dirhem mizbâr nühâss-ı hâs ilkâ edüp yine gümüşü âteşden beyâz süd gibi çıkup tamga-yı sultânîye gelir. Tâ bu mertebe hâlisü'l-ayâr sirebresi vardır. Zîr-i zemînde yedi tamardır. Bi-emri Hudâ günden güne kalın damarlar çıkmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… 'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem (---) yük akçe iltizâm emânet-i azîmdir. Beher sene
iltizâmiyçün
der-i devlet-masîre yetmiş kantâr sîm-i hâlis ve bin çift gümüşî at çulu ve tob …
Der-sitâyiş-i şehr-i Gümüş: Zamân-ı kadîmde kayasıralar binâsıdır. Lâkin Âl-i Dânişmendiyye'den Melik Gâzî fethidir. Andan sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân Amasiyye fethine giderken ahâlî-i Gümüş sîm-âvân hedâyâlarıyla kal‘a miftahların Yıldırım Hân'a pîş-keş çekdiler. Anınçün hâlâ Gümüş şehri ahâlîsi cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [u] müsellem olup gümüşhâne hizmetine me’mûrlardır. Amasiyye sancağı hâkinde mefrûzu'l-kalem ve maktû‘u'l-kadem (---) yük akçe iltizâm emânet-i azîmdir. Beher sene iltizâmiyçün der-i devlet-masîre yetmiş kantâr sîm-i hâlis ve bin çift gümüşî at çulu ve tobrası verüp muhâsebesine mahsûb olur. Devlet-i Âl-i Osmân'da cümle yetmiş aded gümüş ma‘deni vardır. Ammâ bunun sîm-i hâlisi gibi rub‘-ı meskûnda yokdur. Bir zeber-dest âdem gümüşin elinde ovsa hamîr gibi ezilir. Su gümüşden nerm-râmdır. Kuyumcular bu sîm-i hâlisin yüz dirhemine on dirhem mizbâr nühâss-ı hâs ilkâ edüp yine gümüşü âteşden beyâz süd gibi çıkup tamga-yı sultânîye gelir. Tâ bu mertebe hâlisü'l-ayâr sirebresi vardır. Zîr-i zemînde yedi tamardır. Bi-emri Hudâ günden güne kalın damarlar çıkmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… mâ‘adâ Istabl-ı pâdişâhîye beher sene niçe bin at çulu gidüp gümüşhâne emîninin
iltizâmına
geçer ve bâğlarında lezîz ve (---) engür-i hoşhorı olur. Câbecâ sîm-endâm gümüş …
Ve memdûhâtından sîm-i hâlisi ve at çulu ve tobrası bir diyârda yokdur. İslâmbol a‘yânına cümle bundan at çulları gitdiğinden mâ‘adâ Istabl-ı pâdişâhîye beher sene niçe bin at çulu gidüp gümüşhâne emîninin iltizâmına geçer ve bâğlarında lezîz ve (---) engür-i hoşhorı olur. Câbecâ sîm-endâm gümüş güzeli şehr içinde zîr [u] bâlâ yığın yığın gömistân gümüş me‘âdinleri hâki, püşte püşte yığılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… sı ve gümrük emîni ve Engürü tamga ağası, başka emânetdir, senevî kırk yük akçe
iltizâmdır
, ve kal‘a dizdârı ve kethüdâsı ve azebân ağaları ve cebeci ve topcu başıları ve …
Bu zikrolunan kazâlardan mollasına senevî yigirmi kîse hâssıl olur. Şeyhülislâmı ve Kederzâde nâm beş yüz akçe pâyesiyle nakîbü'l-eşrâfı ve altı yüz menâsıb-ı âlîye mutasarrıf olmuş kadı-yı a‘yânları ve sâ’ir kibârdan eşrâfları bî-hisâbdır. Ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı yerine bir müte‘azzım yeniçeri çavuşu vardır. Zîrâ cümle ahâlîsi kadılar ve askerî ta’ifesidir. Ve şehr nâ’ibi ve muhtesib ağası ve gümrük emîni ve Engürü tamga ağası, başka emânetdir, senevî kırk yük akçe iltizâmdır, ve kal‘a dizdârı ve kethüdâsı ve azebân ağaları ve cebeci ve topcu başıları ve (---) aded pür-silâh kal‘a neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356b ·
metinde göster ·
buyurmuşdur. Bu nasîhatlarımı tut ve hukûk-ı vâlideyni ve bizi hayr du‘âdan unutma, pîrlere ri‘âyet eyle. Yürü Allah işin râst getirüp âkıbetin hayr ola." Bu niyyete el-Fâtiha deyüp Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp dest-bûs ederken türbe-i pür-envâr kapusundan bir kütürdü kopup "Ya bu türbenin türbedârı yok a" derken hâbdan bîdâr olup Er Sultân'ın sandûkası sûfu altından çıkup mest [u] medhûş sır sıklam tere gark olmuşum. Meğer türbe-i şerîfe vâfir zâ’irler gelüp "Siz türbedâr mısız" dediler. "Belî bu âsitânenin huddâmı olduk" deyü anlar dahi ziyâret edüp hakîr vedâ‘-ı Fâtiha'yı tilâvet edüp yine bâb-ı sa‘âdetin sedd edüp bükâ-âlûd olarak konağıma gidüp dosdoğru bu vâkı‘ayı paşaya dedim. Hemân paşa "Estağfirullah Arapça " deyüp "Tiz bölükbaşılara ve sekbân ve sarıca askerlerine verilen cebehâne tüfenkleri ve silâhların getirsinler. Bize kal‘a-i Engürü'ye kapanup celâlî olmak şimden gerü harâmdır" deyü cümle silâhları askerî tâ’ifelerinden alup âsûde-hâl oldu. Meğer Paşa dahi benim gördüğüm Er Sultân vâkı‘asın gördüğün hakîre nakl edüp vâkı‘alarımız vâkı‘ olup mutâbık geldi. Meğer paşanın dimâğında Engürü'de kapanup celâlî olmak râyihacığı var imiş. Ba‘dehû bu Er Sultân'ı ve Hacı Bayrâm-ı Velî Sultân'ı ziyâret etmeği üzerime iltizâm edüp şürû‘ etdiğim hatm-i 359a şerîfleri temâm edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 358b–359a ·
metinde göster ·
… inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe
iltizâm
gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kur …
İbtidâ bânîsi İskender-i Kübrâ olduğundan İskenderûn derler. Ba‘dehû Urbân kavmi harâb edüp ba‘dehû İbn Ebî Dâvûd Alayâdî binâ etdi. Yine harâb olup memerr-i huccâc mesdûd olup harâmîler yatağı ve frenk kâfirlerinin durağı olup âhir sene 1021 Sultân Ahmed Hân târîhinde Vezîria‘zam Nasıf Paşa bir kal‘a-i metîn binâ etmeğe mübâşeret edüp itmâmı müyesser olmadan Karadeniz kenarında Sinop kal‘asına Kazak-ı Ak istilâ etdüğün Nasûh Paşa Sultân Ahmed Hân'a i‘lâm etmediğiçün Ahmed Hân Nasûh Paşa'yı katl edüp bu İskenderûn kal‘ası nâ-temâm kalmışdır. Sehel himmet-i Âl-i Osmân ile ma‘mûr olup bir şehr-i bender olmak emr-i sehl idi. Zîrâ Haleb'e iki menzil karîb elzem-i levâzımînden şâhrâhlı bir iskeledir. Beher sene limanına iki yüz pâre keştî-i Müslim ve Frenk galyonları gelüp lenger-endâht olup yatarlar. Kal‘ası olmamak ile Frenk-i bed-renk gümrük vermede inâd ve muhâlefet edüp giderler ammâ kal‘ası imâr olsa küffâr galyonlarının âsîleri gelemeyüp mutî‘leri dahi gümrük vermede inâd ve muhâlefet edemezlerdi. Hâlâ bu bender Haleb eyâletinde yetmiş yük akçe iltizâm gümrük emânetidir ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Bu kurâlardan senevî beher sâl kadısına beş kîse hâsıl olur. A‘lâ latîf limanı vardır lâkin kara karaka ve burten ve şınıya ve galyon karavana kalyonlar girüp yatamazlar, top menzili ba‘îd alarka yatarlar. A‘lâ demir dutar yatakdır ammâ batı tarafı açık olmağıla kumu çok gelüp yine demir kuvvetiyle yatarlar, latîf yatakdır. Bu limanın cânib-i garbîsinde iki yüz altmış mil cezîre-i Kıbrıs'ın burnunda kal‘a-i (---) limanıdır. Latîf ve mu‘tedil havâda cezîre-i Kıbrıs'ın karlı dağları görünür derler ammâ hakîr görmedim. Bu İskenderûn'da cümle Frenk ve Rûm kefereleri sâkin olmağıla câmi‘ ve hammâm ve hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur ammâ meyhâneleri çokdur. Ba‘zı âyende vü revendeler vakt-i şitâda bu meyhânelerde meks ederler, gûyâ her biri birer hândır, ammâ suları uzakdan hımârlar ile kârbân pınarından getirirler ve âyende vü revendeler bu İskenderûn cezîre yer olmağıla kârbân pınarında konarlar. Ammâ bu İskenderûn'da yedi kralın balyoz vekîlleri ya‘nî konsolosları sâkin olup balyozları Haleb'de 21b balyozhânelerinde sâkin olurlar ve bu İskenderûn Haleb iskelesi olmak ile gümrük yanında azîm mahzenler vardır. Şeb [u] rûz Frenk kâfirleri anda bey‘ u şirâ ederler. Hatta Murtezâ Paşa efendimiz alay-ı azîm ile bu mahalden ubûr ederken deryâda yatan yigirmi altı pâre galyonlar "Safâ geldin!" deyü ol kadar top-ı şâdımânlar atdılar kim gûyâ her biri âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bu İskenderûn'un cânib-i selâsı sazlık ve bataklık yerdir kim kefere domuzlarının bataklığıdır. Müselmânlar ihtirâz üzre yatarlar ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 21a–21b ·
metinde göster ·
… ı teslîm etdiler. Hâlâ Şâm eyâletinde Sıfet sancağı hudûdunda başka üç yüz kîse
iltizâm
ile hâkimi bin mikdârı asker ile hükûmet eder mansıb-ı âlîdir.
Ba‘dehû Âl-i (---) El-Melikü'l-Kâmil Mısır halîfesiyken sehel ta‘mîr edüp kal‘a kulu nasb edüp tâ Âl-i Çerâkis'de Sultân Gavrî destinde iken sene 922 târîhinde Selîm Hân Mısır'a giderken halkı itâ‘at edüp kal‘ayı teslîm etdiler. Hâlâ Şâm eyâletinde Sıfet sancağı hudûdunda başka üç yüz kîse iltizâm ile hâkimi bin mikdârı asker ile hükûmet eder mansıb-ı âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41a ·
metinde göster ·
Livâ-yı Silistre: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak dahi
iltizâm
ile zabt olunur. Biri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri …
Livâ-yı Silistre: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak dahi iltizâm ile zabt olunur. Biri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri her sene devlet-i aliyye tarafına biner kise-i Rûmî hizmet edüp mansıbları kendülere her sene mukarrer olur. İsyânları zuhûr ederse elleri vilâyetleri nehb [ü] gâret olunup katl-i âm olunurlar. Ammâ bu Eflâk ve Boğdan sancakları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirüp hizmet-i pâdişâhî oldukda kal‘alar meremmâtına ve handaklar tathîrine ve kal‘aya toprak sürüp top çitleri yapmağa me’mûrlardır. Ve kırk bin asker dahi Bucak Tatarı derler, cebe vü cevşenli ve sadaklı ve savanlı ve zora batar yigitlerdir. Paşa her kankı sefere gitse bile me’mûrlardır. Paşası da hâssına göre cebelüsiyle sefer eşer. Hâssı 4.489.665 akçedir. Kendi sancağında erbâb-ı zü‘amâsı 75, erbâb-ı timarı 422 vardır. Cümle eyâletinde ze‘âmet 188 ve cümle eyâleti timarı 1186. Hîn-i gazâda bu eyâlet-i Özi'de kânûn üzre cebelüleriyle paşa askeriyle ve kırk bin Bucak Tatarıyla ve üç bin Eflâk ve üç bin Boğdan askeriyle elli altı bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
… i nehb [ü] gâret olunup katl-i âm olunurlar. Ammâ bu Eflâk ve Boğdan sancakları
iltizâm
ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğ …
Livâ-yı Silistre: Paşa sancağı tahtıdır. İki sancak dahi iltizâm ile zabt olunur. Biri Eflâk'dır ve biri Boğdan'dır. Kâfiristân olmağıla beğleri her sene devlet-i aliyye tarafına biner kise-i Rûmî hizmet edüp mansıbları kendülere her sene mukarrer olur. İsyânları zuhûr ederse elleri vilâyetleri nehb [ü] gâret olunup katl-i âm olunurlar. Ammâ bu Eflâk ve Boğdan sancakları iltizâm ile olup sancaklarında timar ve ze‘âmet yokdur. Ammâ hîn-i seferde Eflâk ve Boğdan ve Silistre paşasıyla sefer eşüp üçer bin kefere askeri getirüp hizmet-i pâdişâhî oldukda kal‘alar meremmâtına ve handaklar tathîrine ve kal‘aya toprak sürüp top çitleri yapmağa me’mûrlardır. Ve kırk bin asker dahi Bucak Tatarı derler, cebe vü cevşenli ve sadaklı ve savanlı ve zora batar yigitlerdir. Paşa her kankı sefere gitse bile me’mûrlardır. Paşası da hâssına göre cebelüsiyle sefer eşer. Hâssı 4.489.665 akçedir. Kendi sancağında erbâb-ı zü‘amâsı 75, erbâb-ı timarı 422 vardır. Cümle eyâletinde ze‘âmet 188 ve cümle eyâleti timarı 1186. Hîn-i gazâda bu eyâlet-i Özi'de kânûn üzre cebelüleriyle paşa askeriyle ve kırk bin Bucak Tatarıyla ve üç bin Eflâk ve üç bin Boğdan askeriyle elli altı bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b ·
metinde göster ·
… i bâcdârdır. Biri dahi harâccıdır. Biri dahi balık emînidir kim yetmiş yük akçe
iltizâmdır
. Özi kal‘asıyla kırk pâre kal‘a kullarına bu balık emîni mevâcib verüp paşanın …
Ve paşanın tahtı Silisre sancağında hâslarının on iki voyvodalığ vardır. 118a Hass-ı hümâyûnu bu voyvodalıklardan hâsıl olur. Evvelâ hâs-ı Babadağı, altı kîse muhâsebesi vardır. Hâs-ı Karasu ve hâs-ı Dobruca ve hâs-ı Deliorman ve hâs-ı Hacıoğlubâzân ve hâs-ı Eskicum‘a ve hâs-ı Pirevadi ve hâs-ı Aydos ve hâs-ı Karnıbat ve hâs-ı şehr-i Silistre. Bu tahrîr olunan hâsların mâlıyla paşa askeriyle sefer eşer ve bu Silistre şehri kânûn üzre üç yüz akçe şerîf kazâdır. Niçe kerre beş yüz akçe pâyesiyle mollalara sadaka alınmışdır. Kazâ-yı hükûmetinde cümle (---) aded nâhiye kurâları var kim her biri birer rabta-misâl ma‘mûr kurâlardır. Senede kadısına otuz kise hâsıl olduğuna şübhe yokdur. Hatta zamânımızda mukîm efendi kırk kîse mâl oldu. Zîrâ re‘âyâsı şer‘-i şerîfe gâyet mutî‘lerdir. Paşasına cümle hâslarından ber-vech-i adâlet Melek Ahmed Paşa efendimiz zabtı üzre kırk bin guruş oldu. Ammâ sâ’ir vüzerâ dahi ziyâde tahsîl eder ma‘mûr eyâletdir. Sâ’ir bâd-ı havâsıyla ve cürm [ü] cinâyetiyle cümle sekiz aded sancağında iki kerre yüz bin guruş olur. Bir hâkimi dahi Tuna Kapudanı Maksûd Ağa'dır. Bir hâkimi dahi gümrük emînidir. Biri dahi sipâh kethüdâyeridir. Biri dahi yeniçeri serdârıdır. Biri dahi şehr voyvodasıdır. Biri dahi muhtesib ağadır. Biri dahi şehir nâ’ibidir. Biri dahi bâcdârdır. Biri dahi harâccıdır. Biri dahi balık emînidir kim yetmiş yük akçe iltizâmdır. Özi kal‘asıyla kırk pâre kal‘a kullarına bu balık emîni mevâcib verüp paşanın arzına altı kîse verüp paşanın arzı mûcebince der-i devlete balık emîninin muhâsebesi görülür. Bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır. Ve bir hâkimi dahi mezheb-i Nu‘mân ibn Sâbit kim İmâm-ı A‘zam mezhebi şeyhülislâmıdır ve bir hâkimi dahi hasîbü'n-neseb ırk-ı tâhirden nakîbü'l-eşrâfıdır. Ve bir hâkim-i askerîsi dahi cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timara alaybeğisi sancak pâyesiyle hâkimdir. Ve'l-hâsıl on sekizinci hâkimi çeribaşıdır kim cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar bu çeribaşı cem‘ eder. Tâ bu mertebe âbâdân ve mazbût eyâletdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117b–118a ·
metinde göster ·
… l bahâr oldukda Âsitâne tarafından bir emîn Tuna mâhîlerin yetmiş yedi yük akçe
iltizâma
alup sâhil-i Tuna'da şehr-i Silisre'de paşaya gelüp on kise dahi kalemiyye verü …
Der-sitâyiş-i ibret-nümâ-yı dalyan-ı mâhî-i nehr-i azîm Tuna: Bu Tuna'nın buzu sökülüp evvel bahâr oldukda Âsitâne tarafından bir emîn Tuna mâhîlerin yetmiş yedi yük akçe iltizâma alup sâhil-i Tuna'da şehr-i Silisre'de paşaya gelüp on kise dahi kalemiyye verüp yigirmi kise dahi masrûf edüp Tuna nehrinin mâhîlerin sayd etmeğe başlar. Evvelâ Boğdan diyârının Kalas dağlarından seksener zirâ‘ çam ve mişe ve pelid direkleri kesdirüp Silisre şehri önünde iki bin âdem ile ve niçe yüz neccâr-ı sâhib-fünûnlar ile tonbaz ve transa gemiler ile Tuna'nın tarafeyninden mezkûr direkleri Tuna içre kaka kaka tâ Tuna'nın ortasına gelüp kazıkların mâbeynin bir balık geçecek kadar küşâde ederler. Meselâ hemân Tuna içre kazıkları akçe tahtası şeklinde kakup gûyâ akçe dökecek kadar yer açık kalup cümle kazıklara yaban asmasın tâ Tuna dibinden örerek tâ Tuna yüzüne asma çiti gelüp zâhir olur. Ba‘dehû bir boğaz dahi alıkoyup ana bir kapu ederler. Ol dahi çitden örülmüşdür. Aşağıdan ve yukarudan gelen gemiler ubûr etmeğiçün mezkûr kapuyu açup kaparlar. Ve bu akçe tahtası gibi Tuna ortasındaki boğaz önine balık emîni gidüp içli ve dışlı müte‘addid hücre ve kâ‘a ve matbah ve kahvehâneleri Tuna üzre kazıklar ile binâ eder kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120b ·
metinde göster ·
… n hâssıdır. Zâbıt-ı râbıtları yine yeniçeri ağası tarafındandır. (---) yük akçe
iltizâm
hâssıdır. Subaşı ve şehir kethüdâsı vardır. İmâristânı bir bayır dâmeninde bir …
Özi eyâletinde Babadağı nâhiyesinde maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem dergâh-ı âlî yeniçeri ağalarının hâssıdır. Zâbıt-ı râbıtları yine yeniçeri ağası tarafındandır. (---) yük akçe iltizâm hâssıdır. Subaşı ve şehir kethüdâsı vardır. İmâristânı bir bayır dâmeninde bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli bin beş yüz aded kiremitli ve tahta-i şındıra örtülü ma‘mur u âbâdân kefere hâneleridir. Müselmânları azdır. Ve nâsâz Laz-ı haylazdır. 129b Ağa hâssı olmağıla keferesi cümle akûr kelb-i zebâdırâzdır. Hânları ve meyhâne ve bozahâneleri ve iki yüz mikdârı dükkânları vardır. Ammâ hammâmı yokdur. Kenîseleri çokdur. Urûm u Bulgar güzelleri vâfirdir. Ammâ re‘âyâsı gâyet mütemerrid kâfirdir. Paşaya vâfir hedâyâ getirüp hizmetler edüp ihsânlar aldılar. Andan yine cânib-i cenûba ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129a–129b ·
metinde göster ·
İkinci hâkimi Filibe nâzırıdır. Zîrâ yetmiş yük akçe
iltizâm-ı
hükûmetdir kim Filibe sahrâsında üç yüz altmış aded nehr-i Meriç arklarında hâs …
İkinci hâkimi Filibe nâzırıdır. Zîrâ yetmiş yük akçe iltizâm-ı hükûmetdir kim Filibe sahrâsında üç yüz altmış aded nehr-i Meriç arklarında hâsıl olan pirinç mahsûlü mâl-ı pâdişâhîdir. Nâzır iki yüz âdemle hükm-i hükûmet edüp kendüye yüz kise tahsîl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134a ·
metinde göster ·
… kazurup imâr edüp tarafeynine üç yüz pâre ma‘dûd kurâlar meks edüp iki yüz kise
iltizâm
ile başka Düceyle hâkimi nâmıyla bir paşa ağası zâbitdir. Bu nehr-i Düceyle'nin …
Ve nehr-i Düceyle: Zamân-ı kadîmde bu nehri (---)(---)(---)(---)(---) açup çölistânı imâr etmişdir. Gerçi nehr-i Şat'dandır ammâ kavm-i Irâk dâl'ın zammesiyle cim'in fethasıyla ve ya'nın sükûnuyla ve lam'ın fethasıyla ve ha-i muzmerrin sükûnuyla Düceyle derler. Beyne'l-avân Düceylân derler. İbtidâ mahreci Bağdâd'ın (---) tarafında belde-i harâb Siremen-rây'dan girüp bin pâre kurâ vü kasabâtları reyy ederdi. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile tathîr olmayarak rimâl-i türâb ile memlû olup harâb olmuşdu. Hâlâ sene 1065 târîhinde Silâhdâr Kara Murtezâ Paşa kendü mâlından bin kise masrûf edüp minâre kaddi handak-ı azîmler kazurup imâr edüp tarafeynine üç yüz pâre ma‘dûd kurâlar meks edüp iki yüz kise iltizâm ile başka Düceyle hâkimi nâmıyla bir paşa ağası zâbitdir. Bu nehr-i Düceyle'nin cânib-i şarkîsinde ve garbîsinde cümle gerüde tahrîr olunan nühûrların çoğu bu Düceyle'ye rîzân olup çölde gâ’ib olur. Ammâ cânibi-i şarkîsinde nehr-i Ahvân'dan gayrı nehir Düceyle'ye mahlût olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206a ·
metinde göster ·
… in metâ‘larından öşr-i sultânî alup kal‘a kullarına mevâcib verir yedi yük akçe
iltizâmdır
. (---)(---)(---)(---)
Bu kapunun deryâ tarafı cânibi kıbledir ve bu kal‘a içre cümle hâk-i pâk ile mestûr üç yüz elli aded hâne-i ma‘mûrlar vardır. Süleymân Hân'ın bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı ve yigirmi mikdârı dükkânı vardır. Gayri imârât-ı azîmelerden bir ebniyye-i âliyeler yokdur. Ve bu kal‘a Van eyâletinde Muş paşasının tahtıdır. Beğinin hâssı taraf-ı pâdişâhîden 410.000 yük akçedir. Ve kânûn üzre ber-vech-i adâlet beğine beher sene yigirmi kise olup beş yüz âdemle sancağı kurâların zabt [u] rabt eder. Erbâb-ı zu‘amâsı cümle 44 adeddir ve erbâb-ı timârı 148 adeddir. Alâybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kânûn üzre cebelüleriyle bin mikdârı Muş sahrâsı bîhûş asker olup beğleri livâsı altında me’mûr oldukları sefere giderler. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâ-yı âsumânîdir kim senevî kadıya iki kise olur. Şeyhülislâmı ve nakîbi ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ şâhbenderi ve bâcdârı ve muhtesibi ve subaşısı vardır. Bir hâkimi dahi kal‘a dizdârıdır kim cebecilere ve yeniçerilere hükûmet eder. Zîrâ Âsitâne tarafından gelir dizdârdır. Ve cümle yüz aded kal‘a neferâtları var, her şeb mehterhânesi çalınır, neferâtları cümle âmâdedir ve kifâyet mikdârı envâ‘ından cebehâneleri ve kırk aded sağîr ü kebîr şâhî darbzen ve kolomborna topları vardır ve leb-i deryâdaki iskelesinde gümrük emîni oturup cemî‘i gelen keştîlerin metâ‘larından öşr-i sultânî alup kal‘a kullarına mevâcib verir yedi yük akçe iltizâmdır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b ·
metinde göster ·
… azîfe-i mu‘ayyenelerin Van defterdârı Gevar ve Gevaş hâslarından ve Bend-i mâhî
iltizâmından
ve Van'ın harâcından ve Van gümrüğünden ve memlehalardan ve gayrı bâc-ı bâzâr u …
Hulâsa-i kelâm kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu Van kal‘ası kulu altı bin kuldur ve Van deryâsı kenârındaki kal‘a-i Amîk ve kal‘a-i Ercîş ve kal‘a-i Âdilcevâz ve kal‘a-i Ahlat ve kal‘a-i Taht-ı Van ve kal‘a-i Vastân kulları dahi cümle altı bin kuldur. Cümle on iki bin kulun vazîfe-i mu‘ayyenelerin Van defterdârı Gevar ve Gevaş hâslarından ve Bend-i mâhî iltizâmından ve Van'ın harâcından ve Van gümrüğünden ve memlehalardan ve gayrı bâc-ı bâzâr u kappânlardan ve Muş harâcından ve şehr-i Bitlîs'in Arabî Ermenîsi harâcından ve Birecik kal‘ası önünde nehr-i Murâd geçidi gemileri mahsûlünden ve Bomboç ve Balis arâzîlerinden ve'l-hâsıl üç yüz yetmiş aded aklâmlardan Van defterdârı beher sene altı yüz kise-i Rûmî hâsıl edüp Van'ın on iki bin kuluna mevâcib verir. Bir ay mâlları te’hîr olunsa defterdârın ve kırk kalem küttâbların ve yigirmi dörd aded ağavâtlarının başlarına kıyâmet koparup paşaya "Dâd u havar hey vezîr hey!" deyü gulüvv-i âm ile dîvâna gelüp feryâd ederler. Ammâ gâyet bahâdırlardır. 254b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254a–254b ·
metinde göster ·
… madığından alâybeği ve çeribaşı yokdur ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi cümle
iltizâm
kurâlarıdır. Yedi yük akçeye bir paşa ağası alup yüz elli âdemiyle zabt edüp ta …
Evsâf-ı kasaba-i livâ-i Bayat: Kânûn-ı Süleymân Hân üzre başka sancakdır. Beğinin hâssı 200.000 akçedir. Hâk-i pâkinde timâr u ze‘âmet olmadığından alâybeği ve çeribaşı yokdur ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi cümle iltizâm kurâlarıdır. Yedi yük akçeye bir paşa ağası alup yüz elli âdemiyle zabt edüp tahsîl-i mâl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 329a ·
metinde göster ·
… ildir. Ekseriyyâ kurâları Bağdâd kulu mevâcibine aklâm kayd olup bir paşa ağası
iltizâm
ile on yük akçeye zabt eder.
Evsâf-ı kasaba-i sancağ-ı Âl-i Sâh: İbtidâ bânîsi Âl-i Sâlihiyân'dır. Kânûnnâme-i Süleymân Hân üzre başka sancakdır. Beğinin hâssı 200.000 akçe eder ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Diyâr-ı Acem'de bu livâ hâkine ülke-i Âl-i Sâ‘ derler. Zamân-ı Uzun Hasan-ı Bayındırî'de ülke-i azîm imiş. Hâlâ ol kadar imâr değildir. Ekseriyyâ kurâları Bağdâd kulu mevâcibine aklâm kayd olup bir paşa ağası iltizâm ile on yük akçeye zabt eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 330a ·
metinde göster ·
… de hâss-ı hümâyûndur. Paşa ağalarından bir nâmdâr ağa bu hâssı yigirmi yük akçe
iltizâma
alup iki yüz tevâbi‘iyle mâl-ı pâdişâhîyi tahsîl edüp Bağdâd'a irsâl olunur bir …
Behrûz nâm bir veled-i nâ-kâbili binâ etdiğinden şehr-i Behrûz derler. Nehr-i Diyâle kenârına varınca sevâd-ı mu‘azzam belde-i kebîr idi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Hulâgû Hân Bağdâd'a istîlâ edüp Âl-i Abbâsiyân'dan El-Mustansır Billah Halîfe'yi şehîd etdikde Âl-i Abbâsiyân inkırâz bulup Hulâgû Hân bu şehr-i Behrûz'u harâb etdi. Ve yine deryâda katre ve güneşde zerre kadar imâr oldu. Hâlâ Bağdâd hâkinde hâss-ı hümâyûndur. Paşa ağalarından bir nâmdâr ağa bu hâssı yigirmi yük akçe iltizâma alup iki yüz tevâbi‘iyle mâl-ı pâdişâhîyi tahsîl edüp Bağdâd'a irsâl olunur bir mansıb-ı âlî-i hâsdır. Ve Şehribân kadısı nâ’ibi hükm eder. Bu şehr-i Behrûz ile Bakuba hâssının hâki birbirlerine müşâdırlar. Ammâ bu şehr-i Behrûz Bağdâd'a karîb olmağile Bakuba kasabasından ziyâde ma‘mûrdur. Cümle (---) aded hâne-i imârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 331b ·
metinde göster ·
… dir kim kânûn üzre beğinin hâssı 200.000 akçedir. Ve bu livâda yiğirmi yük akçe
iltizâm
ile zabt olunur hâss-ı hümâyûn vardır kim bir müte‘azzım paşa ağası yüz elli ad …
Bizzât Bağdâd-ı behişt-âbâd bu Demirkapu hâkinde binâ olunmuş sevâd-ı azîm-i sancağ-ı kadîmdir kim kânûn üzre beğinin hâssı 200.000 akçedir. Ve bu livâda yiğirmi yük akçe iltizâm ile zabt olunur hâss-ı hümâyûn vardır kim bir müte‘azzım paşa ağası yüz elli aded tevâbi‘iyle hükm-i hükûmât eder. Ve bu hâkde Bağdâd müvellâsının nâ’ibi hâkim-i şer‘dir. Gâhîce nâ’ibi İmâm-ı A‘zam kasabasında oturur, gâhîce yetmiş aded nevâhî kurâların devr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 331b ·
metinde göster ·
ile zabt olunduğundan hîn-i tahrîrde hâss-ı hümâyûnlardan mâ‘adâ kurâlarında ti …
Bu eyâlet-i Bağdâd iltizâm ile zabt olunduğundan hîn-i tahrîrde hâss-ı hümâyûnlardan mâ‘adâ kurâlarında timâr ve ze‘âmet olduğundan on beşinci zâbit alâybeğidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 338b ·
metinde göster ·
… dâlet dörd yüz kise hâsıl olur. Yetmiş altı pâre aklâm-ı hâsların cümlesin paşa
iltizâm
üzre zabt edüp fâ’ide ve zarar her ne ise kendüye olur. Ve Melek Ahmed Paşa ken …
Evvelâ Bağdâd vezîrinin hâss-ı hümâyûnu on kerre yüz bin ve altı bin akçedir ve eyâletinden paşaya ber-vech-i adâlet dörd yüz kise hâsıl olur. Yetmiş altı pâre aklâm-ı hâsların cümlesin paşa iltizâm üzre zabt edüp fâ’ide ve zarar her ne ise kendüye olur. Ve Melek Ahmed Paşa kendü kalemiyyesinden yüz kise kula mevâcib vermeği kânûn edüp Şâm Tarabulusu'ndan Bağdâd'a gelen mâl Âsitâne'ye gider oldu. Ve kırk bin kulun gılâlı anbârların paşalar zabt eyleyüp zarar ederse tazmîn eder ve üç ayda bir paşa defterdâr ile ve kırk kalem dîvân-ı Irâk halîfeleriyle her üç ayda iki bin beş kise masrûf-ı Bağdâd'dır. Senevîsi cümle-i cümele sekiz bin yigirmi kise eder, ammâ şimdi tenzîl oldu derler. Ve cemî‘i mühimmât u levâzımât cümle hayr u şer paşadan sorulur büyük hükûmetdir kim diyâr-ı Acem'de Bağdâd hâkimine halîfetü'l-hulefâ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b ·
metinde göster ·
… dir. Bağdâd hâkinde hâss-ı hümâyûndur kim vâlî-i Bağdâd tarafından (---) guruşa
iltizâm
ile zabt olunur ağalıkdır. Bânî-i şehr olan Şâh Zâvil ilm-i musikârda yed-i tûl …
Sene (---) târîhinde el-Melik Zavil ibn Adud Şâh binâsıdır. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Bir taraf tâ nehr-i Furât'a müntehî imiş. Hâlâ nehr-i Furât'dan ba‘îd bir kasaba-misâl (---)(---) nahlistân [u] gülistân içre (---) hâneli câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve müfîd [ü] muhtasar çârsû-yı şâhlı büleydedir. Bağdâd hâkinde hâss-ı hümâyûndur kim vâlî-i Bağdâd tarafından (---) guruşa iltizâm ile zabt olunur ağalıkdır. Bânî-i şehr olan Şâh Zâvil ilm-i musikârda yed-i tûlâ sâhibi olup bu diyâr-ı Irâk'da makâm-ı Irâk'ı îcâd edüp Irâk'dan bir şu‘becik dahi âğâze îcâd etdiğinden makâm-ı zevil-i Irâk derler. Niçe bin kâr u nakş ve murabba‘ât u zecil ve savt u zikr ve tasnîfât ü ameller vardır kim yahşı mü’essir makâm-ı zâvil-i ırakdır. Ve nehr-i Mehâvil bu mahalde Furât'dan münşa‘ib olup sahrâ-yı Mehâvil'de olan kurâları saky edüp sahrâ-yı Kerbelâ bu mahalde tamâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a ·
metinde göster ·
… yhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, ammâ a‘yânı çokdur. Ve hâss-ı hümâyûnları
iltizâm
ile zabt eder paşa ağalarından bir ağa hâkimdir ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâ …
Ba‘dehû sene 1048 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp bu kal‘a-i Hille bî-ceng feth oldu. Be-dest-i (---) Paşa. Hâlâ hükm-i Bağdâd'da ma‘mûr kal‘adır. Kal‘a dizdârı ve üç yüz aded neferâtı ve kifâyet mikdârı cebehânesi vardır. Kal‘ası nehr-i Furâd kenârında bir düz vâdîde şekl-i murabba‘ hâk-i pâk ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir. Kıble tarafı nehr-i Furât'dır ve cümle (---) aded kapusu vardır. Evvelâ cânib-i kıbleye Cisir kapusu ve taraf-ı şarka nâzır Bağdâd kapusu (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır. Hâkimi sancak beğidir. Yedi yüz kadar asker ile hükûmet eder. Beğinin hâss-ı hümâyûnu (---)(---) akçedir. Hâkinde timâr ve ze‘âmet vardır. Alâybeği ve çeribaşısı vardır. Ammâ yeniçeri serdârı ve kethudâyeri ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, ammâ a‘yânı çokdur. Ve hâss-ı hümâyûnları iltizâm ile zabt eder paşa ağalarından bir ağa hâkimdir ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Ve cümle nevâhîleri yetmiş pâre arslan kaplanlı köylerdir kim hurması cihânı zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352b ·
metinde göster ·
… arâbistânı nümâyândır. Zâbıtı vâlî-i Bağdâd tarafından bir mükellef ağa paşadan
iltizâm
ile hükûmetin (---) kiseye alup hükm-i hükûmet edüp mâl u gılâl-ı helâli vü zül …
Bu mezkûr nevâhîler cümle Rûm Nâhiye nevâhîleridir kim tâ şehr-i Erce ve şehr-i Semâvât'a varınca ma‘mûr u âbâdân nevâhîlerdir. Şehr-i Bağdâd'ı ganîme eden ve mîrî anbârları gılâl ile pür eden bu nevâhîlerdir. Hatta bu hâk-i amber-pâk böyle mahsûldâr hâk-i pâk olduğundan bu şehr-i Rûm Nâhiye'yi ibtidâ binâ eden Âl-i Emeviyyûn'dan sene (---) târîhinde Mansûr-ı Devânıkî imâr etmişdir ve niçe mülûkdan mülûka kalmışdır. Hâlâ hâk-i Bağdâd'da nehr-i Furât kenârında ma‘mûr bir şehirdir. Ammâ niçe bin harâbistânı nümâyândır. Zâbıtı vâlî-i Bağdâd tarafından bir mükellef ağa paşadan iltizâm ile hükûmetin (---) kiseye alup hükm-i hükûmet edüp mâl u gılâl-ı helâli vü zülâli her mâh [u] sâl tahsîl eder. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâlardır. Gayri hâkimi yokdur. Ancak ankâ a‘yânı çokdur. Ve bâcdârı ve muhtesibi ve şâhbenderi vardır. Ve cümle (---) aded türâb-ı tâhir ile mestûr tahtânî ve fevkânî hâne-i ma‘mûrlardır. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ (---)(---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 353b ·
metinde göster ·
… k-i Bağdâd'da vâlî-i Bağdâd'ın bir müte‘azzım ağası hâkimdir. On altı bin guruş
iltizâm
hâss-ı hümâyûndur. İki yüz âdemiyle hükûmet eder. Ve yüz elli akçe ednâ mertebe …
Evsâf-ı arz-ı kadîm kal‘a-i Semâvât-ı Azîm: Bu şehr-i atîkin Semâvât nâmıyla şöhre-i şehr olmasının vech-i tesmiyyesi oldur kim Tûfân-ı Nûh'da ibtidâ âb-ı zulmet Hazret-i Nûh'un Kûfe şehrindeki bi'r-i tennûrunda kaynayup kırk günde ibtidâ zemîn ü zamân su ile leb be-leb olup kırk birinci gün bir Tûfân-ı Nûh zulumât olup kıyâmetden bir gün oldu. Ve bu şehr-i Semâvât üzre zemâdan bulutlar pâre pâre ve rîze rîze olup Hazret-i Nûh lisân-ı (---) ce Arapça buyurduklarından ba‘de't-Tûfân bu şehre Semâvât eyitdiler. Şehr-i azîm ve belde-i kadîmdir. Hâlâ hâk-i Bağdâd'da vâlî-i Bağdâd'ın bir müte‘azzım ağası hâkimdir. On altı bin guruş iltizâm hâss-ı hümâyûndur. İki yüz âdemiyle hükûmet eder. Ve yüz elli akçe ednâ mertebe kazâ-yı âsumânî-yi Semâvât'dır. Senevî mahsûlâtı Semâvât'dan bâd-ı hevâ hâsıl olur. Kal‘a dizdârı ve yüz mikdârı neferâtı ve kifâyet edecek kadarca hâne ve mühimmâtı ve şâhî topları vardır. Muhtesibi ve şâhbenderi ve gümrük emîni vardır. Şehri nehr-i Furât kenârında Ka‘be hâkinde hurma hıyâbânı içre ma‘mûr şehirdir. Kal‘ası hâk-i pâk ile mebnî şekl-i murabba‘ bir küçük sûr-ı musanna‘dır. Ve cümle (---) aded müfîd ü muhtasar hânelerdir ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ (---)(---) câmi‘i.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 358a ·
metinde göster ·
… l‘acıkdır. Hâlâ Basra hudûdunda Kurna hâkimi hükmünde dizdârı ve neferâtları ve
iltizâm
ağası ve kadı ve muhtesibi vardır. Ve kal‘asında kifâyet mikdârı cebehâneleri v …
Evsâf-ı kal‘a-i kadîm Mansûriyye: Sene 111 târîhinde Âl-i Emeviyyûn'dan el-Melikü'l-Mansûr Devânıkî binâ etdiğinden kal‘a-i Mansûriyye derler. Nehr-i Furât kenârında hâk-i Mekke'de ve hükm-i Basra'da şekl-i murabba‘ turâb-ı tâhirden mebnî bir küçük kal‘acıkdır. Hâlâ Basra hudûdunda Kurna hâkimi hükmünde dizdârı ve neferâtları ve iltizâm ağası ve kadı ve muhtesibi vardır. Ve kal‘asında kifâyet mikdârı cebehâneleri ve şâhî topları vardır. Ve cümle (---) aded müfîd ü muhtasar hasır u saz u kamışdan sutûhları türâb ile mestûr beyt-i ma‘mûrlar vardır. Câmi‘ (---)(---)(---) ve hân ve hammâmı ve birkaç dükkânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 358b ·
metinde göster ·
… alâybeğisi yokdur. Ancak paşası bin kadar güzîde asker ile hükm-i hükûmet edüp
iltizâm
ile mâl tahsîl eder. Yüz elli akçe kadısı var ve cümle (---) aded nâhiye kurâsı …
Târîh-i Yarmenî-i Mıkdısî bu kal‘a-i Kurna'yı ve kal‘a-i Basra'nın evsâfın hûb tahrîr etmişdir. Hâlâ bu kal‘a-i Kurna eyâlet-i Basra hâkinde sancak beği tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu ve livâsında timâr ü ze‘âmeti ve çeribaşı ve alâybeğisi yokdur. Ancak paşası bin kadar güzîde asker ile hükm-i hükûmet edüp iltizâm ile mâl tahsîl eder. Yüz elli akçe kadısı var ve cümle (---) aded nâhiye kurâsı vardır. Bu diyârı Murtezâ Paşa Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa destinden feth edüp Âl-i Osmân sancağı olalı kal‘a-i Kurna'ya altı oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topçu koyup hâlâ bir hâkimi dahi yeniçeri ağasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359a ·
metinde göster ·