Bizzat Hazret-i Hacı Bektâş-ı Velî halîfesidir. Sene (---) târîhinde muhabbetullahi Te‘âlâ merhûm olup anda medfûndur. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Hazret-i Sultân Bâyezîd-i Velî, aziz-i merkûmu leyle-i kadrde vâkı‘asında görüp vasiyyet-i Azîz ile kabr-i şerîfi üzre bir kubbe-i âlî ve bir câmi‘-i şerîf ve dervîşân-ı zî-şân içün bir meydân ve bir it‘âm-ı dârü'z-zıyâfe-i pîr [ü] civân ve bir âyende vü revendeler içün bir mihmânsarây hân ve niçe müte‘addid hücreler ve matbah ve kilâr ve meydân edüp cümle bu hayrât [u] hasenâtla serâpâ kurşum ile mestûr bir binâ-yı ma‘mûrdur kim bir fersah ba‘îd yerden gömgök deryâ gibi kurşumları temevvüc eder şeklinde nümâyân olup kubbe-i nîl-gûnları ve kubbe-i merkad-i pür-envârının altun alemlerinin şa‘şa‘asından benî Âdemin çeşm-i nergîsi hîrelenir. Ve imâretinde şeb [u] rûz ni‘meti âteş üstünden inmeyüp âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hakîr ibtidâ bu şehre dâhil oldukda bir mürtefi‘ yerde âsitânesine âdâb-ı ziyâret üzre varup atebe-i süflîsin bûs edüp es-selâmu aleyk ile kabr-i şerîfine dâhil olup bir hatm-i şerîfe rûh-ı şerîfiçün şürû‘ edüp hamd-i Hudâ ziyâreti müyesser oldu. Kubbe-i münevveresi misk ü anber-i hâm râyihasıyla pür olup cümle ehl-i züvvârın dimâğları mu‘attar olur. Ve her gelen zâ’ire, fukarâ ve türbedârları gülâb nisâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b ·
metinde göster ·
ta‘âmın tenâvül etmişiz. Ammâ cemî‘i hayrâtlarının elzem-i levâzımından olan bu …
Niçe yüz hayrâtları imâretinde ta‘âmın tenâvül etmişiz. Ammâ cemî‘i hayrâtlarının elzem-i levâzımından olan bu memerr-i huccâc olan Payas şehri derbend-i Calındır iken imâr edüp emn [ü] emân olup hâlâ bir şehr-i ma‘mûr u müzeyyen bağlı ve bâğçeli ve gül-i gülistânlı bir şîrîn şehr-i ammârdır. Cümle hâk-ı amber-i pâk-misâl türâb ve kireç ve cıbız ile mestûr sekiz yüz elli hâne-i ma‘mûrdur. Cümlesi hâne-i avârızdır. 20b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20a–20b ·
metinde göster ·
… sr'dan berü harâbdır. Hâlâ bir büleyde-misâl kalmışdır. Calinus-ı hakîm zamân-ı
imâretinde
anda medfûndur. Ammâ bu Gazze nazargâh-ı evliyâ ve enbiyâ olmağıla hâlâ ma‘mûrd …
Hudûd-ı arz-ı Hâsân, şehr-i kadîm Marmâşim ya‘nî kal‘a-i Gazzetü'l-Hâşim: Bu şehr-i kadîme kadem basınca doğru hâkim-i vilâyet olan Hüseyin Paşa hânesine varup müşerref oldukda Murtezâ Paşa efendimizin mektûbları ve pervâne yayı ve Frengî hâre hedâyâların verdiğimizde cihân kadar hazzedüp muhabbetnâmeler kıra’et olunup "Belî deynimizdir. İnşâallah sizinle gönderüp edâ-yı deyn ederiz" deyü hakîre bir hâne-i bî-minneti tehniye edüp paşa ile şeb [u] rûz sohbet-i hâs ederdik. Meğer paşa bir sebük-rûh ve yârândan Hâtem-i Tayy gibi sâhib-i kerem münşî ve müverrih kimesne imiş. Bu hakîrin seyâhate tâlib ü râgıb olduğunu kendülerinin ma‘lûm-ı şerîfleri olup şehrin ulemâ vü sulehâ ve müverrihînin cem‘ edüp şeb [u] rûz niçe tevârih-i kütüb-i mu‘tebereler tetebbu‘ edüp anlardan istihrâc etdiğimiz üzre ba‘de't-Tûfân imâr olan şehr-i kadîmlerin biri dahi bu mahrûse-i Gazzetü'l-Hâşim'dir. Bi-kavli Müverrih ibn Zolak ve el-Hıtatı'l-Kazâ‘î ve Târîhu't-Tecrîd fi's-Sahâbe li-Zehebî nâm tevârîhlerdir kim evsâf-ı Gazze anlardan me’hûzdur kim ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Mermaşim ibn Sâm ibn Nûh aleyhi's-selâmdır. Bu Mermaşim bin yüz elli sene mu‘ammer olup Arz-ı Hâsân [u] Teberîstân'da niçe şehirler binâ edüp bu Gazze'yi Marmâşim'den üç mil ba‘îd bir şehr-i azîm inşâ edüp ismine Marmâş kodu. Hâlâ Buhtunnasr'dan berü harâbdır. Hâlâ bir büleyde-misâl kalmışdır. Calinus-ı hakîm zamân-ı imâretinde anda medfûndur. Ammâ bu Gazze nazargâh-ı evliyâ ve enbiyâ olmağıla hâlâ ma‘mûrdur. Ve niçe bin düvelden düvele düşüp âhir-ı kâr Mısır hulefâlarından Âl-i Çerâkise Sultân Gavrî destinden Âl-i Osmâniyân'dan Selîm Hân-ı Evvel sene 922 târîhinde feth edüp Şâm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Mîr-i livâsının taraf-ı pâdişâhîden hâssı 508.338 akçedir ve erbâb-ı zu‘amâsı 7 ve erbâb-ı timari 107. Kânûn üzre cebelüleri ile cümle bin yüz elli asker olup paşası ve alaybeğisi livâsı altında sefer eşerler. Üç yüz akçe şerîf kazâdır. Cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâlarından beher sene ber-vech-i adâlet kadıya dörd bin guruş ve paşasına seksen bin guruş hâsıl olur. Sancağ-ı mezbûr gâyetü'l-gâye ma‘mûr vilâyet-i âbâdândır. Ve mezâhib-i erba‘adan tekmîl-i fünûn etmiş şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve şehrinin a‘yân u eşrâfı ve kibâr-ı ulemâ vü sulehâları, vâfir ve muhteşem sipâh tâ’ifesi ve ehl-i tüccârı ve ankâ ehl-i hizmetleri ve ehl-i hırefleri vardır. Şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve şehir muhtesibi ve şehir bâcdârı vardır. Zîrâ bu şehir mü’ebbed kayd-ı hayât ile Hüseyin Paşa'nın, Selîm Hân'dan beri mülk-i mevrûs ocaklıkları olmağıla cümle muhtesib ve bâcdârının ebvâb-ı mahsûlâtları paşanın hâssıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47b ·
metinde göster ·
İbtidâ imâretinde sebeb Târîh-i Yanvan kavli üzre Hazret-i Süleymân'dır. Dîvrîğ nâm bir div-i bî-âmân var idi. İdincik şehrinde Belkîs'e bir sarây-ı azîm binâ ederken bu Dîvrîğ hizmet etmede ta‘annüd edüp kayd-bend ile bu Dîvrîğ kayasında habs edüp bu yalçın kaya gârında niçe sene mahbûs kalup ba‘dehû Hazret-i Zekeriyyâ asrında Sivas kal‘ası sâhibi bu Divriği binâ edüp ismine Süleymân Nebî habs etdüğü devin ismin koyup Divriği deyü tesmiyye etdiler. Ba‘dehû niçe mülûkden mülûke değüp âhir sene 200 târîhinde Âl-i Dânişmendiyye i‘ânetiyle Hazret-i Ömer evlâdlarından Malâtiyye'yi feth eden Emîr Ömer b. Lokmân halîfe Ermenî elinden feth edüp yine kefere-i Ermenî istilâ edüp ba‘dehû sene 478 târîhinde Âl-i Selçukiyân'dan (---) destine girmiştir. Andan Âl-i Osmâniyân'dan sene (---) târîhinde Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân zor-ı bâzû ile Ermenîler destinden feth edüp sene (---) târîhinde Bâyezîd-i Velî asrında şâh-ı Acem Sivas'a ve Tokad'a gelince istîlâ edüp sene (---) târîhinde ahâlîsi Çıldır gazâsından sonra Selîm Şâh-ı Evvel'e mutî‘ [ü] münkâd olup eyâlet-i Sivas'da sancakbeği tahtı oldu. Taraf-ı pâdişâhîden kânûnnâme-i Süleymân Hân üzre beğinin hâss-ı hümâyûnu (---) yük akçedir. Livâsında erbâb-ı timar (---) ve erbâb-ı zu‘amâsı (---) ve paşası askeriyle cümle iki bin asker olur. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve paşalar ve beğleri ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ü sulehâsı gâyet çokdur. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi ve bâcdârı vardır. Kadısına cümle (---) aded nevâhî kurâlarından altı kîse hâsıl olur. Paşasına ber-vech-i adâlet cüz’-i ma‘dûdu üzre otuz kîse hâsıl olur, zîrâ mutî‘ [ü] münkâd ahâlîsi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 80a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i deyr-i Çanlı: Muş sahrâsının şimâlinde bir sık hıyâbân ve çengelistân ve ormanistân-ı gülistân-ı bâğ [u] bostân içre iki aded eflâke kadd çekmiş kubbe-i mehîbli bir deyr-i Mığdısiyândır. Bânîsi Ermenîlerin dahi ma‘lûmları değildir. Ba‘zılar Şeddâd binâsıdır derler. Hakkâ ki Şeddâdî binâdan nişân verir. Havlısının cânib-i erba‘asında niçe yüz ruhbân u bıtrîk ve papas u kıssîs hücreleri ve imâretinde beher yevm niçe bin sahn-ı ta‘âmı âyende vü revendeye mebzûldür. Bed-nâm günlerinde yüz koyun ve beş sığır ve ellişer somar buğday pişüp misâfirine bezl olur. Üçyüzden mütecâviz ruhbânları ruhbânları ve mûğpeçeleri var kim her biri deyr-i Mesîh'de dem urup makâm-ı rehâvîde İncîl kırâ’at etdükde gûyâ dem-i Mesîh ile mürde diller ihyâ olup her dem, dem-i cân-bahş olur. Cemî‘i misâfirîne ol kadar ri‘âyet edüp şîr-hurmâ ve katr-ı nebât-i Hamevîler yedirüp her şeb niçe yüz dibâ ve şîb ve zerbâf câme-i hâbler getürüp misâfirîne hizmet ederler. Evkâf-ı azîmdir. Paşaya beş kîse ve hâna beş kîse ve Atak beğine iki kîse hizmet edüp bî-hadd hedâyâlar verirler. Ammâ her sene gelen âdemlerden bin kat o kadar ziyâde mâl tahsîl ederler ve cemî‘i kâfiristâna papasları giderler. Niçe bin gurûş nezerât dib-i Frengistân'dan tahsîl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
… cıktır. Ve bir tekye-i atîki var. Eğîl beğinin pederi Kaçar Beğ anda medfûndur.
İmâretinde
ta‘âmı âyende vü revendeye mebzûldur. Ve gâyet mahallinde binâ olunmuş ârâmgâh- …
Menzil-i kasaba-i harâb Şerbetîn: Diyârbekir hâkinde, gâyet ma‘mûr imiş, hâlâ iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hân-ı azîmli ve birkaç dükkân-ı muhtasarlı kasabacıktır. Ve bir tekye-i atîki var. Eğîl beğinin pederi Kaçar Beğ anda medfûndur. İmâretinde ta‘âmı âyende vü revendeye mebzûldur. Ve gâyet mahallinde binâ olunmuş ârâmgâh-ı kadîmdir. Cümle, merhûm sa‘îd ü şehîd Kaçar Beğ hayrâtıdır. Ve ahâlîsi cümle müselmânlardır. Bu mahalden (---)(---)(---) kal‘ası gâyet yakındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198b ·
metinde göster ·
… hleri lehce-i ibâretleri cümle hatt-ı Tatar-ı Çağatayîdir. Ve bu şehrin zamân-ı
imâretinde
atdan gayrı bu şehre bir hayvân girmezmiş ve zî-rûh kısmı boğazlanmazmış. Cümle …
Ve bu şehrin yaylası hâlâ Sübhân dağıdır kim Bingöl yaylasından sonra bu Sübhân dağı yaylasıdır. Üç bin aded süd sarnıcı var imiş. Koyun ve keçi ve câmûs ve sığır ve atlarının südlerin sağup eğer koyun südü ise her gûne hayvân südünün bir gûne sarnıçları var. Herkes südünü mezkûr sarnıçlara döküp aşağı şehir içre yedi bin aded süd çeşmeleri var imiş. Süd sâhibinin âdemleri şehre haber getirüp sahrıca dökdüğü südü aşağı şehir içre süd çeşmelerinden alup öşrün Mâhân pâdişâhına verirlerdi. Öşr-i sultâniye çün [ü] çerâ olmayup kendülerinde dahi aslâ hilâf yok idi. Anınçün bu şehre müverrihîn Dârü'l-Büleh derler. Ve ol kadar ulu âdemler var imiş kim bir teveccüh-i tâm {ile du‘â} etseler cemî‘i hayr murâdâtları min indillah hâsıl olurmuş. Ve hâlâ süd çeşmelerinin ta yaylaya varınca yollara âşikâredir. Hatta Alî Kay Câmi‘i kurbünde tûlu üç bin adım bir sûk-ı sultânî vardır, üç bin dükkândır. Cümle sırma ve kılabdân çârsûsu imiş ve her çârsûnun dervezeleri üzre bâzâr-ı sarrâc ve bâzâr-ı cüllah ve bâzâr-ı gazzâz, deyü taşlarda esmâları tahrîr olunmuşdur. Hatta koyun südü çeşmesi ve keçi çeşmesi ve baytal çeşmesi deyü nâmları yazılmış. Baytal çeşmesi, ya‘nî kısrak südü çeşmeleri vardır. Andan ma‘lûm oldu kim bu kavim Tatar imiş kim at südü nûş ederlermiş. Zîrâ ta binâların târîhleri lehce-i ibâretleri cümle hatt-ı Tatar-ı Çağatayîdir. Ve bu şehrin zamân-ı imâretinde atdan gayrı bu şehre bir hayvân girmezmiş ve zî-rûh kısmı boğazlanmazmış. Cümle taşrada boğazlanup şehre getirirlermiş kim yedi bin hemân kassâb dükkânları var imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240a ·
metinde göster ·
… mârete rağbet kalmayup hâlâ mu‘attaldır. Ammâ Gâzî Hüsrev Paşa merhûmun medrese
imâretinde
cümle dânişmend ve ulemâ ve sulehâ fukarâlara mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl …
Der-fasl-ı dârü'l-ıt‘âm-ı imârât: Zamân-ı kadîmde Ulucâmi‘de Sultân Çoban Şâh'ın bir imâreti var imiş, bu şehrin cemî‘i hânedânları dârü'z-ziyâfe-i müsâfirîn ve mücâvirîn olmağile ol imârete rağbet kalmayup hâlâ mu‘attaldır. Ammâ Gâzî Hüsrev Paşa merhûmun medrese imâretinde cümle dânişmend ve ulemâ ve sulehâ fukarâlara mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl ni‘meti mebzûldur kim nâzır-ı nuzzârı vâlî-i Van'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258b ·
metinde göster ·
… a‘ maslûbât-ı âvîzeler var kim her biri birer şâhın ve birer hânın yâdigârıdır.
İmâretinde
Tahmas Şâh'ın bir kazganı var. İçine beş ayak nerdübân ile inilir. Ve yevm-i âş …
Bir âsitâne-i azîm olduğu şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim üç yüz aded pâ-bürehne ve ser-bürehne Zırtıl ve Cavvelâkî ve Kalenderî ve Vâhidî ve Yesevî ve Fahrî ve Bozdoğanî dervîş-i dilrîşânları var kim her biri birer bâğın güli ve hıyâbânın sünbüli hezârfen ve tekmîl-i fünûn etmiş {zû-fünûn} mü’min ü muvahhid cânlardır, ammâ Ehl-i Sünnet değillerdir. Ve içlerinde asla teberrâîleri yokdur. Matbah-ı Keykâvûs'unda seksen fakr-ı pâ-bürehne aşbâzları var kim her biri birer pâdişâha lâyıh aşbâz-ı şehbâzlardır. Rûz-merre merreteyn âyende vü revendegâna pilav ve çobra ve herse ve nân-ı bî-imtinânları mebzûldur. Fakîr hânı bu âsitâneye getirüp ziyâret etdikde "Ahdim olsun bu girdâb-ı berzahdan halâs olursam bir altun kandîl düzdürem." deyü va‘d eyledi. Hakkâ ki ol âsitânede niçe bin aded musanna‘ maslûbât-ı âvîzeler var kim her biri birer şâhın ve birer hânın yâdigârıdır. İmâretinde Tahmas Şâh'ın bir kazganı var. İçine beş ayak nerdübân ile inilir. Ve yevm-i âşûrada içine otuz sığır koyup tabh edüp fukarâya bezl ederler. Hakîr bu âsitâne-i makâm-ı Rızâ'ya kendi hüsn-i rızâmla bu zerd rûyimi sürdükde hâtıra bu ebyât hutûr edüp rûy-ı dîvâra kalem-i sehvimle tahrîr etdim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a ·
metinde göster ·
ta‘âmı ulemâya mebzûldür ve bir mekteb dahi Melek Ahmed Paşa'nındır kim her ser …
Ve bir medrese dahi Melek Ahmed Paşa'nındır kim imâretinde ta‘âmı ulemâya mebzûldür ve bir mekteb dahi Melek Ahmed Paşa'nındır kim her ser-i sâlde sıbyân-ı tıflân-ı püserânlara birer kat ıydiyye esvâbları mu‘ayyendir ve bir tekye-i Halvetî dahi Melek Ahmed Paşa'nındır ve bir hammâm Melek Paşa kapucular kethüdâsı Osmân Ağa'nındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
Bu dergâhın yigirmi bir guruş evkâfı olmak ile imâretinde ni‘met-i nefîsesi âyende vü revendeye mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl ni‘meti mebzûl olduğundan fukarâsı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68a ·
metinde göster ·
ni‘met-i nefîsesi cemî‘i pîr ü cüvâna ve bay u gedâya ni‘metleri mebzûldur. Hak …
Şeyhi (---)(---) efendi hazretleri bir âlüfte ve âşüfte sâhib-i kemâl azîz-i muhteremdir. Bu âsitânenin evkâf-ı kesîresi olmağın matbah-ı imâretinde ni‘met-i nefîsesi cemî‘i pîr ü cüvâna ve bay u gedâya ni‘metleri mebzûldur. Hakkâ ki bâğ-ı İremden nişân verir bir hânkâh-ı meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227a ·
metinde göster ·
… mmûz'da suyu buz pâresidir. Bu haremin etrâfında dâru't-tedrîs hücreleridir. Ve
imâretinde
ni‘meti subh u mesâ mebzûldür.
Ve câmi‘in solundaki harem içre bir âb-ı hayât su sarnıcı var. Mâh-ı Temmûz'da suyu buz pâresidir. Bu haremin etrâfında dâru't-tedrîs hücreleridir. Ve imâretinde ni‘meti subh u mesâ mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
… medrese ve mekteb-i sıbyânı cümle kurşumlu kârgîr binâ-yı azîm hayrâtlardır. Ve
imâretinde
ni‘meti subh u şâm müsâfirîne ve mücavirîne mebzûldür. Sinân Paşa bu binâları i …
Hânları ve hammâm imâreti ve medrese ve mekteb-i sıbyânı cümle kurşumlu kârgîr binâ-yı azîm hayrâtlardır. Ve imâretinde ni‘meti subh u şâm müsâfirîne ve mücavirîne mebzûldür. Sinân Paşa bu binâları inşâ ederken bu diyârın Etrâk'inden muğber-hâtır olup "Bu Sıçanlı'dan ne hâsıl ola kim yeyeler" deyü buyurmuşlar. Andan Sandıklı belin aşup beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y18b ·
metinde göster ·
şîr-i hûrmâ ve katr-ı nebât ta‘yîn eder. Yine böyle iken câmi‘ine cemâ‘at gelme …
Bu câmi‘i Hâkim Bi-emrillâh binâ edüp cemâ‘atine imâretinde şîr-i hûrmâ ve katr-ı nebât ta‘yîn eder. Yine böyle iken câmi‘ine cemâ‘at gelmez. Bilâhire câmi‘-i Ezher'i mezbele ile doldurup cümle cemâ‘atin kendü câmi‘ine doldurur. Cümle ulemâya nisyân gelüp câmi‘-i Ezher'deki melekeyi bulamazlar. Âhir birer birer Hâkim câmi‘inden firâr edüp câmi‘-i Ezher'de zebîl üzre tilâvet-i ulûm ederler. Ve câmi‘-i Ezher'den mezbeleyi arkaları ile taşıyup mesken ederler. Âhir bu hâl üzre niçe müddet geçinüp bir gün Hâkim Bi-emrillâh'ı emrullâh ile sene 717 târîhinde katl edüp ahâlî-i Mısır şûr-ı şerrinden halâs olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y92b ·
metinde göster ·
… meşâyihânı cümle sekiz yüz âdem evkâf-ı Bedevî'den vazîfe ve cirâye alurlar. Ve
imâretinde
yevmiyye üç erdeb buğday ve bir erdeb mercimek ve bir sığır ve beş koyun tabh o …
Ve Bedevî câmi‘inin bir imâreti var, âyende ve revendeye ve cümle fukarâya merreteyn buğday ve mercimek şorbası ve birer nân pâresi mebzûldür. Câmi‘in e’imme ve hutebâsı ve meşâyihânı cümle sekiz yüz âdem evkâf-ı Bedevî'den vazîfe ve cirâye alurlar. Ve imâretinde yevmiyye üç erdeb buğday ve bir erdeb mercimek ve bir sığır ve beş koyun tabh olup mevlûd günleri fukarâya bezl olunur. Ammâ sâ’ir zamânda kifâyet mikdârı tabh olup sofra-i bî-imtinânı fukarâ ve mesâkîn ve zu‘afâya mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288a ·
metinde göster ·
azîm kazganları var kim yevm-i mevlûdda içine üçer dörder câmûs eti ve onar gan …
Ve bu âsitânenin imâretinde azîm kazganları var kim yevm-i mevlûdda içine üçer dörder câmûs eti ve onar ganem eti koyup ve niçe kazgan buğday çorbası tabh olunup ve yigirmi bin hurde etmek pişüp cemî‘i fukarâ ve mesâkînlere sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. On gün on gece bu hâl üzre ta‘âm bezl olur. Ammâ sâ’ir zamân bir kazgan ades ve hınta çorbası ve üç bin nân mücâvirîn ve zu‘afâ ve mesâkîn ve talebelere bezl olur. Zîrâ haremin cânib-i erba‘asında yüzden mütecâviz fukarâ ve talebe hücreleri vardır. şeb [ü] rûz ilme ve tâ‘at ü ibâdete meşgûl sulehâ-yı ümmetden kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y302b ·
metinde göster ·
… -ı kadîm ve minberi haşeb ve ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin evkâfı metîndir,
imâretinde
ni‘meti hâs u âma ve bay [u] gedâya mebzûldür.
Bu câmi‘in üç aded kapusu var. Kubbe kapusu nerdübânlarında Nîl'den âbdest alınır. Ba‘zı mahalde Nîl tuğyân edüp câmi‘e dâhil olur. Mihrâbı tarz-ı kadîm ve minberi haşeb ve ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin evkâfı metîndir, imâretinde ni‘meti hâs u âma ve bay [u] gedâya mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y346b ·
metinde göster ·
… Arab u Acem'de meşhûr ve du‘â müstecâb olacak mahaldir. Evkâf-ı kavî olduğundan
imâretinde
ni‘meti ulemâ ve fukarâ ve mesâkîne merreteyn mebzûldür. Ammerahullâh ila'nkırâ …
Bu câmi‘in içinde subh [u] mesâ cemâ‘at-i kesîre ile mâl-â-mâldir. Zîrâ tâlib-i ilm kânıdır. Kırk elli yerde gûnâ-gûn fünûnlar görülür. Hasbî vazîfe-i mu‘ayyeneli ders-i âmları vardır. Ve şeb [ü] rûz yüz iki yüz hatm-i şerîf tilâvet olunur. Hâfız-ı Kur’ân a‘mâ-yı mâderzâdları vardır. Bu câmi‘ gûyâ Mısır'da câmi‘-i Ezher'dir kim bu şehrin âb-ı rûyidir. Kân-ı ulemâ vü sulehâ olduğu Arab u Acem'de meşhûr ve du‘â müstecâb olacak mahaldir. Evkâf-ı kavî olduğundan imâretinde ni‘meti ulemâ ve fukarâ ve mesâkîne merreteyn mebzûldür. Ammerahullâh ila'nkırâzı'd-devrân. Andan yine sâhil-i Nîl'de bir zemîn-i âlî üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b ·
metinde göster ·
… deyr-i kebîr vardır, hâlâ eser-i âsârları vardır kim bir deyr-i dârdır. Zamân-ı
imâretinde
üç yüz altmış altı kapusu var imiş, her kapu birer gûne ma‘âdinden imiş, çoğu a …
Ve bu kal‘a garbında bir deyr-i kebîr vardır, hâlâ eser-i âsârları vardır kim bir deyr-i dârdır. Zamân-ı imâretinde üç yüz altmış altı kapusu var imiş, her kapu birer gûne ma‘âdinden imiş, çoğu altun ve gümüş imiş. Her gün bir bâb küşâde, ol kapudan girüp âyîn-i kadîmlerin ederlermiş, ve bir yılda kapular küşâde olması tamâm olurmuş. Ve bu kenîse içre on iki bin ruhbân ve bıtrîk ve kıssîs ve papa ve patirgâh ve keşîş-i ladika ve mitrepolid ü pelîd ve kala yoroz nâm keşîşleri var imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·