… yigirmi gece sohbet edüp cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân kuyumcularından bu teferrüce
imdâd edüp
üç yüz kîse masrûf olup on iki bin halîfe mezâhib-i gûnâ-gûn sâhib-i post olup …
{Der-sitâyiş-i teferrüc-i zergerân:} Ve bu Kâğızhâne çemenzârında kırk senede bir esnâf-ı zergerân bu fezâya cem‘ olup kânûn-ı kuyumcu Süleymân Hân üzre yigirmi gün yigirmi gece sohbet edüp cemî‘i diyâr-ı Âl-i Osmân kuyumcularından bu teferrüce imdâd edüp üç yüz kîse masrûf olup on iki bin halîfe mezâhib-i gûnâ-gûn sâhib-i post olup revâne olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
… pır hasırları ve balık turşusu fıçıları ve gemi keresteleri var idi. Cümle halk
imdâd edüp
cümle mezkûr eşyâları deryâya atdılar ve iki yüzden mütecâviz sağîr ve kebîr üs …
Şimâl cânibinde Ayaya dağları ve Balıklava kurbunda Suluyar dağları gâ’ib olup Sinop ve Amasıra dağları dahi önümüzde nâm [u] nişânı yok bir girdâb-ı elîmde kâh eyyâm-ı muvâfık ve kâh eyyâm-ı nâ-muvâfık ile bir gün bir gicede deryâ-yı bî-emân içre çalkanup ne cânibe gideceğimiz nâ-ma‘lûm oldu. Âhirü'l-emr "Ol engîn nâ-mübârekde ne reh ne râhber peydâ" mazmûnunca güneş deryâda doğar ve deryâda batar. Bu gûne bir girdâb-ı gamda talattum-ı deryâ ile serserî gezerken hikmet-i Hudâ gün doğusu rûzgârı tarafında evc-i semâda kara bulutlar zâhir olur. Zifoz ve ra‘d u berkli sağanaklar ve kırıntılı üçerleme kumlar peydâ olunca cümle keştîbânların reng-i rûyları mütegayyir olup ellerin ovmağa başladılar. Ve geminin kıçı tarafında pusula ve kıble-nümâlarına nazar edüp birbirlerine nazar edüp cân bâzârı mu‘âmeleleri etmeğe başladılar. Hemân Dede Dayı nâm bir ihtiyâr-ı umûr-dîde keştîbân eydür "Bre dayılar! Ne havfe düşersiz? Hudâ Kerîm'dir. İşte kırıntı ve sağanak gelmededir. Mayna alaburta" deyüp hemân cümlesi bir yire cem‘ olup alaburta iplerini indirüp alaburta direği dahi aşağı indi. Ammâ temevvüc-i derya inmeyüp dibelik müştedd olmada. Hemân gemi üstünde azîm yapağı çuvalları ve papır hasırları ve balık turşusu fıçıları ve gemi keresteleri var idi. Cümle halk imdâd edüp cümle mezkûr eşyâları deryâya atdılar ve iki yüzden mütecâviz sağîr ve kebîr üserâları gemi üstünden der-anbâr edüp anbar kapağın sedd etdiler. Hamd-ı Hudâ gemi sehl-i hıffet buldu. Ammâ yine talattum-ı deryâ evc-i âsumâna berâber gelüp ziyâdesiyle cûş [u] hurûşa başladı. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 264b ·
metinde göster ·
Kadîm-i evvelde bunlara kayser-i Rûm derlerdi. Zîrâ Erzurûm'a ve Sivas'a ve Kayseriyye ve Konya şehirlerine mâlik olmağıla Kayser-i Rûm derlerdi. Birkaç kral cem‘ olsa kayâsıra derler. Ammâ bu Takyanus Rûm pâdişâhlarından olup tahtgâhı Roma ve Antakıyye idi. Târîh-i İskender-i Yunanî'nin sene 595 kral-ı dâl olup zulmünden Ashâb-ı Kehf âyet nass-ı kâtı‘ üzre ArapçaArapça mâ sadakı üzre yedi sekiz aded Ashâb-ı Kehf firâr etdikleri cemî‘i tefâsîrlerde mastûrdur. Ve bu Takyanus putperest idi ammâ mudârâdan millet-i mesîhiyye ve ehl-i Şâm ve Mısır'ı kırup kenîseleri harâb ederdi. Anların mâlıyla İskenderiyye üzre varup kendüye âsî olan vezîri hileyle katl edüp İskenderiyye sâhibi olup diyâr-ı Mısr'ı Buhtunnasr gibi harâb edüp andan diyâr-ı Acem'e bir vezîrin serdâr edüp Şapur Şâh ile ceng-i azîm edüp Şapur Şâh'ı katl ve cümle ehl-i ıyâli ve hazînesin Takyanus'a gönderüp ol mâl ile bu Antakıyye kal‘asın dahi ziyâde imâr edüp âhir yiğirmi sene kral olup cebbâr olduğundan dişlerinin etleri dökülüp mürd olup yerine veled-i pelîdi Karnibal kral olup iki yıldan ol dahi mürd olup kayâsıralar bunda inkırâz bulup devlet millet-i Mesîhiyye Nasârâsına müyesser olup Kostantin-i Kübra kral olup âyîn-i İsâ icrâ edüp ibtidâ Nasrânî bu Kostantin olup cümle Takyanus putların kırmışdır ve cemî‘i heyâkilleri âteşe yakmışdır ve yerlerine kenîseler yapmışdır ammâ Takyanus'dan} sonra Buhtunnasr evlâdları Antakıyye'i harâb edüp niçe mülûk destine girüp Âl-i Kayasıra-i Nasârâlar destinde iken Hazret-i Ömer hilâfetinde Kuds-i Şerîf feth olup Hâlid b. Velîd ve Esved b. Mikdâd ve Ebû Ubeyde ibn Cerrâh niçe bunun emsâli ashâb-ı güzînin güzîdeleri gelüp ceng-i azîmler edüp kimi feth edüp kimi bî-feth Medîne'ye avdet edüp âhir sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd üç kerre yüz bin asker ile Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî ile gelüp ceng-i azîm ile feth eyleyüp cümle küffârın dendân-ı tîğden geçirdiler ve Şehzâde Me’mûn'u hâkim nasb edüp Hârûnu'r-Reşîd yine Bağdâd'a gidüp merhûm olunca küffâr yine kal‘a-i Antakıyye'ye istilâ eyledi. Âhir Şâm pâdişâhı Nûreddîn eş-Şehîd hazretleri dest-i kefereden feth etdi. Ol merhûm olup Yûsuf Selâhaddîn Mısır sultânıyken Kudüs'ü ve Şâm Tarablus'u ve bu Antakıyye'ye küffâr-ı Frenk istîlâ edüp {Âl-i Türkmâniyân ki cümle beş neferdir, bunlardan biri Emîr Kerboğa'dır deryâ-misâl azîm asker ile kal‘a-i Antakıyye'i küffârdan istihlâsa geldikde Frenk-i pür-cenk elinde münhezim olup âr u gayret-i hamiyyetinden Haleb tahtın bırağup sene 495 târîhinde Acem diyârının Isfahân-ı nısf-ı cihânına giderken şehr-i Hoy'da merhûm olup anda medfûndur}. Ba‘dehû Selâhaddîn Yûsuf Mısır'dan deryâ-misâl asker ile gelüp Kudüs'ü ve Tarablus Şâm'ı ve bu Antakıyye'i feth edüp tâ Mısır pâdişâhlarının Çerâkizelerinden Sultân Gavrî hilâfetine dek Mısır pâdişâhlarının elinde kalup Selîm Şâh-ı Evvel Acem'le cenk ederken Mısır Sultânı Gavrî kızılbaşa imdâd edüp Çıldır sahrâsında Selîm Şâh Gavrî'nin Acem'e imdâdı sebebiyle münhezim olmuşken bi-emrillahi Te‘âlâ nesîm-i fursat Selîm Şâh üzre esüp Şâh İsmâ‘îl münhezimen firâr edüp kırk bin mikdârı güzîde Mısır askeri kılıçdan geçüp Selîm Şâh mansûr [u] muzaffer avdet edüp "Kızılbaşa imdâd eden müslim geçinen âdemin katli vâcibdür" deyü Kemâlpaşazâde Ahmed Efendi'den fetvâ-yı şerîfler alup Bismillah ile niyyetü'l-gazâ deyüp sene-i âtîde Mısır'da Gavrî'ye elçiler gönderüp elçileri de katl etdüğü haberi Selîm Şâh'a gelince bir fetvâ-yı huccet [ü] bürhân dahi ele alup yer götürmez asker ile ibtidâ Göksun yaylasında Mar‘aş pâdişâhı Sultân Alâüddevle'i bozup kırk bin Türkmân eşirrâsın katl edüp Alâüddevle'nin bî-devle başıyla yetmiş boy beğleri başıyla Mısır'da Gavrî Hân'a gönderüp "Hâzır ol vaktine!" dedi. Gavrî dahi Selîm Hân'ı Mercidâbık'da dört kerre yüz bin benî Âdemle karşulayup Hazret-i Dâvûd-ı Nebî Câlût Melik ile ceng etdüğü yerde bir ceng-i Selîm ü Gavrî oldu kim Gavrî bu cengin gavrına ermeden kal‘a-i Haleb'e ancak yedi yüz Çerâkes-i nâkes ile bî-kes olup firâr etdiler. Selîm Şâh akîbine düşüp Haleb'i emân ile feth edüp Yûnus Paşa'ya dahi bu Antakıyye'nin miftâhların teslîm edüp niçe kerre yüzbin altun ile ahâlî-i vilâyet hedâyalar ile Haleb altında Selîm Hân'a gelüp du‘â vü senâ ile hedâyâların arz edüp Vâli-yi Antakıyye Bıyıklı Mehemmed Paşa olup Haleb eyâleti tahrîr olundu. İşbu feth-i fütûh sene 922 târîhinde feth-i Antakıyye vâkı‘ olmuşdur. İlâ hâze'l-ân dest-i Âl-i Osmân'da Haleb vâlîsi hâs-ı hümâyûnun voyvadalığı hükûmetinden üç yüz âdem ile zabt [u] rabt eder ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Niçe kerre beş yüz pâyesiyle niçe mollalara arpalık ihsân olunmuşdur. Mezâhîb-i erba‘adan şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi vardır ve kal‘a dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları vardır. İçil olmağile kifâyet mikdârı cebehânesi ve sağîr ü kebîr yigirmi pâre mecrûh şekilli topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 22a ·
metinde göster ·
… esîr olan ümmet-i Muhammedler dahi bizim gemiler sarıldığın göricek anlar dahi
imdâd edüp
bu vak‘ada bizden bir âdem şehîd olmadan on pâre şaykalar feth olup azîm şâdumâ …
Hikmet-i Hudâ bu gûne zevk-i surûr-ı safâda iken deryâdan on pâre Urus şaykaları nümâyân olup kal‘a-i Varna deyüp gelmede. Meğer bunlar Kavarna iskelesi câniblerin nehb ü gârete gidüp bu Varna ahvâlin istimâ‘ edüp var kuvveti bâzûya getirüp imdâda gelirken hemân paşa-yı kâr-âzmûde küffârdan alınan yigirmi altı pâre Urus şaykalarına sekbân ve sarıcadan pür-silâh seksener {aded} fitoz ve bahâdır fetâlar koyup Varna kal‘ası limanında yatan yigirmi pâre şayka ve karamürsellerin sandallarına yigirmişer aded pür-silâh yiğitler koyup cümle Varna gemicilerin küreğe koyup limanlı havâ-yı latîfde Kazak firkateleri kal‘a altına gelirken bunlar dahi âmedânî kal‘a limanından kâfire kırk pâre gemi karşu çıkup bunlar anlara Kazaklar bunlara bir yaylım kurşum elbeştisi edüp sadâ-yı Allâh Allâh ile aslâ kâfire amân vermeyüp on pâre gemileri feth etdiler, zîrâ bu mel‘ûnlar Kavarna {şehri} altında ceng edüp içlerinde yaralı ve bereli kâfirleri olup cenge iktidârları olmayup keştîbânlık edecek ve âlât-ı levâzımât-ı bâdbânların ve cümle âlât-ı halatın kullanmağa ve içlerinde "orsa poca" demeğe hükm-i hükûmât eder hatmanları bile mürd olup {mukaddemâ gemiler} içinde esîr olan ümmet-i Muhammedler dahi bizim gemiler sarıldığın göricek anlar dahi imdâd edüp bu vak‘ada bizden bir âdem şehîd olmadan on pâre şaykalar feth olup azîm şâdumânlar edüp küffârın haçlı bayrakların ser-nigûn ederek dankiyolar çalup top u tüfeng şâdumânları edüp yine sâlimîn ü gânimîn on pâre şayka ile Varna limanına lenger 30a endâht olup şâdumân-ı top u tüfeng ve fişengden şehr-i Varna murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde {kalup} ba‘dehû paşanın serâperdesi gelüp cümle ordu-yı İslâm tınâb tınâba çıt-a-çıt kurulup ceng-i harbî tablları döğülüp dîvân-ı pâdişâhî oldukda ibtidâ Yûsuf Kethüdâ'ya bir semmûr hil‘at-i fâhire ve kapucular kethüdâsına ve sâ’ir kapucubaşılardan yigirmi ağaya ve yetmiş bayrak bölükbaşılarına birer hil‘at-i fâhire ve ihsân-ı vâfireler ile behremend [ü] behreyâb olup baş dil getiren garîb yiğitlere kırkar guruş ve birer gümüş çelenk ile ser-firâz etdiler ve sandalların imdâd veren yigirmi pâre şayka kapudanlarına birer hil‘at ve kürek çeken levendâtlarına onar guruş in‘âm olunup Kazak-ı Ak'ın şaykalarında {esîr} bulunan ümmet-i Muhammed esbâbların başka yığup esîr olan ibâdullâh halâs olduklarına hamd [ü] senâ ederken cümle ibâdullâha isbât etdiği mâlların verüp niçesine harçlık ihsân edüp herkes gemiler ile vatan-ı aslîlerine revâne oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29b–30a ·
metinde göster ·
… an askerimle mükellef ü mükemmel kapun askeriyle Leh seferine gidüp Leh kralına
imdâd edüp
Rakofçi nâm la‘înin hakkından gelmek içün fermân-ı hümâyûnum sâdır olup bir sem …
"Sen ki Melek Ahmed Paşa lalamsın, hatt-ı şerîf-i sa‘âdet makrûnum vusûl buldukda bir ân durmayup Leh memleketine Tatar Hân Mehemmed Giray ile serdâr-ı mu‘azzamım olup cümle eyâletin sancağı askeri ile ve birden bine ve binden yüz bine varınca eli berâtlı olan askerimle mükellef ü mükemmel kapun askeriyle Leh seferine gidüp Leh kralına imdâd edüp Rakofçi nâm la‘înin hakkından gelmek içün fermân-ı hümâyûnum sâdır olup bir semmûr kürk ve bir kılıç ve haftân ve sorguc-ı pâdişâhî ve cebehâne-i âmiremden iki bin tüfeng ve bin aded şemşîr ve bin aded mızrak ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar ile yüz katar deve ve yüz katar katır ve on tavla at ve yigirmi oda kapukulum yeniçerilerinden ve sağ ve sol gurebâların dörd aded aşağı bayrak sipâhîleriyle bir otağ-ı pâdişâhî irsâl etmişim. Gerekdir kim bir ân durmayup Leh kralı imdâdına Tatar Hân ile haberleşüp yetişesin" deyü hatt-ı şerîf ve emr-i pâdişâhî ve Köpürlü Paşa mektûbları kırâ’at olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34a ·
metinde göster ·
… üp "Melek Lalam 38b Allâh işin âsân getirüp Leh kralı dostumuza Tatar hân ile
imdâd edüp
basîret üzre olasın" deyü du‘ânâme hattı gelüp ol gün yine Tatar hândan Aliş Ağ …
Ertesi gün Âsitâne tarafından hatt-ı şerîf ile bir kapucubaşı gelüp "Melek Lalam 38b Allâh işin âsân getirüp Leh kralı dostumuza Tatar hân ile imdâd edüp basîret üzre olasın" deyü du‘ânâme hattı gelüp ol gün yine Tatar hândan Aliş Ağa nâm bir bartır carlıklar getirüp eyle tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38a–38b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Âl-i Osmân'ın ibtidâ tulû‘u sene (---) târîhi olunca bu kal‘anın sene-i mezbûrda tâli‘in yoklayup eyle buldular kim Türk'de sâhib-i zuhûr olan Osmân'ın oğullarından Sarı Süleymân Igrando Kostantinapol bu Budin'i ve etrâfında olan cemî‘i kal‘aları alalar, ammâ Beç kal‘asın alamayup gideler. Çünki Beç kal‘asının tâli‘in ilm-i nücûm ile böyle bulup cümle kral-ı dâller bir yere gelüp turvin ü meşveret edüp Budin kralı olan Koca Milon Poturi Mikloş Krala cümle krallar ve dahi İspanya'da Rim papası ve gayri irşekler ve banlar ve hersekler ve cümle şaglar bâtıl dînlerinin aşkına Meryem Ana ve Hazret-i Îsâ gayretine mezkûr krallar ve banlar imdâd edüp ilm-i nücûmda buldukları takdîri sû-i tedbîrleriyle bozmak içün kal‘a-i Budin'i eyle metîn ü müstahkem edüp gûyâ sedd-i İskender edüp derûn-ı şehirde olan hâne-i menhûsları ve cümle düyûrların serâpâ altun ve gümüş derveze ve revzen ve şebekeli kâ‘alar ile ârâste ve cümle zer ü halkârî münakkaş dekâkînler ile pîrâste edüp cümle esvâklarını Hind füsûskârîsi gibi serâpâ murassa‘ zemîn döşeyüp şehre aslâ hayvânâtdan at ve katır ve arabalardan bir şey girmemek üzre "Hâmân ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve İsvet Nikola ve Sarı Saltık'un la‘neti olsun" deyü tenbîhler edüp cümle a‘yân-ı kefere şehr-i Budin'e piyâde girirler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73b ·
metinde göster ·
Hazret-i Îsâ dahi ricâların kabûl edüp ve ricâlü'l-gayb dahi
imdâd edüp
cümle kâfirleri ricâları üzre tutup asâkir-i İslâma kelle ve paçaların ve niçe …
Hazret-i Îsâ dahi ricâların kabûl edüp ve ricâlü'l-gayb dahi imdâd edüp cümle kâfirleri ricâları üzre tutup asâkir-i İslâma kelle ve paçaların ve niçe kapudanlar ve goroflar ve banlar ve herseklerin askere teslîm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a ·
metinde göster ·
"Kalkın ümmet-i Muhammed, bayram kurbânı gazâsına gidelim ve ümmet-i Muhammed'e
imdâd edüp
gazâ-yı ekber edelim" deyince hemân du‘â etmeden ve hutbe tamâm olmadan cümle g …
"Kalkın ümmet-i Muhammed, bayram kurbânı gazâsına gidelim ve ümmet-i Muhammed'e imdâd edüp gazâ-yı ekber edelim" deyince hemân du‘â etmeden ve hutbe tamâm olmadan cümle guzât tarfetü'l-ayn içre mukaddemâ pür-silâh idiler, niçe bini piyâde ve niçe yüzü atlı ol ân dağlara düşüp ikinci sâ‘atde Loboşka nevâhîlerinde (---)(---) nâm köyde küt-â-küt cenge râst gelüp küffâr henüz galebe mahallinde iken bir kerre guzât-ı müslimîn Hızır gibi yetişüp "Allâh" deyüp kâfire yetişüp kâfir gördü kim Türk bayram gününe bakmayup yine cenge geldiler ve kâfire kılıç ile girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167a ·
metinde göster ·
… zır gibi yetişdin. Bizim bu kal‘ada olan ehl [ü] iyâlimiz bile cân baş ile bize
imdâd edüp
ehillerimiz bile bizimle ceng edüp üç yüzden ziyâde hâtûnlarımız ve kızlarımız …
"Devletli vezîr, sen safâ geldin ve Hızır gibi yetişdin. Bizim bu kal‘ada olan ehl [ü] iyâlimiz bile cân baş ile bize imdâd edüp ehillerimiz bile bizimle ceng edüp üç yüzden ziyâde hâtûnlarımız ve kızlarımız şehîde olup hâlâ niçe yüzü top ve kumbara serpindisinden mecrûhalardır. Anlara da ihsân eyle" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde olup ol Hâtem-i Tay sâhib-i kerem, ehl-i himem on kîse dahi kemâl-i kereminden Kanije'nin havâtînlerine ihsân edüp ol ân cemî‘i yakın sancaklara ve karîb kazâlara yüz dâne maslahat-güzâr ağalar her sancaklara emrlerle pârekende ve perîşân olup Kanije'ye ale'l-acele zahîre getirmeğe gitdiler. Ve Sadrıa‘zam Kanije kal‘asın seyr [ü] temâşâya gidüp vîrân hâlde görünce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179a ·
metinde göster ·
… 'l-aktâb ve ümenâ ve evtâd u nücebâ ve nukebâ vü büdelâ ve cümle cündullâh dahi
imdâd edüp
cümle leşker kal‘aya hücûm edüp yürüdüler.
Cümle ricâlü'l-gayb ve ervâh-ı enbiyâ ve evliyâ ve kutbu'l-aktâb ve ümenâ ve evtâd u nücebâ ve nukebâ vü büdelâ ve cümle cündullâh dahi imdâd edüp cümle leşker kal‘aya hücûm edüp yürüdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 187b ·
metinde göster ·
Ammâ küffâr müneccimleri, "Türk askeri gelir, ammâ Tatar bize
imdâd edüp
Türk'ü bozar 56a ve Türk vezîrlerin kırup esîr ederiz. Ve bir azîmü'ş-şân bu …
Ammâ küffâr müneccimleri, "Türk askeri gelir, ammâ Tatar bize imdâd edüp Türk'ü bozar 56a ve Türk vezîrlerin kırup esîr ederiz. Ve bir azîmü'ş-şân bu kal‘a sebebiyle gâ’ib olup Türk'den çok kal‘alar alırız" deyü papas ve ladika müneccimleri böyle derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55b–56a ·
metinde göster ·
… una cereyân edüp Akdeniz'e karışa, deyü Yanko dahi bu yollara İslâmbol kurbunda
imdâd edüp
Tuna gelmesine Yanko muntazır olduğun karındaşı olan Yanvan'a haber gönderir.
Hemân ol ân Alman'ın yedi krallık yerinden ve Filimenk ve İsfaç ve Çeh ve Leh ve Tot ve Korol ve Macar ve Maskov ve Rus Sol‘ât-ı menhûsundan on kerre yüz bin âdem ummâl ve bennâlar me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla bu Tuna nehrinin eyyâm-ı Temmûz'da tenezzülde olduğu mahalle gelüp ibtidâ bu Demirkapu nâm mahalde bir bâb-ı cedîdi yapup andan içeri tâ Vidin ve Nigebolı ve Torvakutaran dağların ve Kızankaya balkanların on kerre yüz bin benî âdem hendese ilmi üzre mezkûr vilâyetler dağlar delüp Karnabat kasabası ensesinde dağları dahi delüp niçe yerlerindeki derelere sedd-i Nemrûd kemerler yapup bir yılda Tuna suyu yolları Istıranca dağlarına dahi âlî ensesinde hâlâ amâr ola[n] ceyşli köy bayırlarına andan İslâmbol'a bir merhale 97b kala yerde hâlâ Âzâdlı nâm ma‘mûr karyeye Tuna yolları gelüp andan aşağı İslâmbol'a varınca yokuş aşağı gitmesi âsân olup yolları rûy-ı arza çıkup Taklalı köy derler andan Tuna geçüp Topkapusu'yla Edirnekapusu mâbeynindeki kirdesinden akup kal‘anın dîvârındaki demir kafeslerden İslâmbol'un iç hisârı olan hâlâ İslâmbol'dur andan Yenibâğçe içinden Aksarây deresinden Lanka'nın üç aded kal‘ası ortasından Tuna cereyân edüp Akdeniz'e karışa, deyü Yanko dahi bu yollara İslâmbol kurbunda imdâd edüp Tuna gelmesine Yanko muntazır olduğun karındaşı olan Yanvan'a haber gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 97a–97b ·
metinde göster ·
bu Eski Kırım'ı eyle ma‘mûr [u] âbâdân ederler kim gûyâ cezîre-i Kırım'ın bezzâ …
Ba‘dehu cümle Hıtâ ve Hoten'de ve Îrân u Tûrân'da ve diyâr-ı Belh u Buhârâ ve Horâsân'da olan cemî‘i sevdâgerler Özbek pâdişâhı oğlunun Kırım cezîresinde bir kal‘a ve bir şehr-i mu‘azzam etmeğe mübâşeret etdiğin mezkûr bâzergânlar işidüp Kırım'a gelüp şehzâdeye mâl-ı firâvânlar ile imdâd edüp bu Eski Kırım'ı eyle ma‘mûr [u] âbâdân ederler kim gûyâ cezîre-i Kırım'ın bezzâzistânı olup bir yılda yedi kerre yüz bin Özbek ve Moğol ve Boğol ve Kıpçağ u Kumuk ve gayri diyâr kavimleri cem‘ olup günden güne bir sevâd-ı mu‘azzam olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
… Noğay tâ’ifesi konup göçerlerdi. Ve asker-i İslâma Azak altında zahîre taşıyup
imdâd edüp
üç akçeye okkası misk gibi kokar say yağ verirlerdi. Ve ol zamân bu vâdîlerde e …
Ve bu mahallerde mâ-tekaddem sene 105(...) târîhinde Azak kal‘asın feth etdiğimizde bu altı su boyunda kavm-i Ulu Noğay ve Kiçi Noğay ve Urumbet Noğay ve Şıdak Noğay ve Yaman Sadak Noğay ve Deveyeli ve Nevrûzeli ve Çobaneli ve Arslan Beğeli ve niçe yüz kavm-i Noğay tâ’ifesi konup göçerlerdi. Ve asker-i İslâma Azak altında zahîre taşıyup imdâd edüp üç akçeye okkası misk gibi kokar say yağ verirlerdi. Ve ol zamân bu vâdîlerde eşimler kazup suların içerlerdi ve konup göçerlerdi. Ammâ şimdi Kalmık derdinden nehr-i Kuban'dan beri bu Heyhât sahrâsına geçmeyüp gayri çerâgâhlar edinmişlerdir, zîrâ bu edîm-i Arapça dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
Rûm keferesi ellerinden kal‘a-i İskenderiyye'yi ve kal‘a-i Reşîd'i ve kal‘a-i D …
Gerçi hâlâ İsevîler olup kitâb-ı İncîl ve Zebûr ve Furkân okurlar ammâ Tevrât okumazlar ve müselmâna mahabbet ederler, ammâ Rûm ve Yahûdîleri sevmezler. Hattâ Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs hazretleri serdâr-ı mu‘azzam olup sene (---) târîhinde Mısır üzre geldikde Kıptî meliklerinden Mukavkıs Melik, Amr ibnü'l-Âs hazretlerine imdâd edüp Rûm keferesi ellerinden kal‘a-i İskenderiyye'yi ve kal‘a-i Reşîd'i ve kal‘a-i Dimyât'ı ve kal‘a-i Askalân'ı ve şehr-i Hâsân'ı ve şehr-i Yâfa ve şehr-i Mısır'ı Rûm elinden Amr ibnü'l-Âs'a feth etdirdiler, ya‘nî İslâm kavmine mahabbetleri vardır, ammâ kendileri hâlâ İsevîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 210a ·
metinde göster ·
… idâl esnâsında iken Ciniviz Frengi bin pâre gemi ile Selânik'e gelüp Yahûdîlere
imdâd edüp
Rûmlar Selânik'e zafer bulamadılar.
İçlerinde bir Karâyî mezhebinde bir Yahûdî mâlik var idi. Akdeniz içinde Sakız cezîresinde Ciniviz Frengi pür-cengî kefereleriyle yek-dil [ü] yek-cihet olup Selânik kal‘asına müstakillen mâlik olup yetmiş sene dahi Yahûdîler Selânik'e hükm edüp Arz-ı Mukaddese'de bir kavm-i Cuhûd kalmayup bizim Selânik diyerek Rûmeli mâl-â-mâl kavm-i Yahûd olunca hemân Rûm krallarından Ağıştaş nâm kral Makedonya şehrinden ya‘nî Filibe şehrinden hurûc edüp altı kerre yüz bin Rûm keferesi leşkeriyle Selânik üzre gelüp muhâsara edüp ceng-i cidâl esnâsında iken Ciniviz Frengi bin pâre gemi ile Selânik'e gelüp Yahûdîlere imdâd edüp Rûmlar Selânik'e zafer bulamadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 223a ·
metinde göster ·
… e Raba suyu cenginde kırup cümlesin Raba suyuna döküp Nemse çâsârı inpiratoruna
imdâd edüp
dîn-i Îsâ kavmiyle Türk'e gâlib olduk. Eğer bize Kandiye kal‘asının nısfın verü …
"Biz Türk askerin Alman vilâyetinde Raba suyu cenginde kırup cümlesin Raba suyuna döküp Nemse çâsârı inpiratoruna imdâd edüp dîn-i Îsâ kavmiyle Türk'e gâlib olduk. Eğer bize Kandiye kal‘asının nısfın verüp bu kal‘a içre bizim de bir v[ez]îrimiz oturup Kandiye kal‘asında hükm-i hükûmât ederse kal‘adan taşra çıkalım, cümle Türk'ü kıralım. Kandiye kal‘asın Türk elinden kurtaralım" dediklerinde Kandiye cenerali eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297b ·
metinde göster ·
… nlar dahi bizlere yardım edüp fi'l-helâl yüzüp dahi [[(---) (---)]] gelüp (...)
imdâd edüp
fî'l-hâl dahi (---)(---) dahi gelüp (...) imdâd edüp fî'l-hâl iki kaplan deris …
Hakîr bu hâli görüp şükr-i Yezdân eyleyüp kaplanların yanına varup derilerin yüzerken üç Türk âdemi gelüp anlar dahi bizlere yardım edüp fi'l-helâl yüzüp dahi [[(---) (---)]] gelüp (...) imdâd edüp fî'l-hâl dahi (---)(---) dahi gelüp (...) imdâd edüp fî'l-hâl iki kaplan derisi sâhibi olup ve azîm seyr [ü] temâşâ edüp vâlih [ü] hayrân olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137b ·
metinde göster ·
… (---)(---)]] gelüp (...) imdâd edüp fî'l-hâl dahi (---)(---) dahi gelüp (...)
imdâd edüp
fî'l-hâl iki kaplan derisi sâhibi olup ve azîm seyr [ü] temâşâ edüp vâlih [ü] h …
Hakîr bu hâli görüp şükr-i Yezdân eyleyüp kaplanların yanına varup derilerin yüzerken üç Türk âdemi gelüp anlar dahi bizlere yardım edüp fi'l-helâl yüzüp dahi [[(---) (---)]] gelüp (...) imdâd edüp fî'l-hâl dahi (---)(---) dahi gelüp (...) imdâd edüp fî'l-hâl iki kaplan derisi sâhibi olup ve azîm seyr [ü] temâşâ edüp vâlih [ü] hayrân olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137b ·
metinde göster ·
… ve Beyrût ve bu Şâm-ı Tarabulus'u kabza-i teshîre alup bu Dürûzî kavmi küffâra
imdâd edüp
kırk elli bin müsellah ve mükemmel küheylân atlı asker verüp Kudüs-i şerîfi alu …
Ammâ Yahûdî'den eşeddirler. Bir kaç kerre küffâr-ı hâksâr bin pâre gemilerle gelüp Akke Sayda ve Beyrût ve bu Şâm-ı Tarabulus'u kabza-i teshîre alup bu Dürûzî kavmi küffâra imdâd edüp kırk elli bin müsellah ve mükemmel küheylân atlı asker verüp Kudüs-i şerîfi alup yetmiş sene mutasarrıf oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y184b ·
metinde göster ·
… -i Yahyâ cesedi ki Sencuvan ta‘bîr ederler ol cesed-i şerîf Malta'da olduğiyçün
imdâd edüp
rağbet ederler. Ve sancağ u bayraklarında Hazret-i Yahyâ'nın bir kolun tasvîr ⟦ …
Ve cümle yedi kralın ve yedi banın ve kırk herseğin ve bir pirinc-pirimin ve bir çarna'nın ve'l-hâsıl cümle millet-i Mesîhiyyenin bu Malta'ya i‘tibârları Hazret-i Yahyâ cesedi ki Sencuvan ta‘bîr ederler ol cesed-i şerîf Malta'da olduğiyçün imdâd edüp rağbet ederler. Ve sancağ u bayraklarında Hazret-i Yahyâ'nın bir kolun tasvîr Y 205b edüp taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y205a–Y205b ·
metinde göster ·
… i kübrâ Kudüs ve Antakiye kralı Hırkîl'in idi. Bu Rûm küffârına rağmen Mukavkıs
imdâd edüp
Mısır'ı Hazret-i Amr'a verdi. Mâriye nâm câriyeyi Hazret'e bunlar Y 298a verd …
Hazret-i Amr ibnü'l-Âs Mısır'ı feth etdükde bu Mukavkıs asâkir-i İslâma çok zahâyir ve imdâd etmişdi. Zîrâ yine Mısır'da boybeği mesâbesinde hâkim idi. Ammâ hükûmet-i kübrâ Kudüs ve Antakiye kralı Hırkîl'in idi. Bu Rûm küffârına rağmen Mukavkıs imdâd edüp Mısır'ı Hazret-i Amr'a verdi. Mâriye nâm câriyeyi Hazret'e bunlar Y 298a verdi. Bu Mâriye ümmü'l-mü’minîn Sitti Zeyneb binti Cahş ile bir beytde sâkin idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y297b–Y298a ·
metinde göster ·
Bu hâl üzre Tumanbay ve Kertbay ve (---) Bay yetmiş seksen kerre aşağı şehre
imdâd edüp
savaş olurdu. Ve her hânedânların demir kapuların sedd edüp dam [u] bâmları üzr …
Bu hâl üzre Tumanbay ve Kertbay ve (---) Bay yetmiş seksen kerre aşağı şehre imdâd edüp savaş olurdu. Ve her hânedânların demir kapuların sedd edüp dam [u] bâmları üzre ve şâhnişînleri ve revzenlerinden tâ’ife-i nisvânlar guzât-ı müslimîn üzre taş ve top ve ıssı su ve kül ve necâset atarlardı. Âhir-i kâr Selîm Hân Mısır havâtînlerine ulûfe ta‘yîn edüp aşağı şehir feth oldu. Hâlâ Mısır'da cevârî ulûfesi Selîm Hân'dan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52b ·
metinde göster ·
… yüz deve verirler. Ve bin deve dahi kendü mâlıyla alup kifâyet etmeyüp dostları
imdâd edüp
beş yüz deve dahi hâsıl eder. Cümle iki bin deveye mâlikdir, zîrâ cümle Mısır h …
Hakîkatü'l-hâl Mısır emîrü'l-haccı azîm dârâta mâlikdir. Hattâ kethudâsı Mısır sultânı gibi mücevvezesi üzre bir otağa sorguc sokar, zîrâ vekîl-i sultândır. Ve mîrîden iki yüz deve verirler. Ve bin deve dahi kendü mâlıyla alup kifâyet etmeyüp dostları imdâd edüp beş yüz deve dahi hâsıl eder. Cümle iki bin deveye mâlikdir, zîrâ cümle Mısır huccâcı kendüye muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y200a ·
metinde göster ·
… ve kuvvetli develer getirüp ordu-yı huccâcı ganîmet edeler ve menzilden menzile
imdâd edüp
yol göstereler, anın tahtında surre Y 204b ve atıyyeleri verilir.
Ve ol meşâyihân ibtidâ Mısır'dan Süveys'e varınca âl-i Benî Sakar ve âl-i Benî Âyid ve Akabe câniblerinde âl-i Benî Sâlih, andan Hazret-i Şu‘ayb'ın Medyen şehrine varınca âl-i Benî Şâhin, andan Yenbû‘ü'l-berr'e varınca âl-i Benî Zeyd, ve dahi niçe kabâ’il-i Urbân surreleri vardır. Her sene emîrü'l-hac eliyle bu meşâyihlere ihsân olunur. Ammâ ol şart ile kim her konakda huccâc-ı müslimîn yollarında me’kûlât [u] meşrûbâtlar ve kuvvetli develer getirüp ordu-yı huccâcı ganîmet edeler ve menzilden menzile imdâd edüp yol göstereler, anın tahtında surre Y 204b ve atıyyeleri verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y204a–Y204b ·
metinde göster ·
… suhre sefer ederler. Ammâ me’kûlât [u] meşrûbâtlarına ve hayme vü hargâhlarına
imdâd edüp
mâl-ı pâdişâhîden kırk kîse masrûf ederler.
Evvelâ Mısır'dan Çerâkese beğlerinden bir beğ hil‘at geyüp Ezlem seferine me’mûr olup Mısır'ın yedi bölükden üçer yüz âdem pür-silâh güzîde asker yazarlar. Ammâ bunların terakkîleri yokdur, suhre sefer ederler. Ammâ me’kûlât [u] meşrûbâtlarına ve hayme vü hargâhlarına imdâd edüp mâl-ı pâdişâhîden kırk kîse masrûf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y205b ·
metinde göster ·
… eğer ednâ ve eğer ağniyâ ve fukarâ kaçan evlâdların sünnet etseler birbirlerine
imdâd edüp
evlâdların sekizer kat mehterhâne ile on, on beş yigirmi ma‘sûm-ı pâkları pâk [ …
Bu âyîn-i Mısır cümlesinden latîfdir kim sünnet-i Resûlullâh'a ittibâ‘an eğer a‘lâ ve eğer ednâ ve eğer ağniyâ ve fukarâ kaçan evlâdların sünnet etseler birbirlerine imdâd edüp evlâdların sekizer kat mehterhâne ile on, on beş yigirmi ma‘sûm-ı pâkları pâk [u] pâkîze edüp Q 250aP 247a cümlesin zer ü zîvere gark edüp küheylân atlar üzre süvâr edüp cümle başlarında şâhâne sorguclar ve önü sıra pür-silâh murassa‘ u mücevher eğerli ve altun kalkanlı yedekler çekilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245a ·
metinde göster ·
Biz cümlemiz bir kumluk ardında pinhân olup yine birer birer imdâd edüp ibâdullâhın esbâbların taşırdık. Ba‘dehu küffâr gemisinden kumbaralar atup der-kenâr olan gemiyi ihrâk etmeğe kasd etdiler, ammâ olmadı. Ba‘dehu çöl tarafından yedi sekiz yüz Urbân-ı uryân karaya düşen gemiyi nehb [ü] gâret etmeğe at boynuna düşüp geldiler, gördüler kim hakîr ile bu kadar paşalı ve gayrı yolcular var, âhir anlar dahi sûret-i Hak'dan görünüp hizmet edüp gemiden taşra hayli metâ‘ çıkarup kenâr-ı bahre dağlar gibi yığdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b ·
metinde göster ·